Etiket: Diyanet

  • Diyanet İdlib’deki tartışmalı grupla anlaşma yaptı: “Bazı radikal İslamcı kişiler bir Kaymakam’ın tavassutu ile Türk vatandaşı bile yapılmış”

    Diyanet İdlib’deki tartışmalı grupla anlaşma yaptı: “Bazı radikal İslamcı kişiler bir Kaymakam’ın tavassutu ile Türk vatandaşı bile yapılmış”



    Gazeteci Fatih Altaylı, kendi internet sitesinde yayımladığı yazısında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı anlaşmayı değerlendirdi.

    Altaylı, Diyanet’in Suriye İdlib’de bulunan Suriye İslam Meclisi ile protokol yaptığını, söz konusu oluşumun içerisinde 40’tan fazla terör bağlantılı grubun olduğunu kaydetti.

    RADİKAL İSLAMCI TERÖRİSTLE FOTOĞRAFI ÇIKAN GAZETECİ

    Gazeteci Altaylı, yazısının “DİB’in karanlık anlaşması” başlıklı bölümünde, şunları kaydetti:

    “Geçenlerde Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül Zafer Partisi’ne terör örgütü diye yazınca, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İbrahim Karagül’ün aranan bir terörist ile birlikte poz verdiği bir fotoğrafı yayınladı.

    Öyle Batı’da falan değil, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır’da aranan bir radikal İslamcı teröristle.

    Ben de bunun üzerine dedim ki, ‘Bu fotoğraflar beni şaşırtmaz. Türkiye’deki siyasal İslamcılar bu kişileri terörist değil, biraz yoldan çıkmış yaramaz çocukları olarak görüyor. Böyle fotoğraflar hep oldu, hep olacaktır. Siyasal İslamcılar IŞİD’e bile bu gözle baktılar’ dedim ve geçmişteki bir fotoğrafı da hatırlattım.

    Daha benim sözlerin yankısı bitmeden, Türkiye Cumhuriyeti’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı bir anlaşma ortaya çıktı.”

    “BU MECLİS’İN ÜYELERİNDEN BAZI RADİKAL İSLAMCI KİŞİLER, TÜRKİYE’DE BİR KAYMAKAM’IN TAVASSUTU İLE TÜRK VATANDAŞI BİLE YAPILMIŞ”

    Altaylı, Diyanet’in anlaşmasının detaylarını ise şöyle anlattı:

    “Başkanlığın Suriye’nin kuzeyinde, terör örgütlerinin kontrolündeki İdlib’de kurulu, yasa dışı Suriye İslam Meclisi ile bir protokol yaptığı ortaya çıktı. İçinde 40’tan fazla kimi terör bağlantılı radikal İslamcı grup barındıran bu sözde İslam meclisi ile bizim Diyanet pek çok ortak etkinlik düzenlemiş, çocukların katıldığı programlar yapmış, üst kademe ziyaretler gerçekleştirilmiş. Ve bu Meclis’in üyelerinden bazı radikal İslamcı kişiler, Türkiye’de bir Kaymakam’ın tavassutu ile Türk vatandaşı bile yapılmış.

    Acaba böyle olaylar, her ne demekse, 1. Dünya ülkelerinde de oluyor mu!”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yargıtay’dan tepki çekecek karar: Okullara imam atanması laikliğe aykırı değilmiş!

    Yargıtay’dan tepki çekecek karar: Okullara imam atanması laikliğe aykırı değilmiş!

    Okullara imam atanmasının önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet arasında imzalanan ÇEDES protokolü, büyük tepkiye neden olurken; protokolün iptal için çok sayıda suç duyurusunda bulunulmuştu.

    YARGITAY’DAN TEPKİ ÇEKECEK KARAR

    Suç duyurusunda bulunan kurumlardan biri de Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) olmuştu.

    HKP’nin suç duyurusunu işleme alan Başsavcılık il valileri, il milli eğitim müdürleri ve il müftüleri hakkındaki dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin yaptığı inceleme ve değerlendirme sonucunda il valileri, il milli eğitim müdürleri ve il müftüleri hakkındaki dosyanın “işleme konulmaması” yönünde karar verdi.

    LAİKLİĞE AYKIRI DEĞİLMİŞ

    Karara göre ÇEDES projesi laiklik ilkesine aykırı bulunmadı.

    Cumhuriyet gazetesinin ulaştığı kararda şu ifadelere yer verildi:

    Çocuklara ve gençlere milli, manevi ve ahlaki değerlerin benimsetilmesinde destek olmak amacıyla resmi kurum olan milli eğitim müdürlükleri ile müftülüklerin ortak çalışma yürütmesinin başlı başına Atatürk ilke ve inkılaplarına, laiklik ilkesine ve çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırılık teşkil etmeyeceği gerçeği dikkate alındığında; il valileri, il milli eğitim müdürleri ve il müftülerinin bu süreçte görevlerinin gereklerini aykırı hareket ettiklerine ve ihbar edilen diğer suçları işlediklerine ilişkin iddianın soyut ve genel nitelikte bulunduğu, somut bilgi ve belgeye dayanmadığı anlaşılmıştır.

    “SİYASİ İKTİDARIN MEMURU GİBİ HAREKET ETTİLER”

    HKP Genel Sekreter Yardımcısı Tacettin Çolak, ise kararı “Anayasa’nın 174’üncü maddesi ile koruma altına alınmış olan devrim kanunları da başta laiklik olmak üzere cumhuriyetin kazanımlarını korumaya yönelik düzenlemelerdir” ifadeleri ile değerlendirdi.

    Çolak şunları kaydetti:

    “Unvanlarının başında ‘Cumhuriyet’ olan savcılar bu olayda da maalesef cumhuriyetin savcısı gibi değil, siyasi iktidarın memuru gibi hareket etmiştir. Yaptığımız suç duyurusuna karşı verilen işleme konulmama kararının hiçbir yasal dayanağı yoktur.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İddia: İmam Halil Konakcı, bizzat Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından korunuyor; ‘benim söyleyemediklerimi söylüyor’

    İddia: İmam Halil Konakcı, bizzat Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından korunuyor; ‘benim söyleyemediklerimi söylüyor’



    Son olarak Hatay’ı ‘Arap yurdu‘ ilan eden ve bunu yaparken “Fransızlar, ezanı Hatay’daki Müslüman köylerinde, camilerinde yasaklamadılar. Yine Fransız işgalindeki Hatay merkezinde, köylerinde ezan ‘Allahü ekber’ diye okundu 1938’e kadar. 1938’de Hatay Türkiye topraklarına katıldığında ilk yapılan iş ezanın yasaklanması oldu. Yani Fransız’ın yapmadığı zulmü bu topraklarda yaptılar” gibi ifadeler kullanan Konakcı için Diyanet’ten herhangi bir açıklama gelmemesi dikkat çekti.

    Cumhuriyet gazetesinden Sefa Uyar’ın haberine göre Diyanet kaynakları, Konakcı’ya Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş‘ın desteği olduğunu ileri sürüyor.

    Hakkındaki çok sayıda şikâyetin ilçe müftülüğünden doğrudan başkanlığa iletildiğini, buna karşın Konakcı’ya yönelik işlem yapılmadığını aktaran kaynaklar, “İktidar mahallesinde takip edildiği için dokunulmak istenmiyor” yorumunu yapıyor.

    ‘YERİNE KONUŞUYOR’

    Başkanlık kaynakları, kurumda zaman zaman Konakcı’nın eleştirildiğini belirtirken, Erbaş’ın Konakcı’ya sahip çıktığını, yakın zamanda da eleştiriler üzerine “Bu görevde olduğum sürece dokunmam. İslamı onun gibi anlatan yok. Benim söyleyemediklerimi söylüyor” değerlendirmesini yaptığı kaydediliyor.

    Öte yandan Erbaş’ın, ocak ayında Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşliyen’e “Ahmak” diyen Konakcı’ya, İşliyen’in tepkisine karşın sahip çıktığı da öne sürüldü.

    İddiaya göre Konakcı’nın İşliyen’e hakaretinin ardından konu Erbaş’a taşındı. Erbaş’ın arabuluculuğuyla iki isim bir genel müdürün ‘gözetiminde’ bir araya geldi. İki isim, Konakcı’nın özür dilemesinin ardından barıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ali Erbaş’ın, görevden alınma korkusu: Erdoğan’ın desteğini almak için miydi?

    Ali Erbaş’ın, görevden alınma korkusu: Erdoğan’ın desteğini almak için miydi?



    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, son dönemde yaptığı açıklamalarla tartışmaların odağına oturdu. Yalova’da verdiği hutbede çalışma ve ders saatlerinin Cuma namazına göre düzenlenmesini isteyen Erbaş, uzun süredir iktidarın ajandasında olduğu belirtilen hafta tatilinin pazardan cumaya alınması tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Erbaş’ın hemen her söylemi, ekonomik krizin giderek derinleştiği Türkiye’de en çok tartışılan konular arasına girdi.

    BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Diyanet İşleri Başkanlığı kaynaklarından BirGün’e yapılan açıklamalarda Erbaş’ın, “Kasıtlı olarak” hareket ettiği savunuldu. İddiaya göre, “Görevden alınma korkusu” yaşayan Erbaş, ders saatlerinin Cuma namazına göre düzenlenmesine yönelik çıkışı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteğini arkasına alabilmek için yaptı.

    HEDEF SAPTIRIYOR

    Erbaş’a yönelik iddialar arasında, Atatürk’e yönelik düşmanca söylemleri, muhalefeti hedef alan açıklamalarıyla gündeme gelen Ankara Melikehatun Camii imamı Halil Konakçı’ya da “Muhafazakar çevreyi rahatsız etmemek için dokunmadığı” da yer aldı. Türkiye’de, “Ders saatlerinin Cuma namazına denk gelmesi” gibi bir tartışma olmadığını, Cuma namazına gitmek isteyen öğrencilere kolaylık sağlandığını belirten Diyanet kaynakları, Erbaş’ın bunu bilmesine karşın “sorun” var” görüntüsü vermeye çalıştığını anlattı.

    SONU ERTELENİYOR

    Erbaş’ın tüm çabasının, ekonomik krizin konuşulmasını engelleyerek koltuğunu sağlamlaştırmak olduğunu öne süren Diyanet çevreleri, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi tabanının tepkisinden çekindiği için Erbaş’ın sonunu erteliyor” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Günaydın’ polemiği hortladı: İlahiyatçı İhsan Eliaçık, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’a  ‘yazmak için sabaha kadar bekledim’ diye seslendi

    ‘Günaydın’ polemiği hortladı: İlahiyatçı İhsan Eliaçık, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’a ‘yazmak için sabaha kadar bekledim’ diye seslendi



    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş‘ın “günaydın” sözüyle yapılan selamlaşmayı cahiliye dönemi adeti olarak tanımlaması Türkiye’de bir kez daha gündem oldu.

    Erbaş, kamu kaynaklarıyla 2019’da basılan ancak içeriğinde yer alan detaylar bakımından 2021’de tartışmaya açılan Ramazan Günlükleri kitabında şu sözlere yer veriyordu:

    “Cahiliye döneminde birinin evine vardıkları zaman mahremiyete saygı göstermez, dünya ve ahiret saadetini temenni etmek olan selamı da bilmezlerdi. ‘Sabahınız hayat olsun’, ‘akşamınız hayat olsun’, ‘aydın olsun’ gibi sözler söylerlerdi. Bizde bazı kimselerin kullandığı ‘günaydın’, ‘tünaydın’ ifadelerine benzer ifadelerdi bunlar.”

    Devamında selam vermekle ilgili ayetlerin ardından Müslümanların artık dua etme amaçlı selamlaştığını belirten Erbaş, şunları kaydediyordu:

    “İnsanın başkaları için dilediği dünya ve ahiret mutluluğunu kendi ailesinden esirgemesi doğru değil, hatta daha da önemlidir. Esasında ayete göre, (Alıntı yaptığı ayete atıf yaparak) evde kimse olmasa bile giren kimsenin kendi kendine selam vermesi gerekir. Bu durumda verilecek selamın tıpkı namazın tahhiyatında olduğu gibi, ‘Essalamü Aleyna ve ala ibadillahissalihin‘ şeklinde olması gerektiği belirtilmektedir.”

    YENİDEN GÜNDEME GELDİ

    Erbaş’ın sözleri, aradan geçen iki yılın ardından bir kez daha gündeme geldi; kimi platformlar bu ifadeleri sosyal medyada “Ali Erbaş: ‘Günaydın’ demek cahiliye dönemi adeti. Günaydın yerine ‘Essalamü Aleyna ve ala ibadillahissalihin’ demek gerekiyor” diye paylaştı.

    Aralarında gazeteci ve siyasetçilerin de bulunduğu birçok kullanıcı tepkilerini dile getirirken, en ilginç mesajlardan biri ilahiyatçı İhsan Eliaçık’tan geldi.

    Eliaçık, bahse konu paylaşımlardan birini alıntılayarak “Sırf bu tweeti yazmak için sabahı bekledim. Günaydın herkese” dedi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Meral Danış Beştaş’tan Diyanet’e “Kobane Davası” tepkisi: Diyanet İşleri Başkanlığı, açık şekilde Kürt düşmanlığı yapıyor

    Meral Danış Beştaş’tan Diyanet’e “Kobane Davası” tepkisi: Diyanet İşleri Başkanlığı, açık şekilde Kürt düşmanlığı yapıyor



    Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kobani davasına katılma talebiyle yazdığı dilekçeye tepki gösterdi.

    Twitter hesabından açıklama yapan Beştaş, “Kobanê Kumpas Davasına katılma talebi ile yazdığı dilekçede kendisini ‘Toplumu doğru bilgilendirmekle yükümlü, barış ve huzura katkı sağlayan saygın bir kurum” olarak ifade eden Diyanet İşleri Başkanlığı, tam tersine saygın değil aleni şekilde toplumdan değil iktidardan yana taraf ve duyguları istismar eden bir kurumdur. Suçluların yanındadır. Bu ikiyüzlülüğü anlatmaya devam edeceğiz” dedi.

    Beştaş şöyle devam etti:

    “2021’de verdiği dilekçede camilere zarar verildi diyen Diyanet İşleri Başkanlığı, daha sonra yargılanan siyasetçiler üzerinden Kobanê Kumpas Davasına katılma talebinde bulunarak “toplumun dini değerlerini temelden sarsıldı” diyor. Hayır sarsılan sizin yalan dolanlarınız. Sarsılan sizin yalanlarınızdır. Sarsılan, sizin talan, çocuk istismarı, hukuksuzluklar karşısında suskunluğa bürünen ikiyüzlülüğünüzdür.

    Kobanê Kumpas Davasına katılma talebi ile yazdığı dilekçede kendisini ‘Toplumu doğru bilgilendirmekle yükümlü, barış ve huzura katkı sağlayan saygın bir kurum” olarak ifade eden Diyanet İşleri Başkanlığı, açık şekilde Kürt düşmanlığı yapmaktadır. Bunu herkes görmelidir. Yargılanan siyasetçiler bizim onurumuzdur.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Menzil tarikatındaki ‘tövbe iptali’nde neler yaşandı? Diyanet: ‘Şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor…’ Haşa! Böyle bir şey düşünülemez

    Menzil tarikatındaki ‘tövbe iptali’nde neler yaşandı? Diyanet: ‘Şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor…’ Haşa! Böyle bir şey düşünülemez



    Menzil tarikatı lideri Abdülbaki Erol’ün ölümü sonrası üç oğlu arasında ‘liderlik’ savaşları başladığı iddia edilmiş, 74 yaşındaki ‘şeyhin’ ölümünün ardından yapılan tövbelerin ve zikirlerin iptal edildiği, tümünün yenilenmesi gerektiği ileri sürülmüştü.

    Camilere dolan binlerce kişiye bir ucunun ‘şeyhte’ olduğu ipler uzatılıp, tutturularak yapılan “tövbe ettirme” usulü, aynı zamanda tarikat için yeni müritler kazanma ve gelen müritlerden “yardım, bağış” adı altında para toplama işlevi görüyor.

    “Tövbe alma” usulü ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı il müftülükleri bünyesinde hizmet sunan “Alo 190 fetva” hattını aradık. Konuştuğumuz dini görevli “‘Şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor’, haşa!  Asla! Böyle bir şey düşünülemez dahi. Tövbe kime yapılır hanımefendi? Allahü Teala… Zaten tarikatta, tasavvufta tövbe şeyh efendiye yapılıyor derseniz çok çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz” sözlerini kullandı.

    TÖVBELER İPTAL EDİLDİ İDDİASININ BAŞLANGICI

    İstanbul’da, sahibi oldukları özel bir hastanede ölen Menzil cemaatinin lideri Abdülbaki Erol, Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde toprağa verilmişti.

    DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Menzil’deki cenaze töreninin ardından köy merkezinde açıklama yapan Erol’un büyük oğlu Muhammed Mübarek, cemaatin üçe bölündüğüne işaret etmişti. Mübarek, yaptığı konuşmada, “tövbe yetkisi”nin üç oğluna verildiğini, üç ismin köydeki üç ayrı camide “irşat” faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi. Uludağ haberinde bu açıklamayla cemaatin üçe bölündüğünün anlaşıldığını yazdı.

    Açıklama yapan Muhammed Mübarek, bugüne kadar verilen “tövbelerin ve zikirlerin” iptal edildiğini ve “tümünün yenilenmesi” gerektiğini söyledi. İsteyen cemaat üyesinin istediği camiye bağlanacağını ifade eden Mübarak, cemaate, “Üç ismin arkasından konuşmayın, fitneye alet olmayın” şeklinde bir uyarıda da bulundu. Konuşmanın ardından Abdülbaki Erol’un üç oğlu, ayrı ayrı camilere gitti.

    Erol’un oğulları Muhammed Fettah, Muhammed Saki ve Muhammed Mübarek, camilerine gelen binlerce kişiye uzattıkları ipleri tutturarak, “tövbe ettirme” seansı gerçekleştirdi.

    SAYGI ÖZTÜRK İDDİALARI AİLEYE SORDU: TÖVBENİN İPTALİ DİYE BİR DURUM YOK

    “Menzil, Bir Tarikatın İki Yüzü” kitabının da yazarı olan, gazeteci Saygı Öztürk, Sözcü’deki dünkü yazısında Menzil şeyhi Abdülbaki Erol’un ölümünün ardından çıktığı iddia edilen taht kavgalarını ve ‘tövbe iptalini’ aileden olduğunu belirttiği bir kişiye sordu.

    Saygı Öztürk’ün yazısının ilgili bölümü şöyle:

    “Aile arasında taht kavgası çıktığına ilişkin iddiayı, ailenin içinden olan birisine sordum. Şunları söyledi:

    ‘Seyda Abdülbaki’nin cenazesi çok kalabalık oldu. Gelenlerden bir kısmı ‘Tövbe’ almak istiyor. Çok kalabalık olduğu için, halife olan üç kardeş, üç ayrı camide tövbe düzenledi. Kalabalık olduğu ve aynı anda daha fazla kişinin tövbe alabilmesi için 50 metre uzunluğunda, 10 ayrı ip ve buna bağlı olan ipler atıldı. Böylece onlarca kişinin tövbe alabilmeleri sağlandı. Yani, iddia edildiği gibi aile arasında taht kavgası diye bir şey yok. Taziyeler kabul ediliyor, gelenlere namaz kıldırılıyor, tövbe almaları sağlanıyor. Daha önce alınmış tövbelerin geçersizliği diye bir şey yok.’

    Daha önce ‘Tövbe almış’ olanların, yeni şeyhin ismini zikrederek ona bağlılıklarını bildirmesi isteniyor. Bunu da sordum, ‘Tövbeyi kabul eden Allah’tır. Daha önce tövbe almış olanların, şeyhin ölümüyle tövbelerinin iptal olacağı şeklindeki görüş doğru değildir. Tövbenin iptali diye bir şey yok. Allah yolunda ilerlemek vaciptir. Kardeşlerin daha ilk günden yollarını ayırmalarını cemaat de hoş karşılamaz’ dediler.”

    DİYANET: ‘TÖVBE ŞEYH EFENDİYE YAPILIYOR’ DERSENİZ ÇOK BÜYÜK YANLIŞ

    “Tövbe alma” usullü ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun inanç, ibadet, ahlak ve sosyal hayat ile ilgili güncel fetva, karar ve mütalaaları için aranan, il müftülükleri bünyesinde hizmet sunan “Alo 190 fetva” hattını aradık.

    Konuştuğumuz dini görevliye “tövbe almayı”, tövbenin iptali diye bir şey olup olamayacağını ve tarikat ya da cemaate intisap etmenin zorunlu olup olmadığını sorduk.

    Dini görevli “Tövbe kime yapılır hanımefendi? Allahü Teala’ya… Zaten, ‘tarikatta, tasavvufta tövbe şeyh efendiye yapılıyor’ derseniz çok çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz. Eşiniz ya da diğer mensuplar tövbeyi şeyhe yaptıklarını düşünüyorlarsa burada çok büyük bir yanlış anlaşılma var demektir. Tövbe, Allahü Teala hazretlerine yapılır. Başka hiçbir şekilde kimseye tövbe yapılmaz” sözlerini kullandı.

    “ŞEYHİN ÖNEMİ VARDIR AMA ‘ŞEYH AFFEDİYOR VEYA TÖVBENİZİ KABUL EDİYOR’, HAŞA, ASLA BÖYLE BİR ŞEYİ DÜŞÜNÜLEMEZ DAHİ”

    Dini görevli şunları söyledi:

    “Tarikatlarda, tasavvuf usulünde tarikata üye almak için bir tövbe alma yani bu zamana kadar günahlardan tövbe etmek, tabiri caizse hayatta yeni bir sayfa açmak gibi usul takip edilir. Geçen hafta herhalde tarikattan biri vefat etti. Tövbe iptali demekle ne kastediliyor? Tam olarak anlayamadım.

    Bahsettiğiniz gruptaki usuller tamamen dinin genel usulleri olduğu anlamına tabi ki gelmez. Tasavvuf; insanın kendini dini, ahlaki, insani açıdan olgunlaştırmasının yollarından bir tanesidir.

    Tarikatların kendine göre usulleri vardır. Caizdir ya da değildir ama bunlar dinin genel kurulları olarak kabul edilmez. Herhalde yeni bir şeyh gelecek, tekrar dini şeyhe yeni bir intisap söz konusu olacak. Burada tabi tercih sizin. Biz size, dinen böyle bir şey gerekir diyemeyiz ama siz oraya bağlılığı devam ettirmek istiyorsanız ve bilmiyorum üye defteri gibi bir liste yapılıyorsa bu gruptan çıkmamak için yeni şeyhe tekrar intisap etmeniz isteniyorsa bunun usullerini tabi ki yerine getirirsiniz.

    Tövbe kime yapılır hanımefendi? Allahü Teala’ya… Zaten tarikatta, tasavvufta ‘tövbe, şeyh efendiye yapılıyor’ derseniz çok çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz. Eşiniz ya da diğer mensuplar tövbeyi şeyhe yaptıklarını düşünüyorlarsa burada çok büyük bir yanlış anlaşılma var demektir. Tövbe, Allahü Teala hazretlerine yapılır. Başka hiçbir şekilde kimseye tövbe yapılmaz.

    Mürşit tam manasıyla Türkçeye çevirdiğinizde öğretici, öğretmen, bize yol yordam öğreten demektir. Mürşidin, şeyhin önemi vardır ama ‘şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor’, haşa, asla böyle bir şeyi düşünülemez dahi.

    Yeni bir intisap, yeni bir gruba dahil olmak için ‘gel bakalım sen tekrar yeni şeyhe intisap ediyor musun?’ diye bir usul varsa, onu yapabilirsiniz. İster yapar ister yapmazsınız ben burada yapın ya da yapmayın diye bir şey söyleyemem ama sonuçta Tövbe Allah’a yapılır, rabbim kabul eder tövbeleri. Kabul ettiği tövbeyi kimse iptal edemez.”

    “FUTBOL TARAFTARI GİBİ FANATİK BİR TARAFTARLIK HİÇBİR MÜMİNE HİÇ YAKIŞMAZ”

    Son olarak dini görevliye intisap etmenin dinen zorunlu olup olmadığını sorduk. Şöyle yanıt verdi:

    “Biz öyle bir şeye gerek var tabi ki demiyoruz. Bu kişisel tercihtir. Beni disipline ediyor, bir grubun içinde kendini daha dindar, daha kontrollü hissetme gibi bir şey varsa bizim bunu yasaklayacak halimiz yok, din bunu yasaklamaz ama bir futbol taraftarı gibi fanatik bir taraftarlık veyahut o gruptan olmayanlara karşı küçümseyici, yadırgayıcı, tabiri-i caizse gevşek Müslümanlarmış gibi düşünmek hiçbir mümine hiç yakışmaz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gerçek Gündem gündeme getirmişti: Eskişehir’in ardından İzmir; Diyanet’in hedefinde okullar var

    Gerçek Gündem gündeme getirmişti: Eskişehir’in ardından İzmir; Diyanet’in hedefinde okullar var


    AKP’nin eğitim sistemindeki politikaları kaldığı yerden tam gaz devam ediyor. Şimdi de büyük kentlerdeki okullara imam atanmaya başlandı. 

    Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Müftülük arasında yapılan, Eğitimde İşbirliği Protokolü kapsamında tüm lise, ortaokul, ilkokul ve anaokullara imamlar gönderilmeye başlamasının ardından İzmir’de “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında 842 okula imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atandı. 

    Eğitim Sen Şube Başkanı Alkan’ın Gerçek Gündem’den Filiz Gazi’ye, “Bunun devamı gelirse farklı bir noktaya gelinir. Anaokulundaki çocuk, imamın söylediklerini nasıl anlasın?” açıklamasında bulunmuştu.                                                                                                                                                                                                Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 23 Mayıs 2023 tarihli yazısında şu ifadeler yer alıyor: “Öğrencilere milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizin benimsetilmesi amacıyla Eskişehir İl Merkezi ve ilçelere bağlı tüm lise, ortaokul, ilkokul ve anaokulları ile il merkezi ve ilçelerde bulunan tüm cami ve Kur’an kurslarında uygulanacak şekilde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü arasında yapılan Eğitimde İş Birliği Protokolü 27/04/2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre 2017 yılında uygulamaya konan yönetmelikle imam hatip mezunlarının ilkokul, ortaokul ve liselerde “manevi danışmanlık” adı altında hizmet vermesinin önünü açılmıştı.

    MEB ile Müftülük arasında yapılan protokollerle, İzmir genelinde bulunan 2 bin 496 okulun 3’te 1’inde görevlendirme yapıldı. Okullara gönderilen yazıda, “öğrencilerin millî, mânevî, ahlâkî, insânî, kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetiştirilmesine katkı sağlamak” amacıyla “manevi danışmanlık” protokolünün imzalandığı ifade edildi.

     
     
     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Camide skandal sözler: Diyanet soruşturma başlattı

    Camide skandal sözler: Diyanet soruşturma başlattı


    İstanbul Sultangazi’de Cebeci Camii imamı Murat Gündoğdu’nun Cuma namazı hutbesindeki skandal sözleri tepkilere sebep oldu.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, cep telefonu ile çekilen görüntülerde, imam Gündoğdu’nun “Kardeşim, silahlarınızı hazırlayın. 28 Mayıs akşamı silahlarınızı ayarlayın, benim iki tane silahım ağzına kadar dolu. Hodri meydan. Nedir bu sizden çektiğimiz? 80 yıldır bu ülke sizden ne çekiyor, Ermeni döllerinden ne çekiyor. Bu kadar şehitlerimiz var” ifadelerini kullandığı görüldü. Bu ifadelerin ardından camideki yurttaşlar, imam Gündoğdu’ya tepki gösterdi.


    İmam Murat Gündoğdu

    Öte yandan imam Gündoğdu’nun neredeyse her cuma günü iktidarı savunup parti propagandası yaptığı ve yurttaşların da bu durumdan şikâyetçi olduğu öğrenildi. Daha önce de imam Gündoğdu’nun ikamet ettiği lojman kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce kurşunlanmıştı.

    TEPKİ GÖSTEREN YURTTAŞ DIŞARI ATILDI!

    BirGün, imam Murat Gündoğdu’nun skandal sözleri ardından camide yaşananlara dair görüntüye de ulaştı. Yeni görüntülerde imama tepki gösteren ve gazi olduğu öğrenilen 53 yaşındaki Halit Demir isimli yurttaşın yaka paça camiden çıkarıldığı görülüyor.

    DİYANET SORUŞTURMA BAŞLATTI

    Diyanet İşleri Başkanlığı, İstanbul Sultangazi’deki bir camide imam tarafından yapılan silahlanma çağrısı üzerine soruşturma başlatıldığını duyurdu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği imzasıyla yapılan kısa açıklamada, “Bazı medya mecralarında yer alan, İstanbul’un Sultangazi ilçesindeki bir camide yaşandığı iddia edilen görüntülere ilişkin Başkanlığımız tarafından derhal soruşturma başlatılmıştır” dendi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Diyanet’ten 45 milyon TL’lik harcama

    Diyanet’ten 45 milyon TL’lik harcama


    Diyanet İşleri Başkanlığı, 2 Mayıs’ta kitap basım ihalesi gerçekleştirdi. Dini Yayınlar Döner Sermaye İşletmesi koordinesinde gerçekleştirilen ihale kapsamında, “Tecvidli Kur’an-ı Kerim Elif-Ba’sı” ve “Etkinliklerle Dinimi Öğreniyorum” kitaplarının bastırılacağı bildirildi. Kitapların, her birinden 2 milyon 500 bin adet olmak üzere toplamda 5 milyon adet bastırılacağı belirtildi.

    Yaklaşık maliyeti 75 milyon 533 bin 333 TL olarak belirlenen ihaleye 10 şirket teklif verdi. İhaleye verilen en yüksek teklif, 60 milyon 500 bin TL, en düşük teklif ise 45 milyon 783 bin TL oldu.

    15 MAYIS’TA İMZA

    BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, ihaleye sunulan 10 teklifin üzerinde inceleme yapan ihale komisyonu, nihai kararını 15 Mayıs’ta verdi. Yurttaşın vergileri ile oluşturulan 35 milyar 910 milyon TL’lik 2023 yılı bütçesinden yaptığı fahiş harcamalar ile tartışılan Diyanet İşleri Başkanlığı, dev harcamalarına bir yenisini daha ekledi. Bu kapsamda 15 Mayıs’ta Başak Matbaacılık ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 45 milyon 783 bin TL’lik anlaşma yapıldı. Toplam 5 milyon adet kitap baskısının 20 Haziran’a kadar tamamlanacağı duyuruldu.

    2023’E HIZLI BAŞLADI

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 35 milyar 910 milyon TL’lik 2023 yılı ödeneğinin 10 milyar 180 milyon TL’sini yılın ilk üç ayında tüketti. Başkanlık, 10,1 milyar TL’lik harcama ile genel bütçe kapsamındaki 28 kamu idaresini geride bıraktı. Diyanet, 10,6 milyar TL harcayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı, kasasından 5,2 milyar TL çıkan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile 5,3 milyar TL tüketen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nı geçti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***