Etiket: Cinayet

  • Tepkiler sonrası AKP harekete geçmek zorunda kaldı: Somali cumhurbaşkanının oğlunun işlediği cinayette polisler hakkında soruşturma kararı

    Tepkiler sonrası AKP harekete geçmek zorunda kaldı: Somali cumhurbaşkanının oğlunun işlediği cinayette polisler hakkında soruşturma kararı

    Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlu Mohammed Hassan Shekh Mohamud 38 yaşındaki moto kurye Yunus Emre Göçer’in ölümüne neden olmuş; Shekh Mohamud’un yurtdışına kaçtığı tespit edilmiş, konuya ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanlığı, “Şüphelinin yakalanması için uluslararası prosedür dahil tüm süreç titizlikle işletilmekte ve soruşturma tüm yönleriyle sürdürülmektedir” demişti.

    Cinayete ilişkiler kamuoyundan da tepkiler yükselmişti.

    TEPKİLER SONUÇ VERDİ

    Kamuoyundaki tepkilerin ardından AKP harekete geçmek zorunda kaldı.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yaptığı açıklamada cinayete neden olan kazanın olay yeri incelemesi ve ilk kusur değerlendirmesini yapan polis memurları hakkında adli soruşturma başlatıldığını duyurdu.

    Tunç şu ifadeleri kullandı:

    “Somali Cumhurbaşkanının oğlunun karıştığı trafik kazası ile ilgili olarak kaza sonrası olay yeri incelemesi ve ilk kusur değerlendirmesini yapan polis memurları hakkında #adlisoruşturma başlatılmıştır. Alınan ikinci rapor üzerine iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi ve kesin rapor alınması için Adli Tıp Kurumundan rapor beklenmektedir. Sıfatı ne olursa olsun herkes kanun karşısında eşit olup şüphelinin yakalanması için uluslararası prosedür dahil tüm süreç titizlikle işletilmekte ve soruşturma tüm yönleriyle sürdürülmektedir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’nin infaz düzenlemeleri sadece onlara yaramıştı! 7 yıl önce cinayet işleyen kişi tahliye edildi taksi şoförünü öldürdü

    AKP’nin infaz düzenlemeleri sadece onlara yaramıştı! 7 yıl önce cinayet işleyen kişi tahliye edildi taksi şoförünü öldürdü



    Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde müşteri gibi bindiği takside şoförü tabanca ile ateş ederek öldüren zanlı yakalandı. Şüphelinin 2016 yılında kahvehanede tartıştığı kişiyi de bıçaklayarak öldürdüğü ortaya çıktı.

    Olay, dün saat 18.00 sıralarında 4 Temmuz Mahallesi 101. Cadde Dörtyol üzerinde meydana geldi. Mustafa G. (43), müşteri olarak bindiği 41 T 6018 plakalı taksi ile seyir halinde ilerlerken, araç sürücüsü Murat Karaca’yı (45) henüz bilinmeyen bir nedenle darp etti. Daha sonra Mustafa G., tabancayla taksiciye ateş ederek kaçtı. Çalışır vaziyette olan ticari taksi, yokuş aşağı kayarak pikap ve kamyonete çarparak durabildi.

    Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde Karaca’nın hayatını kaybettiğini belirledi.

    AKP'nin infaz düzenlemeleri sadece onlara yaramıştı! 7 yıl önce cinayet işleyen kişi tahliye edildi taksi şoförünü öldürdü - Resim : 1

    7 YIL ÖNCE DE CİNAYET İŞLEDİ, ŞARTLI TAHLİYEYLE BIRAKILDI

    Olaya ilişkin geniş çaplı inceleme başlatan Cinayet Büro Amirliği ekipleri Mustafa G.’yi yakaladı. Mustafa G.’nin, 2 Haziran 2016 yılında Karamürsel Bey Mezarlığı yakındaki bir kahvehanede tartıştığı Müjdat Kocabaş’ı bıçaklayarak öldürdüğü ve şartlı tahliye ile cezaevinden çıktığı bildirildi. Gözaltına alınan zanlının, emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildiği öğrenildi.

    CUMHUR İTTİFAKI’NIN ÇIKARDIĞI İNFAZ İNDİRİMLERİ ADLİ SUÇLULARA YARADI

    Cumhur İttifakı’nı oluşturan AKP ve MHP’nin çıkardığı infaz düzenlemeleri, aralarında uyuşturucu, cinayet, cinsel suçlar, suç örgütlerinin de aralarında bulunduğu adli suçlulara yaradı. Düzenlemelerle birlikte verilen cezaları çok azaldı ve birçok cinayet, uyuşturucu hükümlüsü cezaevlerinden erken salındı.

    İnfaz düzenlemelerinden sadece siyasi suçlar yararlanmadı. 15 Temmuz’da çıkan son düzenlemede, eline hiç silah almamış kişilerin serbest bırakılması beklentisi vardı ancak AKP ve MHP bu kişiler yerine adli tutukluları serbest bırakmayı tercih etti.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eski eşini öldüren yazar adliyeye sevk edildi: ‘Bu bir şeref meselesi’

    Eski eşini öldüren yazar adliyeye sevk edildi: ‘Bu bir şeref meselesi’



    İstanbul’da ikamet eden sanat yazarı Funda Demir, 2 yıl önce boşandığı mali müşavir eski eşi Mustafa Çapar’ı ekmek bıçağıyla boğazından yaralayarak öldürdü. Konuyla ilgili çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro amirliği ekipleri, 3 çocuk annesi şüpheli Funda Demir’i gözaltına aldı. Şüpheli kadın cinayet bürodaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

    HaberTürk’ten Mustafa Şekeroğlu’nun haberine göre, Funda Demir ve Mustafa Çapar arasında çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüşünce Funda Demir, eline aldığı ekmek bıçağı ile eski eşine saldırdı. Boğazından yaralanan erkek olay yerinde hayatını kaybetti.

    ‘ŞEREF MESELESİ KONUŞMAK İSTEMİYORUM’

    İhbar üzerine olay yerine giden ekipler binanın dış kapısında Funda Demir’i gözaltına aldı. Şüpheli Cinayet Büro Amirliği’ne götürüldü.

    Konuyla ilgili olarak gözaltına alınan Demir, cinayet Büro Amirliğindeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelinin ilk ifadesinde “Bu bir şeref meselesi konuşmak istemiyorum” dediği öne sürüldü.

    FUNDA DEMİR KİMDİR?

    Lisans eğitimini İnönü Üniversitesi Kimya Öğretmenliği bölümünde tamamladı. Üniversite yıllarında kitap, tiyatro, satranç ve çevre kulüplerindeydi. 1999-2006 yılları arasında İstanbul’da öğretmen olarak görev yaptı. Ardından on yıl özel bir şirkette proje yönetiminde çalıştı. Bu esnada Beykent Üniversitesi İnsan Kaynakları ve Örgütsel Değişim dalında Yüksek Lisans eğitimini tamamladı, ayrıca ICF onaylı ACTP belgeleri aldı. 2016 yılında profesyonel çalışma hayatını bırakarak edebi anlamda yazın ve okuma çalışmalarına dahil olmaya başladı. Roman, öykü ve tiyatro metinleri üzerine çalışmaktaydı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bireysel silahlanma: Türkiye ve Avrupa’da senede kaç cinayet işleniyor, kişi başına ölüm kaç?

    Bireysel silahlanma: Türkiye ve Avrupa’da senede kaç cinayet işleniyor, kişi başına ölüm kaç?


    Avrupa’da cinayet sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının en yüksek olduğu ülke açık ara Türkiye. Ancak kişi başına düşen cinayet sayısında Türkiye 9. sırada. Cinayet sayısında son yıllardaki düşüş ise dikkat çekici.

    Bireysel silahlanmanın arttığına yönelik açıklamalar gündemde. Şiddet olayları, silahlı saldırı sonucu yaralanma ve ölümler, ateşli silahlarla işlenen cinayetler ve kadınlara yönelik erkek şiddeti Türkiye’de sık sık gündeme geliyor. Türkiye’de yıllık bin 500’e dayanan cinayet sayısı 2022’de 767’ye geriledi. Bu son 15 senedeki en düşük sayı oldu.

    REKLAM

    Peki, Türkiye ve Avrupa ülkelerinde senede kaç cinayet işleniyor? Kişi başına düşen cinayet sayısı kaç, Türkiye kaçıncı sırada? Saldırılarda daha çok erkekler mi öldürülüyor yoksa kadınlar mı?

    Türkiye İstatistik Ofisi (TÜİK) ve AB İstatistik Ofisi (Eurostat) her sene her ülkede kaç kişinin öldüğünü ve ölüm sebeplerini açıklıyor. TÜİK “saldırı, cinayet” başlığında; Eurostat ise “saldırı” başlığıyla kasten insan öldürmelerini gösteriyor.

    Türkiye’de cinayet sayısı 2009’dan bu yana en düşük seviyede

    TÜİK verilerine göre 2022 yılında 767 kişi cinayet sonucu hayatını kaybetti. Verilerin başladığı 2009 yılından bu yana en yüksek sayı ise bin 453 cinayet ile 2017 yılında görüldü. Bu tarihten yana kademeli düşüş dikkat çekiyor.

    Avrupa’da en çok cinayet Türkiye’de işleniyor

    Eurostat’ın 2019 yılı verilerine göre Avrupa ülkelerinde cinayet sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının en yüksek olduğu ülke açık ara Türkiye. Eurostat’a göre 2019’da Türkiye’de 807 kişi saldırı sonucu hayatını kaybetti. Bu sayı TÜİK’e göre ise bin 39.

    Önceki yıllardaki veriler büyük ölçüde örtüşse de 2019’da bir fark söz konusu. Örneğin 2018’de iki kurum arasındaki fark sadece 2 cinayet.

    Cinayet sayısında Türkiye’yi Fransa (503), Almanya (332) ve İspanya (292) takip ediyor. İzlanda’da hiç cinayet işlenmez iken Malta’da 3 kişi saldırı sonucu hayatını kaybetti.

    Kişi başına düşen cinayet sayısı: Türkiye 9. sırada

    Nüfusa oranla bakıldığında ise cinayet sıralaması ciddi şekilde değişiyor çünkü ülkelerin nüfusu birbirinden çok farklı. 2019 yılında AB’de 100 bin kişiye düşen cinayet sayısı 0,67 iken bu oran Türkiye’de 0,99 oldu. Türkiye 33 ülke arasında 9. sırada yer aldı.

    Baltık ülkelerinde cinayet oranı yüksek

    Avrupa’da cinayet oranının en yüksek olduğu ülkeler ise Letonya (3,32), Litvanya (2,2) ve Estonya (1,95). Zirvede Baltık ülkelerinin olması dikkat çekti.

    Hiç cinayetin işlenmediği İzlanda haricinde cinayet oranının en düşük olduğu ülke İngiltere (0,14). Bu oran Almanya’da 0,4; Hollanda’da 0,64 ve Fransa’da 0,77.

    Türkiye’de kişi başına düşen cinayet geriliyor

    Kişi başına düşen cinayet sıralamasında Türkiye önceki yıllarda daha üst sıralardaydı. 2011-2019 dönemi incelendiğinde bu oran düşüşte.

    2013 yılında 100 bin kişiye düşen cinayet sayısı 1,74’e kadar çıkmıştı.

    REKLAM

    Öldürülen 5 kişiden 4’ü erkek

    Türkiye’de cinayet sonucu hayatını kaybeden kişilerin cinsiyetine bakıldığında 5 kişiden dördünün erkek olduğu ortaya çıkıyor.

    2022’de 630 erkek; 137 kadın saldırılarda öldürüldü. Erkeklerin oranı yüzde 82, kadınların yüzde 18 yapıyor. Son 14 yılda saldırılarda öldürülenler içinde erkeklerin oranı yüzde 78’in altına hiç düşmedi.

    Cinayet sonucu hayatını kaybeden kadınların sayısı konusunda TÜİK ile kadın dernekleri verileri arasında fark olduğunu söylemek gerekiyor.

    TÜİK’e göre 2022’de 137 kadın cinayet sonucu hayatını kaybetti. “Kadın Cinayetlerini Durduracağız” platformuna göre ise 2022’de 334 kadın cinayet sonucu hayatını yitirdi. 245 kadın ölümü ise şüpheli olarak kayda geçti. 

    Öte yandan, erkeklerden fiziksel veya cinsel şiddet gören kadınların oranına bakıldığında Avrupa ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) lideri Türkiye. 2019 yılı verilerine göre Türkiye’de kadına şiddet oranı yüzde 38. Neredeyse 10 kadından 4’ü erkek şiddetine maruz kalıyor. 

    REKLAM

    Türkiye’de kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasından şikayetçi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP ve MHP’nin infaz düzenlemesinin özeti: Bir kadının suratını asitle tanınmayacak hale getiren serbest, gazeteci tutuklanacak

    AKP ve MHP’nin infaz düzenlemesinin özeti: Bir kadının suratını asitle tanınmayacak hale getiren serbest, gazeteci tutuklanacak



    AKP ve MHP’nin infaz düzenlemeleriyle gazeteci ve siyasiler hariç herkes tahliye oldu. Gazeteci Barış Pehlivan infaz düzenlemelerinden yararlandırılmazken, cinayet, uyuşturucu, cinsel istismar, hırsızlık gibi suçları işleyenler birer birer tahliye edildi.

    Cumhuriyet gazetesi Barış Terkoğlu, Pehlivan’ın cezaevine girme ihtimalinin olduğu günlerde, ayrıldığı kız arkadaşı Berfin Özek’in yüzüne asit atarak görme yetisinin kaybına neden olan Casim Ozan Çeltik’in serbest bırakılmasını anlattı.

    “MECLİS’TEN GEÇERKEN BİR SON DAKİKA DEĞİŞİKLİĞİ GELDİ”

    Terkoğlu, yazısında şunları kaydetti:

    “Hatırlayın, bugünküne benzer bir infaz düzenlemesi 2020’de de çıkmıştı. O sırada benim de Barış’ın da aralarında olduğu 6 gazeteci hapisteydi. Düzenlemenin özü şuydu: Çeşitli suçlardan hükümlülerin cezaları belirli oranlarda indiriliyordu. Öte yandan son üç yılında da açık cezaeviyle denetimli serbestliğe tabi oluyordu. Her zamanki gibi, siyasi suçlar kapsam dışında bırakılmıştı.

    O kelime kullanılmasa da aslında bir tür af çıkmıştı. Düzenleme, başlangıçta, içerideki 6 gazeteciyi de kapsıyordu. Ancak… Gece yarısı, tam Meclis’ten geçecekken bir son dakika değişikliği geldi. MİT haberinden hapis yatanlar affın dışında bırakıldı.”

    “OZAN ÇELTİK’İN DIŞARI ÇIKMASINI, BERFİN’İN AFFINA BAĞLAMIŞTIK. PEŞİNE DÜŞÜNCE ÖĞRENDİM Kİ…”

    İnfaz düzenlemesinin tartışıldığı günlerde kamuoyunda bir ismin daha tartışıldığını aktaran Terkoğlu, o günleri şöyle anlattı:

    “O günlerde bir de 7. kişi vardı. Hayır, siyasi değil. Kadına karşı canavarca işlenmiş bir suçun failinden söz ediyorum. Hatay’ın İskenderun ilçesinde, 15 Ocak 2019’da dershaneden çıkıp evine giden 19 yaşındaki Berfin Özek, ayrıldığı erkek arkadaşı Casim Ozan Çeltik’in saldırısına uğramıştı. Çeltik, Berfin’in yüzüne asit atmıştı. Berfin’in yüzü tanınmaz hale gelmiş, görme yetisini kaybetmişti.

    Feci olay kamuoyunu ayağa kaldırınca, düzenlemeye bir ek daha yapıldı. Teklif sahibi AKP milletvekili Ali Özkaya şöyle anlattı: ‘Yüze kezzap atma gibi gerçekten canavarca hisle işlenen suçları ceza indirimi dışında tutuyoruz.’

    Yasa Meclis’ten geçti. Barış içeride kaldı, Ozan Çeltik de… Bir süre sonra, Berfin’in şikâyetini geri çektiğini, Berfin ve Çeltik’in evlendiği haberlerini okuduk. Birçok kişi, vahşetin mağduru Berfin’e tepki gösterdi. Açıkçası o günlerde, Ozan Çeltik’in dışarı çıkmasını, Berfin’in affına bağlamıştık. Peşine düşünce öğrendim ki hikâye aslında bundan ibaret değil.”

    “13 YIL 6 AY CEZASI KESİNLEŞTİ”

    Cumhuriyet yazarı Terkoğlu, Berfin’in o dönem avukatlığını yapan Mehtap Sert’le yaptığı görüşmeyi aktardı:

    “Dün, Berfin’in o dönem avukatlığını yapan Mehtap Sert ile konuştum. İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Ozan Çeltik’e, yüzde sabit iz olacak şekilde nitelikli kasten yaralamadan 13 yıl 6 ay hapis cezası vermişti. Kararın tarihi 7 Ocak 2020’ydi. Bu ceza avukatlara göre azdı. Zira Berfin’in yüzüne tam 1.5 litre asit dökülmüştü. Ölmemesi bir şanstı. Aslında Çeltik, kasten öldürmeye teşebbüsten ceza almalıydı. Haliyle kararı temyiz ettiler. Berfin de duruşma çıkışında, “Sanığın cezaevinden çıkma ihmali var, biz bu korkuyla nasıl yaşayacağız?” demişti. Berfin halini şöyle anlatıyordu: ‘Sorarım size, benim acılarıma eşdeğer mi? O kadar kıvrandım, gözlerim görmüyor, yemek yiyemiyor, nefes alamıyordum. Hatta konuşamıyordum.’

    Korkularıyla baş başa kalmış, çaresiz, yoksul bir kadını suçlayabilir miyiz? Hangimiz bu şartlar altında, sağlıklı karar verebileceğimizi söyleyebiliriz? Berfin de veremedi. Şikâyetinden vazgeçti. Nitekim kendisi de sonra pişman oldu: ‘Kendimi tanıyamadığım, yalnızlaştırdığım ve çok yorulduğum bir zamanda yaptığım büyük bir hataydı. İster hastalık deyin ister sendrom.’

    Aslında bu suç, hiçbir şikâyet olmasa dahi yargılamaya tabiydi. Ancak Berfin’in geri çekilmesi, kararın üst mahkemeler tarafından ağırlaştırılma ihtimalini ortadan kaldırdı. Savcı da temyiz etmedi. Böylece karar, 13 yıl 6 ay şeklinde kesinleşmiş oldu.”

    ASİTLE BİR KADININ SURATINI TANINMAYACAK HALE GETİREN SERBEST GAZETECİ TUTUKLANACAK

    Ozan Çeltik’in pandemideki izinlerle dışarı çıktığını 15 Temmuz’da çıkan infaz düzenlemesiyle de bir daha cezaevine dönmeyeceğini belirten Terkoğlu, yazısını şöyle noktaladı:

    “Berfin affetse de Ozan Çeltik hükümlüydü. 31 Temmuz 2023’te açık cezaevine girmesi gerekiyordu. Ancak imdadına 15 Temmuz’da çıkan infaz düzenlemesi yetişti. Bu kez düzenlemede Berfinler unutulmuştu. Ozan Çeltik’in açık cezaevinde geçireceği süre affedildi. Artık hapse girmeyecek.

    Sonuçta…

    Üç yıl önce konuştuğumuz iki olay, iki insan…

    Ozan Çeltik ve Barış Pehlivan. Biri gencecik bir kadını asitle tanımayacak hale sokuyor, ölümün kıyısına getiriyor, 13.5 yıl ceza alsa da infaz düzenlemeleri sayesinde kısa sürede aramıza karışıyor. Kanıksanmış bu cezasızlık hali, öldürmek istediği kadını onunla evlenmeye mahkûm ediyor. Öteki gazeteci. Sürekli yazıyor, haber yapıyor. Bir haberden aldığı 3 yıl 9 ay haksız hapis cezasının peşini bırakmayanlar, Cumhuriyet’te yazdığı bir yazıyı bahane ederek onu yeniden hapse atıyor.

    Aynı eleğe giren iki kişi. Katillere, istismarcılara, mafyaya göre hazırlanmış delikler. Söyleyin adalet nerede? Barış’ı boşverin, asıl hepimizin sokulduğu elekle hesaplaşın!”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sinan Ateş cinayeti ülkücü tabanı nasıl etkiledi, seçimde tavırları ne olacak?

    Sinan Ateş cinayeti ülkücü tabanı nasıl etkiledi, seçimde tavırları ne olacak?


    Ankara’da motosikletli bir kişinin silahlı saldırısı sonucunda öldürülen Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş ile ilgili soruşturma sürüyor.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan açıklamaya göre şimdiye kadar 13 şüphelinin tutuklandığı ve 4 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandığı ifade edildi.

    Ayrıca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ikinci bir cumhuriyet savcısı daha görevlendirirken, soruşturmanın başına Başsavcıvekili Durdu Özer getirildi.

    Tüm Türkiye’nin yakından takip ettiği soruşturma ile ilgili süreç devam ederken, ülkücü camia bu cinayetin aydınlatılması ve Ateş’in katilinin bulunması için eylem halinde.

    Peki Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in ölümü ülkücü hareketin seçim tavrını nasıl etkiler? Bu cinayet MHP’ye oy kaybettirir mi?

    Yaşar Okuyan: ‘Sinan Ateş cinayeti MHP’ye en az yüzde iki oy kaybettirir’

    Ülkücü hareketin önemli isimlerinden eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan bu cinayetin MHP’ye en az yüzde iki oy kaybettireceği görüşünde.

    Sinan Ateş’in ölümünün ülkücü harekette korkunç bir infial yarattığını ifade eden Yaşar Okuyan, seçim günü protesto oylarının olacağının dillendirildiğini söylüyor.

    ‘’Bu cinayet MHP’ye en az iki puan kaybettirecek. Hatta daha fazla gideceğini iddia eden ülkücüler de var. Bunlar MHP’ye vermeyip ne yapacak? Konuşulan şu; ülkücüler seçime katılacak ama MHP amblemine geçersiz oy basacak… Ama bu kesin bir durum değil, konuşulanları aktarıyorum. Ama bu mesele sadece seçime verilecek tepki ile geçiştirilemez. AK Partililer de, bu işi ülkücülerin protesto edebileceğini ve bu nedenle Bahçeli mitinglerinde koruma sayısı arttırılabileceğini ifade ediyor…Bunların hepsi genel duyumlar, net bilgiler değil…’’

    Sinan Ateş cinayeti ile ilgili MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamaları yetersiz bulduğunu belirten eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, ‘’Süleyman Soylu, Devlet Bahçeli neden konuşmuyor? Bu adam senin ülkü ocakları başkanlığını yapmış ve alçakça bir suikaste uğruyor, bir rahmet okunmaz mı?’’ sorularını yöneltiyor.

    ‘’Bursa’daki mezarında bir nöbet söz konusu. Rahmetli Türkeş’in ölümünden sonra bu ilk defa oluyor. Türkeş dışında cinayete kurban giden bu kardeşimizin mezarı başında nöbet tutuyorlar. Bu nöbet söz konusuysa geçiştirilecek bir durum yok. Ben Sinan Ateş’i tanımam ama yakınlarıyla olan sohbetimde aklı başında, eğitimli ve ülkücü gençlik üzerinde de etkili olduğu dillendirildi.’’

    Sinan Ateş’in MHP Genel Başkanlığı için isminin geçtiğine dair iddiaların olduğunu dile getiren Okuyan, bazı iddiaları şu sözlerle ifade ediyor:

    ‘’Son dönemde de Bahçeli’nin iktidara biat etmesi ülkücü kesimde ciddi rahatsızlık yaratmış durumdaydı, Sinan Ateş de adeta bu kesimin sözcülüğünü yapıyordu. Bu ortaklığın yanlış olduğunu dillendiren biriydi. Bir başka kesin olmayan bilgi ise Bahçeli’nin yerine yani genel başkan yapılmak istenmesine dair. Esas filmin ince noktası bu… Bu ülkücü harekete ciddi zarar verdi, benim en net bildiğim bu.’’

    “MHP içerisinde büyük bir hareketlilik yaratmasını bekleyemeyiz”

    ‘’Seçim sathına girilmişken MHP içerisinde bu durumun büyük bir hareketlilik yaratmasını bekleyemeyiz. Şuanda Bahçeli seçime dönük olarak çok katı bir birlik tutumunu tüm teşkilata dayatmış durumda, hatta milli beka davası şeklinde sunuyor.’’

    Milliyetçi Hareket Partisi’ni yakından takip eden ve bu konuda çalışmaları bulunan gazeteci – yazar Kemal Can ise uzunca bir süredir MHP-AK Parti ittifakından rahatsız olan bir ülkücü tabandan söz ediyor.

    Fakat seçim sathına girilmişken bu cinayetin MHP içerisinde büyük bir hareketlilik yaşatacağını düşünmüyor.

    Hatta Sinan Ateş cinayetinin MHP’ye oy kaybettirmeyeceği kanaatinde.

    ‘’Bir kaç tane faktör var. Zaten geleneksel ülkücü tabanın AKP iktidarı ile fazla içi içe geçmesinden kaynaklanan ciddi bir rahatsızlık var. Bu rahatsızlık bir bölünme ile sonuçlandı. İYİ Parti’nin ayrılmasıyla MHP’nin önemli kadroları ve tabanı buraya geçti. Ondan sonraki süreçlerde de yine İYİ Parti’ye geçmeyen ama MHP ile mesafeli olmaya başlayan hatta bu konuda çıkışlar yapan isimleri gördük. Pek çok Ülkü Ocakları başkanı MHP’ye muhalefet etti. Partiden rahatsız olanlar, ayrılanlar, ihraç edilenler yani MHP’nin dışına itilmiş ülkücü tabanın varlığı Sinan Ateş gibi bir olayla MHP tabanı üzerindeki etkisini artırabilir. Yani daha önce bir tür ihanet ile suçlanıp uzaklaştırılmış tabanın MHP içinde kalanlara erişimi zorlaşmıştı. Ama bu tür gelişmeler MHP’nin kendi tabanındaki unsurlara karşı son derece sert tutumlar almasını tetikleyebilir. İkincisi genel kamuoyu nezdinde MHP’nin negatif etkileyeceği için daha önceki hareketin ‘bozulması, mafyalaşması’ tartışmalarını canlandırabilir. Bir de özellikle, Bahçeli’nin çok küçük bir ekip ile çalışması ve kendi tabanını da dikkate almayan dar ekip ile olması açısından da parti içinde de bir tür gerilimi yükseltir. Fakat hem işin adli tarafının çok fazla üzerine gidilmeden kapatılacağını kesinlikle düşünüyorum. Şimdiki son tablo bu, savcı değişikliği bunun işareti… İkinci seçim sathına girilmişken MHP içerisinde bu durumun büyük bir hareketlilik yaratmasını bekleyemeyiz. Şuanda Bahçeli seçime dönük olarak çok katı bir birlik tutumunu tüm teşkilata dayatmış durumda, hatta milli beka davası şeklinde sunuyor.’’

    İYİ Parti’nin olaya mesafesini ise CHP’ye ve daha bağımsız davranan ülkücü çevrelere göre daha ihtiyatlı buluyor.

    ‘’Bu konuya değindiler fakat bunun çok özel bir kampanya motifine çevirmediler. Konuya en ihtiyatlı yaklaşan parti. Bunu köpürtmenin başka rahatsızlıkları olacağı için çok bu konuya hamle etmediler.’’

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Devlet Bahçeli’den Sinan Ateş açıklaması: Cinayetin gölgesi MHP’ye düşürülmek istendi

    Devlet Bahçeli’den Sinan Ateş açıklaması: Cinayetin gölgesi MHP’ye düşürülmek istendi


    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 30 Aralık 2022’de öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesiyle ilgili ilk kez konuştu. 

    Bahçeli, “Cinayetin gölgesi MHP’ye düşürülmek istendi. MHP düşmanları konuyu gerçek mecrasından saptırıyor.” dedi. 

    Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Bahçeli, cinayetle ilgili uzun süre yorum yapmamasıyla ilgili “Suskunluğumuz asaletimizdendir” dedi. 

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Bahçeli, “Kılıçdaroğlu da sosyal medya mesajıyla suskunluğumuzun nedenini sorma gereği duydu. Suskunluğumuz asaletimizdendir. Sayın Kılıçdaroğlu suskun değilim, sadece edepsiz imalarınızı seyredip gerekli notlarımı aldım, alıyorum.” diye konuştu. 

    Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun “Teslim edeceksin yanındaki çocukları” mesajına da “Kılıçdaroğlu, şayet yüreğin varsa, gözün kesiyorsa buraya gel. Tek bir evladımı al da senin ciğerinin kaç okka ettiğini göreyim.” şeklinde cevap verdi. 

    Partisine karşı siyasi kurgu yapıldığını belirten Bahçeli, “Menfur cinayete dava arkadaşlarımızı çekmek istiyorlar. MHP’yi suç örgütleri ile ilişkilendirip Türkiye üzerinde hain projelerini uygulamaya heveslenenlerin son nefesimize kadar karşısındayız. Milletvekilimiz ahlaksızca suçlandı. Ülkü Ocakları hain bir kuşatmaya alındı. MHP’ye cinayetin ihale edilmesi amacıyla şiddetli bir cephe açılıp ittifakla harekete geçildi.” şeklinde konuştu.  

    Ümit Özdağ’a eleştiri

    Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ı da Ateş açıklamalarından dolayı eleştiren Bahçeli, “Adına Zafer denilen casusların şebekesine dönmüş, marjinal bir partinin ümitsiz vakası hepimiz ‘katilin kim olduğunu biliyoruz’ lafıyla savcıların iş alanına giren açıklamada bulundu. Bu istihbarat fosiline bildiklerini sormanın savcıların ana görevi olduğunu söylemek çağrım ve görevimdir.” diye konuştu. 

    Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurumsal ve tüzel kişiliğini bu cinayetle irtibatlandıranlar iddialarını ispat etmezlerse şerefsizdir ve onların peşlerini asla bırakmayacağımızı bilmelerinde yarar vardır.” ifadesini kullandı. 

    Bahçeli Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili görüşlerini yineledi: “Karın ağrısı çekenlere bir cinayet üzerinden siyasi kurgu yapanlara haykırıyorum adayımız belli kararımız nettir. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

    Kılıçdaroğlu ne dedi?

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye seslenerek, “Bahçeli, ne zamana kadar susacaksın? Mafyalarla fotoğraflar çekmeye devam edersen, yanındaki çocuklar da mafyacılık oynamaya başlar. Teslim edeceksin yanındaki çocukları, 3-5 torbacı ile geçiştiremezsin,” yorumunda bulunmuştu. 

    Ne olmuştu?

    Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş, 30 Aralık’ta Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. 

    Ateş’in suikastı sonrası Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları’ndan herhangi bir taziye mesajı gelmemesi eleştirilmişti. 

    2019 yılında Ülkü Ocakları Genel Başkanı olan Sinan Ateş, İYİ Parti’nin kuruluş sürecinde MHP yönetiminden yana tavır almış ve partiden ayrılanları eleştirmişti. Ateş 2020 yılında ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteği ile genel başkanlık görevinden istifa etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Paris’te Kürt derneğine saldıran kişi hakim karşısına çıkacak

    Paris’te Kürt derneğine saldıran kişi hakim karşısına çıkacak


    Paris’teki Ahmet Kaya Kültür Merkezi’nde üç kişinin ölümüne yol açan saldırıyı düzenleyen zanlı bugün sorgu hakimi karşısına çıkacak.

    Sorgu hakiminin, ifadesinde “ırkçı” olduğunu kabul edip göçmenleri sevmediği için cinayetleri işlediğini itiraf eden 69 yaşındaki zanlı hakkında, silahla “adam öldürmek ve adam öldürmeye teşebbüs suçlarından” dava açması bekleniyor.

    Bu arada Paris’te PKK’ya yakınlığıyla bilinen Fransa Demokratik Kürt Derneği, cinayetlerin işlendiği Ahmet Kaya Kültür Merkezi’nin bulunduğu Enghien sokağından, 10 yıl önce yine 3 PKK’lı kadının öldürüldüğü Fayette sokağı arasında bir “anma yürüyüşü” düzenleneceği açıkladı.

    Fransa’da bazı Kürt dernekler, sorgu hakiminin “ırkçılık” suçlamasıyla değil, “terör” suçlamasıyla zanlı hakkında dava açmasını isterken, bu konu ülkedeki hukukçular arasında da yoğun tartışmalara neden oluyor.

    Terör suçlamasıyla dava açılsın talebi

    Paris savcısı Laure Beccuau, daha önce yaptığı açıklamada, terörle mücadele savcılığının, cinayetlerle ilgili görevlendirilen sorgu hakimiyle sürekli temas içinde olduğunu bildirmişti.

    Gözaltı kararı dün kaldırılan saldırgan, sağlık sebebi gerekçe gösterilerek emniyete bağlı bir psikiyatri kliniğine sevk edildi. Klinikte birkaç saat geçiren şüpheli yeniden gözaltına alındı.

    Paris savcısı Laure Beccuau saldırganın yabancılara karşı“ patolojik” bir nefret duyduğunu itiraf ettiğini belirtti. Savcı Beccuau, saldırganın kendini “depresif ve intihara yatkın” biri olarak tanımladığını ve 2016’da evinde yaşadığı hırsızlık sonrası “göçmenleri ve yabancıları öldürme arzusunda” olduğunu aktardı.

    Savcının açıklamalarına göre, Fransız saldırgan tek pişmanlığının intihar edememek olduğunu dile getirerek eğer bir gün intihar ederse “düşmanlarını” da öldürmeyi düşündüğünü, düşmandan kastının ise “Avrupalı olmayan tüm yabancılar” olduğunu söyledi.

    Saldırı planını değiştirmiş: Önce St Denis’ye, sonra 10. bölgeye

    Savcının açıklamalarına göre zanlı, saldırı günü yabancıları öldürmek için çoğunlukla göçmenlerin yaşadığı Paris’in banliyösü Saint-Denis’ye gittiğini, burada az kişi olması ve kıyafetinin silah şarjörünü doldurmasına imkan vermemesi nedeniyle planladığı saldırıdan vazgeçtiğini anlattı.

    Daha sonra Paris’in 10uncu bölgesine yürüyerek gittiğini, orada bir kültür merkezi bulunduğunu bildiğini belirten saldırgan, tüm göçmenlere kızgın olduğunu ifade etti. Saldırganın burada silahla ateş açması sonucu üç kişi ölmüş, biri ağır üç kişi de yaralanmıştı.

    Fransız basınında adı “William M.” olarak geçen 69 yaşındaki saldırgan olay yerinde gözaltına alınmış, ancak 69 yaşındaki zanlı sağlık gerekçeleriyle cumartesi günü gözaltından çıkarılarak emniyete bağlı bir psikiyatri kliniğine götürülmüştü.

    Saldırganın 2016 ve 2021’de iki kez cinayete teşebbüs ettiğinin polis kayıtlarına geçtiği, Aralık 2021’de elinde kılıçla Paris’te bir göçmen merkezine saldırdığı ve iki kişiyi yaraladığı, bu nedenle hapse atıldığı ve buradan bu ay çıktığı açıklanmıştı.

    31 polis yaralı, 11 kişi gözaltında

    Öte yandan Paris’teki Kürt toplumunun saldırı sonrasında Fransız polisine duyulan öfkeyi dile getirmek için yaptığı protesto eylemlerinin şiddete dönüşmesi de tartışma konucu oldu.

    Kent merkezindeki Cumhuriyet Meydanı’nda saldırıyı protesto etmek amacıyla cumartesi günü yapılan toplantıda da arbede çıkmış, emniyet güçleriyle çatışan grubun eylemleri sonucu meydana yakın sokaklar savaş alanına dönmüştü. Protestolara katılan bazı kişiler de PKK bayrakları dalgalandırmış ve örgüt yanlısı slogan atmıştı.

    Başkent polis şefi Laurent Nunez cumartesi günü bir televizyon kanalına verdiği demeçte, çıkan olaylarda 31 polis memuru ve bir protestocunun yaralandığını, 11 kişinin ise tutuklandığını açıkladı.

    Saldırı günü de olay yerinde toplanan bir grup gösterici polisle çatışmıştı.

    .

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Paris’te Ahmet Kaya Kültür Merkezi yakınlarında silahlı saldırı: Ölü ve yaralılar var

    Paris’te Ahmet Kaya Kültür Merkezi yakınlarında silahlı saldırı: Ölü ve yaralılar var


    Paris Savcısı Laure Beccuau, başkentte Ahmet Kaya Kültür Merkezi yakınlarında düzenlenen silahlı saldırıda 3 kişinin hayatını kaybettiğini, birisi ağır 3 kişinin yaralandığını açıkladı.

    Savcı, yüzünden yaralanan saldırganın hastaneye kaldırıldığını duyurdu.  

    Terörle mücadele savcılığının, soruşturmayı yürütenlerle temas içinde olduğunu kaydeden Paris Savcısı Beccuau, şu an içinde saldırının terör amaçlı olduğuna dair belirti olmadığını bildirdi.

    Zanlı hakkında daha önce ırkçı saldırı suçundan dava açılmış

    Fransız medyasında, görgü tanıklarına dayandırılarak verilen haberlerde, saldırganın Ahmet Kaya Kültür Merkezi ile bir lokanta ve berber salonunu hedef aldığı duyuruldu. 

    AFP, görgü tanıklarına dayandırarak verdiği haberinde zanlının elinde silahıyla yakalandığını belirtirken, bu kişi hakkında “isteyerek adam öldürmek ve şiddet suçlarından” soruşturma açıldığını aktardı. 

    11 gün önce şartlı tahliye edilmiş

    69 yaşında, emekli bir tren makinisti ve Fransız vatandaşı olduğu belirtilen saldırganın, 11 gün önce cezaevinden şartlı tahliye edildiği bildirildi. 

    Poliste sabıkası olduğu belirtilen bu kişinin daha önce 8 Aralık 2021 tarihinde Paris’in 12. bölgesinde çadırlarda yaşayan göçmenlere kılıçla saldırıp, iki kişiyi yaralamak suçundan hakkında dava açıldığı ortaya çıktı. Bu kişinin adli denetim koşuluyla 11 gün önce şartlı tahliye edildiği belirlendi. 

    Zanlının 2016 yılında da yine ırkçı bir saldırıya karıştığı öğrenildi.   

    Bu arada Paris dışında olan İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, programını yarıda keserek yetkililerden bilgi almak üzere gün içinde başkente geri dönerek olay yerinde incelemelerde bulunacağı bildirildi.

    Saldırının gerçekleştiği Paris’in 10. bölgesinde, Türkiye’den gelen göçmenlerin çok sayıda lokanta, market, berber, kuyumcu gibi iş yeri bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Singapur’da şarap şişesi fırlatarak Müslüman öldüren Avustralya vatandaşına 5.5 yıl hapis cezası

    Singapur’da şarap şişesi fırlatarak Müslüman öldüren Avustralya vatandaşına 5.5 yıl hapis cezası


    Singapur mahkemesi, şarap şişesi fırlatarak Müslüman yaşlı bir adamı öldüren ve karısını yaralayan Avustralya vatandaşına 5,5 yıl hapis cezası verdi.

    Mahkeme, Andrew Gosling isimli Avustralya vatandaşının, “Müslümanlara karşı dini bir düşmanlık eylemiyle” bu suçu işlediğine hükmetti.

    2019 yılında gerçekleşen saldırıda, atılan şarap şişesi, 73 yaşındaki Müslüman bir erkeğin ölümüne yol açtıktan sonra sekerek karısının omzundan yaralanmasına neden olmuştu.

    Mahkeme yargıcı Victor Yeo, karar sonrası yaptığı açıklamada, “Savcılığın bu saldırının Müslümanlara yönelik dini düşmanlığın belirtisi olarak görülmesi düşüncesine katılıyorum. Ülkemizin ırksal ve dinsel uyumuna zarar veren bu tür saldırılar kesinlikle hoş görülmemeli.” dedi.

    Ölen adamının karısı Manisah binte Sitri, duruşma sonrası “bu bizim kaderimiz” derken kadının çocukları babalarının kaybından duydukları acıları ancak zamanın giderebileceğini ifade etti.

    Mahkum olan Gosling, daha önceki ifadesinde Bali ve Melbourne kentindeki cihat yanlısı terör saldırılarına kızdığı için bu tür bir eylemde bulunduğunu itiraf etmişti.

    Savcılık, saldırıyı gerçekleştirdiğinde 49 yaşında olan Gosling’in daha sonra kaçarken Müslümanlara yönelik ağır küfürler ettiğini aktarmıştı.

    Çok farklı din ve ırktan kişilerin yaşadığı bu ülkenin nüfusunun yüzde 16’sını Müslümanlar teşkil ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***