Etiket: CHP

  • Anket | Ekonomi kötü yönetiliyor diyenler yüzde 54; ittifakların oy oranı eşit

    Anket | Ekonomi kötü yönetiliyor diyenler yüzde 54; ittifakların oy oranı eşit


    MAK Danışmanlık’ın son anket çalışmasında Cumhur İttifak’ı ile Millet İttifakı’nın oy oranlarının eşitlendiği ortaya çıktı. Ayrıca halkın yüzde 54’ü fiyat artışlarının ‘ekonominin kötü yönetilmesi’ nedeniyle yaşandığını belirtti.

    MAK Danışmanlık kasım ayında 30’u büyükşehir olmak üzere 67 ilde 18 yaş üstü 5 bin 750 kişiyle anket çalışması yaptı. Nüfusunun on binde birine denk gelen sayıda yapılan çalışmada demografik yapıya uygun oransal dağılım yapıldığı belirtildi.

    24 Haziran’da yapılan bir önceki seçimde oy kullanan 4 bin 772 kişiye parti tercihlerinin değişip değişmediği soruldu. Katılımcıların yüzde 43’ü olası bir seçimde 24 Haziran’da oy verdikleri partiden farklı bir tercihte bulunacaklarını söyledi. Katılımcıların yüzde 41’i ise tercihlerini değiştirmezken yüzde 16’sı kararsız olduklarını açıkladı.

    “Yarın seçim olsa oyunuzu hangi siyasi partiye vereceksiniz?” şeklinde yöneltilen soruya katılımcıların yüzde 29,5’i ‘Ak Parti’ diye cevap verdi. Kararsızların dağıtılmadığı sonuçlara göre CHP yüzde 23, İYİ Parti yüzde 14, HDP yüzde 9 ve MHP yüzde 7,5 oy oranına sahip. DEVA ve Gelecek partileri de yüzde 2,5’ar oy oranına ulaştı.

    Kararsız seçmenin oransal dağıtımı sonrası Ak Parti’nin oy oranı yüzde 31,4’e yükseldi. İkinci büyük parti CHP’nin oy oranı ise 24,5 olarak tespit edilirken, İYİ Parti ise oyların yüzde 14,9’unu aldı. HDP yüzde 9,6, MHP’nin oy oranı ise yüzde 8 olarak çıktı. DEVA ve Gelecek partilerinin oy oranları ise yüzde 2,6’şar olarak ölçüldü.

    Bu sonuçlarla birlikte Cumhur ve Millet ittifaklarının oy oranı yüzde 39,4 olarak aynı ölçüldü.

    Fiyat artışlarının nedeni kötü yönetim

    Aynı çalışmada katılımcılara “Size göre son zamanlarda ürün ve hizmetlerdeki fiyat artışının sebebi nedir” sorusu yöneltildi. Katılımcıların yüzde 54’ü fiyat artışının nedeni olarak “ekonominin kötü yönetilmesi” şıkkını işaretledi. Halkın yüzde 14’ü döviz kurlarındaki artışı seçerken, yüzde 8’i de ‘dış güçler’ dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Milletvekili Kaboğlu’nun OHAL Komisyonu kararlarının araştırması önergesi reddedildi

    CHP Milletvekili Kaboğlu’nun OHAL Komisyonu kararlarının araştırması önergesi reddedildi


    CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu’nun Olağanüstü Hal İşlemleri İncelem Komisyonu’nun (OHALİİK) verdiği “iade ve ret kararlarındaki tutarsızlıklar ve bunların yol açtığı mağduriyetlerin belirlenebilmesi ve giderilebilmesi” amacıyla verdiği araştırma önergesi bir kere daha reddedildi

    Önerge AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

    Araştırma önergesinde Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu ihlal kararını hiçe sayan Komisyon’un, hak arama hürriyeti önünde ciddi ve yapısal bir engel oluşturma işlevini sürdürdüğünü belirten Kaboğlu “Her ne kadar OHAL hukuken sonlanmış görünse de; onun yarattığı kurallar ve kurumların varlıklarının böylece idame ettiriliyor” ifadelerini kullandı.

    Kaboğlu, hakkında hiçbir soruşturma veya kovuşturma olmayan ya da hakkında takipsizlik veya beraat kararı verilen birçok insanın, doğal hâkim ilkesine aykırı şekilde kurulmuş olan ve kararlarını hangi objektif hukuk ölçütlerine göre aldığı anlaşılamayan Komisyon’dan ret yanıtı aldığını belirtti. Ayrıca, KHK ek listelerine eklenmelerine sebep olmuş iddialar açısından mahkeme önünde aklanmış olan insanların, bu duruma rağmen hangi gerekçelerle kamu görevine iade edilmediklerinin Komisyon kararlarından anlaşılamadığını; bu kararların, hukuki dayanak, gerekçe ve usul açılarından anayasal hukuk devleti ilkesinin sistematik ve açık ihlalini oluşturduğunu söyledi. KHK’leri dünya hukuk tarihinin en büyük toplu kıyımı olarak niteleyen Kaboğlu, bu haliyle OHALİİK’in sivil ölümleri sürdüren bir gaz odası olduğunu belirtti.

    ‘OHALİİK mahkemeden üstün değildir’

    Komisyon’un Anayasa’nın amir hükümlerine aykırı bir şekilde faaliyet gösterdiğine ilişkin en belirgin ve sembolik örnek olarak, OHAL araçsallaştırılarak OHAL KHK’leri ile üniversitelerden uzaklaştırılan “barış akademisyenleri”ni işaret eden Kaboğlu, Anayasa Mahkemesi’nin 25/07/2019 tarihli Füsun Üstel ve diğerleri kararında, “Barış İçin Akademisyenler Bildirisi”nin ifade özgürlüğü kapsamında yer aldığına hükmedildiğini söyledi. Kaboğlu verdiği önergeyle şöyle devam etti; “Bu karardan sonra barış akademisyenleri davaları, ilgili ağır ceza mahkemelerinde beraat kararları ile sonuçlanmıştır. Ancak, OHALİİK’in, anılan AYM kararı ve ilgili ağır ceza mahkemelerinin beraat kararlarının hemen sonrasında, akademisyen başvurucuların başvurularıyla ilgili olarak kabul kararları vermesi gerekirken, kamuoyuna da yansıdığı üzere, OHALİİK, barış akademisyenlerine ilişkin kararlarını, iki yıldan fazla zaman geçtikten sonra, 2021 Ekim itibari ile yine ret yönünde vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü lehine karar verdiği böyle bir konuda dahi, OHALİİK, gerekçesiz kararlarını, ilgili AYM kararından çok uzun bir süre sonra ve olumsuz yönde açıklayabilmektedir. OHALİİK’in, AYM ve ceza mahkemeleri kararlarına karşın ve çok geç olarak vermiş olduğu ret kararları, muhalif akademisyenlere verilen fiili bir “ceza” olmanın ötesinde, Anayasa 153’üncü maddesinin altıncı fıkrasının da açık ihlalidir. Bu örnek, OHALİİK’in, hak arama özgürlüğünü sağlamadığı gibi, onun, bizzat “kurunun yanında yaşın da yanması” amacına yönelik olarak şuurlu şekilde faaliyet gösterdiğinin de kanıtıdır” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Siyasi partilere hazine yardımı nasıl belirleniyor? 2022’de hangi parti ne kadar alacak?

    Siyasi partilere hazine yardımı nasıl belirleniyor? 2022’de hangi parti ne kadar alacak?


    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na 16 Ekim’de sunulan 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu teklifi geçtiğimiz hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlandı. 1 ay sürmesi beklenen görüşmelerin ardından bütçe tasarısı aralık ayında genel kurulda oylanarak kanunlaşacak.

    Her yıl bütçe tasarısında merak edilen maddelerden biri de siyasi partilere yapılacak hazine yardımları oluyor. Erken seçim tartışmalarının alevlendiği şu günlerde de hazine yardımı daha da fazla gündeme geliyor.

    Peki siyasi partilere verilecek hazine yardımı nasıl belirleniyor?

    Siyasi partiler faaliyetlerini sürdürmek için bağış, aidat, gayrimenkul gelirleri ve parti etkinliklerinden elde edilen gelirleri kullanabiliyor. Fakat bunların yetersiz kalması nedeniyle Türkiye’de 1965 yılından beri hazine tarafından siyasi partilere destek veriliyor.

    Siyasi partiler kanuna göre en son parlamento seçimlerime katılmış ve genel barajı aşmış partilere toplamda her yıl o yılki genel bütçe gelirlerinin 5 binde ikisi oranında ödeme yapılıyor. Bunun haricinde barajın altında kalmasına rağmen yüzde 3’ten fazla oy alan partilere de en düşük yardımı alan partiyle orantılı olarak destek veriliyor. Seçim yıllarında bu miktar 3 katına çıkıyor.

    2022’de hangi parti ne kadar hazine yardımı alacak?

    Meclise sunulan bütçe taslağında 2022 yılı genel bütçe gelirlerinin 1 trilyon 448 milyar 944 milyon 742 bin lira olması bekleniyor. Buna göre barajı aşan partilere toplam hazine yardımı 579 milyon 577 bin 896 lira olacak. Bunun haricinde İYİ Parti de destek alacak.

    Partilere yapılacak yardımın miktarı ise en son genel seçimde aldıkları oy oranına göre belirleniyor. Buna göre;

    • AK Parti 280 milyon 279 bin lira
    • CHP 149 milyon 134 bin lira
    • HDP 77 milyon 65 bin lira
    • MHP 73 milyon 99 bin lira
    • İYİ Parti 65 milyon 588 bin lira alacak.

    Erken seçim olması halinde partiler bu miktarların 3 katını alacak. Öyle bir durumda partilere ayrılacak ödenek 2 milyar liraya yaklaşacak.

    6 muhalif partiden yeni teklif

    Öte yandan bu sistem yeni kurulan veya düşük oy alan partiler tarafından sık sık eleştiriyor. Seçim kampanyalarında hazine yardımlarını kullanamayan partiler bu sistemin büyük partiler lehine haksız rekabete yol açtığını savunuyor.

    CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ile DEVA Partisi yetkililerinin “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” çalışmalarını ortaklaştırmak için başlattığı toplantılarda partilere hazie yardımı da gündeme alındı. Buna göre parti yetkilileri seçim barajının yüzde 3’e düşürülmesinde mutabık kalırken hazine yardımı için belirlenen alt sınırın tüm partiler arasında eşitlik ve adaletin sağlanması için yüzde 1’e düşürülmesi konusunda anlaşmaya vardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu: Kavala ve Demirtaş’ın suçları ABD pasaportlarının olmaması

    Kılıçdaroğlu: Kavala ve Demirtaş’ın suçları ABD pasaportlarının olmaması


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın haksız yere cezaevinde tutulduklarını söyleyerek, “Bunların bir tek suçları var, pasaportları Amerikan pasaportu değil. Amerikan pasaportları olsaydı bir telefonla çıkar giderlerdi” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Cumhuriyet bayramını anmayan Diyanet İşleri Başkanlığını eleştirdi. Bunun kabul edilmesi gereken bir tavır ve tutum olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Biz herkesin inancına saygılıyız. En azından kendisini kuran, Diyanet İşleri Başkanlığını kuran bir iradeye, en azından cuma hutbesinde saygı duyulması lazım. Telaffuz edilmesi lazım. Ama hiç kimse merak etmesin, bunların tamamını yapacağız, bu ülkeye kesinlikle güzel baharı getireceğiz.” diye konuştu.

    Cumhuriyet’in 98. yılında Anıtkabir’de bugüne kadar rastlamadıkları bir garabetle de karşılaştıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, bazı televizyon kanallarının ve gazetelerin muhabirlerinin, Anıtkabir’e alınmadığına dikkati çekti.

    Kılıçdaroğlu, bunun hiç rastlanmadık bir şey olduğunu vurgulayarak, “O kararı alanlara açık ve net söylüyorum. Anıtkabir’de bu ülkenin aslanı yatıyor, aslanı. Sizin gücünüz yetmez ona. Ne yaparlarsa yapsınlar, her davranışları kendi sonlarını getiriyor. Bu, milletin vicdanında derin yaralar açıyor. Bunların tamamını iktidarımızda çözeceğiz.” ifadesini kullandı.

    Kılıçdaroğlu, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş için de şu ifadeleri kullandı:

    “Haksız yere içeride tutulan Demirtaş ve Kavala var, benim vicdanım kabul etmiyor. Belki onlar hayatlarının hiçbir döneminde CHP’ye, oy vermediler. Ama bizim görevimiz adalettir, haksızlığa karşı durmaktır. Onların tek suçu var pasaportları ABD pasaportu değil. Olsaydı bir telefonla çıkarlardı, apronda uçak beklerdi. Böyle bir rezaletle Türkiye hiç karşı karşıya kaldı mı? Demokrasinin gereği olarak onların zaten içeride tutulmaları yanlış.”

    “Zamlar kapıda”

    Arka arkaya zamların geldiğinin de altını çizen ana muhalefet partisi lideri, enerji sektörüyle görüşmelerde bulunduğunu ve ‘Kara Kış Fonu’ kurulması için çağrıda bulunduğunu söyledi. Faturaların ağırlaşacağının altını çizen CHP Başkanı, dünyadaki gelişmeleri iktidarın takip etmediğini ve kış aylarında KDV payının kaldırılması gerektiğini ifade etti.

    CHP’li belediyelerde kara kış fonu çalışmalarının neredeyse tamamlandığını belirten Kılıçdaroğlu, enerji faturalarını ödeyemeyen vatandaşlara belediyelerin bu fondan destek vereceğini belirtti. Bir ton kömürün asgari ücreti aştığının da altını çizen CHP lideri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a asgari ücreti açlık sınırının üzerine çıkarması çağrısında bulundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Suriye ve Irak tezkeresi Meclis’te yapılan oylamada kabul edildi

    Suriye ve Irak tezkeresi Meclis’te yapılan oylamada kabul edildi


    Irak ve Suriye’ye asker göndermeyi içeren tezkerenin süresi, CHP ve HDP’nin “hayır” oylarına karşı AK Parti, MHP ve İYİ Parti’nin “evet” oylarıyla 2 yıl daha uzatıldı.

    AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın ‘evet’ dediği tezkere, muhalefetteki Millet İttifakı’nda ise bölünmeye neden oldu. Meclis’teki oylamada ‘evet’ ve ‘hayır’ oyu kullanan partiler şöyle:

    CHP: Tezkereye ‘hayır’ dedi

    20 Ekim’de İYİ Parti lideri Meral Akşener ile görüşen Kemal Kılıçdaroğlu kararlarını yetkili organlarında görüşüp vereceklerini kaydetmişti.

    Bugün yapılan grup toplantısının ardından ise CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “CHP tezkereye ‘hayır’ diyecek dedi.

    CHP lideri Kılıçdaroğlu ise, grup toplantısında yaptığı konuşmada komando marşı söyleyen TÜGVA’cıların ve başlarında da Bilal Erdoğan’ın askerlerin yerine gönderilmesini önerdi. “Daha fazla mülteci istemiyoruz, sığınmacı istemiyoruz. Bunu öngören bütün düzenlemelere karşıyız. Biz hiçbir askerimizin ve polisimizin Suriye’de şehit olmasını istemiyoruz (…) Bizim askerlerimiz şehit olsun istiyor beyefendi. Komando marşı söyleyen TÜGVA’cılar var; gönder kardeşim onları Suriye’ye. Başkomutanı da Bilal Erdoğan olsun. Hiçbir askerimizin, evladımızın burnu kanamasın”.

    MHP’den “evet”in müzakere edilecek yanı yok

    MHP de tezkereye ‘evet’ oyu veren partiler arasında yer alıyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün yaptığı partisinin grup konuşmasında tezkereye “önşartsız” evet diyeceklerini belirterek, konunun tartışılacak, konuşulacak, müzakere edilecek bir yanının olmadığını ifade etti.

    İYİ Parti “çekincelere” rağmen ‘evet’

    Millet İttifakı’nın üyesi İYİ Parti ise CHP’nin aksine bazı “çekincelere” rağmen tezkereye ‘yeşil ışık’ yakacağını açıklamıştı.

    20 Ekim’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP’nin Ankara’daki genel merkezinde görüşmesinin ardından, “Eleştirilerimiz baki kalmak kaydıyla ‘Evet’ oyu vereceğiz” ifadesini kullanmıştı.

    HDP’den tezkereye ‘ret’

    En başından beri Meclis’teki sınır ötesi operasyonlar için tezkerelere ret oyu veren Halkların Demokratik Partisi de CHP gibi tezkereye hayır dedi.

    “Bu tezkere, iktidarın gidiş tezkeresidir” ifadelerini kullanan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan,“Her yıl tezkerenin süresini bir yıl uzatan iktidar, bu kez süreyi 2 yıl uzatmak istiyor. Demek ki İktidar, bir yıl sonra AKP grubunun kalıp kalmayacağından ve meclisi toplayamayacağından endişe ettiği için süreyi 2 yıl uzatarak tezkereyi garanti altına almaya çalışmaktadır. Gidici olduklarını kendileri de görmektedir. Bu tezkere iktidarın aynı zamanda gidiş tezkeresidir.”

    TİP: Yoksul halk çocuklarını ölüme göndermeyeceğiz

    Tezkereye ‘hayır’ diyen diğer bir parti de Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) oldu. “Yoksul halk çocuklarının başka ülke topraklarında göz göre göre ölüme gönderilmesine izin vermeyeceğiz” diyen İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil Sütlü , “Tezkereye amasız fakatsız ‘Hayır’ diyoruz” dedi.

    DEVA Partisi “evet” dedi

    DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Meclis Genel Kurulunda görüşülecek Suriye ve Irak tezkerelerine “evet” oyu vereceklerini bildirmişti.

    Yeneroğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki konuşmasında, Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinde açık şekilde belirtilen suçu ifa ettiğini savundu.

    Bahçeli’nin, Anayasa Mahkemesini terörle ilişkilendirdiğini ileri süren Yeneroğlu, Bahçeli’nin, Anayasa Mahkemesinin kapatılmasını terörle mücadelenin gereği olarak sunduğunu söyledi.

    Suriye ve Irak tezkerelerinin Genel Kurulda görüşüleceğini anımsatan Yeneroğlu, “Ülkemize yönelen tehditlerin bertaraf edilmesi, askeri mevcudiyetimizin kesintiye uğramaması, o bölgelerde görev yapan askerilerimizin güvenliği için ‘evet’ diyeceğiz.” ifadesini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akşener: Muhalefet liderlerinin parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla itirazı yok

    Akşener: Muhalefet liderlerinin parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla itirazı yok


    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, görüştükleri muhalefet liderlerinin parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla itirazı olmadığını söyledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Akşener ve beraberindeki heyeti, CHP Genel Merkezi’nde kabul etti.

    Daha sonra düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Akşener, görüşmede güncel konular, güçlendirilmiş parlamenter sistem ele alındığını belirterek, “Parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla, ziyaret ettiğimiz siyasi partilerin genel başkanlarının bir itirazı yok,” dedi.

    Kılıçdaroğlu ise “Her alanda ciddi sorunlar var. Bu sorunlardan Türkiye’nin arınması lazım, Türkiye’nin kendisine yeni bir yol haritası çizmesi lazım.” ifadesini kullandı.

    Akşener’den Kavala yorumu: “Soros ile masaya kim oturdu?”

    Bir gazetecinin,“10 ülkenin büyükelçisi Osman Kavala’nın serbest bırakılması çağrısı yaptı. Dışişleri Bakanlığı’ndan tepki söz konusu oldu. Sizin bu konuya ilişkin değerlendirmeniz ne olacak?” sorusuna Akşener, “Osman Kavala sizin tanımınıza göre Sorosçu. Soros ile masaya kim oturdu. Ben ve sayın Kılıçdaroğlu değil. Dolayısıyla Dışişleri Bakanlığı’na böyle bir talepte bulunulmasını doğru bulmayız. Böyle taleplerin Türkiye’ye yapılır olmasına yol açmayı da doğru bulmayız. Rahip Brunson’ı hatırlatan eylem ve söylemlerden Türkiye’nin uzak durmasını tavsiye ederiz. Bunların önüne geçecek tek yolun hukukun işletilmesidir. Türkiye’deki hukuku, yargıyı oluşturan kurumların işletilmesidir.” yanıtını verdi.

    Akşener şunları kaydetti: “Mahşerin dört atlısı üzerimize geliyor dedi sayın Başkan, doğrudur. Laiklik konusundaki hassasiyet üzerinden sordunuz. Laiklik bir hukuk kuralıdır. Yani o ülkenin kanunlarının ilahi vahiye göre mi olacak yoksa insanlar için mi hazırlanacak ona karar veren bir hukuk terimidir. Hukuk normudur. Laikliği bugüne kadar siyasetçiler, iş adamları, din adamları konuştu. Hukukçuların konuştuğu görülmedi, ortadan kayboldu gitti. Laiklik aynı zamanda yapılacak kanunların ruhunu vaat ettiğine göre, onun normu olduğuna göre, demek ki 21. Yüzyıla uygun hukuk anlayışının ortaya konulması gerektiğini vaaz ediyor.”

    Kılıçdaroğlu: Türkiye AİHM kurallarına uymalı

    Aynı soruya Kılıçdaroğlu ise şu yanıtı verdi: “Türkiye Cumhuriyeti devleti AİHM kararlarına uyacağı sözünü verdi. Bunun için de Anayasa değişikliği gerçekleşti. Bu anayasa değişikliği TBMM’den oy birliği ile çıktı. Bir ülkenin itibarı imza attığı sözleşmenin arkasında durmaktır. İmza attığınız bir sözleşmenin gereğini yapmıyor ve arkasında durmazsanız itibar kaybeden Türkiye ve onu yönetenler olur.

    Biz Türkiye’nin itibarının her sahada korunmasını isteriz. Dolayısıyla AİHM’in bir kararı varsa o kararın da uygulanmasını isteriz. Türkiye gerçekten demokratik ve hukuk devletiyse bu çerçevede hareket etmesi lazım. Bir şeye de dikkatinizi çekmek isterim. Sayın Genel Başkan da ifade etti. Türkiye’ye dışarıdan yapılacak hiçbir müdahaleyi doğru bulmayız. Ama dışarıdan müdahale etmesine ortam hazırlayacak yönetimi de kabul etmeyiz. Türkiye hukuk devletinin kuralları içinde gereğini yapar. Geldiğimiz nokta maalesef üzücü bir nokta.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Lideri Kılıçdaroğlu: 123 milyar doların bir senti bile Merkez Bankası’nın değil

    CHP Lideri Kılıçdaroğlu: 123 milyar doların bir senti bile Merkez Bankası’nın değil


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası’nın 123 milyar dolar olarak açıklanan rezervi ile ilgili olarak ‘bir senti bile Merkez Bankası’nın değil’ dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca, “Yasal ölçüler içinde çalışan hiç kimseyi tehdit etmek benim haddim değildir. Ama ‘Mafyatik ilişkilere girenleri tehdit mi ediyorsun?’ diyorlarsa, evet onları tehdit ediyorum.” diye konuştu.

    Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, sosyal kimliklerin sorunlarını masaya yatırdıklarını, sağlıklı ve tutarlı çözümler ürettiklerini söyledi.

    Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası’nın fiyat istikrarından sorumlu olduğunu ancak bunu sağlayamadığını, Türk lirasının “kar gibi eridiğini” savunarak, izlenen politikaların ve sıcak siyasetin Merkez Bankası’na müdahale ettiğini ve bankanın sağlıklı karar almasını engellediğini dile getirdi.

    Merkez Bankası’nın temel görevlerini sıralayan Kılıçdaroğlu, para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirlemesi gerekirken bankanın bunu da yapmadığını iddia etti. Kılıçdaroğlu, “Saray müdahale ediyor ve Merkez Bankası’nın sağlıklı, tutarlı karar almasını engelliyor.” dedi.

    Kemal Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası’na yaptığı ziyareti anımsatarak, bu sırada banka personeline “Bankanıza sahip çıkın” dediğini aktardı. Merkez Bankası’nın bir kültürü ve çok iyi yetişmiş kadroları bulunduğuna da işaret eden Kılıçdaroğlu, “Çok iyi yetişmiş kadrolarını göz ardı edip, onları bankanın dışına itip dışardan eleman getirmek doğru bir yaklaşım değildir. Bankanın kültürünü mahveder ve bugünkü duruma getirir.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Bir senti bile Merkez Bankası’nın değil”

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarlık rezervine ilişkin süreci unutmadıklarını belirterek, bu tutarın kimlere hangi kurdan satıldığını bilmediklerini aktardı. Kılıçdaroğlu, “Merkez Bankası’nın kasasında 123 milyar dolar var” açıklamasını da hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ben de bir yerden ödünç para alırım, çıkarır masanın üzerine koyarım, ‘Param var’ derim. Ama o para bana ait değil ki. Başkasına ait bir para. 123 milyar doların bir senti bile Merkez Bankası’nın kendi parası değil. O zaman şu soruyu, AK Parti ve MHP’ye geçmişte oy veren kardeşlerimin, kendisine, vicdanına, ahlakına, adalet duygusuna sorması lazım; ‘128 milyar dolar kime gitti?’ Bunun satışını Merkez Bankası değil başkası yaptı. Dolar, Türk lirası karşısında artıyor, Türk lirası kar gibi eriyor. Normalde Merkez Bankası’nın müdahale etmesi, dolar satması lazım. Kendi doları yok ki satsın. Başkasının doları, onu da satamıyor. İçine düştüğümüz çelişkiyi görüyor musunuz?”

    Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası ile cumhuriyetin kurumlarına sahip çıkacaklarını vurgulayarak, Millet İttifakı’nın iktidara gelmesi halinde Merkez Bankası’nın saat gibi çalışacağını, sıcak siyasetin bankaya müdahale etmeyeceğini ve ekonominin en kısa sürede düzeleceğini iddia etti.

    İktidarın tefecilere dünyanın faizini ödediğini öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    “Erdoğan ‘şahsım’ hükümeti, bu tuzağın içindedir. Tefecilere hizmet eden bir siyasal iktidar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ekonomisini düzeltemez, sadece ve sadece tefeci sektörüne hizmet eder. 2003-2021 Eylül ayı itibarıyla bütçeden bu tefecilere ödenen para, 511 milyar 39 milyon dolar. 511 milyar doları tefeci sektörüne aktaranlar bunlar. AK Parti ve MHP’ye oy veren kardeşlerim diyecekler ki ‘Nereden çıkardın 511 milyar doları?’ Hazine’nin internet sitesine girin, görürsünüz. Her ay 2 milyar 271 milyon 284 bin dolar, her gün 74 milyon 680 bin dolar, her saat başı 3 milyon 111 bin dolar faiz ödeniyor. Bu ülkenin fakir fukarası, memuru, esnafı, sanayicisi, çöpten kağıt toplayanı, fırından ekmek alanı, herkes ödüyor. Bu saray beslemeleri ve şürekası, 5 kuruş faiz ödemiyor ama 83 milyonu Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettiler. Onun için hep birlikte bunlardan kurtulacağız. Az kaldı. Başkan diyor ya ‘Az kaldı’. Beraber sandığa gideceğiz ve bunları yolcu edeceğiz.”

    “Bremen Mızıkacıları harekete geçti”

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, hafta sonu paylaştığı bir videoyla devlet memurlarına yönelik açıklamalarda bulunduğunu anımsatarak, “Ben bunları söyledim, Bremen Mızıkacıları harekete geçti, saraydan başlayarak en aşağıya kadar. Vay efendim, devlet memurlarını tehdit ediyormuşum, vesayet özlemi içindeymişim, darbeci zihniyetmiş. Allah akıl fikir versin, bari usturuplu bir şey söyleyin. Ben ‘Hırsızlığa bulaşmayın, hırsızlık için kim talimat veriyorsa ona uymayın’ diyorum. Savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarmış, bulunmazsanız namertsiniz, bulunun. Daha görecekleri çok şey var. Demek ki ‘Hırsızlık yapın’ desem hakaret içermeyecek, hiçbir şey olmayacak.” sözlerini sarf etti.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, bu konudaki açıklamasını aktaran Kılıçdaroğlu, “Kimsin sen, devlet memuru ne zamandan beri senin çalışanların oluyor? Ne demektir bu? ‘Bizim talimat verip de malı götürdüklerimize dokunma, onlar bizim çalışanlarımız’ diyor. Bu lafı kullandığın andan itibaren toplumu bölüyorsun sen. Devletin memuru, devletin işini yapar, milletin hizmetindedir. Yasal ölçüler içinde konuşuyorum, kullandığım her cümlenin mutlaka kanunda bir yeri vardır. Bu kadar dikkat ediyoruz.” ifadesini kullandı.

    “Erdoğan ailesinin vakıflarının ne kadar para topladığını bilmiyoruz”

    Anayasaya göre, devlet memurlarının suç işlemeye yönelik emirleri yerine getiremeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, “Sarayın memurları ayrı, devletin memurları ayrı. Mafyatik ilişkiler içine girenler sarayın memurlarıdır. Talimatı oradan veya onların çocuklarının kurduğu vakıflardan alırlar. Devletin memurunun temel güvencesi yasalardır ve millete hizmet etmektir. Arada dağlar kadar fark var.” dedi.

    Kılıçdaroğlu, “söz konusu video ile devlet memurlarını tehdit ettiği” yönündeki tepkileri hatırlatarak, şunları kaydetti:

    “Yasal ölçüler içinde çalışan hiç kimseyi tehdit etmek benim haddim değildir. Kim devletine, milletine hizmet ediyorsa, hangi görüşten olursa olsun, benim başımın üstünde yeri vardır. Ama ‘Mafyatik ilişkilere girenleri tehdit mi ediyorsun?’ diyorlarsa, evet onları tehdit ediyorum. Kimsenin hakkını yedirmeyeceğim. ‘Kul hakkı yiyecek, her türlü rezilliği yapacak, mafyatik ilişkilere girecek, malı götürecek, Kılıçdaroğlu buna hiç ses çıkarmasın’. Niye ses çıkarmayayım? Sen ses çıkarmıyorsun zaten, malı götürenlerin sırtını sıvazlıyorsun. Balığın baştan kokacağını da çok iyi biliyorum.”

    Kemal Kılıçdaroğlu, vakıfların kamu için çalıştığını, çalışanlarının da kendilerini gönüllü olarak topluma adadıklarını ve elde ettikleri gelirler ile harcamalarını kamuoyuna şeffaf şekilde açıkladıklarını dile getirerek, “Erdoğan ve ailesinin kurduğu vakıflar 83 milyondan ne kadar para topladı, yani devletin hazinesinden bu vakıflara kaç lira para ödendi? Bilen yok. Erdoğan ailesinin vakıflarının ister devletten, ister belediyelerden, ister tahsis edilen malların kiralarından ne kadar para topladıklarını bilmiyoruz.” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu’ndan bürokratlara ‘son çağrı’ ve ‘TÜGVA’nın malları hazineye aktarılacak’ açıklaması

    Kılıçdaroğlu’ndan bürokratlara ‘son çağrı’ ve ‘TÜGVA’nın malları hazineye aktarılacak’ açıklaması


    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TÜGVA’ya (Türkiye Gençlik Vakfı) yönelik ‘torpille kadrolaşma’ iddialarını hatırlatarak bürokratlara ‘kanun dışı emirlere’ uymamaları için çağrı yaptı. Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda 17-25 Aralık soruşturmaları sırasında gündeme gelen memur Teoman’a da “Seni de unutmadık kardeşim” diyerek selam söyledi.

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Bu ülkenin bürokratlarına sesleniyorum; halkımızı da şahit olmaya davet ediyorum” iletisiyle 4 dakikalık bir video paylaştı.

    Kılıçdaroğlu, “Açıkça söylüyorum; vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri emir olarak telaki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız.” şeklinde konuştu.

    “Şahıs, vakıf süsü verdiği bir paralel yapıyla devleti zapturapt altına almaya çalışıyor”

    Halka şahit olması çağrısında bulunan ve bürokratlara seslenen Kemal Kılıçdaroğlu, “Unutmayın, Türkiye devletini, şahıs devletine dönüştürmüş bir kişi ve ailesi var. Bu şahsın ve ailesinin, kişisel çıkarlarına hizmet etmeye zorlanmış bir kısım devlet memurları var. Bazıları çok baskı altında. Unutulmamalıdır ki devlete değil, şahsi çıkarlara hizmet etmenin sorumluğu var. TÜGVA rezaletini hep beraber izliyoruz. Lağım kokusu yine her yeri sardı. Şahıs ve ailesi vakıf süsü verdikleri bir paralel yapı ile devleti zapturapt altına almaya çalışıyor.” ifadesini kullandı.

    “Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız”

    Çocukların geleceğinin çalındığını savunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sevgili halkım, herhalde neyi çaldıklarını farkındasınız. Çalınan çocuklarınızın geleceğidir. Bu sistemde Erdoğan ve şürekasının kurdukları vakıfların tezgahından geçmeyenlerin, memur olmalarının neredeyse imkansız hale getirildiği görülmektedir. Daha önce memur olanların da görevde yükselmeleri TÜGVA tezgahından geçmelerine bağlanmıştır. Böylece kamuda yapmak istedikleri ne kadar illegal iş, rant, mafyatik çıkar varsa, bunları yapacak memur militanlar düzene eklenmiştir. Şimdi, hepimizin gördüğü bildiği bir şey daha var. İktidarın değişmesine az kaldı. İktidar değiştiğinde, soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı ‘efendim, emir aldık, uygulamak zorunda kaldık’ diyecek. İşte bunu diyerek sıyrılırım diye düşünen, sarayın baskısına boyun eğerek kanun dışına çıkmış o devlet memurlarına buradan seslenmek istiyorum. Cenab Şahabettin’in bir sözü var. Der ki, ‘en ağır angarya, faydasızlığından emin olduğunuz işi vazife namına ifa etmektir’. Açıkça söylüyorum; vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri emir olarak telaki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız. Kamil akla gelmeniz için bu, Kılıçdaroğlu abinizin size son çağrısıdır. 18 Ekim Pazartesi itibarıyla bu düzenin illegal (yasa dışı) isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacak. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa pazartesi itibarıyla durun. Bu illegal paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin. Size bunu yaptıranlara farklı bir muamele olacak elbet. Çünkü, Sadi’nin dediği gibi; zalimleri bağışlamak, yoksullara cefadır. Söylediklerimi özetlemem gerekirse; Türkiye devleti yeniden halkın devleti olma yoluna girmiştir. Kurumları bir şahsın ve ailesinin ahırına dönüştürenler elbette ki hesap verecektir.”

    Kılıçdaroğlu: TÜGVA benzeri vakıfların üzerine çöktüğü mallar hazineye iade edilecek

    “İktidarın değişmesine az kaldı, iktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak.” diyen Kılıçdaroğlu, TÜGVA benzeri vakıfların ‘üzerine çöktüğü malların’ hazineye iade edileceğini söyledi.

    CHP lideri, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

    “Sizler hala bu pislikten kendinizi sıyırma şansına sahipsiniz. Bu şansı kullanın. Siz de şahit olun sevgili halkım.”

    Memur Teoman’a selam

    Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda 17-25 Aralık soruşturmaları sırasında gündeme gelen memur Teoman’a da “Seni de unutmadık kardeşim” diyerek selam söyledi. Kılıçdaroğlu, “Seni unuttuk zannetme, aklımızdasın aklımızdasın gönlümüzdesin” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 52 ilacın SGK kapsamından çıkarılmasına tepkiler sürüyor

    52 ilacın SGK kapsamından çıkarılmasına tepkiler sürüyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 'Siyasi cinayetler' tartışması: Siyasiler bu konuda ne dedi?

    'Siyasi cinayetler' tartışması: Siyasiler bu konuda ne dedi?



    ‘Siyasi cinayetler’ tartışması: Siyasiler bu konuda ne dedi?
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***