Etiket: CHP

  • Siyasi cinayet tartışması: Bahçeli’den Kılıçdaroğlu’na ‘korku edebiyatını bırak’ mesajı

    Siyasi cinayet tartışması: Bahçeli’den Kılıçdaroğlu’na ‘korku edebiyatını bırak’ mesajı


    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘siyasi cinayet kaygısı’ taşıdığını söylemesinin ardından başlayan tartışma devam ediyor. MHP lideri Devlet Bahçeli, “Korku edebiyatını bırak, siyasi cinayet işlenebilir mesajlarını geç. Bir şey bilip de söylemiyorsan adam değilsin” diyerek Kılıçdaroğlu’na cevap verdi.

    TBMM Grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, altı parti tarafından yapılan ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ toplantılarını eleştirdi. “Zillet ittifakını oluşturan partiler gün aşırı birbirlerini ziyaret ediyorlar” diyen Bahçeli, “Bunlar ayrıca güçlendirilmiş parlamenter sistem toplantıları için 3. defa Meclis’te bir araya gelmişlerdir. HDP’yi masa altında tutarak sözde bir uzlaşmaya vardıklarını açıklamışlardır. Uzlaşma, doğru hedefler üstünde olur.” ifadelerini kullandı.

    CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik beş soru sıralayan Bahçeli şöyle konuştu:

    Soru 1: Anayasadan Atatürk’ü çıkarmayı düşünüyor musunuz? Soru 2: Anayasaya hakim olan Türk ismini tasfiye etmeyi planlıyor musunuz? Soru 3: Türk vatandaşlığı kavramı yerine anayasal yurtseverlik, Türkiye yerine ülke, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yerine Türkiye Cumhuriyeti insanı kavramlarının getirilmesini amaçlıyor musunuz? Soru 4: Demokratik muhalefet diyerek TİP’e, HDP’ye kucak açıyor musunuz? Soru 5: Terörist Demirtaş’ı hala savunuyor, ona elçiler yolluyor musunuz?

    Siyasi cinayet iddialarını da değerlendiren Bahçeli, CHP liderine seslenerek “Yüreğin yetiyorsa konuş ve sorularıma cevap ver. Korku edebiyatını bırak, siyasi cinayet işlenebilir mesajlarını geç. Bir şey bilip de söylemiyorsan adam değilsin” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara Garı saldırısında hayatını kaybedenler anıldı, polis 22 kişiyi gözaltına aldı

    Ankara Garı saldırısında hayatını kaybedenler anıldı, polis 22 kişiyi gözaltına aldı


    IŞİD üyesi iki canlı bombanın, 10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı önünde gerçekleştirdiği terör saldırısında hayatını kaybeden 103 kişi için anma töreni düzenlendi.

    Anma töreni öncesinde gar çevresine giden yollarda polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı görüldü.

    Anma töreninin yapılacağı alana girmek isteyenlere polis, biber gazı sıkarak müdahale etti. Çıkan arbede sonucu 22 kişi gözaltına alındı.

    Saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınları ve bazı sivil toplum kuruluşlarının öncülüğündeki grup anma töreninde, “10 Ekim katliamını unutturmayacağız” yazılı pankartlar ve terör saldırısında ölenlerin fotoğraflarının yer aldığı pankartlar taşıdı.

    Anma töreninde, yakınlarını kaybedenler tarafından 10 Ekim Anıtına kırmızı karanfil konuldu, gökyüzüne siyah balonlar uçuruldu.

    “İhmali olduğu belirtilen kamu görevlileri yargılanmadı”

    10 Ekim- Der Başkanı Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun anma töreninde yaptığı konuşmada, katliama ilişkin ihmali olduğu ileri sürülen kamu görevlilerinin hala yargılanmadığını hatırlatarak, “Bilinmelidir ki insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır.” dedi.

    TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, törende yaptığı konuşmada, 10 Ekim’de ölenler için Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin dün alana koyduğu “matem ağaçlarının” Ankara Valiliği tarafından kaldırıldığını hatırlatarak, “Ankara Valisi ağacın nesinden korkuyor. Ağacı terörist olarak gören anlayış olur mu? Ankara Valisi barış temelli eylemlerimizin nesinden korkuyor” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter’daki paylaşımında, “10 Ekim Ankara katliamında dillerinde kardeşlik türküleriyle teröre kurban verdiğimiz yurttaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor, terörü ve terör işbirlikçilerini bir kez daha lanetliyorum. Unutmadık, unutturmayacağız.” ifadelerini kullandı.

    10 Ekim’de ne oldu?

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği, TMOBB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi mitingine düzenlenen saldırıda olay günü 100, daha sonra aldığı yaralar nedeniyle tedavi altındayken 3 kişi olmak üzere 103 kişinin hayatını kaybetti.

    Yürüyüş henüz başlamadan saat 10 civarı kısa aralıklarla iki ayrı canlı bomba ile gerçekleştirilen saldırı, Türkiye tarihinin en çok insanın hayatını kaybettiği intihar saldırısı oldu. Saldırının başkent Ankara’nın merkezinde gerçekleşmiş olması, istihbarat ve emniyetin saldırının önüne geçmek için yeterince önlem almadığı eleştirilerine yol açtı.

    Resmi açıklamalarda IŞİD’in gerçekleştirdiği belirtilen saldırıdaki canlı bombalardan birinin ise, aynı yıl Suruç’ta düzenlenen intihar saldırısını düzenleyen canlı bomba Abdurrahman Alagöz’ün kardeşi Yunus Emre Alagöz olduğu belirtiliyordu.

    10 Ekim davasında neler oldu?

    İki yıl süren duruşmaların ardından dokuz sanığa “Anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    Mahkeme ayrıca bu sanıklara saldırıdan yaralı kurtulan 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan hapis cezası verdi.

    Bunun yanında dokuz sanık örgüt üyeliğinden değişik yıllarda hapis cezasına çarptırıldı.

    Davada 19’u tutuklu 17’si firari 36 sanık yargılandı. Aralarında katliamın planlanmasında adı öne çıkan İlhami Bali gibi firari sanıkların bulunduğu kişilerin dosyası ayrıldı. Bu sanıklarla ilgili yargılama ayrıca devam edecek.

    Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerini veya yaralı olarak kurtulanları temsil eden avukatlar, soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmediğini ve kamu görevlilerinin muhtemel ihmallerinin ne soruşturmaya ne davaya konu edildiğini söyleyerek kararı eleştirdi.

    Davayı gören mahkeme heyeti geçen yıl kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunarak bunu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiş ancak başsavcılık bunu işleme koymama kararı vermişti.

    Ayrıca iki mülkiye başmüfettişi ile iki polis başmüfettişinin hazırladığı 25 Şubat 2016 tarihli ön inceleme raporunda; saldırının gerçekleştiği tarihteki Ankara Emniyet Müdürü ile TEM, Güvenlik ve İstihbarat Şube müdürlerinin de ihmal suçundan soruşturulması gerektiği belirtildi. Ancak Ankara Valiliği söz konusu polisler hakkında soruşturma izni vermedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’deki Afgan mülteciler geri gönderilme korkusu yaşıyor

    Türkiye’deki Afgan mülteciler geri gönderilme korkusu yaşıyor


    Türkiye’de yaşayan Afgan mülteciler, ülkelerine sınır dışı edilme korkusu yaşıyor. Toplumda artan mülteci karşıtlığı, Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesinden önce Türkiye’ye gelen Afgan mültecileri de kaygılandırmaya başladı.

    Pakistan ve İran üzerinden haftalar ve aylar süren tehlikeli yolculuğun ardından Türkiye’ye gelen Afganlar, Türkiye’de artık kendilerini ilk zamanlarda olduğu gibi rahat hissedemediklerini belirtiyor.

    Bunlardan biri de AFP haber ajansına konuşan Gavsuddin Mubariz.

    20 yaşındaki Ghawsuddin Mubariz, ülkesine geri gönderilme endişesi ile uykusuz geceler yaşadığını söylüyor.

    “Afgan göçmenler için endişe dolu günler”

    İstanbul’da bir “fast food” iş yerinde kendisine iş bulan ve kazandığı maaşın yarısını Afganistan’da zor durumda olan ailesine gönderen Mubariz, kendisi için hayatın akışının bir anda değiştiğini belirtiyor.

    Mubariz, “Ben Türkiye’ye ilk geldiğimde kolaydı. Ama şimdi çok zor. Nereye gidersek gidelim korku içinde yaşıyoruz. Durumumuz yasal olmadığı için Afganistan’a geri gönderilme endişesi yaşıyoruz.” diyor.

    Türkiye, 2015 yılında Suriye’de başlayan kriz ve AB ile yapılan anlaşmanın ardından 2016 yılından bu yana dünyada en fazla göçmen ağırlayan ülkelerin başında geliyor.

    Türk hükümet yetkililerine göre Türkiye 3,7 milyonu Suriyeli, 420 bini Afganlı olmak üzere 5 milyona yakın göçmeni ağırlıyor.

    Covid-19 salgınıyla birlikte ülke ekonomisinin kötüleşmesi, ülkede gerek halk gerek yöneticiler arasında göçmenlere karşı geçmişe oranla olumsuz duyguların artmasına yol açtı.

    Türk halkı artık daha fazla göçmen istemiyor

    Türkiye’de düzenlenen son bir anket, halkın yüzde 85’inin Taliban’ın kontrolü ele almasından bu yana ülkeye yeni göçmen geleceği endişesi taşıdığını ortaya koydu.

    Erdoğan son gelişeler ışığında yaptığı bir açıklamada Batılı ülkelere uyarıda bulunarak, Türkiye’nin artık “göçmen deposu” olmayacağını bildirdi.

    1993 yılında Türk vatandaşlığına geçen ve şu anda bir bakkal işleten Habib Üzbek adlı Afgan da oturma ve çalışma izni olmasına rağmen bu baskıyı hissettiğini söylüyor.

    “Parmakla bizi gösteriyorlar”

    Uzbek, “Sokakta, otobüste, insanlar bizi Afganlar burada diye parmaklarıyla gösteriyorlar” diyerek rahatsızlığını dile getirdi.

    Mubariz ise, “Yakalanıp, sınır dışı edilirsem ne yaparım endişesiyle uykusuz geceler geçiriyorum. Taliban elimizde ne var ne yok aldı. Umutsuz bir durumdayız.” dedi.

    AFP’ye göre toplumdaki Afganlar bu gergin ortamda pek ortaya çıkmamaya dikkat ediyor ve pazar günleri bir sahada Pakistanlı göçmenlerle kriket oylayan Afgan göçmenler artık buraya gelmiyor.

    Kiralar göçmenler yüzünden mi fırladı?

    CHP İstanbul İL Başkan Yardımcısı Burkay Düzce ise “Biz bu insanlar ‘Taliban’a geri verilsin’ demiyoruz. Sadece ‘yeni gelenlere ne önerebiliriz?’ bu soruyu yöneltiyoruz” diyerek partisinin görüşlerini açıkladı.

    İstanbul’da yaşayan Mehmet Emin ise, “Afgan göçmenler yüzünden kiralar fırladı, on on beş kişi bir apartmanı paylaşıyor, onları istemiyorum.” diyerek göçmenlere yönelik tepkisini dile getirdi.

    İstanbul’da bir üniversitede görevli Deniz Şenol Sert, halktan gelen bu tepkinin Türkleri sığınma arayanlara “merhamet” göstermeye çağıran Erdoğan’ı daha katı olmaya zorlayacağı görüşünü dile getirdi. Deniz Senol Sert, ” Kaynaklar için rekabet olduğu sürece… bu yabancı nefreti devam edecek.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu: KHK ile görevden alınan herkesi iade edeceğim, yeter ki teröre bulaşmasın

    Kılıçdaroğlu: KHK ile görevden alınan herkesi iade edeceğim, yeter ki teröre bulaşmasın


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çorum’da yaptığı konuşmada, “O Kanun Hükmünde Kararnameler ile görevden alınan, işine son verilen, ekmeği elinden alınan herkesi göreve iade edeceğim. Yeter ki teröre bulaşmasın” şeklinde konuştu.

    Kılıçdaroğlu perşembe günü, Çorum’da bir düğün salonunda düzenlenen “Kanaat Önderleri Buluşması”nda muhtarlar, oda, dernek başkanları ile sivil toplum kuruluşu ve üretici örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi.

    Burada yaptığı konuşmada, Türkiye’ye yeni bir siyaset anlayışı getireceklerini, bir dönemi kapatacaklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Ahlaklı, hesap veren, vatandaşını kucaklayan, hiç kimseyi kimliğinden, inancından, yaşam tarzından ötürü ötekileştirmeyen bir siyaset anlayışını getirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Alın teri dökenlerin, helalinden kazananların yanlarında olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, “Bizim iki kırmızı çizgimiz var. Bayrağıyla sorunu olmayan, vatanıyla sorunu olmayan, ‘Bayrak ve vatan benim için vazgeçilmezdir’ diyen herkesle kucaklaşacağız. Bayrağımız ve vatanımız için yeri geldiğinde canımızı vereceğiz. Dolayısıyla yeni bir siyaset anlayışı getireceğiz. Düzgün bir siyaset anlayışı getireceğiz. Bunu yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

    ‘KHK’lıları görevine iade edeceğim’

    Kılıçdaroğlu, “Haksızlığa hukuksuzluğa birisi uğrarsa beraber sahip çıkmak zorundayız. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Sevgili peygamberimiz böyle diyor. Eğer bir yerde haksızlık varsa susmayacaksınız. Susmaya hakkımız yok. Kim olursa olsun, bize oy verir veya vermez. A partisine oy verir ya da vermez. Hiçbir partiye oy verir veya vermez. Mesleği bulunduğu konum ne olursa olsun haksızlığa uğradıysa o haksızlık karşısında ortak ses çıkarmak zorundayız. O zaman bir siyaset kurumu olarak görevimizi yapmış oluruz” şeklinde konuştu.

    Kılıçdaroğlu teröre bulaşmaması koşuluyla KHK’lar ile ihraç edilen herkesi göreve iade edeceğinin sözünü verdi.

    Ana muhalefet lideri, “Geçen özel harekatta çalışan bir polisle Ankara Mamak’ta karşılaştık. ‘Beni Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile attılar. Gittim savcılığa, savcı takipsizlik verdi. Mahkemede hiçbir zaman yargılanmadım ve mahkum edilmedim. Beni görevime vermeleri lazım. Hayır, efendim seni görevine veremeyiz’ dedi. Niye veremiyorsun? Niye vermiyorsun? Sözüm söz, bütün bu adaletsizlikleri düzelteceğim. O Kanun Hükmünde Kararnameler ile görevden alınan, işine son verilen, ekmeği elinden alınan herkesi göreve iade edeceğim. Yeter ki teröre bulaşmasın” ifadelerini kullandı.

    ‘Türkiye mülteci ambarı değil’

    Suriyeli mültecilere ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, “Suriyelilere kızmıyorum. Afganlara da kızmıyorum. Onların bir günahı yok ki. Onları Türkiye’ye getirene kızıyorum. Arkadaş, sen bunları Türkiye’ye getiriyorsun. Asıl sorumlu olan sensin. Biz sorumluyu unutuyoruz, Suriyelilere saldırıyoruz. Suriyelinin bir kabahati yok ki. Sınırı açan Suriyeli mi? Kavgayı başlatan Suriyeli mi? Sen kavgayı başlatırsan, kapıları açarsan Suriyeliler de gelir, Afganlar da gelir” dedi.

    Suriyelileri ülkesine geri göndereceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Benim millete sözüm var. Allah nasip eder sizlerin oylarıyla iktidar olursam ben o gün Suriyelileri davulla zurnayla kendi ülkelerine göndereceğim” ifadelerini kullandı.

    İktidarın göçmen politikalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Türkiye, mülteci ambarı değil, göçmen ambarı değil, sığınmacı ambarı değil. Biz hepsine nasıl bakacağız?” şeklinde konuşta.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’nin İzmir il binasına saldırı sonrası siyasiler kınama mesajları paylaştı

    HDP’nin İzmir il binasına saldırı sonrası siyasiler kınama mesajları paylaştı


    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) İzmir’deki il binasında 1 kişinin hayatını kaybettiği saldırı sonrası siyasi partiler kınama mesajları paylaştı.

    AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İzmir’de HDP il binasında gerçekleştirilen saldırıyı ve cinayeti kınadı.

    Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: “İzmir’de HDP il binasında gerçekleşen saldırıyı ve cinayeti lanetliyoruz. Türkiye, huzur ve güvenliğini bozmaya çalışan provokasyonlara asla fırsat vermeyecektir. Güvenlik güçlerimiz ve yargı teşkilatı hadiseyi tüm boyutlarıyla açığa çıkaracaktır. Türkiye terörle mücadelesini ve toplumsal huzuru bozmaya çalışan provokasyonlarla mücadelesini şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla sürdürecek, kamu düzeninin bozulmasına asla müsaade etmeyecektir.”

    Kılıçdaroğlu, Sancar’ı telefonla aradı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’deki saldırı nedeniyle HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’a taziyelerini iletti. CHP’den yapılan açıklamada, Kılıçdaoğlu’nun HDP İl Başkanlığına gerçekleştirilen provokatif saldırı nedeniyle Sancar’ı telefonla aradığı belirtildi.

    Saldırıda hayatını kaybeden Deniz Poyraz’a Allah’tan rahmet dileyen Kılıçdaroğlu’nun, Sancar ve HDP camiasına başsağlığı dileklerini ilettiği bildirildi.

    Akşener: Bulanık suda balık avlama hevesinde olanlar akıllarını başlarına alsınlar

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Twitter’dan başsağlığı mesajı paylaştı. Akşener, “Halkların Demokratik Partisi İzmir İl Başkanlığı’na yönelik saldırıyı kınıyor, hayatını kaybeden Deniz Poyraz’a Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Bulanık suda balık avlama hevesinde olanlar akıllarını başlarına alsınlar.” dedi.

    “Dünyadaki barışsever insanları üzdü”

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, HDP’nin İzmir il binasına yapılan saldırının sadece İzmirlileri değil dünyadaki bütün barışsever insanları üzdüğünü söyledi.

    Kaya, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında HDP İzmir il binasındaki saldırıya değinerek Türkiye’nin barışına, demokrasisine ve kardeşliğine kurşun sıkıldığını belirtti. Bu saldırının sadece İzmirlileri değil dünyadaki bütün barışsever insanları da üzdüğünü dile getiren Kaya, “Tetiği çekenin yakalandığı söyleniyor. Bu yetmez, tetiği çekenlerin arkasında kim var? Bu kişi bir kamu çalışanı ama silahlarla çekilmiş fotoğrafları var. Bunlara seyirci kalanlar vicdanlarınız rahat mı? Saldırganın binaya girişi engellenmiyor ama HDP’lilerin girişi engelleniyor. Bu kabul edilecek bir durum değil. Bu ülke, barış ve demokrasi içinde yaşamak istiyor. Eğer adalete, barışa sıkılan kurşunun önüne geçilmeze bu ülkede hiç birimizin huzuru kalmaz.” diye konuştu.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, İzmir’de HDP il binasında gerçekleştirilen saldırıyı kınadığını bildirdi.

    Yazıcı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: “HDP İzmir il binasında gerçekleşen saldırıyı kınıyorum. Toplumsal barışı ve huzuru hedef alan her saldırı, her girişimle mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecektir. Bu tür saldırılar hiçbir zaman amacına ulaşamayacaktır.”

    “İzmir huzur kentidir”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, yaşanan saldırıyı kınadı.

    Dağ, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

    “HDP İzmir il binasında gerçekleşen saldırı ve cinayeti kınıyorum. Türkiye’nin huzur ve güvenliğini bozmaya yönelik her türlü saldırı ve girişimin karşısında olduk, olmaya devam edeceğiz.”

    Tunç Soyer de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, saldırıyı kınadığını belirterek, “Saldırıda hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum. İzmir’imiz huzur kentidir. Bu huzura zarar verecek her türlü girişimin karşısındayız.” ifadesini kullandı.

  • AYM’den CHP’nin İletişim Başkanlığı’nın ‘bilgi toplama’ yetkisinin iptali istemine ret

    AYM’den CHP’nin İletişim Başkanlığı’nın ‘bilgi toplama’ yetkisinin iptali istemine ret


    Anayasa Mahkemesi (AYM), İletişim Başkanlığının ‘bilgi toplama’ yetkisinin iptalini isteyen CHP’nin talebini reddetti.

    AYM’nin Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre CHP, 23 Temmuz 2018 tarihli 14 Numaralı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 17’nci maddesinde yer alan ve başkanlığın bütün kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerden “gerekli gördüğü bilgileri isteme” yetkisinin iptali istemiyle dava açtı.

    Başvuruyu inceleyen Yüksek Mahkeme, bu yetkinin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmederek, açılan iptal davasının dayanaksız olduğuna üyelerinin çoğunluğu ile karar verdi.

    Söz konusu kararnamede, İletişim Başkanlığının görevleriyle ilgili gerekli gördüğü bilgileri bütün kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden doğrudan istemeye yetkili olduğu belirtiliyor.

    Kararla, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının belirlenen görevlerinin doğal sonucu olarak bilgi isteme yetkisinin düzenlendiğinden hareketle, iptal konusu yapılan ibarenin kişisel verilere ilişkin bir düzenleme niteliğinde olmadığı dile getirildi.

    Ayrıca, 14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına verilen görevlerin amaç, kapsam ve sınır yönünden belirli ve öngörülebilir olduğundan 17. madde çerçevesinde belirsizlik olmadığı ifade edildi.

    Bu kararla, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sahip olduğu yetkinin, “83 milyonun kişisel verilerine ulaşma” iddialarıyla hiçbir ilgisinin olmadığının teyit edildiği belirtildi.

  • CHP’li Demirtaş: Kanser hastaları 2 aydır doktorsuz

    CHP’li Demirtaş: Kanser hastaları 2 aydır doktorsuz


  • Askeri öğrenci Murat Can Güney’in, ailesinin cenaze törenine katılmasının engellenmesi tepki çekti

    Askeri öğrenci Murat Can Güney’in, ailesinin cenaze törenine katılmasının engellenmesi tepki çekti


    Silivri’de tutuklu bulunan askeri öğrenci Murat Can Güney’in annesi ve babasının cenaze törenine katılmasına izin verilmemesi muhalefet partilerinin ve bazı sivil toplum örgütlerinin tepkisine yol açtı.

    Samsun’dan Ordu’ya giderken geçirdikleri trafik kazasında anne babasını yitiren Murat Can Güney’in ebeveynlerin Fatsa’da düzenlenecek cenaze törenine katılması konusundaki talebine savcılığın olumlu görüş bildirdiği, ancak talebin jandarma yetkilileri tarafından Covid-19 salgını nedeniyle tedbir alma konusunda zorluk yaşandığı gerekçesiyle reddedildiği belirtildi.

    Konuyla ilgili Adalet Bakanlığı’na not gönderdiğini açıklayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili Sezgin Tanrıkulu sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, öğrencinin annesine ve babasına karşı son defa dini, vicdani ve insani bir törene katılma hakkının elinden alındığını söyledi ve “Hiç olmazsa taziye hakkını tanıyın. Böyle subjektif bir kararı olur mu jandarmanın?” ifadelerini kullandı.

    Covid-19 salgınına rağmen kongre salonlarında, camide ibadet sırasında binlerce kişinin bir araya gelmesine izin verildiği hatırlatan Tanrıkulu “Tutuklunun yasal hakkı olan törene katılmasını engelleyip vicdani ve insanı suçla anılmayın” diye yazdı.

    Olaya ilişkin Halkların Demokrasi Partisi (HDP) milletvekillerinden de tepki geldi. HDP Şırnak Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu ve Anayasa Komisyonu Üyesi Hüseyin Kaçmaz sosyal medya hesabında “Trafik kazasında anne ve babasını kaybetti. Güvenlik gerekçesiyle cenazeye katılmasına izin verilmemesi hukuka ve vicdana aykırı olacaktır” paylaşımında bulundu.

    HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya da sosyal medya paylaşımında Murat Can Güney için “O sadece bir öğrenci” diyerek güvenlik gerekçesiyle cenazeye katılmasına izin verilmemesi hukuk ve insanlık dışı olduğunu belirtti.

    Avrupa Adalet İnisiyatifi de “Devlet yetkililerine düşen kin ve nefret duyguları ile değil, aklıselim ve vicdanla, insan onurunu üstün tutan hukuka uygun olarak hareket etmek.! Anne ve babasına karşı son görevini yapmasına engel olmayın.!” ifadeleriyle olaya ilişkin tepki verdi.

    Kara Harp Okulu (Harbiye) öğrencisi Murat Can Güney’in 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklandığı ve Silivri cezaevine gönderildiği öğrenildi.

  • CHP, 35 ilde KHK’lı mağdurlarla bir araya gelmek için çalışma başlattı

    CHP, 35 ilde KHK’lı mağdurlarla bir araya gelmek için çalışma başlattı


    CHP Genel Başkan Yardımcıları Gülizar Biçer Karaca ile Yüksel Taşkın, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile çalıştıkları kurumlardaki görevlerinden ihraç edilenlerle İzmir’de toplantı yaptı.

    Partinin insan haklarından sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini yürüten Karaca, Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaki toplantıda, mağdurlarla bir araya gelmek ve sorunlarını dinlemek üzere düzenledikleri etkinliklerin ilkini gerçekleştirdiklerini söyledi.

    KHK ile ihraç edilenlerin birçoğunun neyle suçlandığını dahi bilmediğini, haklarında yasal sürecin başlatılmadığını ifade eden Karaca, yalnızca mağdurların değil ailelerinin de büyük bir travma ile karşı karşıya bırakıldığını dile getirdi.

    KHK ile ihraç edilenlerin mücadelesini desteklediklerini aktaran Karaca, katılımcılara şöyle seslendi:

    “İnsanların lekelenmeme hakkı vardır. Yurttaşların adil yargılanma hakkı vardır. Çıkan yasalar, geçmişe dönük uygulanmaz. Siz şu anda her bireyin özgürce yaşayabileceği, düşüncelerini özgürce ifade edebileceği bir demokratik Türkiye mücadelesi veriyorsunuz. Bu nedenle bu mücadelenizde Cumhuriyet Halk Partisi olarak ilk günden itibaren yanınızda olmaya gayret gösterdik. Adalet mücadelesini, demokrasi mücadelesini sizlerle birlikte güçlendirerek sürdüreceğiz.”

    Karaca, Cumhuriyet Halk Partisi olarak OHAL Komisyonunun lağvedilmesini istediklerini sözlerine ekledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın da kendisinin de KHK ile mağdur edildiğini söyledi.

    KHK ihraçlarının ülkenin en önemli sorunlarından biri olduğunu kaydeden Taşkın, “Çok ciddi bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu görmezden gelerek bu sorun çözülmüyor.” dedi.

    Taşkın, OHAL Komisyonunun anayasal bir dayanağının olmadığını sözlerine ekledi.

    Bu arada Gülizar Biçer Karaca ile Yüksel Taşkın’ın birçok ili dolaşarak KHK mağdurlarıyla bir araya geleceği ve konunun muhataplarının sorunlarını dinleyeceği belirtildi. Daha sonra bu notların bir rapor haline getirileceği ifade edildi. Bu kapsamda İzmir’in bir başlangıç olduğunun altı çizildi.

  • Meral Akşener: Halk, Peker’in ifşalarına inanıyor, Erdoğan 2023’teki seçimlerde gidecek

    Meral Akşener: Halk, Peker’in ifşalarına inanıyor, Erdoğan 2023’teki seçimlerde gidecek


    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yapılan anketlerde halkın çoğunluğunun Sedat Peker’in söylediklerinin “doğru” olduğuna inandığını belirterek, 2023’te yapılması öngörülen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın koltuğunu kaybedeceğini söyledi.

    Türkiye’de yaşanan Covid-19 salgını, ekonomik tablo ve diğer olumsuz gelişmelerin üzerinin örtülemeyeceğini ifade eden Akşener, “Ben Sayın Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam gece uyuyamam.” diye konuştu.

    Cumartesi akşamı Halk TV’nin konuğu olan Meral Akşener gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2023’te düzenlenecek seçimleri kaybedeceğini öne süren Akşener, “Erdoğan, ne zaman olacağı önemli değil, önümüzdeki seçimde gidecek. Sandıkla demokratik bir şekilde… Millet İttifakı iktidar olacak, aynı Ankara ve İstanbul’da olduğu gibi. Parlamenter sistem gelecek Türkiye yoluna devam edecek. Yeni bir beyaz sayfanın açıldığı Türkiye ile karşı karşıya kalacağız.” diye konuştu.

    “Millet İttifakı eski yanlışlara düşmemeli, ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarmalı”

    Daha önceki seçimlerde farklı adaylar çıkarmanın Millet İttifakı’na zarar verdiğini belirten Akşener, “3 ayrı adayla gittik, Erdoğan ile birlikte birbirimizle de rekabet ettik. Ortak bir adayla gidilmeli. Millet İttifakı paydaşlarının birbiriyle rekabet etmesini doğru bulmuyorum. Bu aday ben olmalıyım da demiyorum. Kılıçdaroğlu bu konuda son derece akılcı ve iyi niyetle yaklaştı.” dedi.

    “Kılıçdaroğlu’nun bize 15 milletvekili vermesini asla unutmayacağız”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti’ye yaptığı jesti hiç unutmayacaklarını ifade eden Akşener, “Kılıçdaroğlu bize 15 milletvekili verdi. Ve biz bunu hiç unutmayacağız. Bugünün temellerini o gün attık. Bu fikir benden çıktı. Bu istekte bulundum çünkü Kılıçdaroğlu ile yaptığımız görüşmelerdeki onun tutumu çok önemliydi. Kılıçdaroğlu bu konuda son derece akılcı ve iyi niyetli davrandı.” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Akşener ayrıca, HDP’nin de kendi adayını çıkarması gerektiğini savundu.

    Akşener, organize suç örgütü lideri olmaktan hakkında yakalama kararı bulunan ve son dönemde sosyal medya hesabındaki videolarla bir anda Türkiye’nin gündemine oturan Sedat Peker konusuna da değindi.

    AK Parti’den kimse Peker’i yalanlamadı

    Akşener, Peker’in iddialarına ilişkin olarak, “AK Parti ilk kurulduğunda çok iddialıydı. Susurluk, 28 Şubat gibi olayların üzerine gideceklerini açıklamışlardı. Bir de baktık ki bu unsurlarla aile olmuşlar. Bu bir göndermeydi. AK Parti’deki isimler Sedat Peker’in için yalan söylüyor demiyorlar. O alıyor öbürüne sektiriyor ve sanki top çeviriyorlar gibi… Bunu bir bilgisayar yazılımına benzetirsek, AK Parti’nin son anlarını yaşadığını söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

    1996 yılındaki Susurluk kazasına ilişkin görüşlerini de belirten Akşener, “29 dava açılmıştır Susurluk meselesiyle ilgili. Bunun 8 aylık sürede 27’sini mahkemeye gönderen bakan benim. Hangi iddia varsa araştırtmıştım” dedi.