Etiket: Dava

  • Annesini katledip kafasını sokağa atmıştı: Hakim karşısına çıktı

    Annesini katledip kafasını sokağa atmıştı: Hakim karşısına çıktı



    İstanbul Bağcılar’da, 25 Eylül 2022’de annesi Havva Sayan’ı (58) öldürdükten sonra kafasını keserek sokağa atan tutuklu sanık Ali Sayan’ın (27) yargılanmasına devam edildi.

    Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Ali Sayan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da hazır bulundu. Duruşmada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı, eksik hususların giderilmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.

    Duruşmada savunma yapan sanık Ali Sayan, “Bir diyeceğim yoktur. Tutukluluk hususunda takdir mahkemenindir” dedi.

    Ara kararını açıklayan mahkeme, sanığın cezai ehliyetine ilişkin dosyanın Adli Tıp Kurumu’ndan dönüşünün beklenilmesine karar verdi. Heyet, sanık Ali Sayan’ın tutukluluk halinin de devamına hükmederek, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

    İDDİANAMEDEN

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, annesi Havva Sayan’ı öldürdüğü suçlamasıyla yargılanan sanık Ali Sayan’dan olay sonrası alınan kan ve idrar örneğinde Adli Tıp Kurumu raporuna göre madde bulunduğunun tespit edildiği aktarılmıştı.

    İddianamede maktul Havva Sayan’ın vücudunda Adli Tıp Kurumu raporuna göre 13 kesici ve delici alet yaralaması tespit edildiği, bunlardan 8’inin öldürücü nitelikte olduğu belirtilmişti. Ali Sayan’ın ‘canavarca hisle veya eziyet çektirerek üstsoydan akrabayı kasten öldürme’ ve ‘genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 6 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adnan Oktar kararı: Avukat görüşleri kaydedilecek

    Adnan Oktar kararı: Avukat görüşleri kaydedilecek



    Tutuklu bulunduğu Erzurum Dumlu Cezaevi’nde 32 günde toplam 339 kez avukat görüşü yapan silahlı suç örgütü lideri Adnan Oktar’ın avukat görüşlerinin kaydedilmesine karar verildi.

    Görüşlerin kaydedilmesine karar veren İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, ayrıca avukat görüşü sırasında bir ceza infaz kurumu personelinin hazır bulundurulmasına, görüş sırasında verilen belgelere el konulabilmesine, görüş günü ve saatlerinin sınırlandırılabilmesine de hükmetti.

    TALEP CEZAEVİNDEN

    Sözcü’den Can Bursalı’nın haberine göre; Dumlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nin talebi üzerine verilen kararda, Oktar’ın 14 Ocak ile 16 Şubat arasında 339 kez avukat görüşü yaptığına dikkat çekildi. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Kanunu’na dayanılarak verilen kararın, Adnan Oktar’ın avukat görüşleri aracılığıyla örgüt faaliyetlerinin devam ettirmesinin önüne geçilmesi için verildiği belirtildi.

    Dumlu Cezaevi, mahkemeden Adnan Oktar’ın avukat görüşlerinde avukatlık görevi dışında kalan hususlarda örgüt faaliyetlerinin devam etmesinin önüne geçilmesi için kayıt altına alınması, karşılıklı verilen belgelere el konulması ve görüş günü ile saatlerinin sınırlandırılması talep etti. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi de, cezaevinin talebini kabul etti.

    TERÖR MAHKEMESİ GÖREVSİZLİK VERDİ

    Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’yle yaşanan bir diğer gelişmede ise, hazırlanan yeni dosyanın İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verildi. İddianameyi kabul eden İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, yalnızca terör suçlarına baktığı için dosyayı görevsizlik kararıyla İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çorlu tren faciasından sonra görevden alınmıştı: Yeniden genel müdür yapıldı

    Çorlu tren faciasından sonra görevden alınmıştı: Yeniden genel müdür yapıldı



    7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği ve 300’den fazla kişinin yaralandığı Çorlu tren faciasından 14 ay sonra TCDD’nin genel müdürüyken görevden alınan Veysi Kurt, Cumhurbaşkanı ve AK Genel Başkanı Erdoğan’ın Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla eski görevine getirildi.

    Atamanın ardından ANKA Haber Ajansı’na konuşan aileler karara tepki gösterdi. Kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz, defalarca sanık listesinde ismi verilen Veysi Kurt’un cezalandırılmak yerine ödüllendirildiğini belirterek şunları söyledi:

    “Veysi Kurt kaza olduğunda Devlet Demir Yolları Taşımacılığı’nda Genel Müdürdü, görevden alınmıştı. Avukatlarımız yargılanmalarını talep ettikleri sanık listesinde İsa Apaydın, Ali İhsan ve Veysi Kurt da vardı. Hiç sorgulanmadı, bugün ödüllendirildi. Aynı kurumun başına geldi. Böyle bir olayın bir daha yaşanmayacağının garantisini verebilecek mi? Yaşanırsa sorumlusu savcılar mı, hakimler mi yoksa yaşananlara rağmen görevden istifa etmeyen Veysi Kurt mu olacak? Biz adalet bekliyoruz, eksik yargılama var. Türkiye Cumhuriyeti adına bu atamalardan utanç duyuyorum. Bu atamalar görüyoruz ki başka katliamların yaşanmasına kapı aralıyor.”

    “KARŞIMIZDA SANIK OLARAK BEKLERKEN O GENEL MÜDÜR OLDU, ERDOĞAN’I TEBRİK EDERİM”

    Faciada Emel ve Derya adlı kardeşleri ile 6 aylık yeğeni Beren’i ve 14 yaşındaki kızı Bihter’ini kaybeden Zeliha Bilgin ise evlatlarının ölümünde sorumlu kişilerin terfi aldığını, ödüllendirildiğini ve korunduğunu belirterek şu sözlerle tepki gösterdi:

    “Daha önce Mümin Karasu için de demiştik… Bugün bir kez daha gördük yaşadık. Türkiye’de adaletin olmadığına bir kez daha şahit olduk. Biz onun karşımıza sanık olarak gelmesini beklerken o genel müdür oldu. Sanık olarak gelip dinlenmesini defalarca talep etmiştik. Ben Bihter Bilgin’in annesi olarak Recep Tayyip Erdoğan’ı tebrik ediyorum. Diyecek bir şey yok Türkiye’de adalet satılmış.”

    “BU KARAR TCDD YÖNETİMİNİN DERS ALMADIĞINI KANITI”

    Ailelerin avukatlarından Akçay Taşçı ise karara ilişkin şu sözleri söyledi:

    “Veysi Kurt’un Çorlu davasında yargılanması gereken kişilerden biriyken bugün genel müdür yapılması hem TCDD yönetiminin hem de bakanlığın bu katliamlardan hiç bir ders almadığını, tam aksine katliamlarda sorumlu olanların arkasında olduğunu da açıklamış oldu.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taksi şoförünü öldüren Aysal hakim karşısına çıktı: Duruşmaya damga vuran sözler

    Taksi şoförünü öldüren Aysal hakim karşısına çıktı: Duruşmaya damga vuran sözler



    İzmir’in Gaziemir ilçesinde aracına bindiği taksi şoförü Oğuz Erge’yi silahla öldüren Delil Aysal’ın yargılanmasına başlandı.

    İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Delil Aysal, öldürülen Erge’nin ailesi, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Celil Anık ile taraf avukatları katıldı.

    Erge’nin oğlu Mustafa Erge de tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı. Salonda çok sayıda çevik kuvvet polisi görev yaptı. Duruşmada, savcılık makamını İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Bekir Şahiner temsil etti.

    Tutuklu sanık Aysal, fırında kasiyer olarak çalıştığını ve geçmişte psikiyatri hastanesinde yattığını söyledi. Ailesinin kendisini sevmediğini savunan Aysal, olay gecesi bunalımda olduğu için dışarı çıktığını ve alkollü olduğunu öne sürdü.

    Taksideki kameraya yansıyan kayıttaki ifadeleri kullanmadığını, görüntülerle oynandığını iddia eden Aysal, silahında 5 kurşun olduğunu 2’sini havaya, 3’ünü ise maktule sıktığını belirtti.

    “KENDİMİ ÖLDÜRMEKTİ AMACIM”

    Duruşmada, olay anı ve öncesine ilişkin kamera görüntüleri izletildi.

    Mahkeme Başkanının “Araca sağdan binmişsin, neden gittin arkasına oturdun?” sorusu üzerine sanık Aysal, “Ben de bilmiyorum, hep öyle otururum” yanıtını verdi.

    “Neden öldürdün?” sorusuna Aysal’ın “Amacım kimseye zarar vermek değildi, ailemle sıkıntılarım vardı.” şeklinde yanıt vermesi üzerine Mahkeme Başkanı, “Senin sıkıntılarının cezasını başkası mı ödeyecek” ifadesini kullandı.

    Üye hakim, sanığın olay anında kesik eldiven giydiğini anımsatarak, “O eldiven soğuktan korumaz bir şeyi daha iyi kavramak için kullanılır. Maktulü yağma için mi keyif almak için mi öldürdün” sorusunu yöneltti. Sanık, “İkisi de değil. Kendimi öldürmekti amacım, o eldiveni normalde de giyiyorum” dedi.

    Mahkeme Başkanı, olay sonrası Oğuz Erge’nin üzerinden 2 lira çıktığını, paralarını alıp almadığını sorması üzerine sanık, taksiden para almadığını, sadece telefon ve kulaklığı aldığını savundu.

    Erge’nin boşandığı eşi Nevra Karahan da çocuklarına eşinin baktığını ifade ederek, sanıktan şikayetçi olduğunu söyledi.

    Oğuz Erge’nin kızı Naz, Adli Görüşme Odası’ndan (AGO) katıldığı duruşmada psikolog eşliğinde dinlenildi.

    Erge, sanıktan şikayetçi olduğunu dile getirerek, “Babamın telefonundan arandım, sanık yeri tarif etti, ‘ağır yaralı, ambulans çağır, ben çağıramıyorum’ dedi. Amcam ve anneme haber verdim.” şeklinde konuştu.

    Erge’nin oğlu Mustafa Erge de sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek, “Babamın yaptığı bir iyilik. Diyecek çok şey var” ifadesini kullandı.

    Delil Aysal’ın avukatı, sanığın cezai ehliyetinin olup olmadığı yönünde rapor alınmasını talep etti.

    Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına, cezai sorumluluğunu etkileyecek bir akıl hastalığının olup olmadığının belirlenmesi için Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

    “SANIK, GAYET SOĞUKKANLI”

    Duruşma sonrası İzmir Adliyesi önünde gazetecilere açıklama yapan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Celil Anık, sanığın en ağır cezayı alması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

    Tüm taksiciler adına bu davayı yakından takip edeceklerini belirten Anık, “Sanık, gayet soğukkanlı. Bazı şeyleri kabul etmiyor. Yani çok pişkin bir arkadaş. İnşallah, önümüzdeki mahkemede en ağır cezayı alır” şeklinde konuştu.

    OLAY

    Taksi şoförü Oğuz Erge, 31 Ocak’ta saat 03.30 sıralarında Buca Gediz Mahallesi’nden kapüşon ve cerrahi maske takan, Gaziemir’e gideceğini belirten Delil Aysal’ı (19) aracına almıştı.

    Taksi, Gaziemir Belediyesi yakınlarına vardığında Aysal’ın arka koltuktan tabancayla üç el ateş ettiği Erge ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

    Erge’nin üzeri ve aracındaki para ile eşyayı alarak kaçan şüpheli, polisin olay yeri ve çevresindeki 70 güvenlik kamerasının kaydettiği yaklaşık 110 saatlik görüntüyü incelemesiyle Buca’da saklandığı adreste yakalanarak tutuklanmıştı.

    Olay öncesi, sırası ve sonrasında yaşananları ise araç içi kamerasının kaydettiği ortaya çıkmıştı. Sanık hakkında hazırlanan iddianamede, “nitelikli adam öldürme”, “nitelikli yağma” ve “ruhsatsız silah taşıma” suçlarından ceza istenmişti.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muz kolilerinde 1 ton kokain ele geçirilmişti: İthalatı yapan şirket sahipleri hakkında karar

    Muz kolilerinde 1 ton kokain ele geçirilmişti: İthalatı yapan şirket sahipleri hakkında karar



    Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesince, tutuklu sanıklar muz ithalatını yapan şirketin sahibi N.Ş. ve oğlu B.Ş. hakkında 23 Aralık 2022’de verilen hapis cezası, sanık avukatlarının itirazı üzerine Yargıtay’a taşındı.

    Yargıtay 10. Ceza Dairesi, sanık avukatlarının “yeterli delil bulunmadığı, hükmün yetersiz gerekçeye dayandığı, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığı” iddialarına ilişkin itirazını değerlendirdi.

    Temyiz incelemesini tamamlayan Daire, “uyuşturucu ithal etme” suçundan N.Ş’ye 30 yıl hapis ve 375 bin lira adli para cezası, oğlu B.Ş’ye de 27 yıl 6 ay hapis ve 200 bin lira adli para cezası verilen, tutuksuz 4 sanığın da beraat ettirildiği hükmü onadı.

    Kararda, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesi ve Adana Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ve sübutu ile delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde isabetsizlik bulunmadığı, verilen hükümlerde hukuka aykırılık görülmediği belirtildi.

    Muz kolilerinde 1 ton kokain ele geçirilmişti: İthalatı yapan şirket sahipleri hakkında karar - Resim : 1

    REKOR MİKTARDA YAKALAMA OLARAK KAYITLARA GEÇMİŞTİ

    Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında, Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü NARKOKİM ekiplerinin 16 Haziran 2021’de düzenlediği operasyonda, Ekvador’dan gönderilen Liberya bandıralı gemideki muz yüklü 2 konteynerde 1 ton 300 kilogram kokain ele geçirilmesiyle ilgili 6 sanık hakkında “uyuşturucu ithal etme” suçundan 45’er yıldan 67 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

    Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada, tutuklu sanıklar şirket sahibi N.Ş. 30 yıl hapis ve 375 bin lira adli para cezası, oğlu B.Ş. ise 27 yıl 6 ay hapis ve 200 bin lira adli para cezasına çarptırılmış, tutuksuz 4 kişinin ise beraatine karar verilmişti.

    Eski Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Mersin Limanı’nda 1 ton 300 kilogram kokain bulunmasıyla, ülke tarihinde en yüksek miktarda kokain ele geçirilmesi operasyonuna imza atıldığını duyurmuştu. Ticaret Bakanlığı da olayın “ülke tarihinin tek seferde en yüksek miktarlı kokain ele geçirilmesi” olarak kayıtlara geçtiğini paylaşmıştı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’nin işlediği suçları delillendirmişti: Julian Assange’ın ABD’ye iade davası haftaya görülecek

    ABD’nin işlediği suçları delillendirmişti: Julian Assange’ın ABD’ye iade davası haftaya görülecek



    Stella Assange ve WikiLeaks Editör Vekili Kristinn Hrafnsson, Julian Assange’ın 20-21 Şubat’ta İngiltere’de görülecek ABD’ye iade davası öncesi AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

    Biri 6, biri 5 yaşında olmak üzere iki çocukları olduğunu belirten Stella Assange, normalde haftada 1-2 kere cezaevinde eşiyle yaptıkları görüşmeleri 12 gündür yapamadıklarını söyledi. Assange, “Görüşmelerimiz bizim yeniden bir aile olarak bir araya geleceğimiz konusunda iyimser olmamızı sağlıyordu ancak maalesef yasal durum çok kötü” dedi.

    Aynı zamanda avukat olan Assange, eşi hakkında İngiliz mahkemesinin ABD’ye iade kararı vermesi halinde atılacak adımlardan söz etti.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yolunun açık olduğuna işaret eden Assange, “Julian davayı kaybederse İngiltere’de temyiz hakkı olmayacak ve iç hukuk yolları tükenmiş olacak. Bu da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuracağı anlamına geliyor. İngiltere’nin kendisini ABD’ye iade etmesini engellemek için tedbir kararı verilmesini isteyeceğiz. İngiltere’nin bu karara saygı duyması gerekiyor” diye konuştu.

    ABD'nin işlediği suçları delillendirmişti: Julian Assange'ın ABD'ye iade davası haftaya görülecek - Resim : 1

    “CEZAEVİ ŞARTLARIYLA İLGİLİ EMİR VEREBİLECEK TEK KURUM, ASSANGE’I ÖLDÜRME PLANI YAPAN CIA”

    WikiLeaks Editör Vekili Hrafnsson da açıklamasında, Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) Julian Assange’a suikast düzenleme planları yaptığı yönündeki iddialara işaret ederek bu iddiaların dahi Assange’ın ABD’ye iadesini durdurmak için yeterli olduğunu belirtti.

    “Bir kişiyi, kendisini öldürme planı yapan kurumların olduğu bir ülkeye iade edemezsiniz” diyen Hrafnsson, ABD Dışişleri Bakanlığının, Assange’ın yargılanması ve cezaevi şartlarına ilişkin verdiği güvencelere de değindi.

    Bakanlığın verdiği sözlerin cezaevlerinde uygulanamayacağını kaydeden Hrafnsson, “Federal Cezaevleri Bürosu bağımsız bir kurum. Kendileri için gerekli olanları yapacaklardır. Onlara cezaevi şartlarıyla ilgili emir verebilecek tek kurum, aynı zamanda Assange’ı kaçırıp öldürme planları yapan CIA’dir. CIA, Assange’ın 7 gün 24 saat izolasyona tabi tutulmasını isterse Federal Cezaevleri Bürosu bunu yapar. Dışişleri Bakanlığının açıklaması yalnızca bir kağıt parçasından ibarettir ve hiçbir kıymeti yoktur” değerlendirmesini yaptı.

    Hrafnsson, İngiltere’nin iade kararı alması halinde başvurulacak AİHM sürecine ilişkin de değerlendirme yaparak AİHM’nin daha önce İngiltere’nin düzensiz göçmenleri Ruanda’ya gönderme kararını durdururken gerekçe gösterdiği 39. maddeyi Assange davasında da öne sürebileceğini söyledi.

    Ancak İngiltere’deki mevcut Muhafazakar Parti hükümetinin bu maddeyi dikkate almadığını söyleyen Hrafnsson, “AİHM’nin karar alması en az birkaç saat sürer. Assange’ı ABD’ye iade etmek için bir uçak bekleyecek ve onu hemen götürecek mi bilmiyoruz. Her senaryoya göre hazırlığımızı yaptık ve anında karşılık vereceğiz. İçişleri Bakanlığına da talep gönderdik çünkü bu karar aynı zamanda siyasi bir karar. Süreç tamamlanana kadar her şeyi durdurma güçleri var. Ancak olumlu bir sonuç alacağımız konusunda umutlu değilim” ifadelerini kullandı.

    ASSANGE’IN DAVA SÜRECİ

    Assange’ın kurduğu WikiLeaks, 28 Ekim 2010’da ABD’nin Irak ve Afganistan’da işlediği suçları da delillendiren 251 bin gizli belgeyi yayımlamıştı.

    Assange, Haziran 2012’de sığındığı Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinden 11 Nisan 2019’da çıkarılarak gözaltına alınmış ve “kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal etmekten” tutuklanarak Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’ne konulmuştu.

    Mahkeme, 50 hafta hapse mahkum edilen Assange’ın iade talebi çerçevesinde cezasını tamamladıktan sonra da tutuklu kalmasına karar vermişti.

    Yüksek Mahkeme, 10 Aralık 2021’de Assange’ın ABD’ye iade edilebileceğine hükmetmişti.

    Westminster Sulh Ceza Mahkemesinin 20 Nisan 2022’de iadeye hükmetmesiyle dönemin İçişleri Bakanı Priti Patel, 17 Haziran 2022’de Assange’ın ABD’ye iade edilmesi kararını imzalamıştı.

    Assange’ın avukatları da 1 Temmuz 2022’de karara ilişkin Yüksek Mahkemeye itiraz başvurusunda bulunmuştu.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mehmet Ali Ağca hakkındaki ‘yağma’ davasına devam edildi

    Mehmet Ali Ağca hakkındaki ‘yağma’ davasına devam edildi



    Aralarında Mehmet Ali Ağca’nın da bulunduğu, Bahçelievler’de Gökhan Soylu’nun evini tehditle aldıkları iddiasıyla görülen davanın yeni duruşması görüldü. Duruşmada tanık Ahmet Gülmedi, Mehmet Ali Ağca’nın Gökhan Soylu’yu çocukları ile tehdit ettiğini söyledi.

    Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanıklar katılmazken, avukatları hazır bulundu.

    Duruşmada tanık olarak dinlenen Ahmet Gülmedi, müşteki Gökhan Soylu ile aynı iş yerinde çalıştığını belirterek, pazarcılık yapan sanıklardan Muhittin Erdal’ın müşteki ile ticaret yaptığını, işleri bozulunca da borçlarından dolayı Gökhan Soylu’ya çek verdiğini anlattı.

    Çekler ödenmeyince Erdal’ın üzerine olan daireleri Gökhan Soylu’ya devrettiğini aktaran tanık Gülmedi, Soylu’nun da dairelerin parasını ödediğini belirtti.

    “ÜZERİMİZE YÜRÜDÜ”

    Daireleri geri almak isteyen sanıklarla Mehmet Ali Aslan’ın Bakırköy’deki ofisinde buluştuklarını dile getiren tanık Gülmedi, “Sanıkların tehditkar tavırları vardı. Mehmet Ali Ağca da bu görüşmede vardı. Mehmet Ali Ağca elini masaya vurarak Gökhan Soylu’ya, ‘Sen zenginsin bu adamların dairesini vereceksin, senin çocuğun var, yerlerini biliyorum’ dedi. Üzerimize yürüdü. İlerleyen günlerde Soylu’dan tapuyu aldılar. Mehmet Ali Ağca tapu alındığı gün Gökhan Soylu ve beni arabasına aldı. Bize ‘İnin hiç kimseye bir şey söylemeyin’ dedi. Bizim elimizden çekleri de aldılar. Aradan bir hafta geçtikten sonra Gökhan şikayetçi oldu” ifadelerini kullandı.

    Tanık beyanının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, firari sanık Ahmet Çetin hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine ve eksikliklerin giderilmesine hükmederek, duruşmayı erteledi.

    İDDİANAMEDEN

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların birden fazla kişi ile yağma suçunu işledikleri belirtiliyor.

    İddianamede, sanıklar Mehmet Ali Aslan (Ağca), Reyhan Erdal, Muhittin Erdal, Gökhan Erdal ve Ahmet Çetin’in “birden fazla kişi tarafından birlikte yağma” suçundan ayrı ayrı 10 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu’na saldırı davasında bilirkişi raporu

    İmamoğlu’na saldırı davasında bilirkişi raporu



    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da katıldığı seçim mitinginde uğradığı taşlı saldırıyla ilgili bilirkişi raporu hazırlandı.

    Adli emanette kayıtlı olaya ilişkin kamera görüntüleri inceleyen uzman bilirkişi, görüntülerle ilgili ayrıntılı çözümünü yaparak Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sundu. Rapor, toplam 4 adet CD, olay tarihine ait toplam 16 adet video kaydı ve 7 adet fotoğraf kaydı incelenmesinden oluşuyor.

    28 kişinin yargılandığı davanın duruşmasında sanıklar, savunmalarında taş değil ‘çiçek, kozalak, erik, akide şekeri’ attığını iddia etmişti. Ancak bilirkişi raporunda böyle bir bulguya rastlanmadı. Raporda, kaldırım taşlarının söküldüğü, küfürler edildiği belirtildi.

    Gazete Duvar’dan Emrullah Bayrak’ın haberine göre; 48 sayfalık raporda, görüntülerde bulunan şahısların, ‘Allahu Ekber’ diye bağırdıkları tespit edildi. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in yaptığı açıklama da raporda yer aldı.

    7 DAKİKA BOYUNCA TAŞ ATILDI

    ‘İlk olarak azınlık grup tarafından taş vb. cisimlerin atılması’ isimli yaklaşık 3 dakikalık video kaydı incelenmesinde şu ifadeler yer aldı: “Öncelikle havuzda bulunan grubun taş atması ve sonrasında taş atılan grubun da atılan taşları alarak geri fırlattıkları tespit edilmiştir. Görüntü kaydının kaydedildiği yaklaşık 7 dakikalık süre boyunca taş atıldığı tespit edilmiştir. Toma aracının miting aracının yanına gelerek atılan taşları engellemeye çalıştığı atılan taşların insanlara isabet ettiği, miting aracına ve toma aracına isabet ettiği tespit edilmiştir. Video kaydına ilişkin tüm detaylar görüntülenmiş, atılan kaldırım taşı/taş vb. cisimler işaretlenerek gösterilmiştir.”

    Bir şahsın attığı taşın, miting aracı üzerine gelerek tutulan şemsiyeye çarparak yere düştüğü belirlendi.

    Raporda, ‘Muhtemel konuşma başlamadan önce atılan taşlar’ isimli 41 saniyelik video kaydına ilişkin görüntülerde, bazı şahısların, alana kaldırım taşı attığı görüldü.

    KÜFÜRLER EDİLDİ, KALDIRIM TAŞLARI SÖKÜLDÜ

    Görüntülerde bir kısım şahısların yuhalama şeklinde bağırdıkları, ıslık çaldıkları ve küfrettikleri tespit edildi. ‘Saldırı 2’ isimli 1 dakika 37 saniyelik video kaydına ilişkin görüntülerde ise bazı şahısların yerden kaldırım taşlarını sökerek karşı yöne doğru fırlattıkları yer aldı.

    Görüntülerde bulunan gruptaki bazı şahısların, yuhalama şeklinde bağırdıkları, ıslık çaldıkları, aracın hareket etmesi üzerine, aracın gittiği yöne doğru koştukları tespit edildi.

    Bu sırada Ekrem İmamoğlu’nun konuşma detayına da yer verildi. Otobüsün ayrılış anına doğru taş atmaların arttığı tespit edildi. Raporda, otobüs arkasından giden otomobillere saldıranlara ait görüntüler de yer aldı.

    Bilirkişi, “Mahkemenizce eksikliklerin tespit edilmesi halinde ek rapor düzenlenebilecektir” ifadesini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AİHM 2023 yılı istatistiklerini açıkladı: Bekleyen davaların yüzde 34’ü Türkiye’den

    AİHM 2023 yılı istatistiklerini açıkladı: Bekleyen davaların yüzde 34’ü Türkiye’den


    AİHM’de bekleyen davaların önemli bir kısmını Türkiye’den yapılan başvurular oluşturuyor.

    REKLAM

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2023 yılı istatistikleri raporunu yayımladı. Rapora göre, geçtiğimiz yıl bekleyen en yüksek başvuru sayısına sahip ülke Türkiye oldu. 

    AİHM verilerine göre mahkemenin 68 bin 450 davalık toplam dava yükünün 23 bin 397’sini Türkiye menşeli davalar oluşturdu. 

    Buna göre bekleyen davaların yüzde 34,2’si Türkiye’den.

    Basın toplantısında 2023 istatistiklerini açıklayan Siofra O’leary, en fazla başvurunun Türkiye’den yapıldığını belirterek, 2022 ile kıyaslandığında Rusya ile ilgili başvuruların 5 bin, İtalya ile ilgili başvuruların da bin civarında azaldığını söyledi.

    Türkiye’yi 12 bin 450 dava ile Rusya izledi. En çok başvuru sayısına sahip üçüncü ülkeyse 8 bin 750 dava ile Ukrayna.

    Öte yandan mahkeme, bekleyen tahsisli başvuru stoğunun bir önceki yıla göre azaldığını ve 74 bin 650’den 68 bin 450’ye düştüğünü açıkladı. 

    2022 yılında 45 bin 500 olan yeni başvuru sayısının da 2023 yılında 34 bin 650’ye düştüğü belirtildi. 

    Raporda, “Mahkeme’nin 2023 istatistikleri, bir adli oluşuma tahsis edilen gelen başvuru sayısında bir düşüş olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum temel olarak Rusya, Türkiye, Sırbistan ve Yunanistan’dan gelen başvuru sayısındaki düşüşle açıklanabilir.” denildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adalet Nöbeti 600’üncü gününde: ‘Arkadaşlarımızı serbest bırakın’

    Adalet Nöbeti 600’üncü gününde: ‘Arkadaşlarımızı serbest bırakın’



    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Gezi Parkı davası kapsamında tutuklanan iş insanı Osman Kavala, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, film yapımcısı Çiğdem Mater, belgeselci Mine Özerden ile şehir plancısı Tayfun Kahraman’a verilen hapis cezası kararına karşı tutulan Adalet Nöbeti’nin 600. gününde, Ankara Mimarlar Odası’nda basın açıklaması yaptı.

    TMMOB Başkanı Emin Koramaz, Gezi Davası’nda verilen kararlara karşı tutulan Adalet Nöbeti’nin 600. gününde; “Arkadaşlarımız, 600 gündür haksız, hukuksuz bir şekilde siyasallaştırılmış yargı ile talimatlı yargı ile içeride tutuluyor. Bu hukuk dışı kararın derhal geri alınmasını istiyoruz. Arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    TMMOB Başkanı Emin Koramaz, şunları söyledi:

    “Onların mahkeme salonlarındaki direngen duruşlarını özlüyoruz. Onların gülen yüzlerini özlüyoruz. Biliyorsunuz TMMOB, anayasanın 135. maddesine göre kurulmuş, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Anayasanın bize verdiği görev, meslek alanlarımızdaki yapılan uygulamaların halk yararına yapılmasın denetlemek, bu konuda görüşler oluşturmak kamuoyunu uyarmaktır. İstanbul’da bundan tam 10 yıl önce Taksim Meydanı’nın mahkeme kararlarına, imar planlarına aykırı bir şekilde yapılaşmaya açılmasına karşı Gezi Parkı’nın yok edilme uygulamasına karşı İstanbul birimlerimizden arkadaşlarımız, konuyu mahkemelere taşıdılar. Bu hukuk dışı, bu kente zarar veren uygulamaya karşı basın açıklamaları yaptılar ve halkı bilgilendirmeye çalıştılar.

    Sadece mesleki görevlerini yerine getirdikleri için arkadaşlarımız, 600 gündür haksız, hukuksuz bir şekilde siyasallaştırılmış yargı ile talimatlı yargı ile içeride tutuluyor. Bu hukuk dışı kararın derhal geri alınmasını istiyoruz. Arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum, Gezi bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeydir. Bizler, Gezi’de milyonların içerisindeydik. Bu ülkenin mühendisleri ve mimarları olarak bu ülkenin en demokratik, bu ülkenin en barışçıl, bu ülkenin en haklı ve en meşru mücadelesinin içerisinde olmaktan, milyonların arasında olmaktan gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Tutuklanan tüm arkadaşlarımızın yanındayız. Gezi tutsakları serbest bırakılmalıdır. Bu hukuk dışı karar geri alınmalıdır.

    “600 BİNİ AŞKIN MİMAR, MÜHENDİS, ŞEHİR PLANCISI ÜLKEMİZİN GELİŞMESİ VE KALKINMASI İÇİN SEFERBER EDİLMESİ MÜCADELESİNDEN ASLA VAZGEÇMEYECEKTİR”

    Ülkede hukukun geldiği noktayı, AYM kararlarına uyulmaması ile gördük. Yargıtay, AYM’nin almış olduğu karar sonrasında AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması gibi hukuk ayıbı gibi bir karara imza attı. Şunu bilsinler, arkadaşlarımızı dört duvar arasına hapsedebilirler ama bu ülkede 600 bini aşkın mimar, mühendis, şehir plancısı bu ülkede mühendisliğin, mimarlığın, placılık hizmetlerinin halk yararına kullanılmasını, ülkemizin gelişmesi ve kalkınması için seferber edilmesi mücadelesinden asla vazgeçmeyecektir.”

    “GEZİ DİRENİŞİ’NE SUÇ İSNAT ETMEK, ONURLU DİRENİŞİMİZİ LEKELEMEK AMACIYLA HUKUKSUZ TUTUKLAMA KARARININ ÜZERİNDEN 600 GÜN GEÇTİ”

    TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Seyit Ali Korkmaz ise, basın açıklamasında şunları kaydetti:

    “Ülkemizin her bölgesinden, her yöresinden yurttaşlarımızın itirazlarını, taleplerini haykırdığı; ülke tarihinin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi’ne suç isnat etmek, onurlu direnişimizi lekelemek amacıyla iktidarın güdümündeki yargı mensupları tarafından verilen hukuksuz tutuklama kararının üzerinden 600 gün geçti. İktidarın isteği doğrultusunda kurgulanan bu hukuk dışı davanın sonucunda, geçtiğimiz Eylül ayında TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mücella Yapıcı ve Hakan Atalay serbest bırakıldı. Ancak, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi eski başkanı Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odası’nın Hukuk Müşaviri Can Atalay’ın da aralarında bulunduğu arkadaşlarımızın, en ağır cezalarla tutuklulukları sürüyor.

    “GEZİ BİZİM DEMOKRASİ ÇIĞLIĞIMIZDIR”

    Biliyoruz ki bu karar, sadece arkadaşlarımıza yönelik değildir. Bu karar, 2013 Mayıs-Haziran aylarında ülkesinin bugününe ve yarınlarına sahip çıkan milyonlara yöneliktir; milyonlarca insanın demokratik hak kullanımlarını cezalandırmaya, barışçıl ve demokratik istemleri bastırmaya ve kamu idarelerine yakışmayacak bir şekilde öç almaya, cezalandırmaya yöneliktir. Bu hukuksuzluğun 600. gününde inatla, korkmadan bir kere daha söylüyoruz;

    Şehir şehir dalga dalga yayılan, yasaklara, hukuksuz cezalara, baskıya, ranta, talana, yalana, tüm ayrıştırma politikalarına karşı yan yana durduğumuz, sesimizi çığa dönüştürdüğümüz o şanlı direnişten hala ilk günkü gibi gurur duyuyoruz. Gezi bizim demokrasi çığlığımızdır. Gezi ülkeyi karanlığa boğan rantçı, piyasacı, kadın düşmanı siyasetin karşısında; eşitlikçi, paylaşımcı, doğayı ve emeği koruyan ve kadınların önde saf tuttuğu başka bir dünya mümkün diyenlerin sesidir. Gezi birlikte yaşama iradesinden, taleplerinden ve haklarından en ufak bir geri adım atmadan sürdürme kararlılığını gösterenlerdir. Gezi, genç yaşlı, işçi, emekçi, işsiz, öğrenci demeden; Cumhuriyet’in 100 yıldır biriktirdiği tüm ilerici değerleri benimseyen; eşit, laik, bağımsız, adil bir ülke talebidir.

    “HİÇBİR GÜÇ BİZLERİN EMEKTEN, HALKIMIZDAN, ÜLKEMİZDEN, MESLEĞİMİZ VE BİLİMSEL TEKNİK DOĞRULARDAN YANA DURUŞUMUZU ENGELLEYEMEZ”

    Gezi emeğimiz, alın terimiz, gururumuz, kardeşlik ve dayanışma demektir. İşte bu yüzden bilinmelidir ki hiçbir dava ve hiçbir karar, Gezi’nin , demokratik kamuoyu ve yasalar nezdindeki meşruiyetini gölgeleyemez ve hiçbir güç bizlerin emekten, halkımızdan, ülkemizden, mesleğimiz ve bilimsel teknik doğrulardan yana duruşumuzu engelleyemez. TMMOB olarak bizler, arkadaşlarımızın yanında olmaya, doğru bildiklerimizi söylemeye, halkımızdan, ülkemizden yana kamu yararını savunma mücadelemize devam edeceğiz. Bu siyasi zorbalıktan derhal vazgeçin ve arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***