Etiket: Dava

  • İbrahim Tatlıses’e tehdit ve hakaretten hapis cezası

    İbrahim Tatlıses’e tehdit ve hakaretten hapis cezası


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ayşe Özdoğan ile ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığından açıklama

    Ayşe Özdoğan ile ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığından açıklama


    Kanser tedavisi görebilmek için hakkındaki mahkumiyet kararının ertelenmesi sürecini ve endişelerini basına anlatan Ayşe Özdoğan’la ilgili Antalya Başsavcılığından açıklama geldi.

    Özdoğan, silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla açılan bir davada 9 yıl 4 ay hüküm giymiş, sağlık durumundan dolayı ceza infazının ertelenmesi için başvuruda bulunmuştu.

    euronews’e konuşan Özdoğan, yargı süreci boyunca yaşadıklarını anlatıp, ‘cezaevinde yatamaz’ raporu alamamaktan endişe ettiğini ve yetkililerden yardım beklediğini söyledi.

    Basında çıkan haberler üzerine Antalya Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada “Özdoğan’ın tedavi sürecinin ve infaz erteleme işlemlerinin aksatıldığı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.” denildi.

    “Adli Tıp Kurumuna bizzat gelemediğinden”

    Başsavcılık, nihai karar için Özdoğan’dan ek rapor istenmesine de değinerek şu ifadeleri kullandı:

    “Anılan Kanun hükmü gereğince rapor, onay için İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmiştir. Adli Tıp Kurumunca yapılan değerlendirmede ise kesin karar için ilgilinin bizzat hazır edilmesi istenmiştir.

    Ancak, hükümlünün sağlık durumu elvermediğinden Adli Tıp Kurumuna gidemeyeceğini beyan etmesi nedeniyle Adli Tıp Kurumu, yerel hastane tarafından yapılmak üzere ek tetkikler istemiş, temin edilecek raporların gönderilmesi ile -kişi bizzat hazır olmadan- bir karar vereceğini bildirmiştir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 2021 yılında sanatçılar sahneye değil; mahkemeye çıktı

    2021 yılında sanatçılar sahneye değil; mahkemeye çıktı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki petrol sızıntısına soruşturma: Sanılandan daha büyük

    Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki petrol sızıntısına soruşturma: Sanılandan daha büyük


    Rusya’nın Karadeniz kıyısında yaşanan petrol sızıntısının tahmin edilenden daha büyük olduğunun ortaya çıkmasıyla geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı. Başsavcılık, çevre kirliliği suçlamalarıyla ilgili bir ceza soruşturması başlattığını ve suçlulardan tazminat talep edeceğini söyledi.

    Rusya Bilimler Akademisi (RAN), Karadeniz’de yaşanan ve 200 metrekare alanı etkilediği bildirilen petrol sızıntısının aslında 80 kilometrekare alanı etkilediğini açıkladı.

    Çevreci dernek WWF Rusya’ya göre toplam 100 ton petrol denize döküldü.

    Sızıntı, açıklanandan 400 bin kat daha fazla

    RAN’da görevli bilim insanlarınca hazırlanan raporda, 7 Ağustos’ta Rusya’nın Karadeniz sahilindeki Novorossiysk şehrinde terminalde yaşanan petrol sızıntısına dair bilgiler verildi.

    Sızıntının, terminalde bulunan Yunanistan bayraklı bir gemide yaşandığı aktarılan raporda, “Radarla yapılan incelemelerde, petrol kirliliğinin neredeyse 80 kilometrekare alana ulaştığı ve sızıntının beyan edilenden çok daha büyük olduğu tespit edildi.” ifadesi kullanıldı.

    Terminalin sahibi Caspian Pipeline Consortium adlı şirketten olaya ilişkin 8 Ağustos’ta yapılan açıklamada, sızıntının yalnızca 200 metrekarelik alana yayıldığı öne sürülmüştü.

    Rusya Tabii Kaynaklar ve Çevre Ajansınca (Rosprirodnadzor) yapılan açıklamada, sızıntının çevreye verdiği zararın değerlendirmesine yönelik çalışmalara başlandığı kaydedildi.

    Sızıntı nasıl meydana gelmişti ?

    Petrol sızıntısı, 7 Ağustos’ta Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’nun yükleme cihazı VPU-1’den Yunanistan bayraklı Minerva Symphony tankerine petrol pompalanması sırasında meydana gelmişti.

    Uydu ve meteorolojik verileri analiz etmeye devam eden uzmanlar, elde ettikleri son verileri henüz paylaşmadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, Hitler’e benzetildiği afişleri asan kişi hakkında suç duyurusunda bulundu

    Macron, Hitler’e benzetildiği afişleri asan kişi hakkında suç duyurusunda bulundu


    Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Adolf Hitler’e benzetildiği afişleri asan Michel-Ange Flori adlı vatandaşı yargıya şikayet etti.

    Macron’un isteğiyle Paris’ten bir hukuk firması, Fransa’nın güneyinde, Toulon ve Seyne-sur-Mer kentlerinde yol üzerinde yer alan, montajla Hitler’e benzetildiği ve “İtaat et, aşı ol!” ifadesinin yer aldığı afişleri hazırlayan Flori hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Flori’nin bugün, afişler hakkında Toulon Savcılığının “Cumhurbaşkanı’na kamusal alanda hakaret” suçlamasıyla açtığı soruşturmada ifade vermesi bekleniyor.

    ‘Sağlık diktatörlüğü’

    Macron, bazı meslek gruplarına yönelik yeni tip koronavirüs zorunlu aşı politikasını ve sağlık ruhsatı uygulamasını yürürlüğe koyan Covid-19 ile mücadele yasası aşı karşıtları tarafından eleştiriliyor.

    Parlamentodan 26 Temmuz’da geçen yasa, hastane ve bakımevi çalışanlarına, itfaiyecilere Covid-19 aşısı zorunluluğu getiriyor.

    Yasa, belli etkinlik ve mekanlara girişte, Covid-19 aşısı olduğunu belgelemeyi, son 48 saatte yapılmış negatif PCR testi sonucunu göstermeyi ya da son 6 ayda hastalığa yakalanıp iyileştiğini kanıtlamayı gerektiren Covid-19 ruhsat uygulamasını konser gibi geniş katılımlı etkinliklerin yanı sıra kafe, restoran, toplu taşıma ve 50 kişiden fazla kapasiteli kapalı mekanlar ile eğlence parklarında da zorunlu hale getiriyor.

    Tartışmalı yasa tasarısı, aşı karşıtları tarafından “sağlık diktatörlüğü” olarak nitelemiş, 25 Temmuz’da Fransa genelinde resmi verilere göre 160 binden fazla kişinin katıldığı gösterilerde protesto edilmişti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Temyiz Mahkemesi, Erdoğan’ın korumalarına karşı açılan davada Türkiye’nin itirazını reddetti

    ABD Temyiz Mahkemesi, Erdoğan’ın korumalarına karşı açılan davada Türkiye’nin itirazını reddetti


    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın korumaları ile protestocular arasında 4 yıl önce meydana gelen şiddet olaylarıyla ilgili görülen davada temyiz mahkemesi Türkiye’nin itirazını reddetti.

    Mahkemenin ret kararı Türkiye aleyhine açılan ve Ankara tarafından temyize taşınan iki farklı tazminat davasının devam etmesi anlamına geliyor.

    Üç yargıçtan oluşan Temyiz Mahkemesi, Türkiye’yi suçlu bulan alt mahkeme kararını incelerken, ABD hükümetinden de görüş talep etmişti. Bu görüş 10 Mart 2021’de ABD Dışişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlıkları tarafından açıklanmış ve Türkiye aleyhine çıkmıştı.

    ABD’deki bakanlıkların Türkiye aleyhine bildirdiği görüşte vurgulanan bir diğer konu ise, “protestocuların saldırıya uğradığında zaten yerlerde olduğu, kaçmaya çalışanların da yine Cumhurbaşkanlığı korumaları tarafından darp edilmesiydi.”

    Bu durumlardan hiçbirinin yabancı ülke liderlerini koruyan güvenlik güçlerine tanınan ayrıcalıklardan olmadığının altı çizildi.

    ABD’de 1978’de kabul edilen “Yabancı Devlet Liderleri Dokunulmazlık Yasası” (FSIA – Foreign Sovereign Immunities Act) ülkede görevli yabancı güvenlik güçlerine bazı imtiyazlar tanıyor. Ancak söz konusu kanunda, kesin çizgilerle bu imtiyazlar ve haklar açıklanmıyor.

    2017’deki arbedede ne yaşanmıştı?

    16 Mayıs 2017’de başkent Washington’da Türkiye kökenli ABD vatandaşı bir grup, ellerinde “Demirtaş’a özgürlük” pankartıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine sloganlar atmış, o esnada bölgede bulunan Erdoğan’ın korumaları gruba müdahale etmişti. Tekme ve yumrukların kullanıldığı müdahale anına dair görüntü gündeme oturmuştu.

    Olayın büyümesi sonrası Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç konutun önüne gelmiş, bölgeye ABD’li ek emniyet kuvvetleri takviye edilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da 6 STK ‘ayrımcı kimlik kontrollerini’ sonlandırmak için devlete karşı toplu dava açtı

    Fransa’da 6 STK ‘ayrımcı kimlik kontrollerini’ sonlandırmak için devlete karşı toplu dava açtı


    Fransa’da aralarında Uluslararası Af ve İnsan Hakları Gözetleme örgütlerinin de olduğu 6 sivil toplum kuruluşu, polisin “ayrımcı kimlik kontrollerine” son vermesi için devlet aleyhine toplu dava açtı.

    Sivil toplum kuruluşları ocak ayında resmi olarak Fransız hükümetinden bu kontrolleri durdurması için yapısal reformlar hayata geçirmesi ve somut önlemler alması talebinde bulunmuştu.

    Yetkililerin kanuni zorunluluk olan 4 ay içerisinde bu talebe karşılık vermesi gerekiyordu. Bunu yapmayınca kuruluşlar üst idari mahkeme olan Devlet Konseyi’ne başvurdu.

    Başvurularında STK’lar ceza kanunlarının değiştirilerek ayrımcı kimlik kontrollerinin doğrudan yasaklanması ya da kimlik kontrollerinden sonra bir belge verilmesi talebinde bulundu.

    STK avukatlarından Antoine Lyon Caen ABD’deki emsal karara binaen böyle bir adım attıklarını belirtti. 2013 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan benzer bir toplu dava sonrası ceza kanunlarının değiştirilmesine karar verilmiş bunun sonucunda da New York’taki kimlik kontrolü uygulaması ciddi şekilde azalmıştı.

    450 sayfalık başvuruda şahıs ifadeleri, akademik çalışmalar ve önceki mahkeme kararları da yer alıyor. Bunların arasında Paris Temyiz Mahkemesi’nin 2017 yılında Gare du Nord tren garında 3 lise öğrencisine uygulanan kimlik kontrolünün ayrımcı olduğu yönünde verdiği karar da bulunuyor.

    Davacı kuruluşlardan Pazapas Belleville Başkanı Issa Coulibaly bu uygulamaya özellikle gençlere karşı çok sık başvurulduğunu belirtti. Coulibaly bu uygulamanın kişiler üzerinde dışlanmışlık ve ikinci sınıf vatandaş olma hissine neden olduğunu vurguladı.

    İnsan Hakları Gözetleme örgütü tarafından haziran ayında yayınlanan bir raporda 10 yaşındaki çocukların bile kimlik kontrolüne maruz kaldığı, bazılarının ellerini duvara ya da arabaya yaslayarak bacaklarını ayırmak ve polisin aşağılayıcı müdahalelerine sessiz kalmak zorunda kaldığı vurgulandı.

    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da aralık ayında verdiği bir röportajda “Şu anda, eğer ten renginiz beyaz değilse daha fazla kontrol ediliyorsunuz. Problem faktörü olarak görülüyorsunuz ve bu kabul edilemez,” ifadelerini kullanmıştı.

    Polis sendikaları ise bu açıklamalara sert tepki göstererek ırkçılık suçlamalarını reddetmiş ve kimlik kontrollerine tamamen son verme çağrısında bulunmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Uzan’dan, TMSF’nin el koyduğu şirketlerini alanlara yaklaşık 69 milyar euroluk tazminat davası

    Uzan’dan, TMSF’nin el koyduğu şirketlerini alanlara yaklaşık 69 milyar euroluk tazminat davası


    Cem Uzan ve Hakan Uzan, aralarında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF), Motorola ve Vodafone’un da bulunduğu 60 firma ve kişiye yaklaşık 69 milyar euro tutarında tazminat davası açtı.

    Euronews’in davayı yakından takip eden bir kaynaktan edindiği bilgiye göre Paris İstinaf Mahkemesi’nde açılan davada sanıklar arasında Suzan Sabancı, Ferit Şahenk, Aydın Doğan, Nihat Özdemir ve Ahmet Nazif Zorlu gibi isimler de yer alıyor.

    TMSF’nin el koyduğu Uzan grubuna ait şirketleri satın alan sanıklara ‘dolandırıcılık ve haksız kazanç elde etme suçlamaları’ yöneltiliyor. Davacı taraf 2005’teki satışlardab itibaren uğradıkları zararın tazmin edilmesi için gereken rakamın 68.9 milyar euro olduğunu savunuyor.

    Le Figaro gazetesine konuşan Fransız mahkemesinden bir yetkili, daha önce Twitter ve Airbnb gibi şirketlerin davalarına baktıklarını ve söz konusu tazminat miktarını şaşkınlıkla karşılamadıklarını belirtti.

    Davanın ilk duruşmasının savunma tarafına tanınacak süreden dolayı 2021 sonunda ya da 2022 başında görülmesi bekleniyor.

  • Güney Afrika eski Başkanı Zuma, yolsuzluk davası duruşmasına katılmadı: Hapsi isteniyor

    Güney Afrika eski Başkanı Zuma, yolsuzluk davası duruşmasına katılmadı: Hapsi isteniyor


    Güney Afrika’da yolsuzlukla yargılanan eski Devlet Başkanı Jacob Zuma, Anayasa Mahkemesi’nin duruşmaya katılma zorunluluğu getirmesine rağmen bir kez daha hakim karşına çıkmadı. Yolsuzluk soruşturması savcısı Anayasa Mahkemesi’nden Zuma’nın hapsinin talep edileceğini duyurdu.

    Soruşturmaya başkanlık eden savcı Raymond Zondo, 2009-2018 yılları arasındaki Başkanlık dönemi ile ilgili hakkında 18 yolsuzluk davası bulunan Zuma’nın duruşmaya katılmamak için geçerli bir mazeretinin olmadığını söyledi.

    Soruşturma komisyonu, Anayasa Mahkemesi’nin Ocak ayında hakkında sessiz kalma hakkını iptal ettiği ve duruşmaya katılma zorunluluğu getirdiği eski Devlet Başkanı hakkında ‘mahkemeye saygısızlık’ iddianamesi düzenleyeceğini duyurdu.

    Savcı Zondo, komisyonun Anayasa Mahkemesi’nden Jacob Zuma hakkında hapis cezası talep edeceğini açıkladı.

    Zuma’nın avukatları, pazartesi günü komisyona gönderilen mektupta, mahkeme celplerinin hukuksuz olduğunu belirterek, 78 yaşındaki eski Devlet Başkanı’nın duruşmaya katılmayacağını iletmişti.

    Jacob Zuma, 2020 yılında sağlık sebepleriyle duruşmalara katılmamış ve Durban Yüksek Mahkemesi tarafından hakkında ertelenmiş tutuklama hükmü verilmişti.

    Zuma nelerle suçlanıyor?

    Zuma görevi boyuncu çok sayıda yolsuzlukla suçlansa da bunları hep reddetti.

    Eski Afrikalı lider 1990’lı yılların sonunda 2 buçuk milyar dolar tutarında bir silah alım ihalesinde usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle yargılanıyor.

    Yüksek Mahkeme ayrıca Zuma’nın 18 ayrı yolsuzluk, sahtekarlık, şantaj ve kara para aklama suçundan yargılanmasına karar verdi.

    Devlet başkanlığına 2009’da seçilerek ülkeyi 9 yıl yöneten Zuma’nın adı birçok yolsuzluk soruşturmasına karışmış ve devlet bütçesinden şahsi harcamalar yaptığı öne sürülmüştü.

    Zuma, yolsuzluk iddiaları nedeniyle partisinden gelen yoğun baskılar sonucu başkanlık görevinden Şubat 2018’de istifa etmişti.

  • AB-AstraZeneca aşı tedariki davasında iki taraf da zafer ilan etti

    AB-AstraZeneca aşı tedariki davasında iki taraf da zafer ilan etti


    Covid-19 aşısı tedariki konusunda davalık olan Avrupa Birliği ve AstraZeneca mahkemeyi kazandıklarını ilan etti.

    Geçen ocakta AstraZeneca’nın 27 birlik üyesine tedarikte gecikmeler yaşanacağını açıklamasının ardından Brüksel durumu mahkemeye taşımıştı. AB Komisyonu, İngiliz-İsveç ortaklığı şirketin teslimatlarda önceliği İngiltere gibi ülkelere tanıdığını öne sürerek, ilaç şirketini “kötü niyetli” davranmakla itham etmişti.

    Bu davanın ilk ayağının görüldüğü Brüksel Sulh Hukuk Mahkemesi AstraZeneca’nın Birliğe 27 Eylül’e kadar 50 milyon doz aşı sevk etmesine hükmetti. Bu kararın yerine getirilmemesi durumundaysa laboratuvarın her doz için 10 euro ödeme yapmasına karar verdi.

    Mahkemenin kararına göre Birlik ülkeleri 26 Temmuz’a kadar 15 milyon, 23 Ağustos’a kadar 20 milyon, ve 27 Eylül’e kadar 15 milyon AstraZeneca aşısının kendilerine ulaştırılacak.

    Karar konusunda açıklama yapan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen memnuniyetini dile getirirken mahkemenin AB’nin pozisyonunu “onayladığını” ve AstraZeneca’nın yapılan anlaşmanın şartlarına uymadığının “kanıtlandığını” ifade etti.

    AstraZeneca karardan memnun

    Öte yandan mahkeme kararını memnuniyetle karşılayan diğer taraf da AstraZeneca oldu. Laboratuvar yaptığı açıklamada mahkemenin Brüksel’in eylüle kadar 300 milyon dozluk aşı tedariki başvurusunu “reddettiğini” ileri sürdü.

    “Şu ana kadar Avrupa Birliği’ne 70 milyon aşı gönderdik” diyen ilaç şirketi yönetimi, bu miktarın haziran sonuna kadar 80 milyon dozun üzerine çıkacağını ifade etti. Avrupa Komisyonu’nun anlaşmanın diğer taraflarından daha fazla önceliğinin bulunmadığının mahkemece kabul edildiğini ileri süren şirket, Komisyon’un mahkemeye yaptığı tüm taleplerin reddedildiğini kaydetti.

    İlaç devi ayrıca mahkemenin kararında AstraZeneca’nın “ilk defa karşılaşılan bir durum karşısında yaşadığı zorlukların gecikmeyi önemli ölçüde etkilediği”nin altını çizdiğini de belirtti.

    AB, yılın ilk çeyreğinde 120 milyon doz aşı beklerken, şirket sadece 30 milyon doz sağlayabilmişti. İkinci çeyrekte ise AB tarafı 180 milyon doz bekliyordu ancak firma, bu dönemde 70 milyon doz sağlayabileceğini açıklamıştı.