Etiket: Enflasyon

  • Türkiye’de açıklanan istatistikler gerçekleri yansıtıyor mu?

    Türkiye’de açıklanan istatistikler gerçekleri yansıtıyor mu?


    Son yıllarda Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon, işsizlik, kira artışı gibi pek çok başlıkta açıkladığı veri ve istatistik göstergelerinin ne kadar gerçeği yansıttığı tartışma konusu.

    Eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir, TÜİK verileri ya da Covid-19 rakamlarının gerçeği yansıttığına inanmıyor.

    Çünkü Aydemir’e göre kamu yönetiminde şeffaflık kalmadı ve şeffaf olmayan bir yönetimde verilere güvenilemez.

    Şimdilerde DEVA Partisi’nde siyaset yürüten TÜİK’in eski Başkanı, TÜİK, Merkez Bankası, Rekabet Kurumu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu gibi bağımsız olarak tanımlanan kurumların da bağımsızlığını yitirdiği kanaatinde.

    Euronews’e açıklamalarda bulunan Birol Aydemir bu kurumların siyasi otoritenin talimatlarıyla hareket ettiğini öne sürüyor.

    ”Daha önceki Hazine ve Maliye Bakanı zamanında bankaların genel müdür yardımcıları ve yönetim kurulu üyeleri telefonla işten çıkarılıyordu. Eğer siz ekonomik gidişatla ilgili inandığınız bir açıklama yaparsanız bir telefonla işten oluyordunuz. O dönem işten çıkarılan 81. Genel müdür yardımcısı Ömer Gencal şimdi partimizin kurucu üyesi. Yani siyaset her yere müdahale ediyor ve her şeyi talimatla çözmeye çalışıyor. Ve piyasa ekonomisine de müdahale ediyor, talimatla ekonomi yöneteceklerini düşünüyorlar. Yani her şey inanılmaz derecede zamlanıyorken, siz TÜFE yüzde 20’lerde derseniz insanlar güler.”

    ”TÜİK verilerine güvenmiyorum…”

    ”Bu açıklanan verilere ve göstergelere baktığımızda tutarsızlıklar görüyoruz. Mesela TÜİK verilerine baktığımızda, enflasyon verileri en çok konuşuluyor ama ben özellikle de tüketici fiyatlarına güvenmiyorum. Birincisi, 30-40 yıllık seriye bakıldığında hiç bir zaman üretici ve tüketici fiyatları arasındaki makas şimdi olduğu gibi 25-26 puan olmaz. Şu anda üretici fiyatları yüzde 45-46, tüketici fiyatları yüzde 19,5-20 civarında. Bu makas üç, dört aydır böyle devam ediyor. En fazla aradaki fark 10 puan olmuş. Bu şu demek üretici fiyat arttırıyor fakat bunu satan kişi hiç fiyat arttırmadan sürekli zararına satıyor. Sizce bu mantıklı, doğru mu? Bu olamaz yani, hani bir iki ay oldu. Sonrası? İnsan sürekli zararına satış yapar mı? “

    ”İkinci olarak ENAG diye bir araştırma kurumu var, ‘durun bir dakika bu enflasyon rakamları gerçek değil ‘dedi. Ve hesaplamalarına göre enflasyon her ay TÜİK’in açıkladığı rakamlardan 2,5-3 kat daha fazla. Sepet aynı, ürünler aynı ama fiyatları kendileri topluyor. Üçüncü olarak da fiyatları olması gerektiği gibi istatistik ve metodoloji kurallarına uygun şekilde toplamıyorlar. Fiyatların toplanmasında, enflasyonun hesaplanmasında müdahale var. Google’dan ürünün en düşük fiyatını bulup, bu rakamdan gireceksiniz deniliyor. Halbuki her yerden yüzbinlerce işyerinden veri toplanır. İnternetten bir ürünün fiyatını belirleyip, bunu gireceksiniz denilebilir mi? Bunu yapan arkadaşlarımız önce kendilerine, sonra kurumlarına sonra da ülkeye ihanet ediyorlar.”

    Enflasyon rakamlarına göre gelirlerin, emekli maaşları ve asgari ücretin arttırıldığını vurgulayan DEVA Partisi Sektörel Politikalar Başkanı Birol Aydemir, bu yanlış verilerle insanların fakirlik ve yoksulluğa itildiğini ve özellikle bu kış aylarının her zamankinden daha da zorlu geçeceğini düşünüyor.

    Satın alma gücünün her geçen gün daha fazla düşürüldüğünü ve artık market raflarının dolu olmasının bir şey ifade etmediğini dile getiriyor TÜİK’in eski Başkanı Birol Aydemir.

    Aydemir’in değindiği bir başka mesele de işsizlik rakamları. Resmi rakamların bile oldukça yüksek olduğunu ve pandemi döneminde işsizlik artmasına rağmen uygulanan metedolojinin yanlış yapıldığını ifade ediyor. Ayrıca ‘yüksek büyüme’ denilen büyümenin istihdam yaratmadığına dikkat çekiyor.

    ”Yüzde 12-13 oranında olan işsizlik rakamları bile oldukça yüksek. Bu rakamlarda da pandemi döneminde uygulanan metedolojinin yanlış olduğunu söyledim. En sonunda ocak ayında geniş tanımlı işsizlik oranlarını getirdiler. Günümüzde doğru işsizliği gösteren geniş tanımlı işsizlik oranı, yüzde 25-27 bandında. Her dört insandan biri işsiz. Bu giderek de artacak. Çünkü pandemi nedeniyle çokça iş yerleri kapandı ve açılamadı. Yüksek büyüme diyorlar ama bu büyüme istihdam yaratmıyor. Çünkü büyümenin kaynaklarına inildiğinde yoksulluk yarattığı görülüyor. Büyüyoruz ama gelir dağılımı bozuluyor, yoksul sayısı artıyor. Çünkü büyüme tabana yayılmıyor ve büyümeyi çok az sayıda şirketler sağlıyor. Şimdiki büyüme kurdan kaynaklı ihracata dayalı. Kur arttıkça, parasının değeri düşerek zenginleşen bir ülke gördünüz mü? Paranızın değeri düşerken ülke zenginleşmez, fakirleşir. Bizdeki fiyatların artmasına temel sebep kurdaki artıştır. Çünkü bizde eğer TL değer kaybederse iğneden ipliğe her şeye zam gelir. Çünkü bizim üretimimizde kullandığımız ham madde ve girdilerin neredeyse tamamı ithal ediliyor. Sorun bu. Ayrıca pandemi sıkıntıları da eklenince işsizlik düşmeyecek, daha da artacak.”

    ”Resmi verileri çarpıtarak toplumun yüzde 93’ünün inanmadığı bir durum oluşturdular…”

    Kendi başkanlık dönemi ile şimdiki dönem TÜİK’i de kıyaslıyor. Ve eskiden daha rasyonel bir yönetim olduğunu söylüyor.

    ”Eski dönem ile şimdiki dönem arasında şöyle bir fark var. Eskiden bu ucube Cumhurbaşkanlığı Sistemi yoktu. O zaman da yavaş yavaş bozulmalar başladıysa da daha rasyonel bir yönetim vardı. Ekonominin başında da titiz ve kurumlara müdahale ettirmeyen Ali Babacan vardı. Kurumlar bağımsızdı, kendi kurallarına ve görev alanlarına göre çalışıyorlardı. Bu kadar siyasi talimat gelmiyordu, 2015’ten sonra bu ucu açık şekilde devam etti. Ve en önemlisi kurumları liyakatlı insanlar yönetiyordu. Şimdi bu saydıklarım kalmadı. Böyle resmi verileri çarpıtarak ve toplumun yüzde 93’ünün inanmadığı bir durum oluşturdular.”

    “Ölüm istatistikleri, göç istatistikleri ve hayat tabloları yayınlanmadı”

    DEVA Partisi Sektörel Politikalar Başkanı Birol Aydemir, Covid-19 verilerinin de en başından beri güvenilir olmadığını iddia ediyor.

    Aydemir’e göre Covid-19’dan hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun ölüm nedenlerinde başka gerekçeler yazıldı ve vaka sayıları düşük gösterildi.

    ”Covid-19 ile ilgili açıklanan rakamlar da en başından beri doğru değildi. Gizleme ihtiyacı hissettiler ama bunu sadece bir yıl yapabildiler. Çünkü TÜİK ölüm istatistikleri yayınlıyordu. Ölüm istatistikleri geldiğinde ortaya çıkacaktı zaten ama verileri durdurdular. Türkiye’de bundan dolayı üç istatistik yayınlanamadı. Ölüm istatistikleri, göç istatistikleri ve hayat tabloları yayınlanamadı. Çünkü Sağlık Bakanlığı veri vermeyi durdurdu. Eğer bu veriler doğruysa neden vermezsiniz?. Peki bunu neden yaptılar? Biz güvenli ülkeyiz, bizde Covid o kadar yok diye yaptılar. Ve ekonomi etkilenmesin, turist gelsin dediler. E ne oldu turist geldi mi? Gelmedi.”

    Veri ve istatistiklerin güvenilir olmasının en çok da yabancı ve yerli yatırımcıyı ilgilendirdiğini dile getiriyor Aydemir. Ve ”Bu verilerin güvenilirliğinin zedelenmesi meselesi bu ülkenin itibarı ve onurudur. Biz aslında ülkemizin itibarı ve onuruyla oynuyoruz.” diyor.

    ”2009-2010 yıllarında Yunanistan bütçe açığı ve borç stoğu ile ilgili AB’ye gönderdiği verilerle oynadı. Daha sonra AB bunu anladı ve Yunanistan iflastan döndü. IMF programına girdi de öyle çıkabildi. Ama yıllarca gerçekleri gizledikleri için bu programın sıkıntısını yaşadılar. Siz bir yatırımcı olsanız ve bu verilerin güvenilir olmadığını görseniz milyonlarca, milyarlarca dolarla o ülkeye gider misiniz? Siz bir ülkeye gittiğinizde verilere bakarsınız, enflasyon, ticaret hacmi, arz talep vs her şeye bakmanız gerekir. E şimdi verilerin güvenilir olmadığını düşündüğünüzde neye göre karar vereceksiniz, neye göre hesap yapacaksınız? Bu sadece yabancı yatırımcı için değil, yerli yatırımcı için de geçerli.”

    TÜİK eski Başkanı Birol Aydemir, bir ülkenin veri ve istatistik rakamlarının güvenilir olmamasının siyaseten verilen kararları yani ülkenin geleceğini de etkileyeceği düşüncesinde.

    Veriye dayalı bir politika üretilemezse ülkenin geleceği hakkında doğru kararlar alınamayacağını ve başarılı olunamayacağını ifade ediyor.

    Aydemir’e göre başkanlık sisteminden bu yana Türkiye’de, büyüme verileri Cumhuriyet tarihinin en kötü verileri, işsizlik yüzde 12-13 bandına oturdu, enflasyon neredeyse 2001 seviyesi öncesine geldi, borç stoku tarihi zirveye çıktı, bütçe açığı inanılmaz seviyede artmaya başladı ve Avrupa’nın en yüksek faizi veriliyor…

    ”Peki neden böyle olduk?” sorusuna da TÜİK eski Başkanı Birol Aydemir; ”Veri yanlış, politika yanlış… Sonuç ülkede yüksek enflasyon, yüksek döviz kuru, yüksek işsizlik, düşük büyüme ve yarından umutsuz, mutsuz bir toplum var artık. Geldiğimiz nokta bu.” sözleriyle yanıt veriyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gözler Merkez Bankası’nın faiz kararında: 4 soruda faiz ve enflasyonun seyri ne olabilir?

    Gözler Merkez Bankası’nın faiz kararında: 4 soruda faiz ve enflasyonun seyri ne olabilir?


    Dolar ve Euro’nun rekor üstüne rekor kırdığı Türkiye’de herkes Merkez Bankası’nın perşembe günü vereceği faiz kararına odaklanmış durumda.

    Gelişmeler yurt içinde yakından takip edilirken uluslararası yatırımcılar da diğer yükselen ekonomilerden negatif anlamda ayrışan Türkiye ekonomisinin ne yöne ilerleyeceğini kestirmeye çalışıyor.

    Yurt dışından Türk ekonomisi ve para politikalarının kısa bir fotoğrafını çekmek için Reuters haber ajansı Merkez Bankası için 4 soru başlıklı bir analiz yayınladı.

    Merkez Bankası’nın yeni bir faiz indirimine gitmesinin beklendiği vurgulanırken bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı memnun edeceğinin fakat enflasyonu daha da tetikleyerek Türk Lirası’nın değer kaybının hızlanacağının altı çizildi.

    Türk Lirası ay başından bu yana yüzde 6’nın üzerinde gerilerken Dolar/TL kuru da psikolojik eşik olan 10 seviyesini geçti ve yükselmeye devam etti.

    Eylül ayından bu yana faizleri 300 baz puan düşüren Merkez Bankası’nın önündeki sorular:

    Merkez Bankası ne yapacak?

    Para politikası kurulunun gösterge faizleri 100 baz puan daha düşürerek yüzde 15’e çekmesi bekleniyor.

    So iki buçuk yılın en üst seviyesinde olan enflasyonun ekimde beklentilerin altında kalması nedeniyle uzmanlar faizlerin indirilmesi ihtimalinin arttığını belirtiyor. Yine de Türk Lirası’ndaki hızlı erimenin bankanın işini zorlaştırabileceğini belirtiyorlar.

    Erdoğan geleneksel ekonomi teoremlerinden farklı olarak düşük faizlerin enflasyonu da düşüreceğini savunuyor ve görüş ayrılıkları nedeniyle son 20 ayda 3 Merkez Bankası başkanı değiştirdi.

    Mart ayında göreve getirilen Şahap Kavcıoğlu, sıkı para politikası konuşmalarını eylül ayında sonlandırdı ve faiz indirimlerinin kapısını araladı. Merkez Bankası geçtiğimiz ay da yıl sonuna kadar faiz indirimi konusunda sınırlı bir alan olduğunu belirtti.

    Fakat son faiz kararları yatırımcıların Merkez Bankası bağımsızlığına olan inancını tamamen bitirdi.

    Türkiye bu tutumu ne kadar sürdürebilir?

    Uzmanlar çift haneli enflasyona rağmen faizleri düşürmenin tehlikeli bir adım olduğunu belirtiyor.

    İsveç merkezli Handelsbankenan kıdemli ekonomisti Erik Meyersson “Türkiye’nin politikalarında kısa zamanda bir değişim görmezsek ülke 2018’den bu yana üçüncü kur krizine sürüklenecek gibi görünüyor,” ifadelerini kullandı.

    Fakat önceki yıllardan farklı olarak kurdaki düşüşü dengelemek için Türkiye’nin eskiye göre çok daha az döviz rezervi var. Merkez Bankası’nın ikinci çeyrekteki rezervi 3 aylık ithalatı karşılamaya yeterken bu süre 2019’da 4 buçuk aydı.

    Öte yandan Federal Reserve de dahil olmak üzere dünyanın önde gelen bankaları enflasyonu kontrol altına almak için para politikalarını sıkılaştırmaya hazırlanırken Türkiye’nin faiz indirimine gidemeyeceğini düşünenler de mevcut.

    Goldman Sachs analistleri halihazırdaki para politikalarının sürdürülemez olduğunu ve faizlerin eninde sonunda yükseltilmesi gerekeceğini belirtiyor. Bankacılık devi faizlerin yıl sonuna kadar yüzde 15’e düşürüleceğini sonrasında da 2022’nin ikinci yarısında 300 baz puan artırılacağını tahmin ediyor.

    Enflasyon nereye gidiyor?

    Yıllık enflasyon ekim ayında yüzde 19,89’a yükselerek Merkez Bankası hedefinin dört katına ulaştı. Fakat banka bunun geçici olduğunu savunuyor. Politika yapıcılar bu nedenle çekirdek enflasyona odaklanmayı tercih ediyor ve o da yüzde 16,83 düzeyinde.

    Pandemi sonrası canlanma nedeniyle artan talep tedarik zincirlerinde aksamaya ve enerji fiyatlarında yükselişe yol açarken bu durum Türk Lirası üzerindeki baskıyı da daha hissedilir hale getiriyor.

    Üretici fiyatları ekimde yıllık bazda yüzde 46,31’e yükseldi. Bu da enflasyonun önümüzdeki aylarda yüksek kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.

    Deutsche Bank enflasyonun 2022’nin ilk yarısında yüzde 20’nin üzerinde kalmasını ve 2022 sonunda yüzde 16’ya gerilemesini bekliyor.

    Erdoğan’ın nihai planı ne?

    Yüksek enflasyon ve değeri düşen Türk Lirası alım gücünü azaltarak tüketiciler üzerinde büyük bir baskıya neden oluyor. Bu da güçlü ekonomi ve refah vaadiyle 19 yıldır iktidarda olan AK Parti ve Erdoğan’ı rahatsız ediyor.

    Erdoğan faizlerin düşürülmesi ile bankaların piyasaya daha fazla kredi açarak ekonomiyi canlandıracağını, ihracatı ve istihdamı artıracağını düşünüyor. Ekonomistler ise şirketlerin yüksek döviz borcu nedeniyle değeri düşük Türk Lirası’nın ihracatı desteklemekte yetersiz olacağını savunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Yatıyorum, kalkıyorum fiyatlar yükselmiş, bunu haketmedik’: Türkiye’de geçinemeyenler ne diyor?

    ‘Yatıyorum, kalkıyorum fiyatlar yükselmiş, bunu haketmedik’: Türkiye’de geçinemeyenler ne diyor?


    Türkiye’de halkın büyük çoğunluğu artan gıda ve eşya fiyatları karşısında geçim sıkıntısı çekiyor.

    Ekonomistler Türkiye’deki yüksek enflasyonu ekonomi yönetimindeki hatalara, ülkenin mali rezerv durumuna ilişkin endişelere ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faiz oranını düşük tutma baskısına bağlıyor.

    Erdoğan borçlanma maliyetinin düşürülmesinin büyümeyi teşvik edeceği görüşünde. Ancak ekonomistler artan fiyatları dizginlemek için bunun tam tersini savunuyor. Faiz oranlarını düşürme kararı sonucu Amerikan Doları karşısında son haftalarda rekor üzerine rekor kıran Türk lirasındaki değer kaybıyla ilgili olarak Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla ilgili kaygıları körüklüyor.

    Erdoğan’ın para politikası üzerindeki etkisi Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. Merkez Bankası 2019 yılından bu dört yeni başkan gördü, faiz oranlarını düşük tutmaya direndiği belirtilen bankacılar görevden uzaklaştırıldı.

    Bütün bu gelişmeler arasında sıkışan Türk halkı ay sonunu zor getiriyor.

    “Biz bunu haketmedik”

    İstanbul’un Eyüpsultan ilçesindeki Ortakçılar Pazarı’nda tekstil ürünleri satan Kadriye Doğru öğle yemeklerini kuru simitle geçiştirdiğini, hatta akşamları ailesini doyurabilmek için bazı günler öğle yemeği yemediğini söylüyor.

    İki çocuğuyla dul kalan 59 yaşındaki Doğru “Daha önce hiç bu kadar acınacak bir hayat yaşamamıştım. Yatıyorum, kalkıyorum fiyatlar yükselmiş. Beş litre yemeklik yağı 40 liradan almıştım, şimdi 80 lira olmuş” diyor ve “Biz bunu haketmedik” sözleriyle serzenişte bulunuyor.

    Aynı pazarda gıda satan tezgahları dolaşan 57 yaşındaki Süheyla Poyraz da “herşey o kadar pahalandı ki, hiç birşey alamıyorum” diyor. Seçimlerde AK Parti’ye oy verdiğini belirten Poyraz partiden enflasyona çare bulunmasını istiyor.

    “Eğer iktidarda iseniz ve biz size işleri yoluna koymanız için oy veriyorsak neden müdahale etmiyorsunuz? Neden fiyat artışlarını durdurmuyorsunuz?” diyerek alınan kararları eleştiriyor.

    Yüksek enflasyon, yönetime geldiği ilk yıllarda güçlü bir ekonomi ile iktidarını pekiştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın popülerliğini zedelemeye başladı. Kamuoyu yoklamalarında muhalafetteki Milet İttifakı’nın oy oranı, AK Parti ve MHP ile kurduğu Cumhur İttifakı’nın oy oranlarıyla arayı kapatmaya başladı.

    Bağımsız enflasyon tahmini neredeyse yüzde 50

    Hükümet enflasyonun ekim ayında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 20 yükseldiğini söylüyor. Ancak çeşitli akademisyenler ve eski devlet görevlilerinden oluşan bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu, Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki (E-TÜFE) son 12 aylık artış oranının yüzde 49.87 olarak gerçekleştiğini belirtiyor.

    Buna karşılık, Amerika Birleşik Devletleri’nde fiyatlar geçen yıla kıyasla yüzde 6 arttı, Euro kullanan Avrupa Birliği ülkelerinde ise son 13 yılın en yüksek seviyesine ulaşan enflasyon yüzde 4’ü geçti.

    Türk lirasının yılın başından bu yana yüzde 25 değer kaybetmesi ithal ürünlerinin fiyatlarını da yükseltti. Kimileri liranın değerinin düşük olmasının Türk ihracatçıları küresel ekonomi içerisinde daha rekabetçi hale getirdiğinin altını çizse de, Türk sanayi sektörünün çoğunlukla ham ithal girdilere dayanması bu avantajı törpülüyor.

    “Enflasyon ve fiyatları hareketlendiren en önemli faktör Merkez Bankası’nın politikaları”

    Yabancı yatırımcılar da Türk varlıklarını bırakırken, Türkler de tasarruflarını döviz ve altına yatırıyor. Yatırım uzmanları bu kaçışı çoğunlukla Erdoğan’ın Merkez Bankası üzerindeki baskısına bağlıyor.

    İstanbul merkezli Spinn Danışma şirketinin kurucusu ekonomist Özlem Derici Şengül Merkez Bankası’nın bağımsızlığına müdahaleler yüzünden kitlesel satışlar yaşandığına dikkat çekiyor.

    Şengül “Enflasyon ve pazar fiyatlarını hareketlendiren birçok faktör var ancak en baskın olanı Merkez Bankası’nın politikaları” diyor ve Tükiye’deki nüfusun yaklaşık yarısının “gelir açısından zor durumda olduğu” tahmininde bulunuyor.

    Halk yalnızca tüketici fiyatları açısından değil, çoğunlukla dövize bağlı olarak artan konut ve kira fiyatları karşısında da zor durumda. Bu sorun “Barınamıyoruz” sloganıyla eylem yapan gençler ile Erdoğan’ı karşı karşıya getirdi.

    Erdoğan ise ekonominin güçlü olduğunu ve ülkenin pandemiden sonra diğer ülkelere göre daha güçlü çıkacağını vurguluyor.

    Pazar fiyatlarındaki artıştan zincir marketleri sorumlu tutan Erdoğan, yeni Tarım Kredi Kooperatifleri ile fiyatları düşük tutmayı hedefliyor.

    Hükümet artan fiyatlar karşısında çalışanların sıkıntılarını hafifletmek için geçtiğimiz ay asgari ücrete zam yapma kararı aldı.

    Ekonomistler ise bunun yeterli olmadığı görüşünde. Özlem Derici Şengül hükümetin düşük faiz oranında, gevşek para politikası ve seçim hazırlıklarında ısrarcı olmaya devam etmesi halinde enflasyon, düşük ücretler ve eşit olmayan gelir dağılımının etkilerinin 2022 ve 2023 yılında daha da kendini göstereceği konusunda uyarıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de ekim ayı enflasyon rakamları: TÜİK 2,39 ENAG ise 6,90 olarak açıkladı

    Türkiye’de ekim ayı enflasyon rakamları: TÜİK 2,39 ENAG ise 6,90 olarak açıkladı


    Türkiye İstatistik Kurumu, (TÜİK) ekim ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre ekim ayında enflasyon yüzde 2,29 arttı, yıllık bazda ise 19.89 oldu.

    TÜİK yurt içi üretici fiyat endeksinin (Yİ-ÜFE) aylık yüzde 5,24, yıllık ise yüzde 46,31 olduğunu duyurdu.

    Yurt içi üretici fiyat endeksinin 2021 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 5,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 37,34, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 46,31 ve on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 36,20 artış gösterdiği belirtildi.

    ENAG’a göre aylık enflasyon yüzde 6.90

    Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) enflasyon raporuna göre ise tüketici fiyat endeksi (E-TÜFE) ekim ayında yüzde 6.90 arttı. ENAG, tüketici fiyat endeksinin 12 aylık dönemdeki artış oranını ise yüzde 49.87 olarak açıkladı.

    ENAG’ın raporuna göre gıda ve alkolsüz içeceklerde artış oranı yüzde 9.11 oldu. Sağlıkta 12.43 olan artış oranı giyim ve ayakkabıda 13.94 olarak kayda geçti. Eğlence ve kültürde enflasyon oranını yüzde 11.04 olarak açıklayan grup, çeşitli mal ve hizmetler kategorisinde bu oranın yüzde 14.76 olduğunu raporladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye Avrupa’daki 32 ülke içinde işsizlik oranının en yüksek olduğu 3. ülke

    Türkiye Avrupa’daki 32 ülke içinde işsizlik oranının en yüksek olduğu 3. ülke


    Son açıklanan verilere göre Türkiye’de ağustos ayında işsizlik oranı yüzde 12,1. Bu oran Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ise yüzde 6,8. İşsizlik sıralamasında İspanya yüzde 14 ve Yunanistan yüzde 13,2 ile Türkiye’nin üstünde yer alıyor. Peki, Avrupa ülkelerinde işsizlik oranı kaç? Avrupa’da en yüksek ve en düşük işsizlik oranı hangi ülkelerde?

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı son verilere göre mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı ağustosta yüzde 12,1 oldu. Geçtiğimiz yıl aynı dönem bu oran yüzde 13 idi. Türkiye’de işsizlik temmuz ayına göre değişmedi. AB İstatistik Kurumu’nun (Eurostat) verilerine göre Türkiye işsizlikte Avrupa’nın ilk üç ülkesinden birisi. 27 AB ülkesinin ortalaması ağustosta yüzde 6,8 oldu. Zirvede yüzde 14 ile İspanya var. Yunanistan yüzde 13,2 ile ikinci sırada yer alıyor. Türkiye yüzde 12,1 ile üçüncü sırada.

    Zirvedeki üç ülkeden sonra sıralama şöyle: İtalya (yüzde 9,3), İsveç (yüzde 8,8), Fransa (yüzde 8), Hırvatistan (yüzde 7,6), Litvanya (yüzde 7,2), Finlandiya (yüzde 7,2) ve Letonya (yüzde 7,1).

    22 ülke AB ortalamasının altında

    Eurostat verilerine göre 22 ülkede işsizlik oranı AB ortalamasının altında yer alıyor. Bu kadar ülkenin AB ortalamasının altında yer almasının sebebi zirvedeki üç ülkenin ortalamayı yukarıya çekmesi. Bazı ülkelerdeki işsizlik oranları şöyle: Belçika (yüzde 6,4), Avusturya (yüzde 6,1), Bulgaristan (yüzde 5,6), Romanya (yüzde 5,2) ve İngiltere (yüzde 4,5).

    En düşük Çekya ve Hollanda’da

    İşsizliğin en düşük olduğu ülke ise yüzde 2,9 ile Çekya. Bu ülkeyi yğzde 3,2 ile Hollanda ve Malta takip ediyor. İşsizlik oranı Polonya (yüzde 3,4) ve Almanya’da (yüzde 3,6) yüzde 3’ün altında yer alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası, politika faizini beklentilerin üzerinde indirerek yüzde 16’ya düşürdü

    Merkez Bankası, politika faizini beklentilerin üzerinde indirerek yüzde 16’ya düşürdü


    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 200 baz puan indirerek yüzde 16’ya düşürdü.

    Faiz kararı öncesi 9,28 seviyesinde işlem gören ABD Doları /Türk Lirası kuru 9,40’ın üzerine çıkarak rekor tazeledi. 10,80 seviyesinden işlem gören Euro/Türk Lirası kuru ise 11’in üzerini gördü.

    Nisan ayında başkanlığa atanan Şahap Kavcıoğlu yönetiminde merkez bankası ilk faiz indirimini eylül ayında yapmıştı. Kavcıoğlu söylem değişikliğine gitmesinin ardından bu ayda faiz indirimine gidilmesine kesin gözüyle bakılıyordu fakat beklentiler 50 ile 100 baz puan arasındaydı.

    Kurul sonrası yapılan açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:

    “Arz yönlü arızi unsurlardan kaynaklı politika faizinde yapılan aşağı yönlü düzeltme için yıl sonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı değerlendirilmiştir.”

    “Cari işlemler dengesindeki iyileşmenin sürmesi beklenirken, bu eğilimin güçlenerek devam etmesi fiyat istikrarı hedefi için önem arz etmektedir.”

    “Kurul, para politikasının ana hedeflerinde bir değişikliğe yol açmadan sürdürülebilir finans uygulamalarını uzun vadeli bir politika olarak destekleme kararı almıştır.”

    Ekonomistlerin beklentisi 50 baz puan indirim yönündeydi. Faiz indirim kararının para piyasalarına etkisi merak ediliyor.

    Ayrıntılar geliyor..

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünya Sefalet Endeksi: Türkiye 156 ülke içinde 21. sırada

    Dünya Sefalet Endeksi: Türkiye 156 ülke içinde 21. sırada


    İşsizlik, enflasyon, faiz oranı ve milli gelir gibi ekonomik göstergelerin esas alınarak hesaplandığı Dünya Sefalet Endeksi’nde Türkiye 156 ülke içinde 21. sırada yer aldı.

    Sefalet sıralamasında Türkiye Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyor.

    Endekste sıralamanın yükselmesi ülkede sefaletin arttığını ve ekonomin kötüye gittiğini gösteriyor.

    Dünya Sefalet Endeksi’nin zirvesinde enflasyonun rekor seviyelere ulaştığı Güney Amerika ülkesi Venezuela bulunuyor.

    Venezuela’nın komşusu Guyana ise Sefalet Endeksi’nin son sırasında yer alarak bu alanda en iyi ekonomik göstergelere sahip ülke oldu.

    Sefalet Endeksi; bir ülkedeki işsizlik, enflasyon ve banka kredi faizi oranlarının toplamından; kişi başına düşen reel gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi çıkarılarak hesaplanıyor.

    Amerikan John Hopkins Üniversitesi’nden ekonomist Steve H. Hanke’nin analizine göre işsizliğin yükselmesi geliri olmayanların sayısının artmasına, enflasyonun yükselmesi ise yaşamın pahalanmasına işaret ediyor.

    2020 Dünya Sefalet Endeksi sıralamasında Venezuela ilk sırada yer alıyor. Güney Amerika ülkesinde 2020 enflasyonu yüzde 3 bin 713, faiz yüzde 37, işsizlik oranı yüzde 50,3 ve ekonomik küçülme yüzde 30,9 olarak hesaplandı.

    Venezuela’nın sefalet puanı ikinci sıradaki Zimbabve’nin yaklaşık 7 katı.

    Bu ülkeleri Sudan, Libya ve Surinam takip etti. 2020’de sefalet endeksinin en alt sıralarında sırasıyla Guyana, Tayvan, Katar ve Japonya yer alıyor.

    Sefalet endeksinin düşük olması bu ülkelerde ekonomik göstergelerin iyi olduğu anlamına geliyor.

    Türkiye endekste 41,2 puan ile 21’inci sırada yer aldı.

    Listede yer alan Avrupa ülkeleri içinde sefalet endeksinin en yüksek olduğu ülke Türkiye oldu. Endekse göre Türkiye’de ekonomik veriler bazı Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin gerisinde.

    Hanke’nin 2019 Sefalet Endeksi’nde Türkiye 95 ülke arasında 5. sırada yer almıştı.

    Komşuları arasında Türkiye’den daha kötü durumda olan tek ülke 92,1 puan ile 8. Sırada yer alan İran.

    Irak ise 39,5 puan ile 26. sırada bulunuyor. Enflasyon-faiz ilişkinin tartışıldığı Türkiye’de liranın döviz kurları karşısında değer kaybı sürüyor. 2021 yılının Ekim ayında rekor kıran dolar kuru 9 lirayı aşmış durumda.

    2020 Dünya Sefalet Endeksi’nde diğer bazı ülkelerin sıralaması ise şöyle: Ermenistan (34), Etiyopya (37), Pakistan (49), Yunanistan (53), Azerbaycan (62), Mozambik (71), Bosna-Hersek (77), Rusya (94), ABD (109), Tanzanya (142), Almanya (145), Çin (152), Japonya (153), Katar (154) ve Guyana 156.

    Dünya Sefalet Endeksi, Amerikan John Hopkins Üniversitesi’nden ekonomist Steve H. Hanke tarafından hazırlandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de Dolar, Euro, faiz ve enflasyon son 5 yılda nasıl bir seyir izledi?

    Türkiye’de Dolar, Euro, faiz ve enflasyon son 5 yılda nasıl bir seyir izledi?


    Türkiye ekonomisi özellikle döviz ve faiz cephesindeki gelişmelerle son yıllarda çalkantılı bir dönemden geçiyor. Döviz kurunu kontrol altına almakta zorlanan hükümet, son iki yılda dördüncü kez Merkez Bankası başkanını değiştirdi.

    Merkez Bankası’nın ekonomistlerin beklentilerinin aksine faiz indirimine gitmesi ve Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun görevden alınabileceği söylentileri 2021 sonuna gelinirken Dolar/TL kurunda yine yukarı yönlü hareketlenmeye neden oldu.

    Son olarak dün yine Merkez Bankası’nda üç üst düzey yetkilinin görevine son verilmesi, yeni bir rekorla Dolar’ı TL karşısında 9,19 düzeyine taşıdı.

    Yüksek faize karşı olduğunu sık sık tekrar eden Erdoğan 3 yıllık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sürecinde 4 merkez bankası başkanı ile çalıştı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu’na güvenini kaybettiği ve görevden alabileceği iddia ediliyor.

    Yerli ve yabancı ekonomistlerin çoğunluğu, enflasyon düşürülmeden faiz oranlarının indirilmesinin döviz kuru üzerinde baskı oluşturacağı uyarısında bulunuyor.

    Dolar/TL ilk zirvesini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişte gördü

    Bu arada Merkez Bankası, faiz indirimlerinde çekirdek enflasyon rakamlarını referans almaya başladı.

    Dolar ve Euro’nun son 5 yıllık seyrine bakıldığında 2016 yılı sonlarında 3 TL seviyesinde olan dolar, 5 yıl sonra 9 TL seviyesini aştı. Euro/TL kuru da aynı zaman aralığı içinde 3,5 TL seviyesinden 10.4 düzeyine yükselmiş durumda.

    ABD Doları, 7 TL olan ilk zirvesini 2017 referandumunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kabul edilmesini takip eden süreçte görmüştü.

    2018 temmuz ayında yüzde 18 düzeyinde olan gösterge faiz oranları kur şokunu dengelemek için aynı yılın eylül ayında sert bir şekilde yüzde 24’e yükseltildi.

    Sonrasında kademeli olarak azaltılan gösterge faiz oranı 2020 mayısında yüzde 8,25’e kadar geriledi. 2020’nin ağustos ayından itibaren faizler yine yükselme trendine girdi ve son olarak yüzde 19’dan yüzde 18’e indirildi.

    Enflasyon tarafında da benzer bir seyir söz konusu. 2017 yılı başlarında yüzde 9 civarında olan enflasyon, 2018 yılında yüzde 25’i aşarak uzun yıllar sonra en yüksek seviyeyi gördü. Enflasyon oranları daha sonra düşme eğilimine girse de 2020 yılı sonlarında yeniden artmaya başladı.

    Küresel gıda fiyatları, Covid-19 salgınının etkisini gösterdiği 2020 yılından bu yana yükselişini aralıksız sürdürürken, bu artış dünya genelinde artan enflasyonun itici güçlerden birini oluşturuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de Dolar, Euro, faiz ve enflasyon son 5 yılda nasıl bir seyir izledi?

    Türkiye’de Dolar, Euro, faiz ve enflasyon son 5 yılda nasıl bir seyir izledi?


    Türkiye ekonomisi özellikle döviz ve faiz cephesindeki gelişmelerle son yıllarda çalkantılı bir dönemden geçiyor. Döviz kurunu kontrol altına almakta zorlanan hükümet, son iki yılda dördüncü kez Merkez Bankası başkanını değiştirdi.

    Merkez Bankası’nın ekonomistlerin beklentilerinin aksine faiz indirimine gitmesi ve Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun görevden alınabileceği söylentileri 2021 sonuna gelinirken Dolar/TL kurunda yine yukarı yönlü hareketlenmeye neden oldu.

    Yüksek faize karşı olduğunu sık sık tekrar eden Erdoğan 3 yıllık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sürecinde 4 merkez bankası başkanı ile çalıştı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu’na güvenini kaybettiği ve görevden alabileceği iddia ediliyor.

    Yerli ve yabancı ekonomistlerin çoğunluğu, enflasyon düşürülmeden faiz oranlarının indirilmesinin döviz kuru üzerinde baskı oluşturacağı uyarısında bulunuyor.

    Dolar/TL ilk zirvesini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişte gördü

    Bu arada Merkez Bankası, faiz indirimlerinde çekirdek enflasyon rakamlarını referans almaya başladı.

    Dolar ve Euro’nun son 5 yıllık seyrine bakıldığında 2016 yılı sonlarında 3 TL seviyesinde olan dolar, 5 yıl sonra 9 TL seviyesini aştı. Euro/TL kuru da aynı zaman aralığı içinde 3,5 TL seviyesinden 10.4 düzeyine yükselmiş durumda.

    ABD Doları, 7 TL olan ilk zirvesini 2017 referandumunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kabul edilmesini takip eden süreçte görmüştü.

    2018 temmuz ayında yüzde 18 düzeyinde olan gösterge faiz oranları kur şokunu dengelemek için aynı yılın eylül ayında sert bir şekilde yüzde 24’e yükseltildi.

    Sonrasında kademeli olarak azaltılan gösterge faiz oranı 2020 mayısında yüzde 8,25’e kadar geriledi. 2020’nin ağustos ayından itibaren faizler yine yükselme trendine girdi ve son olarak yüzde 19’dan yüzde 18’e indirildi.

    Enflasyon tarafında da benzer bir seyir söz konusu. 2017 yılı başlarında yüzde 9 civarında olan enflasyon, 2018 yılında yüzde 25’i aşarak uzun yıllar sonra en yüksek seviyeyi gördü. Enflasyon oranları daha sonra düşme eğilimine girse de 2020 yılı sonlarında yeniden artmaya başladı.

    Küresel gıda fiyatları, Covid-19 salgınının etkisini gösterdiği 2020 yılından bu yana yükselişini aralıksız sürdürürken, bu artış dünya genelinde artan enflasyonun itici güçlerden birini oluşturuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Türkiye genelinde 500 metrekareden bin kadar market yapılacak

    Erdoğan: Türkiye genelinde 500 metrekareden bin kadar market yapılacak


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye genelinde 500 metrekareden olmak üzere bin kadar ucuz ürünlerin satıldığı marketlerin yapılacağını söyledi.

    Evinin yakınındaki bir marketi ziyaret eden Erdoğan, “Tarım Kredi Kooperatiflerimizin buradaki gördüğünüz gibi market, çeşitli ürünler noktasında, kalite noktasında, fiyatlar noktasında gayet uygun.” dedi.

    Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre, Erdoğan şunları söyledi: “Tabii bunların süratle çoğaltılması noktasında Tarım Kredi Kooperatiflerine verdiğimiz talimatlar var. Süratle, 500 metrekareden olmak üzere Türkiye genelinde ilk etapta bin kadar bu tür marketlerin yapılması talimatını verdik. Bunları süratle çoğaltacağız. Ve böylece vatandaşımıza ucuz ve kaliteli ürünü ulaştırmanın ve piyasayı da balanse etmenin inşallah gayreti içerisinde olacağız. Şu anda da bizzat burada yaptığım alışverişte bunu gördüm. Bundan dolayı da mutluyum.” diye konuştu.

    Ticaret Bakanlığı, Fiyat Etiketi Yönetmeliği’ne aykırılıkların olup olmadığına ilişkin büyük zincir marketlere yönelik denetimler başlattığını duyurmuştu.

    5 büyük zincir markette, ürünlerde fahiş fiyat artışı yapılıp yapılmadığının tespiti için ticaret müfettişleri görevlendirildi.

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, ağustos ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 15,78, yurt içi üretici fiyatları yüzde 31,34 arttı. Aynı verilerde tarımsal girdi fiyatlarının yıllık bazda yüzde 29,38 arttığı görülüyor.

    Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”na göre ise, eylül ayında 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden “açlık sınırı” 3 bin 49 lira olarak belirlendi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***