Etiket: Erkan Baş

  • TİP, CHP İl Başkanlığı’na Gidiyor: ‘Hep Birlikte Kazanacağız’

    TİP, CHP İl Başkanlığı’na Gidiyor: ‘Hep Birlikte Kazanacağız’


    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda kayyım kararına karşı başlayan protesto eyleminde destek vermek için heyetiyle birlikte bölgeye gidiyor. Baş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Darbelere karşı hep birlikte direneceğiz” dedi.



    A+
    Yazı Boyutunu Büyüt


    A
    Yazı Boyutunu Küçült

    CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın polis ablukasına alınmasının ardından, Türkiye İşçi Partisi (TİP) dayanışma için harekete geçti. CHP İstanbul Gençlik Kolları’nın çağrısıyla başlayan toplanma sürecinin ardından il binası çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınmış, yollar polis barikatlarıyla kapatılmıştı. Duruma tepki gösteren CHP’li milletvekilleri ile emniyet güçleri arasında zaman zaman gerginlik yaşanıyor.

    TİP’ten yapılan resmi açıklamada “Genel Başkanımız Erkan Baş, Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, İstanbul İl Başkanımız Cengiz Yeter ve Parti Meclisi üyelerimizden oluşan heyetimiz CHP İstanbul İl Başkanlığı’na doğru hareket etmiştir. Biz yılmayacağız, onlar yenilecek. Dayanışmayla mutlaka kazanacağız” denildi.

    ‘HEP BERABER KAZANACAĞIZ’

    Söz konusu açıklamayı X hesabından alıntılayan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, şu ifadeleri kullandı:”Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı olarak dayanışma sorumluluğuyla; İstanbul Milletvekili olarak görev bilinciyle; ama en önemlisi ülkemizin darbe zihniyetiyle yönetilmesine karşı direnmek üzere bir yurttaş kimliğimle ben de heyetimizle birlikte CHP İstanbul İl Başkanlığı binasına geçiyorum. Darbelere, kayyumlara, Saray’ın sopası haline dönüştürülmüş hukuksuz yargıya karşı her zaman dayanışacağız. Hep birlikte direnip beraber kazanacağız.”

    Kaynak: Haber Merkezi


    Etiketler

    Erkan Baş


    Türkiye İşçi Partisi – TİP


    Kayyım

    Ali Koç Sonunda Sessizliğini Bozdu! Meğer Mourinho'yu Bu Yüzden Kovmuş...
    Meğer Mourinho’yu Bu Yüzden Kovmuş

    Özgür Özel’den İstanbul Çağrısı: 'Son Uyarımdır, Bu Hatadan Dönün!'
    ‘Son Uyarımdır, Bu Hatadan Dönün!’

    İstanbul'da 'kayyım' alarmı! CHP İl Binası Ablukada
    İstanbul’da ‘kayyım’ alarmı! CHP İl Binası Ablukada

    Ali Koç'tan İsmail Kartal'a Yeşil Işık! İlk Kez Açıkladı...
    Ali Koç’tan İsmail Kartal’a Yeşil Işık

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Üç Vekil Hakkındaki Dokunulmazlık Dosyaları Meclis’te

    Üç Vekil Hakkındaki Dokunulmazlık Dosyaları Meclis’te


    CHP milletvekilleri Utku Çakırözer ve Cemal Enginyurt ile TİP Genel Başkanı Erkan Baş hakkında hazırlanan dokunulmazlık dosyaları TBMM’ye sunuldu.


    Üç milletvekili hakkında hazırlanan dokunulmazlık dosyaları TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyona gönderildi.

    CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş hakkında hazırlanan Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden oluşan Karma Komisyona gönderildi.

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Utku Çakırözer


    CHP


    Dokunulmazlık


    Erkan Baş


    Cemal Enginyurt

    Ahmet Türk'ten Fesih Kararı Sonrası İlk Açıklama
    Ahmet Türk’ten Fesih Kararı Sonrası İlk Açıklama

    Her Gün Bir Bardak Kefir İçmenin Vücuda 5 Önemli Etkisi
    Her Gün Bir Bardak Kefir İçmenin Vücuda 5 Önemli Etkisi

    Ehliyet Yenileme İçin Son Tarih Ne Zaman? Ehliyet Yenilemede Gerekli Belgeler Neler
    Ehliyet Yenileme İçin Son Tarih Ne Zaman? Ehliyet Yenilemede Gerekli Belgeler Neler

    Fahrettin Altun’dan Fesih Kararı Sonrası Kritik Mesaj: 'Kardeşlik İklimini Büyüten Bir Türkiye Var'
    Fahrettin Altun’dan Fesih Kararı Sonrası Kritik Mesaj

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP Lideri Erkan Baş Muğla’da Konuştu: ‘Toplumu Çürüterek Yönetmeye Çalışan Bir İktidar Var’

    TİP Lideri Erkan Baş Muğla’da Konuştu: ‘Toplumu Çürüterek Yönetmeye Çalışan Bir İktidar Var’


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Muğla il örgütünün düzenlediği, TİP PM Üyesi Gazeteci İrfan Değirmenci ve Muğla İl Yönetim Kurulu Üyesi Neşe Tuncer’in konuşmacı olduğu halk buluşmasına katıldı. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’ndeki programa, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, siyasi parti ve STK temsilcileri katıldı. Programda TİP tarafından hazırlanan ‘Halk İçin Ekonomi Paketi’ tartışıldı.

    Programda konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş şunları söyledi:

    “100 yıl, 200 yıl, 300 yıl önceye gittiğimiz zaman toplumların cehaletle, cahil bırakılarak, bilgisizleştirilerek yönetildiği toplumlardan söz ediyoruz. Peki, bugün toplum nasıl yönetiliyor? İnternet çağı, ne derseniz deyin, insanların bilgiye ulaşımına engel olunamıyor ama galiba yalan bombardımanıyla toplumu yönetiyorlar. Bugün örnek olsun diye söylüyorum, asgari ücret tartışmaları yapılıyor. Asgari ücretli arkadaşlarla konuşuyoruz, ‘Ya asgari ücret çok artarsa, enflasyon artar. Enflasyon artarsa memleketin ekonomisi kötüye gider. O zaman biz alışveriş yapamayız, yine zor durumda kalırız. Asgari ücret artmasa da olur, emekli maaşı artmasa da olur’ deniliyor. Bu o kadar hızlı bir şekilde yayılan bir yalan ki, ‘Asgari ücret aşırı arttı, o yüzden ertesi gün enflasyon patladı’ bununla ilgili bir tane örnek yok. Ama sokağa çıkın, o sözde iktidar yandaşları her tarafa bunu anlattıkları için neredeyse memleketteki ekonomik yıkımın sorumlusu asgari ücretli ve emekli. Asgari ücret artmasa, emekli maaşı almasa memlekette ekonomik sorun olmayacakmış gibi bir hava veriliyor.

    ‘YENİDEN DOĞUM’ VURGUSU

    Bu iktidarın toplumu çürüterek yönettiğini akıldan çıkartmayalım. İktidarın kendisinin kötü olması bir yere kadar önemli bizim için. Daha önemlisi, bütün bir toplumu kendisi gibi yapmaya çalışıyor. Toplumu, ezcümle söylüyorum, çürüterek yönetmeye çalışan bir iktidar var. Bizim bu çürümeye karşı toplumda dirilişi, yeniden doğumu simgelememiz gerekiyor. Bu ülkenin yurttaşları olarak bizim bunu yapmamız gerekiyor.

    TİP Lideri Erkan Baş Muğla’da Konuştu: 'Toplumu Çürüterek Yönetmeye Çalışan Bir İktidar Var' - Resim : 2

    ‘KÜÇÜCÜK BİR PARÇASINI BİZE VERİYORLAR’

    Gayri safi yurtiçi hasıla, yani 2025 için planlanan milli gelir, 60 trilyon Türk lirası. Bu şu demek, yani bu memlekette üretenler, emekçiler, alın teri dökenler 60 trilyon liralık değer yaratacaklar önümüzdeki süreçte. Şimdi, eğer biz bunu eşit paylaştırırsak, kişi başına aylık 60 bin lira para gelir. Türkiye’de hane 3,5 kişi olarak hesaplanıyor. Yani bir eve aylık 205 bin lira para girmesi lazım bu hesaba göre. Peki asgari ücret ne olacak? Asgari ücret, 4 kişilik bir ailenin geçinmesi için verilen para, kağıt üzerinde böyle. Toplam üretilen şeyi biz üretiyoruz; bunun küçücük bir parçasını bize veriyorlar, kocaman parçasını kim alıyor? En zenginler alıyor.

    ‘HALK İÇİN EKONOMİ PAKETİ’ DEĞİŞİM ÇAĞRISIDIR’

    Halk için ekonomi paketi, bunu değiştirme çağrısıdır. Amacımız neydi biliyor musunuz? Amacımız, niyet edilse ne kadar kolay olduğunu gösterebilmekti. ‘Ben gerçekten bu memlekette yoksullar, emekçiler açısından ekonomik sorunları çözmek istiyorum’ dendiğinde yapılabilecek çok basit şeyleri gösterelim”

    Ekonomi paketinin kısaca detaylarından bahseden TİP PM Üyesi Gazeteci İrfan Değirmenci ise şöyle konuştu:

    “Geçmişte yapılan tüm kamu arazi satışlarını yeniden inceleyecek, kamu zararına uğratılan yerlerde satışlar iptal edilecek ya da ek bedeller alacağız. Geçmişe dönük inceleme yapacak, kamunun zarara uğratıldığı tespit edilen ihalelerdeki farkları tahsil edeceğiz. İktidarın paralel hazinesi gibi çalışan ve denetlenemeyen, başta varlık fonu, savunma sanayi destekleme fonu gibi bütçe dışına kaçırılan fonları lav edecek ve tüm varlıkları kamunun kontrolüne alacağız. Tek adamın ve yandaşlarının lüks ve şatafatına harcanan kamu kaynaklarını, başta saraya ait uçakları, arabaları, yatları satarak halk yararına kullanılmak üzere bütçeye katacağız.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erkan Baş’tan Özgür Özel’e Sert Tepki: ‘Halkımıza Şikayet Ediyoruz’

    Erkan Baş’tan Özgür Özel’e Sert Tepki: ‘Halkımıza Şikayet Ediyoruz’


    CHP’li milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ayakta karşılamasına ilişkin polemik sürüyor. Özgür Özel, CHP’yi eleştiren TİP’e yönelik “Partinizin oyu yüzde 1,5, Meclis’teki konuşmalarınızı size biz devrettik” ifadelerini kullanmıştı. Özel’in açıklamalarına yanıt veren Erkan Baş, “Bir muhalefet partisini ‘Sen fazla kararlısın, sen eğilmiyorsun.’ diye eleştirmesi şaşkınlık verici. Halkımıza şikayet ediyoruz” dedi.


    TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil’in, TBMM’nin yeni yasama yılında CHP’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için ayağa kalkmasını eleştirmesinin ardından Özgür Özel, “Bir tanesi çıkmış biz kimsenin karşısında ayağa kalkmayız… Ya partinin oyu yüzde 1.5 ve bizden giden tepki oylarıyla alıyorsun. Meclis’teki her konuşmanı biz devrettik geçmişte sana, ben devrettim” açıklamasını yapmıştı.

    Özel’e TİP İstanbul İl Sözcüsü Melis Akyürek ve İrfan Değirmenci’nin ardından TİP Genel Başkanı Erkan Baş’tan tepki geldi. “Biz zamanında helalleşmeye de yoktuk, bugün bir normalleşmeyle de yokuz. Biz muhalefete muhalefet etmeme anlayışının temsilcilerinden bir tanesiyiz” diyen Baş, parti olarak bu oturuma katılmama kararı aldıklarını belirtti. Baş, şöyle devam etti:

    ‘GERÇEKTEN ŞAŞKINLIKLA İZLEDİM’

    “CHP yönetimi bu tavrının gerekçelerini paylaşmak yerine, kendisini eleştiren yurttaşlara yanıt yetiştirme telaşına girmiş gibi gözüküyor. Özgür Özel’in katıldığı bir televizyon programında TİP’i hedef alarak söylediği sözleri gerçekten şaşkınlıkla izledim. Herhangi bir partinin aldığı oyu küçümsemek siyasetten çok ayıptır.

    Özgür Özel gibi deneyimli bir siyasetçinin ‘Onlara sözü ben verdim.’ diye tekrar tekrar ifade etmesi anlaşılabilir bir durum değil; zaten bu gerçek de değil. Bu iktidara karşı toplumsal direnci zayıflatan bir yaklaşım içerisinde. Keşke Özgür Özel TİP’i, AKP’ye karşı eksik muhalefet yaptığı için eleştirseydi.

    ‘HALKIMIZA ŞİKAYET EDİYORUZ’

    Bir muhalefet partisinin, başka bir muhalefet partisini ‘Sen fazla kararlısın, sen eğilmiyorsun.’ diye eleştirmesi, tek kelimeyle şaşkınlık verici bir durum. Bu tavrı hiç doğru bulmuyorum. Enerjimizi iktidara karşı mücadeleye karşı harcayalım. İktidarla normalleşirken muhalefetin kendisine benzemeyen unsurlarını kötü bir dile muhatap edenleri halkımıza şikayet ediyoruz.”


    Etiketler

    Erkan Baş


    Özgür Özel

    Bakan Tekin, Bosna Hersek’te: Aliya İzetbegoviç'in Kabrini Ziyaret Etti
    Bakan Tekin, Bosna Hersek’te: Aliya İzetbegoviç’in Kabrini Ziyaret Etti

    NOW TV'de Beklenmedik Karar! Kızıl Goncalar'ı Yerinden Edebilir
    NOW TV’de Beklenmedik Karar! Kızıl Goncalar’ı Yerinden Edebilir

    ATV'den Show TV'deki Bahar'a Final Yaptıracak Dizi! Yarın Set Başlıyor
    ATV’den Show TV’deki Bahar’a Final Yaptıracak Dizi! Yarın Set Başlıyor

    Özgür Özel'den Saadet Partisi'ne Taziye Ziyareti
    Özgür Özel’den Saadet Partisi’ne Taziye Ziyareti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP Genel Başkanı Erkan Baş’tan, TBMM’ye ‘Can Atalay’ Çağrısı

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş’tan, TBMM’ye ‘Can Atalay’ Çağrısı


    Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili şubat ayında verdiği “yok hükmündedir” kararının gerekçesini altı ay sonra açıkladı.

    Resmi Gazete’nin 1 Ağustos 2024 tarihli sayısında yayımlanan kararda “Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı okunarak Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğu” belirtildi.

    Kararın ardından ise gözler geçtiğimiz hafta tatile giren Türkiye Büyük Millet Meclis’ine çevrildi.

    ‘SORUMLULUK TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ’UN OMUZLARINDADIR’

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Atalay kararıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Sosyal medya hesabından paylaşım yapan TİP Genel Başkanı Baş ilk olarak Can Atalay ile Silivri’de görüştüğünü daha sonra da TBMM’de siyasi partilerin genel başkanlarıyla görüşme gerçekleştirdiğini duyurdu.

    Can Atalay hakkında AYM kararına atıfta bulunan Baş, “Can Atalay milletvekilidir. Hakkında kesinleşmiş bir hüküm yoktur. TBMM’de gerçekleştirilen işlem hukuken yok hükmündedir” diyerek, TBMM Başkanlığı’na Atalay için çağrıda bulundu.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın açıklamaları şu şekilde:

    “Atalay’ın özlük hakları iade edilmeli, tahliye olup yemin etmesi ve görevine başlaması sağlanmalıdır. Bu adımların atılmasının sorumluluğu TBMM Başkanı olarak Numan Kurtulmuş’un omuzlarındadır.

    Aksi takdirde ortak çağrımıza destek olan tüm siyasi partilerle birlikte ortak bir tutumla TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırmak için gerekli adımları atacağız.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erkan Baş: Artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar vergi olarak geri dönüyor

    Erkan Baş: Artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar vergi olarak geri dönüyor


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis’te düzenlediği haftalık basın toplantısında, iktidarın Orta Vadeli Program kapsamındaki vergi reformu hazırlığına sert tepki göstererek, “22 yılın sonunda bu ekonomik krizden, yıkımdan bizi çıkartmak için buldukları çare ne? Vatandaşın kursağındaki son lokmayı alacak yeni vergi düzenlemesi!” şeklinde konuştu.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği haftalık basın toplantısında ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Baş, AKP iktidarının yeni vergi düzenlemesi planını sert sözlerle eleştirerek, “Artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar bize vergi olarak geri dönüyor” ifadelerini kullandı.

    Asgari ücrete temmuz ayında ara zam yapılmama kararını da değerlendiren Baş, “Artık asgari ücrete zam asgari bir yaşam talebi haline gelmiştir. Asgari ücretlinin, alın teriyle yaşayan emekçinin, emeklinin bu koşullarda yaşamına devam ettirmesinin başka bir yolu yoktur” dedi.

    “VATANDAŞA KÜFREDİYORLAR, VATANDAŞA HAKARET EDİYORLAR, VATANDAŞIN AKLIYLA DALGA GEÇİYORLAR”

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın açıklamaları şu şekilde:

    “Yılın yarısını geride bıraktık ve asgari ücretli, emekli, emekçi milyonlarca ücretli çalışanın nefes almakta bile zorlandığı günlerden geçiyoruz. Birkaç saat önce mecliste AKP’nin grup toplantısı vardı ve kelimenin tam anlamıyla Saray’ın harikalar diyarında yaşadığını izledik. Masal anlatmaya, anlattıkları masallarla yurttaşlarımızı uyutmak için çaba harcamaya devam ediyorlar. Fakat gerçekler arada sızıyor. Toplantının başlamasından önce kendisine mikrofon uzatılan Çalışma Bakanı göstergelerin iyi gittiğini, olumlu olduğunu söylemiş ve bu nedenle de temmuzda milyonlarca çalışanın beklediği asgari ücrete ara zammın yapılmayacağını ifade etmiş. Gerçekten ‘Bu beyefendi hangi verilere bakıyor, hangi ülkede yaşıyor’ diye sormak zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü açık söyleyeceğim, ‘yalancı’ demeye bile dilim varmıyor, çünkü yalanın bile en azından bir inandırıcılık iddiası olur. Şu ülkede yaşayan herhangi bir insanın bu söylenenleri ciddiye almasına, herhangi bir ekonomik verinin olumlu gittiğine ilişkin bir sözün üzerine değerlendirme yapmasına imkan olmadığı kanaatindeyim. O yüzden, yalan söylemiyorlar, vatandaşa küfrediyorlar, vatandaşa hakaret ediyorlar, vatandaşın aklıyla dalga geçiyorlar diye düşünmek lazım. Çünkü sokağa çıktığımızda gördüğümüz tek bir gerçek var: Sokaktaki her yurttaşımız mevcut ekonomik gidişattan rahatsızlığını dile getiriyor. Yoksullaşmanın, fatura ödeyememenin, pazara alışverişe çıkamamanın acısını yaşıyor; ama iktidarın gündeminde bunların hiçbir yeri olmadığını görüyoruz.

    VERGİ REFORMUNUN SIZMASINA TEPKİ: ‘KAMOYUNU HAZIRLAMAK’

    Günlerdir bir kanun hazırlığının sızdığı konuşuluyor. Vergilerde düzenleme yapılacak, kimileri ‘vergi reformu’ olarak adlandırıyor bunu. Ben buradan, bugün, yurttaşlarımızla bu vergi tartışmalarına dair bir sohbet yapmak istiyorum. Yurttaşı doğrudan ilgilendiren vergilerle ilgili bir düzenleme yapılacak. Biz bunu nasıl öğreniyoruz? Bir sızmayla öğreniyoruz. Böyle mi olmalı? Yani eğer gerçekten vatandaşın hayrına bir şey yapmak istiyorsanız, bu ülkedeki yurttaşların hayrına bir şey yapmak istiyorsanız ne yaparsınız? Bir kere konunun muhataplarını davet edersiniz. Onlarla açık seçik, aklınızdan geçenleri, düşündüklerinizi, değerlendirmenizi konuşursunuz, tartışırsınız. Ondan sonra, bunu nasıl en iyi biçimde bir kanun teklifi haline getireceğinizi konuşursunuz. Ama ne yapıyor iktidar? Teklifi sızdırıyor. Bu bir açıdan bakarsak kamuoyunu hazırlamak olarak değerlendirilebilir, kamuoyuyla pazarlık yapmak olarak değerlendirilebilir. Ama nihayetinde akla aykırıdır, bilime aykırıdır, kanun yapma tekniğine aykırıdır. Yurttaş çıkarına bir yaklaşımın tam karşısındadır. Çünkü bir tartışmayı, müzakereyi, konuşmayı, geliştirmeyi, doğru olanı bulmayı değil, akıllarından geçeni en kolay biçimde nasıl hayata geçireceklerini düşündüklerini görüyoruz. Dolayısıyla bir kere usul açısından yurttaşlarımız şunu düşünmeli, yahu bu adamlar doğru düzgün bir şey yapacak olsalar bunu benimle konuşmazlar mı? Benimle tartışmazlar mı? Benimle değerlendirmezler mi? Ama ne yapıyorlar? Sızdırıyorlar.

    “KRİZDEN ÇIKMAK İÇİN BULDUKLARI ÇARE, VATANDAŞIN KURSAĞINDAKİ SON LOKMAYI ALMAK”

    22 yıldır ülkeyi yönetiyorlar, 22 yıldır vergi reformu tartışmaları yapıyoruz ve 22 yılın sonunda bu ekonomik krizden, yıkımdan bizi çıkartmak için bula bula buldukları çare ne? Vatandaşın kursağındaki son lokmayı alacak yeni vergi düzenlemesi. Altını çiziyorum. 22 yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz, 22 yıl sonra da bulup bulabileceğiniz tek şey daha fazla vergi. Bu ülkeyi nasıl batırdığınızın bundan daha büyük bir itirafı olabilir mi? O yüzden ben zaten bu tartışmanın kendisinin AKP’nin ülkeyi batırdığının itirafı olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani ülkede bir ekonomik kriz var. Siz bunu üretimle yeni alanlar açarak, yaratarak çözmeyeceksiniz, ne yapacaksınız? Zaten hazinenin çok büyük bir bölümünü ondan toparladığınız milyonlarca yoksuldan biraz daha fazla vergiyi nasıl alabilirim, onun son kuruşuna nasıl el koyabilirim diye düşüneceksiniz.

    “VERDİĞİ VERGİLERİN KENDİSİNE HİZMET OLARAK DÖNDÜĞÜNE İNANAN YURTTAŞIMIZ VAR MI?”

    Şimdi buradan bütün yurttaşlarımıza seslenmek istiyorum: Biz her zaman gerçekleri söyledik, gerçekler devrimcidir, buna inanıyoruz. O yüzden tarihimiz boyunca dayanışmayı, birlikte üretmeyi, birlikte paylaşmayı savunduk, üretenlerin yönetmesi gerektiğini savunduk. Tek cümleyle ifade etmek gerekirse, Türkiye İşçi Partisi’nin amacı sadece Türkiye’yi değil dünyayı üretenlerin yönetmesidir. Devleti de tam böyle bir yerde anlamlandırıyoruz. Kimilerinin ‘Devlet olmazsa insanlar birbirlerini yerler, güçlü güçsüzü ezer, parası olan, silahı olan, emrinde insan olan tahakküm kurar; dolayısıyla devlet olmalı ki işler yürümeli, adalet sağlanmalı, kamu hizmetleri görülmeli’ gibi bir anlayışla devleti kutsayan o anlayışıyla hiç yan yana gelmedik. Bunun bir sonucu olarak vergi tartışmasını yapmak istiyoruz. Ne deniyor? Devlet vergi toplar, topladığı vergi de halka hizmet eder. Buradan sesimin ulaştığı bütün yurttaşlarımıza sormak istiyorum. Gerçekten böyle mi? Örneğin gerçekten emeğinin karşılığını aldığını düşünen bir yurttaşımız var mı? Gerçekten verdiği vergilerin kendisine hizmet olarak döndüğüne inanan bir yurttaşımız var mı? Ya da bu iktidarın adil, evrensel hukuk kurallarına göre yönettiğine inanan tek bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı var mı?

    “ARTIK VERGİLER BİZE YOL OLARAK GERİ DÖNMÜYOR, YOLLAR BİZE VERGİ OLARAK GERİ DÖNÜYOR”

    20 yıl, 25 yıl geriye gittiğimizde şöyle söylenirdi, ‘Devlete vergi ödeyeceksiniz, devlete ödediğiniz vergiler yol, su, elektrik olarak size geri dönecek’. Şimdi ne oluyor? Yol yapılıyor, o yoldan geçmek için üstüne para ödüyoruz, üstüne o yolun müteahhitlerini zengin ederek yürüyoruz. Sabah uyanıyorsunuz, elinizi yüzünüzü yıkamak için çeşmeyi açıyorsunuz. Akan suya en az 4-5 kalem vergi ödüyorsunuz. Elektrik dağıtım şirketlerini zengin edecek paralar ödüyorsunuz. Geldiğimiz nokta bu. Yani artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar bize vergi olarak geri dönüyor. Vergi su olarak bize geri dönmüyor, suya ayrıca vergi ödemek zorunda kalıyoruz. Şirketleri zengin ediyoruz.

    “TÜRKİYE’DE BİR TARAFTA BU İKTİDARIN YANDAŞLARI VE ZENGİNLER VAR, ÖBÜR TARAFTA HEP BERABER BİZ VARIZ”

    Bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Devlet dediğiniz şey en asgari düzeyde güvenliktir değil mi? En asgari düzeyde eğitim hakkıdır, sağlık hakkıdır değil mi? Memlekete bakın ya, özel güvenlik şirketleri, özel okullar, özel hastaneler… Bunların normal kabul edilmesini içimize sindiremiyoruz, hiçbir insanın içine sindirmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Normal bir ülkede bunlar olmaz, olması gereken bu değildir. Ama bakıyorsunuz güvenlik devredilmiş, eğitim şirketlere kar etsin diye devredilmiş, sağlık alanı parası olana hizmet veren bir alan haline getirilmiş. E devlet nerede var? Devlet Ankara’nın göbeğinde tetikçiler siyasi bir cinayet işleyince bunun üzerini örtmek için ortaya çıkıyor. Bakıyorsunuz, memlekette suç işleyen mafya liderlerinin İçişleri Bakanı’yla boy boy fotoğraflarını görüyorsunuz, kamu kurumları sözde tasarruf edecekken son sürat lüks inşaatlar devam ediyor, Monako’da ıstakoz yiyen milletvekilleri çıkıyor; ama halka ‘Siz aza tamah edin, dişinizi sıkın’ deneyeceği zaman devlet ortaya çıkıyor. O yüzden değerli arkadaşlar bu gerçek sömürüyü gizlemek, örtbas etmek, gerçeklerin ortaya çıkmasına mani olmak için görev üstlenen devlet anlayışına, bu düzene itirazımız var. O yüzden biz bu anlayışa topyekûn karşı çıkıyoruz. Biz iktidara baktığımızda para için her şeyi yapacak insanlar görüyoruz, attıkları her adımda zengini daha zengin yapmak için çalışan bir iktidar görüyoruz, emekçiyi, yoksulu daha da yoksullaştıran bir iktidar görüyoruz. O yüzden Türkiye’deki bütün ayrımları bir tarafa bırakma çağrısı yapıyoruz. Türkiye’de bir tarafta bu iktidarın yandaşları ve zenginler var, öbür tarafta hep beraber biz varız. Tablo bu kadar açık, bu kadar net!

    “VATANDAŞI ZATEN TOPRAĞA GÖMMÜŞSÜNÜZ, ÜSTÜNE VERGİ!”

    Aylardır şunu söylüyoruz. Diyoruz ki, ‘Ocak ayında siz bu asgari ücreti belirlediğinizde, daha 1 Şubat’ta ilk maaşları aldığımızda bunun açlık sınırının altında kalacağı belliydi’. Ve her geçen gün hayatı zorlaşan milyonlarca asgari ücretli için bir çağrı yapıyoruz, yaşamak için zorunda olduğumuz bir çağrı. ‘Asgari ücrete temmuzda ara zam yapılması bir zorunluluktur’ diyoruz, ‘10 bin lira emekli maaşı olmaz’ diyoruz, ‘Memurlar yoksulluk sınırının altında ücretlere mahkum ediliyorlar, bu kabul edilemez’ diyoruz! Ama biz vatandaşın ihtiyacını anlatmaya çalışırken, biz vatandaşın nefes alıp vermesini sağlayacak bir ücret talebinde bulunurken, bunu yapmayan beyefendiler yetmiyor bir de vergi bindirmek için kırık takla atıyor. Vatandaşı zaten toprağa gömmüşsünüz, üstüne vergi!

    “VATANDAŞIN KEMERİNDE DELİK KALMAMIŞ, İKTİDAR ‘KEMER SIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ’ DİYOR”

    Niye bu meseleyi bu kadar taktık? Niye isyan ediyoruz? Çünkü diyoruz ki, Bir ülkede verginin kimden toplandığı, nasıl toplandığı ve nasıl harcandığı o ülkedeki iktidarın sınıfsal yapısını gösteren en net politik veridir. ‘Bir ülkede nasıl bir iktidar var’ sorusunun yanıtını o ülkede nasıl vergi toplandığından, kimlerden toplandığından, kimlerden alınmadığından ve nasıl harcandığından kolayca anlayabilirsiniz. O yüzden basit bir denklem söylüyorum, AKP zenginlerin partisidir, AKP patronların partisidir ve yaptıkları her düzenleme bir avuç patron, bir avuç patron zihni ya da patronlara bağlı iktidar mensubunu yaşatabilmek için atılan adımlardır. Halkımız da buna rıza göstersin diye uğraşıyorlar. Vatandaşın kemerinde delik kalmamış, iktidarın söylediği tek bir şey var, ‘Kemer sıkmaya devam edeceğiz’. Yani beyefendiler aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyecekler; patlayıncaya kadar, çatlayıncaya kadar eğlenecekler, keyif sürecekler; sokaktaki yoksul, emekçi vatandaş kemer sıkmak zorunda olacak. Oh, ne ala memleket! O yüzden ısrarla, altını çize çize, üstüne basa basa söylüyorum: Bizim, bu ülkenin yüzde 99’unun tek bir mecburiyeti var, bu iktidardan kurtulmak zorundayız. Bizim tek bir zorunluluğumuz, tek bir mecburiyetimiz bu iktidardan kurtulma mecburiyetidir. ‘Ülkeyi şirket gibi yönetirim’ lafını hiç aklımızdan çıkartmayacağız, ‘Ben ekonomistim’ diye sağda solda atıp tutanları unutmayacağız. Bu akıl, yani ülkeyi şirket gibi yöneten akıl, ‘Ben ekonomistim, bilirim bu işleri’ diyen o kibirli akıl bugün ülkenin bu hale gelmesinin baş müsebbibidir.

    “EN BÜYÜK 500 ŞİRKET ÇALIŞTIRDIKLARI HER BİR İŞÇİ İÇİN AYDA 93 BİN LİRA KAR ETMİŞ”

    Dün en büyük 500 şirketle ilgili rakamlar açıklandı. Şimdi size ülkede kriz var deniyor değil mi? Bakalım bu 500 büyük şirkete. Bunların 490 tanesi büyük şartlar etmiş, faaliyet karları 937 milyar lira. Ortalamasını aldık, o en büyük 500 şirket çalıştırdıkları her bir işçi için ayda 93 bin lira kar etmiş. Yani 17 bin liraya yaşamaya mahkum edilen bir işçi düşünün, patrona kazandırdığı ortalama para bunun 5-6 katı. Yani 5 gün çalışıyorsunuz, bunun 4’ünde patrona çalışıyorsunuz, birinde kendinize. Kurdukları sistem bu. Peki sonra ne oluyor? Vergi konuşuyoruz ya, bunların aldıkları teşvikler artıyor, ödedikleri vergiler enflasyonun altında kalıyor ve sonuçta bakıyorsunuz hesaplara, 66.7 milyar gibi bir rakam alınmayan vergi hesabı. Ya kriz var, bunlar zenginleşmeye devam ediyorlar, işçiyi düşük ücretle uzun saatler çalıştırmaya devam ediyorlar, işçinin sırtından para kazanıp servetlerini arttırmaya devam ediyorlar, üste teşvik alıyorlar, üste vergileri indiriliyor. Ama kriz var, emekçi kemerini sıksın! Ortalama yüzde 242 büyümüşler. Bu şirketler böyle yüzde 200, yüzde 300 kar getiriyor ama söz konusu olan işçiye verilecek üç kuruş zam olunca hemen maliyetler akıllara geliyor. Dünyada en zengin yüzde birin serveti geri kalan yüzde 99’un servetinin 2 katı olmuş; şimdi herhalde Saray iktidarı Türkiye’yi hala bu düzeye taşıyamamanın acısını çekiyor. O yüzden ‘Yoksula bindirelim, az maaş verelim, çok çalıştıralım, çok vergi alalım, bu yüzde biri en zenginleri daha zengin yapalım’ diye ellerinden ne gelirse yapıyorlar.

    ÖZEL İLETİŞİM VERGİSİ: “HARCADILAR, BİTİRDİLER”

    Çok çarpıcı bir örnek vereceğim, özel iletişim vergisi 99 depreminden sonra çıkmıştı. ‘Dayanışma, tahribatı beraber aşacağız’ dendi. Yurttaşlar da sorgulamadılar tabii. ‘Zor zamanlarda destek olmak, dayanışma içerisinde olmak gerekir’ dendi. Sonra uzatıldı, sonra tekrar uzatıldı, artık normalleşti. 6 Şubat’ta deprem oldu, ‘Ne oldu bu toplanan vergiler’ diye sorduk. Başka yerlerde kullandılar, harcadılar, bitirdiler. Peki Kızılay ne yaptı? Çadır sattı. Sonra Kızılay’la ilgili tartışmalar başladı. Şu cümleyi hiç unutmayın, Kızılay başkanı, ‘Vergi kaçırmak başka bir şey, vergiden kaçınmak başka bir şey’ dedi. İşte esas mesele bu, eğer siz patronsanız, yandaşsanız vergiden kaçınırsınız, bu ülkedeki 85 milyonun hakkı olan parayı vermezsiniz, onu kaçınırsınız.

    “VERGİ KAÇIRMAK İSTİYORSANIZ VERGİ DAİRESİNİN EN YAKININDA DÜKKAN TUTUN, VERGİ FALAN ÖDEMEZSİNİZ”

    Örnek vereceğim bakın, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Oğlu Engin Levent Soylu’nun 2021’de kurduğu şirket hiç vergi ödememiş. Buyurun, vergiden kaçınmak işte. Hatırlayın Meclis’te konuşuldu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın, Sağlık Bakanı Koca’nın kurucusu olduğu şirkete 220 milyondan fazla teşvik verdiği tutanakları da var. Devlet olarak görevinizi yapmadığınız için özel hastaneye gitmek zorunda bıraktığınız vatandaştan para kazanıyorsunuz, sonra bir de vergiden kaçınıyorsunuz. Kurumlar vergisi, yüzde 25 yasal olarak, yani çoğu ücretlinin gelir vergisinin altında bir oran. Bir ekonomist, Menekşe Yılmaz, KAP bildirimlerinden bir araştırma yapmış. Ford Otosan 2023 yılında binde 4 vergi ödemiş, Arçelik yüzde 1.6, Otokar yüzde 2.7, Tüpraş yüzde 12! Bakın, 250 milyon dolar ciro yapan, 47 ülkeye çikolata ihraç eden bir şirket kaç para vergi ödemiş? 40 bin lira arkadaşlar! Hazine garantili otoyol-köprü-şehir hastane projeleri alan 44 tane şirketten 37 tanesi tek kuruş vergi ödememiş! Hatırlıyor musunuz, ‘gemi değil gemicik’, bunlarınki de o, ‘vergi değil vergicik’. Gerçekten anlatmaktan utanıyorum, şöyle düşünün, Osman Gazi Köprüsü’nden geçiyorsunuz, 290 lira, yüzde 8 KDV ödüyorsunuz. Devlet bizlerden topladığı paradan geçiş parasına 35 dolar artı yüzde 8 KDV ödüyor, ama orada para kazanan şirket vergisini ödemiyor. Yani oradan geçen yurttaş vergi ödüyor, devlet vergi ödüyor, buradan gelir elde eden şirket hiçbir şey ödemiyor! Hani böyle bir şey vardır ya, bir suç işlediğinizde suç mahallinin etrafında gezerseniz, kalabalıklara karışırsanız gözükmezsiniz. Bence tam öyle bir durum var. Türkiye’de vergiden kaçınmak istiyorsanız, vergi kaçırmak istiyorsanız vergi dairesinin en yakınında dükkan tutun, Saray’ın bahçesinde dükkan tutun vergi falan ödemezsiniz.

    “ÜLKEYİ BİLE İSTEYE BATIRIYORLAR”

    Özeti şu, ülkeyi batırıyorlar. Bunun sorumlusu kendileri. Bunu bilmeden, cahil oldukları için, yeteneksiz oldukları için falan da yapmıyorlar. Bunu bilerek, isteyerek, kendilerini, eş dost akrabayı, yandaş müteahhitleri, o Türkiye’nin en zenginlerini daha zengin kılmak için yapıyorlar. Burada üretim yapmadıkları için, ülkeyi zenginleştirmek gibi dertleri olmadığı için bildikleri bir şey var: Yoksulu emekçiyi ezeceksin, ezebildiğin kadar ezeceksin. Yetmedi mi? Yeniden vergi çıkartırsın, nasıl olsa güç bizde, nasıl olsa iktidar biziz. Toplumsal dayanışma olsun, çok kazanandan çok vergi alınsın, çok basit değil mi? Hayır, Türkiye’de böyle bir model yok. Ama ne var? Lokantadaki garsonun bahşişinden vergi almayı düşünen bir akıl var burada, pandemide belki de evimize ekmek getirdiği için hayatta kalmamızı sağlayan motokuryeden nasıl daha fazla para alırım diye düşünen bir anlayış var!

    “ASGARİ ÜCRETE ZAM, ASGARİ BİR YAŞAM TALEBİ HALİNE GELMİŞTİR”

    Sevgili yurttaşlar, o yüzden bakmayın onların çevirdikleri fırıldaklıklara, dolaplara, hepsini bir kenara bırakın. Çok net, Türkiye’de iki tane cephe var: Bir tarafta zenginler ve onları temsil eden AKP iktidarı var, öbür tarafta biz hepimiz varız. Ve hepimiz haklarımızı almak için yan yana, omuz omuza gelmeliyiz, kol kola durmalıyız. Bu iktidara karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Biz tekrar ediyoruz, temmuzda ara zam şarttır. Nefes alıp verebilmek için bile asgari ücretin arttırılması gerekiyor, artık asgari ücrete zam asgari bir yaşam talebi haline gelmiştir. Asgari ücretlinin, alın teriyle yaşayan emekçinin, emeklinin bu koşullarda yaşamına devam ettirmesinin başka bir yolu yoktur. Ben halkımızı doğrudan canımıza kasteden bu iktidara karşı yan yana gelmeye, omuz omuza durmaya çağırıyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erkan Baş seçim değerlendirmesi yaptı

    Erkan Baş seçim değerlendirmesi yaptı


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, yerel seçimlere ilişkin kısa değerlendirmesini sosyal medya hesabından yaptı.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, açıklamasında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ile Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP)  zaferlerinden dolayı kutlarken; başarısızlıkları için kapsamlı değerlendirmeyi Parti Meclisi toplantısından yapılacağını duyurdu.

    DEM Parti ile CHP’yi başarılarından dolayı kutlayan Baş, partisinin kazandığı Hatay’ın Samandağ ilçesi ile Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde destekledikleri bağımsız adayın kazanmasından mutluluk duyduğunu belirtti.

    Başarısızlıklarını değerlendireceklerini belirten Baş, kapsamlı değerlendirmenin yapılacak Parti Meclisi toplantısından sonra yapılacağını belirtti.

    Türkiye İşçi Partisi’ne oy verenlere teşekkür etti

    Erkan Baş’ın açıklaması şöyle:

    “Sevgili dostlarım, zor bir seçim dönemini ülkemiz adına büyük mutluluk, mücadelemiz adına ise büyük bir umutla geride bıraktık. Bu mutluluğu da umudu da tüm kalbimle paylaşıyorum. Başta tüm ağır koşullara rağmen yılmayan ve yine hepimize yol açan halkımızı kutluyorum. CHP ve DEM Parti yönetimleri ile üyelerini de başarılarından dolayı tebrik ediyorum. Türkiye İşçi Partisi olarak seçim sonuçlarını detaylı biçimde değerlendirmeye devam ediyoruz. İlk sonuçlarımızı bugün, kapsamlı bir değerlendirmeyi ise hafta sonu yapılacak Parti Meclisi toplantısı ertesinde paylaşacağız. Ama şunun bilinmesini isterim: TİP başarılarını olduğu kadar başarısızlıklarını da, kazanımlarını olduğu kadar kayıplarını da, amaçlarını olduğu kadar sorunlarını da üstlenmekten ve halkla açıkça paylaşmaktan hiç imtina etmemiştir. Yine böyle olacağından emin olabilirsiniz. Oyunu böyle bir seçimde bile Türkiye İşçi Partisi’nden yana kullanan yüz binlerce yurttaşımıza gönülden teşekkür ediyorum. Desteğini oy vermeden de olsa gösteren tüm yurttaşlarımızı ise sevgiyle selamlıyor, size layık olmak için daha çok çabalayacağımıza söz veriyorum.”

    Erkan Baş: “Mutlaka kazanacağız”

    Erkan Baş mesajında; “Partimize Samandağ ve Hacıbektaş’ta iki belediye başkanlığı armağan eden adaylarımızı ve örgütlerimizi, Türkiye çapında belediye meclisine girme başarısı gösteren onlarca yoldaşımızı, tüm seçim sürecini imkansızlıklara rağmen özveriyle sırtlanan üyelerimizi kutluyor, bundan sonra yürütecekleri halka hizmet çalışmalarında örnek başarılar diliyorum. Mücadele sürüyor, mücadele büyüyor. Biz de hep olduğu gibi bundan sonra da bu mücadelenin tam kalbinde, halkımızın yanı başında olmaya devam ediyoruz. Biliyoruz ve inanıyoruz: Mutlaka kazanacağız!” ifadelerine yer verdi.

    Yeni Arayış Haber

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erkan Baş: “Etrafımızı çeviren kötülüğün farkındayız”

    Erkan Baş: “Etrafımızı çeviren kötülüğün farkındayız”


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve Gebze Belediye Başkan Adayı Erkan Baş, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesinde X üzerinden seçmenlere seslendi.

    TİP Genel Başkanı Baş, X üzerinden yaptığı açıklamada halka karşı yabancılaşmış ve kötücül duygulara sahip insalara karşı mücadele ettiklerini söylediği konuşmasında, “31 Mart’ta hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk düzenine karşı devrimcilerin dürüstlüğüne güvenin” dedi. Yurttaşların partisinin mücadelesine ortak olmasını isteyen Baş, “biz yalancılardan daha güçlü, zalimlerden daha cesur, korkaklardan daha kararlıyız” ifadelerini kullandı.

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    Sevgili dostlarım, arkadaşlarım, yoldaşlarım ve şu an beni dinleyen, izleyen değerli halkımız;

    Sandıklara gidip, oy kullanmamıza çok az bir zaman kaldı. Yeterince konuştuk ve olabildiğince duygularımızı, düşüncelerimizi sizlere aktarmaya çalıştık. Ve elbette imkân ve olanaklarımız kadar seslenebildik sizlere. Televizyonlarımız yok, gazetelerimiz, dev medya ağlarımız yok biliyorsunuz, ama elimizden geldiğince sizlere ulaşmak, sesimizi duyurmak için çaba harcadık. Sahada çalışan arkadaşlarımızı belki gördünüz, belki görmediniz ama hepsi pırıl pırıl insanlardır. Devrimcilerdir onlar. Karşılıksız bu halka bağlı yoldaşlarımız, arkadaşlarımızdır. Tam da bu yüzden gurur duyuyorum, gurur duyuyoruz onlarla. Bu halkı yalansız ve çıkarsız seviyoruz biz. Bunu söylediğimizde ağzının kenarıyla gülenler görüyoruz. Bu duruşumuzun altında hinlik arayan kötücül bakışlarla karşılaşıyoruz ve en kötüsü ne biliyor musunuz? En kötüsü bu halka karşı inançsızlaşmış, onun iradesine, duygularına yabancılaşmış ve içinden çıktığı topluma düşmanlaşmış o çirkin anlayışla her yerde karşılaşmamız. İşte bu yaklaşım, iktidarın toplumun kılcal damarlarına kadar sızdığının en büyük göstergesi. Altını çizerek söylemek istiyorum: Biz buna karşı bir duruşu, bir ahlakı, bir mücadeleyi kurmaya çalışıyoruz.

    Tüm toplumu yaşayan ölülere çeviren, kimsenin kimseye saygı duymadığı, çıkarsız yaklaşmadığı, kardeşin kardeşe düşman hale getirildiği, kimsenin birbirine güvenmediği ve herkesin sırtında saplanmış birden çok hançerle gezdiği, ihanetlerin, aldatmaların, sahtekarlıkların baş tacı edildiği bu topraklarda eşitliğin ve özgürlüğün adil ruhunu arıyoruz; onu bulmak ve yeniden halka kazandırmak için.

    Dostlarım, kardeşlerim,

    Bunun zor olduğunu biliyoruz ve evet zorlanıyoruz. Etrafımızı çeviren kötülüğün farkındayız. Gücünü üstümüzde sınayan ve irademizi kırmak için operasyonlar planlayanların da farkındayız. Çıktığımız yolun tehlikelerle dolu olduğunu, bizi yolumuzdan geri döndürmek için her türlü tuzağın kurulduğunu, ihanetlerin örgütlendiğini de biliyoruz. Ama kararlıyız ve kararlılığımızı sınayanlara buradan bir kez daha seslenmek istiyorum. Bizim kararlılığımızı sınayanların bulacağı tek şey yine kararlığımız, inadımız olacaktır. Türkiye İşçi Partisinin öteki adı kararlılıktır, inattır çünkü. Aklımızı, duygularımızı dumura uğratmak isteyenlerin bulacağı tek şey halka ve devrime duyduğumuz inanç olacaktır.

    Bizi kirletmek, mücadelemize olan inancımıza karşı şüphe yaratmak isteyeceklerin bulacağı tek şey, Türkiye’nin en büyük şehirlerinden en ücra sokaklarına kadar dört bir yanında çıkarsız, hesapsız, karşılıksız biçimde sosyalizmin sesini halka ulaştıran yoldaşlarımızın emeği olacaktır. İşte bu yüzden “değiştireceğiz” dedik. Değiştirme gücüne ve iradesine sahip olduğumuzu ilan ettik ve elbette bunun hatasız olmayacağını, bazen düşüp dizimizi kanatmadan, bazen sendeleyip yavaşlamadan yol alamayacağımızı da biliyorduk. Eğer hata yapmaktan korksaydık, konforlu siyaset alanlarımızdan asla çıkamaz ve bugün olduğumuz yerde olamaz, sosyalizm düşüncesini bugün ulaştığı yaygınlığa ulaştıramazdık.

    Eğer bugün Türkiye İşçi Partisi çok kısa zamanda tüm toplumun kulağında, gözünde yer edebildiyse, politikalarıyla, mücadelesiyle bilinen, tartışılan, konuşulan ve tercihleri zorlayan hale geldiyse, bu, mücadele etmek dışında başka bir yol bilmiyor olmamasının hakiki bir karşılığıdır. Beni dinleyen, beni duyan, bana kulak kabartan, bizi seven sevmeyen, inanan inanmayan herkese ama herkese tüm kalbimle ve açık sözlülükle ifade etmek isterim ki, Biz yalancılardan daha güçlü, zalimlerden daha cesur, korkaklardan daha kararlıyız. Bu yüzden, birlikte yapabiliriz diyoruz. Birlikte kazanabiliriz diyoruz. Birlikte güçlenebilir, birlikte hesap sorabilir, birlikte bize ait olanları, bizden çalınanları geri alabiliriz diyoruz.

    Bu ülke devrimcilerini özlüyor, biliyoruz. Devrimcilerin inancını, umudunu, erdemlerini arıyor, biliyoruz. Ve en önemlisi bu ülke tarihi boyunca bağımsızlığı, aydınlığı, haysiyeti ve geleceği için verdiği kavgaları hep hatırlıyor, bunu da biliyoruz. Türkiye İşçi Partisi tam da bunlar için kuruldu işte. Bu inadı içinde, yüreğinde, aklında, bilincinde taşıyan yüzlerce, binlerce insan bugün ülkenin dört bir yanında çalışıyor. Belediye başkanlığında ve belediye meclisi üyeliğinde aday olup halkın sesini yerel yönetimlere taşımak, kentlerimizi ve mahallelerimizi halkla birlikte yönetmek için sorumluluk alıp bir adım öne çıktılar. Sizin 31 Mart’ta onları, bu ülkeyi ve halkı çıkarsız, hesapsız, karşılıksız seven devrimcileri yalnız bırakmayacağınıza inanıyorum. Sizin bu hırsızlık, arsızlık ve yolsuzluk düzeninin orta yerinde sadece ve sadece devrimcilerin dürüstlüğüne güveneceğinize inanıyorum.

    31 Mart’ta güvendiğiniz adayları oylarınızla destekleyeceğinizi biliyorum.

    Şairimizin dediği gibi,

    Bilirim, yarın diye bir şey var
    Çeliğin su katılmamış yanı
    Irmakların geçilecek, fırtınaların dinece
    Bir yanı var ömrümüzün
    Belki bir gün gülecek.

    Ağız dolusu gülüp kucak dolusu sarılacağımız günlere olan inancımla, umutla selamlıyorum hepinizi.

    Yeni Arayış Haber


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gökhan Zan’dan Erkan Baş’ın sözlerine sitem: O zaman Barış Atay aday olsaydı

    Gökhan Zan’dan Erkan Baş’ın sözlerine sitem: O zaman Barış Atay aday olsaydı



    Türkiye İşçi Partisi(TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, dün SZC TV’de gazeteci İpek Özbey’in konuğu oldu.

    Yaklaşan 31 Mart Yerel Seçimleri üzerine açıklamalarda bulunan Erkan Baş, Özbey’in sorularını yanıtladı.

    Baş, TİP’in hakkında çıkan ses kayıtları sonrası desteğini çektiği Hatay BB adayı Gökhan Zan hakkında konuştu.

    Erkan Baş, Hatay’da adaylık için Hatay Baro Başkanını düşündüklerini belirterek şunları söyledi:

    “AKP’nin Hatay’ı kazanmak istediğini biliyoruz. Bağımsız aday çıkarılsaydı desteklerdik. Bilerek isteyerek kendimize uzak aday seçtik. Amacımız geniş ittifaktı. TİP’in amacı, ‘Hatay’ı biz yönetelim’ değildi. Öncelikli adayımız Gökhan Zan değildi.”

    Ses kayıtları hakkında konuşan Baş, şu ifadeleri kullandı:

    “Kayıtlar olduğuna dair söylentiler vardı. Arkadaşlarımız doğrudan kendisine sordu. Zan ‘Kazanamazsam geleceğimi düşünmeliyim’ dedi. Bu yaklaşımla süreci devam ettirmemiz mümkün değildi. Bundan sonrası hukukun konusu. Son görüşmeye Gökhan Zan gelmedi. İlişkisini basın üzerinden yürütmeyi tercih etti.”

    GÖKHAN ZAN’DAN ERKAN BAŞ’A YANIT

    Erkan Baş’ın bu sözlerine başka bir yayında cevap veren Gökhan Zan, şunları söyledi:

    “Ben AKP’den geçen dönem bakan yardımcılığı pozisyonlarından birisinin bana verileceği söylenmişken bile kabul etmemiş birisiyim. Erkan Baş benimle ilgili ‘Geleceğini kurtarmak için…’ dedi. Ben zaten geleceğimi kurtarmış birisiyim. Benim mevki, para, şöhrete ihtiyacım yok. Ben zaten yorumculuk, teknik adamlık yapan birisiyim. Benim bunu AKP’den, CHP’den, İşçi Partisi’nden isteme gibi bir endişem yok. Öyle bir durum içerisine zaten girmem, işim değil zaten. Benim kendi işim zaten futbol, teknik adamlık.

    ”BATARSAK BİRLİKTE BATARIZ, ÇIKARSAK BİRLİKTE ÇIKARIZ’ DENİLDİ’

    Daha önce seçimlerden önce kendileriyle yürümem için spor projeleri teklif ettiler, ben bunu kabul etmediğimi ifade ettim. Ancak o şahıslardan birisiyle sohbet ederken ‘Siyasetten sonra ne yaparsın kazanmazsan?..’ Ben de dedim ki, yorumculuğa, teknik adamlığa başlayacağım dedim. Sayın Ahmet Şık’a ifade ettim. Cumartesi günü ses kaydı geldiğinde ‘Asla kabul etmiyorum, nöbetçi savcılığa başvurmak istiyorum’ dedim. Bana dediler ki ‘Hayır, lütfen pazartesiyi bekle, acele etmeni istemiyoruz, batıyorsak birlikte batıyoruz, çıkarsak da birlikte çıkarız’ denildi. Ben ‘Hayır, kabul etmiyorum, neden bekliyoruz?’ dedim.

    ‘ADAYIMIZ BAŞKAN OLURSA VE BU İŞİN İÇİNDEYSE GERİ ÇEKECEĞİZ’ DEMELERİNİ BEKLERDİM’

    “Bir aydan beri şantaj, kumpas, tehditlere maruz kaldığımı ifade etmiştim. Neden bugün elimize geçer geçmez birlikte gitmedik? Bana destek vereceğinizi söylediniz kurumsal olarak, bunu da yapmanız. Cumartesi gününden sonra bana ‘Yorulduysan çekilebilirsin’ dediler. Ben partimden ‘Birlikteyiz, yargı karar verecek, ey halkım böyle bir dedikodu var ortada, yargıdan çıkacak karara saygı duymakla birlikte adayımız başkan olursa ve bu işin içindeyse geri çekeceğiz’ demelerini beklerdim.

    ‘TELEFONLARIMA DÖNMEDİ’

    Peki Pazar günü ben savcılığa gider gitmez, bir saat içerisinde, yangından mal kaçırır gibi yaptıkları destek çekme açıklamasının nedeni nedir acaba? Soruyorum, bu yaptıkları siyasi etiğe sığar mı? İnsanlar partinin açıklaması üzerinden beni suçluyorlar. Ahmet Şık da oradaydı. Bana dedi ki ‘Pazar günü için seninle konuşmamız lazım’. Benim dört beş tane programım var, ben zaten cumartesi günü onlarla konuşmuştum. Sayın Erkan Baş’ı iki kez aradım. Telefonlarıma dönmedi. Bir daha aradım telefonunu kapattı. Benim alnım ak, başım dik. Yarın yargıdan çıkacak sonuçta ne yapacaklar? Nasıl bir karar alacaklar? O zaman ben de şunu ifade etmek isterim, özür dilerim ama… Ben bu olaylara girmek istemiyordum. Ben sayın genel başkanımla yüz yüze bunları konuşmak isterdim. Keşke bağlansa ben de birkaç soru sormak istesem, kendisi tüm durumu aydınlatabilse. Ben Samandağ’da, Defne’de, Arzsuz’da… Soruyorum, bir defa neden beni mitinglerine çağırmadılar? Samandağ’da 50’ye yakın miting yapıldı, ben neden orada olmadım?

    ÖNCELİKLİ ADAYIMIZ GÖKHAN ZAN DEĞİLDİ SÖZÜ ÜZERİNE: O ZAMAN BARIŞ ATAY ADAY OLSAYDI

    Onu sayın Erkan Baş’ın söylemesi lazım. Onun için konuşmak istedim. Ben bu soruları sormak istiyorum. Defne’deki seçim afişlerinde neden benim fotoğrafım değil de Erkan Baş, Barış Atay ve Defne’nin belediye başkan adayı Mehmet Güzelyurt’un fotoğrafı var. Neden büyükşehir belediye başkan adayının fotoğrafı yok? O zaman Barış Atay aday olsaydı. Ben Erkan Baş’ı sevdiğim için, dik duruşunu sevdiğim için… Kendisine çok büyük saygı duyuyorum. Böyle bir insan olarak kalacak. Ama beni böyle itibarsızlaştırıp, yargısız infaz yapıp… Yargıdan karar çıkana kadar herkes masumdur. Neydi bu acele, yangından mal kaçırır gibi açıklama yaptınız? Yargıya mı güvenmiyorsunuz? Yargısız infaz yapıp itibarsızlaştırmak için mi beni zorladınız?”

    NE OLMUŞTU?

    Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Gökhan Zan’a verdikleri desteği, hakkında çıkan ses kayıtları sebebiyle çekti.

    Zan, AKP’li bir isimden para talep ettiği ses kayıtlarını reddetse de TİP, kayıtla ilgili inceleme yaptıklarını ve kayıtların doğru olduğunu belirtti.

    Bunun kumpas olduğunu belirten Gökhan Zan, kumpası yapan kişi olarak CHP Hatay adayı ve başkanı Lütfü Savaş’ı gösterdi.

    Ayrıca ses kaydını sızdırdığı iddia edilen Turgay Kocakaya, Gökhan Zan’ın şikayeti üzerine açılan soruşturma kapsamında tutuklandı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erkan Baş, Kemal Okuyan’ı eleştiriyordu: SZC TV’de yayın sırasında TKP’nin reklamı verildi

    Erkan Baş, Kemal Okuyan’ı eleştiriyordu: SZC TV’de yayın sırasında TKP’nin reklamı verildi



    SZC TV’de Erkan Baş yayındayken TKP reklamı verildi.

    Türkiye İşçi Partisi(TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, dün SZC TV’de gazeteci İpek Özbey’in konuğu oldu.

    Yaklaşan 31 Mart Yerel Seçimleri üzerine açıklamalarda bulunan Erkan Baş, Özbey’in sorularını yanıtladı.

    Baş yayında konuşurken altta TKP’nin reklamı geçti.

    Baş’ın TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın eleştirilerine cevap verdiği sırada, TKP’nin reklamı, “İlkesiz siyasete, kirli pazarlıklara karşı oylar TKP’ye” şeklinde verildi.

    NE OLMUŞTU?

    TKP ve TİP’in mevcut kadroları, 2014 yılına kadar TKP’de bir arada tek bir partide bulunurken ayrışma yaşadı.

    Ayrışmanın ardından 12. Kongre etrafında toplanan Erkan Baş, Metin Çulhaoğlu, Kurtuluş Kılçer, Erkan Kılıç, Can Soyer ve Doğan Ergün, HTKP’yi kurdu.

    Aydemir Güler ve Kemal Okuyan KP’yi (Komünist Parti) kurdu.

    Ayrışma zamanı iki parti arasında ciddi kavgalar yaşandı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***