Etiket: Dava

  • AİHM: Ali Bulaç davasında hak ihlali var; Türkiye, tazminat ödeyecek

    AİHM: Ali Bulaç davasında hak ihlali var; Türkiye, tazminat ödeyecek


    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kapatılan Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç’ın davasında hak ihlali olduğuna hükmetti.

    Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘Özgürlük ve Güvenlik Hakkı’ başlıklı beşinci maddesinin birinci fıkrasının ve ‘İfade Özgürlüğü’ başlıklı 10’uncu maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.

    AİHM ayrıca, Türkiye’nin Bulaç’a 12 bin 240 euro manevi tazminat ödemesine hükmetti.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından gözaltına alınan Ali Bulaç, 31 Temmuz 2016’da tutuklandı; ardından 11 Mayıs 2018’de tahliye oldu.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 6 Temmuz 2018’de, Bulaç hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası verdi.

    Yargıtay, 24 Eylül 2020’de hapis cezasını bozdu ve 13 Nisan 2021’de yargılama süreci yeniden başladı.

  • Aziz Yıldırım’ın da yargılandığı şike davasındaki beraat kararlarını Yargıtay usulden bozdu

    Aziz Yıldırım’ın da yargılandığı şike davasındaki beraat kararlarını Yargıtay usulden bozdu


    Yargıtay, aralarında eski Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın da bulunduğu 36 sanık hakkında şike davasında verilen beraat kararını bozdu.

    İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin “futbolda şike” davası kapsamında yeniden yargılama sonucunda verdiği beraat kararını inceleyen Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi, usul eksikliği gerekçesiyle kararı bozdu.

    Dava, Zekeriya Öz tarafından başlatılmıştı

    Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın yanı sıra spor dünyasında tanınmış çok sayıda kişinin adının karıştığı soruşturma, 3 Temmuz 2011’de dönemin özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla başlatılmıştı.

    Süper Lig ve Bank Asya 1. Lig’de 2010-2011 sezonundaki birçok maçta şike ve teşvik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, bunun için organize suç örgütü kurulduğu iddia edilmişti.

    Gözaltına alınan Yıldırım, 2 Temmuz 2012’de çıkarıldığı mahkeme tarafından “Spor müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde şike ve teşvik primi suçlarını işlemek suretiyle suç örgütü kurup yönettiği” gerekçesiyle 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış, diğer bazı sanıklar da şike suçundan mahkumiyet almıştı.

    Yargıtay, Aziz Yıldırım’ın cezasını onamıştı

    Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi, İstanbul 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesinin 85 sanıkla ilgili verdiği kararın temyiz incelemesini 17 Ocak 2014’te tamamlayarak Aziz Yıldırım ve Olgun Peker hakkında verilen cezaları onamış, diğer sanıklarla ilgili de onama, bozma ve düşme kararları almıştı.

    Aziz Yıldırım, 21 Nisan 2014’te İstanbul 18’inci Ağır Ceza Mahkemesine yeniden yargılanma ve infazının ertelenmesi talebiyle başvurmuştu. Kendisi ve kulübüne kumpas kurulduğunu öne süren Yıldırım, savunmasında özel yetkili savcılık ve mahkemelerin kaldırılmasını ve “futbolda şike” operasyonu, soruşturması ve kovuşturmasını yürüten dönemin polis yetkilileri, savcı ve hakimlerine yönelik “Paralel Devlet Yapılanması” iddiaları nedeniyle yeni soruşturmalar açıldığı gerekçe göstermişti.

    Yeniden yargılama yapan İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 36 sanığın “futbolda şike” davasında beraatine karar vermişti.

    Kumpas iddiaları

    Yeni atamalarla kadrosu değişen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı “şikede kumpas” soruşturması kapsamında, 23 Nisan 2016’da 12 kişi tutuklandı, aralarında eski Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın da olduğu bazı kişiler hakkında da yakalama kararı çıkarıldı.

    “Futbolda şike” soruşturmasında kumpas kurulduğu iddiasıyla 15’i tutuklu 107 sanığın yargılanması devam ediyor.

  • Trabzonspor şampiyonluk iadesi için AİHM’e başvurdu: ‘Şike davasında’ bugüne kadar ne olmuştu?

    Trabzonspor şampiyonluk iadesi için AİHM’e başvurdu: ‘Şike davasında’ bugüne kadar ne olmuştu?


    Trabzonspor Kulübü, 2010-2011 futbol sezonundaki şampiyonluğun iadesi için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu.

    Bordo-mavili kulüpten yapılan yazılı açıklamada, 2010-2011 sezonundaki şampiyonluğun şike yoluyla ellerinden alındığı savunuldu.

    Buna rağmen gerekli cezai yaptırımların uygulanmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Kulübümüzün gerek ülkemizde gerekse UEFA ve FIFA nezdinde yürüttüğü hukuki mücadeleler sonuçsuz kalmıştır. Dünya ve Avrupa futbolunu yöneten bu iki kurumun verdikleri kararlarda 2010-2011 sezonunda şikenin varlığını kabul etmesine rağmen herhangi bir müdahalede bulunmaması, adalet bekleyenler tarafından anlaşılamamıştır. Son olarak bir süre önce başvurduğumuz İFM kararı üzerine hukuki yollar tükenmiş, kulübümüze AİHM yolu açılmıştır. Yönetim Kurulumuzun kararıyla İsviçre’deki avukatlarımız çalışmalarını tamamlamış, AİHM başvurusunu bugün gerçekleştirmiştir. Kulübümüz, çalınan şampiyonluğunun iadesiyle ilgili mücadelesini sonuna kadar sürdürecektir.”

    Trabzonspor 2012’de de aynı dosyadan AİHM’e başvurmuştu. Ancak mahkeme UEFA ve CAS karaları olmadan başvurunun kabul edilemeyeceğini açıklamıştı.

    Futbolda şike davasında ne olmuştu?

    Fenerbahçe, 2010-2011 sezonunda 82 puan alarak aynı puana sahip Trabzonspor’un gol averajıyla önünde şampiyon oldu.

    “Futbolda şike” soruşturması, 3 Temmuz 2011’de dönemin özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla başlatıldı.

    Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile spor dünyasında tanımış çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Azim Yıldırım ilk davada mahkum edildi

    Yıldırım, 2 Temmuz 2012’de, “Spor müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde şike ve teşvik primi suçlarını işlemek suretiyle suç örgütü kurup yönettiği” gerekçesiyle 6 yıl 3 ay hapis cezası cezasına çarptırıldı. Diğer bazı sanıklar da şike suçundan mahkum edildi.

    17 Ocak 2014’te Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi Aziz Yıldırım ve birçok sanık hakkında verilen cezaları onayladı. Bazı sanıklar hakkındaki kararlar da bozuldu ve düştü.

    Yıldırım yeniden yargılama istedi

    Aziz Yıldırım 21 Nisan 2014’te, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ve “Futbolda şike” davasına bakan dönemin polis, savcı ve hakimlerinin “Paralel Devlet Yapılanması” soruşturmasında yer almasıyla, yeniden yargılanma için İstanbul 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu.

    Yeniden yargılama yapan İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 36 sanığın beraatine karar verdi.

    Ancak 2 Ocak 2020’de Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi Aziz Yıldırım ve 35 sanık hakkında yeniden yargılama sonucu verilen beraat kararlarını usul eksikliği nedeniyle bozdu.

    Beraat kararı

    6 Kasım 2020’de Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülmeye başlanan “futbolda şike” iddialarına yönelik davada Aziz Yıldırım, Fenerbahçe eski yöneticilerinden Şekip Mosturoğlu, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Otyakmaz ve eski futbolcu Ümit Karan’ın da aralarında bulunduğu toplam 23 sanık hakkında “şike” ve “teşvik primi” suçlarından beraat kararı verildi.

    Trabzonpor iddiasından vazgeçmiyor

    Trabzonspor 3 Temmuz 2011’de başlayan şike soruşturmasında ortaya çıkan delillerle ispatlandığını iddia ettiği o sezonki şampiyonluğunun tescil edilmesi için UEFA ve FIFA nezdinde girişimlerini sürdürüyor, taraftarları da yıllardır pek çok şehirde kitlesel eylemler düzenliyor.

    Fenerbahçe kulübü ise 2011 şike soruşturmasının Fethullah Gülen cemaatinin yargı ve polis içinde örgütlenmiş mensupları aracılığıyla kurduğu bir kumpas olduğunu iddia ediyor.

  • Futbol’da şike davasında karar açıklandı: Hidayet Karaca’ya 1406 yıl hapis cezası

    Futbol’da şike davasında karar açıklandı: Hidayet Karaca’ya 1406 yıl hapis cezası


    Futbolda şike soruşturmasında kumpas kurdukları gerekçesiyle 88 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı.

    Kapatılan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, 76 kez uygulanmak üzere “haberleşmenin gizliliğini ihlal”, 166 kez “resmi belgede sahtecilik” ve 91 kez “iftira” suçlarından 1406 yıl hapisle cezalandırıldı.

    İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları karşısındaki binada yapılan duruşmada mahkeme heyeti başkanı kararı okudu.

    Soruşturma sürecini başlattığı iddiasıyla yargılanan eski polis memuru Lokman Yanık, “silahlı terör örgütüne yardım etmek”, 91 kez uygulanmak üzere “iftira” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından toplam 161 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    Dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç, 74 kez “haberleşmenin gizliliğini ihlal”, 86 kez “iftira” ve 148 kez “resmi belgede sahtecilik” suçlarından toplam 1972 yıl 10 ay hapse mahkum edildi.

    Davada, diğer sanıklara da çeşitli suçlardan hapis cezaları verilirken bazıları da beraat etti.

    Fenerbahçe Başkanı Ali Koç: Bunları yaptıklarına pişman edeceğiz

    Kararın açıklandığı duruşmaya, Ali Koç’un yanı sıra sarı-lacivertli kulübün yönetim kurulu üyeleri ile avukatları katıldı.

    Ali Koç, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Üzülerek söylüyorum. Fenerbahçe açısından tarihi bir gün, keşke bugünleri yaşamasaydık. Bir pazar sabahı başlayan ve Fenerbahçe’yi bugüne kadar maddi ve manevi çok büyük zarara uğratan bu davada çok önemli bir dönüm noktasına geldik. Hukuken süreç tamamlanmadı. Yargıtay’dan kararı bekliyoruz. İnşallah karar adli tatilden önce çıkar. Bir şey değişeceğini sanmıyorum.” ifadelerini kullandı.

    Fenerbahçe’ye iftira atan bütün kişi ve kurumlarla hesaplaşacaklarının altını çizen Ali Koç, “Bu terör örgütünün en önemli ayağı medyasıydı. Bugün hiç utanmadan bu örgüte lanet okuyanlar, o süreçte isteyerek bunların maşası oldular. Bunlarla da hesaplaşmalıyız. Gücümüz milyonlarca taraftardan gelmektedir. Bunları yaptıklarına pişman edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Futbolda şike davasında ne olmuştu?

    Fenerbahçe, 2010-2011 sezonunda 82 puan alarak aynı puana sahip Trabzonspor’un gol averajıyla önünde şampiyon oldu.

    “Futbolda şike” soruşturması, 3 Temmuz 2011’de dönemin özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla başlatıldı.

    Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile spor dünyasında tanımış çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Yıldırım, 2 Temmuz 2012’de, “Spor müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde şike ve teşvik primi suçlarını işlemek suretiyle suç örgütü kurup yönettiği” gerekçesiyle 6 yıl 3 ay hapis cezası cezasına çarptırıldı. Diğer bazı sanıklar da şike suçundan mahkum edildi.

    17 Ocak 2014’te Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi Aziz Yıldırım ve birçok sanık hakkında verilen cezaları onayladı. Bazı sanıklar hakkındaki kararlar da bozuldu ve düştü.

    Trabzonspor, AİHM’e başvurdu

    Trabzonspor Kulübü, 2010-2011 futbol sezonundaki şampiyonluğun iadesi için şubat ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Bordo-mavili kulüpten yapılan yazılı açıklamada, 2010-2011 sezonundaki şampiyonluğun şike yoluyla ellerinden alındığı savunuldu.

    Buna rağmen gerekli cezai yaptırımların uygulanmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Kulübümüzün gerek ülkemizde gerekse UEFA ve FIFA nezdinde yürüttüğü hukuki mücadeleler sonuçsuz kalmıştır. Dünya ve Avrupa futbolunu yöneten bu iki kurumun verdikleri kararlarda 2010-2011 sezonunda şikenin varlığını kabul etmesine rağmen herhangi bir müdahalede bulunmaması, adalet bekleyenler tarafından anlaşılamamıştır. Son olarak bir süre önce başvurduğumuz İFM kararı üzerine hukuki yollar tükenmiş, kulübümüze AİHM yolu açılmıştır. Yönetim Kurulumuzun kararıyla İsviçre’deki avukatlarımız çalışmalarını tamamlamış, AİHM başvurusunu bugün gerçekleştirmiştir. Kulübümüz, çalınan şampiyonluğunun iadesiyle ilgili mücadelesini sonuna kadar sürdürecektir.”

    Trabzonspor 2012’de de aynı dosyadan AİHM’e başvurmuştu. Ancak mahkeme UEFA ve CAS karaları olmadan başvurunun kabul edilemeyeceğini açıklamıştı.

  • Ayasofya’da Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla imam Demirkan’a yönelik suç duyuruları artıyor

    Ayasofya’da Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla imam Demirkan’a yönelik suç duyuruları artıyor


    Ayasofya Camisi’nde Mustafa Kemal Atatürk’e “zalim ve kafir” dediği iddiasıyla imam Mustafa Demirkan hakkında art arda suç duyurusunda bulunuldu.

    Bugün Mustafa Demirkan hakkında suç duyurusunda bulunan Ankara Barosu’ndan yapılan açıklamada, “28.05.2021 günü Ayasofya Camiinde yaptığı konuşmada Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi hatırasına alenen hakaret eden Mustafa Demirkan hakkında hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak kamu davası açılması için Baromuzca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur” denildi.

    İzmir barosu da Demirkan hakkında şikayetçi olduğunu belirterek yaptığı açıklamada, “Törene katılan çocuklara 430 Sayılı Öğretim Birliği Yasası (Tevhidi Tedrisat Kanunu) çiğnenmek suretiyle uygulamaya konulan Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi kapsamında hafızlık icazeti verilmiş, yine 2596 Sayılı Kanuna aykırı olarak, ruhani kıyafetler giydirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı olarak gerçekleştirilen bu törende, Üsküdar Yıldırım Beyazıt Camii eski imam hatibi Mustafa Demirkan isimli zat, kimden alındığı belli olmayan bir yetkiyle yaptığı konuşmasında doğrudan Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret etmiş ve bu hakaretler kurucu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendilerine emanet edilen koltukları işgal eden şahıslar tarafından sessizce dinlenilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

    CHP: Şüphelinin cezalandırılması için kamu davası açılması gerekmektedir

    Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Mustafa Demirkan’dan şikayetçi olduğunu açıkladı. Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak şu ifadeleri kullandı:

    “Şüphelinin vaazı yurttaş tarafından da bu şekilde anlaşılmış ve kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştır. İzah edilen nedenle, 5816 sayılı kanunun ‘Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ hükmü doğrultusunda şüphelinin cezalandırılması için kamu davası açılması gerekmektedir.”

    Ayasofya konuşmasına yoğun tepkiler geldi

    İmamın kullandığı ifadelere sosyal medyada tepki çığ gibi büyüdü, siyasetçiler ve vatandaşlar tarafından birçok paylaşım yapıldı.

    İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Kurtuluş savaşının başkomutanı, cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı, Ayasofya kiliseye çevrilip ülkeye işgal edenlere hizmet edecekti. Kürsüde Atatürk’e hakaret eden imam efendi ve onu dinleyenlerin hiçbiri o mekanda bulunamayacaklardı!” diyerek tepki gösterdi.

    ‘Konuşmayı yapandan da, sessizce dinleyenlerden de bunun hesabını soracağız’

    Şikayetçi olan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel kişisel sosyal medya hesabından şu ifadelerle bir ileti paylaştı: “AND OLSUN Kİ; Bu ülkeyi yeniden bağımsız ve özgür kılan kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’e yapılan hakaretlerin peşini bırakmayacağız. AND OLSUN Kİ; Bu konuşmayı yapandan da, bu konuşmayı sessizce dinleyenlerden de bunun hesabını soracağız. AND OLSUN!!!” dedi.

    ‘Mustafa Kemal’i eleştir buna katlanırım ama ona kafir diyemezsin’

    Ceza hukukçusu Prof. Ersan Şen, Mustafa Demirkıran’a sert tepki göstererek, “Herkes ağzından çıkan söze dikkat edecek. Kemalizmi eleştir, Mustafa Kemal’i eleştir buna katlanırım ama Mustafa Kemal’e kafir diyemezsin” ifadelerini kullandı.

    Ülkenin son dönemde kutuplaştığına dikkati çeken Şen, “Din alimlerinin dili böyle mi olmalı, tehdit dilini, hakaret dilini, beddua dilini terk etmemiz gereken yerde konuştuğumuz konuya bak” değerlendirmesini yaptı.

    Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan da, ‘Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?’ başlıklı bugünkü yazısında, “Önce bir şey soracağım: Ayasofya’nın ibadete açılışını… Atatürk’e gönderme yapmadan… Atatürk’e hakaret etmeden… Atatürk’e dil uzatmadan… İfade etmek mümkün değil mi?” diye sordu.

    Ne olmuştu?

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Ayasofya’da gerçekleşen “Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi” programında imam “Bu ve bu gibi mabedlerin mabed olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldiki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir… yarabbi bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma…” ifadelerini kullandığı ortaya çıkmıştı.

  • Petrol devi Shell’e Hollanda mahkemesinden ’emsal’ karar: Karbondioksit emisyonlarını yüzde 45 düşür

    Petrol devi Shell’e Hollanda mahkemesinden ’emsal’ karar: Karbondioksit emisyonlarını yüzde 45 düşür


    Hollanda’da bir mahkeme petrol devi Shell’in 2030 yılına kadar karbondioksit emisyonlarını 2019’a oranla yüzde 45 düşürmesine hükmetti.

    Lahey Bölge Mahkemesinin verdiği karar, dünya çapında çok uluslu şirketlere karşı çevre kirliliği konusunda açılmış benzer davalar için bir emsal teşkil edebilir.

    Mahkeme, İngiliz-Hollanda ortaklığının emisyonları azaltma yükümlülüğü olduğuna ve mevcut azaltma planlarının yeterince somut olmadığına karar verdi.

    Hollanda’da Yeryüzü’nün Dostları adlı uluslararası örgütün Hollanda kolu olan Milieudefensie tarafından 2019’da açılan davada 17 binden fazla Hollanda vatandaşı davacı tarafında yer aldı. Greenpeace ve ActionAid gibi çevreci grupların da destek verdiği Milieudefensie örgütü, Shell’i Paris Anlaşması’nın şartlarına “yeterince uymamakla” suçlamış petrol devini “iklimi yerle bir etmekten” dava etmişti.

    Shell temyize gidebilir

    Enerji geçişi konusunda “ciddi” adımlar attığını ileri süren Shell ise STK’ların iddialarının altında yasal bir kaynak olmadığını ve kararın siyasi bir tavır olduğunu ileri sürdü. Petrol devinin karara itiraz etmesi bekleniyor.

    Emsal teşkil edecek kararla mahkeme ilk defa bir petrol devinden karbondioksit salınımını düşürmesini istedi. Shell geçen Şubat karbondioksit emisyonlarını 2030’a kadar 2016’ya kıyasla yüzde 20 düşürmeyi, 2050’ye kadar ise bu oranı yüzde 100’e çekmeyi planlıyordu.

  • Mehmet Ağar ve 18 sanığın ‘faili meçhul cinayetler’ davasında beraat kararı bozuldu

    Mehmet Ağar ve 18 sanığın ‘faili meçhul cinayetler’ davasında beraat kararı bozuldu


    Susurluk JİTEM davasında eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın da bulunduğu 19 sanık hakkında verilen beraat kararı istinaf mahkemesinde bozuldu. Sedat Peker 7. videosunda Kürt iş insanlarının Mehmet Ağar’la ilişkilerine yönelik iddialar ortaya atmıştı.

    Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 13 Aralık 2019’da verdiği beraat kararı bozuldu. 1990’lı yıllarda ’19 kişinin zorla kaybedilmesi veya keyfi infaz edilmesine’ ilişkin aralarında Mehmet Ağar’ın da bulunduğu 19 kişinin yargılandığı davada, sanıklar hakkında verilen beraat kararı ‘yetersiz gerekçe’ hükmüyle bozuldu.

    Kararda sanık Ayhan Çarkın aşamalardaki beyanlarının dosya kapsamındaki diğer bildirim ve deliller ile teyit edilip edilmediğinin, bu beyanların maddi olay-olaylar ile uyuşup uyuşmadığının karar yerinde tartışılmamasına dikkat çekildi.

    Karar şu ifadeler yer verildi:

    “Olaylarda ele geçen kovan ve mermi çekirdeklerinin menşei, kullanımlarına ilişkin aidiyetleri, bunların ve diğer maddi olguların birbirleri ile ilişkisi, itham edilen failler, hedef alınan maktuller, organizasyon, oluş ve netice itibariyle olaylar arasında bir irtibat bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi,

    Sadece sanık Ayhan Çarkın’ın beyanları arasında var olduğu bildirilen bir kısım farklılıklara işaret edilmek; ancak maddi olaylarla uyuşan bildirimlerinin ise irdelenmemek suretiyle, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması, Sanıklar hakkında beraat kararları verildiği sırada uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması”

    Peker, Ağar hakkında ne demişti

    Son dönemde yayınladığı videolar ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve eki İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı hedef alan Sedat Peker 7. kaydında öldürülen iş insanları konusunda bazı iddialar ortaya attı. Peker yayının bu kısmında şu ifadeleri kullandı:

    Bu Mehmet Ağar varya bu Ağar, tüm uyuşturucu işi yapanlar bunun arkadaşı. Mehmet Ağar’ın Emniyet Müdürü olduğu dönemde en iyi arkadaşları Behçet Cantürk, Hüseyin Baybaşin, Savaş Buldan. Kürt iş adamı diyorlar ya hayır uyuşturucu işi yapıyorlar, hepsinden para aldı. Her işlerini hallediyorlardı. En son siyasete girip, hayali cumhurbaşkanlığı, hikâye böyle. Adam tüm geçmişi temizlemek için MGK’ya sunum yaptı. O zaman Tansu Hanım, onu ikna etti. Sonra başladılar hepsini öldürmeye başladı. Kendi geçmişini temizlemek için yaptı.”

    Kimler öldürülmüştü?

    İddianameye göre sanıklar, Abdülmecit Baskın, Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan Faik Candan’ın öldürülmesi ile suçlanıyordu.

  • Hadi Özışık özür diledi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu suç duyurusunda bulunacağını açıkladı

    Hadi Özışık özür diledi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu suç duyurusunda bulunacağını açıkladı


    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, gazeteci Hadi Özışık ve Süleyman Özışık hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

    Sedat Peker’in yayınladığı son videoları izlediğini ve büyük şok yaşadığını dile getiren Soylu, Hadi Özışık ile Süleyman Özışık kardeşleri tanıdığını belirterek, “Yıllardır birlikte teşrik-i mesaide bulunduğumuz arkadaşlar bunlar, şaşkınım.” dedi.

    Sedat Peker ile hayatında hiç tanışmadığını söyleyen İçişleri Bakanı, SuperHaber’e yaptığı açıklamada, kendisiyle gerçekleştirildiği belirtilen “arabuluculuk” ziyaretini yalanlayarak bunun hiç yaşanmadığını dile getirdi.

    Soylu iddiaya ilişkin, “Süleyman Özışık ile en son geçen yıl haziran ayında görüştüm, yakın zamanda Süleyman Özışık ile temasımız olmadı.” ifadelerini kullandı.

    Kendisine bir kumpas kurulduğunu ileri süren Bakan Soylu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yakından tanıdığımız arkadaşlar ismimizi kullanarak bir mafya lideri ile bana tuzak ve tezgah kurdular. Yarın sabah Hadi Özışık ile Süleyman Özışık hakkında suç duyurusunda bulunacağım. PKK ile terör örgütleri ve çetelerle bu kadar mücadele veriyoruz, keşke başıma bir şey gelseydi de bugünleri görmeseydim.”

    Ne olmuştu?

    Halk TV’ye konuşan CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, bir gazetecinin Sedat Peker ile Soylu arasında arabuluculuk yaptığını söylemişti. Sosyal medyada Özışık kardeşlerin adı ortaya atılınca Hadi Özışık, Özel’i ‘siyasi namussuzluk’la suçlamış ve “Ne Peker’le ne Soylu’yla böyle bir konuda konuşmam olmadı. Asla” ifadesini kullanmıştı.

    Bunun üzerine kimseye hile yapmayacağını dile getiren ve Twitter hesabından Hadi Özışık’la video görüşmesinin kaydını paylaşan Peker, şu notu iletmişti:

    “Kıymetli dostlarım, İnternethaber sitesinin sahibi olan Hadi Özışık – Süleyman Özışık kardeşler en yakınları olan Süleyman Soylu’yla benim aramda aracılık yaptıklarını yalanlamışlar, söyleyen şerefsizdir demişler. Ben kimseye hile yapmam, ancak kendimi de rezil duruma düşürmem. 2) Anlatımlarımda ismi geçen herkesi uyarıyorum. Beni yalanlamayın, herkesi rezil ederim. Adam gibi dik duracağız. Yoksa yerle yeksan ederim”

    Hadi Özışık’tan Sedat Peker açıklaması

    Soylu’nun açıklamalarda bulunarak Sedat Peker’in videolarında yer alan iddialarla ilgili Özışık kardeşler hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıklamasının ardından Hadi Özışık’tan açıklama geldi. Özışık twitter paylaşımında “Sayın Süleyman Soylu’nun benim üzerimden yıpratılmasından ötürü üzgünüm kamuoyundan özür diliyorum” dedi.

    Özışık açıklamasında, Peker ile kendi inisiyatifiyle görüştüğünü öne sürerek Soylu’nun görüşmelerden haberdar olmadığını yazdı.

    Özışık’ın açıklaması şu şekilde;

    “Sn. Süleyman Soylu ile yıllardır süregelen bir hukukum var. Sedat Peker’i de tanırım. Yayınladığı videoların maksadını aşmaya başladığını düşündüğümden dolayı kendisiyle birkaç görüşme yaparak, sakinleştirmeyi ve Türkiye’nin gündemini meşgul eden bu tatsız durumu nihayete erdirmesini sağlamaya çalıştım. Bu görüşmelerden Sayın Soylu’nun haberi ve bilgisi yoktu -olamazdı da. Peker ısrarla tavrını sürdürünce ‘haklısın’ diyerek konuyu kapatmak durumunda kaldım. İyi niyetle aldığım inisiyatifin olumsuz sonuçlarının sorumluluğu da şahsıma aittir. Sayın Soylu’nun da ifade ettiği gibi kendisiyle bu konuda ne şahsımın ne de kardeşimin hiçbir irtibatı olmamıştır”

  • HDP Eş Başkanı Pervin Buldan gözaltına alınan Şenyaşar ailesinin yerine temsili oturma eylemi yaptı

    HDP Eş Başkanı Pervin Buldan gözaltına alınan Şenyaşar ailesinin yerine temsili oturma eylemi yaptı


    AK Parti Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın 2018’deki seçim çalışmaları sırasında çıkan bir kavgada, eşini ve iki oğlunu kaybetmesinin ardından adalet arayışı için Urfa Adliyesi önünde “adalet nöbeti” tutan Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar ‘Kamu memuruna hakaret’ iddiasıyla gözaltına alındı.

    Gözaltı işlemi, Şenyaşar ailesine destek olmak amacıyla Urfa’ya giden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın açıklama yaptığı sırada gerçekleşti.

    İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen anne ve oğul Şenyaşar’ı ziyaret etemek üzere Urfa Adliyesi’ne yönelen Buldan, aile üyelerinin yerine temsili olarak oturma eylemi yaptı.

    Buldan eylem sırasında “Biz bugün buraya Şenyaşar ailesinin tutmuş olduğu nöbete destek olmak için geldik. Şenyaşar ailesinin uzun süredir devam ettirdiği, aradığı ve bulmaya çalıştığı bir adalet arayışına ortak olmaya geldik. Şenyaşar ailesi burada bir acı yaşadı. Şenyaşar ailesinin yaşadığı acıdan kaynaklı, hepimiz bu acının ortağı olduğumuzu ve bu acıyı yüreğimizde hissettiğimizi ifade etmeye geldik. Ancak bugün geldik, gördük ki Şenyaşar ailesi burada değil. Bugün geldik gördük ki Şenyaşar ailesi, biz buraya geleceğimiz için gözaltına alınmış. Yaşanan bir hukuksuzluk, adaletsizlik ve vicdansızlık var. Ancak bütün bunların üzerine yeni adaletsizlikler, hukuksuzluklar ve vicdansızlıklar yaratılıyor” şeklinde açıklama yaptı.

    Gizlilik kararı alınan ikinci soruşturma henüz açılmadı

    Emine Şenyaşar’ın eşi Hacı Esvet ile çocukları Adil ve Celal Şenyaşar’ı kaybettiği olaya ilişkin dava kapsamında iki ayrı soruşturma başlatıldığını, birinci soruşturma sonucu tutuklamaların yapıldığını ama ikinci soruşturmaya gizlilik kararı verilerek, dosya henüz açılmadığını kaydeden Buldan “Esas önemli olan da bu ikinci soruşturmada, kimlerin neyi yaptığı, faillerin nasıl cinayeti işlediği çok açık olarak bilinmekte olduğu için, bu soruşturmaya gizlilik kararı verilmiştir” diyerek Şenyaşar ailesinin adalet beklediğini vurguladı.

    Ne olmuştu?

    AKP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın ilde yürüttüğü 2018 seçim çalışmaları sırasında çıkan kavgada Şenyaşar ailesinin üç ferdinin yanı sıra milletvekilinin ağabeyi Mehmet Şah Yıldız da hayatını kaybetti.

    Yalnızca aile bireylerinin katılmasına izin verilen Yıldız’ın cenaze töreninde polis, kalabalığa biber gazı ve basınçlı su sıkarak müdahale etti.

    Emine Şenyaşar’ın diğer oğlu Fadıl Şenyaşar’a milletvekilinin kardeşi Mehmet Şah Yıldız’ı öldürmek, Abdurrahman Yıldız, Mustafa Yıldız, Nihat Yıldız, Süleyman Yıldız, Kenan Yıldız’ı öldürmeye teşebbüs etmek ve Engin Şimşek, Ahmet Çetin’i yaralamak ve tabanca taşımak suçlamasıyla toplam 37 yıl 9 ay ceza verildi.

  • AİHM, Redhack davasında ‘özgürlük ve ifade özgürlüğü’ haklarının ihlal edildiğine hükmetti

    AİHM, Redhack davasında ‘özgürlük ve ifade özgürlüğü’ haklarının ihlal edildiğine hükmetti


    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), eski Bakan Berat Albayrak’ın RedHack tarafından ele geçirilen kişisel e-posta hesabındaki bilgileri haberleştirdikleri gerekçesiyle tutuklanan Tunca Öğreten ile Mahir Kanaat’ın özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiği yönünde karar verdi.

    Diken haber editörü Tunca Öğreten “DHKP/C”, Birgün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat ise “FETÖ/PDY” ile irtibatlı olmakla suçlanıyordu.

    AİHM, davada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “özgürlük ve güvenlik hakkı”na ilişkin 5.1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardı. Mahkeme ayrıca, sanıkların avukatlarının soruşturma dosyasına erişemediği için 5.4 maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirdi.

    Son olarak, ifade özgürlüğüne ilişkin Sözleşmenin 10. maddesinin de ihlal edildiği tespit edildi.

    Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait, WikiLeaks platformu üzerinde de yayınlanmış e-postaları indirip haberleştirmenin “basın özgürlüğü” kapsamına girdiğine işaret eden AİHM, haber nedeniyle gazetecilerin somut kanıt olmaksızın terör örgütü üyeliğinden suçlanmasının “tarafsız bir gözlemciyi ikna etmek için yeterli olmadığı” vurgusunu yaptı.

    Mahkeme ayrıca karar açıklamasında, “muhalif seslerin yargılama öncesi tutuklanmasının, bu davada olduğu gibi, hem tutulan kişiler hem de bir bütün olarak, toplum için çok sayıda olumsuz etki yarattığını” ifade etti.

    Mahkemenin kararına göre Ankara, Tunca Öğreten’e 5 bin 700 euro maddi tazminat, davacıların her birine 14 bin euro manevi tazminat ve 2 bin 250 euro mahkeme masrafı ödeyecek.

    Redhack davasında ne olmuştu?

    Redhack’in yayınladığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait elektronik yazışmaları haberleştirdikleri için BirGün çalışanı Mahir Kanaat, Diken eski editörü Tunca Öğreten, kapatılan DİHA’nın Haber Müdürü Ömer Çelik, kapatılan DİHA’nın muhabiri Metin Yoksu, Yolculuk Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Eray Sargın ve ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan, 25 Aralık 2016’da gözaltına alındı.

    İstanbul, Ankara ve Diyarbakır merkezli yapılan operasyonda gözaltına alınan altı isimden Öğreten, Kanaat ve Çelik 24 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklanırken, diğer isimler 17 Ocak 2017’de serbest bırakıldı.

    Kanaat ve Öğreten’in, Anayasa Mahkemesine yaptıkları bireysel hak ihlali başvuruları sonuçsuz kalmıştı. Anayasa Mahkemesi, gazetecilerin “kişi hürriyeti ve güvenliği” ve “ifade ve basın özgürlüklerinin” ihlal edilmediği sonucuna varmıştı.