Etiket: Cinayet

  • İstanbul’da işlenen Kaşıkçı cinayetinin Suudi aktörleri kimler?

    İstanbul’da işlenen Kaşıkçı cinayetinin Suudi aktörleri kimler?


    Suudi Arabistan hükümeti, Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Konsolosluğunda öldürülmesiyle bağlantılı 21 şüpheliden 5’i hakkında idam cezası istedi. Birleşmiş Milletler raportörü ise cinayetle ilgili Suudi Veliaht Prens Muhammet Bin Selman’ın da soruşturulması çağrısı yaptı.

    Birleşmiş Milletler Yargısız İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Çarşamba günü sunduğu raporda aralarında ölüm cezası ile karşı karşıya olanların da bulunduğu 11 sanığın ismini açıkladı. Callamard’ın Suudi hükümet kaynaklarından edindiği bilgilere dayanarak verdiği isimler, yerel savcılık tarafından doğrulanmadı.

    Medya raporları ve resmi kaynaklardan alınan bilgilerle Suudi Arabistan’da Kaşıkçı davasına ilişkin tutuklananlar şu isimler oldu:

    Mahir Abdulaziz Mutreb

    Üst düzey bir Suudi yetkilisine göre General Mutreb, Prens Muhammed’in eski sağ kolu Suud el-Kahtani’nin bilgi güvenlik yardımcısı ve konsolosluktaki baş müzakereciydi. Birleşmiş Milletler raporunda, Mutreb’in operasyonun planlanmasına günler önce dahil olduğu ve Kaşıkçı hakkında “kurbanlık kuzu” dediği belirtildi.

    Mutreb kıdemli bir istihbaratçı olmasının yanında Prens Selman’ın güvenlik ekibinin de bir parçası. Prens’i geçen sene Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’ya yapılan resmi ziyaretlerde yalnız bırakmayan Mutreb, fotoğraflarda Prens ile birlikte yer aldı.

    Suudi yetkiliye göre Mutreb’in operasyon için seçilmesinin nedeni Cemal Kaşıkçı’yı daha önce Londra’daki Suudi Konsolosluğu’nda birlikte çalıştıkları zamanlardan tanıyor olması ve onu Suudi Arabistan’a geri dönmeye ikna edebileceği düşüncesiydi.

    Salah Muhammed Abduh et-Tubeyki

    Suudi İhtisas Komisyonu tarafından hazırlanan biyografiye göre, Salah Muhammed Abduh et-Tubeyki Suudi İçişleri Bakanlığı’nın cezai delil dairesinde adli tıp uzmanıydı.

    Suudi yetkiliye göre Tubeyki, İstanbul’daki Kaşıkçı cinayetinde parmak izleri ya da şiddet uygulandığına dair kanıtları ortadan kaldırmakla görevlendirilmişti. Birleşmiş Milletler raporunda ise Tubeyki’nin ekibin esas elemanlarından olmadığı ancak cesedi ortadan kaldırmak için özel olarak operasyona dahil edildiği belirtiliyor.

    Mutreb ve Tubeyki dışında idam cezası ile karşı karşıya kalanlardan Fahad Şebib el Balaw ve Waled Abdullah el Şehri’nin Suudi Kraliyet Muhafızları üyesi, Turki Muşerref el Şehri’nin ise istihbarat yetkilisi olduğu belirtildi. Birleşmiş Milletler raporunda bu üç ismin de cinayet saatinde konsoloslukta olduğu bilgisi yer aldı.

    Ahmed Muhammed el Asiri

    Genel istihbarat eski başkan yardımcısı olan Asiri Kral Selman tarafından görevden alınanlar arasındaydı. Savcı, Asiri’nin Kaşıkçı hakkında “öldürülme” emrini değil ancak iadesi için operasyon emrini verdiğini söyledi.

    Suudi medyasına göre Asiri 2002’de orduya katıldı ve 2015’de Yemen iç savaşına müdahale eden Suudi liderliğindeki koalisyonun sözcülüğünü yaptı. Asiri Nisan 2017’de kraliyet kararnamesi ile dış istihbarat başkan yardımcısı seçildi.

    Mustafa Muhammed el Madani

    Suudi yetkiliye göre Madani İstanbul’daki istihbarat çalışmaları için 15 kişiden oluşan ekibin başındaydı. Madani, Cemal Kaşıkçı’nın kıyafetlerini giydi, gözlüğünü ve saatini taktı; gazeteci Kaşıkçı gibi görünerek onun binayı terk ettiği izlenimi vermeye çalıştı.

    BM raporuna göre, Madani’nin sahte sakal takarak Kaşıkçı’yı taklit etmesi cinayetin önceden planlandığını kanıtlıyor. Raporda Madani kraliyet sarayında çalışan bir general olarak tanımlanıyor.

    Madani ve Asiri dışında yargılananlardan Muhammed Saad el Zahrani ve Saif Saad el Kahtani, BM raporuna göre cinayet gerçekleşirken konsolosluktaydı. Mansur Osman Abahüseyin ve konsolosluk çalışanı Muflih Şaya el Muslih ise cinayet sırasında başkonsolosun evindeydi.

    **Yargılanmayan isimler

    **

    Suud el Kahtani

    Prens’in sağ kolu olarak bilinen Kahtani, kraliyet mahkemesi danışmanlığı görevinden azledildi ve cinayete karışan en yüksek profilli figür olarak görülüyor.

    Kraliyet mahkemesinde görev alan Kahtani, Prens Muhammed Selman’ın yakın çevresinde sırdaşı olarak öne çıktı. Kahtani güvenlik yetkilileri de dahil olmak üzere üst düzey yetkililere doğrudan emirler verdi.

    Hükümet ve Kaşıkçı’ya yakın kaynaklardan gelen bilgiye göre Kahtani, bir yıl önce Washington’a taşınan Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’a dönmesi için çalışmalar yaptı.

    Suudi kaynağa göre Kahtani, Mutreb’e Kaşıkçı’nın krallığa geri dönmesi için müzakereleri yürütme izni verdi. Suudi savcı soruşturmalar süresince Kahtani’ye seyahat yasağı konulduğunu söylerken Körfez kaynakları Kahtani’nin özgür olduğu ve hâlâ gizlice çalıştığı bilgisi verdi.

    Muhammed el-Uteybi

    Muhammed el-Uteybi, Suudi Arabistan’ın İstanbul başkonsolosu. Cinayetten 4 gün sonra gazetecilere konsolosluk turu yaptırdı ve Cemal Kaşıkçı’nın orada olmadığını göstermek için dolap kapılarını açtı.

    Birleşmiş Milletler raporunda Uteybi’nin Kaşıkçı cinayeti öncesi diğer Suudi yetkililerle konuşma kayıtları yayımlandı. Bu konuşmalarda Uteybi “çok gizli bir görev”den bahsediyordu. Muhammed el-Uteybi İstanbul’dan ayrıldı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dışişleri Bakanlığı: Suudi mahkemenin Kaşıkçı cinayeti kararı beklentileri karşılamaktan uzak

    Dışişleri Bakanlığı: Suudi mahkemenin Kaşıkçı cinayeti kararı beklentileri karşılamaktan uzak


    Dışişleri Bakanlığı Cemal Kaşıkçı cinayeti hakkında Suudi Arabistan’da yürütülen davada 5 kişiye idam, diğer 3 kişiye ise 24 yıl hapis cezası verilmesi kararının beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu açıkladı.

    Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy Cemal Kaşıkçı cinayeti hakkında Suudi Arabistan’da yürütülen davada ilgili mahkeme tarafından açıklanan kararın gerek Türkiye’nin, gerek uluslararası toplumun bu cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasına ve adaletin tecellisine yönelik beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu kaydetti.

    Aksoy açıklamasında “Merhum Kaşıkçı’nın bedeninin akıbeti, cinayetin azmettiricilerinin ve varsa yerel işbirlikçilerinin tespiti gibi önemli hususların karanlıkta kalması adaletin tecellisi ve hesap verebilirlik ilkesi bakımından temel bir eksikliktir. Ülkemiz topraklarında işlenen bu cinayetin aydınlatılması ve tüm sorumluları ile azmettiricilerinin belirlenerek cezalandırılması sadece hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluk ve yükümlülüktür.”

    Sözcü Aksoy, Suudi makamlarından adli işbirliği beklentisini de yineledi.

    Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Suudi Arabistan’da görülen davada 5 kişiye idam, diğer 3 kişiye ise 24 yıl hapis cezası verildi.

    Riyad Ceza Mahkemesi tarafından açıklanan kararda idam cezasına çarptırılan kişilerin isimleri belirtilmedi. Mahkumların mağdurun ölümüne ‘doğrudan katılmaktan’ suçlu bulunduğu ifade edildi.

    Qries

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cemal Kaşıkçı cinayeti davası: Savcılık dosyanın Suudi Arabistan’a devrini istedi

    Cemal Kaşıkçı cinayeti davası: Savcılık dosyanın Suudi Arabistan’a devrini istedi


    Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesine ilişkin 26 sanığın yargılandığı davada savcılık, yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrinin sağlanmasını talep etti.

    İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, haklarında yakalama kararı bulunan firari 26 sanık katılmadı.

    Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcılık, dosya hakkında durma kararı verilerek, yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrinin sağlanması için gerekli usul işlemlerinin yapılmasını istedi.

    Mahkeme heyeti de dosyanın Suudi Arabistan adli makamlarına devri hususunda görüş bildirilmesi için Adalet Bakanlığına yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

    Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Washington Post Gazetesi’ndeki köşe yazılarıyla eleştiren Kaşıkçı, en son 2 Ekim 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğuna girerken görülmüştü. Daha sonrasında Kaşıkçı’nın izine rastlanılmazken yetkililer gazetecinin cesedinin parçalara ayrılarak konsolosluktan çıkarıldığına inanıyor.

    Eylül 2020’de, bir Suudi mahkemesi, “şeffaflıktan yoksun olduğu” belirtilen bir davada öldürme nedeniyle sekiz kişiyi yedi ila 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların hiçbirinin ismi açıklanmadı.

    Davanın ardından Kasım ayında Türk Adalet Bakanlığı Riyad’a krallıkta hüküm giyenlerin iki kez cezalandırılmaması için davanın devri konusunda talepte bunulmasını istedi.

    Bu talebin gerçekleştiğini belirten Türk adaleti, Suudi yetkililerin davanın kendilerine devredilmesini ve sanıklara yönelik kırmızı bültenlerin kaldırılmasını istediğini açıkladı.

    Savcı, sanıkların yabancı uyruklu olması, tutuklama kararlarının ve kırmızı bültenlerin infaz edilememesi ve ifadelerinin alınamaması nedeniyle talebin kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

    Bir yıl önce yayınlanan bir ABD istihbarat raporu, Veliaht Prens Muhammed’in Kaşıkçı’yı öldürme veya yakalama operasyonunu onayladığını bildirdi. Suudi hükümeti rapordaki bulguları reddederek Selman’ın olayla ilgisi olmadığını açıkladı.

    Prens, The Atlantic’te bu ay yayınlanan bir makalesinde, suçu kanıtlanana kadar bir kişinin masum sayılması gerektiğini belirterek kendisine yöneltilen suçlamalarla haklarının ihlal edildiğini hissettiğini yazdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Namus cinayeti sayılmadı: Pakistan’da kız kardeşini öldüren hükümlü annesinin affıyla serbest kaldı

    Namus cinayeti sayılmadı: Pakistan’da kız kardeşini öldüren hükümlü annesinin affıyla serbest kaldı


    Pakistan’da sosyal medyada müstehcen videolar yayınladığı gerekçesiyle kız kardeşini boğarak öldüren Muhammad Waseem, mahkemenin olayın namus cinayeti olmadığına hükmetmesinin ardından annesinin affıyla serbest bırakıldı.

    Pakistanlı Muhammad Waseem kız kardeşi Qandeel Baloch’u sosyal medyada yayınladığı videolar nedeniyle 2016 yılında boğarak öldürdü. Cinayetin ardından tutuklanan Waseem kardeşini namus için öldürdüğünü itiraf etti.

    Halkın tepkisinin ardından hükümet harekete geçerek, namus cinayetlerinde ailenin affetmesi durumunda bile sanığa ömür boyu hapis cezası verilmesini gerektiren yasal değişiklik yaptı.

    Ancak 6 yıl sonra görülen temyiz davasında mahkeme hakimi, hükümlünün itirafına karşın olayın ‘namus cinayeti’ olarak tanımlanamayacağına karar verdi.

    Ülkede yürürlükte olan diğer cinayet kanunlarına göre ele alınan davada, Waseem’in annesi oğlunu affetti.

    Hafta başında alınan kararın ardından 38 yaşındaki Waseem Multan’da hapishaneden serbest bırakıldı.

    Milletvekili Maleeka Bokhari mahkeme kararına karşı hükümetin hukuki seçenekleri incelediğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’de siyahi Floyd’un ölümünde kusurlu olduğu düşünülen 3 polisin yargılaması başlıyor

    ABD’de siyahi Floyd’un ölümünde kusurlu olduğu düşünülen 3 polisin yargılaması başlıyor


    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) siyahi George Floyd’un ölümünde kusurlu olduğu düşünülen üç eski polisin duruşmasının bugün başlaması bekleniyor.

    ABD mahkemesi, geçen yıl 25 Haziran tarihinde George Floyd’a şiddet uygulayarak ölümüne sebep olan eski polis memuru Derek Chauvin’i 22,5 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

    Bu duruşmada ise Floyd’un ölümünde kusurlu olduğu düşünülen ve daha önce 750 bin dolar tutarında kefaletle serbest bırakılan J. Kueng, Thomas Lane ve Tou Thao isimli eski polislerin cinayet ve adam öldürme eylemine yardım ve yataklık suçlamalarından yargılanmasına başlanacak.

    Bu eski polisler, George Floyd’un anayasadan doğan sivil haklarını ihlal etmekle, gerekli tıbbi desteği vermemekle ve siyahi adamın ölümüne yol açan Chauvin isimli meslektaşlarını durdurmamakla suçlanıyor.

    Duruşmada, savcılığın üç eski polisi anayasayı ihlal etmekle suçlaması, savunma makamının ise bu cinayetten sadece daha önce mahkum olan Chauvin’in sorumlu tutulabileceği yolunda savunma yapması bekleniyor.

    Floyd’un ailesinin avukatlarının ise video görüntülerinin diğer üç polisin de cinayete açık ve doğrudan karıştığını gösterdiği yolunda savunma yapacağı tahmin ediliyor.

    Duruşmaların dört hafta sürmesi bekleniyor. Duruşmalar sonunda 12 kişiden oluşan halk jürisi üç eski polisle ilgili kararını verecek.

    George Floyd’un ölümü

    Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde, siyahi Amerikalı 46 yaşındaki George Floyd, 25 Mayıs 2020’de dolandırıcılık şüphesiyle gözaltına alındığı sırada, 44 yaşındaki polis memuru Derek Chauvin’in 9 dakika 29 saniye boyunca diziyle boynuna bastırması nedeniyle dakikalarca “nefes alamıyorum” diye yalvarmıştı.

    Floyd’un, olay yerine gelen acil sağlık ekiplerince kaldırıldığı hastanede öldüğü belirtilmiş, olayla ilgili görüntüler ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmalarını alevlendirmiş ve şiddetli protestolara neden olmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Meksika’da bir yılda 33 binin üzerinde cinayet işlendi

    Meksika’da bir yılda 33 binin üzerinde cinayet işlendi


    Dünyada suç oranlarının en yüksek olduğu ülkelerin başında gelen Meksika’da geçen yıl 33 bin 308 cinayet işlendi.

    Meksikalı yetkililerinin verdiği bilgiye göre, cinayet sayısı 2021’de geçen yıla oranla yüzde 3,6 düşüş gösterdi. Ülkede 2019 yılında infaz sayısı 34 bin 690’a çıkmasıyla bu alanda önemli bir rekor kırılmıştı.

    İçişleri Bakanı Rosa Icela Rodriguez, 2021’de toplam cinayetlerin yüzde 50’sinin ülke genelindeki 32 eyaletin 6’sında işlendiğini bildirdi.

    Meksika’da eski Devlet Başkanı Felipe Calderon’un uyuşturucu baronlarına savaş açtığı 2006 yılından bu yana ülkedeki işlenen cinayetlerde ölenlerin sayısı 340 bini buldu.

    Meksika’da kayıp kişilerin sayısının ise 95 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

    Suç oranının yüksek olmasına rağmen Meksika, dünyada en fazla ziyaret edilen ülkeleri arasında 7. sırada.

    2019 yılı rakamlarına göre, Meksika’yı 45 milyon turist ziyaret etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’de siyahi Wright’ı öldüren eski polisi jüri suçlu buldu

    ABD’de siyahi Wright’ı öldüren eski polisi jüri suçlu buldu


    ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Brooklyn Center kentinde 20 yaşındaki Daunte Wright adlı siyahi genci nisan ayında vurarak ölümüne neden olan eski polis memuru Kim Potter, jüri tarafından suçlu bulundu.

    Hennepin Bölge Mahkemesinde görülen davada jüri üyeleri Potter’ı Wright’ın ölümünden sorumlu tuttu.

    Çoğu beyaz üyeden oluşan 12 kişilik jüri heyeti, 4 gün süren karar aşamasından sonra Potter’ın 1 ve 2. derece cinayetten suçlu olduğu sonucuna vardı.

    Kararın açıklanmasının ardından Potter, kelepçelenerek tekrar tutuklanırken, Minnesota eyalet kanunlarına göre eski polis memurunun 7 yıl hapis cezası ile karşı karşıya kalabileceği kaydedildi.

    Potter, Daunte Wright’ın ölümünün ardından gözaltına alınmış, 3 gün sonra da 100 dolar kefaletle serbest bırakılmıştı.

    Daunte Wright olayı

    Siyahi Daunte Wright, 11 Nisan’da Minnesota’da trafik çevirmesinde durdurulmuş, hakkındaki tutuklama kararı bulunan Wright arabasıyla kaçmaya çalışırken polis tarafından vurularak öldürülmüştü.

    Wright’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin duyulmasıyla Brooklyn Center’da protesto gösterileri başlamış, çıkan olaylarda bazı polis araçları zarar görürken onlarca kişi gözaltına alınmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Malcolm X suikastının resmi tarihi yeniden yazıldı: İki kişi hakkındaki suçlamalar resmen düşüyor

    Malcolm X suikastının resmi tarihi yeniden yazıldı: İki kişi hakkındaki suçlamalar resmen düşüyor


    En bilinen insan hakları aktivisti cinayetlerinden birinin resmi tarihi yeniden yazılıyor.

    Manhattan bölge savcısı ve avukatlar, insan hakları savunucusu Malcolm X’in 1965 yılındaki suikastından suçlu bulunan iki kişinin suçluluğunun perşembe günü düşürülmesinin beklendiğini açıkladı.

    Bugüne kadar katiller olarak bilinen Muhammed A. Aziz ve Halil İslam’ın aklanması, çok önemli bir davada yapılan büyük hataların dikkate değer bir kabulünü temsil ediyor. Aziz 1985 yılına kadar hapis yatmıştı. İslam ise 2009’da yaşamını yitirdi.

    1965 yılında Amerika’nın ırkçılığa karşı mücadelede en etkili siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in öldürülmesi ülkede ve dünyada geniş yankı bulmuştu.

    FBI ve NYPD kanıtları gizledi

    Manhattan bölge savcılığı ve bu iki kişinin avukatları tarafından ortaklaşa yürütülen 22 aylık bir soruşturma ile dönemin savcılarının, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve New York Polis Departmanı’nın (NYPD) önemli kanıtları sakladıkları tespit edildi. Bu kanıtlar açıklanmış olsaydı, muhtemelen bu kişiler de beraat etmiş olacaklardı.

    Cinayet sırasında Norman 3X Butler ve Thomas 15X Johnson olarak bilinen iki adam, 21 Şubat 1965’te Manhattan’daki Audubon Balo Salonu’ndaki kalabalık bir balo salonunda Malcolm X konuşmaya başlarken ateş açtı ve Malcolm X’i öldürdü. Muhammed A. Aziz ve Halil İslam bu cinayet suçundan onlarca yıl hapis yattı.

    Onlara karşı açılan dava başından beri şüphelerle doluydu ancak kimse gerçeği ortaya çıkarmak için uğraşmadı.

    Netflix belgeseli dönüm noktası oldu

    Suikasta ilişkin Netflix’te yayınlanan belgesel davanın akışını etkiledi. 2020’de yayınlanan belgeselde, Malcolm X’in katillerinin New Jersey eyaletinde yaşayan “Nation of Islam” üyeleri olduğu, Aziz ve İslam’ın haksız yere hapis yattığı anlatılıyordu.

    Malcolm X suikastı, siyahi Müslümanlar ve tarihçiler arasında uzun yıllardır tartışılan bir konu oldu.

    Malcolm X’in ABD hükümeti ya da bir kolluk birimi tarafından öldürüldüğü iddiaları öne çıkmıştı. Cinayetin üzerindeki sır perdesi 56 yıldır kalkmadı. Malcolm X’i kimin öldürttüğü konusu, cinayetin üzerinden 56 yıl geçmesine rağmen tam olarak açıklığa kavuşmuş değil.

    Suikasttan sonra tutuklanan 3 kişi ise ömür boyu hapse mahkum edilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyanın en eski cinayet vakası çözüldü

    Dünyanın en eski cinayet vakası çözüldü


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere’yi sarsan cinayette zanlı polisin ‘sahte Covid-19’ tutuklaması yaptığı ortaya çıktı

    İngiltere’yi sarsan cinayette zanlı polisin ‘sahte Covid-19’ tutuklaması yaptığı ortaya çıktı


    Bu yılın başlarında Londra’da Sarah Everard’a tecavüz etmek ve öldürmekten yargılanan polis memuru Wayne Couzens’in, suçları işlemeden önce kurbanı Covid-19 kısıtlamalarını çiğnediği bahanesiyle tutukladığı ortaya çıktı.

    Sarah Everard, 3 Mart akşamı arkadaşının evinden çıkıp kendi evine giderken kaybolmuş, Londra yakınındaki Kent’te 10 Mart’ta bulunan yanmış insan kalıntılarının Everard’a ait olduğu tespit edilmişti.

    13 Mart’ta çıkarıldığı mahkemece tutuklanan polis memuru Couzens ise davanın görüldüğü Old Bailey Mahkemesinde, adam kaçırma ve tecavüz suçlamalarını ve Everard’ın ölümünün sorumluluğunu üstlendi.

    Everard’ı “sahte tutuklama ile kelepçeleyerek ve arama iznini göstererek” kaçırdı

    Bugün görülmeye başlayan iki günlük ceza duruşmasında savcı Tom Little, Couzens’in görevde olmadığı gün Everard’ı “sahte tutuklama” ile “kelepçeleyerek ve arama iznini göstererek” kaçırdığını belirtti.

    Güvenlik kamerası görüntülerinin de eski polisin arama emri kartını tuttuğunu ve ardından Everard’ı kiralık bir arabaya bindirmeden önce kelepçelediğini doğruladığı açıklandı.

    Avukat, arabanın yanından geçen bir çiftin olaya tanık olduğunu ve gizli bir polis memurunun tutuklama yaptığını varsaydığını da sözlerine ekledi.

    Everard’ın erkek arkadaşı da kurbanın “tedbirli ve bilgili” bir kişi olduğu, “zorlama veya manipülasyon” dışında bir yabancıyla arabaya binmeyeceğine dair ifade vermişti.

    “Bu adamın suçlarından midemiz bulandı, öfkelendik ve harap olduk”

    Duruşmadan önce Konuşan Metropolitan polisi yaptığı açıklamada, “Bu adamın savunduğumuz her şeye ihanet eden suçlarından midemiz bulandı, öfkelendik ve harap olduk” dedi.

    Mahkeme önünde toplanan göstericiler ise polisi eleştiren pankartlar açarak “Polis Kanı Elinize Bulaştı” gibi sloganlar attı.

    Hükümet, Everard cinayetinin ardından kadınların kamusal alanlardaki güvenlik eksikliğine karşı yükselen itirazların ardından mevzuatı iyileştirme sözü vermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***