Etiket: Enflasyon

  • Euro Bölgesi ikinci çeyrekte yüzde 0,3 büyüdü, enflasyon geçen aya göre az da olsa düştü

    Euro Bölgesi ikinci çeyrekte yüzde 0,3 büyüdü, enflasyon geçen aya göre az da olsa düştü


    Euro Bölgesi’nde temmuz ayında enflasyon oranı yüzde 5,5’ten yüzde 5,3’e düştü.

    Euro Bölgesi ekonomisi, bu yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,3 büyüme kaydetti.

    Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ve Euro Bölgesi’nin 2023 yılı ikinci çeyrek büyüme oranlarına ilişkin öncü verileri yayımladı.

    Verilere göre, 20 üyeli Euro Bölgesi’nde mevsimsellikten arındırılmış Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYH), 2023’ün ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,3 arttı.

    Euro Bölgesi’nde GSYH, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,6 yükseldi.

    Piyasa beklentileri çeyrek bazda yüzde 0,2, yıllık bazda da yüzde 0,5 büyümeydi. Böylece, son veriler piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti.

    AB’de mevsimsellikten arındırılmış GSYH, yılın ikinci çeyreğinde önceki çeyreğe kıyasla değişmezken, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 artış gösterdi.

    Euro Bölgesi’nin ilk çeyrek büyüme öncü verilerinde yüzde 0,1 küçüldüğü bildirilmişti.

    Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 0,1 daralan Euro Bölgesi ekonomisi teknik resesyona girmişti. Daha sonra Eurostat, Euro Bölgesi’nin ilk çeyrek büyüme oranını yukarı yönlü revize etmiş, öncü verilerdeki yüzde 0,1 küçülmeyi sıfır olarak güncellemişti.

    Öte yandan, GSYH, ikinci çeyrekte önceki çeyreğe kıyasla İsveç’te yüzde 1,5, Letonya’da yüzde 0,6, Avusturya’da yüzde 0,4, İtalya’da yüzde 0,3 azaldı.

    Almanya ve Portekiz’de sabit kalan GSYH, İspanya’da yüzde 0,4, Fransa’da yüzde 0,5, İtalya’da yüzde 0,6 arttı.

    Söz konusu oran geçen yılın aynı dönemine kıyasla ise İsveç’te yüzde 2,4, Çekya’da yüzde 0,6, Letonya’da yüzde 0,5, Avusturya’da yüzde 0,3 ve Almanya’da yüzde 0,1 azalırken, İtalya’da yüzde 0,6, Fransa’da yüzde 0,9, İspanya’da yüzde 1,8 yükseldi.

    Enflasyon az da olsa haziran ayına göre temmuz ayında düştü

    Euro Bölgesi’nde temmuz ayında enflasyon oranı haziran ayına oranla yüzde 5,5’ten yüzde 5,3’e düştü. Enflasyon oranında beklentilerin dışına çıkılmadı.

    Eurostat, Almanya’da haziran ayında yüzde 6,8 olan enflasyon oranının biraz düşerek temmuz ayında yüzde 6,5’e indiğini belirterek, enflasyon oranının yüksek kalması nedeniyle Almanya ekonomisinin sağlığına ilişkin daha endişelerin sürdüğü yorumunu yaptı.

    Eurostat, Belçika’nın Euro Bölgesi içinde temmuz ayında yüzde 1,6 ile en düşük enflasyona sahip ülke olduğunu bildirdi.

    Avrupa Merkez Bankası, gelecek için umutlu

    Avrupa Merkez Bankası (ECB), yüksek enflasyonu dizginlemek adına geçen hafta 2001 yılı mayıs ayından bu yana faiz oranını en yüksek seviyeye çıkarmıştı.

    Avrupa Merkez Bankası geçen hafta Temmuz 2021’den bu yana faizleri 9. kez artırmış ve mevduat faizini yüzde 3,75’e yükseltmişti.

    Bununla birlikte Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Le Figaro gazetesine yaptığı açıklamada, agresif faiz artırımı kampanyasının artık durdurulacağı mesajını verdi.

    Lagarde, izlenen para politikasının enflasyonun düşürülmesi konusundaki katkısını artık açıkca görüldüğünü bildirdi.

    Fransa, Almanya ve İspanya’daki ekonomik büyümeye ilişkin son verilerin “oldukça cesaret verici” olduğunu kaydeden Lagarde, , “Enflasyonla mücadelede çok mesafe kat ettik, hedefe yaklaşıyoruz. Yüzde 2’lik orta vadeli enflasyon hedefine ulaşıp ulaşmadığımızı ancak ekonomik ve finansal veriler sayesinde bileceğiz ve bu verilerin analizine göre hareket edeceğiz” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Faik Öztrak’dan enflasyon raporu tepkisi: ‘Sözün bittiği yer’

    Faik Öztrak’dan enflasyon raporu tepkisi: ‘Sözün bittiği yer’



    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2023 yılı enflasyon beklentisini yüzde 58’e, gıda fiyatları enflasyon beklentisini ise yüzde 61,5’e çıkarmasıyla ilgili açıklama yaptı.

    “SÖZÜN BİTTİĞİ YER”

    Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Öztrak, “Merkez Bankası, bugün açıkladığı enflasyon raporunda; Hükümetin açlık sınırındaki asgari ücret ve altındaki ücretlerle çalışmaya mahkum ettiği milyonları, 2,5 yıl boyunca çift haneli enflasyonla ezmeye devam edeceklerini söylüyor. Sözün bittiği yerdir” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ucuz et kuyruğu iktidarı rahatsız mı etti? Et ve Süt Kurumu’nun mağazalarının kapatıldığı iddiaları Meclis gündeminde

    Ucuz et kuyruğu iktidarı rahatsız mı etti? Et ve Süt Kurumu’nun mağazalarının kapatıldığı iddiaları Meclis gündeminde



    CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Et ve Süt Kurumu satış mağazalarının kapatılmasını Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya verdiği yazılı soru önergesi ile Meclis gündemine taşıdı.

    Öztunç, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya “Et ve Süt Kurumu satış mağazalarının önünde vatandaşın uzun kuyruklar oluşturmasının hükümet kanadında rahatsızlık yarattığı ve bu nedenle mağazaların kapatıldığı iddiaları doğru mudur” diye sordu.

     CHP’li Ali Öztunç, önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:

    “Vatandaşa ucuz et ve süt ürünleri sağlamak amacıyla kurulmuş olan Et ve Süt Kurumu Türkiye genelindeki birçok mağazasını kapatmıştır. Ekonomik sıkıntıları derinden hisseden vatandaşlarımızın ucuz et almak için kapısında uzun kuyruklar oluşturduğu bu mağazaların kapatılması, evine bir nebze ucuz et alabileceğini düşünen vatandaşımızı büyük hayal kırıklığına uğratmıştır.”

    “ET VE SÜT KURUMU’NUN ÜLKE GENELİNDEKİ MAĞAZALARINI KAPATMASININ GEREKÇELERİ NEDİR”

    Öztunç, Bakan Yumaklı’ya şu soruları yöneltti:

    “Et ve Süt Kurumunun 2017 yılında ülke genelinde faaliyet gösteren franchisee satış mağazalarıyla olan sözleşmelerini iptal ettikten sonra kendi bünyesinde bugüne kadar açtığı mağaza sayısı kaçtır?

    Bu açılan mağazalardan kaç tanesi kapatılmıştır?

    Et ve Süt Kurumunun ülke genelindeki mağazalarını kapatmasının gerekçeleri nedir?

    Et ve Süt Kurumu satış mağazalarının önünde vatandaşın uzun kuyruklar oluşturmasının hükümet kanadında rahatsızlık yarattığı ve bu nedenle mağazaların kapatıldığı iddiaları doğru mudur?

    Et ve Süt Kurumunun 2017 yılından bugüne yıllar itibariyle kar- zarar durumu nedir?

    Et ve Süt Kurumunun Genel Merkezi için aylık ödenen kira bedeli nedir?”

     
     
     

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Üst düzey merkez bankası başkanlarından ‘ortak’ enflasyon ve faiz açıklaması

    Üst düzey merkez bankası başkanlarından ‘ortak’ enflasyon ve faiz açıklaması


    ABD Merkez Bankası Başkanı Powell ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde, enflasyonun yükseldiği dönemde faiz artırımına gidilebileceği sinyali verdi.

    Dünyanın önde gelen merkez bankalarının başkanları, yüksek seyreden enflasyonu kontrol altına almak için daha fazla politika sıkılaştırması gerektiğini düşündüklerini açıkladı. Yöneticiler, bunu resesyonu tetiklemeden başarabileceklerine inandıklarını ifade etti. 

    ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, Fed toplantılarında daha fazla faiz artışı olabileceği sinyali verdi; Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde da temmuz ayında faiz artırımına gidilmesinin “muhtemel” olduğunu kaydetti. 

    Portekiz’in Sintra beldesinde yapılan AMB’nin ev sahipliğindeki yıllık toplantıda konuşan Powell, art arda faiz artırımlarını göz ardı etmeyeceklerini söyledi. 

    Powell, özellikle ABD işgücü piyasasının fiyatlar üzerindeki baskıyı azaltmak için daha da yumuşaması gerektiğini kaydetti. 

    Bir sonraki faiz belirleme Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısının 25-26 Temmuz tarihlerinde yapılması bekleniyor.

    Durgunlaşan Euro Bölgesi ekonomisinin bu yıl resesyona girmesinin mümkün olduğunu söyleyen Lagarde ise AMB’nin temel beklentisinin bu olmadığının altını çizdi.

    Enflasyonla mücadele konusunda “Daha kat etmemiz gereken çok yol var” ifadesini kullanan Lagarde, “enflasyonun altta yatan nedenlerinin çözüme ulaştırıldığına dair yeterince somut kanıt görmediklerini” belirtti. 

    G7 ülkeleri arasında en yüksek faiz oranına sahip İngiltere’nin Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, şu anda bir resesyon öngörmediklerini söyledi. 

    Bailey, geçen hafta faiz oranlarında yapılan 50 baz puanlık beklenmedik artışın dirençli bir ekonomiyi ve kalıcı enflasyonu yansıttığını vurguladı. Bailey, enflasyon oranını düşürmek için gelecekteki politika eylemleri hakkında “Ne gerekiyorsa yapacağız.” dedi.

    Japonya Merkez Bankası (BOJ) Başkanı Kazuo Ueda ise forumda verilen ortak mesajlardan farklı görüş ortaya koydu.  

    Ueda, BOJ’un, “enflasyonun 2024’e doğru hızlanacağından ‘makul ölçüde emin’ olması halinde nispeten daha gevşek olan para politikasını değiştirmek için iyi bir neden göreceğini” kaydetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası, politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükseltti

    Merkez Bankası, politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükseltti


    Açıklamada, ” Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir” denilerek gelecek için de faiz artışı sinyali verildi.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, (TCBM) politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükseltti. Açıklamada, ” Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir” denilerek gelecek için de faiz artışı sinyali verildi.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Mehmet Şimşek’in atanması ve Merkez Bankası Başkanlığı’na Hafize Gaye Erkan’ın getirilmesinin ardından yapılan ilk Para Politikası Kurulu toplantısından faiz artışı kararı çıktı. 

    Merkez Bankası son faiz artırımı kararını Mart 2021’de verdikten sonra yaptığı toplantılarda faizi yüzde 8,5’e kadar düşürmüştü.

    Merkez Bankası’nın faiz kararı açıklandığında dolar 23,5, euro ise 25,9 bandındaydı.

    Kurul açıklaması şöyle: 

    “Para Politikası Kurulu (Kurul) politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 8,5’ten yüzde 15 düzeyine yükseltilmesine karar vermiştir.

    Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin başlamasına karar vermiştir.

    Küresel ekonomide enflasyon düşerken, halen uzun dönem ortalamalarının çok üzerinde seyretmektedir. Bu nedenle, bütün dünyada merkez bankaları enflasyonu düşürmeye yönelik tedbirler almaktadır.

    Ülkemizde, yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişe işaret etmektedir. Bu gelişmede yurtiçi talepteki güçlü seyir, maliyet yönlü baskılar ve hizmet enflasyonundaki katılık belirleyici olmuştur. Kurul, bu unsurlara ek olarak fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın enflasyon üzerinde ilave olumsuz etki yapacağını öngörmektedir.

    Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir. Enflasyon ve enflasyon eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

    Parasal sıkılaştırma sürecinin başlaması ile para politikasının etkinliği artacaktır. Bununla birlikte, fiyat istikrarının sürekliliğini sağlamak hedefiyle, TCMB cari dengeyi iyileştirecek stratejik yatırımları desteklemeye devam edecektir.

    Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirecektir. Sadeleşme süreci, etki analizleri yapılarak kademeli olacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsveç’teki yüksek enflasyondan Beyonce sorumlu tutuluyor

    İsveç’teki yüksek enflasyondan Beyonce sorumlu tutuluyor


    İsveç, Mayıs ayında yüzde 9.7 enflasyon açıkladı. Nisan ayında yüzde 10.5 olarak duyurulan enflasyonda azalma görüldü ve İsveç’te enflasyon 6 aydır ilk kez yüzde 10’un altına indi. 

    İsveç’in istatistik kurumu elektrik ve gıda fiyatlarındaki düşüşün enflasyonun inmesinde rol oynadığını belirtirken; otellerin, restoranların ve kıyafetlerin fiyatlarında artış gözlemlendiğini ifade etti. 

    The Guardian’ıın aktardığına göre Danske Bank’ın İsveç Baş Ekonomisti Michael Grahn, enflasyon oranının beklenen seviyede olmamasının sebebinin Beyonce’nin Stokholm ziyareti olabileceğini söyledi. 

    Grahn, konser için şehirde duyulan heyecan nedeniyle yüksek ihtimalle otel ve restoran fiyatlarında yüzde 0.2 veya 0.3’lük artış olduğunu ifade etti. 

    Beyonce merakla beklenen turnesini Mayıs ayının ortasında Stokholm’de iki konserle başlatınca insanlar başkente akın etmişti. İki konsere de 46 bin kadar insan katıldı. AFP, bazı kayıtlara göre Stokholm’deki oteller dolduğu için insanlar başkentin dışında kalmak zorunda kaldı. Düşük bilet fiyatları nedeniyle yurtdışından da insanların geldiği düşünülüyor. 

    Grahn bu tür etkilerin çok nadir görüldüğünü ve haziran ayında durumun normalleşmesini beklediğini ifade etti. Financial Times’a konuşan bir ekonomist ise Bruce Springsteen’in bu ay Gothenburg’da 3 konser vereceğini dikkat çekerek, benzer bir durumun yaşanabileceğini öngördü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Mehmet Şimşek’in adımlarını Merkez Bankası’yla atmasını kabullendik

    Erdoğan: Mehmet Şimşek’in adımlarını Merkez Bankası’yla atmasını kabullendik


    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ‘düşük faiz, düşük enflasyon’ teorisiyle çalıştık. Şimdi de aynı anlayışla çalışıyorum, aynı düşüncedeyim ve bu şekilde bunu başarabiliriz diye inanıyorum” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e atacağı adımları kabullendiklerini söyledi. Faiz artışı sinyali olarak nitelenen açıklamada Erdoğan, “Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki düşüncesi noktasında, biz tabii kendisine burada atacağı adımları süratle, rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendik” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaretler gerçekleştirdiği KKTC ve Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    “Kimse ‘Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor’ gibi bir yanılgının içine düşmesin”

    Yeni hükümetin ekonomi politikaları ile Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilmesi ile ilgili de açıklamalarda bulunan Erdoğan, ekonominin öncelik olacağını söyledi. 

    “Her ülkenin ilk işi ekonomidir” diyen Erdoğan şu ifadeleri kullandı: 

    “Burada da atılacak olan adımda, özellikle gerek Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki görevi gerek Merkez Bankasındaki değişiklik gerek BDDK’da attığımız adım, bütün bunlarla beraber ekonomiyle ilgisi olan Bakanlarımız yani Ticaret Bakanımızdan Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza, savunma sanayiine varıncaya kadar hepsi bu işle ilgili. Tabii ulaştırma önem arz ediyor. Gıda, tarım, hayvancılık en önemli adımlardan bir tanesi. Çünkü onun üzerinden de bizi vurmaya kalkıyorlar. Biz bunlara prim vermeden altyapı ve üstyapıda bütün çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konularla ilgili olarak bir taraftan da tabii finans sektörümüzü güçlendirmenin gayreti içerisinde olacağız. Finans sektöründe kaynak arayışlarını devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Bizim bankalar noktasında sıkıntımız yok. Bizim bankacılık sektörümüz zaten güçlüdür. Fakat bütün mesele şimdi finans yönetimini daha güçlü hale getirelim ve finans yönetimini güçlü hale getirmek suretiyle bir defa enflasyondaki düşüşü de daha aşağı indirelim…

    Tabii bazı arkadaşlar “Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor” gibi bir yanılgının içine düşmesin. Ben burada aynıyım. Ama Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki düşüncesi noktasında, biz tabii kendisine burada atacağı adımları süratle, rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendik, “hayırlı olsun” dedik ve bu şekilde de enflasyonu tek haneye düşürmekteki kararlılığımızı da bildirdik. Bunu neye dayanarak söylüyoruz? Biliyorsunuz Başbakanlığım döneminde biz (enflasyonu) tek haneye düşürdüğümüzde faiz 4,6’ydı, enflasyon da 6,2’ydi. O zaman yine tabii bu işleri beraber yaptık ve şimdi de Sayın Bakanımıza bunları söyledik, aynı şekilde bunu birlikte yapmalıyız. Biz o zaman “düşük faiz, düşük enflasyon” teorisiyle çalıştık. Şimdi de aynı anlayışla çalışıyorum, aynı düşüncedeyim ve bu şekilde bunu başarabiliriz diye inanıyorum.

    İsveç’in NATO’ya üyeliği ve Türkiye’den bu konudaki beklentileri ile ilgili bir soruya yanıt veren Erdoğan şunları kaydetti:

    “İsveç’in bu beklentileri, bizim bu beklentilere uyacağımız anlamına gelmez. Bizim bu beklentilere uymamız için, her şeyden önce İsveç üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım. Geçenlerde biliyorsunuz NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg İstanbul’da Dolmabahçe’de misafirimdi. Orada kendisiyle de görüştüm. Kendisine söylediğimiz şey şu oldu; eğer bizim İsveç’in beklentilerine illa cevap vermemizi bekliyorsanız, her şeyden önce İsveç bu terör örgütünün yaptıklarını bir defa yok etmesi lazım. Bunları bize Stoltenberg ifade ederken, tam o esnada maalesef yine İsveç’te teröristler caddelerde gösteri yapıyorlardı. Bunun neresinden tutacağız, neresinden ele alacağız ki Vilnius’ta ‘Tamam, hakikaten siz bu işi yoluna koydunuz ve bu teröristlere caddelerde gösteri yapma imkân‎ vermediniz. Dolayısıyla biz de iyi niyetle buna yaklaşalım’ diyelim. Şimdi biz bu tablo içerisinde bu i‏şe olumlu yaklaşmayız”

    “Miçotakis’e ‘Silahlanmayı bırakın artık, bu silahlanmayla nereye varacaksınız?’ diyeceğim”

    Yunanistan’taki seçimler ve yeni dönemde Türkiye-Yunanistan ilişkileri hakkında açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Bizim seçimden sonra Miçotakis aradı, tebrik etti. Böyle bir süreç oldu. Dolayısıyla şu anda Vilnius’ta böyle bir şey olması halinde biz görüşmekten çekinmeyiz. İki komşu ülkeyiz. Yeter ki zaman zaman ileri geri verilen mesajlar olmadıktan sonra, biz düşmanlıkları çoğaltmanın değil azaltmanın peşindeyiz. Dolayısıyla onunla da orada bunları konuşuruz. Tabii burada bir şey var. Söyleyeceğimiz şeyler belli. Nedir o? “Sayın Başbakan, bu silahlanmayı bırakın artık. Yani bu silahlanmayla nereye varacaksınız? Durmadan Amerika size bol bol silah veriyor. Bedava verdiği için mi alıyorsunuz, yoksa para pul istemiyor da böyle mi alıyorsunuz?” Herhalde bunları bir konuşuruz. Şunu da bilin ki biz düşmanlarımızı çoğaltmak için değil, azaltmak için varız. Türkiye budur, Erdoğan budur” dedi.

    “Avrupa Birliği dürüst değil”

    “Kıbrıs’ta yeni bir görüşme trafiği söz konusu olabilir mi? Özellikle Rumlardan veya başka çevrelerden bu doğrultuda bir talep var mı?” sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi:

    Şu an itibarıyla Rum kesiminde mevcut yönetim öncekilere kıyasla daha barışçı bir havanın içerisinde. Eğer bu barışçı havayı devam ettirirlerse ve başta Avrupa Birliği olmak üzere bazı tahriklere kapılmadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitlikteki haklarını korumaya “evet” derlerse biz de “niye olmasın” deriz. Ama Kuzey Kıbrıs’ın egemen eşitlik haklarını tanımaları lazım, tanımadıktan sonra bu olmaz. Ben hep anlatıyorum, yani bu işin ilk başı İsviçre Bürgenstock’tur. Orada Yunanistan Başbakanlarıyla, ben Başbakanım o zaman, bizler görüşmeyi yaptık ve o zaman bize söz verdiler, dediler ki “referanduma gitmek suretiyle çıkacak, neticede biz Avrupa Birliği olarak yanınızda olacağız.” Ama bunlar maalesef Kuzey Kıbrıs’ın yanında olmadıkları gibi hemen Güney’i Avrupa Birliği’ne dahil ettiler, Kuzey Kıbrıs’ı ise dışarıda bıraktılar. O gün bugündür bu böyle geliyor, Avrupa Birliği dürüst değil. Biz de 50 seneyi devirdik, hala bu Avrupa Birliği aynı noktada, değişen bir şey yok. Şöyle bir masaya yatıracağız bu işleri. Bizim de bunu gözden geçirmemiz gerekir.

    Erdoğan, asgari ücret konusu ile ilgili ise, “Asgari ücret noktasında da biz kesinlikle işçimizi yine enflasyona ezdirmeyeceğiz. Asgari ücrette de elimizden gelen gayreti göstereceğiz. İşçimiz bu noktada rahat olsun, huzurlu olsun. Şu anda çalışmalar yapılıyor, bir an önce de inşallah kararı vereceğiz. Memur maaşlarına ilişkin adım da zaten temmuz ayındaki görüşmelerde atılacak” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’dan “Hafize Gaye Erkan” yorumu

    Hafize hanımı Mehmet Bey tanıyordu ve kendisi bu teklifi bana getirdi. Biliyorsunuz ben kadro hareketine inanırım. Yani ben bir göreve geldim; ne yapıyorum, kadromla geliyorum; yani Bakan arkadaşlarımı seçiyorum, inceliyorum ve bununla da kalmıyorum, farklı bazı isimler varsa bunlar üzerinde de çalışmalar yürütüyorum ve buna göre de kabinemi oluşturuyorum. Bu kabineyi oluştururken şu anda benim bütün Bakan arkadaşlarım kendi Bakan Yardımcılarını benim önüme getirmişlerdir ve o Bakan Yardımcılarını ben kendilerinden aldıktan sonra ayrıca istihbaratla da onlar üzerinde bir çalışma yapmışımdır. Nasıldır, ne var ne yok filan… Ve aynı şekilde yurt içinde, yurt dışında… Eğer yurt dışındaysa orada da kimdir, nedir, nasıl birisidir” bütün bunların hepsini soruşturuyoruz. Tabii maalesef çok garip ataklar var. Bu ataklarda da bakıyorsunuz, aman ya Rabbi neler uyduruyorlar neler… Biz tabii artık yani iğnenin deliğinden çok geçtik, bunları pek yutmuyoruz ama çalışıyoruz, ediyoruz. Ve bu kardeşimizin de başarılarını bizlere ilettiler, söylediler. Yani Goldman Sachs’tan tut da oradaki bankacılık, finans sektöründeki çalışmalarına varıncaya kadar bu durumları söylediler. Ve Merkez Bankası’nda bir de bayan yöneticimiz olsun diye düşündük. Bu adımı hayırlısıyla attık. Tabii kendisine de gerekli olan beklentilerimizi söyledik. Ve inşallah bu adımlarla birlikte de gerek Hazine ve Maliye Bakanımız gerek Merkez Bankası Başkanımız bizi mahcup etmeyecekler ve hayırlısıyla güzel neticeleri de alacağız diye düşünüyorum.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Nebati döneminde ekonomi: Dolar kuru, enflasyon ve dış ticaret dengesi nasıl değişti?

    Bakan Nebati döneminde ekonomi: Dolar kuru, enflasyon ve dış ticaret dengesi nasıl değişti?


    Bakan Nureddin Nebati döneminde Dolar kuru ve enflasyon AK Parti iktidarının en yüksek seviyesini gördü. Ancak Nebati’nin bundaki rolü ayrı bir siyasi tartışma.

    Nureddin Nebati’nin 18 aylık Hazine ve Maliye Bakanlığı görevi Mehmet Şimşek tekrar bu göreve atanmasıyla sona erdi. Bakan Şimşek “Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır” diyerek Nebati dönemindeki “Yeni Ekonomi Modelini” özetledi.

    Peki, Bakan Nebati döneminde Türkiye ekonomisi nereden nereye geldi? Nureddin Nebati döneminde Dolar kuru, enflasyon ve dış ticaret dengesi nasıl değişti? Resmi veriler üzerinden Bakan Nebati döneminin ekonomi performansına bakalım. Ancak Nebati’nin ekonomi politikasının belirlenmesini gücü ve ortaya çıkan sonuçtaki rolü siyasi bir tartışma konusu.

    Yeni ekonomi modelinin ilanı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 24 Eylül 2021’de politika faizini yüzde 19’dan yüzde 18’e düşürdüğünde henüz Türkiye’nin yeni bir ekonomi modeline geçtiği resmen açıklanmamıştı. TCMB 22 Ekim 2021’de bir kez daha indirime giderek faizi yüzde 17’ye düşürdü. Merkez Bankası 19 Kasım 2021’de ise politika faizini yüzde 15’e kadar indirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 30 Kasım 2021’de TRT’deki programda yaptığı açıklamada “Yeni ekonomi modeliyle, yüksek faiz verecek sıcak para çekme politikasını elimizin tersiyle itiyoruz. Düşük faizle, üretimi ve ihracatı destekleyeceğiz.” diyerek yeni bir politika benimsendiğini resmen ilan etti.

    Nebati döneminde Dolar kuru 12,96’dan 20,8’e yükseldi

    2 Aralık 2021’de ise Nureddin Nebati Hazine ve Maliye Bakanı olarak atandı. 1 Aralık 2021’de Dolar kuru 12,96 TL idi. 21 Aralık 2021’de ise Dolar kuru 17,5 liraya kadar yükseldi. Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminin açıklanmasının ardından kur 28 Aralık 2021’de 11,41 TL’ye kadar indi.

    13-14 lira bandında direnen Dolar kuru Mayıs 2022’de 15 lirayı yeniden aştı. Uzun süre 17-18 lira bandında seyreden Dolar kuru 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanı Seçimi’nde Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar seçilmesinin ardından 30 Mayıs’ta ilk kez 20 lira sınırını aştı.

    Enflasyon Nebati’nin bakanlığında rekor kırdı

    Nebati’nin bakanlığı döneminde enflasyon rekor üstüne rekor kırdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Nureddin Nebati’nin göreve gelmesinden hemen sonra Kasım 2021 enflasyonu açıkladı ve yıllık TÜFE yüzde 21 idi. Ekim 2022’de enflasyon yüzde 86 ile AK Parti iktidarının zirvesini gördü. Haziran başında açıklanan Mayıs 2023 enflasyonu ise yüzde 40 oldu.

    İhracın ithalatı karşılama oranı yüzde 68: Dış ticarette rekor açık

    Nureddin Nebati döneminde Türkiye’nin dış ticaret dengesi en kötü dönemlerinden birini yaşadı. TÜİK Özel Ticaret Sistemi verilerine göre Aralık 2021-Nisan 2023 arasını kapsayan 17 aylık dönemde Türkiye’nin ihracatı 330,2 milyar Dolar olurken ithalatı ise 486,6 milyar Dolar oldu. Bu dönemdeki açık 156,4 milyar Dolar.

    Mayıs verileri de açıklandığında bu miktarın 160 milyar Doları aşması bekleniyor. Bu 17 aylık dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 68 oldu. Yani, Türkiye 68 liralık ihracat yaparken 100 liralık ithalat yaptı.

    2022 yılının genelinde ise dış ticaret açığı 107 milyar Dolar gerçekleşmişti.

    KKM’nin maliyeti 100 milyar liraya yaklaştı

    Dolar kurunun 20 lirayı aşmaması için verilen mücadele neticesinde Merkez Bankası’nın döviz rezervi azalırken KKM için ödenen faiz de Mart 2022-Nisan 2023 arasında toplam 95,4 milyar TL oldu.

    Merkez Bankası Eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara ise KKM maliyetinin çok daha yüksek olduğunu savunuyor. Kara TCMB “diğer” kalemindeki giderin bu zarara eklenmesi gerektiğini yazdı: “2022’de KKM’nin Hazineye maliyeti 92,5 milyar TL olmuştu. TCMB’ye maliyetini bilmiyorduk, bugünkü Yıllık Rapor ipucu veriyor. TCMB’nin kar/zarar tablosundaki “diğer” kalemi 89 milyar TL’ye işaret ediyor. Yani 2022’de KKM’nin kamuya toplam maliyeti kabaca 181,5 milyar TL olmuş.”

    Şimşek: Rasyonel zemine dönme dışında seçenek kalmadı

    Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen Mehmet Şimşek, görev devir teslim töreninde yaptığı açıklamada “şeffaflık, öngörülebilirlik ve rasyonel zemine dönme” mesajları verdi. Şimşek, Nebati’nin yanında “Rasyonel bir zemine dönme dışında seçenek kalmamıştır” ifadesini kullandı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Analistlerden seçim yorumu: ‘Türk ekonomisi için gerçeklerle yüzleşme zamanı’

    Analistlerden seçim yorumu: ‘Türk ekonomisi için gerçeklerle yüzleşme zamanı’


    Analistler, Türk Lirası’nın önümüzdeki aylarda daha da düşerek halkın satın alma gücünü daha da aşındıracağını ve hükümeti hane halkını destekleyecek önlemler için milyarlarca dolar aramaya zorlayabileceğini tahmin ediyor.

    Analistlere göre, yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut ekonomi politikaları yakın bir “tehlike riski taşıyor” ve herhangi bir çözüm, zorlu önlemler içerebilir. 

    Bağımsız ekonomik araştırma kuruluşu Capital Economics’e göre, “Türk ekonomisi için gerçeklerle yüzleşme zamanı yaklaşıyor olabilir.”

    Uzmanlar, bir zamanlar ucuz iş gücü ve etkin bankacılık sistemiyle ayakta duran Türk ekonomisinin, şu anda çok az ülkenin yaşadığı, “kendi yarattığı bir sorunla karşı karşıya olduğunu” söylüyor. 

    Ekonomistlere göre Erdoğan, yabancı “lobiler” tarafından desteklendiğini söylediği yüksek faiz oranlarına karşı savaş açmış durumda. 

    Türk Lirası’nın değer kaybı

    Geçtiğimiz dönemlerde Merkez Bankası başkanları görevden alındı, Türk Lirası değer kaybetti ve yıllık enflasyon resmi verlere göre geçtiğimiz sonbaharda yüzde 85’i aştı. 

    30 Mayıs salı günü Euro, 21,69, Dolar ise 20,44 liraya kadar yükseldi. 

    Analistlere göre, Erdoğan’ın iktidardaki ilk on yılında, 2000’li yıllarda yaşanan Türk “ekonomik mucizesi” geride kaldı: Yabancı yatırımcılar istikrarsızlıktan ve eskiden tarafsız teknokratlar tarafından yönetilen kurumların ele geçirilmesinden korkarak ülkeyi terk etti.

    Finansal hizmetler sunan Conotoxia’dan Bartosz Sawicki, “Yabancı tahvil sahiplerinin elindeki Türk tahvillerinin, o zamandan bu yana Türk Lirası’nın Dolar karşısında neredeyse yüzde 90 değer kaybettiği 2013 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 85 oranında azaldığı tahmin ediliyor.” şeklinde konuşuyor. 

    Ekonomistlere göre Türk ekonomisinde şu an için en öncelikli sorun Merkez Bankası’nın nakit parasının tükeniyor olması.

    Merkez Bankası yıl başından bu yana Türk Lirası’nı desteklemek için 30 milyar dolar harcadı ve döviz rezervlerini 2002’den bu yana ilk kez negatif bölgeye itti.

    BlueBay’den analist Timothy Ash, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını söylüyor. 

    İhracatta rekabet gücü

    Uzmanlar iki seçenek olduğunu söylüyor: Faiz oranlarını yükseltmek ya da Türk Lirası’ndaki düşüşe izin vermek. Çünkü parasal destek tedbirleri, imalat ağırlıklı bir ekonomide düşük faiz oranlarının avantajını ortadan kaldırıyor. 

    Sigorta ve varlık yönetimi şirketi Allianz’ın analizlerine göre, efektif döviz kuru, “2021 yılı Aralık ayında alışılmışın dışındaki para politikalarının tam olarak uygulanmaya başlamasından bu yana yüzde 35 değer kazandı.” 

    Allianz, “Türk ihracatının rekabet gücünü yeniden tesis etmek için dalgalı kur rejimine geri dönmek gerekecektir” diyor.

    Pek çok analist, Türk Lirası’nın önümüzdeki aylarda daha da düşerek halkın satın alma gücünü daha da aşındıracağını ve hükümeti hane halkını destekleyecek önlemler için milyarlarca dolar aramaya zorlayabileceğini tahmin ediyor.

    Faiz oranlarında keskin bir artış bu kısır döngüyü kırmaya yardımcı olabilir, ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim kampanyası sırasında bunu yapmayı reddetmişti. 

    Danışmanlık şirketi Global Source Partners’tan Atilla Yeşilada, Merkez Bankası’nın Erdoğan’ın memur ve emekli maaşlarında vaat ettiği artışları finanse etmek için para basma ihtimaline dikkat çekiyor. 

    Depremin hasarı nasıl onarılacak?

    Türkiye aynı zamanda, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin de yaralarını sarmak zorunda. Depremlerin ülkede 100 milyar doların üzerinde hasar yarattığı belirlenmişti. 

    Yeşilada, “Hükümet para basmadan ve hiperenflasyona yol açmadan yeniden yapılanma çabalarını nasıl finanse edecek? Bu kimsenin cevaplamak istemediği bir soru.” şeklinde konuşuyor?

    Analistlere göre, Türk hükümetinin faiz oranlarını yükseltmekten başka çaresi yok.

    Danışmanlık şirketi Eurasia Group’tan Emre Peker, Türkiye’nin öncelikle “makro ihtiyati tedbirler ve sermaye kontrolleri” yoluyla dolar talebini sınırlamaya çalışacağına inanıyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan da böylece faiz oranlarına karşı yürüttüğü mücadeleden vazgeçmek zorunda kalabilir.

    Atilla Yeşilada bu durumda, “faizlerin yükselmesi bankaların sermaye tabanını azaltacak ve bankalar uzun süre kredi veremeyecek” uyarısında bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akademisyen maaşları enflasyon karşısında nasıl eridi? Profesör maaşı asgari ücretin 4 katı bile yok

    Akademisyen maaşları enflasyon karşısında nasıl eridi? Profesör maaşı asgari ücretin 4 katı bile yok


    Türkiye’de son dönemde hızla artan enflasyon halkın büyük bir bölümünün alım gücünü sarstı. Bunlardan birisi de akademisyenler. Akademisyen maaşları enflasyon karşısında hızla değer kaybediyor. 10 sene önce asgari ücretin 6,6 katı olan profesör maaşı 3,8 katına düşmüş durumda. Akademisyenler sosyal medyada #Akademisyenlergeçinemiyor etiketiyle seslerini duyurmaya çalışıyor.

    Peki, profesör ve araştırma görevlilerinin maaşları son 10 senede nasıl değişti? Akademisyen maaşları asgari ücretin kaç katıydı, kaça düştü? Akademisyenlerin satın alabildikleri gıda miktarı son yıllarda nasıl geriledi?

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile gıda fiyat endeksi akademisyen maaşlarının enflasyon karşısında ezildiğini ortaya koyuyor.

    Yukarıdaki grafiğin gösterdiği gibi akademisyen maaşı, enflasyon ve gıda enflasyonu Ocak 2021’de 100’e eşitleniyor. Bundan sonra maaşlara gelen zam ve artan enflasyon doğrultusunda çizgiler değişiyor. Maaşlar her sene ocak ve temmuz aylarında artıyor. TÜFE ve gıda enflasyonu ise her ay artış gösteriyor.

    Haziran 2021’de akademisyen maaşları hala 100 birimde iken gıda enflasyonu 106 birim olmuş durumda. Yani maaş değişmezken 100 liraya alınan gıda 106 liraya yükselmiş durumda.

    Gıda enflasyonu o kadar güçlü seyrediyor ki maaşlara gelen zamlara rağmen maaş endeksi bu süre boyunca hiçbir zaman gıda fiyat endeksinin üzerine çıkamıyor.

    TÜFE bu süre boyunca büyük oranda akademisyenin aleyhine işliyor.

    Akademisyen maaşı ile satın alınabilen gıda miktarındaki değişim durumu daha net gösteriyor.

    Akademisyen maaşı ile gıda fiyat endeksini Ocak 2020’de 100’e eşitliyoruz. Bu durumda akademisyen maaşı ile 100 birim gıda satın alınabiliyor. Enflasyonla birlikte bu miktar biraz düşmeye başlıyor. Temmuz 2020’de gelen zamlardan sonra akademisyenler üç ay boyunca sırasıyla 102, 102 ve 101 birim gıda satın alabiliyorlar. Yani alım güçleri bu üç ay boyunca artmış durumda.

    Ancak Eylül 2020’den bu yana bu miktar hiçbir zaman 100’ün üstüne çıkmıyor. Haziran 2022’de akademisyenler sadece 66 birim gıda satın alabiliyor. Her sene ocak ve temmuz aylarında maaşlarına zam gelmesine rağmen Ocak 2020’ye göre her zaman çok daha az gıda satın alabiliyorlar.

    Bu süre zarfında profesör ve araştırma görevlilerinin maaşlarına aynı oranda zam geldiği için hesaplamalar bu iki seviye için de geçerli.

    Öte yandan akademisyen maaşları ile kira ve bilgisayar enflasyonunu da karşılaştırmak durumu ortaya koyabilirdi. Ancak TÜİK’in enflasyon sepetinde bilgisayar yer almıyor. TÜİK’e göre 2004 başından bu yana kira ücretlerinde yıllık artış oranı ise 2022 ortasına kadar yüzde 25’i aşmadı. Aralık 2022’de kirada yıllık artış oranı TÜİK’e göre sadece yüzde 47 idi. Kiralık ilanları ise bundan çok daha yüksek artışa işaret ediyor.

    Akademisyen maaş ile asgari ücret arasındaki fark eriyor

    10 sene önce profesörün maaşı kaç asgari ücret ediyor, bugün ne durumda? Temmuz 2014’te bir profesör (1/4 kıdem) asgari ücretin 6,3 katı maaş alırken bu oran Temmuz 2014’te 6,6’ye kadar çıkıyor. Ancak bu oran giderek düşüyor. Ocak 2023’te bir profesör asgari ücretlinin sadece 3,8 katı maaş alabiliyor.

    Akademisyenler sosyal medyada seslerini duyurmaya çalışıyor

    Artan kira ve gıda fiyatları akademisyenleri de oldukça zorluyor. Türkiye’nin değerli üniversitelerinin başında gelen Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sema Dumanlı ekim ayındaki paylaşımında kira fiyatlarına şöyle isyan etmişti:

    “Biliyorum herkesin derdi dert ama akademisyen maaşlarını ve büyük şehir farkını konuşmaya takribi ne zaman sıra gelir? Ben daha fazla dayanamayacağım gibi. Gördüğünüz ilan Boğaziçi Üni etrafında 30 yıllık 2+1 daire ilanı. Bordro ise Boğaziçi doçenti bordrosu.”

    Dumanlı bir aylık maaşı ile üniversiteye yakın eski sıradan bir bina bile ev tutamıyor.

    Sosyal medyada diğer bazı yorumlar ise şöyle:

    • “Bazı kreşlerin fiyatları maaşımız kadar. İşten çıkıp evde çocuk bakmayı düşünen akademisyen arkadaşlarımız var. Biz bunu haketmiyoruz.”
    • “Ülkedeki pahalılık herkes gibi akademisyenlerin de belini büktü. Araştırma yapmayı, konferanslara katılmayı bırak mevcut maaşlarla temel ihtiyaçlarımızı karşılayamaz olduk”
    • “Bilim ciddi maddi imkan gerektiriyor. Evet, bunu devlet sağlamalı. Ama onu geçtik. Kendi başımıza bir şeyler yapalım dedik yıllarca, ama artık geçinemiyoruz. Bir akademisyen ev alamıyor bu ülkede. Araba alamıyor. Yazık.”
    • “Kitap alamayan, evsiz kalmaktan korkan bir akademisyen nasıl yayın yapabilir? En temel ihtiyaçlarımızı karşılarken zorlanıyoruz. Bu trajikomik ücretleri kabul etmiyoruz, hakkımızı istiyoruz”
    • “Akademisyenler olarak, ekonomik kaygılar yaşamadan öğrenci yetiştirmek, bilimsel çalışmalar yapmak istiyoruz. Akademisyen maaşlarında iyileşme şart.”
    • “Yoksulluk sınırının altında maaş alan ülkenin en yüksek eğitim seviyesindeki Akademisyenler maalesef sahipsiz. Kendi kurumları zaten haklarını savunmazken sosyal medyayla seslerini duyurmaya çalışıyorlar”
    • “Mesleği gereği gece gündüz çalışan bir akademisyen bir aylık maaşıyla doğru düzgün bi bilgisayar alamıyor!!”

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu eleştirileri dikkate alarak akademisyen maaşlarının iyileştirileceği vaadinde bulundu:

    Akademisyen olmak için kaç sene okumak gerek?

    Üniversitede öğretim görevlisi olabilmek için en az 22 sene eğitim görmek gerekiyor. Uygulamada bu neredeyse en az 25 sene demek. 8 yıl temel eğitim, 4 sene lise ve 4 sene üniversite eğitimi 16 sene yapıyor. En az 2 sene yüksek lisans ve 4 sene doktora eklediğinde 22 sene yapıyor. Ancak dil öğrenimi için hazırlık okumanız durumunda bir sene daha eklemek gerekiyor. Doktora da çoğu zaman 4 sene değil, daha uzun sürüyor. Doktorayı tamamladıktan sonra hemen iş bulabilmek veya atabilmek hiç de kolay değil.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***