ABD’nin Önde Gelen Dijital TV Platformlarından Youtube TV, Disney ile yürüttüğü lisans yenileme görüşmelerinde anlaşmaya varamadı. Anlaşmazlık nedeniyle Disney’e ait birçok kanal artık platformda yayınlanmayacak.
Reuters’ın haberine göre, disney’in sahibi olduğu ESPN, ABC, FX, National Geographic, Disney Channel ve ABC News Live gibi popüler kanallar, sözleşmenin süresinin dolmasıyla birlikte Youtube TV’den kaldırıldı.
YOUTUBE SERT AÇIKLAMA
Platform, perşembe gecesi saat 23.16’da sosyal medya platformu x üzerinden yaptığı açıklamada, “Disney ile olan sözleşmemizin yenilenme zamanı geldi. Ancak üyelerimizi dezavantajlı duruma düşürecek ve Disney’in TV ürünlerine avantaj sağlayacak koşulları kabul etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Youtube TV, 10 milyondan fazla abonesi olduğunu belirterek, Disney’in teklif ettiği şartların fiyat artışına yol açacağını ve Disney’in canlı yayın servisi Hulu + Live TV’ye Haksız Avantaj Sağlayacağını Savundu.
DİSNEY: “GOOGLE REKABETİ ENGELLİYOR”
Disney Cephesi İse Google’ı Piyasa Gücünü Kötüye Kullanmakla Suçladı. Şirket Sözcüsü, “3 trilyon dolarlık piyasa değeriyle Google, rekabeti baltalıyor ve sektör standartlarını zayıflatıyor. Ancak biz sorunu en kısa sürede çözmek için çalışıyoruz” dedi.
ABONELERE TELAFİ KREDİSİ
Anlaşmazlığın devam etmesi halinde Youtube TV’nin abonelerine 20 dolarlık kredi tanımlayacağı açıklandı. Platformun, geçtiğimiz ay da başarısız müzakerelerin ardından İspanyolca yayın yapan Univision kanalını yayından kaldırdığı hatırlatıldı.
Kaynak: Haber Merkezi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Amerikalı yazar Robert Lawrence Stine’in roman serisine dayanan Goosebumps dizisinin ikinci sezonu Goosebumps The Vanishing, 2025’in ilk günlerinde Disney Plus’ta yayınlandı. Her bir sezonu başka bir kitaba dayanan serinin ilk sezonu ise doğrudan Goosebumps adıyla 2023’te gösterime girmişti. Fakat ilk sezon Disney Plus’ta ya da Türkiye’de herhangi bir platformda bulunmuyor. Hatta Disney Plus, Goosebumps The Vanishing’i dizi künyesinde doğrudan birinci sezon olarak veriyor. Gerçi seri farklı hikâyeler ve karakterler barındırdığı için sizler de benim gibi ikinci sezondan sonra ilk sezonu da izleyebilirsiniz.
Goosebumps, Türkçe tüylerin diken diken olması anlamına gelen İngilizce bir kelime. Adından da anlaşılacağı gibi bunlar korku hikâyesi. Şunu da ek bilgi olarak geçmek gerekli ki Stine’in bu serisi iki televizyon dizisi, bir video oyunu serisi, bir çizgi roman serisi ve iki uzun metrajlı filme uyarlanmış. Romanlarsa dünya çapında 35 dilde, 400 milyon kopya satmış.
Dizinin iki sezonu da son derece karanlık hatta adının hakkını verecek kadar tüyler ürpertici. Gerçi ilk sezonun daha karanlık ve ürpertici olduğunu düşünenler de var. İki sezonun da benzerliklerinden bahsederek başlamak istiyorum, iki sezon da ikili zamana dayanan hikâyeler anlatıyor. İlk sezon 1993’te yaşanan bir yangın olayı ile başlayıp daha sonra anlatıma 2023’ten devam ediyor. Aynı şekilde Goosebumps The Vanishing’in de 1994’te yaşanan bir kayıp olayını anlatıp ardından 2024’teki hikâye ile devam ediyor. İki serinin ana karakterleri de yakın zamana ait.
İlk sezon, yani Goosebumps’ta, 93’te yalnız yaşayan, Harold Biddle adlı bir lise öğrencisinin evinde çıkan yangın sonrası ölmesini izliyoruz. Hikâye buradan 2023’e bağlanarak o bölgede yaşayan beş ergenin, 30 yıl sonra tadilatı yapılmış bu eve, Cadılar Bayramı partisi için girmesi ve olayların başlamasıyla devam ediyor. Sırasıyla hepsinin başına ilginç ve de korkunç olaylar gelmeye başlıyor.
Hepsi 30 yıl önce ölen Harold Biddle’ın neden öldüğünü öğrenmeye koyuluyor. Zira Biddle’ın hayaletinin onlara dadandığını keşfediyorlar. İlk sezon özetle daha çok perili ev ve hayalet hikâyesine dayanıyor. Karanlık ve eğlenceli bir sezon olduğunu söyleyebilirim.
İkinci sezon da bir grup ergenin, 1994’te yine Cadılar Bayramı için perili olarak addedilen tarihi bir kaleye gitmesiyle başlıyor. Bu dört ergen devletin gizli deneyler de yaptığı bir bölgeye girip ardından kayboluyor. Yine hikâye ilkinde olduğu gibi günümüze bağlanıyor ve devam ediyor. Brooklyn’de geçen bu hikâye ilki gibi gizemli ve hayaletli bir şekilde başlasa da bölümler ilerledikçe bu sezonun daha bilim-kurgu olduğu anlaşılıyor. Günümüze bağlanan hikâyede yani 2024’te, ikiz kardeşler olan Devin (Sam McCarthy) ve Cece (Jayden Bartels) yaz tatilini botanikçi babaları Anthony (David Schwimmer) ile geçirmek üzere onun yanına gidiyor.
Anthony’nin ağabeyi de otuz yıl önce o kalede kaybolan çocuklardan biri. David Schwimmer’ı Friends’den beri ilk kez bir dizide izliyorum. Gerçi kendisi Friends’ten sonra Band of Brothers dizisinde de rol aldı diye biliyorum ama benim kendisini ilk izleyişim. O yüzden Friends’teki rolü Ross Geller’ı izliyormuşum hissinden çıkamadım. Hatta dizinin doğrudan Ross’a da bir göndermesi vardı. Botanikçi olan Anthony’e bir sahnede “Doktor musunuz?” diye sorulduğunda “Hayır ama doktoram (pHd) var” diye yanıt veriyor. Friends’i bilenler Ross’un bu doktora mevzusuna takık olduğunu da bilir. Hikâyeye dönecek olursak Devin ve Cece babaları ile bu bölgede kalmaktan pek memnun olmasalar da bir süre sonra mahalleden diğer gençler birlikte – Jen (Ana Ortiz), Alex (Francesca Noel), CJ (Elijah M. Cooper), Frankie (Galilea La Salvia) ve Trey (Stony Blyden) – buranın pek de öyle sıkıcı bir yer olmadığını keşfediyor. Onlar da 30 yıl önceki gençler gibi perili olarak anılan kaleye gidip oradaki canavarları yüzeye taşıyor.
Dizi ilk sezonun şablonunu korusa da onun kadar ürpertici olmayan yanları var. Ama özellikle yarattığı karakterler açısından ve de oyunculuklarla iyi bir iş çıkarıyor. David Schwimmer başlarda yanlışlıkla oraya düşmüş Ross Geller karakteri gibi dursa da zamanla hikâye içinde kendi karakterini oturtuyor. Tabii hikâye ilk sezonda olduğu gibi karakterlerin dünyasın da odaklanıyor. İki sezonda da benzer olayları yaşayan yetişkinler ve ergenlerin sorunları iç içe geçiyor. Son bölümde açık bir kapı da bırakıyor dizi. Ama bu kapı yine farklı karakterlerle mi devam eder, yoksa bu karakterler ve hikâyenin mi devamı gelir bilemiyorum. Çünkü hem diziye gelen tepkiler şu anlık karma duruyor hem de daha çok yeni.
Robert Lawrence Stine, çocuk edebiyatının Stephen King’i olarak anılıyor. Evet, hikâyeler karanlık ama günümüz korku estetiğinden ziyade 90’lar esintisi hâkim. Elm Sokağı Kâbusu (A Nightmare on Elm Street) ve Freddy Krueger yok karşımızda ama ona yakın ürpertici ve karanlık bir atmosfer var ve de 90’ların korku tadı bir hayli alınıyor. Yine de Elm Sokağı kadar korkunç değil, hatta epey eğlenceli yanları da var. Aslında son yılların ergen dizilerinde bu tonda bir karanlık epey mevcut. Stranger Things ya da Chilling Adventures of Sabrina gibi diziler hem Amerikan ergen dizisi kalıplarını hem de karanlık ögeleri bir arada barındırıyor. Stranger Things zaten 90’ları anlatıyor. Her ne kadar Goosebumps iki sezonda da hikâyeyi günümüze getirse de 90’lar tarzını bu zamanlara uyarlıyor. Tabii özellikle ikinci sezonun bilim kurgu yanını Stranger Things gibi getirip Sovyetlere bağlamıyor. Hem de Amerika’da ve 90’larda yazılmış bir kitap uyarlaması olmasına rağmen!
Sonuç olarak Goosebumps The Vanishing sadece çocukları değil, yetişkinleri de ürpertecek bir yapıya sahip korku ve komediyi iki sezonda da harmanlamayı başaran bir seri.
Suzan Demir kimdir?
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okudu. Hayat TV, ardından Evrensel Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Taraf Gazetesi kültür sanat servisinde muhabir ve editör olarak çalıştı. Arka Pencere (www.arkapencere.com) online dergide haftalık sinema eleştirileri kaleme aldı.
Ayrıca BİR+BİR Express dergisinde (hem online hem matbu dergide) www.sabirfikir.com ve Kritik 24 (K24) sitelerinde de haber ve yazıları yayınlandı. Yeni E Dergisi’nde kültür, sanat ve sinema röportajları yapıyor. Hala Avrupa’da çeşitli ajanslara politika, ekonomi ve kültür sanat dalında haberler üretiyor. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve SİYAD üyesi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
15 Eylül’de verilen 76. Emmy Ödülleri’nde bazı tarihi anlar yaşandı. Türkiye’de Disney+’da yayınlanan FX’in Japon tarihi dizisi Shogun, geceye 18 ödül ile damga vururken bazı ilklere de imza attı. En İyi Drama ödülünü alan dizi, bu ödülü İngilizce olmayan ilk yabancı yapım olarak almasıyla tarihe geçti. Hiroyuki Sanada (Yoshii Toranaga rolüyle) drama dalında En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle Emmy kazanan ilk Japon aktör olurken, En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Anna Sawai de (Toda Mariko rolüyle) ilk Japon kadın aktris oldu.
James Clavell’ın 1975 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan Shogun, 1980’de de beş bölümlük mini TV dizisi olarak beyaz ekrana uyarlanmış. O dönem de tıpkı şu an olduğu gibi yüksek bir izlenme oranına sahip olan 1980 versiyonu da Emmy adaylıkları ve ödülü almış. Ama dizi esas olarak, o dönem Golden Globe (Altın Küre) En İyi Dram ile En İyi Erkek ve Kadın oyuncu ödüllerinin de sahibi olmuş. Yani karşımızda hangi zamanda uyarlanırsa uyarlanasın dönemin ödüllerini bir şekilde kapan, deyim yerindeyse ödül avcısı bir dizi var. Elbette bu avı hakkıyla alan biri yapım.
Yoshii Toranaga (Hiroyuki Sanada)
1980 versiyonunu izlemediğim için ona dair yorum yapamayacağım ama onun da 90’larda TRT’de yayınladığını buraya not düşeyim. Günümüz versiyonu ABD’de özellikle çok yüksek bir izlenme oranına sahip, 9 milyon izleyici sayısına ulaşmış. Düşünün ki bu dizi Netflix yapımları gibi tüm bölümleri aynı anda yayınlanmıyor. Bu kadar insan her hafta, eski usul bu diziyi bekliyor. Elbette buna başka dizilerden de alışığız, Netflix izlenme alışkanlıklarımızı büyük oranda değiştirse de eski usulün hala bir hükmü var.
Yine de bu dizinin Türkiye’de örneğin Game of Thrones (GOT) kadar geniş kitlelere ulaşmadığını söyleyebilirim. Bir hayran kitlesi var, yok değil ama henüz dünyada da yine böyle ses getiren ve burada da çok izlenen, GOT örneği kadar değil. Gerçi aldığı ödüllerle adından epey söz ettiren dizi, ikinci sezon için de kolları sıvamış. Hem ödülle ünlenmesi hem de ikinci sezonun gelecek olması -2025 ilk ayları olacağı öngörülüyor- belki buradaki kitlesini de artırabilir.
Portekizliler 1500’lerin ortasından itibaren Japonya ile ilk tanışan Avrupalı ülke. 19’uncu yüzyılın başına kadar da Japonya ile dostluk ve barış anlaşmaları var. Hatta Portekizliler Japonya’ya giden bu yolları sır gibi saklıyor.
John Blackthorne (Cosmo Jarvis)
Portekizliler uzun süre Japonlar tarafından “kurofune” olarak adlandırılan “kara gemilerle” -dizide de geçiyor- özellikle Çin ve Japonya arasında aracı ticaret görevini görüyor. Çinlilerle temasın yasaklanmasına rağmen bu gemilerin iki ülke arasındaki malları taşıması rağbet görmelerini de sağlıyor. 1600’lerin başındaysa Portekizlilerin kendilerine sakladıkları bu diyarı önce Hollandalı ardından İngiliz denizciler tarafından keşfediliyor.
İşte dizi de tam olarak bu keşiflerden birini anlatıyor. Shogun, feodal Japonya’da geçen tarihi bir dizi. Dizi, gemisi Japonya kıyılarına sürüklenen İngiliz John Blackthorne’un (Cosmo Jarvis) yönetimindeki Hollanda gemisinin buraya gelmesiyle açılıyor. Portekizliler ve İspanyolların denizlerde ve ticarette önde olduğu 1600’lü yıllarda denizciler, Japonya’daki Portekiz ticaret tekelini kırmak üzere buraya geliyor.
John Blackthorne’un gemisi Lord Toranaga’ya bağlı Kashigi Yabushige’nin (Tadanobu Asano) köyünde esir alınıyor. John, bir süre sonra imparatorun ölümünden sonra konsey savaşına sahne olan Japonya’da olayların tam ortasına düşüyor.
Toda Mariko (Anna Sawai)
10 bölümlük dizi ilk yarıda ya da ilk bölümlerde özellikle John’un hayatta kalma çabasına odaklanıyor. İngilizce bilmeyen Japonlar ve elbette Japonca bilmeyen bu İngiliz’in anlaşabilme çabası, Portekizlilerden eğitim almış Mariko’nun tercüman olarak atanmasıyla çözülüyor. Oraya yerleşen Katolik Portekizler, Japonlara ilk etapta halihazırda mezhep savaşında oldukları Protestan bir İngiliz’i korsan ve bir tehdit olarak gösteriyor.
Ama Mariko’nun Lord Toranaga’ya tercümanlık etmesi dahası imparatorun ölümünden sonra Toranaga’nın da bulunduğu konseyde işlerin karışması “Anjin” diye seslenilen John için elverişli bir ortam yaratıyor. Dizi ikinci yarıda esas konu olarak ise bu konsey savaşına odaklanıyor. Toranaga’nın neden hedef haline geldiği Mariko’nun aslında kim olduğuna dair katmanlar açılmaya başlıyor.
İmparator Taiko’nun ölümünden bir yıl sonra, küçük oğlu onun yerini alabilecek yaşa gelene kadar Japonya’yı yönetmek üzere bir Naipler Konseyi kuruluyor. Naiplerden biri olan Lord Toranaga, onun güçlenmesinden korkan diğer dördüyle anlaşmazlığa düşüyor. Osaka’ya çağrılan Toranaga, görevden alınma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Bundan sonrasında Toranaga’nın konseyle olan savaşındaki stratejisini izliyor seyirci. Anjin’i yani İngiliz denizciyi de bu savaşta kullanabileceği en stratejik yere koyuyor Lord Toranaga.
Portekiz sömürgecilerin bir şekilde konseydeki bazı lordları satın aldığı, Japonya ile ticaret bağının din üzerinden sürdürüldüğü net bir şekilde anlatılıyor. Ama dizi her ne kadar “beyaz adam” etkisini gösterse de onu, konun odağına almıyor. Aslen Avusturalyalı bir beyaz yazar tarafından yazılan bir roman uyarlaması olsa da dizide bakış açısı John ya da Portekizliler üzerinden kurulmuyor. Aksine bu bakış Japonlardan doğru kuruluyor. Dizinin bir başarısı da Japonya’yı bir mizansene yani hikâyeyi anlatan “unsurlar” haline getirmeyip onları başrole koyması.
O yüzden Japon kültürünün hâkim tüm yanları işleniyor dizide. Kadınların toplumdaki yeri, onlara bakış açısı, iktidar savaşı, onur, hırs ve dahası… Shogun son dönemin sadece anlattığı konuyla da değil, görüntü yönetmenliği başarısından kurguya, bir hikâyeyi incelikli işleyen bir yapım olmasıyla da dikkat çekici. Savaş ve aksiyon sahnelerine göbek bağı ile bağlı olup hikâyede bunlar görünmediği zaman izleyicisini “mutsuz” edecek bir yapım da değil.
Büyük sahneler asıl olarak 1600’lü yılların atmosferini tüm incelikleriyle yansıtmaya odaklanmış. Aksiyondan ziyade hikâyenin katman katman açılışına efor harcanıyor. Özetle Shogun iktidar savaşındaki Japonya’yı anlat bir dönem dizisi. Bu konuyu geniş bir çerçevede işleyişiyle şimdiden klasikler arasında yerini aldı bile.
Suzan Demir kimdir?
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okudu. Hayat TV, ardından Evrensel Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Taraf Gazetesi kültür sanat servisinde muhabir ve editör olarak çalıştı. Arka Pencere (www.arkapencere.com) online dergide haftalık sinema eleştirileri kaleme aldı. Ayrıca BİR+BİR Express dergisinde (hem online hem matbu dergide) www.sabirfikir.com ve Kritik 24 (K24) sitelerinde de haber ve yazıları yayınlandı. Yeni E Dergisi’nde kültür, sanat ve sinema röportajları yapıyor. Hala Avrupa’da çeşitli ajanslara politika, ekonomi ve kültür sanat dalında haberler üretiyor. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve SİYAD üyesi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Disney+ platformunun “Atatürk” dizisini iptal kararı büyük ses getirmişti. Dizinin Amerika Ermeni Ulusal Komitesi tarafından iptal edildiği iddiası ortalığı karıştırmıştı.
Bugüne kadar yapılmış en pahalı dizi rekorunu kıran Atatürk dizisi için başrol oyuncusu da olay bir ücret almıştı. 6 bölümlük yapım ön hazırlık dahil 8 milyon dolara (208 milyon lira) mal olmuştu.
Bölüm başına 850 bin lira alan ve Atatürk’ü oynayan Aras Bulut İynemli iptal kararı sonrası dikkatleri üzerine çekmişti.
218 emekli diplomattan Disney’e “Atatürk” tepkisi: Bir terör örgütüyle ilişkilendirilmekten kaçınacağınızı düşünüyoruz!Güncel
“EN ÖNEMLİ GÖREVİM…”
Başarılı oyuncu iptal kararına dair “Benim oynayan ve bu sorumluluğu alan kişi olarak Atatürk’e ve projeye sahip çıkmak en önemli görevim. Yapım şirketi, platform böyle bir karar aldı bu konuda… Atatürk’ün zaten dünyanın en büyük liderlerinden biri olduğunu anlatmaya gerek yok. Hatta bence en büyüğü” şeklinde konuştu.
İynemli “Dünyada izlenmesi için elimden geleni yapacağım” diyerek açıklamasını sonlandırdı. (GazeteMagazin)
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Cumhuriyet yazarı BarışTerkoğlu, Atatürk dizisini yayınlamaktan vazgeçen ve sinemada iki film olarak gösterime gireceğini duyuran dijital yayın platformu Disney Plus‘la ilgili tartışmaları köşesine taşıdı.
İktidar cenahından yükselen sert açıklamalara değinen Terkoğlu, konuyu daha da netleştirmek için Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) kaynaklarını aradığını ve “Dizi nasıl olur da Disney’de değil de FOX’ta yayınlanır?” diye ceza kesilip kesilemeyeceğini sorduğunu belirtti:
“RTÜK kaynakları bu konuda çok net konuştu. Kanunlara göre imkansız. Zira RTÜK’ün görevi, bir yayının sonlanmasıyla başlıyor. O yayındaki aykırılıklar hakkında inceleme yapılarak görüşülüyor. RTÜK tarihinde de RTÜK kanununda da ‘yayımlanmamış programa’ ceza verilmesinin örneği yok. Haliyle mümkün değil. Ama… Yarın, Fox’un ya da Disney’in başka bir programına, bugünün algısının gücüyle ceza verilebilir. Medyaya darbelerin önü biraz daha açılabilir.”
Gazeteci, hükümet medyasını da taradığını belirterek dikkati çeken bir iddiayı gündeme getirdi:
“Öte yandan hükümet medyasını taradım. Disney tartışmasının dışında Cumhuriyetin 100. yılına dair bir hazırlık da göremedim. Ancak duyumlarıma göre birileri, bu süreçte olan değişiklikleri fırsat bilip, Atatürk filmini Fox’un elinden almak, TRT’de yayımlanmasını sağlamak için girişimlerde bulunmuş.
Meselenin bir de siyasi boyutu var. Türkiye yerel seçimlere hazırlanıyor. Ana yarış büyükşehirlerde olacak. Kazandığı cumhurbaşkanlığı seçiminde dahi Erdoğan bu kentlerde gerideydi. Elbette bunun nedeni muhalefetin başarısından çok, kentli-modern kesimlerin sosyolojik olarak Erdoğan’ın karşısında toplanması. ‘Disney’le mücadele Atatürkçülüğü’ bu kilidi açacak anahtarlardan biri olarak duruyor.”
NE OLMUŞTU?
The Walt Disney Company’den yapılan açıklamaya göre, televizyona özel ilk film 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda FOX TV’de yayınlanacak. Ardından ikinci film, 22 Aralık’tan itibaren sinemalarda olacak.
Her iki film 2024 yazında da FOX ekranlarında yayınlanacak.
Yönetmen koltuğuna Mehmet Ada Öztekin’in oturduğu yapımda Mustafa Kemal Atatürk‘ü ArasBulutİynemli canlandırırken, yapımcılığı Saner Ayar ve Hakan Karamahmutoğlu üstleniyor.
İlk tanıtımıyla büyük ilgi uyandıran Lanistar Media imzalı yapımda Atatürk’ün çocukluk yıllarından Milli Mücadele’ye giden hikayesini, insani vasıflarını öne koyan bir kurgu içerisinde anlatıyor.
Amerika Ermeni Ulusal Komitesi, Disney Plus’a ‘Atatürk’ dizisini yayınlamama çağrısı yapmıştı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Platformun, ABD’deki Ermeni lobisinin baskısı nedeniyle bu kararı aldığına yönelik iddialar Türkiye’de tepkilerin büyümesine neden oldu. Hükümet kanadından, muhalefetten peş peşe tepki açıklamaları gelirken AKP trolleri ise konuyu Atatürkçü isimleri linç etme malzemesi olarak kullanmaya başladı.
Şimdiye kadar Mustafa Kemal Atatürk hakkında hakarete varan içerikleri paylaşan sosyal medya trolleri, Disney Plus’ın tartışmalı tavrına tepki göstermedikleri gerekçesiyle, aralarında Şahan Gökbakar ve Tarkan’ın da olduğu bazı sanatçılara ‘sahte Atatürkçülük’ ve ‘para için sessiz kalma’ suçlaması yöneltti. Sosyal medyada yaşanan bu tartışmalara gazeteci Fatih Altaylı da dahil oldu. Altaylı kişisel bloğunda bugün kaleme aldığı yazısında “Türkiye’nin en tanınmış Atatürk düşmanları birden Atatürkçü kesilip, muhalif tavrı ile bilinen insanlara ‘Disney’e küfretmedin. Para alıyorsun değil mi!’ diye saldırıyorlar” değerlendirmesi yaptı.
Altaylı, Disney Plus’ın Atatürk dizisine ilişkin tartışmaları Atatürkçüleri linç etmek için dayanak yapan AKP trollerine şu soruları yöneltti:
“– Madem dünyanın en saygın, en güçlü ülkelerinden biriyiz. Niye bir Ermeni lobisi bizim gibi bir dünya gücü ülkeye böyle bir sorun yaratabiliyor?
– Dünya lideri olan liderimiz nasıl oluyor da bir televizyon şirketinin Ermeni lobisine boyun eğmesini engelleyemiyor? Oysa daha kısa süre önce Ermenistan Başbakanı Paşinyan Ankara’da idi ve Cumhurbaşkanı’nın görevi kendine devir ettiği törende Aliyev’in arkasına, 2. sıraya oturtularak kendisine haddi bildirilmişti!
– Oy verme zamanı gelince Türkiye’yi çok seven yurt dışındaki Türk vatandaşlarımız mesele Türkiye’nin uluslararası çıkarları olunca niye bir lobi oluşturmazlar? Oralardaki Türkleri, Türkiye siyaseti için organize eden başta Diyanet olmak üzere dini oluşumlar, niye Türkiye’nin uluslararası çıkarları için organize etmezler?
Bu soruların yanıtlarını vermek zor olduğu için vur Cem’e, vur Tarkan’a, vur Ata’ya, vur Gülse’ye, vur Şahan’a.
Eh kendilerine vuracak halleri yok ya…
Ya da üç otuzluk troll “Yahu bu İletişim Başkanlığı sadece iç iletişim için midir? Bunca milyarlar niye harcanıyor” diye soracak değil ya!”
Altaylı, yazısında Disney Plus’ın tavrına tepki gösterirken, ‘bu tartışmanın yarattığı Atatürkçülere’ dair de şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu arada şunu da söylemeden geçmeyeyim.
Disney’e çok kızmama, tarihi çarpıtan bir grubun oyuncağına olmasına, tipik bir Amerikan cehaleti içinde hareket etmesine deli olmama ve yaptıklarını çok aşağılıkça bulmama rağmen bir yandan de kendilerine teşekkür etmek istiyorum.
Bizim 100 yıldır Atatürkçü yapamadığımız bir güruhu bir günde Atatürkçü, hatta neredeyse Kemalist yaptılar.
Fesli Kadir hayatta olsa idi, muhtemelen bugün o da Atatürkçü olmuştu. Rezilsin Disney Plus ama bu yüzden yine de teşekkürler!”
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Disney Plus Türkiye’nin Atatürk dizisini yayınlamama kararı aldı. FOX TV ise diziyi televizyonda ve sinemalarda yayınlanacağını duyurdu.
ÖZTRAK’TAN TEPKİ
CHP Sözcüsü Faik Öztrak, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, Disney Plus Türkiye’ye tepki gösterdi.
Öztrak’ın Twitter hesabından bu akşam yaptığı açıklama şöyle:
“Disney+ yöneticileri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını anlatan ve Cumhuriyetimizin 100. yılı vesilesiyle 29 Ekim 2023 tarihinde tüm dünyada eş zamanlı gösterime sunacaklarını duyurdukları dizinin sadece ülkemizde FOX TV’de ve sinemalarda gösterileceğini açıklamıştır.
“CHP OLARAK ŞİDDETLE KINIYORUZ”
Bu kararın, bir süredir sosyal medya paylaşımlarında Atatürk hakkında nefret söylemi içeren, yakışıksız ifadeler kullanan, projeye karşı lobi yaptığı da bilinen Amerika Ermeni Ulusal Komitesi ANCA’nın baskıları sonucunda alındığı iddia edilmektedir. CHP olarak Disney+ yöneticilerinin aldığı bu kararı, kurucumuz ve ülkemizin Büyük Önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasına karşı işlenen bir nefret suçu olarak görüyor ve şiddetle kınıyoruz.”
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu izleme raporlarını görüştü. Gündemdeki dosyalar internet üzerinden isteğe bağlı yayıncılık platformlarında yayınlanan içerikler odu.
Üst Kurul Netflix’in iki ayrı dosyasını karara bağladı.
Anne+ ve Élite isimli yapımlar için “eşcinsel ilişkiler yer aldığı” gerekçesiyle yayıncı platform hakkında üst sınırdan idari para cezası uygulama kararı aldı.
DISNEY+ VE PRIME VİDEO RAPORLARA GİRDİ
Disney+’da yayınlanan ‘Love, Victor’ dizisinin 2. sezonundaki “Seks Kabini” isimli bölümü ve kimi sahneleri nedeniyle 4. bölümü RTÜK tarafından “toplumu rahatsız edici ve ahlaka aykırı davranışlar” olarak değerlendirildi.
RTÜK, Üst Kurul uzmanlarının görüşlerini yerinde bularak üst sınırdan idari para cezası kararı verdi.
Amazon Prime Video’da yayınlanan “Modern Love” isimli yapımı da “toplumun manevi değerlerine ve ailenin korunması ilkesine aykırı” olarak değerlendiren RTÜK, yayıncıya üst sınırdan idari para cezası uygulanmasına karar verdi.
MUBİ VE BLUE TV DE LİSTEDE
Mubi platformunda yer alan, “Liseli” isimli film ile lezbiyen ilişki yaşayan 2 ana karakterin hikayesini konu alan “Ateşli Oda” adlı filmi de rapora konu oldu. Her iki film için de “Çarpık ilişkiler ve müstehcenlik içeren sahnelerin yayıncılık ilkelerine aykırı olduğu” görüşüne varıldı.
“Yayın hizmetleri, … Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz” hükmünü ihlal ettiği belirtilerek yapımlar için üst sınırdan idari para cezası kararı alındı.
Üst Kurul, Blu TV’nin “The Book Of Queer” isimli dizisini “LGBTQ+ öğeleri barındırdığı”, beIN MOVIES STARS’da yayınlanan “Lost Highway” isimli yabancı filmi de “6112 sayılı yasada sıralanan yayıncılık ilkelerini ihlal ettiği” kanaatine vardı ve yapımlar için üst sınırdan idari para cezası uygulanmasına karar verdi.
VİRGİN RADYO’YA YAPTIRIM
Üst Kurul’un gündemindeki son dosya Virgin Radyo raporuydu. “Mesut Süre ile Rabarba” isimli program, “çocukların dinleyebileceği zaman diliminde gayri ahlaki konuşmalar içerdiği” gerekçesiyle Virgin Radyo’ya da üst sınırından idari para cezası verilmesini kararlaştırdı.
DİJİTAL YAYINCILAR ANKARA’YA ÇAĞRILACAK
Verilen kararların dışında RTÜK, “Türk aile yapısı, milli manevi değerler, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü gibi hassas konularla alakalı yayın politikaları” noktasında dijital internet platformu yayıncılarıyla Eylül ayında kapsamlı bir toplantı düzenlenmesi maksadıyla yayıncıların Ankara’ya çağırılmasına karar verdi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Geçen yıl 14 Haziran’da Türkiye pazarına giren Disney Plus, yeni proje alımlarını durdurdu. Yıldız isimlerle yapılan marka yüzü anlaşmalarının ise Disney’in kardeş kuruluşu FOX’a kaydırılacağı öne sürüldü.
Son olarak ‘Arayış’ ve ‘Aktris’ dizilerini izleyiciyle buluşturan Disney Plus, tüm dünyada alınan karar doğrultusunda yeni proje alımlarını 2024 sonuna kadar durdurdu.
Gazeteci Birsen Altuntaş’ın haberine göre, yeni gelişme çerçevesinde daha önce çekilen projelerden Aras Bulut İynemli’nin başrol oynadığı ‘Atatürk’ ve birkaç proje dışında diğer projelerin platformda yayınlanmaması gündeme alındı.
Yıldız isimlerle yapılan marka yüzü anlaşmaları da Disney’in kardeş kuruluşu FOX’a kaydırılacak.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Disney Plus, 14 Haziran’da Türkiye pazarına girecek. Platformun yerli yapımlarından biri ise Aras Bulut İyinemli’nin başrol oynayacağı Atatürk dizisi.
Mehmet Ada Öztekin’in yönetmen koltuğuna oturacağı dizide yerli oyuncuların yanı sıra yabancı starların da rol alacağı konuşuluyordu. TV100’den Birsen Altunbaş’ın haberine göre o isimlerin başında dünyaca ünlü İngiliz oyuncu Emma Watson geliyor.
İlk sezonu 6 bölüm olarak tasarlanan Atatürk dizisinin müziklerine Oscarlı müzisyen Hans Zimmer imza atacak. Alman asıllı Zimmer’in eserleri arasında 1995’te En İyi Film Müziği dalında Akademi Ödülü aldığı Aslan Kral, Karayip Korsanları serisi, Yıldızlararası, Gladyatör, Denizde İsyan, Başlangıç, Dunkirk ve Batman Üçlemesi bulunuyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***