Etiket: Delta varyantı

  • DSÖ: Omicron hala ‘çok riskli’ olmaya devam ediyor

    DSÖ: Omicron hala ‘çok riskli’ olmaya devam ediyor


    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Covid-19 Omicron varyantının yarattığı riskin hala “çok yüksek” olduğu uyarısında bulundu.

    DSÖ’den yapılan açıklamada, “Yeni varyant Omicron ile ilgili risk hala çok yüksek olmaya devam ediyor.” denildi. Açıklamada, bir çok ülkede Omicron varyantının daha önce baskın olan Delta varyantının önüne geçtiği ve hızla yayıldığı uyarısı yapıldı.

    DSÖ, Omicron varyantının ABD ve İngiltere içinde olmak üzere bir çok ülkede baskın varyant haline geldiğini kaydettiği açıklamasında, Delta varyantına oranla çok daha hızlı bir yayılma gözlendiği bilgisine de yer veriyor.

    İngiltere, Güney Afrika ve Danimarka’dan gelen erken verilere atıfta bulunulan açıklamada Delta varyantına göre Omicron varyantı sonucu hastaneye yatışların ise daha düşük olduğu bilgisi paylaşıldı.

    Bununla birlikte aşıların Omicron varyantına karşı ekinliği konsunda daha fazla araştırmaya gerek olduğu ifade edildi.

    DSÖ pazar günü yaptığı açıklamada, bir hafta önceye oranla dünyada vaka oranında yüzde 11 artış, yeni ölümlerin oranında ise yüzde 4 düşüş görüldüğünü açıklamıştı.

    DSÖ’ye göre, vaka sayısı bir haftada 5 milyon artarken, 44 bin kişi hayatını kaybetti. ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya en fazla artış görülen ülkeler arasında gösteriliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Afrikalı tıp uzmanları, Omicron varyantının Delta’dan daha hafif olduğu görüşünde

    Güney Afrikalı tıp uzmanları, Omicron varyantının Delta’dan daha hafif olduğu görüşünde


    Koronavirüsün Omicron varyantının ilk çıkış noktası olarak görülen Güney Afrika’da sağlık otoriteleri, bu varyantın Delta’ya göre daha hafif seyrettiği görüşünde.

    Omicron, Güney Afrika’yı kasıp kavururken Dr. Unben Pillay, bu virüsle enfekte kişilerin hastane yatışını yapmadığını belirtiyor.

    Diğer tıp uzmanlarıyla birlikte, ‘Omicron varyantının daha hızlı yayılsa bile, gerçekte Delta’ya göre daha hafif seyrettiği görüşü’ nedeniyle bu yola başvurduğunu dile getiriyor.

    Dr. Pillay, hastalarıyla ilgili, “Rahatsızlığı evde atlatabiliyor. Çoğu 10 ila 14 günlük izolasyon süresi içinde iyileşti.” diyor.

    Bunun, yaşlıları ve onları koronavirüs enfeksiyonundan ciddi şekilde hastalanmaya karşı daha savunmasız hale getirebilecek sağlık sorunları olanları da içerdiğini söyledi.

    Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Omicron’ adını verdiği yeni varyantın Güney Afrika’da rapor edilmesinin üzerinden iki hafta geçti.

    Ülkedeki diğer doktorlar da benzer açıklamalarda bulundu.

    Pillay ve Güney Afrikalı diğer doktorların kanaatleri şimdilik kesin olmasa da açıklamaları, küresel çapta yürütülen çalışmalara ışık tutacak mahiyette.

    Güney Afrika Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’ne göre son haftalarda Covid-19 nedeniyle hastaneye kaldırılanların sadece yüzde 30’u ciddi şekilde hastaydı. Bu rakam, pandeminin önceki dalgalarının ilk haftalarındaki oranın yarısından bile az.

    Resmi verilere göre Covid-19 için ortalama hastanede kalış süresi bu sefer daha kısa. Daha önceki 8 günlük süreye kıyasla şu anda yaklaşık 2,8 gün.

    Yakın zamanda Covid-19 nedeniyle hastaneye kaldırılan hastaların sadece yüzde 3’ü hayatını kaybetti, bu oran ülkedeki daha önceki dalgalarda yaklaşık yüzde 20 civarındaydı.

    Afrika Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Willem Hanekom da, kendi enstitüsünün rakamlarına ve diğer raporlara atıfla, “Şu anda neredeyse her şey, hastalığın (Omicron varyantı) daha hafif olduğuna işaret ediyor. Ancak daha ilk günlerdeyiz ve son verileri elimize almamız gerekiyor. Genellikle hastaneye yatışlar ve ölümler daha sonra gerçekleşir. Bu dalganın henüz ikinci haftasındayız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Öte yandan bilim insanları dünya genelinde mevcut Covid-19 aşılarının ve tedavilerinin Omicron’a karşı ne kadar etkili olduğunu görmek için testler yaparken, vaka sayıları ve hastaneye yatış oranlarını da yakından izliyor.

    Ancak Delta hala dünya çapındaki baskın koronavirüs varyantı. Merkez üssü Güney Afrika olan Omicron ise onlarca ülkede ortaya çıkmaya devam ediyor.

    Dr. Pillay, başkent Pretoria ve ülkenin en büyük şehri Johannesburg’u da kapsayan 16 milyon nüfuslu ülkenin en büyük eyaleti Gauteng’da faaliyet yürütüyor.

    Aralık ayının ilk haftasında Gauteng eyaleti genelindeki yeni vakalarda yüzde 400 artış yaşandı. Sağlık yetkililerine göre testler, bu artışın yüzde 90’ından fazlasına Omicron’un sebep olduğunu ortaya koydu.

    Covid-19 hastalarının Delta dalgası sırasında nefes almakta zorlandığını, oksijen seviyelerinin düştüğünü ve birçoğunun hastaneye kaldırılması gerektiğini belirten Dr. Pillay, şimdilerde ise tedavi ettiği hastaların vücut ağrıları ve öksürük gibi daha hafif, grip benzeri semptomlar gösterdiğini aktardı.

    ABD’de Omicron’a yakalananların çoğu iki doz aşılıydı

    Bu arada Amerika Birleşik Devletleri’nde şimdiye kadar tanımlanan Omicron varyantının neden olduğu 43 Covid-19 vakasının çoğunun, tamamen aşılanmış kişilerde görüldüğü bildirildi.

    ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi de (CDC), 43 vakadan 34’ünün tamamen aşılandığı kaydedildi.

    Açıklamada ayrıca, bu kişilerin üçte birinin de (14 kişi) takviye doz dahi aldığı bilgisi paylaşıldı.

    Rakamlar çok küçük olsa da, mevcut Covid-19 aşılarının son derece bulaşıcı yeni varyanta karşı daha az koruma sağlayabileceğine dair endişeleri arttırıyor.

    CDC, Omicron vakası şikayetiyle hastaneye gelen hastaların çoğunun hafif semptomlar gösterdiğini dile getirdi.

    Reuters’a göre, ABD’de Omicron varyantı tespit edilen eyalet sayısı 22’ye yükseldi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Afrika’da yeni Covid-19 varyantı Omicron ile ilgili neler biliniyor?

    Güney Afrika’da yeni Covid-19 varyantı Omicron ile ilgili neler biliniyor?


    Güney Afrika’da tespit edilen yeni bir Covid-19 varyantı endişe yarattı. Dünya Sağlık Örgütü, yeni varyantı Omicron olarak adlandırdı. Peki, bu varyantla ilgili neler biliyoruz?

    “Korkutucu bir mutasyon profiline” sahip olduğu açıklanan B.1.1.529 varyantı, ülkede çok sayıda koronavirüs vakasında tespit edildi.

    Beta varyantını hali hazırda tespit etmiş olan Güney Afrikalı bilim insanları, yeni varyantın son derece yüksek sayıda mutasyona sahip olduğunu belirtiyor. Bu nedenle var olan aşıların buna karşı ne kadar etkili olacağı belli değil.

    B.1.1.529’un farkı ne?

    Virolog Tulio de Oliveira düzenlenen sanal basın toplantısında, “Maalesef Güney Afrika’da endişe kaynağı olan yeni bir varyant tespit ettik” diyerek gelişmeleri duyurdu.

    En az 32 adet mutasyon geçirmiş olduğuna inanılan varyantın aşılara direnç gösterme ve yayılma yeteneği konusunda endişeler ortaya çıkardığını söyledi.

    ‘Spike protein’ adı verilen virüs tutamaçları virüsün vücuttaki hücreleri istila etmesine yardımcı olan şey. Bu yeni varyantta da spike proteinlerde önemli değişiklikler tespit edildi.

    Şu an için hala yeni varyantın tam etkisi ve zarar potansiyeli bilinmiyor.

    Birleşik Krallık’taki Imperial Bulaşıcı Hastalık Akademisi’nnde bir virolog olan Tom Peacock, Salı günü Twitter’da yaptığı paylaşımda “çok uzun dallara sahip ve gerçekten korkunç Spike mutasyon profiline olan Güney Afrika ile ilişkili çok küçük bir varyant kümesi” tespit edildiğini yazdı.

    B.1.1.529 şimdiye kadar nerede tespit edildi?

    Güney Afrika Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NICD) perşembe günü 22 pozitif vakayı doğruladığını ve test sonuçları çıktıkça daha fazla vakanın doğrulandığını belirterek yeni varyantı ilk kez Güney Afrika’da tespit etmiş oldu.

    Daha sonra Güney Afrika’dan Hong Kong’a seyahat eden biri nedeniyle Hong Kong’da ardından Botsvana’da tespit edildi.

    Bilim insanları, Güney Afrika eyaleti Gauteng’deki yeni vakaların yüzde 90’ının B.1.1.529 olabileceğine inanıyor ve Kuzey Batı ve Limpopo’da tespit edilen vakaların sayısı da hızla artıyor.

    Kolayca tespit edilebiliyor

    Varyant hakkında şimdiye kadar tek iyi haber belirli bir PCR testi ile kolayca tespit edilebiliyor olması. Yani hızlı bir şekilde tespit edilebilmesi yayılmasının dikkatle takip edilebileceği ve hızlı önlem alınabileceği anlamına geliyor.

    Yıl sonuna kadar yeni bir pandemi dalgasından korkan Güney Afrika, resmi olarak kıtada pandemiden en kötü etkilenen yer oldu. Ülkede 2.9 milyondan fazla vaka ve 89 bin 600’den fazla ölümü kayda geçti.

    B.1.1.529, Delta varyantından daha mı tehlikeli?

    İlk olarak Hindistan’da tespit edilen Delta varyantı en bulaşıcı tür olması nedeniyle de şu anda dünyadaki en yaygın Covid-19 türü. Sivri uçlu proteinleri sayesinde insan hücrelerine girme konusunda önceki varyantlardan daha etkili.

    Yeni B.1.1.529 varyantı hakkındaki endişe; uzun proteinlerinin yanı sıra vücudun savunmasını aşmaya yardımcı olabilecek yüksek sayıda mutasyona sahip olması.

    Şu anda bilim adamları, bu varyantın ne kadar tehlikeli olabileceğini detaylı şekilde anlamak için yeterli veriye sahip değil.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Afrika’da endişe verici mutasyonlara sahip yeni Covid-19 varyantıyla ilgili neler biliniyor?

    Güney Afrika’da endişe verici mutasyonlara sahip yeni Covid-19 varyantıyla ilgili neler biliniyor?


    Güney Afrika’da tespit edilen yeni bir Covid-19 varyantı endişe yarattı. Peki, bu varyantla ilgili neler biliyoruz?

    “Korkutucu bir mutasyon profiline” sahip olduğu açıklanan B.1.1.529 varyantı, ülkede çok sayıda koronavirüs vakasında tespit edildi.

    Beta varyantını hali hazırda tespit etmiş olan Güney Afrikalı bilim insanları, yeni varyantın son derece yüksek sayıda mutasyona sahip olduğunu belirtiyor. Bu nedenle var olan aşıların buna karşı ne kadar etkili olacağı belli değil.

    B.1.1.529’un farkı ne?

    Virolog Tulio de Oliveira düzenlenen sanal basın toplantısında, “Maalesef Güney Afrika’da endişe kaynağı olan yeni bir varyant tespit ettik” diyerek gelişmeleri duyurdu.

    En az 32 adet mutasyon geçirmiş olduğuna inanılan varyantın aşılara direnç gösterme ve yayılma yeteneği konusunda endişeler ortaya çıkardığını söyledi.

    ‘Spike protein’ adı verilen virüs tutamaçları virüsün vücuttaki hücreleri istila etmesine yardımcı olan şey. Bu yeni varyantta da spike proteinlerde önemli değişiklikler tespit edildi.

    Şu an için hala yeni varyantın tam etkisi ve zarar potansiyeli bilinmiyor.

    Birleşik Krallık’taki Imperial Bulaşıcı Hastalık Akademisi’nnde bir virolog olan Tom Peacock, Salı günü Twitter’da yaptığı paylaşımda “çok uzun dallara sahip ve gerçekten korkunç Spike mutasyon profiline olan Güney Afrika ile ilişkili çok küçük bir varyant kümesi” tespit edildiğini yazdı.

    B.1.1.529 şimdiye kadar nerede tespit edildi?

    Güney Afrika Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NICD) perşembe günü 22 pozitif vakayı doğruladığını ve test sonuçları çıktıkça daha fazla vakanın doğrulandığını belirterek yeni varyantı ilk kez Güney Afrika’da tespit etmiş oldu.

    Daha sonra Güney Afrika’dan Hong Kong’a seyahat eden biri nedeniyle Hong Kong’da ardından Botsvana’da tespit edildi.

    Bilim insanları, Güney Afrika eyaleti Gauteng’deki yeni vakaların yüzde 90’ının B.1.1.529 olabileceğine inanıyor ve Kuzey Batı ve Limpopo’da tespit edilen vakaların sayısı da hızla artıyor.

    Kolayca tespit edilebiliyor

    Varyant hakkında şimdiye kadar tek iyi haber belirli bir PCR testi ile kolayca tespit edilebiliyor olması. Yani hızlı bir şekilde tespit edilebilmesi yayılmasının dikkatle takip edilebileceği ve hızlı önlem alınabileceği anlamına geliyor.

    Yıl sonuna kadar yeni bir pandemi dalgasından korkan Güney Afrika, resmi olarak kıtada pandemiden en kötü etkilenen yer oldu. Ülkede 2.9 milyondan fazla vaka ve 89 bin 600’den fazla ölümü kayda geçti.

    B.1.1.529, Delta varyantından daha mı tehlikeli?

    İlk olarak Hindistan’da tespit edilen Delta varyantı en bulaşıcı tür olması nedeniyle de şu anda dünyadaki en yaygın Covid-19 türü. Sivri uçlu proteinleri sayesinde insan hücrelerine girme konusunda önceki varyantlardan daha etkili.

    Yeni B.1.1.529 varyantı hakkındaki endişe; uzun proteinlerinin yanı sıra vücudun savunmasını aşmaya yardımcı olabilecek yüksek sayıda mutasyona sahip olması.

    Şu anda bilim adamları, bu varyantın ne kadar tehlikeli olabileceğini detaylı şekilde anlamak için yeterli veriye sahip değil.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bilim insanlarından Delta varyantı uyarısı: Aşıya rağmen burunda çoğalıyor

    Bilim insanlarından Delta varyantı uyarısı: Aşıya rağmen burunda çoğalıyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Aşı yaptıranların Covid-19’u yayma olasılığı yaptırmayanlara oranla çok daha düşük | Araştırma

    Aşı yaptıranların Covid-19’u yayma olasılığı yaptırmayanlara oranla çok daha düşük | Araştırma


    Amerika Birleşik Devletleri ve Hollanda’da yapılan bilimsel araştırmalar, koronavirüsün çok daha bulaşıcı versiyonu olan Delta varyantı gibi türler de dahil olmak üzere tam aşılı kişilerin virüsü başkalarına bulaştırma olasılığının hayli düşük olduğunu ortaya koydu.

    Bulgular, bazı çevrelerde artan oranda ‘aşıların artık koronavirüsün yayılmasını önlemede fazla işe yaramadığı’ yönündeki fikirleri de çürütüyor.

    Illinois Üniversitesi’nden araştırmacı Christopher Byron Brooke, Covid-19 aşılarına atıfla, “Bulaşmayı kesinlikle azaltıyorlar” diyor ve ekliyor:

    “Aşılanmış kişiler bazı durumlarda virüsü bulaştırır. Ancak aşılanmış bir kişinin virüsü bulaştırma riskinin aşılanmamış bir kişiden çok çok daha düşük olduğuna dair veriler son derece açık ve net”.

    Yakın zamanda yapılan Hollanda merkezli bir araştırma, delta varyantı ile enfekte olan aşılanmış kişilerin, aşılanmamış kişilere oranla bulaştırma olasılığının yüzde 63 daha az olduğunu ortaya koymuştu.

    Araştırmanın başında bulunan Hollanda Epidemiyoloji ve Bulaşıcı Hastalıkların Gözetimi Merkezi’nden Brechje de Gier, bunun Alfa varyantından nispeten az daha düşük bir oran olduğunu söylüyor.

    De Gier’in ekibi daha önce Alfa ile enfekte olmuş aşılı kişilerin aşılanmamış kişilere nazaran Covid-19’u bulaştırma oranının yüzde 73 daha az olduğu sonucuna varmıştı.

    “Aşılama bulaşmayı yüzde 80 azaltıyor”

    De Gier’e göre önemli olan, aşıların bulaşmayı azaltma üzerindeki tam etkisinin yüzde 63’ten bile daha yüksek olması. Çünkü çoğu tam aşılı insan ilk etapta enfekte olmuyor.

    İkincil saldırı oranı olarak tanımlanan ve pozitif vakaların bulaştığı temaslıların oranını hesaplamak için Hollanda’nın temaslı izleme sisteminden gelen verileri kullanan de Gier ve ekibi, daha sonra yaş gibi çeşitli faktörleri de hesaba katarak bunun aşılama ile ne kadar azaldığını gözlemledi.

    Aşılamanın enfeksiyon riskini ne kadar azalttığını tam olarak bilmedikleri için aşı nedeniyle bulaşmadaki tam azalmayı hesaplayamadıklarını söyleyen de Gier “Ancak aşılamanın enfeksiyon riskini sadece yarıya indirdiğini varsaysak bile, bu yine de aşıların bulaşmayı toplamda yüzde 80’den fazla azalttığı anlamına gelir” diyor.

    Bu yılın başlarında Yale Üniversitesi’nden Ottavia Prunas, Pfizer-BionTech aşısının kullanıldığı İsrail’den gelen verilere iki farklı model uyguladı.

    Ekibinin vardığı sonuç, bulaşmaya karşı genel aşı etkinliğinin yüzde 89 olmasıydı.

    Ancak, kullanılan veriler, deltanın henüz dünyayı etkisi altına almadan önce, 24 Mart’a kadar olan süreyi kapsıyor.

    Prunas, ekibin şimdilerde deltanın etkisini çözmek için daha yeni verileri kullandığını dile getiriyor.

    Aşıların artık bulaşmaya karşı koruma sağlamadığı ya da çok da etkili olmadığı fikri, temmuz ayında “enfekte olan aşılı kişiler de diğerleri kadar virüs taşıyabilir” yönündeki haberlerin ardından arttı.

    Bununla birlikte, bilim insanlarına göre bu doğru olsa bile, aşılar ilk etapta enfeksiyonları azaltarak bulaşmayı zaten büyük ölçüde düşürüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DSÖ’ye göre, yüksek risk grubundakilere yıllık takviye Covid-19 aşısı gerekecek

    DSÖ’ye göre, yüksek risk grubundakilere yıllık takviye Covid-19 aşısı gerekecek


    Dünya Sağlık Örgütü, yaşlılar gibi Covid-19’a karşı savunmasız kişilerin koronavirüsün yeni varyantlara karşı korunması için yıllık ilave bir aşı takviyesi alması gerekeceği öngörüsünde bulundu.

    Söz konusu tahmin, DSÖ’nün başlattığı Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programına ortak liderlik eden ve Küresel Aşı ve Bağışıklama İttifakı olan Gavi’nin yönetim kurulu toplantısında tartışılacak olan bir raporda yer alıyor.

    Tahmin değişikliklere tabi olmakla birlikte iki senaryo üzerinde duruyor.

    Reuters’ın haberinde bu öngörü, DSÖ’nün kendi iç yazışmalarında yer alıyor.

    Habere göre, belgede DSÖ’nün yaşlılar gibi yüksek risk grubundaki kişilere yılda bir takviye aşı yapılması ve normal vatandaşlar için de iki yılda bir takviye yapılması gerektiği yer alıyor.

    Ancak iç yazışmaların olduğu belgede bu sonuca neden varıldığı açıklanmıyor.

    Bununla birlikte temel senaryoda, koronavirüsün yeni varyantlarının ortaya çıkmaya devam edeceğinin altı çiziliyor.

    BM ajansı, iç yazışmanın içeriği hakkında yorum yapmazken, Gavi de yorum talebini yanıtsız bıraktı.

    Diğer yandan 8 Haziran tarihli ve halen “taslak çalışma aşamasında olan” belge, gelecek yıl küresel olarak 12 milyar Covid-19 doz aşı üretileceğini öngörüyor.

    Covid-19 varyantları, salgınla mücadelede yeni güçlükler ve belirsizlikler yaratıyor

    Bu arada koronavirüsün yayılmasıyla yeni mutasyonların ortaya çıkması, salgınla mücadelede yeni güçlükler ve belirsizlikleri ortaya çıkarıyor. Her virüs gibi Covid-19 da zaman içinde değişimler geçiriyor. Söz konusu değişimlerin büyük bölümü virüsün temel özelliklerini değiştirmezken; “mutasyon” olarak adlandırılan bazı değişimler, virüsün temel özelliklerini ve dolayısıyla etkisini önemli ölçüde farklılaştırabiliyor. Bilim insanları, Covid-19’un mutasyonlarının virüsün ne kadar kolay yayıldığını, hastalık tablosunu, aşıların bağışıklık sağlama düzeyini, teşhis, tedavi ve koruma tedbirlerinin başarısını etkilediğine işaret ediyor.

    “Endişe Verici Varyant” (VOC) ve “İzlenmesi Gereken Varyant” (VOI)

    Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19’un bugüne dek ortaya çıkan mutasyonları içinde 4’ünü “endişe verici”, 8’ini “izlenmesi gereken” varyant olarak tanımladı. Örgüt, “Endişe Verici Varyant” (VOC) olarak tanımladığı mutasyonların, “virüsün bulaşıcılığını ve yayılma riskini artırabildiği, öldürücülüğünü veya hastalık belirtilerini değiştirebildiği, önleme ve kontrol tedbirlerinin etkinliğini azaltabildiği” uyarısını yaptı. Öte yandan “İzlenmesi Gereken Varyant” (VOI) olarak adlandırılan diğer 8 varyantın ise “1’den çok kişiye bulaşma, salgın öbekleri oluşturma gibi topluluk içi yayılma özellikleri gösterdiği, birden çok ülkede görüldüğü ve endişe verici varyanta dönüşüp dönüşmeyeceğinin izlenmesi gerektiği” belirtildi.

    Covid-19’un mutasyonlarını Ocak 2020’den bu yana takip eden DSÖ, 31 Mayıs’ta aldığı kararla, harf ve rakamlarla belirtilen adları dışında, ilk kez ortaya çıktığı ülkelerle anılan varyantların Yunan alfabesindeki harflerle adlandırılmasına karar verdi.

    “Endişe Verici Varyant” olarak belirlenen 4 varyanta Alfa, Beta, Gamma ve Delta; “İzlenmesi Gereken Varyant” olarak kategorize edilen 8 varyanta ise Epsilon (2 varyant), Zeta, Eta, Teta, Iota, Kappa ve Lambda adları verildi. Bilim insanları, Covid-19 virüsünün yapısında 4 binden fazla mutasyon tespit etti.

    VOC ve VOI olarak sınıflandırılan varyantların büyük bölümü, virüsün insan hücrelerine tutunmasını sağlayan “diken proteinde” meydana gelen değişimlerden kaynaklanıyor.

    Alfa varyantı: B.1.1.7

    İlk kez Eylül 2020’de İngiltere’de tespit edilen “B.1.1.7”, daha sonra verilen isimle “Alpha” varyantı, DSÖ’nün “endişe verici varyant” olarak tanımladığı ilk Covid-19 mutasyonu oldu.

    Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Fakültesine (LSHTM) bağlı Bulaşıcı Hastalıkların Matematik Modellemesi Merkezince yapılan araştırmada, İngiltere’de incelenen örneklerde varyantın Covid-19’un yabani tipine (doğal fenotipine) göre yüzde 43 ila 90 daha bulaşıcı olduğu belirlendi.

    Bulaşıcılık özelliğinde benzer bir artış Danimarka, İsviçre ve ABD’de yapılan çalışmalarda da gözlendi.

    Öte yandan varyantın daha yüksek ölüm oranına yol açtığına dair farklı bulgular ortaya çıktı. Alfa varyantı, İngiltere’de görülen önceki Covid-19 tiplerine kıyasla LSHTM’ye göre yüzde 71, Exeter Üniversitesine göre yüzde 70, İngiltere Halk Sağlığı Kurumuna göre yüzde 65 ve Imperial College London’a göre yüzde 36 daha fazla ölüme yol açtı.

    Ancak uzmanlar, söz konusu bulguların sınırlı sayıdaki numunenin incelenmesiyle elde edildiğine dikkati çekerek nüfusun genelinde öldürücülüğün arttığına dair bir sonuca varılamayacağını vurguladı.

    İngiltere’de 2020 sonbaharı boyunca yayılarak hakim Covid-19 tipi haline gelmesiyle kış aylarında vaka sayılarında belirgin bir artış görülmüştü. İngiliz hükümeti, 4 Ocak’ta ülke genelinde yeniden sokağa çıkma kısıtlamaları ve karantina tedbirleri uygulamak zorunda kalmıştı.

    Beta varyantı: B.1.351

    “B.1.351” adını taşıyan Beta varyantı, ilk kez Ekim 2020’de Güney Afrika’da Nelson Mandela Körfezi çevresindeki yerleşim tespit edildi. Mayıs 2020’de mutasyona uğradığı sanılan “Beta” varyantının, DSÖ’nün “Endişe Verici Varyant” olarak tanımladığı Covid-19 mutasyonları arasında ilk ortaya çıkan olduğu tahmin ediliyor.

    Daha önce herhangi akut hastalık geçmişi olmayan genç bireyler arasında daha fazla yayıldığı gözlenen varyantın, Covid-19’un yabani tipine kıyasla bu yaş grubunda daha fazla ciddi hastalık riski ortaya çıkardığı bildirildi.

    Varyantın yayılmasının Güney Afrika’da 2020 sonbaharından bu yılın başına kadar görülen vaka artışında etkili olduğu düşünülüyor.

    Alpha varyantı ile benzerlikler taşıyan Beta varyantının çivi proteinde ilave mutasyonlar yaratması, virüsün bulaşıcılığının artması yanında aşılara karşı direnç geliştirebileceğine dair kaygılara yol açtı.

    Aşı üreticileri Johnson&Johnson, Pfizer-Biontech, AstraZeneca-Oxford, Sinopharm ve Moderna, varyantın Covid-19 aşılarının koruyuculuğunu azalttığını, antikorlara karşı direnç geliştirdiğini bildirdi.

    Gamma varyantı: P.1

    İlk kez Ocak 2020’de Japonya’da Brezilya’dan seyahat eden yolcularda tespit edilen, daha sonra “Gamma” olarak adlandırılan “P.1” varyantı da DSÖ tarafından “Endişe Verici Varyant” olarak nitelenen Covid-19 mutasyonları arasında yer aldı.

    Varyant, virüsün aminoasitlerinde 17 değişim yarattığı biliniyor. Bunların 10’u virüsün insan vücuduna tutunmasını sağlayan çivi proteini etkiliyor. Varyantın bu yılın başında Brezilya’nın Amazonas eyaletinin başkenti Manaus’daki ani vaka artışında etkili olduğu tahmin ediliyor.

    Ekim 2020’de yapılan kan tahlili araştırmasında, kent sakinlerinin yüzde 76’sında insan vücudunun Covid-19’a karşı geliştirdiği antikorlara rastlandığı, bunun “kitlesel bağışıklığa” işaret eden yüzde 67 oranının üzerinde olduğu belirlenmişti. Ancak kentte Ocak 2021’de yeni bir salgın dalgasının ortaya çıkması, virüsteki değişimin vücudun yabani tipe karşı geliştirdiği doğal antikor korumasını etkisiz kıldığı, dolayısıyla aşılara da direnç geliştirebileceği endişesine yol açtı.

    Delta varyantı: B.1.617.2

    İlk kez Ekim 2020’de Hindistan’da tespit edilen ve “çift mutant” adı verilen “B.1.617.2” de DSÖ tarafından “endişe verici varyant” olarak nitelediği son Covid-19 mutasyonu oldu.

    Virüsün çivi proteininde bulaşıcılığı ve antikor direncini etkileyebilecek mutasyonlara yol açan Delta varyantının, Hindistan’da martta başlayan ve günlük vaka sayılarının 400 bine kadar çıktığı ikinci salgın dalgasının sorumlusu olduğu tahmin ediliyor.

    İngiltere Halk Sağlığı Kurumu, mayısta yaptığı değerlendirmede, Delta varyantının yayılma hızının Alfa varyantına göre yüzde 51-67 daha fazla olduğu uyarısında bulunmuştu.

    DSÖ, 19 Haziran’da yaptığı açıklamada, bulaşıcı özelliği yüksek Delta varyantının dünya genelinde baskın tür haline gelmesinin beklendiğini bildirmişti.

    Baş ağrısı, boğazda kuruluk, burun akıntısı ve ateş gibi grip benzeri hastalık belirtilerine yol açan Delta varyantı, Covid-19’un önceki tiplerinde görülen öksürük, solunum stresi, sırt ağrıları gibi zatürre, soğuk algınlığı türü hastalık tablosundan farklılaşıyor.

    Delta varyantının aşılara karşı da belirli düzeyde direnç geliştirdiği saptandı.

    “Delta plus” varyantı

    Hindistan Sağlık Bakanlığı, Delta varyantının ilk kez nisanda ortaya çıkan bir türev mutasyonunun “endişe verici varyant” olarak sınıflandırıldığını duyurdu.

    “AY.1” olarak adlandırılan ilave mutasyonun virüsün daha kolay yayılmasına, akciğer hücrelerine daha kolay bağlanmasına yol açtığı ve antikor tedavisine direnci artırdığı belirtildi.

    Delta Plus varyantı, Hindistan’ın 3 eyaletinde yaklaşık 40 kişide tespit edilirken; ABD, İngiltere, Portekiz, İsviçre, Japonya, Polonya, Nepal, Rusya ve Çin’in olduğu 9 ülkeye daha yayıldı.

    Bilim insanları, yeni mutasyonun “Endişe Verici Varyant” olarak değerlendirmek için henüz yeterli verinin bulunmadığının altını çiziyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Covid-19’un varyantlarına karşı üçüncü doz aşıyı olmaya gerek yok | Araştırma

    Covid-19’un varyantlarına karşı üçüncü doz aşıyı olmaya gerek yok | Araştırma


    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Covid-19’un varyantlarına karşı takviye aşıların gerekli olmadığını açıkladı.

    Ünlü bilim dergilerinden The Lancet’te yayınlanan ve DSÖ’ye bağlı araştırmacıların da katıldığı çalışmaya göre, Covid-19’un daha şiddetli çeşitlerine karşı iki doz aşının yeterli olduğu belirtildi.

    Çalışmanın baş yazarlarından ve DSÖ araştırmacılarından Ana-Maria Henao-Restrepo, hali hazırdaki tüm çalışmaların Covid-19’un tüm çeşitlerine karşı aşıların etkili olduğunu gösterdiğini, bu sebeple de aşıların pandeminin sonlanmasını hızlandırmak için öncelikle tüm dünyada yapılması gerektiğini ifade etti.

    Özellikle Delta varyantının ortaya çıkmasının ardından bazı ülkeler toplumun belirli kesimine üçüncü doz (takviye doz) aşı uygulamasına geçmişti. Bu durum karşısında endişelerini dile getiren Dünya Sağlık Örgütü ise tekrar aşılama yerine gelişmemiş ülkelerde milyonlarca kişinin ilk aşısını olmasının önemine dikkati çekmişti.

    Fransa gibi birçok ülke bağışıklık sistemi zayıf olan halkın yaşlı kesimine üçüncü doz aşı yapılmasına başladı. İsrail’de ise 12 yaşından büyüklere ikinci dozun üzerinden beş ay geçmesi durumunda üçüncü doz aşı yapılması yönünde karar alındı.

    Lancet’in araştırmasının vardığı sonuca göre varyantlar aşıların sağladığı bağışıklığı aşacak kadar gelişmiş durumda değil.

    Çalışmanın yazarları varyantların bu bağışıklığı aşması durumunda üçüncü doz aşılar yerine bu varyantlara karşı hazırlanmış aşı çeşitlerinin kullanılmasının daha doğru olduğunu belirtiyor.

    Tedros: Sene sonuna kadar her ülkede nüfusun yüzde 10’unun aşılanmasını hedefliyoruz

    Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus da sene sonuna ülkelere ek doz aşı yapmamaları çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler’e bağlı örgüt, ay sonuna kadar her ülkenin nüfusunun en az yüzde 10’unu, sene sonuna kadar da en az yüzde 40’ını aşılamasını hedefliyor. Gelecek senenin ortasına kadar bu oranın ise yüzde 70’e ulaşması planlanıyor. Bununla birlikte Tedros yüzde 10’luk hedefe düşük gelirli bir ülkenin bile henüz ulaşamadığının altını çiziyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 5 soruda Mu varyantı nedir?

    5 soruda Mu varyantı nedir?


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Diyetisyen Neslihan Öztürk: Delta varyantına yakalanalar semptomlarına göre beslenmeli

    Diyetisyen Neslihan Öztürk: Delta varyantına yakalanalar semptomlarına göre beslenmeli


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***