Etiket: CHP

  • İşte Kılıçdaroğlu’na sunulan rapor: ‘Çiftçinin 270 milyar lira borcu var’

    İşte Kılıçdaroğlu’na sunulan rapor: ‘Çiftçinin 270 milyar lira borcu var’


    Sözcü gazetesi yazarı Aytunç Erkin, “Üretimi planla, 5.5 milyar doları çiftçiye aktar” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

    Erkin bugünkü yazısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na her ay düzenli olarak verilen “Tarım Raporu”na değindi.

    Raporda yer alan bilgileri aktaran Erkin, çiftçinin 270 milyar lira borcu olduğuna dikkat çekti.

    Yazının öne çıkan kısımları şöyle:

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na her ay düzenli “Tarım Raporu” hazırlayan Edirne Milletvekili Doç. Okan Gaytancıoğlu’nun tespitlerini gündeme getiriyorum. Kılıçdaroğlu’na sunduğu son raporun “çözüm” bölümü dikkat çekici:

    “… Türkiye’nin her alanda büyümesinin motor gücü tarım ve tarıma dayalı sanayi. Döviz harcamalarının azaltılması, Türkiye’nin elindeki dövizi dışarıya kaptırmaması için tarımsal üretim çok önemlidir.

    “… Tarımsal üretimi artırarak, ithalatı düşürerek dışarıya döviz aktarımı azaltılabilir. Petrolde, elektronikte, bazı yüksek teknoloji gerektiren temel makine ve kimya ürünlerinde ithalatı dolayısıyla dövizi belki kısamazsınız. Ama tarımda üretim yaparak birçok kalemde döviz çıkışını önleyebiliriz.

    “… Marmara, İç Anadolu bölgelerinde ciddi bir üretim planlamasıyla yağlı tohumlu bitkilerin ithalatı azaltılabilir ve yılda 3-4 milyar dolar döviz çıkışı önlenebilir.

    “… Yine İç Anadolu bölgesinde nohut, fasulye ve mercimek üretimi desteklenerek yılda 400-500 milyon dolarlık tasarruf yapılabilir. Meralara, su ve gübre götürülerek üretim planlamasıyla yılda 1 milyar doları aşan kırmızı et ve hayvan ithalatı önlenebilir. Örnekler çoğaltılabilir.”

    Raporun can alıcı noktası; üretimi planlayan bir iktidarın bir kalemde 5.5 milyar doları kasasında bulması! Çiftçinin 270 milyar lira borcu var Peki bugün çiftçinin durumu ne? Önce durum tespiti yapalım: İktidar olduğu 2002’den bugüne AKP, Türkiye’yi tarımda net ihracatçı bir ülke konumundan net ithalatçı bir ülke konumuna getirdi. Buna itiraz edecek durumları da yok! Buğdaydan mısıra, soyadan tütüne, canlı hayvandan kırmızı ete, nohuttan mercimeğe kadar neredeyse her ürün ithal ediliyor ve ciddi miktarda döviz başka ülkelerin çiftçilerine ödeniyor. Tarım uzmanı Gaytancıoğlu’nun raporunda bu durum sayılarla anlatılmış:

    “… 2002’den bu yana çiftçi borçları tam 270 kat artarak, 1 milyar TL’den 270 milyar TL’ye yükselmiştir. AKP’li yıllardan biri olan 2006’da çıkartılan Tarım Kanunu’na göre çiftçimize her yıl Gayrisafi Milli Hasıla’nın yüzde 1’i oranında destekleme yapılması gerekirken 2007’den beri her yıl bu desteğin yaklaşık yarısı, hatta Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçince 3’te 1’i ödenmiştir. Çiftçilerimizin AKP hükümetlerinden yaklaşık 177 milyar TL’lik alacağı bulunmaktadır.

    “… AKP’li yılların başında yüzde 22 olan tarımsal nüfus 2022’de yüzde 8’e kadar gerilemiş, köyden kente göç artmıştır. Örneğin İstanbul’un nüfusu 2002’de 10 milyon iken 2022’de 16 milyonu geçmiştir.

    “… AKP iktidarı boyunca Türkiye’de tarım toprakları ekilmez hale gelmiştir. Örneğin 2002 yılında 94 milyon dekar alanda buğday tarımı yapılırken 2022’de 67 milyon dönüm alanda buğday ekimi yapılır hale gelmiştir. Türkiye’de 27 milyon dekar buğday alanı ekilmez olmuş, başka bir deyişle Belçika yüzölçümü kadar bir alan ekilmez olmuştur.

    “… Türkiye’nin yıllardır ekilen ve biçilen tarım alanları betonlaşmaya açılmış, ‘ucuz enerji temin edeceğiz’ söylemleri ile doğa katliamları yapılır hale gelmiştir. Türkiye’nin en verimli tarım toprakları ranta açılmış ve doğa kirletilerek adeta ormanlar, meralar, zeytinlikler ve birinci sınıf tarım arazileri plansız sanayileşme ve yandaş çıkarları doğrultusunda kullanılır hale dönüşmüştür.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’de seçim toplantısı: Kurmaylar ve İmamoğlu katıldı, görev dağılımı yapıldı

    CHP’de seçim toplantısı: Kurmaylar ve İmamoğlu katıldı, görev dağılımı yapıldı


    CHP’de pazartesi günü Genel Başkan Kılıçdaroğlu başkanlığında seçim strateji toplantısı gerçekleştirildiği öğrenildi. Toplantıya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu da katıldı.

    TANITIMIN HEMEN ARDINDAN

    Pazartesi günü Millet İttifakı’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni tanıtım toplantısının ardından CHP Lideri, Genel Merkez’de kurmaylarıyla seçim strateji toplantısında bir araya geldi.

    Habertürk’ten Mahir Kılıç’ın haberine göre Kılıçdaroğlu başkanlığında yapılan toplantıya İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da katıldı. Yaklaşık 2 buçuk saat süren toplantıda İmamoğlu’nun “seçim kampanyası makinesi” adlı, İstanbul’da yerel seçimdeki kampanya modelini anlattığı belirtildi.

    Ayrıca İstanbul Planlama Ajansı, Reform Enstitüsü ve bazı uzmanların çalışmalarına dair raporları sunduğu kaydedildi.

    MYK ÜYELERİNE SEÇİM GÖREVİ: İMAMOĞLU’NUN EKİBİ DESTEK VERECEK

    3 grup başkanvekili, bazı MYK üyeleri, İstanbul Planlama Ajansı Başkanı, CHP PM üyesi Gökhan Günaydın ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun Basından Sorumlu Başdanışmanı Tuncay Özkan’ın da katıldığı toplantıda CHP lideri bazı MYK üyelerine görev verdi.

    Seçim sürecinde kampanyanın bu görevlendirmeler çerçevesinde yürüyeceği İmamoğlu’nun ekibinin de çalışmalara destek olacağı belirtildi.

    İMAMOĞLU İLE KILIÇDAROĞLU BAŞ BAŞA GÖRÜŞTÜ

    Bu toplantı bittikten sonra, Ekrem İmamoğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu ile 12. katta baş başa bir görüşme gerçekleştirdiği de öğrenildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkkan ve Başarır hakkında dokunulmazlığın kaldırılması kararı

    Türkkan ve Başarır hakkında dokunulmazlığın kaldırılması kararı


    TBMM Hazırlık Komisyonu, CHP’li Ali Mahir Başarır ve İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar aldı.

    Komisyonun, dokunulmazlığın kaldırılması ile ilgili hazırladığı raporu, Anayasa Adalet Karma komisyonuna sunacağı bildirildi.

    NE OLMUŞTU?

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile 5 Kasım 2021’de Bingöl’de esnaf ziyareti sırasında yaşamını yitiren askerin ağabeyi Tahir Gümren’e küfrettiği gerekçesiyle Türkkan hakkında da “hakaret” suçundan fezleke düzenlenmişti.

    CHP’li Başarır hakkında Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamaya müdahalesi nedeniyle “duruşma hakimlerine alenen hakaret” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlarından fezleke hazırlanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu: Hazine’den 418 milyar dolar çalındığını tespit ettik suikast tehdidi geldi

    Kılıçdaroğlu: Hazine’den 418 milyar dolar çalındığını tespit ettik suikast tehdidi geldi


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hazine’den “418 milyar dolar dolar çalındığını tespit etmelerinin ardından suikast tehditleri aldığını” öne sürdü. Kılıçdaroğlu Sayıştay’a da seslenerek, “İktidara geldiğimizde o raporlarda 418 milyar doları görmezsem, görevinizi layıkıyla yerine getirmemişsiniz demektir. Vallahi de billahi de raporda görmezsem yakarım sizleri” dedi. 

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi. “Artık Türkiye şunu bilmeli, ayrışmayacağız, inadına kucaklayacağız. Kavga etmeyeceğiz, inadına barışacağız, ülkemize huzuru ne pahasına olursa olsun mutlaka getireceğiz” ifadelerini kullanan CHP liderinin konuşmasından öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

    Doğal gaz fiyatları

    “Rusya Ukrayna savaşından sonra doğalgaz fiyatları yüzde 80 düştü. Dünyada ucuzladı. Erdoğan hiç ses çıkarmıyordu. Sanıyordu ki Bay Kemal’in dünyadaki gelişmelerden haberi yok! Hemen söyledim, haberim var. ‘Doğal gaz fiyatları yüzde 80 düştü sen niye düşürmüyorsun’ dedim. Hemen harekete geçtiler. Sadece sanayiciler ve doğalgaz santralleri için düşürdüler, az düşürdüler ama. Konutlarda iş yerlerinde yok. Oralarda düşürmediler. Kışın en ağır geçtiği mevsimin en derinden hissedildiği Erzurum Kars gibi kentlerimiz var. Doğalgaz fiyatını neden düşürmüyorsun kardeşim. Sen de yüzde 80 ucuz alıyorsun, neden milletin sırtına bunu yıkıyorsun! Bu adaletsiz bir vergi, çözümünü istiyoruz! Umuyoruz konutlarda, iş yerlerinde doğalgaz fiyatını düşürmüş olurlar”

    “Asgari ücret açlık sınırının altında”

    “Asgari ücrete büyük zamlar yaptılar sözde. Bu zammın enflasyonla eriyeceğini tahmin ediyorduk ama bu kadar hızlı eriyeceğini düşünmemiştik. Asgari ücret 8 bin 500 lira. 4 kişilik ailenin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür fiyatları toplanıyor ve asgari ücret belirleniyor. Asgari ücret alanların sayısı 5 milyon 400 bin kişi. Onlar şu anda açlık sınırının altında maaş alıyor. Türk İş’in belirlediği açlık sınırının altında kaldı bu asgari ücret. Alın terinin bu kadar ucuzlatıldığı, insanların açlık sınırının altında maaş almaya mahkum edildiği bir tek adam rejimi var. Benim görevim iktidar olduğumuzda hiçbir asgari ücretlinin açlık sınırının altında maaş almayacağı bir düzeni inşa etmektir!”

    Ortak Mutabakat Metni

    “Ortak Politikalar Mutabakat Metni, demokrasi tarihinde bir ilktir. 6 lider bir araya geldik ve devlet için bir beka sorunu haline gelen tek adam rejimini değiştirip bu ülkeye demokrasiyi getirmek için bir araya geldik. Cumhuriyet tarihinde 6 lider bir araya gelip 2300’ün üzerinde var olan sorunlara tek tek çözüm üretiyorsa ve bunu oy birliği ile yapıyorsa Türkiye’nin geleceği aydınlıktır, kimse endişe etmesin.”

    Hazineden çalınan 418 milyar dolar ve suikast iddiası

    “Asıl panik, uzman ekiplerimiz, Hazine’den çalınan paranın peşine düştüğünde başladı. O raporlar masama geldiği an korkunç bir paniğe kapıldılar. Çalınan paranın toplamının 418 milyar dolar olduğunu saptayınca karalama kampanyaları ve suikast tehditleri gelmeye başladı. Ben korktum mu? Vız gelir tırıs geçer. Kale gibiyiz, sur gibiyiz, yiğit gibiyiz. Bu vesile ile devletimizin temel kurumlarından birisi olan Sayıştay’a ve denetçilerine seslenmek istiyorum. İktidara geldiğimizde o raporlara 418 milyar doları görmezsem, görevinizi layıkıyla yerine getirmemişsiniz demektir. Vallahi de billahi de raporda görmezsem yakarım sizleri. Çok değil, 3,5 ay sonra iktidara geldiğimizde kendi raporlarımızı sizin raporlarınızla karşılaştıracağım. Kim görevini yapmış, kim yapmamış göreceğiz. Son bir şans vermek için onlardan randevu talep edeceğim, gideceğim ve baş başa görüşeceğim. Şimdi konuştuklarımın daha ayrıntısını konuşacağım. Son bir Bay Kemal uyarısı yapmak istiyorum. Beytü’l-male dokunan yanacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Süt fiyatlarına dikkat çekti: ‘Fransız oyunu çevriliyor, AKP de seyirci kalıyor’

    Süt fiyatlarına dikkat çekti: ‘Fransız oyunu çevriliyor, AKP de seyirci kalıyor’


    CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, süt fiyatlarının arz-talep dengesi ile olması gereken seviyeye gelmesine karşın uluslararası bir Fransız şirketinin baskısı nedeniyle süt üreticisinin mağdur edildiğini belirtti. Akın açıklamasında, iktidarı eleştirdi.

    Akın, “Aralık ayında çiğ süt üretim maliyeti, 15 Ekim’den itibaren uygulanan 8,5 lira tavsiye fiyatının üstünde yaklaşık 8 lira 75 kuruş ama üreticinin çiğ üretim maliyeti 10 lirayı buluyor. Türkiye’de faaliyet gösteren Fransız şirketinin baskısıyla fiyat düşürülmek isteniyor. Süt üreticisi değil aracılar ve şirketler kazansın baskısı ile ortada bir Fransız oyunu çevriliyor. AKP iktidarı da bu oyuna seyirci kalıyor” açıklamasında bulundu.

    Akın yazılı açıklamasında şunları kaydetti:

    “Süt üreticisi değil aracılar ve şirketler kazansın baskısı ile ortada bir Fransız oyunu çevriliyor. AK Parti iktidarı da bu oyuna seyirci kalıyor. Tarım Bakanı seyirci kalıyor. Maliye Bakanı seyirci kalıyor. Üretici ve tüketicinin hakkını kim koruyacak? Ne yazık ki süt oyunlarındaki son perde üreticiyi de tüketiciyi de mağdur ediyor.

    Geçtiğimiz aralık ayında çiğ süt üretim maliyeti, 15 Ekim’den itibaren uygulanan 8,5 lira tavsiye fiyatının üstünde yaklaşık 8 lira 75 kuruş ama üreticinin çiğ üretim maliyeti 10 lirayı buluyor. Üretici 12 lira fiyattan 2 lira kazanacakken şimdi de Türkiye’de faaliyet gösteren Fransız şirketinin baskısıyla fiyat düşürülmek isteniyor. Marketlere baskı yapan şirketin tekelleşme anlayışı ile hareket ettiğini gözlemliyoruz. İktidarın Tarım ve Maliye Bakanları ise üreticiden tüketiciye mağduriyet yaşatan bu Fransız oyununa sadece bakıyor. Seyirci olarak mağduriyeti izliyorlar.

    “SÜT ÜRETİCİSİ İKTİDAR ELİYLE ZARAR ETTİRİLİYOR”

    Bugün gelinen noktada süt fiyatı arz-talep dengesi 12 lira civarında, marketler özellikle ‘üç harfli’ olarak bilinenler süt fiyatını Ulusal Süt Konseyinin açıkladığı fiyatı referans alıyorlar. Konsey fiyatı ise hala 8 lira 50 kuruş, aynı konsey çiğ süt maliyetini 8 lira 70 kuruşu olarak açıklıyor. Göz göre göre üretici zarar ediyor. Tüketici ise sütü pahalıya alıyor.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’de 81 il başkanıyla seçim güvenliği toplantısı

    CHP’de 81 il başkanıyla seçim güvenliği toplantısı


    Altılı Masa’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni dün açıklandı. Toplantıya, CHP’nin 81 il başkanı ve büyükşehir belediye başkanları da katıldı.

    Lansman bittikten sonra il başkanları genel merkeze geçti. Parti Örgütü ve Örgüt Yönetiminden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ve Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel başkanlığında bir toplantı gerçekleştirildi.

    Habertürk’ten Mahir Kılıç’ın haberine göre, toplantıda seçim ve sandık güvenliği konusu ele alındı, örgütlerin hazırlıkları değerlendirildi. Erkek, seçim güvenliğinin hukuki boyutuyla ilgili bilgi verdi. Özellikle her okulda bir en az bir avukatın görevlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi.

    Habere göre, toplantıda, Altılı Masa ile seçim güvenliği için yapılan işbirliği de gündeme geldi. 81 ilde sandıkların güvenliği için işbirliği yapılacağı belirtildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gaffar Okkan’ın anmasında neler yaşandı? Kılıçdaroğlu’nun toplantısına katıldı diye emekli polislere ilk defa bu sene araç verilmedi

    Gaffar Okkan’ın anmasında neler yaşandı? Kılıçdaroğlu’nun toplantısına katıldı diye emekli polislere ilk defa bu sene araç verilmedi


    Diyarbakır Emniyet Müdürü iken 24 Ocak 2001’de terör örgütü Hizbullah’ın kurduğu pusuyla öldürülen Gaffar Okkan’ın bu seneki anma töreninde tartışma yaratan sahneler yaşandı.

    T24 yazarı Tolga Şardan, yazısında Okkan’ın memleketi olan Hendek’te yapılan anmadan konuşan Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım’ın, Gaffar Okkan’ı “PKK’nın şehit ettiğini” söylediğini aktardı.

    Şardan, o an yaşananlara ilişkin şunları kaydetti:

    “Vali Bey’in bu sözleri sonrasında anmaya katılan emekli valiler ve emniyet müdürleri, birbirlerine bakarak Yıldırım’ın tuhaf açıklamasına yanıt vermeye çalıştılar. Kaldırım’ın söylediğinin aksine Okkan, radikal dinci Hizbullah tarafından şehit edildi. Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun Beykoz’daki villada yakalanmasını sağlayan bilgileri ortaya çıkardığı için kurulan pusuya düşürüldü. Her ne kadar şimdilerde farklı yorumlar yapılsa da suikast, devletin kayıtlarında Hizbullah eylemi olarak görülüyor.”

    AKP’NİN HÜDA PAR’LA YAPTIĞI İTTİFAK GÖRÜŞMESİ NEDENİYLE Mİ “HİZBULLAH” DİYEMEDİ?

    Tolga Şardan, Vali Kaldırım’ın “Hizbullah’ın adını anmamasına” dair, AKP ile HÜDA PAR’ın yaptığı ittifak görüşmelerini işaret etti.

    Şardan, “Şimdi Vali Bey’in suikastın failini Hizbullah yerine PKK olarak açıklamasını nasıl değerlendirmek gerekir, bilmiyorum. Yaklaşan seçim öncesinde Hizbullah’ın siyasi kanadı olarak tanımlanan HÜDA PAR’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhur İttifakı’na davet etmesinin bir ilgisi olabilir mi? Daha önce iki kez katıldığı anmada, bu kez ‘Hizbullah’ adını söylemekten imtina etmesini bilgisizlikle mi açıklamak lazım? Yoksa dil sürçmesi mi? Gerçi PKK ile Hizbullah hiç de birbirine karıştırılacak terör örgütleri değil ama… Sonuç itibarıyla belki bilerek, belki bilmeyerek boşa düştü Vali Bey” ifadelerini kullandı.

    Vali Kaldırım, Elazığ Valisi’yken Bataklık operasyonunda yakalanan Çetin Gören’e kırmızı bültenle aranırken silah ruhsatı vermesiyle gündeme gelmişti!

    KILIÇDAROĞLU’NUN TOPLANTISINA GİTTİLER DİYE EMEKLİ POLİSLERE ARAÇ VERMEDİLER

    Gaffar Okkan anmasıyla ilgili yaşanan tek tartışmalı olay bu değil…

    Gazeteci Şardan’ın aktardığına göre, merkezi Ankara’da bulunan Türkiye Emekli Emniyet Müdürleri Derneği (TEMÜDDER), her yıl olduğu gibi bu yılki anma töreni için Ankara’dan bir grup emekli emniyet müdürünün Hendek’e götürülmesini planladı.

    Her yıl olduğu gibi Emniyet Genel Müdürlüğü’nden araç isteyen dernek yöneticileri bu sefer araç olmadığı gerekçesiyle “ret” yanıtı aldı!

    Tolga Şardan, yaşananları şöyle aktardı:

    “Yanıt üzerine TEMÜDDER Genel Başkanı İsmail Çalışkan, sözlü yaptıkları araç talebini bir kez de yazılı olarak Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderdi. Gelen yanıt aynıydı: Aracımız yok.

    Evet, koskoca emniyet teşkilatının 20 kişiyi, terör eyleminde şehit edilmiş Ali Gaffar Okkan’ı anma töreni için Hendek’e götürmek için aracı yoktu! Çalışkan’ın görüştüğü üst düzey emniyet yetkilileri asıl gerekçeyi açıklamak yerine susmayı tercih etti. Sonuçta katılımcılar kendi imkânlarıyla Hendek’e ulaştı.

    Biraz araştırma yaptığımda, işin altından başka bir iş çıktı.

    Zira; TEMÜDDER, geçen yıl CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun emekli emniyet mensupları ve sivil toplum örgütleriyle gerçekleştirdiği buluşmaya davet edilmiş ve toplantıya genel başkan düzeyinde katılım sağlamıştı.

    Şimdi, Emniyet yönetimi için hesap zamanıydı. Muhalefetin düzenlediği toplantıya katılan sivil toplum örgütünün talebinin yerine getirilmemesi için ortaya çıkan fırsatın değerlendirilmesi lazımdı. Ve böylece ‘küçük hesap’ görülmüştü!”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Toprak’tan tepki: YSK seçimlerinde adaylar tarikat mensubiyetlerine göre desteklendi böyle bir YSK’ya güvenmemiz isteniyor

    CHP’li Toprak’tan tepki: YSK seçimlerinde adaylar tarikat mensubiyetlerine göre desteklendi böyle bir YSK’ya güvenmemiz isteniyor


    CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu yayımladı. Seçim sürecine girilmesiyle birlikte, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üzerindeki tartışmalara değinen Toprak, Türkiye’den giden vatandaşların iltica başvurularında rekor kırdıklarını aktardı. 

    YSK üyelik seçimlerinde siyasi pazarlıklar yapıldığını belirten Toprak, “Böyle seçilmiş bir YSK’dan, dürüst, adil, tarafsız ve eşit bir seçim yöneteceğine inanmamız isteniyor. İnanmıyoruz. Seçim ve sandık güvenliğini kendi gücümüzle sağlayacağız. Sandıkları ve oyları patlatarak tüm hukuksuzlukları, adaletsizlikleri, planları ve oyunları bozacağız” değerlendirmesini yaptı.

    Toprak, raporunda son yıllarda Avrupa Birliği ülkelerine ilticada Türkiye’nin üçüncü sıraya yükseldiğine de dikkat çekti. Toprak, “Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere ilticada üçüncülüğe yükselen Türk vatandaşları, Meksika üzerinden ABD’ye kaçak girişlerde de rekora gidiyor. ABD Sınır Koruma Dairesi, 2022 yılında aralarında doktor, mühendis, akademisyen, yazılımcıların olduğu yaklaşık 25 bin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının sığınmacı olarak geldiğini açıkladı” dedi.

    CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu bugün yayınladı. Toprak’ın raporu ana hatlarıyla şöyle:

    “2020’DEN BU YANA ABD’DEN SIĞINMA TALEP EDENLER 31 BİN 485 KİŞİYE ULAŞTI”

    “Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere ilticada üçüncülüğe yükselen Türk vatandaşları, Meksika üzerinden ABD’ye kaçak girişlerde de rekora gidiyor. ABD Sınır Koruma Dairesi, 2022 yılında aralarında doktor, mühendis, akademisyen, yazılımcıların olduğu yaklaşık 25 bin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının sığınmacı olarak geldiğini açıkladı. 2020’den bu yana ABD’den sığınma talep edenler 31 bin 485 kişiye ulaştı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘İngiltere, Fransa, Almanya zorda Türkiye Elhamdülillah iyi durumda’ derken, dünyanın gözü önünde on binlerce yurttaşın yaşadığı insanlık dramını örtüyor. Onları özgür, güvenli, refah içinde ve insanca yaşama olanağından yoksun bırakarak, gerçek dramı görmezden geliyor. İnsanımıza ülkesinde özgür ve insanca yaşamayı çok gören iktidar, vatandaşlarımızı insan kaçakçılarının eline mahkum ediyor.

    “SEÇİM VE SANDIK GÜVENLİĞİNİ KENDİ GÜCÜMÜZLE SAĞLAYACAĞIZ”

    Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) 24 Ocak’ta boşalan beş üyelik için Danıştay ve Yargıtay’da yapılan seçimlerde, Türkiye’nin en yüksek iki yargı kurumunda YSK üyeliği seçiminde yürütülen siyasi pazarlıklar, iktidar ittifakının kendi içinde yüksek yargıçların partisel yakınlıkları, tarikat-cemaatlerin güç mücadelesi çerçevesinde yaşananlar, ülkemiz ve demokrasimiz adına ve yüksek yargının getirildiği yer açısından kaygı verici.

    “ADAYLARIN İSKENDERPAŞA CEMAATİ, İSMAİLAĞA CEMAATİ, HAK YOLCULAR VB   CEMAAT MENSUBİYETLERİNE…”

    YSK üye seçimlerinde adayların İskenderpaşa Cemaati, İsmailağa Cemaati, Hak Yolcular vb. cemaat mensubiyetlerine, AKP-MHP yakınlığı ve siyasi çizgisine göre parti desteklenmesi ve bunların apaçık yazılıp çizilmesi, kimsenin bundan rahatsızlık duymayıp sessizlikle geçiştirilmesi ne adalet ne vicdani olarak kabul edilemez.

    Böyle seçilmiş bir YSK’dan, dürüst, adil, tarafsız ve eşit bir seçim yöneteceğine inanmamız isteniyor. İnanmıyoruz. Seçim ve sandık güvenliğini kendi gücümüzle sağlayacağız. Sandıkları ve oyları patlatarak tüm hukuksuzlukları, adaletsizlikleri, planları ve oyunları bozacağız.

    “OLAĞAN GÜNÜNDEN ÖNCE YAPILAN HER SEÇİM, ERKEN SEÇİMDİR”

    Başörtüsüne anayasal güvence için anayasa değişikliği teklifini TBMM gündemine getiren iktidar, anayasanın açık ve somut hükmüne rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü kez adaylık tartışmalarıyla gerçekte ‘anayasayı çiğnemekte sakınca görmediğini ve siyasi samimiyetsizliğini’ sergiliyor. Her iki konu da iktidar ittifakının ‘siyasi istismar ve mağduriyet’ planının parçalarıdır.

    Öncelikle olağan gününden önce yapılan her seçim, erken seçimdir. Seçimin güncellenmesi diye bir kavram olmadığı gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘mevsimsel nedenlerle’ seçimin haziran ayından mayısa çekilmesini gündeme getirmesi de çaresizliğin ve kamuoyunu aldatma çabasının ifadesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk kez Cumhurbaşkanı seçildiği 2014 seçimi ağustos ayında, ikinci kez seçildiği 2018 seçimi 24 Haziran’da yapıldı. Üstelik normal zamanında olsaydı 3 Kasım 2019’da yapılacak cumhurbaşkanı seçimini 24 Haziran 2018’e erkene alan da mevcut ittifak ortakları idi.

    Artık seçimi kaybetme paniğiyle her türlü algı senaryosuna saldıran Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarın istismar ve mağduriyet planları, amaçları, kamuoyunda ve seçmen nezdinde inandırıcı olmadığı gibi oy karşılığı da yoktur.

    “İKTİDAR, BU YARGI HARCI ZAMLARIYLA MAZLUM VE MAĞDURLARA ADETA ‘PARAN YOKSA ADALET DE YOK’ DEMEKTEDİR”

    2023 yılı için yüzde 122,93 olarak yürürlüğe konulan Yeniden Değerleme Oranı (YDO) çerçevesinde, yargı harçlarında fahiş artışlar yapılması, adalete erişim ve hak aramayı geniş kesimler için olanaksıza dönüştürecektir. İktidar, bu yargı harcı zamlarıyla mazlum ve mağdurlara adeta ‘paran yoksa adalet de yok’ demektedir.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yeniden Değerleme Oranı kapsamındaki vergi, harç ve cezalarda dilediği takdirde bazı kalemlerde yüzde 50 indirim veya sıfırlama yetkisi olmasına rağmen, hiç değilse yargı harçları için bu yetkisini kullanmaması, mevcut ekonomik koşullarda adalet arayışının yüksek maliyetli hale gelmesine izin vermesi iktidarın hak, hukuk, adalete bakışının ve zihniyetinin göstergesidir.

    “İÇ VE DIŞ TOPLAM KAMU BORÇ STOKU 2022 SONUNDA 4 TRİLYON 33 MİLYAR TL’YE YÜKSELDİ”

    İç ve dış toplam kamu borç stoku 2022 sonunda 4 trilyon 33 milyar TL’ye yükseldi. 2002’de 258 milyar TL toplam borç stoku devralan iktidar, 20 yılda ülkeyi 79 yıldaki (1923-2002) tüm hükümetler döneminin 15 katı borca batırdı. Toplam borç stokunun 4’te 3’ü, 2018-2022 arası ‘Tek adam’ yönetimine geçişle gerçekleşti.

    İktidar; faizi, kurları, enflasyonu hedef gösterip mücadele söylemlerini ortaya atarken, bu söylemlerin tam aksine dövize ve enflasyona endeksli borçlanma ipine sarılıyor. Bankalara baskı ve tehditle hazine kağıdı satarak borçları döndürüyor. 79 yıldaki borç stokunu tek başına 20 yılda 15’e katlayarak Osmanlı’nın son döneminde Galata Bankerlerine teslim olması gibi, tek adam iktidarını, siyasi ikbalini sürdürebilmek için ülkenin bağımsızlığını ve milletin geleceğini bir avuç alacaklı bankere ipotek ediyor.

    “ORTA GELİRLİLERE KONUT FİNANSMANI YASASIYLA HAZİNEYE 442 MİLYAR TL EK BORÇ YÜKÜ BİNECEK”

    TBMM’den geçen ‘Orta Gelirlilere Konut Finansmanı’ yasasıyla Hazine’ye 442 milyar TL ek borç yükü binecek. Böyle tutarsız ve kuralsız bir yasa görülmedi. Anayasanın eşitlik ve sosyal devlet ilkesine aykırı bu yasayla müteahhitlerin satamadığı ve inşaatı yarım kalmış 100 bin konutu satın alacakların finansmanını, 85 milyon ödeyecek.

    Toplumun geniş kesimlerinin sırtından ve onları mağdur ederek, 100 bin kişiye ve bir avuç müteahhide eşitsiz şekilde ayrıcalık sağlamak için kamu kaynaklarını kullanmak hukuksuzluktur. Bir avuç kişiye katkı için 85 milyonun vergileriyle finanse ettiği hazineyi yaklaşık yarım trilyon borçlandırmak ve bedelini diğer vatandaşlara ödetmek haksız ve hukuksuz olduğu kadar vicdani ve ahlaki olarak da kabul edilemez.

    “SANAYİ ÜRETİMİ DÜŞÜŞE GEÇTİ, İMALAT SANAYİİ KAPASİTE KULLANIM ORANI DA GERİLEDİ”

    Sanayi üretimi düşüşe geçti, İmalat Sanayii Kapasite Kullanım Oranı da (KKO) geriledi. Ocak ayında bir önceki aya göre 1,2 puan azalan KKO’daki bu düşüş, ekonomide durgunluğa geçişin bir diğer somut işareti. Üretim düşüşü ve kapasite azalması bir sonraki aşamada istihdam daralmasına ve işsizlik artışının hızlanmasına neden olacaktır.

    KKO’daki gerileme iç ve dış talep düşüşü nedeniyle üretimini kısan işletmelerin artan maliyetlere katlanmaktan, stoğa çalışmaktan kaçındıklarını gösteriyor. Bu tablo ayrıca iktidarın büyüme iddiasının gerçekle örtüşmediğini, ekonominin küçülme ve durgunluk sürecine yöneldiğini, KKO düşüşüyle yakında istihdamda azalma ve işsizlikte artış yaşanacağını gösteriyor.

    “DESTEK VERİLMEDİĞİ GİBİ, ÜRETMEK İSTEYENİN DE TARLASI, MERASI, YAYLASI BETON UĞRUNA ELİNDEN ALINIYOR”

    İktidarın inşaat ve rant hırsıyla Türkiye’nin en büyük entegre kalkınma projesi Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamındaki Harran Ovası betonlaştı. Edirne, Amasya, Adana, Balıkesir vb. pek çok ilde üreticiler, besiciler meraların, otlakların, verimli tarım arazilerinin yapılaşmaya, imara açılmasına direnirken GAP’ın omurgası Harran Ovası’nın betona boğulması ülkenin gıda güvenliğinin ve üretiminin yok edilmesidir.

    20 yıldır üretime, üreticiye, besiciye destek verilmediği gibi, üretmek isteyenin de tarlası, merası, yaylası beton uğruna elinden alınıyor. Üretici, çiftçi tarımın, gıda üretiminin en az savunma sanayii kadar stratejik bir sektör olduğunu kavrayamayan, beton ve ranttan başka gözü bir şey görmeyen bu iktidara cevabını sandıkta oylarıyla verecektir.

    “ESAD’IN KUZEY SURİYE’DEKİ OPERASYONLARIN DURMASI KOŞULUNU ÖNE SÜRMESİ, LİDERLER ZİRVESİNİN BELİRSİZ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR”

    Türkiye-Suriye Dışişleri Bakanları toplantısı şubat ayı içinde Moskova’da yapılacak. Esad’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmek için TSK’nın Suriye topraklarından çekilmesi ve Kuzey Suriye’deki operasyonların durması koşulunu öne sürmesi, liderler zirvesinin belirsiz olduğunu gösteriyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce Rusya Devlet Başkanı Putin’den kendisini Esad ile bir araya getirmesini istediğini ifade etmiş, Dışişleri Bakanları buluşmasından sonra da Putin’in aracılığında üçlü liderler zirvesinin olacağını belirtmişti. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birkaç kez Esad ile bir araya gelme isteğini dile getirmesine karşılık Suriye Devlet Başkanının bu konuda ağırdan almayı tercih ettiği bazı ön koşullar talep ettiği görülüyor. Son olarak kısa süre önce Putin’in Suriye özel temsilcisi Aleksandr Lavrentyev ile görüşen Esad’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmenin Rusya-Suriye koordinasyonunda hazırlanmasını istediği, ayrıca TSK’nın Suriye topraklarından çekilmesi, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki operasyonları durdurması, teröre desteğin kesilmesi koşullarını vurguladığı açıklandı.

    Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Kuzey Suriye’ye operasyonun hâlâ gündemde olduğunu söylemesine karşılık, SDG-YPG-PYD heyetinin Şam’da üst düzey görüşmeler gerçekleştirmesi ve Esad’ın Türkiye ile normalleşmenin ön koşulları arasında kuzey Suriye’ye operasyonların durdurulmasını da sayması, Esad yönetiminin Kürt oluşumlarını yanına çekme ve uzlaşma arayışlarının işareti.

    “BU TÜR PROVOKASYONLAR, PROTESTOLAR, EYLEMLER DAHA ÖNCE DE OLDU, YİNE OLACAKTIR”

    İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için Türkiye ile kurulan üçlü mutabakat müzakere süreci süresiz olarak kesildi. İsveç’te fanatik faşist siyasetçi Rasmus Paluban’ın Kur’an yakma eylemi üzerine Türkiye, İsveç Savunma Bakanının Ankara ziyaretini iptal etti. İsveç, eylemi NATO üyeliğini engellemeye yönelik ‘provokasyon’ diye nitelendirirken, Erdoğan İsveç’in üyeliğini onaylamalarının söz konusu olamayacağını belirtti.

    Bir yandan üyeliği destekler görünüp, mutabakat ve müzakere yürütmek diğer yandan bir provokasyon gerekçesiyle, konuyu süresiz olarak gündemden çıkarmak akılcı ve öngörülü bir politika değildir. Bu tür provokasyonlar, protestolar, eylemler daha önce de oldu, yine olacaktır. Buna resmi refleks ve tepkiler gösterilir. Bunları neden gösterip dış politikada tavır ve tutum belirlenmesini akılcı ve doğru bir yaklaşım görmediğimi belirtmek isterim.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Sümer: AKP iktidarı Adana’nın uyuşturucuya teslim olmasına göz yumuyor

    CHP’li Sümer: AKP iktidarı Adana’nın uyuşturucuya teslim olmasına göz yumuyor


    CHP Adana Milletvekili ve TBMM KİT Komisyonu Üyesi Orhan Sümer, “Adana’da, ekonomik kriz, işsizlik, hayat pahalılığı ve özellikle demografik yapıyı bozan mülteci sorunu nedeniyle artan uyuşturucu kullanımını konusunu” Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine Taşıdı.

    AKP İKTİDARI ADANA’NIN UYUŞTURUCUYA TESLİM OLMASINA GÖZ YUMUYOR

    Orhan Sümer, AKP iktidarının Adana’nın uyuşturucuya teslim olmasına göz yumduğunu belirtti ve şehirde yaşananlarla ilgili şunları kaydetti:

    “Adana Emniyeti büyük bir özveri ile Adana’da uyuşturucu operasyonları düzenliyor. Yine bu hafta içerisinde yakalanan 181 şüpheliden 21’i çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler, 16-22 Ocak tarihleri arasında kent genelinde 150 farklı olayda 181 kişiyi yakaladı. İfadelerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 21’i tutuklandı. Adana’da bu kadar çok uyuşturucu operasyonunun yapılması kentimizin bir anlamda uyuşturucu batağına saplanmak üzere olduğunun kanıtıdır. İktidar özellikle sınır şehirlerinde uyuşturucuyla mücadelede kaynağa inmeyi ve bataklığı kurutmayı tercih etmelidir.”

    TORBACILAR YAKALANIYOR BARONLAR KOLLANIYOR

    CHP’li Sümer, “Adana’da uyuşturucu kullanım yaşı 13’e kadar düştü. Ekonomik kriz, işsizlik, hayat pahalılığı ve özellikle demografik yapıyı bozan mülteci sorunu nedeniyle Adana’mızda gençlerimiz sentetik uyuşturucu tuzağının ağına düşüyor. Neredeyse her hafta Adana’da uyuşturucu operasyonları yapılıyor ancak bu operasyonlarda sadece torbacılar tutuklanıyor. Baronlar ise adeta kollanıyor” ifadelerini kullandı.

    ADANA GENÇLİĞİ UYUŞTURUCU TEHDİDİ ALTINDA

    Orhan Sümer “Adana uyuşturucunun geçiş noktası haline getirilmek isteniyor. Geçen Hafta yapılan aramalarda 9 bin 383 adet sentetik ecza, bin 811 gram esrar, bin 241 gram sentetik kannabinoid, 344 gram metamfetamin, 165 gram eroin, 18 adet captagon hap, 14 gram kokain, 11 adet ectasy hap, 6 kök kenevir, 4 adet ruhsatsız tabanca ve 3 adet ruhsatız tüfek ele geçirildiği bilgisi kamuoyu ile paylaşıldı. Ayda bir kere bu rakamlar ve daha fazlası ele geçiriliyor. Adana gençliği uyuşturucu tehdidi altındadır. İktidarın özellikle sığınmacı politikası ve düzensiz göç ile demografik yapının değiştiği illerde denetimleri arttırması, İşin planlayıcıları ve ağababalarını yakalaması gerekmektedir.” dedi

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkkan ve Başarır’ın dokunulmazlıklarıyla ilgili kararın tarihi belli oldu

    Türkkan ve Başarır’ın dokunulmazlıklarıyla ilgili kararın tarihi belli oldu


    TBMM Hazırlık Komisyonu, İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan ile CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin kararını 31 Ocak Salı günü yapacağı toplantıda verecek.

    NE OLMUŞTU

    Altılı Masa’nın iki önemli partisi; CHP ve İYİ Parti’nin kurmaylarından olan Lütfü Türkkan ve Ali Mahir Başarır’ın fezlekeleri, bekleyen yüzlerce dosyanın önüne alınarak, dokunulmazlıkları kaldırılmak isteniyor. 

    Muhalefet seçim öncesi yapılan bu öne çekmeye tepki göstererek, oluşturulan komisyonu katılmadı. 

    CHP, İYİ Parti ve HDP’li üyelerin katılmaması nedeniyle 52 üyesi olan komisyon, 18 üyeyle toplanabildi. TBMM İçtüzüğü gereği, komisyon üçte bir çoğunlukla toplanabiliyor ve katılanların salt çoğunluğuyla karar alabiliyor. AKP ve MHP’li üyelerin sayısı toplantı ve karar yeter sayısını karşılıyor.

    Komisyonda açılış konuşması yapan Karma Komisyon Başkanı Yusuf Beyazıt; “Bugünkü gündemimizde Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan hakkında ‘alenen hakaret, kasten yaralama’ iddialarına ilişkin olarak düzenlenen 3/1734 esas numaralı ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır hakkında ‘kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ iddialarına ilişkin düzenlenen 3/2167 esas numaralı 2 adet yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi ve dosyaların görüşülmesi yer almaktadır” diyerek komisyonun gündemi açıkladı.

    Başarır hakkında Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamaya müdahalesi nedeniyle “duruşma hakimlerine alenen hakaret” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlarından fezleke hazırlanmıştı.

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile 5 Kasım 2021’de Bingöl’de esnaf ziyareti sırasında yaşamını yitiren askerin ağabeyi Tahir Gümren’e küfrettiği gerekçesiyle Türkkan hakkında da “hakaret” suçundan fezleke düzenlenmişti.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***