Etiket: Çocuk Hakları

  • Ensar, Elmalı, Fıkır-Der: Türkiye’de gündem olan istismar davalarında yargı süreci ne durumda?

    Ensar, Elmalı, Fıkır-Der: Türkiye’de gündem olan istismar davalarında yargı süreci ne durumda?


    Birgün yazarı gazeteci Timur Soykan, 3 Aralık 2022’deki yazısında , İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’yi 2002 yılında 6 yaşındayken imam nikahıyla ‘evlendirdiğini’ ortaya çıkardı. 

    H.K.G’nin şikayetiyle yıllarca süren çocuk istismarı ortaya çıkarken Soykan 7 Aralık’taki yazısında da fotoğraflarla istismarı bir kez daha kanıtlandı. Hiranur Vakfı’nda 6 yaşındaki çocuğun istismarı özellikle sosyal medyada infial yaratırken birçok siyasi parti konuya ilişkin açıklama yapmış, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı davaya müdahil olduğunu duyurmuştu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık da “Çocuk istismarı, çocuğa yönelik istismar vakaları siyasetin konusu değildir. Bunlar son derece insani ve her zeminde, her toplumda karşılaşılabilecek meseleler” açıklamasında bulundu.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da 6 çocuğunun cinsel istismarına yönelik iddialarla ilgili 2012’de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veren Cumhuriyet Savcısı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) inceleme izni verdi. Savcı hakkında inceleme başlatıldı. Öte yandan İstanbul’daki ilişkin Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’nin 6 yaşında ‘imam nikâhı’ ile ‘evlendirilmesi’ ve cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. Yusuf Ziya Gümüşel, Fatma Gümüşel ve Kadir İstekli, 22 Mayıs 2023’te hakim karşısına çıkacak.

    Ayrıca AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin konuya ilişki araştırma komisyonu kurulacağını duyurdu.

    Hiranur Vakfı’na ilişkin yargı süreci devam ederken Türkiye’de son 7 yılda infial yaratmış çocuk istismarı davaları sırasıyla şöyle:

    Ensar Vakfı davası: Faile 508 yıl hapis

    Karaman’da Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’ne (KAİMDER) bağlı evlerde kalan 9-10 yaşlarındaki çocukların 2012 – 2015 yılları arasında istismara maruz kaldığı ortaya çıktı.

    Birgün gazetesinde 12 Mart’ta “Karaman’da 45 erkek öğrenciye tecavüz!” başlığıyla yayımlanan haberle istismar Türkiye gündemine oturdu. Evlerde kalan çocuklardan birinin okula gitmek istemesi üzerine ablasının çocuğu psikiyatriste götürmesi, çocuğun kendisine hayvan pornoları izletildiğini söylemesi ve psikiyatristin savcıyı araması üzerine soruşturma açıldı. Ve fail 54 yaşındaki sanık Muharrem Büyüktürk tutuklandı.

    45 çocuktan 10’u Karaman Devlet Hastanesi’nden tecavüz raporu aldı. Çocuklar ifadelerinde Muharrem Büyüktürk’ün kendilerini dövdüğünü, tehdit ettiğini, korktukları için direnemediklerini ve utandıkları için yaşadıklarını kimseye anlatamadıklarını söyledi. Muharrem Büyüktürk ise suçunu kabul etti.

    Nisan 2016’da Karaman Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık Muharrem Büyüktürk için “çocuğun nitelikli cinsel istismarı”, “hürriyeti tahdit”, “kasten yaralama” ve “müstehcen görüntüleri izletme” suçlarından her öğrenci için ayrı ayrı olmak üzere toplamda 508 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    Öte yandan dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, istismarın ortaya çıkmasının ardından “Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar Vakfı’nı da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz” açıklamasında bulunmuştu.

    14 yaşındaki engelli çocuğa yönelik istismar: Davada tutuklu kalmadı

    Türkiye’nin gündemine oturan bir diğer çocuk istismarı davası ise Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde kayıtlara geçti. Kulp’ta yaşayan 14 yaşındaki zihinsel engelli F.B’nin 2014 ve 2015 yılları arasında 653 kez cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı.

    Diyarbakır Çocuk İzlem Merkezi’nde yeniden ifadesi alınan F.B., bir şüphelinin yaklaşık 200 kez, bir şüphelinin ise ölüm tehdidiyle 100 kez kendisine cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. Çocuğun ifadeleri üzerine 92 isim tespit edildi. İsmi geçen kişilerin, taksici, okul temizlik görevlisi, kuyumcu, belediye görevlisi, lokantacı, kamu görevlisi, itfaiyeci, kıraathaneci, kasap, elektrikçi, aşçı, kuaför ve kırtasiyeci oldukları belirlendi. 

    Kimliği tespit edilen 22 şüpheli, 2016 ve 2017 yıllarında tutuklandı. Tutuklanan şüpheliler ifadelerinde mağdura zorla veya rızası ile cinsel istismarda bulunmadıklarını söyledi. Çocuğun iç beden muayenesinde ise mağdurun hem fiili livataya maruz kaldığı hem kızlık zarının yırtıldığı belirlendi.

    Soruşturma sonucunda, mağduru telefonla aradıkları tespit edilen 10 kişi hakkında 25 Ekim 2016, 11 kişi hakkında 26 Nisan 2017 ve 1 kişi hakkında ise 22 Eylül 2017 tarihinde, ‘Çocuğun cinsel istismarı’ ve ‘Cinsel amaçla kişiyi alıkoyma’ suçlarından dokuzar yıldan 43’er yıla kadar değişen oranlarda hapis istemiyle üç ayrı iddianame hazırlandı. 

    İlk iddianamenin kabulünün ardından 10 tutuklu sanığın yargılanmasına 17 Ocak 2017 tarihinde Diyarbakır 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. 11 sanık hakkındaki 2’nci iddianame de daha sonra aynı dava ile birleştirildi. Mahkeme, 28 Mart 2017’deki duruşmada 11 sanığın, 21 Eylül 2017 günkü duruşmada ise diğer 10 sanığın serbest bırakılmasına karar verdi. Tek tutuklu N.Y. de 22 Kasım 2017 tarihinde 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tahliye edildi. Hiç tutuklunun kalmadığı dava 6 yıldır devam ediyor.

    FIKIH-DER davası: Üç suçluya ceza yağdı

    İstanbul Ümraniye’deki Fıkıh Araştırmaları Derneği’ne (FIKIH-DER) ait yatılı kursta kalan 6 çocuğun, Eylül 2019’da suç duyurusunda bulunmasıyla bir istismar daha Türkiye gündemine oturdu. Mağdur çocukların şikayetinin ardından Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmada 3 sanık tutuklandı.

    İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 sanık hakkında “çocuğun cinsel istismarı” ile “eziyet” suçlarından açılan dava Ocak 2020’de sonuçlandı. Davada yargılanan dernek başkanı Ömer Işıktekin 73 yıl, Hacı Serkan Bektaş 38 yıl, Tarık Bektaş da 25 yıl hapis cezası aldı.

    73 yıl hapis cezası olan Dernek başkanı Ömer Işıktekin’in, yaptığı sohbetlerden birine ilişkin yayımlanan videoda şunları söylediği ortaya çıkmıştı: “Yanlış yapılmış olabilir, kin besleme. Müslümanın Müslüman’da hakkı vardır, görmemezlikten gel, duymazlıktan gel. Zaten bir insanı her şeyi görüp duyarsa mutlu olmaz. Görmeyeceksin, duymayacaksın, bilmeyeceksin…”

    Elmalı davası: Sanıklar beraat etti

    Türkiye’nin gündemine oturan bir diğer dava ise Elmalı davası. 2020 yılında Balıkesir’da G.S isimli kadın 7 ve 10 yaşındaki iki torununun cinsel istismara maruz kaldığı iddiasıyla savcılığa başvurdu.

    Babaanne, Antalya’nın Finike ilçesinde yaşayan çocuklarının annesi M.A ve kocası R.A’nın çocukları istismar ettiğini iddia etmişti. Soruşturma başlatan savcılık, babaannelerinin yanında olan ana sınıfı öğrencisi G.E.G. ile ağabeyi İ.E.G.’nin, Çocuk İzlem Merkezi’nde ifadesine başvurdu.

    G.E.G. İfadesinde, annesi ve üvey babası ile birlikte isimleri F., A. ve M. olan kişilerin kendisine istismarda bulunduğunu anlattı. G.E.G. Merve A., üvey babası Rahmi A. ve dayısı S.’den şikayetçi olduğunu söyledi. .E.G. de maruz kaldıkları cinsel istismarı ve fiziksel şiddeti doğruladı. Çocuklar, başlarına gelenleri deftere yaptıkları çizimlerle de anlatmaya çalıştı. Bu resimler de soruşturma dosyasına girerken sosyal medyada da paylaşılmış ve günlerce tartışılmıştı. İktidardan siyasetçilere, sanatçılardan futbol kulüplerine kadar birçok kurum Elmalı davasına ilişkin sosyal medyada açıklama yapmıştı.

    Yürütülen soruşturma kapsamında delillerin tam olarak toplanmamış olması, delillerin karartılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle 16 Ekim 2020 tarihinde sanıklar M.A ile üvey baba R.A. tutuklandı. Ancak 5 Ocak 2021’deki ikinci duruşmada yargılama sürecinde delillerin toplanmış olduğu ve alınan beyanlarda çelişkiler olduğu gerekçesiyle sanıkların adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmalarına hükmedildi.

    Karara, Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları ve davaya müdahil olan avukatlar itiraz etmişti. Dönemin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, tahliye kararının ardından “Süreci yakından ve dikkatle takip ediyor, sürecin hassasiyetine uygun her türlü tedbiri alıyoruz. HSK da konu hakkında inceleme başlattı” açıklamasında bulunmuştu. Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığı, sanıkların tutuksuz yargılanmasına itiraz ettiklerini ancak itirazın Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildiğini duyurmuştu.

    15 Kasım 2021’de görülen son duruşmada ise anne M. A. ve üvey baba R. A. ile çocukların 15 yaşındaki dayısı S.C.G., “cinsel istismar” ve “eziyet” suçlarından yargılandıkları davada beraat etti.

    MHP Diyarbakır İl Başkanı’nı istismar davasından beraat

    Son olarak görevden alınan MHP Diyarbakır İl Başkanı Cihan Kayaalp’in istismardan beraat alması Türkiye gündeminde yer alan bir diğer çocuk istismarı davası. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın, bir gün önce kapatıldığını açıkladığı MHP Diyarbakır İl Teşkilatı’nın Başkanı Cihan Kayaalp, 17 yaşındaki E’ye defalarca cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla 17 Haziran’da tutuklanmıştı.

    Kayaalp ile ilgili soruşturma 36 günde tamamlandı. Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Kayaalp’in “zincirleme şekilde cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “zincirleme şeklinde çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz” suçlarından üst sınırdan 49 yıl 9 ay kadar hapsi istendi. 

    Ekim ayında hakim karşısına ilk kez çıkan Kayaalp hakkındaki tüm iddiaları reddedip, geçirdiği ameliyat nedeniyle ‘cinsel iktidarsız’ olduğunu ancak raporunun bulunmadığını savunmuştu. Kayaalp Kasım ayında görülen ikinci duruşmada ‘yeterli delil olmadığı’ gerekçesiyle beraat kararıyla birlikte tahliye edilmişti. Geçtiğimiz hafta Kayaalp’in beraatına ilişkin yayımlanan gerekçeli kararda ise “İstismar olsa bile çocuğun rızası var” denildi. Kararda ayrıca çocuğun Kayaalp ile birlikte cinsel eylem sırasında ‘güldüğü’ belirtilerek şöyle dendi:

    “Rızasına aykırı olarak kendisine cinsel istismara konu eylemler gerçekleştirilen kişinin eylemin gerçekleştiği sırada eylemde bulunan kişiye birlikte kahkaha atması, razı olmaması halinde herhangi bir kötülüğe maruz kalacağı yönünde delil ve emare bulunmaması ve bu yönde bir kaygısı da olmamasına rağmen eylemi gerçekleştirene rızası varmış gibi kendisini göstermesi ve eylemler sırasında beğenilme isteğini açıkça ortaya koyar sözler sarfetmesinin olağan yaşam koşulları altında rızasına aykırı şekilde cinsel eylemlere maruz kalan bir mağdurdan beklenilebilecek bir davranış şekli olmadığı, bu haliyle sanığa isnat edilen ve mağdura karşı gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin kabulünde dahi somut olayda sanık tarafından cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak eylemde bulunulduğuna, bu suretle sanığın üzerine atılı suçların kanuni unsurlarının oluştuğuna ve atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verilmesine yeter nitelik ve derecede her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı yönünde hukuki ve vicdani kanaate varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”

    6 yaşındaki torununu istismar eden ‘dede’ye beraat

    Bir diğer dava ise İzmir’den. Nisan 2018’de İzmir Torbalı’da 72 yaşındaki Mehmet Ali B.’nin 6 yaşındaki torununa aylardır cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıkmıştı. Durumu fark eden aile nisan ayı başında Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş, 5 Nisan’da Mehmet Ali B. gözaltına alınarak Buca Cezaevi’ne gönderilmişti. 23 Mayıs’ta İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada mahkeme ev hapsi talebini reddetmiş, tutukluluğun devamına karar vermişti.

    Haziran 2018’de görülen 3. duruşmada ise 72 yaşındaki Mehmet Ali B.’nin atılı suçun sabit olmadığı gerekçesi “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesine de atıfta bulunarak sanığın beraatine karar vermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin’de kaçırılan çocuğu için motosikletiyle 500 bin km yol kateden baba, 24 yıl sonra oğluna kavuştu

    Çin’de kaçırılan çocuğu için motosikletiyle 500 bin km yol kateden baba, 24 yıl sonra oğluna kavuştu


    Çin’de yaşayan Guo ailesi, 24 yıl önce kaçırılan oğullarına kavuştu, bu hüzünlü uzun hikaye bir filme konu oldu.

    24 yıl boyunca oğlundan ayrı kalan baba Guo Gangtang, henüz iki yaşındayken kaçırılan oğlunu bulmak için motosikleti ile 500 bin kilometre yol katetti. Uzun süren bir arayışın sonunda, polisin yardımı ile aile 26 yaşındaki oğullarına kavuşmanın “acı sevincini” yaşadı.

    Motosikletli Guo Gangtang’un oğlunu aramakla geçen hüzünlü hayatı 2015’te çıkan bir filme konu olmuştu, ama gerçek hayattaki hikaye mutlu son ile bitti.

    ‘Bundan sonra gelecek olan sadece mutluluk’

    Çin kamu televizyonu CCTV, babanın ve annenin, yıllar sonra evlatlarına kavuştuğu o ilk anın görüntülerini yayınladı.

    Hüzünlü bir geçmişin yükünü taşıyan gözü yaşlı baba Guo, “Bundan sonra gelecek olan sadece mutluluk” diyerek oğluna sarıldı.

    DNA testi sayesinde bulundu

    Bir DNA testinden sonra Çin polisi, uzun yıllardır oğlunu arayan baba Guo’ya, Henan Eyaleti’nde yaşayan 26 yaşındaki bir öğretmenin, kayıp oğlu Guo Zhen olduğunu söyledi.

    Yetkililerin düzenlediği bir tören ile anne, baba ve diğer bütün aile bireyleri, henüz bebekken ellerinden alınan Guo Zhen’e kavuştu.

    Bebekken kaçırıldı, başka bir aileye satıldı

    1997’de ülkenin doğusundaki Shandong Eyaleti’nde yaşayan Guo ailesinin tek çocuğu Guo Zhen, henüz 2 buçuk yaşındayken, aile evinin önünde oynarken kaçırıldı.

    Kaçıranlar çok vakit geçmeden, bebeği başka bir bölgede yaşayan bir aileye sattı.

    O dönemde 27 yaşında olan baba Guo Gangtang, işinden istifa edip, üzerinde küçük çocuğunun fotoğrafları basılı olan bayraklarla Çin’in şehirlerini gezmeye karar verdi.

    Oğlunun halen yaşadığına dair bir bilgiye sahip olmasa da, baba hiçbir zaman evladını aramaktan vazgeçmedi ve motosikleti üzerinde en az 500 bin kilometre yol katetti.

    Oğlunu aramak için çıktığı bu zor yolculukta bazen köprü altında yatmak ve dilenmek zorunda kaldığını ifade eden baba, hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadığını söyledi.

    Guo Gangtang’ın hayat hikayesi bir filme de konu oldu

    Filmde gönüllü olarak Guo Gangtang’ı canlandıran Çinli oyuncu Andy Lau sevincini gizlemedi, “Bugün son derece mutluyum çünkü ilham verici kardeşim Guo’nun oğlu 24 yıl sonra anne ve babasına kavuştu… Herkes insan kaçakçılığına karşı mücadele etmeliyiz” diye konuştu.

    ‘Anne ve babalar çocuklarını asla terk etmez!’

    Guo Gangtang’ın mücadelesi, Çin halkı için hala hassas bir konu olan çocuk kaçırma meselesi farkındalığın artmasına da yardımcı oldu.

    Aile birleşimi haberi, sosyal ağ Weibo’da bir duygu dalgası yarattı. Kullanıcılardan biri, “Anne ve babalar çocuklarını asla terk etmez! Guo’nun mücadelesi, bir babanın sevgisinin ne kadar derin olduğunu gösteriyor” diye yorumda bulundu.

    Çin’de çocuk ticareti oldukça yaygındı

    Çin Kamu Güvenliği Departmanına göre, 2016 yılında özel bir DNA veritabanının kullanıma girmesinden bu yana polis, kaçırılan 2 bin 600’den fazla çocuğun biyolojik ailelerinin bulunmasına yardımcı oldu.

    Çin’in “tek çocuk politikası” nedeniyle özellikle 1980’li yıllarda, çocuk ticareti yaygın bir suçtu. Erkek çocuk sahibi olmak isteyen bazı aileler, para karşılığında kaçırılmış çocukları satın almaktan çekinmiyordu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çocuklarda depresyon nasıl fark edilir, neler yapılması gerekiyor?

    Çocuklarda depresyon nasıl fark edilir, neler yapılması gerekiyor?


    Yeni tip koronavirüs salgınının başlangıcından bu yana yetişkinlerde kaygı bozukluğu ve depresyon belirtilerinde 3 kat artış yaşandı. Özellikle gençlerde karantina ve sıkı tedbirler intihara kadar gidebilen ciddi depresyonlara sebep oldu.

    Fakat bu dönem çocuklar için de oldukça zor. Çok küçük çocuklar da depresyona girebilir, ancak yetişkinlere göre semptomlarının belirlemek daha zor. Amerikan ve Fransız çalışmaları, 6-12 yaş arası çocukların yüzde 2 ila 3’ünün şiddetli depresyona girdiğini gösteriyor.

    Çocuk depresyonu ancak 1970’lerde psikolog Maria Kovacs sayesinde gerçek bir bilimsel tanım buldu. Kovacs, sağlık uzmanları için şu anda dünya çapında kullanılan bir çocukluk depresyonu rehberi olan Çocuk Depresyon Envanteri olan CDI’yi geliştirdi.

    Çocuklarda depresyon belirtileri nasıl anlaşılır?

    Çocukluklarda depresyon belirtilerini tanımlamak yetişkinlere göre daha zor. Çocuklar kendilerini ifade etmekte daha çok zorluk çektiği için özellikle davranışlarındaki değişiklere dikkat etmek gerekiyor.

    Uzmanlar çocuğun yaptığı şeylere değil, aslında yapamaya alışık olduğu fakat birden bire bıraktığı alışkanlıklara dikkat çekiyor.

    Örneğin, çocuğun aniden en sevdiği oyuncakları ile oynamayı bırakması, onunla konuştuğunuzda aynı şekilde tepki vermemesi, daha çabuk yorgunluk ve huysuzluk belirtileri göstermesi, daha az veya daha fazla uyuması, iştah kaybı gibi belirtiler.

    Ayrıca bazen depresyonlu bir çocuk okulda kendisini veya sınıf arkadaşlarını tehlikeye atacak davranışlarda da bulunabilir.

    ‘Çocuklarla açıkça intiharı konuşmalısınız’

    Nadir olsa da, 12 yaşın altındaki çocuklarda intihar girişimleri son yıllarda arttı. 2018’de ABD’de intihar 10 ila 14 yaş çocukların en büyük ikinci ölüm sebebiydi.

    Çocukluk depresyonu tanımının arkasındaki psikolog Maria Kovacs, şüphe duyduğunuzda bir çocuğa intihar etmeyi düşünüp düşünmediğini açıkça sormanızı tavsiye ediyor.

    Ona bunu sormanın kesinlikle intihara özendirmeyeceğini ifade eden Kovacs, “Eğer öyle bir düşüncesi yoksa, sorunuzu şaşkınlıkla karşılayacaktır, hatta sizin rahatsız olduğunuzu düşünecektir” dedi.

    Kovacs’a göre çocuğunuzun intihar düşünceleri varsa, ona “tam olarak ne yapmak istediği” sorulması gerekiyor. Psikolog, böylesi bir durumda çok beklemeden bir uzmana başvurulması gerektiğini belirtiyor, ona göre genelde çocuklar dikkat çekmek için intihar düşüncelerine sahip olmuyor.

    Kovacs’a göre, en az iki hafta boyunca çocukta tutum değişikliği belirtileri devam ederse gerçekten endişelenmeye başlamalısınız.

    İyi haber şu ki, genellikle çocuklarda depresyon tedavileri hızlı ve iyi sonuç veriyor. Bu arada ve mümkünse çocuklar açık hava etkinlikleri yapmaya, dışarıda yürümeye ve oynamaya teşvik edilmelidir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çocuk işçilerin sayısı son 20 yılda ilk defa artışa geçti

    Çocuk işçilerin sayısı son 20 yılda ilk defa artışa geçti


    Birleşmiş Milletler’in yayınladığı yeni raporda çocuk işçiliğinin son 20 yıldır ilk defa artışa geçtiği dikkat çekti.

    Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından ortaklaşa hazırlanan rapora göre Covid-19 pandemisi nedeniyle milyonlarca çocuk daha çalışmak zorunda kalacak.

    Araştırmaya göre dünya genelinde çocuk işçi sayısı 2020 başında dört yıl öncesine göre 8,4 milyon artışla 160 milyona ulaştı.

    ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan’a göre Türkiye’de çocuk işçilerin sayısı 720 bine ulaştı. Özcan, çözümün sosyal koruma planı, adil ücret sistemini kurmak olduğunu söylüyor.

    ILO’ya göre yoksullaşma konusundaki öngörülerin gerçekleşmesi durumunda 2022 sonuna kadar çocuk işçi sayısı 9 milyon daha artacak.

    Fakat raporun ortak yazarlarından UNICEF İstatistikçilerinden Claudia Cappa, bu sayının beşe katlanabileceği konusunda uyarıyor. “Alınan mali tedbirler ve diğer sebeplerden dolayı sosyal korunmada düşüş olması durumunda çalışan çocuk sayısı 46 milyona yükselebilir” diyor araştırmacı.

    Covid-19’un bir dönüm noktası olduğunu belirten Cappa, 2000 ile 2016 arasında çalışan çocuk sayısında 94 milyonluk bir düşüş yaşandığını söylüyor.

    UNICEF Başkanı Henrietta Fore, “Kapanmaların, ekonomik sarsıntıların yaşandığı, okulların kapalı kaldığı, ulusal ekonomilerin gerilediği ikinci seneyi de sonlandırırken aileler çok büyük engelleri aşmak için çözüm bulmak zorunda” kaldığını ifade ediyor.

    Rapora göre bu gidişattan daha çok erkek çocuklar etkileniyor. 2020 yılında kaydedilen 160 milyon çocuk işçiden 97 milyonunu erkek çocuklar oluşturuyordu.

    Bu tablodaki endişe verici diğer bir durum da tehlikeli işlerde çalışan, yaşları 5 ile 17 arasında değişen çocuk sayısının artışa geçmiş olması. Balıkçılık ya da maden gibi sektörlerde çocuklar haftada 43 saat çalışabiliyor. Bu da normal gelişimlerine büyük zararın yanı sıra eğitim almalarını da imkansız hale getiriyor.

    ILO ve UNICEF bu tür tehlikeli işlerde 79 milyon çocuğun çalıştığını ve bu sayının dört yıl öncesine göre 6 buçuk milyon daha fazla olduğuna işaret ediyor.

    Çocuk işçilerin yüzde 70’i (yaklaşık 112 milyon) tarım işçiliği yaparken, yüzde 20’si hizmet sektöründe yüzde 10’u ise sanayi sektöründe görev alıyor.

    Çocuk işçiliği sayısında en fazla artış görülen bölge ise Sahra-altı Afrika olarak ön plana çıkıyor. 2016’da sayılarının 16,6 milyon olduğu tahmin ediliyor.