Etiket: Enflasyon

  • Erdoğan’dan ‘iktisat bilimi kurallarına dönülmeli’ diyen TÜSİAD’a cevap:Bizimle mücadele edemezsiniz

    Erdoğan’dan ‘iktisat bilimi kurallarına dönülmeli’ diyen TÜSİAD’a cevap:Bizimle mücadele edemezsiniz


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘iktisat bilimi kurallarına hızla dönülmeli’ açıklaması yapan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’ni (TÜSİAD) eleştirerek, “Bizimle mücadele edemezsiniz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Vakfınca Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen 2021 İlim Yayma Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, son 19 yıldır attıkları her adımda, önlerine çıkartılan engellerin arkasındaki saik ne ise bugünlerde yaşananların sebebinin de aynı olduğunu söyledi.

    “19 yıl önce göreve geldiğimizde faiz, enflasyon bu durumda değil miydi? Buydu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz, aldığımız kararlarla attığımız adımlarla faizi de enflasyonu da ve hatırlayın 6 sıfırı attığımız zaman bana karşı çıkanlar ‘Taksim Meydanı’nda anırırım’ diyen köşe yazarları şimdi yine aynı şeyleri söylüyorlar. Anırdılar mı? Hayır. Ama bunlar şu anda hala köşe yazarı. Aynı şeyleri bunlar yine yazıyorlar. Anırsalar da anırmasalar da elhamdülillah biz doğru yoldayız. Çünkü faiz, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar hükmü bize öyle sıradan gelen bir hüküm değil.

    Diğer ülkeler hayata geçirdiğinde alkışlanan her adım, Türkiye teşebbüs ettiğinde akıl dışı bir saldırıyla karşılaşıyor. Ülkemizin yatırımla, istihdamla, üretimle, ihracatla büyümesi yerine, sanayisiyle, teknolojisiyle, finansıyla, alt yapısıyla dışarıya bağımlı kalmasını isteyenler, var güçleriyle direniyor.”

    Bu kadar altyapı, üstyapı çalışmalarıyla 19 yıldır bir mücadele verildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda attığımız adımları bir yere koymak mümkün mü? Havalimanları, 26 havalimanından 56’ya çıkarken artık Anadolu’dan evine yarım saat mesafede gidebilme imkanını yakalama lüksüne ulaşmış bir Türkiye varken, kimse bunu konuşmuyor. Türkiye büyüyor, kimse bu büyümeyi konuşmuyor. Sıkıntılar var ama unutmayın ki Allah’ın yardımı ve milletimizin ferasetiyle bu mücadeleden de alnımızın akıyla çıkacağımızdan ben şüphe duymuyorum.” dedi.

    “Ey TÜSİAD ve yavruları, size sesleniyorum”

    Erdoğan, daha önce vesayetin kirli oyunlarına, dün sınırlara dayanan terör örgütleri üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılan karanlık senaryolara hangi inanç ve iradeyle direnildilerse bugün de ekonomide aynı mücadeleyi verdiklerini dile getirdi.

    Fiyat artışlarının, insanların günlük hayatları üzerinde yol açtığı sıkıntıyı elbette bildiklerini ifade eden Erdoğan, “Kurdaki dalgalanmanın, fiyatlar üzerinde oluşturduğu istikrarsızlığın ve bunun yol açtığı belirsizliklerin elbette farkındayız ama vesayete, terör örgütlerine, darbecilere, küresel güç baronlarına nasıl direndiysek, bunlara karşı da direneceğiz. Şimdi buradan sesleniyorum, çekinme yok. Ey TÜSİAD ve yavruları, size sesleniyorum, tek göreviniz var; yatırım, üretim, istihdam, büyüme. Siz bunda ne yapıyorsunuz? Önce onu ortaya koyun. Kalkıp da hükümete saldırmanın değişik yollarını, versiyonlarını aramayın, bizimle mücadele edemezsiniz. Sizin cinsinizi de cibiliyetinizi de gayet iyi biliyorum. Sizin derdiniz başka ama bizim derdimiz bambaşka. Biz, vatan sevgisiyle, millet sevgisiyle yürüyoruz. Siz ise ‘Acaba biz bu hükümeti nasıl çökertir de isteyeceğimiz, sömüreceğimiz bir yönetimi iş başına getirtiriz.’ bunun için gayret ediyorsunuz. Bu millet size bu fırsatı vermeyecek.” diye konuştu.

    “Ekonomi politikası belirlediğimiz doğrultuda”

    Türkiye’nin ekonomide olağanüstü hale ihtiyacı olabileceği değerlendirmesinin akıl karışıklığının ötesinde bir durum olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu ülkeyi, emperyalistlerin çizdiği haritaların cazibesine kapılıp bölmeye çalışanların silahlarından çıkan kurşunlara terk etmedik ve terk etmeyeceğiz. Bu ülkeyi 1 dolar karşılığında vatanlarını satanların ellerine de bırakmadık bırakmayacağız. İnşallah bu ülkeyi döviz kuru üzerinden yeniden şekillendirmek isteyenlere de teslim etmeyeceğiz. Bu vesileyle, sorunsuz açıklamalarla, milletimizi karamsarlığa sürüklemek, yalan yanlış haberler yayarak piyasaları korkutmak isteyenlere itibar edilmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

    Hükümetin uyguladığı ekonomi politikasının, kur tarafındaki konjonktürel dalgalanmalar dışında tamamen belirledikleri doğrultuda ilerlediğinin altını çizen Erdoğan, Türk ekonomisinin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da serbest piyasa ekonomisi kurallarına uygun şekilde yoluna devam edeceğini kaydetti.

    – “Döviz kurundaki istikrarı, piyasanın kendi işleyişi içinde sağlayacağız”

    Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Aynı şekilde kontrollü ‘Kambiyo rejimi’ gibi zırvalıkları gündeme getirenleri de asla masum görmüyoruz. Döviz kurundaki istikrarı, bu tür zırva yöntemlerle değil, piyasanın kendi işleyişi içinde sağlayacağız. Ekonomide bir kural vardır, dere yatağında akar ve bizim de şu anda takip ettiğimiz yol budur. Buradan tüm vatandaşlarıma, ekonomide verdiğimiz mücadelede devletlerinin ve hükümetlerinin yanında daha güçlü şekilde yer almaları çağrısında bulunuyorum. Geldiğimiz noktada sırf daha çok kazanç hırsıyla, fiyatları şişirmekle, stokçuluk yapmakla, dün ülkemizi darbe ile esir almaya çalışanlara destek çıkmak arasında bir fark kalmamıştır. Cuma gününden beri bir dedikodudur almış başını gidiyor. Pazartesi gününden itibaren, ciddi manada finans dünyasında sıkıntılar yaşanacakmış. Ya bunu ancak ihanet içinde olanlar söyler. ‘Biz nasıl ayakta dimdik duracağız’ demiyor, pazartesiden itibaren bu tür sıkıntıların olacağından bahsediyor. Bunlar aynı zamanda keramet ehli galiba. Merak etmeyin, böyle bir durum söz konusu değil, biz dimdik ayaktayız.”

    Göreve geldiklerinde, Türkiye’nin IMF’ye 23,5 milyar dolar borcu olduğunu hatırlatan Erdoğan, o dönem Merkez Bankası’nın döviz rezervinin 27,5 milyar dolar olduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Başbakanlığım döneminde bu döviz rezervini 135 milyar dolara kadar çıkardık. Daha sonra bir düşüş yaşandı, yoktum. Cumhurbaşkanıydım. Daha sonra bir düşüş yaşandı, yoktum, Cumhurbaşkanıydım. Şimdi yeniden 100 milyar doların üzerine döviz rezervimiz çıkmış vaziyette. Toparlayacağız, daha yukarılara bu rakam çıkacak. Herhalde George, Hans bunlar gelip de bizim Merkez Bankamızın döviz rezervini yükseltmeyecek. Biz yükselteceğiz, bundan hiç endişeniz olmasın. Nasıl 27,5 milyar dolardan döviz rezervini alıp buralara getirdiysek şimdi yine aynı şekilde daha yukarılara bunu çıkaracağız ve çıkarıyoruz. Bizim kasamız boş değil, kasa mevcudumuz gayet iyi. Türkiye’ye karşı oynanan oyunun en etkili silahı haline gelen döviz kurunu dengeye oturtmak da fiyatları makul seviyede tutmak da bizim elimizdedir. Şayet bugün, her birimiz üzerimize düşeni yaparsak emin olun birkaç ay içerisinde çok daha güçlü, büyük, müreffeh Türkiye’nin kapılarının önümüze açıldığını göreceğiz. Biz buna yürekten inanıyoruz. Bize inanan, bize güvenen her vatandaşımızı da seferberlik ruhuyla ülkemizin gelecek yarım asrının, bir asrının belirleyicisi bu vizyona sahip çıkmaya davet ediyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Washington Post: Türkiye’de sultan çıplak ama danışmanları ona söylemeyecek

    Washington Post: Türkiye’de sultan çıplak ama danışmanları ona söylemeyecek


    The Washington Post gazetesinde, “Eleştirmenler ‘Türkiye’de sultan çıplak’ diyor, ama danışmanları ona söylemeyecek” başlığıyla çıkan bir makalede, kötüye giden ekonomiyle ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarının kendisine doğruları söyleyemediği yorumu yapıldı.

    Anthony Failo tarafından kaleme alınan makalede Türk lirasının değer kaybı ve giderek artan yüksek enflasyon oranına dikkat çekilerek, uzmanların görüşlerinin tersine “Erdoğan’ın kur krizinde faizleri düşürerek, adeta ateşin üzerine benzin attığı” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Erdoğan’ın kendisini ekonomist olarak tanımladığı ve bu konuları iyi bildiği yolundaki görüşlerine de yer verilen yazıda, Erdoğan’ın vatandaşların “sabırlı” olmasını istediğini ve düşük faizin ihracatı ve istihdamı artırıp enflasyonu düşüreceği görüşünde ısrar ettiği aktarıldı.

    “Danışmanlar doğruları söyleyemiyor”

    Erdoğan’ın iktidarı boyunca hükümet içinde kendisini eleştirenleri görevden aldığı kaydedilen yazıda, eleştirmenlere göre Erdoğan’ın etrafındaki kişilerin kendisine doğruları söylemekte zorlandığı yorumu yapıldı. Yine eleştirmenlere göre, Erdoğan’ın etrafını “evet efendimciler” sardı.

    Erdoğan’ın kendisini dinlemeyen üç Merkez Bankası başkanını görevden aldığı hatırlatılan yazıda, etrafında “Sultanın üzerinde elbise yok diyecek kimse kalmadığı” yorumu yapıldı.

    Makalede, Erdoğan’ın önemli ölçüde oy kaybı yaşadığı ve rakiplerinin oylarını artırdığı belirtilerek, dünyada ekonomik krizle birlikte iktidarını kaybeden otokratik liderlerden örnekler verildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da asgari ücret ne kadar?

    Fransa’da asgari ücret ne kadar?


    Fransa’da asgari ücret, bu yıl ekim ayında yüzde 2,2 enflasyon oranı dikkate alınarak düzenlenecek.

    Çalışma Bakanlığı, 34,89 euro artışla, bürüt asgari ücreti 1589,47 euro olarak belirlerken, bunun 2012 yılından bu yana asgari ücretteki en yüksek artış olduğunu duyurdu.

    Fransa’da asgari ücretliler için saat başına bürüt ücret, 10,25 eurodan, 10,48 euroya çıktı.

    Böylelikle, 1554,58 euro olan asgari ücret, 1589,47 euroya yükseldi.

    Fransa İstatistik Enstitüsü (INSEE), ağusbtos ayında yaptığı açıklamada ağustos ayında yıllık enflasyonun yüzde 1,9 oranında olduğunu bildirmiş, ancak daha sonra raporunda yaşamak için gerekli temel gereksinimlerin yer aldığı maddelerdeki gerçek enflasyonun yıllık bazda yüzde 2,2’ye çıktığını duyurmuştu.

    Fransa hükümet geçen yıl asgari ücrete yüzde 0,99 zam yararak 1554, 58 euroya çıkartmıştı. Geçen yıl saat başına brüt ücret 10,25 euro olarak belirlenmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Piyasalar Merkez Bankası’nın faiz kararına odaklandı: Beklenti 1 puan indirim

    Piyasalar Merkez Bankası’nın faiz kararına odaklandı: Beklenti 1 puan indirim


    Türk Lirası yabancı para birimleri karşısında değer kaybederken, piyasalar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bugün vereceği faiz kararına odaklandı. Ekonomistler 1 puanlık indirim beklerken piyasalardaki olumsuz etkisinin devam edeceğini kaydediyor.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) eylül ayından bu yana 4 puanlık indirim yaparak politika faizini yüzde 19 seviyesinden yüzde 15’e indirdi. Bu sırada Türk Lirası yabancı para birimleri karşısında büyük değer kaybı yaşarken, döviz kurları da oynak bir seyir izledi.

    Uzmanlar, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun bugün 100 puanlık bir indirime giderek faizi yüzde 14’e çekmesi yönünde bir beklenti oluştuğunu belirtiyor. Reuters’ın yaptığı beklenti anketine katılan ekonomistler 1 paunlık bir indirim öngördü. Bu ankete katılan sadece bir ekonomist faizin sabit tutulmasını beklediği yolunda görüş belirtti.

    Yurt içinde, dün Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,21 artışla 2.162,26 puandan tamamlayarak tüm zamanların en yüksek kapanışını gerçekleştirdi. Dolar/TL ise dün yüzde 2,8 artışla 14,8061’den kapanış yapmasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 14,85 seviyelerinden işlem görüyor.

    Analistler, Fed’in dünkü yönlendirmelerinin ardından bugün Avrupa tarafında ECB ve BoE toplantılarından çıkacak kararların 2022’de para politikalarının seyrine dair görünümü netleştirmesinin beklendiğini söyledi.

    Bugün yurt içinde de TCMB’nin faiz kararının takip edileceğini aktaran analistler, makroekonomik veri tarafında ise Euro Bölgesi’nde hizmet sektörü ve imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), ABD’de haftalık işsizlik başvuruları, sanayi üretimi ve konut başlangıçlarının öne çıktığını bildirdi.

    Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 2.200 ve 2.250 seviyelerinin direnç, 2.030 puanın destek konumunda bulunduğunu bildirdi.

    TCMB Para Politikası Kurulu toplantısına ilişkin AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistlerin büyük çoğunluğu, politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 14’e çekileceğini tahmin ediyor. Piyasada, faizlerin sabit bırakabileceği beklentileri de göz ardı edilmiyor. TCMB, kasım ayındaki PPK toplantısında politika faizi 100 baz puan azaltarak yüzde 16’dan yüzde 15’e çekmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP milletvekili protesto için TBMM kürsüsünde portakal kasası boşalttı

    CHP milletvekili protesto için TBMM kürsüsünde portakal kasası boşalttı


    CHP Muğla milletvekili Burak Erbay, Türkiye’de portakal üreticilerinin sorunlarına dikkat çekebilmek için TBMM Genel Kurul oturumunda bugün sembolik bir protesto eylemi gerçekleştirdi. TBMM bütçe görüşmeleri sırasında söz alan Erbay, kürsüye bir kasa portakal ve bazı fotoğrafların bulunduğu dövizlerle çıktı.

    TBMM Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanlığının 2022 yılı bütçe görüşmelerinde kürsüye çıkan Erbay, ilk olarak kendisinin de portakal üreticisi bir ailenin çocuğu olduğunu belirterek, “Ben bu portakallar sayesinde okudum. Üretici zor durumda. Köylüler gübre alamıyor, ilaç alamıyorlar. Mersin’de limon üreticileri ağaçları kesiyorlar. Limon üreticisi bitmiş durumda. Şimdi sıra narenciye üreticisinde. Eğer Rusya ile görüşüp kapılar açılmazsa narenciye ağaçları da kesilmek zorunda kalacak.” dedi.

    Ülkenin gerçeklerini anlatmak istediğini söyleyen Erbay, ekmek kuyruklarında bekleyen vatandaşların fotoğraflarını gösterdi. Muğla’dan getirdiğini söylediği portakalları kürsünün üzerinden yere döken Erbay, portakal üreticisinin sorunlarının çözülmesini istedi. TBMM Başkanvekili Celal Adan, Erbay’ın davranışının doğru olmadığını söyledi. CHP’li milletvekilleri ise daha sonra yere dökülen portakalları topladı.

    CHP milletvekili Özcan ise market ürünleriyle kürsüye çıktı

    Türkiye’de giderek artan enflasyon oranına dikkat çekmek için CHP Tekirdağ Miletvekili İlhami Özcan Aygun ise TBMM kürsüsüne bu kez mango, süt, yumurta, ay çiçek yağı, peynir, kahve gibi marketten aldığı ürünlerle çıktı. Aygun, malzemeleri kürsüye dizerek ürünlere gelen zamları okudu.

    Aygun, kürsüye getirdiği bazı yiyecekler arasından özellikle mangoyu göstererek, “Saraydan son yapılan açıklamada diyor ki vatandaşımıza: ‘Mangoyla konserve yapın, kurutun ve kullanın’. Mango kaç lira biliyor musunuz? Bu mango 18 ile 27 lira arasında ve nasıl alsın, nasıl kurutsun?” sorularını yöneltti. Aygun, aldığı ürünlerin fişini gösterdikten sonra bunları alışveriş filesine koyarak kürsüden ayrıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de çiftçi sayısı son 5 yılda yüzde 26; 10 yılda yüzde 53 azaldı

    Türkiye’de çiftçi sayısı son 5 yılda yüzde 26; 10 yılda yüzde 53 azaldı


    Türkiye’de çiftçi sayısı son yıllarda düşmeye devam ediyor. Resmi verilere göre kayıtlı çiftçi sayısı son 5 yılda yüzde 26; son 10 yılda ise yüzde 53 azaldı.

    Tarım alanları ise son 10 yılda yüzde 5; son 19 yılda ise yüzde 12 geriledi. İklim değişikliği ve artan dünya nüfusu ile birlikte gıdanın öneminin arttığı bir dönemde bu durum Türkiye’de gıda güvenliği tartışmasına yol açıyor.

    Türkiye’de tüketici enflasyonu yüzde 20’yi aşarken Kasım 2021’de tarımda üretici enflasyonu ise yüzde 23’ü geçti. Kasım 2021’de Türk lirasının dolar ve Euro başta olmak üzere yabancı para birimleri karşısında ciddi değer kaybı yaşamasıyla çiftçi için kritik öneme sahip gübre ve ilaç fiyatlarına da zam geldi.

    Emeklerinin karşılığını alamadığı gerekçesiyle çiftçilerin ürettikleri ürünleri çöpe döktüğü haberleri son yıllarda sık duyulmaya başladı. Temel gıdalarda üretici fiyatı ile market fiyatları arasında yüzde 200’ü aşan farklar da dikkat çekiyor. Hükümet bu duruma müdahale etmek için “erken uyarı sistemi” adı altında izleme uygulaması başlattı ancak Türkiye Ziraat Odaları Birliği verileri ciddi fiyat farkının devam ettiğini gösteriyor.

    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri de kayıtlı çiftçi sayısının son yıllarda giderek düştüğünü ortaya koyuyor. 2008’de 1 milyon 127 bin olan çiftçi sayısı 2011 yılında 1 milyon 122 bin idi. Çiftçi sayısı 2021 yılının eylül ayında 530 bine kadar düştü. Bu da son 10 yıla çiftçi sayısının yüzde 53 azaldığını gösteriyor.

    Son 5 yıldaki düşüş oranı ise yüzde 26. SGK verilerine göre 2016 yılında çiftçisi sayısı 718 bin idi. Bu da son 5 yılda 188 bin çiftçinin iş bıraktığına işaret ediyor.

    SGK kayıtlı çiftçi sayısına dair verileri açıklarken Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısına dair ankete dayalı işgücü istatistiklerini açıklıyor.

    TÜİK’e göre tarımda istihdam edilenlerin sayısı 2002’de 7 milyon 458 bin kişiyken bu sayı Eylül 2011’de 6 milyon 745 bine geriledi. Bu sayı Eylül 2021’de ise 4 milyon 974 bine düştü. Buna göre tarımda istihdam edilenlerin sayısı son 19 yılda yüzde 33; son 10 yılda ise yüzde 26 geriledi.

    2011’de istihdamdakilerin yüzde 26,2’si tarımda çalışırken bu oran 2021’de yüzde 17’ye kadar geriledi.

    Tarım alanları son 19 yılda yüzde 12 azaldı

    Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı tarım alanları da azalmaya devam ediyor. Buna göre tarım alanları ise son 10 yılda yüzde 5; son 19 yılda ise yüzde 12 azaldı.

    2001 yılında tarım alanları 26 milyon 350 bin hektar iken 2010 yılında bu miktar 24 milyon 395 bin hektara geriledi. 2020 yılında ise Türkiye’de tarım alanı 23 milyon 136 bin hektar oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Temel gıda ürünlerinde üretici ile raf fiyatları arasındaki fark yüzde 200’ü aştı

    Temel gıda ürünlerinde üretici ile raf fiyatları arasındaki fark yüzde 200’ü aştı


    Türkiye’de yıllık resmi enflasyon kasım ayında yüzde 20’yi aşarken gıda fiyatlarındaki artış dar gelirli vatandaşları etkiliyor.

    Türkiye gıda fiyatlarındaki artışı izlemek için ‘erken uyarı sistemi’ kurarken sebze ve meyvelerde üretici ile market fiyatları arasındaki belirgin fark devam ediyor.

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) verilerine göre birçok gıda maddesinde üretici ile marketlerdeki fiyat farkı yüzde 200’i aştı; çok sayıda üründe de fiyat farkı yüzde 100 ila 200 civarında seyrediyor.

    Peki, sebze ve meyve fiyatlarında üretici-market farkı hangi üründe ne kadar? Üretici fiyatı ile hal, pazar ve market fiyatları arasındaki fark yüzde kaç?

    TZOB aralık ayı başında yaptığı açıklamada kasım ayında üretici, hal, pazar ve marketlerde sebze ve meyve fiyatlarının ne kadar olduğunu duyurdu. TZOB’un verilerine göre, Kasım 2021’de fiyat farkının en çok olduğu ürün limon. 1 kilogram limonun fiyatı üreticide 50 kuruş iken halde 2,56; pazarda 3,66 ve marketlerde 4,5 TL oldu. Hal ile üretici fiyatı arasındaki fark yüzde 411 olurken pazar fiyatı fark yüzde 632; marketlerle fark ise yüzde 790 oldu.

    Temel gıdalarda fiyat farkı yüzde 200’den fazla

    En temel gıda maddelerinden birisi olan kuru soğanda da yüksek kar oranları dikkat çekiyor. Üretici kuru soğanın kilosunu 59 kuruşa satarken aynı ürünün hal fiyatı 1,29; pazar fiyatı 2,25 TL ve market fiyatı ise 2,42 lira.

    Bu da üretici fiyatının üzerine yüzde 309 ekleme yapıldığı anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle kuru soğanın fiyatı marketlerde üretici fiyatının 4,1 katına satılıyor.

    Mandalinanın üretici fiyatı 1,82 TL iken marketlerde 6,3 liraya satılıyor. Fiyat farkı yüzde 247. Üretici fiyatı 1,89 lira olan ıspanağın market satış fiyatı 6,31 TL. Fiyat farkı ise yüzde 233. Portakal ve elmadaki fiyat farkı da yüzde 221. Üreticide 2,18 lira olan elmanın market fiyatı 6,99 TL. Kabak ve marulda da üretici-market fiyatı yüzde 200’den fazla.

    Domates

    Türk mutfağının ana ürünlerinden domatesteki fark da göze çarpıyor. Üreticide kilogramı 2,91 TL olan domates marketlerde 7,99 liraya satılıyor. Marketlerin kar oranı yüzde 174.

    TZOB’un verilerine göre domates pazarlarda ise 6 liraya satılıyor. Benzer şekilde salatalığın üretici fiyatı 2,34 TL iken market fiyatı 6,26 TL. Karnıbahardaki üretici-market fiyat farkı ise yüzde 156. Marketlerin patlıcandaki kar oranı yüzde 135.

    Nohut ve kuru fasulye 2 katına satılıyor

    Kuru bakliyat nohut ve kuru fasulye ise marketlerde üretici fiyatının 2 katına satılıyor. Üreticide 8,31 TL olan kuru fasulyenin market fiyatı 16,22 TL. Fiyat farkı yüzde 95. Üreticide 8,79 olan nohut ise marketlerde 17,6 TL’den satılıyor. Marketlerin nohuttaki kar oranı yüzde 100.

    TZOB’un seçilmiş gıda maddeleri listesinde fiyat farkının en az olduğu ürün yüzde 35 ile kuru kayısı. Patateste fark yüzde 42; pirinçte yüzde 51. Dana eti üreticide 49,12 TL iken market fiyatı 76,63 lira.

    Gıda fiyatlarında “erken uyarı sistemi” işe yaradı mı?

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birçok gıda ürününde yaşanan fiyat artışlarına farklı zamanlarda tepki gösterirken marketleri hedef almıştı.

    Erdoğan 21 Ocak 2019’daki açıklamasında “Faiz oranları, enflasyon belli oranda düşmüş. Buna rağmen markette hala sebze meyvede fiyat düşmüyor. Bunun ahlaki bir temeli olabilir mi?… Üreticiden çıkışı ortada ama bakıyorsunuz bunlarda en ufak bir oynama, düşüş söz konusu değil. Hala ‘vatandaşımı nasıl sömürürüm’ bunun gayreti içerisinde. ” demişti.

    Erdoğan’ın açıklaması sonrası hükümet gıda fiyatları için ‘Erken Uyarı Sistemi’ oluşturmak için harekete geçti. Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi (Gıda Komitesi) Eylül 2021’de “erken uyarı sistemi”nin kurulduğunu açıkladı.

    Hükümet, gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin olarak denetim başta olmak üzere pek çok idari tedbir de alıyor. Bu kapsamda üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik her türlü tedbiri almak amacıyla 2020 yılında Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturuldu.

    2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da “gıda fiyatlarına önlem” öngörülüyor. Buna göre gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskısını azaltmaya yönelik olarak lojistik ve depolama alanlarında gerekli düzenlemeler yapılacak ve tarımda bölge ve ürün bazında bir planlamanın kurumsal altyapısı hayata geçirilecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sebze ve meyve fiyatlarında üretici-market farkı ne kadar?

    Sebze ve meyve fiyatlarında üretici-market farkı ne kadar?


    Türkiye’de yıllık resmi enflasyon kasım ayında yüzde 20’yi aşarken gıda fiyatlarındaki artış dar gelirli vatandaşları etkiliyor.

    Türkiye gıda fiyatlarındaki artışı izlemek için ‘erken uyarı sistemi’ kurarken sebze ve meyvelerde üretici ile market fiyatları arasındaki belirgin fark devam ediyor.

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) verilerine göre birçok gıda maddesinde üretici ile marketlerdeki fiyat farkı yüzde 200’i aşarken çok sayıda üründe de fiyat farkı yüzde 100 ila 200 civarında seyrediyor.

    Peki, sebze ve meyve fiyatlarında üretici-market farkı hangi üründe ne kadar? Üretici fiyatı ile hal, pazar ve market fiyatları arasındaki fark yüzde kaç?

    TZOB aralık ayı başında yaptığı açıklamada kasım ayında üretici, hal, pazar ve marketlerde sebze ve meyve fiyatlarının ne kadar olduğunu duyurdu. TZOB’un verilerine göre, Kasım 2021’de fiyat farkının en çok olduğu ürün limon. 1 kilogram limonun fiyatı üreticide 50 kuruş iken halde 2,56; pazarda 3,66 ve marketlerde 4,5 TL oldu. Hal ile üretici fiyatı arasındaki fark yüzde 411 olurken pazar fiyatı fark yüzde 632; marketlerle fark ise yüzde 790 oldu.

    Temel gıdalarda fiyat farkı yüzde 200’den fazla

    En temel gıda maddelerinden birisi olan kuru soğanda da yüksek kar oranları dikkat çekiyor. Üretici kuru soğanın kilosunu 59 kuruşa satarken aynı ürünün hal fiyatı 1,29; pazar fiyatı 2,25 TL ve market fiyatı ise 2,42 lira.

    Bu da üretici fiyatının üzerine yüzde 309 ekleme yapıldığı anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle kuru soğanın fiyatı marketlerde üretici fiyatının 4,1 katına satılıyor.

    Mandalinanın üretici fiyatı 1,82 TL iken marketlerde 6,3 liraya satılıyor. Fiyat farkı yüzde 247. Üretici fiyatı 1,89 lira olan ıspanağın market satış fiyatı 6,31 TL. Fiyat farkı ise yüzde 233. Portakal ve elmadaki fiyat farkı da yüzde 221. Üreticide 2,18 lira olan elmanın market fiyatı 6,99 TL. Kabak ve marulda da üretici-market fiyatı yüzde 200’den fazla.

    Domates

    Türk mutfağının ana ürünlerinden domatesteki fark da göze çarpıyor. Üreticide kilogramı 2,91 TL olan domates marketlerde 7,99 liraya satılıyor. Marketlerin kar oranı yüzde 174.

    TZOB’un verilerine göre domates pazarlarda ise 6 liraya satılıyor. Benzer şekilde salatalığın üretici fiyatı 2,34 TL iken market fiyatı 6,26 TL. Karnıbahardaki üretici-market fiyat farkı ise yüzde 156. Marketlerin patlıcandaki kar oranı yüzde 135.

    Nohut ve kuru fasulye 2 katına satılıyor

    Kuru bakliyat nohut ve kuru fasulye ise marketlerde üretici fiyatının 2 katına satılıyor. Üreticide 8,31 TL olan kuru fasulyenin market fiyatı 16,22 TL. Fiyat farkı yüzde 95. Üreticide 8,79 olan nohut ise marketlerde 17,6 TL’den satılıyor. Marketlerin nohuttaki kar oranı yüzde 100.

    TZOB’un seçilmiş gıda maddeleri listesinde fiyat farkının en az olduğu ürün yüzde 35 ile kuru kayısı. Patateste fark yüzde 42; pirinçte yüzde 51. Dana eti üreticide 49,12 TL iken market fiyatı 76,63 lira.

    Gıda fiyatlarında “erken uyarı sistemi” işe yaradı mı?

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birçok gıda ürününde yaşanan fiyat artışlarına farklı zamanlarda tepki gösterirken marketleri hedef almıştı.

    Erdoğan 21 Ocak 2019’daki açıklamasında “Faiz oranları, enflasyon belli oranda düşmüş. Buna rağmen markette hala sebze meyvede fiyat düşmüyor. Bunun ahlaki bir temeli olabilir mi?… Üreticiden çıkışı ortada ama bakıyorsunuz bunlarda en ufak bir oynama, düşüş söz konusu değil. Hala ‘vatandaşımı nasıl sömürürüm’ bunun gayreti içerisinde. ” demişti.

    Erdoğan’ın açıklaması sonrası hükümet gıda fiyatları için ‘Erken Uyarı Sistemi’ oluşturmak için harekete geçti. Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi (Gıda Komitesi) Eylül 2021’de “erken uyarı sistemi”nin kurulduğunu açıkladı.

    Hükümet, gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin olarak denetim başta olmak üzere pek çok idari tedbir de alıyor. Bu kapsamda üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik her türlü tedbiri almak amacıyla 2020 yılında Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturuldu.

    2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da “gıda fiyatlarına önlem” öngörülüyor. Buna göre gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskısını azaltmaya yönelik olarak lojistik ve depolama alanlarında gerekli düzenlemeler yapılacak ve tarımda bölge ve ürün bazında bir planlamanın kurumsal altyapısı hayata geçirilecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tıbbi cihaz ithalatı durma noktasında, ameliyatlar tehlikeye girebilir

    Tıbbi cihaz ithalatı durma noktasında, ameliyatlar tehlikeye girebilir


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Alman ekonomi profesörüne göre TL’deki değer kaybı yeni bir küresel finans krizini tetikleyebilir

    Alman ekonomi profesörüne göre TL’deki değer kaybı yeni bir küresel finans krizini tetikleyebilir


    2021 yılı içerisinde Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybı yabancı ekonomistlerin de gündeminde. Zira, liranın içinde bulunduğu ‘krizin’ sadece Türkiye’yi değil gelişmekte olan ekonomilerde bir deprem etkisi yaratabileceği riski de dile getiriliyor.

    Alman ekonomi profesörü Christian Kreiß, bu duruma dikkat çekenlerden birisi.

    Christian Kreiß, telepolis sitesinde kaleme aldığı makalesinde, Covid-19 salgını nedeniyle 2020 yılının mart ayında getirilen karantina uygulamalarının çok sayıda orta ve küçük ölçekli şirketin ekonomik gücünü zayıflattığı ve bir ‘borç patlamasına’ yol açtığını belirtiyor.

    Lira krizinin küresel bir mali krize neden olabileceği uyarısında bulunan Christian Kreiß, bunu küresel ekonomide oluşan ‘varlık balonu’ ve Türk lirasının rekor kaybına dayandırıyor.

    Küresel borcun her zamankinden daha fazla olduğunu belirten Kreiß, bunun borç krizinin patlak verdiği 2008’deki seviyenin bile çok üstünde olduğuna dikkat çekiyor.

    Aynı şekilde gayri menkul fiyatlarının da 2007’ye oranla çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Kreiß, emlak fiyatlarının ciddi oranda yükselmesinin krize neden olduğunu hatırlatıyor.

    Hisse senetlerinin de yine aşırı yüksek olduğunu belirten Kreiß’e göre tüm bu faktörler göz önüne alındığında 2008 yılından bile daha ağır olacak ikinci bir ekonomik kriz tehdidi söz konusu.

    Kreiß, Türkiye’nin para birimi liranın yaşadığı krizin bu ikinci krizi tetikleyen faktör olabileceğine işaret ediyor.

    Kreiß ayrıca, Türkiye’nin liradaki değer kaybı nedeniyle dış borçlarını ödemede zorlanması halinde bunun Türkiye ile sınırlı kalmayacağı uyarısında bulunuyor.

    Türkiye’nin borcunu ödeyememesi de, Alman ekonomi profesörüne göre, uluslararası yatırımcıların gelişmekte olan ülkelerden ve gelişmiş ülkelerdeki borsalardan yatırımını çekmesi gibi zincirleme bir etki yaratabilir.

    Güncel verilere göre Türkiye’nin 576 milyar dolar olan döviz borcu, gayri safi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 80’nine denk geliyor.

    Lehman Brother örneğini veren Kreiß, o zaman iflas eden Amerikalı şirketin 613 milyar dolar borcunun olduğunu, şu an Türkiye’nin döviz borcunun da benzer bir seviyede olduğunu ve bunun da küresel bir krizi tetikleyebilecek bir neden olabileceğini söylüyor.

    Öte yandan Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) bu yılın şubat ayında yayımlanan “Küresel Borç Monitörü” raporuna göre, küresel borçlar, Covid-19 salgınının ekonomiler üzerindeki olumsuz etkisiyle 2020’de 281,5 trilyon dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

    Rapora göre Türkiye, gelişmekte olan ülkeler arasında Çin’in ardından en çok borcu artan ikinci ülke oldu.

    Aynı raporda, küresel borç tutarının, geçen yılın sonu itibarıyla 2019’a kıyasla 24,1 trilyon dolar artarak 281,5 trilyon dolara yükseldiği yer almıştı.

    Kur krizi her seferinde Türkiye’de yatırımları olan Avrupalı bankaları gündeme getiriyor

    Türk Lirasının değerinde yaşanan hızlı kayıp sonrası gözler Türkiye ile yatırım ve kredi ilişkisi bulunan Avrupalı bankalara çevriliyor.

    Türkiye’de en büyük yatırıma sahip Avrupalı banka olan İspanyol BBVA hisseleri, geçtiğimiz günlerde son ayların en düşük seviyesine gerilemişti.

    Türkiye’de büyük çaplı yatırımları olan Fransız BNP Paribas ve Hollandalı ING grubunun da kurlardaki yükselişten olumsuz etkilenmesi bekleniyor.

    Yapı Kredi Bankası’nın hissedarlarından olan İtalyan UniCredit ise hisselerini satarak Türkiye’de ayrılma sürecinde.

    Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlements) verilerine göre krediler anlamında da Türkiye’de en fazla iş yapan bankalarda başı 63 milyar dolarlık kredi ile İspanyollar çekiyor.

    Onu Fransız, Alman, İngiliz, Amerikan, Japon ve İtalyan bankalar izliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***