Etiket: Dünya

  • Tüm Dünyaya Adını Duyurmuştu… Uzaydan Başarıyla Atladı, Yamaç Paraşütünde Hayatını Kaybetti

    Tüm Dünyaya Adını Duyurmuştu… Uzaydan Başarıyla Atladı, Yamaç Paraşütünde Hayatını Kaybetti


    2012 yılında yaptığı uzay atlayışıyla tanınan dünyaca ünlü Avusturyalı ekstrem sporcu Felix Baumgartner, 56 yaşında yine havada hayatını kaybetti. Balonla çıktığı 39 kilometrelik yükseklikten Dünya’ya yaptığı atlayışla saatte 1.342 kilometre hıza ulaşıp ses hızını geçen ilk insan olan Baumgartner, İtalya’nın Porto Sant’Elpidio kentinde yamaç paraşütü kazası geçirdi.

    Felix Baumgartner, Fermo’dan havalanarak Adriyatik kıyısında yamaç paraşütüyle seyahat ediyordu.Uçuş sırasında yamaç paraşütünün kontrolünü kaybeden Baumgartner, bir kamp alanındaki yüzme havuzuna çarparak bir kadının üzerine düşüp yaralanmasına sebep oldu. İtalya basınına göre Baumgartner havadayken kalp krizi geçirdiği için düştü.

    FELİX BAUMGARTNER KİMDİR?

    “Korkusuz Felix” lakaplı Felix Baumgartner, insanın en son teknolojiyi kullanarak fiziksel kapasitesini ortaya koyduğu en büyük denemelerden biri başarıyla gerçekleştirerek dünyaca tanınmıştı. 56 yaşındaki Avusturyalı hava dalışçısı, balonla çıktığı stratosferden yaklaşık 39 km yükseklikten Dünya’ya yaptığı atlayışı başarıyla tamamlamış ve 3 rekor kırmıştı.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Doğurganlık Oranının Düşmesi Küresel Krize Dönüşüyor

    Doğurganlık Oranının Düşmesi Küresel Krize Dönüşüyor


    Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun (UNFPA) “Gerçek Doğurganlık Krizi” başlığıyla yayımladığı “2025 Dünya Nüfusunun Durumu Raporu”na göre, dünya genelinde büyük oranda kadın ve erkek, istenen sayıda çocuk sahibi olma hedeflerine ulaşamıyor.

    UNFPA ve kamuoyu araştırma şirketi YouGov tarafından, küresel nüfusun yüzde 37’sinden fazlasını oluşturan 14 ülkede toplamda 14 binden fazla kişiyle yürütülen anket, bireylerin yaşam boyu sahip olmak istediği ideal çocuk sayısını çoğu zaman değiştirmek zorunda kaldığını gösterdi.

    YÜZDE 11 İSTEDİĞİ KADAR ÇOCUK YAPAMIYOR

    Ankete katılan, üreme çağındaki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 18’i, istedikleri sayıda çocuk sahibi olamayacaklarına inandıklarını aktardı. Üreme çağında olan kişilerin yüzde 11’i istediklerinden daha az, yüzde 7’si ise daha fazla çocuk sahibi olduklarını ifade etti.

    Raporda üreme çağlarını geçtiği belirtilen 50 yaş üstü kişilerin ise yüzde 31’i istediklerinden daha az, yüzde 12’si ise daha fazla çocuk sahibi olduklarını söyledi.

    ÖNEMLİ BİR KISIM DOĞURGANLIK HEDEFİNE ULAŞAMIYOR

    Bu verilerden yola çıkan raporda, dünyanın 8,2 milyarı aşan nüfusunun önemli bir kısmının doğurganlık hedeflerine ulaşamadığı tespitinde bulunuldu.

    YAŞAM SÜRESİ ORTALAMA 73’E YÜKSELDİ

    Buna göre, küresel ölçekte ortalama yaşam süresindeki artış ve doğurganlık oranlarındaki düşüş, dünya nüfusunun giderek yaşlanmasına neden oluyor.

    UNFPA raporuna göre, 2023 itibarıyla dünyada 65 yaş ve üzeri 809 milyon kişi bulunuyor. Bu sayının 2050’de 1,6 milyara, yüzyıl sonunda ise 2,4 milyara ulaşacağı öngörülüyor.

    Yaşlanma eğilimi uzun süredir sosyal güvenlik sistemleri ve sağlık harcamaları açısından bir yük olarak görülse de rapor, bu grubu aynı zamanda “ekonomik katkı sağlayan” önemli bir kesim olarak tanımlıyor. Buna göre, 2020’de 50 yaş üstü kişiler küresel ekonomiye 45 trilyon dolarlık katkı sağladı.

    Yaşlı nüfus oranı en fazla gelişmiş ülkelerde görülse de en hızlı yaşlanma eğilimi gelişmekte olan ülkelerde yaşanıyor. Bu ülkelerin sağlık, emeklilik ve sosyal destek sistemlerini yaşlanmaya hazırlıklı hale getirmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

    Son 50 yılda ortalama yaşam süresi 59 yıldan 73 yıla yükseldi. Bu gelişmeye paralel olarak birçok ülkede doğurganlık oranlarında da ciddi düşüş yaşandı. Bu iki faktör birlikte yaşlı nüfusun artışına yol açıyor.

    ÜREMEK İÇİN UYGUN YAŞAM STANDARTLARI YAKALANAMIYOR

    Raporda tanımlandığı şekliyle “reproductive agency (üreme ajandası)”, yalnızca istememe hakkını değil, aynı zamanda çocuk sahibi olmayı isteme ve bu kararı uygulayabilme kapasitesini de içeriyor.

    UNFPA, bu krizin temelinde bireylerin “üreme ajandası”nı hayata geçirebilecek uygun ortamların bulunmamasının yattığını vurguladı. Buna göre, insanların sadece çocuk sahibi olma hakkına değil, bu kararı zamanında, bilinçli ve özgürce verebilme kapasitesine sahip olması gerektiği vurgulandı.

    Raporda, bu hak, ekonomik istikrar, eşitlikçi sosyal ortamlar ve kaliteli sağlık hizmetleriyle desteklenmediği sürece, bireylerin çocuk sahibi olma kararlarının sınırlandığı tespit edildi.

    UNFPA İcra Direktörü Dr. Natalia Kanem, raporda kaleme aldığı yazısında, politika yapıcıların doğurganlık oranlarını düşürmeye ya da yükseltmeye yönelik müdahalelerden ziyade, bireylerin kendi doğurganlık tercihlerini gerçekleştirebileceği sosyal ve ekonomik ortamların oluşturulmasına odaklanması gerektiğini savundu.

    AFRİKA BİRİNCİ SIRADA

    Küresel nüfus artışında Afrika’nın başı çektiği belirtilen raporda, Asya’da farklı hızlarda seyreden doğurganlık oranları dikkati çekti. Avrupa’da ise nüfus düşüşü ve yaşlanma eğiliminin sürdüğü belirlendi.

    UNFPA verilerine göre, Batı ve Orta Afrika’da kadın başına ortalama 4,3 çocuk, Doğu ve Güney Afrika’da ise 4 çocuk düştüğü görüldü. Bu oranların, dünya ortalaması olan 2,2’nin oldukça üzerinde seyrettiği aktarıldı.

    Bu bölgelerde nüfusun yaklaşık yüzde 40’ının 14 yaşın altında olduğuna işaret edilen raporda, bölgede son derece genç bir nüfus yapısının hakim olduğu kaydedildi.

    Raporda, gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfus oranının artışta olduğu, Afrika’nın ise genç nüfusuyla gelecekteki küresel iş gücü açısından kritik önem taşıdığının altı çizildi.

    Özellikle Hindistan, Çin, Kore ve Japonya gibi ülkelerde düşük doğurganlığın ve yaşlanan nüfusun, büyüme hızını sınırladığı tespit edilen raporda, buna karşılık, Endonezya, Filipinler ve bazı Güneydoğu Asya ülkelerinde hafif bir büyüme eğiliminin gözlemlendiğine dikkat çekildi.

    Avrupa ve Orta Asya bölgesinde kadın başına doğurganlık oranı 2,1 olarak kaydedilse de bu oranın Avrupa ülkelerinde genellikle 1,3 ile 1,6 arasında değiştiği görüldü.

    Almanya, İtalya ve Rusya gibi ülkelerin azalan iş gücü ve yaşlanan nüfusunun olduğu ifade edilen raporda, bu ülkelerin söz konusu sebeplerden dolayı zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtildi.

    İDEAL ÇOCUK SAYILARI DEĞİŞTİRİLMEK ZORUNDA

    Rapor, bireylerin doğurganlık hedeflerine ulaşmalarını zorlaştıran başlıca nedenlerin, ekonomik güvencesizlik, sağlık hizmetlerine erişim eksikliği, uygun partner bulunamaması ve evdeki cinsiyet temelli iş bölümü olduğunu ortaya koydu.

    Katılımcılardan çocuk sahibi olan veya olmak isteyen 10 bin kişinin yüzde 39’unun çocuk sahibi olma kararlarını maddi sorunların etkilediği kaydedilen raporda, yüzde 21’inin işsizlik ve iş güvencesizliği, yüzde 19’unun da emlak piyasasına bağlı sorunların bu konudaki kararlarında etkili olduğunu söylediği aktarıldı.

    Raporda, özellikle 40 yaş altı bireylerde ev içi işlerin eşit paylaşılmaması da doğurganlık hedeflerinin gerçekleşmemesine neden olduğu vurgulanırken kadınların, erkeklere kıyasla bu konuda yaklaşık iki kat daha fazla sorun yaşadıkları belirlendi.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunus Emre Oratoryosu’nda yaşamın ve ölümün gerilimi

    Yunus Emre Oratoryosu’nda yaşamın ve ölümün gerilimi


    Serhat DURUP


    Türkiye’de bestelenmiş ilk oratoryo, 1991 yılında kaybettiğimiz Ahmet Adnan Saygun tarafından 1943 yılında tamamlanmıştır. 1946 yılında da ilk temsili yapılan eser, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Macarcaya da çevrilerek birçok ülkede sahelenmiştir.

    Bugün konuğumuz, Ahmet Adnan Saygun ve onun Yunus Emre’si. Yunus Emre Oratoryosu’nun içeriğinden ve Saygun’dan bahsetmeden önce, bu eserin bölümleri hakkında bilgi aktarmak isterim. Temel olarak üç bölümden oluşan eserin, ikinci ve üçüncü bölümlerinin arasında da birer geçiş (ara) bölümleri bulunmaktadır.

    Yunus Emre’nin şiirlerinden oluşan eser, onun ‘ölüm-yaşam’ ikilemine tanıklık etmeye bir kez daha fırsat sunmaktadır. İnsanın duygu durumunu dinleyiciye sihirli melodilerle daha da hissettirmektedir. İnsanın anlam arayışını, ölüm-yaşam-inanç-isyan gibi duygularında arayan Yunus Emre, şiirlerinin bu şekilde melodilerle seslendirilişini görebilseydi ne düşünürdü bilinmez ama bizler bu konuda şanslı ve bu şansın yaratılmasından dolayı Saygun’a şükran borçluyuz.

    Saygun’un bu çalışması, halk kitlesinin sahne sanatlarına olan ilgisinin daha da artmasına katkı sağlamıştır. Bunu da kendi anlatısından bir hikâyeyle aktarmak isterim. Şöyle anlatıyor Saygun:

    ”Konserden beş, on gün sonra bir gün evimin kapısı çalındı. Baktım birkaç köylü içeri aldım. büyük bir saygıyla bana bakıyorlardı. ‘Hoş geldiniz’ dedim. İçlerinden yaşlıca olanı söze başladı: ‘Yunus Emre’yi siz radyoda iki defa verdiniz. Köyde, halk odasında bizim bir radyomuz var. Orada köy halkı, kadın-erkek hepimiz dinledik. Ciğerimize işledi. Allah senden razı olsun deyip elini öpmek için buraya geldik’ diyerek elinde gazete kağıdına sarılı paketi bana uzatti. ‘Bunu da bacın sana armağan gönderdi’ dedi. Paketten bacının benim için ördüğü bir çift yün çorak çıktı. Bugüne kadar aldığım hediyelerin en değerlisidir. Hala saklarım.”[1]

    Yunus Emre’nin şiirlerinde insanların birarada yaşamak zorundalığının vurgusu, Saygun’un Yunus Emre’sindeki uyumda da dikkat çekmektedir. Korolardaki insan sesinin biraradalığıyla melodilerdeki renklerin uyumu buna en güzel şahitlikleri yapmaktadır. Oratoryonun ilk bölümünde, Yunus Emre’nin yaşama sevinciyle ölümün bilinci arasındaki gerilimleri yansıtan belirlemelerinden oluşmaktadır. Bununla birlikte yaşamdan ya da başka bir deyişle ölümden sonra neler olacağıyla ilgili belirsizliğine ve ‘alın yazısına’ karşı çaresizliği hissederiz.

    ”Ağlamaktır benim işüm

    Ağla gözüm şimdengerü

    Irmak ola kanlı yaşım

    Çağla gözüm şimdengerü

    Huda attı bize oda

    Yanmak oldu bize gıda

    Ömrüm oldukça dünyada

    Gülme gözüm şimdengerü”

    İkinci bölüm ise, insan-evren ve Tanrı denkleminde geçmektedir. Bu bölümde Yunus Emre’nin isyanını görüyoruz.

    ”Ya İlahi ger sual etsen bana,

    Anında veririm cevabım sana.

    Ben bana zulmeyledim ettim günah,

    N’eyledim n’ettim sana ey padişah?

    Rızkın alıp seni muhtaç mı kodum?

    Ya öğünün yiyerek aç mı kodum?

    Kıl gibi köprü yaparsın geç diye,

    Geçerken kevser şarabın iç diye.

    Kıl gibi Sırat’dan Adem mi geçer?

    Ya üzülür, ya dayanır, ya uçar.”

    Yunus Emre’nin isyanı, yaşam sevgisinden dolayı, yaşama karşı bir barış sağlamak amacıyla uzamayacaktır. Bu barışın sağlayıcısı da kendi düşüncesinden dolayı Tanrı’nın kendisidir. Ama bu Tanrı’ya ulaşma ve Tanrı’yla uzlaşma, aracısız olduğu için Yunus Emre’nin inanç anlayışının değerini görebiliriz. Gerek geçmişte gerekse günümüzde ve maalesef gelecekte göreceğimizi bildiğimiz aracılarla birlikte bulanıklaşmayan bir inançtan bahsediyoruz.

    Üçüncü bölümde ise Yunus Emre’nin kendi deyimiyle huzura ulaştığını dost’a vardığını ve ölüme hazırlanışını görürüz.

    ”Aşk gelicek cümle eksikler biter…”

    Aşkın aldı benden beni,

    Bana seni gerek seni,

    Ben yanarım dünü günü,

    Bana seni gerek seni

    Ne varlığa sevinirim,

    Ne yokluğa yerinirim,

    Aşkın ile avunurum,

    Bana seni gerek seni.

    Aşkın aşıkları öldürür,

    Aşk denizine daldırır,

    Tecelli ile doldurur,

    Bana seni gerek seni

    Aşkın şarabından içem,

    Mecnun olup dağa düşem

    Sensin dünü gün endişem

    Bana seni gerek seni.”

    Saygun’un Anadolu’ya ait Yunus Emre’yi, Anadolu’ya pek yakın olmayan çokseslilik ile birlikte sunması herhalde pek de kolay bir iş değildir. Sahne sanatlarında Anadolu’nun insanına yer vermek, aynı zamanda alışkın olmayan halkın da bu tür sanatlara yönlendirilmesi bakımından önemli bir görevi üstlenmek demektir. Saygun’un başarısına layık olmayı ve hakkını teslim etmeyi bilmek gerekmektedir. Şöyle diyor Saygun:

    ”Çağlar gelir geçer, çağlarla birlikte insanlar da gelir geçer, ama evrim, ruhlarda evrim sonsuzluğa doğru yürür gider. Bu sonsuzluk yolunda sanat ancak bu evrim havası içinde oluşacak, sanat insanı eserlerini bu hava içinde verecektir.”[2]

    Yunus Emre’nin inancı ve hümanizma anlayışından hareketle birkaç soruyla bu yazıyı bitirmek isterim. Ne yapmalı? Boyun mu eğmeli? Yoksa isyan mı etmeli? Boyun eğeceksek ne uğruna boyun eğmeli? Öte dünya inancı uğruna mı? Ne uğruna isyan etmeli? Bu dünyayı cennete çevirebilir miyiz? Bu dünyayı cennete çevirebilir miyiz bilmiyorum ancak, Yunus’un dinginliğine, sabrına ve isyan etme biçimine, sanat’a ihtiyacımız var gibi…


    Serhat Durup kimdir?

    19 Mayıs 1989’da dünyaya geldi. 2013 yılında Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olurken, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden de yan-dal programını tamamladı. 2016 yılında aynı okulun İnsan Hakları Bölümü’nden “Tüketim Toplumunda Çalışan İnsan ve Çalışma Hakkı” adlı tezini tamamlayarak yüksek lisans derecesini aldı. Felsefe öğretmeni olarak yaşamına devam ediyor.

    KAYNAKÇA

    [1] Yrd. Doç. Dr. Ali Cemalcılar, Ahmet Adnan Saygun ve Yunus Emre Oratoryosu, Kurgu Dergisi.

    [2] Ahmet Adnan Saygun, Aşk Gelicek Cümle Eksik Biter, Orkestra Dergisi, Sayı 210.

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şeytani plan: Karısını ve 2 yaşındaki kızını kobra yılanı ile öldürdü

    Şeytani plan: Karısını ve 2 yaşındaki kızını kobra yılanı ile öldürdü

    25 yaşındaki Hindistanlı bir adam 25 yaşındaki karısı ve 2 yaşındaki kızını kobra yılanı ile öldürdükten bir ay sonra yakayı ele verdi.

    Hindistan’ın Odisha eyaletinin Adheigaon köyünde yaşayan 25 yaşındaki K Ganesh Patra karısını ve 2 yaşındaki kızını öldürmek için yaptığı şeytani planla ülke gündemine oturdu.

    KAN DONDURAN PLAN

    Karısı K Basanti Patra ile 2020 yılında evlenen adam kısa bir süre içinde Debasmita isimli kızını kucağına alsa da bu çiftin yaşadığı anlaşmazlıkların önüne geçemedi.

    Eşinden ve 2 yaşındaki kızından kurtulmak isteyen Ganesh Patra kan donduran bir plan hazırladı.

    Şeytani plan: Karısını ve 2 yaşındaki kızını kobra yılanı ile öldürdü

    Dini amaçlar için kullanacağını söyleyerek bir kobra yılanı satın alan 25 yaşındaki adam, zehirli yılanı plastik bir kutu içinde evine getirdi.

    KOBRA YILANINI KIZININ VE KARISININ UYUDUĞU YATAĞA BIRAKTI

    6 Ekim gecesi kobra yılanını kutusundan çıkarıp karısı ve kızının uyuduğu yatağa bırakan Patra kendisi de başka bir odaya geçerek uyudu.

    Patra sabah uyandığında komşularına karısı ve kızını yılanın soktuğunu söylerken, hastaneye kaldırılan kadın ve bebek kurtarılamadı.

    Şeytani plan: Karısını ve 2 yaşındaki kızını kobra yılanı ile öldürdü

    KAYINPEDERİ ŞİKAYETÇİ OLDU: SORGUDA İTİRAF ETTİ

    Olaydan tam bir ay sonra K Basanti Patra’nın babası damadından şüphelendiğini belirterek şikayetçi oldu.

    Polis Müfettişi Jagmohan Meena, Ganesh’in kayınpederinin onu cinayetle suçladığını, ölümle ilgili şüphelerin artması ile adamın tutuklandığını duyurdu.

    Adamın yılanı aldığı satıcının da sorguya alındığını belirten polis, Ganesh’in başlangıçta suçlamaları reddettiğini ancak sorgu sırasında itiraf etmek zorunda kaldığını açıkladı.

    Otopsi raporları talihsiz anne kızın 6 Ekim’de gece geç saatlerde öldüğünü ortaya koydu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kuzey Kore’den Güney Kore’ye misilleme: Askeri anlaşmadan çekildi

    Kuzey Kore’den Güney Kore’ye misilleme: Askeri anlaşmadan çekildi


    Güney Kore’nin 2018 yılında Kuzey Kore ile imzalanan askeri gerilimleri azaltmaya yönelik anlaşmayı kısmen askıya almasına Pyongyang yönetiminden misilleme geldi. Kuzey Kore Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Seul’un Pyonyang’ın casus uydusu fırlatmasını ülkeler arasındaki askeri anlaşmanın ihlali olarak nitelendirdiği ve anlaşmanın bazı maddelerini askıya aldığı hatırlatılarak, “Kuzey Kore’nin uydu fırlatması, düşmanların Kore Yarımadası çevresinde gün geçtikçe daha büyük endişelere yol açan askeri hareketlerini yakından izlemek ve bunlarla kapsamlı bir şekilde başa çıkmak için meşru müdafaa hakkı çerçevesinde atılan bir adımdır” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamada, iki ülke arasındaki askeri anlaşmanın Güney Kore’nin “kasıtlı ve provokatif” hamleleri nedeniyle uzun zamandır bir “kağıt parçasına” dönüştüğü ifade edilerek, Seul’un anlaşmanın bazı maddelerini askıya alma kararının Kuzey Kore’ye yönelik düşmanlığın göstergesi olduğu kaydedildi. Kuzey Kore ordusunun bundan sonra askeri anlaşmaya bağlı kalmayacağı vurgulanan açıklamada, “Anlaşma uyarınca askıya alınan tüm askeri önlemleri derhal yeniden uygulamaya koyacağız” ifadeleri kullanıldı.

    Kuzey Kore’nin sınır hattına daha güçlü silahlı unsurlar ve yeni tip askeri teçhizatlar konuşlandıracağı belirtilen açıklamada, “Kuzey Kore ile Güney Kore arasında telafisi mümkün olmayan bir çatışma çıkması durumunda bundan Güney Kore sorumlu olacaktır” denildi.

    Kuzey Kore karşıtı eylemlerin ülkenin nükleer savaş caydırıcılığını güçlendirme ve silahlı kuvvetlerin modernizasyonunu sağlamaya yönelik adımlarının haklılığını kanıtladığı kaydedilen açıklamada, “Kuzey Kore silahlı kuvvetleri ezici ve saldırgan askeri duruşunu sürdürecek ve düşmanın çatışma histerisini yakından takip edecektir” ifadeleri kullanıldı.

    Güney Kore, Kuzey Kore’nin yörüngeye casus uydu fırlatmasına tepki olarak iki ülke arasında 19 Eylül 2018’de imzalanan askeri gerilimleri azaltmaya yönelik anlaşmayı kısmen askıya alma kararı almıştı. Güney Kore Başbakanı Han Duck-soo, anlaşmanın kısmen askıya alınmasıyla Güney Kore’nin iki ülkeyi ayıran askeri sınır hattı civarında keşif ve izleme operasyonlarına yeniden başlayacağını duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Son dakika haberleri: İsrail-Hamas savaşında son durum…Flaş açıklama: Gazze’de ateşkes yarın 8’de başlıyor

    Son dakika haberleri: İsrail-Hamas savaşında son durum…Flaş açıklama: Gazze’de ateşkes yarın 8’de başlıyor


    İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları 48 gündür aralıksız devam ederken, can kaybı her geçen gün artıyor. Gazze Şeridi’ndeki hükümet tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 6 bin 150’den fazlası çocuk olmak üzere 14 bin 854’e yükseldiği bildirildi.

    Saldırılarda yaralananların sayısının 36 bini aştığı ifade edilen açıklamada, yaklaşık 7 bin Filistinlinin enkaz altında ya da akıbetleri bilinmediği için kayıp olduğu belirtildi. Açıklamada, saldırılarda 207 sağlık personeli, en az 26 sivil savunma personeli ve en az 65 gazetecinin öldürüldüğü aktarıldı.

    Gazze Şeridi’nde yarın başlaması beklenen 4 günlük insan ara öncesi Refah Sınır Kapısı’nın “24 saat” açılması çağrısında bulunulan açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki “tüm hastanelere” çok ihtiyaç duyulan tıbbi malzeme ve yardımların dağıtılması çağrısında bulunuldu.

    İSRAİL İNSANİ ARA ÖNCESİ SALDIRILARINI ARTIRDI

    İsrail güçlerinin, yarın başlaması beklenen 4 günlük insan ara öncesi saldırılarını yoğunlaştırdığı bildirildi. İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yer alan Şeyh Nasır Mahallesi’ni vurduğu ve en az 5 kişinin öldüğü, onlarca kişinin de yaralandığı aktarıldı. Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Sheikh Radwan Mahallesi’nde bir eve düzenlenen saldırıda, en az 10 kişinin öldüğünü belirtildi.

    İsrail ayrıca Beyt Lahya, Beyt Hanun, Han Yunus’un doğusundaki Bani Suhaila, Zeytun Mahallesi, al-Daraj Mahallesi ve al-Tufah Mahallesi’ne saldırılar düzenledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin’de çocuklar arasında artan zatürre vakaları artıyor… DSÖ bilgi istedi

    Çin’de çocuklar arasında artan zatürre vakaları artıyor… DSÖ bilgi istedi


    Resmi medya dışındaki basın kuruluşlarında yer alan haberlere göre ülkenin bazı bölgelerindeki çocuk hastaneleri hasta çocuklarla dolup taşıyor.

    Çinli yetkililer bu kış grip benzeri hastalıklarda görülen artışı Covid önlemlerinin kaldırılmasına bağlıyor.

    DSÖ, Çin’i bulaşmayı azaltmak için önlem almaya çağırıyor.

    Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı DSÖ yaptığı açıklamada, medyanın yanı sıra küresel bir salgın gözetim sistemi olan ProMed’de yer alan “Çin’in kuzeyindeki çocuklarda tanı koyulmamış zatürre vakaları” hakkında daha fazla bilgi istediğini söyledi.

    DSÖ’nün açıklamasının ardından Perşembe günü devlete ait Xinhua haber ajansı, Ulusal Sağlık Komisyonu yetkililerinin açıklamalarını aktararak, solunum yolu hastalığı olan çocukların teşhis ve bakımıyla yakından ilgilenildiğine dair bir haber yayınladı.

    Çin’den ve bir enfeksiyon dalgasından bahsedilmesi, koronavirüs pandemisini hatırlattığı için tedirginlik yarattığından DSÖ konuya açıklık getirilmesini istiyor. Pekin yanıt verene kadar bu enfeksiyon artışının nedeni bilinemeyecek.

    DSÖ, Ekim ayından bu yana Çin’in kuzeyinde son üç yılın aynı dönemine kıyasla “grip benzeri hastalıklarda artış” bildirdiğini belirtiyor.

    Geçtiğimiz hafta Çin Ulusal Sağlık Komisyonu, ülke genelinde başta grip, Covid, küçük çocuklarda solunum yollarını etkileyen yaygın bir bakteriyel enfeksiyon olan mikoplazma pnömoniya ve RSV (respiratuvar sinsityal virüs) gibi hastalıklarda artış olduğunu söyledi.

    Yetkililer bu artışı Covid kısıtlamalarının kaldırılmasına bağladı.

    İngiltere ve ABD’nin de aralarında bulunduğu diğer ülkelerde de pandemi kısıtlamaları kaldırıldıktan sonra grip benzeri hastalıklarda benzer artışlar görüldü.

    Londra Üniversitesi Genetik Enstitüsü’nden Profesör Francois Balloux’e göre, “Çin uzun karantinalardan sonraki ilk kışa doğru büyük bir çocukluk çağı solunum yolu enfeksiyonu dalgası yaşıyor; zira bu ve karantina döneminde solunum yolu mikroplarının dolaşımı ve dolayısıyla onlara karşı bağışıklık büyük ölçüde azalmıştı.”

    DSÖ, Pekin tarafından bildirilen zatürre salgını ile solunum yolu enfeksiyonlarındaki genel artışın bağlantılı olup olmadığının belirsiz olduğunu ve daha ayrıntılı bilgi için resmi bir talepte bulunduğunu söyledi.

    Çin’deki insanları aşı olmak, maske takmak ve el yıkamak gibi temel önlemleri almaya çağırdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Son dakika… Dışişleri Bakanlığı’ndan Gazze açıklaması: Olumlu bir gelişme olarak görüyoruz

    Son dakika… Dışişleri Bakanlığı’ndan Gazze açıklaması: Olumlu bir gelişme olarak görüyoruz


    Dışişleri Bakanlığı’ndan Gazze’deki geçici ateşkes ile ilgili açıklama geldi.

    Bakanlığın internet sitesinde ‘Gazze’de İnsani Ara İlan Edilmesi Hk’ başlığı ile yayınlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

    ‘İsrail güçlerinin altı haftadan uzun süredir saldırılarının devam ettiği Gazze’de çatışmalara 4 günlük insani ara ilanı konusunda taraflar arasında mutabakata varılmasını, akan kanın bir nebze olsun hafifletilmesi bakımından olumlu bir gelişme olarak görüyoruz.

    Rehine ve tutukluların bir kısmının serbest bırakılmasını ve Gazze’ye girişine izin verilen insani yardım miktarının artırılmasını da kapsayan mutabakata tam riayet edilmesini bekliyoruz.

    Bu insani aranın, çatışmaların bir an önce tamamen sona erdirilmesine yardımcı olmasını ve iki devletli çözüm temelinde, adil ve kalıcı bir barışa yönelik bir süreci başlatmasını temenni ediyor, Katar’ın bu mutabakata varılmasını sağlayan çabalarını takdirle karşılıyoruz.’

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • New York Valisi açıkladı: Köprüdeki patlama terör eylemi değil

    New York Valisi açıkladı: Köprüdeki patlama terör eylemi değil


    ABD’yi New York eyaleti bölgesinden Kanada’ya bağlayan Rainbow Köprüsü’nde dün bir araç, hızla sınır köprüsündeki gişelere çarpmış ve patlama meydana gelmişti. Olay sonrasında açıklama yapan yetkililer 2 kişinin öldüğünü, iki ülke arasındaki 4 sınır köprüsünün hemen trafiğe kapatıldığını ve iki ülkenin devlet başkanlarının bilgilendirildiğini açıkladı.

    Patlamayla ilgili yapılan ön soruşturma sonrasında New York Eyalet Valisi Hochul açıklama yaparak “Az önce Rainbow Köprüsü’ndeki bu korkunç olayın yaşandığı yerden geliyorum. Şu an için terörizmle ilgili bir bulguya rastlanmamıştır” dedi. ABD sınır güvenlik yetkilileri, olayın görüntüsünü yayınlayıp içinde iki kişi bulunan bir aracın yüksek hızda gişelere gelirken kaldırıma çarparak havalandığını ve gişe kabinine çarpıp patladığını ifade etti. Olayda araç içindeki biri kadın diğeri erkek iki kişi ölürken, bir sınır muhafızının yaralandığı belirtildi.

     

     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tünelde mahsur kalmışlardı… Hindistan’daki işçilerden ilk görüntü geldi

    Tünelde mahsur kalmışlardı… Hindistan’daki işçilerden ilk görüntü geldi


    Hindistan’ın Uttarakhand eyaletinde yol çalışması sırasında inşaatı devam eden tünelin bir kısmının çökmesi sonucu 41 işçi tünelde mahsur kalmıştı.

    12 Kasım’da yaşanan olayın ardından başlatılan kurtarma çalışmaları devam ederken işçiler günler sonra ilk kez görüntülendi.

    İşçiler, kurtarma çalışmaları için süresince gıda, su ve oksijen için kullanılan büyük çaplı borular aracılığıyla kurulan endoskopik kamera sistemi ile görüntülendi.

    İşçiler kamera yardımı ile kurtarma ekibi ile iletişim kurarken, kendilerini tanıtması istendi.

    Arama kurtarma ekipleri, geniş bir delil açarak işçileri söz konusu delikten tahliye etmeyi planlıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***