Etiket: Diplomatik gerilim

  • Mısır Dışişleri Bakanı: Türkiye ile temas sürüyor, içişlerine karışmama esası önemli

    Mısır Dışişleri Bakanı: Türkiye ile temas sürüyor, içişlerine karışmama esası önemli


    Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, ilişkilerin normalleşmesi için Türk tarafıyla temaslarının devam ettiğini söyledi. Şukri, “Normal ilişkiler ülkelerin içişlerine karışmaması üzerine kurulu bir politika. Devam ederse farklı seviyelerde temasların sürdürülmesine yol açar” dedi.

    Mısır’daki Kahire ve en-Nas kanalına konuşan Şukri, “İlişkilerin normale dönmesine yeni bir zemin hazırlayacak adımları değerlendirmek üzere (Türk tarafıyla) temaslarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye ile ilişkiler ve Libya’daki durum arasındaki bağlantıya ilişkin de Şukri, “Konunun birçok yönü bulunduğunu ve Libya’nın, Mısır ve ulusal güvenliği için büyük önem taşıdığını” söylemekle yetindi.

    Türkiye’den yayın yapan Mısır muhalefetine ait kanalların Mısır yönetimine karşı eleştirilerin dozunu azaltmasının iki ülke ilişkilerinin normalleşmesine zemin hazırladığını ifade eden Şukri, şunları kaydetti:

    “Normal ilişkilerin ülkelerin içişlerine karışmaması üzerine kurulu olduğunu tekrar vurguluyoruz. Bu uluslararası kabul görmüş bir politikadır, istikrarlı olur ve devam ederse ilişkilerin normalleşmesine, ilişkiler için en uygun çerçeveyi ve nasıl devam edileceğini belirlemek amacıyla farklı seviyelerde temasların sürdürülmesine yol açar.”

    Mısır’ın daveti üzerine Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal başkanlığında Türkiye’den bir heyet 5-6 Mayıs’ta Kahire’yi ziyaret etmişti.

    Türkiye ve Mısır heyetlerinin Kahire’de yaptığı istikşafi nitelikli görüşmelerin samimi havada ve kapsamlı içerikte gerçekleştirildiği ve iki ülkenin, istişarelerin bu turun sonuçlarını değerlendirip müteakip adımları kararlaştıracağı bildirilmişti.

    Geçtiğimiz aylarda Kahire-Ankara ilişkilerine dair olumlu sinyaller verilmişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Doğu Akdeniz’de en uzun karası ve kıyıları olan iki ülke olarak ilişkilerimizin seyrine göre biz de yarın deniz yetki alanları konusunu Mısır’la müzakere edebiliriz, kendi aramızda da ileride bir anlaşma imzalayabiliriz” diyerek bölgede muhtemel bir değişim için kapıyı aralamış oldu.​​​​​​​

    Bunu Mısır Enformasyondan Sorumlu Devlet Bakanı Usame Heykel, Türkiye hükümetinin Kahire ile ilişkilere yönelik son kararlarını “iyi bir girişim” olarak nitelendirmesi takip etti.

    Türkiye- Mısır ilişkileri

    Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkiler 2013’ten bu yana karşılıklı olarak maslahatgüzar düzeyinde sürdürülüyor.

    Bu süreçte iki ülke dışişleri bakanları arasında çeşitli vesilelerle kısa görüşmeler gerçekleştirilirken, Mısır’ın Ankara Büyükelçiliği ile İstanbul Başkonsolosluğu ve Türkiye’nin Kahire Büyükelçiliği ile İskenderiye Başkonsolosluğu faaliyetlerine devam ediyor.

  • Rusya’nın ‘İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi açıldı’ iddiasına Londra’dan yalanlama

    Rusya’nın ‘İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi açıldı’ iddiasına Londra’dan yalanlama


    İngiltere ile Rusya arasında Karadeniz’de sınır ihlali suçlaması ve uyarı ateşi açıldı iddialarıyla polemik yaşandı. Rusya, İngiliz gemisine uyarı atışı yapıldığını öne sürerken, Londra bu iddiayı yalanladı.

    İngiltere Savunma Bakanlığı Basın Ofisinden yapılan açıklamada, “HMS Defender’a uyarı ateşi yapılmadı. Kraliyet Donanması gemisi, uluslararası hukuka uygun olarak Ukrayna karasularından zararsız geçiş yapıyor” ifadeleri kullanıldı.

    Rusların, Karadeniz’de bir topçu tatbikatı yaptıklarına ve denizcilik topluluğuna faaliyetleri hakkında önceden uyarıda bulunduklarına inanıldığı belirtilen açıklamada, “HMS Defender’a hiçbir uyarı atışı yapılmadı ve yoluna bomba düştüğü iddiasını tanımıyoruz” denildi.

    Rus uçağının, Karadeniz’de İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi açtığı iddiası

    Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, İngiltere’ye ait “Defender” savaş gemisinin, Rusya tarafından yasa dışı ilhak edilen Kırım’ın güneybatısında bulunan Felenk’te sınırı ihlal ettiği iddia edilmişti.

    Bu nedenle “Su-24M” savaş uçağının havalandırıldığı belirtilen açıklamada, “Sınırları koruyan Rus gemisi, 12.06 ve 12.08’de İngiliz gemisine uyarı ateşi açtı. Su-24M, dokuz dakika sonra Defender gemisinin rotasına yönelik bombalama uyarısı yaptı.” ifadelerine yer verilmişti.

    Açıklamada, Rusya’nın Karadeniz Filosu ve Rusya Federal Güvenlik Servisine (FSB) bağlı sınır muhafızlarının ortak eylemleriyle İngiliz savaş gemisinin sınırı terk ettiği ve olayla ilgili İngiltere’nin Moskova Büyükelçiliğindeki askeri ataşesinin Rusya Savunma Bakanlığına çağrıldığı kaydedilmişti.

    İngiliz gemisinin ihlal yaptığı ileri sürülen Felenk, Kırım’ın kara suları içinde bulunuyor.

    Uluslararası hukuk kurallarına göre, Kırım Ukrayna’ya ait kabul ediliyor.

  • AB: Rusya ile ilişkilerimiz en düşük seviyede, daha da gerileyebilir

    AB: Rusya ile ilişkilerimiz en düşük seviyede, daha da gerileyebilir


    Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Brüksel ile Moskova’nın ilişkilerinin en düşük seviyesinde olduğunu ve daha da gerileme olasılığı bulunduğunu belirterek AB ülkelerinin Rusya’nın birliği bölmesine izin vermemesi çağrısında bulundu.

    Borrell, Rusya ile ilişkilerinin çerçevesini belirlemek için AB üyelerinin onayına sunulmak üzere belge hazırladı.

    Belgenin tanıtımı için düzenlediği basın toplantısında konuşan Borrell, ilişkileri “geri itme, sınırlandırma ve ilişki kurma” olmak üzere 3 temel anlayış üzerinde yürüteceklerini söyledi.

    “Rusya, AB’nin en büyük komşusu ve önemli bir küresel aktör.” diyen Borrell, AB-Rusya ilişkilerinin son yıllarda kötüleşmesi konusunda Moskova yönetimini suçladı.

    Borrell, “Rusya’nın bizi bölmeye çalışmasına rağmen AB birlik içinde kalmıştır. Bu birlik bizim en büyük varlığımızdır ve daha da sağlamlaşması gerekir.” dedi.

    “Rusya ile AB ilişkileri en düşük seviyesinde”

    Rusya ile yakın iş birliğini uzak bir ihtimal olarak değerlendiren Josep Borrell, şöyle devam etti:

    “AB gerçekçi şekilde Rusya ile ilişkilerin daha da gerilemesine hazırlıklı olmalıdır. İlişkiler şu anda en düşük seviyesinde. Daha da gerileme olması şu andaki en yüksek ihtimal gibi gözükmektedir.”

    Borrell, Rusya ile ilişkilerin daha istikrarlı ve öngörülebilir olmasını istediklerini, bu nedenle “geri itme, sınırlandırma ve ilişki kurma” anlayışıyla hareket edeceklerini aktardı.

    “Geri itme, sınırlandırma ve ilişki kurma” anlayışı

    AB Komisyonu tarafından paylaşılan belgeye göre, “geri itme” çerçevesinde “Rusya’nın insan hakları ve Ukrayna ile Gürcistan gibi ülkelere karşı uluslararası hukuk ihlallerine” ilişkin eylemleri uluslararası camiada gündeme getirilecek. Gerektiği durumda Rusya’ya yönelik yaptırımların kapsamı genişletilebilecek.

    “Sınırlandırma” çerçevesinde Rusya’nın eylemlerine karşı NATO ve G7 gibi benzer düşünen ortaklarla birlikte hareket edilerek verilecek karşılıkların koordineli olması sağlanacak. Ayrıca AB’nin siber güvenlik ve savunma, stratejik iletişim kapasitesi geliştirilecek, dezenformasyona karşı bu tür eylemleri gerçekleştirenlerin cezalandırılması için yeni araçlar hazırlanacak.

    AB ayrıca “sınırlandırma” yaklaşımı içinde fosil yakıtlardan temiz enerjiye dönüşümünü, gelirlerinin büyük bölümünü petrol ve doğal gaz ihracatından elde eden Rusya’ya karşı bir koz olarak kullanacak. Rusya’nın doğrudan yabancı yatırımlarının yüzde 75’ine sahip olan AB, ekonomik gücünü de koz olarak değerlendirebilecek.

    “İlişki kurma” yaklaşımında ise Covid-19 salgınıyla mücadele gibi kamu sağlığı alanında iş birliği ve halklar arasında temasların artırılması hedeflenecek. AB, Rusya’dan Avrupa ülkelerine eğitim, araştırma, çalışma ve seyahat programları gibi durumlar için seyahat edecek kişilere, özellikle de gençlere vize kolaylığı sağlayacak.

    Rusya ile uluslararası konularda ilişkilerin devam etmesine de önem verilecek. Bu kapsamda İran ile nükleer anlaşma, İsrail-Filistin meselesinde Orta Doğu Dörtlüsü’nün yeniden canlandırılması ve Libya gibi uluslararası konularda Rusya ile çalışmalar sürdürülecek.

    Borrell’in Moskova’ya yönelik açıklamaları ABD Başkanı Joe Biden’la Rusya lideri Vladimir Putin’in Cenevre’deki görüşmesinin öncesine denk geldi.

    AB liderleri Rusya’ya yaklaşımı 24-25 Haziran’da gerçekleştirilecek zirvede masaya yatıracak. Ancak AB üyesi ülkeler, Moskova’ya karşı takınılacak tavır konusunda derin bir bölünmüşlük içerisinde.

  • Biden-Putin görüşmesi sona erdi: Tansiyonun düşmesi için büyükelçiler görevlerine dönecek

    Biden-Putin görüşmesi sona erdi: Tansiyonun düşmesi için büyükelçiler görevlerine dönecek


    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İsviçre’nin Cenevre kentindeki görüşmesi sona erdi.

    Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, iki liderin görüşmesinin yaklaşık 4 saat sürdüğü daha sonra her iki ülkeden yetkililerin de katıldığı bir başka toplantıya geçildiği ve bunun da 65 dakika sürdüğü aktarıldı.

    Washington’la Moskova, silah kontrolü, siber saldırılar, ABD seçimlerine müdahale suçlaması, Suriye ve Ukrayna gibi konularda fikir ayrılığı içerisinde. Ancak liderler zirve öncesi yaptıkları açıklamalarda ‘anlaşmazlıklara rağmen, daha istikrarlı ve öngörülebilir ilişki’ umduklarını dile getirmişlerdi.

    Putin: Büyükelçilerimiz yeniden görevlerinin başına dönecek

    Toplantının ardından ilk basın toplantısını düzenleyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki gerginliği azaltmak amacıyla Başkan Biden’la büyükelçilerin karşılıklı olarak görevlerine geri gönderilmeleri konusunda anlaştıklarını bildirdi.

    Görüşmenin ‘oldukça yapıcı’ geçtiğini, ‘düşmanca olmadığını’ dile getiren Putin, “Biden’la siber güvenlik alanında istişarelerin başlatılması konusunda anlaştık. Bu oldukça önemli.” ifadesini kullandı.

    Putin, “Pek çok konuya ilişkin değerlendirmelerimiz farklı ama bana göre her iki taraf da birbirini anlama arzusunu gösterdi ve yakınlaşmanın yollarını aradı.” dedi.

    ABD ve Rusya’nın nükleer istikrar için (ortak) bir sorumluluğu paylaştığını belirten Putin, yakın geçmişte uzatılan ve yeni stratejik silahların azaltılmasını öngören “New START Anlaşması” üzerindeki olası değişikliklerle ilgili görüşmelerde bulunacakları bilgisini paylaştı.

  • NATO, Moskova ve Minsk’i müttefiklerini tehdit etmemeleri konusunda uyardı

    NATO, Moskova ve Minsk’i müttefiklerini tehdit etmemeleri konusunda uyardı


    NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Belarus ve Rusya’yı, İttifak’ın üyelerini tehdit etmemeleri konusunda uyardı.

    Kuzey Atlantik İttifakı ile Belarus’un arası, Minsk yönetiminin bir sivil yolcu uçağını inişe zorlayıp, içindeki muhalif gazeteciyi tutuklamasının ardından daha da kötüleşti.

    Stoltenberg, Welt am Sonntag gazetesine verdiği mülakatta, “Acil bir durumda, Minsk ve Moskova’dan gelen her türlü tehdide karşı elbette her bir müttefiki korumaya ve savunmaya hazırız” dedi.

    “İhtiyatlıyız ve Belarus’ta olup bitenleri çok yakından takip ediyoruz.” ifadesini kullanan Stoltenberg, Belarus’un gün geçtikte Rusya’ya daha fazla bağımlı hale geldiğini söyledi.

    NATO’nun son aylarda Moskova ile Minsk arasındaki yakın işbirliğinden ciddi şekilde endişe duyduğunu belirten Stoltenberg, “Rusya’nın geçmişte Ukrayna, Gürcistan ve Moldova gibi devletlerin toprak bütünlüğünü büyük ölçüde ihlal ettiğini müdahade etmek durumunda kaldık.” sözleriyle Belarus’un da benzer bir sürece ya da duruma maruz kalabileceği imasında bulundu.

    Daha fazla spekülasyon yapmak istemediğini dile getiren Stoltenberg, “NATO bir savunma ittifakıdır” dedi.

    NATO üyesi Litvanya, Letonya ve Polonya, Belarus ile sınır komşusu.

    İki hafta önce Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, iki AB başkenti olan Atina ile Vilnius arasında sefer yapan Ryanair’e ait ticari uçağı zorla Minsk’e indirme emri verdi. Uçakta bulunan muhalif gazeteci Roman Protasevich ve kız arkadaşı Sofia Sapega gözaltına alınarak tutuklandı.

    Avrupa Birliği, Belarus’a yaptırımlarla karşılık verirken, Rusya Devlet Başkaın Vladimir Putin, Belarus lideri Aleksander Lukaşenko’yu ağırladı ve Moskova’nın Minsk’e 500 milyon dolar kredi desteği vereceğini söyledi.

    Putin ayrıca Batı ile olan çatışmasında Lukaşenko’ya sağladığı desteğin devam edeceğinin de altını çizdi.

  • Kuzey Kore, füze menzilini sınırlayan ABD-G.Kore anlaşmasının feshedilmesine tepkili

    Kuzey Kore, füze menzilini sınırlayan ABD-G.Kore anlaşmasının feshedilmesine tepkili


    Kuzey Kore, ABD ile Güney Kore arasındaki balistik füzelerinin gelişimini sınırlayan anlaşmanın sonlandırılmasına tepki göstererek, Washington’u “iki yüzlülükle” suçladı.

    Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, ABD Başkanı Joe Biden ile bu ayın başlarında yaptığı ilk zirveden sonra, ülkenin balistik füze geliştirmesini 800 km (500 mil) menzile sınırlayan ortak füze kurallarının kaldırıldığını açıklamıştı.

    Kuzey Kore’nin resmi KCNA haber ajansı, “uluslararası ilişkiler eleştirmeni” olarak nitelendirdiği Kim Myong Chol’un, ABD’yi Pyongyang’ın balistik füze geliştirmesini yasaklamaya çalışırken çifte standart uygulamakla suçladığı bir makaleye yer verdi.

    Kim makalede, “ABD, diyaloğa sözde hizmet etmesine rağmen, çatışmaya dalmış durumda” diyerek, “Fesih adımı, ABD’nin Kuzey Kore’ye yönelik düşmanca politikasını ve onun utanç verici iki yüzlülüğünü açıkça hatırlatıyor” ifadelerini kullandı.

    Kim, Kuzey Kore’nin hedefinin Güney Kore ordusu değil ABD olduğunu ve “güç ilkesi” kapsamında Washington’a karşı çıkacaklarını ifade etti.

    Kim ayrıca Moon’u kuralların sona ermesini memnuniyetle karşıladığı için eleştirdi ve bunu “iğrenç, ve ahlaksız” olarak nitelendirdi.

    Kuzey Kore politikasını eski başkanlar Donald Trump ile Barack Obama’nın politikalarının orta yolu olarak inşa etmesi beklenen ABD Başkanı Joe Biden, henüz Pyonyang’ın nükleer silahlardan arındırılması ve yaptırım rejiminin akıbetiyle ilgili planını açıklamadı.

  • Rusya lideri Putin ile ABD Başkanı Biden 16 Haziran’da Cenevre’de görüşecek

    Rusya lideri Putin ile ABD Başkanı Biden 16 Haziran’da Cenevre’de görüşecek


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 16 Haziran’da Cenevre’de bir araya gelecek.

    Kremlin’den yapılan açıklamada, Rusya ve ABD arasında varılan anlaşmaya göre, Putin ile Biden’ın 16 Haziran’da Cenevre’de görüşeceği belirtildi.

    Görüşmede, Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerin durumu ve geleceğinin ele alınacağı bilgisine yer verilen açıklamada, “Stratejik istikrar konularının yanı sıra Covid-19’la mücadelede etkileşim ve bölgesel sorunların çözümü de dahil olmak üzere uluslararası gündemdeki güncel konular istişare edilecektir” ifadesi yer aldı.

    Biden’ın ABD başkanı olmasının ardından iki lider ilk defa yüz yüze görüşme yapacak.

    Beyaz Saray’dan da açıklama geldi

    Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki de yaptığı açıklamada, Biden ve Putin’in 16 Haziran’da Cenevre’de görüşeceğini teyit etti.

    Psaki açıklamasında, “Biz, ABD-Rusya ilişkilerinde öngörülebilirlik ve istikrarı sağlamak isterken, iki lider aramızdaki tüm meseleleri ele alacak” bilgisini paylaştı.

    Öte yandan İsviçre Konfederasyonu Başkanı Guy Parmelin, Twitter’dan yaptığı açıklamada, İsviçre’nin, ABD Başkanı Biden ve Rusya Devlet Başkanı Putin arasındaki zirveye ev sahipliği yapmasından çok mutlu olduğunu belirtti.

    Parmelin, “Umarım, müzakereler hem her iki ülke hem de uluslararası toplum için verimli olur” ifadesini kullandı.

    ABD Rusya ilişkileri, Soğuk Savaş döneminden bu yana en kötü zamanını yaşıyor

    Cenevre’de ABD-Rusya arasındaki en son zirve, Kasım 1985’te dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ve Rusya lideri Mihail Gorbaçov arasında yapılmıştı.

    Bu arada Biden-Putin görüşmesi, Washington’ın Moskova’yı 2020 ABD başkanlık seçimlerine müdahale ve Amerikan kamu kuruluşlarına yönelik siber saldırılarla suçlayıp çok sayıda Rus diplomatı sınır dışı etmesinin gölgesinde gerçekleşecek.

    Moskova, Washington’ın kararına misillemede bulunarak ABD’li diplomatları sınır dışı etmişi.

    Uzmanlara göre ABD-Rusya ilişkileri, Soğuk Savaş döneminden bu yana en kötü zamanını yaşıyor.

    İki ülke arasında sert tartışmalara neden olan konulardan biri, Rus muhalif lider Aleksey Navalni’nin hapse atılmasına Washington’ın verdiği tepkiye Moskova’nın tepkisi. Rusya, Washington’ın iç işlerine müdahale ettiğini savunuyor.

    Keza ABD Başkanı Biden, Rusya lideri için “Katil Putin” ifadesini kullanmış, ilişkiler daha da gerilmişti.

  • Çinli askeri yetkili, ABD Savunma Bakanı Austin’in telefonlarına cevap vermiyor

    Çinli askeri yetkili, ABD Savunma Bakanı Austin’in telefonlarına cevap vermiyor


    Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı yetkilileri, Savunma Bakanı Lloyd Austin’in, Çin Merkez Askeri Komisyonu Başkan Yardımcısı ve politbüro üyesi General Xu Qiliang ile görüşmek için üç defa girişimde bulunduğunu ancak bu çabalarına karşılık alamadığını bildirdi.

    Konuya vakıf üç kaynak, Pekin tarafının ABD’nin görüşme taleplerini geri çevirdiğini dile getirdi.

    Dünyanın en büyük iki ekonomisine ve en büyük iki ordusuna sahip Amerika Birleşik Devletleri ile Çin, özellikle Doğu Türkistan ve Hong Kong’daki insan hakları ihlalleri ile Tayvan meselesi ve Güney Çin Denizi’ndeki askeri faaliyetler nedeniyle sık sık karşı karşıya geliyor. Bunun sonucu olarak askeri ilişkiler gün geçtikçe daha da gergin bir hal alıyor.

    Gerilimlere ve hararetli söylemlere rağmen, ABD’li askeri yetkililer, potansiyel alevlenmeleri hafifletmek ya da olası bir kazanın önünü alabilmek için uzun zamandır Çinli mevkidaşlarıyla açık iletişim hatlarına sahip olmak istediklerini belirtiyorlar.

    Adının açıklanmasını istemeyen Amerikalı bir savunma yetkilisi, “Askeri ilişkiler gergin, bunda şüphe yok. Bunun Çin’in uzlaşmazlığı olduğu kadar, bu gerginliği ne kadar yansıttığını kestirmek de zor.” sözleriyle iki ülke askeri ilişkilerinin seviyesini yorumladı.

    Aynı yetkili, “Ama (Çinlilerle) kesinlikle bir diyalog kurmak istiyoruz. Sadece uygun düzeyde bir diyalog kurduğumuzdan emin olmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.

    Bir başka ABD’li yetkili de, Joe Biden yönetimi içerisinde Savunma Bakanı Austin’in Çin’in Merkez Askeri Komisyonu Başkan Yardımcısı Xu Qiliang’la mı yoksa Çin Savunma Bakanı Wei Fenghe ile mi görüşmesi gerektiği konusunda bir tartışma olduğunu söyledi.

    Xu’nun hem askeri kanatta hem de siyasi arenada Çin Devlet Başkanı Şi Cinping kadar güç ve etkiye sahip olduğu biliniyor.

    Zira Xu Qiliang, Çin’in en kıdemli askeri konumunda.

    Biden yönetimi içerisinde Hint Pasifik bölgesinde artan gerilim nedeniyle Austin’in Xu ile konuşmasının önemli olduğu konusunda fikir birliği bulunuyor.

    Çin donanması ve hava kuvvetleri Tayvan yakınlarında daha yoğun askeri faaliyetler yürütürken, ABD ve Çin orduları, özellikle Güney Çin Denizi’nde giderek daha yakın temasa geçiyor.

    Askeri analistlere göre olası bir kaza an meselesi.

    Austin, ay sonu Singapur’da, bölgede ülkelerinin savunma bakanlarının katılacağı bir konferansta Wei ile görüşme imkanı yakalayabilecekti söz konusu ancak etkinlik Covid-19 salgını nedeniyle iptal edildi.

    Financial Times, Pentagon’un Çinli muhataplarına ulaşma konusundaki başarısız girişimini ABD’li bir savunma yetkilisinin, “Austin’in görüşme taleplerine Çin ordusu yanıt vermedi” sözleriyle aktardı.

    Bu arada geçen yılın sonlarında Çinli ve ABD’li üst düzey savunma yetkilileri kriz iletişimi üzerine görüşmeler gerçekleştirmişti.

    Ancak ocak ayında Biden’ın göreve gelmesinden bu yana üst düzey askeri görüşmeler gerçekleşmedi.

    İki ülkede dışişleri bakanları mart ayında Alaska’da bir araya gelmiş, görüşmelerde karşılıklı sert suçlamaların olduğu tartışmalar yaşanmış ve diplomatik ilerleme sağlanamamıştı.

    Ayrıca ABD ve Çin Genelkurmay Başkanları da Biden’ın göreve gelmesinin ardından birbirleriyle irtibat kurmadı.

  • İsrail ile Çin arasında ‘Yahudi düşmanlığı’ gerginliği

    İsrail ile Çin arasında ‘Yahudi düşmanlığı’ gerginliği


    İsrail’in Pekin Büyükelçiliği, Çin devlet televizyonu CGTN’deki bir programda, Washington’ın İsrail’e desteği ve İsrail ile ilgili yorumlara sert tepki gösterdi.

    Büyükelçiliğin Twitter hesabından yazılan iletide, ‘Gazze’de yaşanan şiddetle ilgili programda konuşulanın “bariz Yahudi düşmanlığı” olduğu ve bu durumun protesto edildiği’ belirtildi.

    İletide, “Yahudilerin dünyayı kontrol ettiğine dair komplo teorilerinin sona ermiş olduğunu umuyorduk ama maalesef antisemitizm çirkin yüzünü bir kez daha gösterdi. Resmi bir Çin medyasında açıkça antisemitizmin ifade edildiğini görmek bizi dehşete düşürdü” denildi.

    Çin Devlet Televizyonu bünyesinde faaliyet gösteren ve İngilizce yayın yapan CGTN TV’de salı günü sunucu Zheng Junfeng, ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin iddia edildiği gibi gerçekten paylaşılan ‘demokratik değerlere’ dayanıp dayanmadığını sorgulamış ve “Bazı insanlar ABD’nin İsrail yanlısı politikalarında ve Washington’ın dış politikasını yönetenler üzerinde ABD’deki varlıklı Yahudilerin ve Yahudi lobisinin etkisinin olduğuna inanıyor.” cümlelerini sarfetmişti.

    Ayrıca sunucu Yahudilerin ‘güçlü lobisi’nin yanı sıra ABD’deki “Yahudilerin finans, medya ve internet sektörlerine hakim olduğunu” dile getirmişti.

    Zheng, programında, “Yahudiler finans ve internet sektörlerine hakimler. Bu durumda bazılarının dediği gibi güçlü lobilere sahipler mi? Evet bu mümkün.” ifadelerini kullanmıştı.

    Büyükelçiliğin twit iletisinde, “Öne sürülen iddialar ırkçı ve tehlikelidir ve kendine saygı duyan bir medya tarafından kullanılmamalıdır.” sözleriyle duyulan rahatsızlık dile getirildi.

    Çin, Gazze’de yaşananlar nedeniyle Filistin yanlısı bir duruş sergilerken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde, ABD’nin İsrail’in kınanmasını öngören bildiriyi engellemesini eleştirerek ABD’yi kınamıştı.

    Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, “Bir ülkenin engellenmesi nedeniyle, Güvenlik Konseyi tek sesle konuşamadı.” demiş ve Washington’dan “sorumluluk almasını” istemişti.

    CGTN’deki programında Çinli gazeteci Zheng, Çin’in en büyük jeopolitik rakibi olan ABD’yi, İsrail’i Ortadoğu’da bir ‘ileri karakol’ ve pan-Arabizmi yenme faaliyetlerinde vekil (savaşçı) olarak kullanmakla suçlamıştı.

    İsrail’İn tepkisine CGTN’in de bağlı olduğu Çin Devlet Televizyonu CCTV’den yanıt gelmedi.

    Yahudilik, Çin’in resmi olarak tanıdığı dinlerinden biri değil. Bu arada AP’nin haberine göre, Yahudilerin ‘kurnaz iş isanları ve piyasa manipülatörleri ‘olduklarına dair klişeler Çin toplumu arasında oldukça yaygın bir inanış olarak yerini koruyor.

  • Çin, Avustralya ile stratejik ekonomik anlaşmasını askıya aldı

    Çin, Avustralya ile stratejik ekonomik anlaşmasını askıya aldı


    Çin, Avustralya’nın, “Kuşak ve Yol Girişimi” kapsamında daha önce yapılan anlaşmaları iptal etmesine misilleme olarak Avustralya ile ekonomik alanda yapılan anlaşmayı askıya aldığını duyurdu.

    Canberra yönetiminin koronavirüs salgınının kökenine ilişkin bağımsız bir soruşturma çağrısı ve telekom devi Huawei’nin Avustralya’nın 5G ağını inşa etmesini yasaklaması kararı sonrası iki ülke ilişkileri sert ve soğuk bir sürece girdi.

    Ayrıca Avustralya, Darwin Limanı’nı Çinli bir şirkete kiralayan bir anlaşmayı iptal etme tehdidinde bulundu.

    Avustralya’nın en büyük ticaret ortağı konumundaki Çin, şarap, arpa ve kömür dahil olmak üzere ondan fazla ana sektöre gümrük vergisi uygulamaya başladı ve ihracatı düşürdü.

    Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu, Pekin’in Çin-Avustralya Stratejik Ekonomik Diyaloğu’ndan Avustralya hükümetinin ‘mevcut tutumu’ nedeniyle çekildiğini bildirdi.

    Komisyon ayrıca Avustralyalı bazı yetkilileri “soğuk savaş zihniyeti” ve “ideolojik ayrımcılık” ile suçladı.

    Açıklamada, Pekin’in anlaşma kapsamındaki “tüm faaliyetleri süresiz olarak askıya alacağı” kaydedildi.

    Başbakan Scott Morrison liderliğindeki Avustralya hükümeti, “Kuşak ve Yol Girişimi” kapsamında Victoria eyalet yönetimi ile Çin arasında 2018 ve 2019’da imzalanan iki altyapı yatırım anlaşmasını geçen ay iptal etmişti.

    Çin, Avustralya’nın kararını, zaten yıpranmış olan ikili ilişkileri daha da kötüleştirecek bir “geri adım” olarak nitelemiş ve Çin’in “sert şekilde karşılık vermesine” yol açacağı tehdidinde bulunmuştu.

    Pekin’in Çin-Avustralya Stratejik Ekonomik Diyaloğu’ndan çekildiğini duyurmasının ardından Avustralya doları yüzde 0,6 oranında değer kaybı yaşadı.

    Avustralya’da 2018’de kabul edilen Ulusal Güvenlik Yasası ile iç siyasete yabancı müdahalesini önlemek amacıyla federal hükümete yerel düzeydeki hükümetlerin imzaladığı uluslararası anlaşmaları ilga etme yetkisi verilmişti.