Etiket: Diyanet İşleri Başkanlığı

  • “Belgelerle Diyanet” sergisi için dudak uçuklatan harcama

    “Belgelerle Diyanet” sergisi için dudak uçuklatan harcama



    Sözcü’de yer alan habere göre, Diyanet İşleri Başkanlığı ihale sonucunda sergi için Beyaz Dizayn İnşaat Dekorasyon şirketi ile 25 Ekim 2023’te 1 milyon 420 bin 910 TL’lik sözleşme yaptı.

    Sergide Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından seçilen 70 eser yer alıyor. Cumhuriyet’in ilk Diyanet İşleri Başkanı olan Rıfat Börekçi’ye ait kayıtlar, Diyanet’in ilk yayını olan Aksekili Ahmed Hamdi’nin yazdığı Ahlak Dersleri kitabı da sergilendi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 35 milyar 910 milyon TL olan 2023 yılı bütçesi, temmuz ayında TBMM Genel Kurulu’ndan geçen ek bütçe ile 36 milyar 468 milyon TL’ye çıkarıldı. 2024 yılı bütçesinde ise yüzde yüzden fazla artış yapıldı ve 91 milyar 824 milyon 805 bin TL oldu. DİB’in 2024 yılı bütçesi İçişleri, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Teknoloji ile Ticaret Bakanlıklarını geride bırakıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fatih Altaylı’dan Diyanet’e ‘acil araştırın’ çağrısı: Bu sapkınlığın nedeni ne

    Fatih Altaylı’dan Diyanet’e ‘acil araştırın’ çağrısı: Bu sapkınlığın nedeni ne



    Gazeteci Fatih Altaylı, bugünkü köşesinde cemaatlerde, kuran kurlarında ve tarikatlarda yaşanan cinsel istismar ve saldırı olaylarına yer verdi.

    Fatih Altaylı, Diyanet işleri Başkanlığı’na, “Kur’an kurslarında, cemaat ve tarikat okul ve yurtlarında, teşkilatın bazı mensuplarındaki bu sapkınlığın nedeni ne” sorusunu yöneltti.

    Deneyimli gazeteci Diyanet’e bu durumun incelenmesi için çok acil araştırma başlatma çağrısında bulundu.

    Altaylı’nın yazısındaki ilgili kısım şöyle:

    “Gün geçmiyor ki, bu saydıklarımdan birinde bir ‘cinsel saldırı’ bazen kız ama genelde erkek çocuklara yönelik bir cinsel saldırı, bir taciz, tecavüz vakası, bir ırza tasaddi vakası ortaya çıkmasın. Son olarak Şanlıurfa’nın, Akçakale ilesinde müftü evet yanlış okumadınız bir müftü 12 yaşında bir erkek çocuğuna tecavüz ettiği için tutuklandı.

    ‘İNCELENMESİ FARZDIR’

    Bir değil, iki değil, üç değil… Sözde dinî eğitim kurumlarında, bunlara bağlı yurtlarda ve artık doğrudan resmî diyanet teşkilatında bunlar oluyor ve bazıları artık saklanamaz hale geliyorsa, bu araştırılmaya değer bir mesele, çözülmesi gereken bir sorundur. Yıllarca kiliseye özgü bir sorun zannedilen bu sorunun, sadece kiliselere değil farklı dinlerin kurumlarında da bir sorun olduğu atık saklanamaz bir durumdur. İncelenmesi farzdır.”

    NE OLMUŞTU

    Şanlıurfa Akçakale müftüsü Halil Bilik hakkında ücretli öğretmenlik yaptığı okulda öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu iddiası üzerine soruşturma başlatılmıştı.

    Bilik, cinsel istismar suçlamasıyla tutuklandı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Diyanet İdlib’deki tartışmalı grupla anlaşma yaptı: “Bazı radikal İslamcı kişiler bir Kaymakam’ın tavassutu ile Türk vatandaşı bile yapılmış”

    Diyanet İdlib’deki tartışmalı grupla anlaşma yaptı: “Bazı radikal İslamcı kişiler bir Kaymakam’ın tavassutu ile Türk vatandaşı bile yapılmış”



    Gazeteci Fatih Altaylı, kendi internet sitesinde yayımladığı yazısında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı anlaşmayı değerlendirdi.

    Altaylı, Diyanet’in Suriye İdlib’de bulunan Suriye İslam Meclisi ile protokol yaptığını, söz konusu oluşumun içerisinde 40’tan fazla terör bağlantılı grubun olduğunu kaydetti.

    RADİKAL İSLAMCI TERÖRİSTLE FOTOĞRAFI ÇIKAN GAZETECİ

    Gazeteci Altaylı, yazısının “DİB’in karanlık anlaşması” başlıklı bölümünde, şunları kaydetti:

    “Geçenlerde Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül Zafer Partisi’ne terör örgütü diye yazınca, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İbrahim Karagül’ün aranan bir terörist ile birlikte poz verdiği bir fotoğrafı yayınladı.

    Öyle Batı’da falan değil, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır’da aranan bir radikal İslamcı teröristle.

    Ben de bunun üzerine dedim ki, ‘Bu fotoğraflar beni şaşırtmaz. Türkiye’deki siyasal İslamcılar bu kişileri terörist değil, biraz yoldan çıkmış yaramaz çocukları olarak görüyor. Böyle fotoğraflar hep oldu, hep olacaktır. Siyasal İslamcılar IŞİD’e bile bu gözle baktılar’ dedim ve geçmişteki bir fotoğrafı da hatırlattım.

    Daha benim sözlerin yankısı bitmeden, Türkiye Cumhuriyeti’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı bir anlaşma ortaya çıktı.”

    “BU MECLİS’İN ÜYELERİNDEN BAZI RADİKAL İSLAMCI KİŞİLER, TÜRKİYE’DE BİR KAYMAKAM’IN TAVASSUTU İLE TÜRK VATANDAŞI BİLE YAPILMIŞ”

    Altaylı, Diyanet’in anlaşmasının detaylarını ise şöyle anlattı:

    “Başkanlığın Suriye’nin kuzeyinde, terör örgütlerinin kontrolündeki İdlib’de kurulu, yasa dışı Suriye İslam Meclisi ile bir protokol yaptığı ortaya çıktı. İçinde 40’tan fazla kimi terör bağlantılı radikal İslamcı grup barındıran bu sözde İslam meclisi ile bizim Diyanet pek çok ortak etkinlik düzenlemiş, çocukların katıldığı programlar yapmış, üst kademe ziyaretler gerçekleştirilmiş. Ve bu Meclis’in üyelerinden bazı radikal İslamcı kişiler, Türkiye’de bir Kaymakam’ın tavassutu ile Türk vatandaşı bile yapılmış.

    Acaba böyle olaylar, her ne demekse, 1. Dünya ülkelerinde de oluyor mu!”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Halil Konakcı destekçisinden Ümit Özdağ’a 3 kuruşluk dava!

    Halil Konakcı destekçisinden Ümit Özdağ’a 3 kuruşluk dava!



    Yayımladığı videolarla tepki çeken ve hilafet çağrılarında bulunan imam Halil Konakcı, “Hatay’ın çoğunluğu Arap’tır. Kürt ve Arap kardeşlerimiz var orada. Hala da öyle. O zaman da öyleydi. 1938’e kadar Fransız işgalindeydi. Sınırın içinde mi kalsın dışında mı kalsın tartışmaları vardı. Ezan yasağı 1932’de geldi. Fransızlar, ezanı Hatay’daki Müslüman köylerinde, camilerinde yasaklamadılar. Yine Fransız işgalindeki Hatay merkezinde, köylerinde ezan ‘Allahü ekber’ diye okundu 1938’e kadar. 1938’de Hatay Türkiye topraklarına katıldığında ilk yapılan iş ezanın yasaklanması oldu. Yani Fransız’ın yapmadığı zulmü bu topraklarda yaptılar1 ifadelerini kullandı.

    Konakçı’nın bu ifadelerinin ardından Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Hatay nüfusunun çoğunluğunun Arap olduğunu iddia eden ve kamuoyundan büyük tepki çeken Halil Konakcı hakkında suç duyurusunda bulundu.

    “HER HOCANIN GERÇEK MÜSLÜMAN OLMADIĞINI GAYET İYİ BİLİRİZ”

    Özdağ, suç duyurusunun ardından yaptığı açıklamada, “Evet emperyalistlerin çanak yalayıcıları böyle olur. Bazen hoca kılığında çıkabilirler. Biz her hacının her hocanın gerçek Müslüman olmadığını gayet iyi biliyoruz. Biz suç başvurumuzu biraz evvel avukatlar aracılığıyla yaptık” dedi.

    ÖZDAĞ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

    Özdağ’ın bu ifadelerinin ardından Kayseri Barosu Avukatlarından Emir Akpınar, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Vaiz Halil Konakçı ile ilgili sarf ettiği sözler nedeniyle Özdağ’a 3 kuruşluk tazminat davası açtı.

    İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne verilen dilekçede, 0.03 kuruşluk manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi talep edilerek, şu ifadelere yer verildi:

    “Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler, ilgili kanunlardaki manevi tazminat hükümleri ve Yargıtay İçtihatları birlikte değerlendirildiğinde; müvekkil şahsına yönelik edilen hakaret neticesinde şahsi hak tecavüzü nedeniyle toplumsal itibarı zedelenmiş, haksız ve hukuka aykırı olarak şahsına yapılan ağır hakaretler, nedeniyle büyük acı ve elem duymuş, toplum içerisinde alenen küçük düşürülmüş, onuru kırılmış dini değerleri aşağılanmıştır. İşbu sebeple ilgili yasalardan dolayı sorumluluğu bulunan davalı aleyhine manevi tazminat talep etme zarureti doğmuştur. Müvekkile karşı 10.08.2023 tarihinde işlenen haksız fiil nedeniyle haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 0,03 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.”

    DİYANET’TEN SORUŞTURMA

    Öte yandan Diyanet İşleri Başkanlığı, İstanbul Pendik Uluçınar Cami İmamı Halil Konakcı hakkında, paylaşımları nedeniyle inceleme başlatmıştı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Menzil tarikatındaki ‘tövbe iptali’nde neler yaşandı? Diyanet: ‘Şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor…’ Haşa! Böyle bir şey düşünülemez

    Menzil tarikatındaki ‘tövbe iptali’nde neler yaşandı? Diyanet: ‘Şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor…’ Haşa! Böyle bir şey düşünülemez



    Menzil tarikatı lideri Abdülbaki Erol’ün ölümü sonrası üç oğlu arasında ‘liderlik’ savaşları başladığı iddia edilmiş, 74 yaşındaki ‘şeyhin’ ölümünün ardından yapılan tövbelerin ve zikirlerin iptal edildiği, tümünün yenilenmesi gerektiği ileri sürülmüştü.

    Camilere dolan binlerce kişiye bir ucunun ‘şeyhte’ olduğu ipler uzatılıp, tutturularak yapılan “tövbe ettirme” usulü, aynı zamanda tarikat için yeni müritler kazanma ve gelen müritlerden “yardım, bağış” adı altında para toplama işlevi görüyor.

    “Tövbe alma” usulü ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı il müftülükleri bünyesinde hizmet sunan “Alo 190 fetva” hattını aradık. Konuştuğumuz dini görevli “‘Şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor’, haşa!  Asla! Böyle bir şey düşünülemez dahi. Tövbe kime yapılır hanımefendi? Allahü Teala… Zaten tarikatta, tasavvufta tövbe şeyh efendiye yapılıyor derseniz çok çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz” sözlerini kullandı.

    TÖVBELER İPTAL EDİLDİ İDDİASININ BAŞLANGICI

    İstanbul’da, sahibi oldukları özel bir hastanede ölen Menzil cemaatinin lideri Abdülbaki Erol, Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde toprağa verilmişti.

    DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Menzil’deki cenaze töreninin ardından köy merkezinde açıklama yapan Erol’un büyük oğlu Muhammed Mübarek, cemaatin üçe bölündüğüne işaret etmişti. Mübarek, yaptığı konuşmada, “tövbe yetkisi”nin üç oğluna verildiğini, üç ismin köydeki üç ayrı camide “irşat” faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi. Uludağ haberinde bu açıklamayla cemaatin üçe bölündüğünün anlaşıldığını yazdı.

    Açıklama yapan Muhammed Mübarek, bugüne kadar verilen “tövbelerin ve zikirlerin” iptal edildiğini ve “tümünün yenilenmesi” gerektiğini söyledi. İsteyen cemaat üyesinin istediği camiye bağlanacağını ifade eden Mübarak, cemaate, “Üç ismin arkasından konuşmayın, fitneye alet olmayın” şeklinde bir uyarıda da bulundu. Konuşmanın ardından Abdülbaki Erol’un üç oğlu, ayrı ayrı camilere gitti.

    Erol’un oğulları Muhammed Fettah, Muhammed Saki ve Muhammed Mübarek, camilerine gelen binlerce kişiye uzattıkları ipleri tutturarak, “tövbe ettirme” seansı gerçekleştirdi.

    SAYGI ÖZTÜRK İDDİALARI AİLEYE SORDU: TÖVBENİN İPTALİ DİYE BİR DURUM YOK

    “Menzil, Bir Tarikatın İki Yüzü” kitabının da yazarı olan, gazeteci Saygı Öztürk, Sözcü’deki dünkü yazısında Menzil şeyhi Abdülbaki Erol’un ölümünün ardından çıktığı iddia edilen taht kavgalarını ve ‘tövbe iptalini’ aileden olduğunu belirttiği bir kişiye sordu.

    Saygı Öztürk’ün yazısının ilgili bölümü şöyle:

    “Aile arasında taht kavgası çıktığına ilişkin iddiayı, ailenin içinden olan birisine sordum. Şunları söyledi:

    ‘Seyda Abdülbaki’nin cenazesi çok kalabalık oldu. Gelenlerden bir kısmı ‘Tövbe’ almak istiyor. Çok kalabalık olduğu için, halife olan üç kardeş, üç ayrı camide tövbe düzenledi. Kalabalık olduğu ve aynı anda daha fazla kişinin tövbe alabilmesi için 50 metre uzunluğunda, 10 ayrı ip ve buna bağlı olan ipler atıldı. Böylece onlarca kişinin tövbe alabilmeleri sağlandı. Yani, iddia edildiği gibi aile arasında taht kavgası diye bir şey yok. Taziyeler kabul ediliyor, gelenlere namaz kıldırılıyor, tövbe almaları sağlanıyor. Daha önce alınmış tövbelerin geçersizliği diye bir şey yok.’

    Daha önce ‘Tövbe almış’ olanların, yeni şeyhin ismini zikrederek ona bağlılıklarını bildirmesi isteniyor. Bunu da sordum, ‘Tövbeyi kabul eden Allah’tır. Daha önce tövbe almış olanların, şeyhin ölümüyle tövbelerinin iptal olacağı şeklindeki görüş doğru değildir. Tövbenin iptali diye bir şey yok. Allah yolunda ilerlemek vaciptir. Kardeşlerin daha ilk günden yollarını ayırmalarını cemaat de hoş karşılamaz’ dediler.”

    DİYANET: ‘TÖVBE ŞEYH EFENDİYE YAPILIYOR’ DERSENİZ ÇOK BÜYÜK YANLIŞ

    “Tövbe alma” usullü ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun inanç, ibadet, ahlak ve sosyal hayat ile ilgili güncel fetva, karar ve mütalaaları için aranan, il müftülükleri bünyesinde hizmet sunan “Alo 190 fetva” hattını aradık.

    Konuştuğumuz dini görevliye “tövbe almayı”, tövbenin iptali diye bir şey olup olamayacağını ve tarikat ya da cemaate intisap etmenin zorunlu olup olmadığını sorduk.

    Dini görevli “Tövbe kime yapılır hanımefendi? Allahü Teala’ya… Zaten, ‘tarikatta, tasavvufta tövbe şeyh efendiye yapılıyor’ derseniz çok çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz. Eşiniz ya da diğer mensuplar tövbeyi şeyhe yaptıklarını düşünüyorlarsa burada çok büyük bir yanlış anlaşılma var demektir. Tövbe, Allahü Teala hazretlerine yapılır. Başka hiçbir şekilde kimseye tövbe yapılmaz” sözlerini kullandı.

    “ŞEYHİN ÖNEMİ VARDIR AMA ‘ŞEYH AFFEDİYOR VEYA TÖVBENİZİ KABUL EDİYOR’, HAŞA, ASLA BÖYLE BİR ŞEYİ DÜŞÜNÜLEMEZ DAHİ”

    Dini görevli şunları söyledi:

    “Tarikatlarda, tasavvuf usulünde tarikata üye almak için bir tövbe alma yani bu zamana kadar günahlardan tövbe etmek, tabiri caizse hayatta yeni bir sayfa açmak gibi usul takip edilir. Geçen hafta herhalde tarikattan biri vefat etti. Tövbe iptali demekle ne kastediliyor? Tam olarak anlayamadım.

    Bahsettiğiniz gruptaki usuller tamamen dinin genel usulleri olduğu anlamına tabi ki gelmez. Tasavvuf; insanın kendini dini, ahlaki, insani açıdan olgunlaştırmasının yollarından bir tanesidir.

    Tarikatların kendine göre usulleri vardır. Caizdir ya da değildir ama bunlar dinin genel kurulları olarak kabul edilmez. Herhalde yeni bir şeyh gelecek, tekrar dini şeyhe yeni bir intisap söz konusu olacak. Burada tabi tercih sizin. Biz size, dinen böyle bir şey gerekir diyemeyiz ama siz oraya bağlılığı devam ettirmek istiyorsanız ve bilmiyorum üye defteri gibi bir liste yapılıyorsa bu gruptan çıkmamak için yeni şeyhe tekrar intisap etmeniz isteniyorsa bunun usullerini tabi ki yerine getirirsiniz.

    Tövbe kime yapılır hanımefendi? Allahü Teala’ya… Zaten tarikatta, tasavvufta ‘tövbe, şeyh efendiye yapılıyor’ derseniz çok çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz. Eşiniz ya da diğer mensuplar tövbeyi şeyhe yaptıklarını düşünüyorlarsa burada çok büyük bir yanlış anlaşılma var demektir. Tövbe, Allahü Teala hazretlerine yapılır. Başka hiçbir şekilde kimseye tövbe yapılmaz.

    Mürşit tam manasıyla Türkçeye çevirdiğinizde öğretici, öğretmen, bize yol yordam öğreten demektir. Mürşidin, şeyhin önemi vardır ama ‘şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor’, haşa, asla böyle bir şeyi düşünülemez dahi.

    Yeni bir intisap, yeni bir gruba dahil olmak için ‘gel bakalım sen tekrar yeni şeyhe intisap ediyor musun?’ diye bir usul varsa, onu yapabilirsiniz. İster yapar ister yapmazsınız ben burada yapın ya da yapmayın diye bir şey söyleyemem ama sonuçta Tövbe Allah’a yapılır, rabbim kabul eder tövbeleri. Kabul ettiği tövbeyi kimse iptal edemez.”

    “FUTBOL TARAFTARI GİBİ FANATİK BİR TARAFTARLIK HİÇBİR MÜMİNE HİÇ YAKIŞMAZ”

    Son olarak dini görevliye intisap etmenin dinen zorunlu olup olmadığını sorduk. Şöyle yanıt verdi:

    “Biz öyle bir şeye gerek var tabi ki demiyoruz. Bu kişisel tercihtir. Beni disipline ediyor, bir grubun içinde kendini daha dindar, daha kontrollü hissetme gibi bir şey varsa bizim bunu yasaklayacak halimiz yok, din bunu yasaklamaz ama bir futbol taraftarı gibi fanatik bir taraftarlık veyahut o gruptan olmayanlara karşı küçümseyici, yadırgayıcı, tabiri-i caizse gevşek Müslümanlarmış gibi düşünmek hiçbir mümine hiç yakışmaz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sezen Aksu’ya tepkiler: Hz. Adem ve Hz. Havva’ya yönelik ifadeler hakkında kim ne dedi?

    Sezen Aksu’ya tepkiler: Hz. Adem ve Hz. Havva’ya yönelik ifadeler hakkında kim ne dedi?


    Sanatçı Sezen Aksu hakkında “Şahane Bir Şey Yaşamak” şarkısında Hz. Adem ve Hz. Havva’ya yönelik ifadeleri nedeniyle “dini değerlere hakaret ve tahrik veya aşağılama” suçunu işlediği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması ülke çapında geniş yankı uyandırdı.

    Ülke genelinde siyasetçi ve sanatçılardan Sezen Aksu’ya destek mesajı yağdı. Bununla birlikte MHP lideri Devlet Bahçeli başta olmak üzere siyaset dünyasından Aksu’ya tepki gösterenler de vardı.

    Diyanet İşleri de bir açıklama yaparak Sezen Aksu’yu isim vermeden eleştirdi.

    Bahçeli: Serçe isen serçeliğini bil

    Bahçeli, salı günkü grup toplantısında yaptığı konuşmada Sezek Aksu sert bir biçimde eleştirdi.

    Sezen Aksu’yu ‘sorumsuz’ ve ‘şuursuz’ sözleriyle hedef alan Bahçeli şunları söyledi: “Yazdığı ucube bir şarkının sözleri arasında, Hz Adem ve Hz Havva’ya ‘cahil’ diyen sorumsuz ve şuursuz bir sanatçının alamet olarak bindiği sefalet ve rezalet hali dünyevi kıyamet olan cehalet çukurunun açık seçik bir numunesidir. Bu sanatçıya diyorum ki serçe isen serçeliğini bil. Sakın kuzgunluğa heves etme.”

    İmamoğlu: Sanatçılar bu ülkenin iç sesidir

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sanatçıdır konuşacak. Sanatçılar bu ülkenin iç sesidir. Kimse gündem değiştirmek için bu sesleri kısamaz.” diyerek Sezen Aksu’ya desteğini dile getirdi.

    AKP Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Yeter! Sanat, müzik kisvesi altında değerlerimize yaptığınız saldırılara artık son verin, ‘Modanız Geçti’, toplumumuz sizin gibilerden bıktı! Haddini Bil Sezen Aksu.’’ ifadesini kullanarak sanatçıyı hedef alırken bu mesaja AKP’li seçmenlerin yoğun destek verdiği görüldü.

    Muhafazakar okuyucuya hitap eden Yeni Şafak gazetesi, “Sezen Aksu infiale neden oldu” diyerek sanatçıyı hedef alırken, Milli Beka Hareketi üyeleri, “Şahane Bir Şey Yaşamak” şarkısında Hazreti Adem ve Hazreti Havva’ya yönelik ifadeler kullandığı ileri sürülen Sezen Aksu’ya tepki gösterdi.

    Diyanet İşleri ne dedi?

    Diyanet İşleri Başkanlığı, “İslam’ın seçkin şahsiyetlerine dair söylenen her cümlede, yapılan her açıklama ve yaklaşımlarda son derece hassas ve dikkatli olunması gerekir” diyerek Sezen Aksu’yu isim vermeden eleştirenler kervanına katıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Son zamanlarda İslam’ın kutlu elçileri Hz. Adem ve Hz. İsa peygamberlerimize, insanlığın ortak değeri Hz. Havva ve iffet abidesi Hz. Meryem annelerimize yönelik gelişigüzel tartışmaların ve polemiklerin yapıldığına şahit olmaktayız.” ifadesi kullanılarak, “dini şahsiyet, sembol ve değerlerle ilgili özensiz tutum ve davranışlarda bulunulması, en hafif tabirle saygısızlıktır.” denildi.

    Siyaset ve sanat dünyasından Sezen Aksu’ya destek

    HDP milletvekili Hüda Kaya sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Sezen Aksu’ya destek verirken, Diyanet İşlerini şu şekilde eleştirdi. “Özensizliğin yozlaşmışlığın temsilcileri adaletsiz zulüm saraylarının sofralarından kalkmayanlar Allah adına en büyük aldatıcılar, Sezen Aksu’ya özen ve edep öğretmeye kalkmışlar. Zekanız da ahlakınız da vicdanınız da Sezen’i anlamaya yetmez. Dinin edebin temsilcisi değilsiniz.”

    İYİ Parti: Sezen Aksu’ya saldırmak Türkiye’ye saldırmaktır

    İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı, Hukuk ve Adalet Politikaları Bşk. Prof. Bahadır Erdem. “Sezen Aksu bu toprakların sesidir. Sezen Aksu bu coğrafyanın vicdanıdır. Bu toprağın insanları Sezen’in şarkıları ile ağlar, Sezen’in şarkıları ile güler. Sezen’in kıymeti, hayatı boyunca bu ülkedeki her acıya verdiği sesten gelir. Sezen Aksu ya saldırmak Türkiye’ye saldırmaktır.” diyerek tepkisini die getirdi.

    Babacan: Şarkı sözlerini çarpıtan zihniyet ülkeye kötülük yapıyorsunuz

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Sezen Aksu’ya destek veren siyasetçiler arasında yer alırken, “Şarkı sözlerini çarpıtan zihniyet bu ülkeye sadece kötülük yapmaktadır,” dedi.

    Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, iktidar yanlılarının ve Diyanet’in tepki gösterdiği sanatçı Sezek Aksu’ya destek verdi.

    Günay, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İster bir şarkı sözünden ötürü olsun, ister bir düşüncesinden, ülkenin müstesna bir sanatçısına düşmanca davranan bağnazlık, bu ülkenin en büyük sorunudur ve Sezen Aksu Yaratan’ın bu ülkeye en güzel armağanlarından biridir.” dedi.

    Zülfü Livaneli: Hakaret anlamı çıkarmak ilkel bir zorlamadır

    Sanatçı Zülfü Livaneli, Aksu’ya yapılanın bir linç kampanyası olduğunu belirterek, “Sezen’in de Adem ve Havva’nın cennetten atılmalarına yol açan hatayı gençliklerine ve bilmemeye bağlayan sözlerinden, hakaret anlamı çıkarmak ilkel bir zorlamadır. Ve bu halkın bağrına bastığı Sezen Aksu’ya böyle haksız bir saldırı, saldıranı küçültür Sezen’i daha da büyütür.” ifadelerini kullandı.

    Livaneli’nin konuyla ilgili Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şunları yazdı: “Sezen Aksu’ya şarkı sözlerinden dolayı bir linç kampanyası başlatıldı. Bu sözleri çarpıtanların, sanatla, kelimelerle, kültürle hiçbir ilgisi yok. Sanat deryasını, daracık siyaset pencerelerinden izleyip yorum yapıyorlar. Cahil kelimesi halk şiirimizde, tecrübesiz genç, dünyayı görmemiş anlamında kullanılır. Neşet Ertaş’ın “Cahildim dünyanın rengine kandım” türküsünde olduğu gibi. Bir halk türküsünde “Ergen kız, cahil oğlan/ İnkardan gelinir mi” denildiği gibi. Sezen’in de Adem ve Havva’nın cennetten atılmalarına yol açan hatayı gençliklerine ve bilmemeye bağlayan sözlerinden, hakaret anlamı çıkarmak ilkel bir zorlamadır. Ve bu halkın bağrına bastığı Sezen Aksu’ya böyle haksız bir saldırı, saldıranı küçültür Sezen’i daha da büyütür.”

    Yazar Elif Şafak ile birlikte Seda Sayan, Mustafa Sandal, Gülben Ergen gibi sanatçılar da sosyal paylaşım hesabından Sezen Aksu’ya destek verenler arasında yer aldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Diyanet İşleri Bakanlığı’ndan 10 Kasım mesajı: Atatürk’ü saygıyla anıyoruz

    Diyanet İşleri Bakanlığı’ndan 10 Kasım mesajı: Atatürk’ü saygıyla anıyoruz


    Cumhuriyet Bayramı’ndan Mustafa Kemal Atatürk’ü anmadığı için yoğun eleştiri alan Diyanet İşleri Başkanlığı 10 Kasım’da bir mesaj yayımladı.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 83. yılı nedeniyle yayımlanan mesajda, “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 83. yılında saygıyla anıyor; geçmişten günümüze vatan ve mukaddesat uğrunda canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi şükranla ve rahmetle yâd ediyoruz.

    Kahraman ecdadımızın büyük fedakârlıklarla bizlere emanet ettiği vatanımızı ve medeniyet değerlerimizi her daim güçlendirerek geleceğe taşımak, şanlı tarihimize ve aziz milletimize vefa borcumuzdur. Hürriyetine meftun bir milletin mensupları olarak bugün bizlere düşen, bu mukaddes vatanı ilim, irfan ve hikmetle yüceltmek; devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için var gücümüzle çalışmaktır. ”

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda cuma hutbesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmadığı için yoğun şekilde eleştirilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya, ‘ithal imamlara’ karşı ‘yerli imam’ yetiştirmeye başladı

    Almanya, ‘ithal imamlara’ karşı ‘yerli imam’ yetiştirmeye başladı


    Almanya, yurt dışından gelen imamların sayısını sınırlamak amacıyla kendi imamları yetiştirmek istiyor. Almanya hükümeti tarafından desteklenen “İslam Koleji” adlı dernek 15 Haziran salı günü eğitim hayatına başladı.

    İslam Koleji adlı derneğin öncülüğünde başlayan eğitim iki yıl sürecek. İlk dönemde eğitim alan 20 imam adayı yer alıyor.

    İslam teolojisi alanında lisans derecesi veya eşdeğer bir diploma sahiplerine açık olan eğitim, stajlarla noktalanan ve uygulamaya odaklanan bir eğitim programı sunuyor .

    Yaklaşık 5 buçuk milyon kişi ile Almanya nüfusunun yaklaşık yüzde 6 buçuğunu Müslümanlar oluşturuyor. İslam’ın ülkedeki yeri hakkında çalışmalar yürüten Almanya hükümeti, bu konuda yabancı ülkelere bağımlı olmamak için bir eğitim programı başlattı.

    Almanya Başbakanı Angela Merkel, 2018’de milletvekillerinin önünde yaptığı bir konuşmada, “Bu eğitim programı, bizi daha bağımsız yapacak ve bu gelecek için gerekli” diye konuşmuştu.

    Almanca dilinde eğitim

    Eğitim programının öne çıkan iki özelliği olduğunu vurgulayan İslam Koleji Başkanı Esnif Begiç, “Almanya’daki Müslümanlara yaşamının gerçekliğini yansıtmak istiyoruz ve dersler yalnızca Almanca dilinde verilecek” diye konuştu.

    Başkent Berlin’de hapishanede gönüllü imamlık yapan öğrencilerden Ender Çetin ise, “Biz Alman Müslümanlarız, toplumun ayrılmaz bir parçasıyız ve artık Almanya’nın yetiştirdiği imamlardan olma imkanına sahibiz” dedi.

    DİTİB ve Milli Görüş projede yer almak istemedi

    Ancak Almaya hükümeti tarafından maddi olarak desteklenen imamların eğitimi, dini cemaatlerin sadece kendi personelini eğitme yetkisine sahip olduğu ilkesiyle çeliştiği için de eleştirilere yol açtı.

    Almanya’da ne DİTİB ne de ikinci en önemli İslam dini cemaati olan Milli Görüş, İslam Koleji’nin kurulmasına katılmadı. DİTİB geçen yıl Almanya’da kendi eğitim programını başlattı.

    Milli Görüş yetkililerinden Bekir Altaş’a göre imamların veya papazların eğitimi “özellikle siyasi olmak üzere dış etkilerden uzak olmalı”.

    Ancak İslam Koleji başkanı, “programların geliştirilmesine müdahale etmeyen devletin kesinlikle hiçbir etkisi olmadığını” garanti ediyor.

    Almanya’daki imamların büyük çoğunluğu Türkiye’den geliyor

    Almanya’da halihazırda görev yapan imamların büyük bir çoğunluğu Türkiye’den geliyor.

    Konrad Adenauer Vakfı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 2 bin ila 2 bin 500 imamın yaklaşık yarısı, doğrudan Türkiye Diyanet İşlerine bağlı olan ve 986 cami veya mescit yöneten Türk derneği DİTİB’e bağlı.

    Kalan imamların yüzde 80 ila 90’ı da Kuzey Afrika, Arnavutluk veya Balkan ülkelerinden geliyor.

    Çoğu zaman turist vizesiyle gelen bu dini eğitmenler, Almanya’nın kültürel ve sosyal yapısına yabancı kalarak dört ya da beş yıl görev yaptıktan sonra kendi ülkelerine dönüyor.

    Berlin doğumlu Türk göçmen bir aileden gelen Çetin, “Bu imamlar, genellikle Türkçeyi her zaman iyi anlamayan gençlerin dilini konuşmuyorlar. Ancak diğer taraftan da Hristiyanların, Yahudilerin, ateistlerin ve Müslümanların yan yana yaşadığı çok kültürlü bir toplumun gerçekleriyle temas halinde olmaları önemli” diyerek dilin önemini vurguluyor.

    ‘Erdoğan’ın müdahalesi’ iddiası

    Ankara’nın din görevlileri ile Almanya’da uyguladığı etki özellikle 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yapılan başarısız darbe girişiminden bu yana düzenli olarak tartışmaların merkezinde yer alıyor.

    Federal Başsavcılık, Ankara’nın talimatıyla Almanya’daki Gülen hareketi mensupları hakkında casusluk yaptıkları gerekçesiyle DİTİB’e bağlı 20’ye yakın imam hakkında 2017’de soruşturma açmıştı. İmamlar topladıkları bilgileri Türkiye’ye iletmekle suçlanırken soruşturma daha sonra kapatılmıştı.