Etiket: CHP

  • Kılıçdaroğlu’ndan rötarlı video: ‘Bu saatten sonra korkmamız gereken tek şey, korkunun kendisidir’

    Kılıçdaroğlu’ndan rötarlı video: ‘Bu saatten sonra korkmamız gereken tek şey, korkunun kendisidir’


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 22.30’da sosyal medya hesabından “27 dakika sonra burada buluşalım.” paylaşımında bulunmuş, Kılıçdaroğlu saatler 23’ü gösterdiğinde ise internet kaynaklı bir gecikme yaşandığını belirterek; ‘Türkiye’nin bu internetini de düzelteceğiz, söz. 10 dakika sonra görüşmek üzere’ diye yazmıştı.

    BEKLENEN VİDEO YAYINLANDI

    Kılıçdaroğlu yayınlanacağını duyurduğu videoyu “Bu saatten sonra korkmamız gereken tek şey, korkunun kendisidir” notuyla paylaştı.

    Kılıçdaroğlu videosunda şunları söyledi: 

    “Bu akşam size bir kaç konuda seslenme ihtiyacı duydum. Çok bir zamandan geçiyoruz, hepimiz acımızı farklı şekilde yaşıyoruz. Depremle yatıyoruz, depremle kalkıyoruz. Saraylılara mütevazi lokmalarımızı boğazımıza dizdiler. İçimizde çok fazla acı birikti. Ancak ne zaman işler bundan daha kötüye gidemez desek, her yıl daha kötüye gidebileceğini gösterdiler.

    Daha kötüsü olur mu diye düşünüyoruz. 84 milyonluk bir ülke o enkazın altında kaldı. Unutuyoruz ama felaketin yükünü çocuklarımızın da omuzlarına yükledik. Anne ve babalarının çaresizliği gördüler. Anne ve babalara sesleniyorum: Bundan sonra çocuklarımızın yanında ne konuştuğumuza dikkat edelim. 

    “OTURUP SEÇİM KAMPANYASINI KONUŞTULAR”

    Bütün bunlar olurken Saraylılar ve karanlık propaganda başkanlığı ne yaptı? Oturup seçim kampanyasını nasıl değiştireceğini düşündü. 20 yıldır deprem konusunda hiç bir şey yapmayan bu iktidar, insanlar molozlar altında can çekişirken; seçim stratejisinin telaşına düştü. 100 milyon tonluk moloz yığını varken, molozların altında yurttaşlar cansız yatarken, asbest varken, toz varken onlar konut pazarlama işine girdiler. Çünkü tek dertleri seçim. Türkiye Yüzyılı sloganından Yüzyılı Felaketi sloganına geçişleri göz kapatıp açıncaya kadar oldu.

    Dünyanın bu yüzyılı bizimdir diye yola çıkan bu zevat, depremin 19. gününde vatandaşa çadır gönderemedi. Covid-19’da maske dağıtamadı, ve tabi ekonomiyi batırdı. Türkiye’nin Yüzyılı oldu mu size Felaketin Yüzyılı. Mesajımın herkes tarafından duyulamayacağını biliyorum. Çünkü derinden bölünmüş bir ülkede yaşıyoruz. Ama yine de konuşacağım.

    “İNSANLARI KONUT VAADİ ÜSTÜNDEN TEHDİT EDİYORLAR”

    Aslında insanları konut vaadi üstünden tehdit ediyorlar. Bak bize bir sene daha vermezseniz evsiz, barksız kalırsınız diyorlar. Çünkü şantajcı bunlar. Bu saatten sonra korkmamız gereken tek şey korkunun kendisidir. Kimse sizi barınma hakkı üzerinden tehdit edemez. Tabi ki konutlar yapılacak.

    O molozların altında aileler kaldı, binlerce aile. Erdoğan iki beton dökecek, bitecek. Böyle mi yani? Böyle kandırabileceğini zannediyor milletimizi. Gelecek nesillerimiz için inşa edilen Türkiye’nin bu olmasına izin mi vereceğiz? Asla. Önce ölün sonra Saray sınıfta kalsın. Sonra bunlar gelsin her yere beton döksün, bitsin. Yurttaşlarımızın barınma ile tehdit edilmesine asla izin vermeyeceğiz.

    “EKONOMİDE ŞAMPİYONLAR LİGİ KADROSU KURDUM”

    Bunun için dünyanın bir ucuna gittim. Yüzlerce milyar dolarlık yatırım sözü aldım. Kimse milletime aciz muamelesi yapmasın diye. Türkiye’de ve dünyanın her yerinde alanında öncü yüzlerce bilim insanlarımızdan büyük bir kurul kurdum. Ekonomide Şampiyonlar Ligi kadrosuna bir araya getirdim. Sizi en temel hakkınız için kimse tehdit etmesin diye yaptım.

    Türkiye yaralarını sarıp cumhuriyetin ikinci yüzyılında ayağa kalkacak. Bu çürümüş düzeni ortadan kaldırmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Bin odalı saraylarından barınma hakkı ile milletimizi  tehdit etmelerine izin vermeyeceğiz. Onlar alçaldıkça biz yükseleceğiz. Birlikte yapacak çok işimiz var. Hak ettiklerinizi alacaksınız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Gerçek Gündem’e anlattı: Milli Eğitim Bakanlığı onayıyla kaçak binaların okul olarak kullanılmasına onay

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Gerçek Gündem’e anlattı: Milli Eğitim Bakanlığı onayıyla kaçak binaların okul olarak kullanılmasına onay


    Milli Eğitim Bakanlığı, 30 Aralık 2022 tarihli “Kurum Açılış Başvuruları, Bina Tapusu ve Yapı Kullanım İzin Belgeleri Hakkında” başlıklı belgede yönetmelik değişikliğine gittiği ortaya çıktı.

    Buna göre özel öğretim kurumu açılışlarında zorunlu belgeler arasında bulunan kurum açılacak “binanın tapusu” ile binanın “yapı kullanım izin belgesi”nin 31 Aralık 2022 tarihine kadar aranmaması uygun görüldü.

    Söz konusu değişikliğin “yatırımcıların pandemi sürecinde yaşanan etkilerin devam etmesi nedeniyle belirtilen belgeleri temin etmekte yaşayacakları muhtemel sıkıntıların önüne geçilmesi amacıyla” yapıldığı belirtildi.

    Gerçek Gündem’e konuşan CHP Grup Başkan Vekili ve Manisa milletvekili Özgür Özel, “Kovid salgını etkisini kaybetmesine rağmen tapu ve yapı kullanım izin belgesi şartı aranmayan binaların okul olarak kullanılmasına izin vermek çocuklarımızın hayatını hiçe saymaktır” diye konuştu.

    KAMU BİNALARI YIKILMIŞTI, DERS ALINMALI

    Yakın zamanda Kahramanmaraş merkezli depremlerde kamu binalarının yıkıldığı ya da ağır hasar aldığı görüldü. Deprem gibi acil durumlarda kullanılmak üzere planlanmış olması gereken devlet hastaneleri bile yıkılırken Hatay ve Malatya havalimanlarında hasar meydana geldi.

    Yine depremde İskenderun ilçesi Dumlupınar Mahallesi’ndeki İskenderun Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım, fizik tedavi, poliklinik hizmetleri ve bazı idari birimlerin olduğu blok deprem nedeniyle çöktü.

    Ayrıca Adıyaman Belediyesi’nin 4 katlı ana binası da yıkıldı.

    Hatay’da bulunan İskenderun KYK yurdunda ve Beyazıd-ı Bestami Erkek Öğrenci Yurdu’nda göçük ve hasarlar meydana geldi. Asma tavan ve duvarlarda ciddi hasarlar oluştu, dolaplar devrildi.

    Yapı kullanım izin belgesinin aranmaması, ilgili Bakanlığın belge teminini istememesi kaçak binalarda özel öğretim kurumlarının açılmasının önünü açabilir.

    KAÇAK YAPILAR OKUL OLARAK KULLANILABİLİR

    Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü Mustafa Gelen’in onayının görüldüğü belgede şu ifadeler yer alıyor:

    “Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 5. maddesinin ikinci fikrasının (h) bendinde yer alan özel öğretim kurumu açılışlarında zorunlu belgeler arasında bulunan kurum açılacak “binanın tapusu” ile binanın “yapı kullanım izin belgesi’nin, yatırımcıların pandemi süreci nedeniyle yaşanan etkilerin devam etmesi nedeniyle belirtilen belgeleri temin etmekte yaşayacakları muhtemel sıkıntıların önüne geçilmesi amacıyla 31 Aralık 2022 tarihine kadar aranmaması ilgi (a) da kayıtlı Makam Onayı ile uygun görülmüştür. Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 5. maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer alan “bina tapusu” ve “yapı kullanım izin belgesi”nin aranmaması ve kurumların açılış ya da kurum nakli işlemlerinin, Yönetmelik değişikliğinden önceki belgelerle yapılmasına yönelik ilgi (a)’da kayıtlı Makam Onayında belirtilen süre ilgi (b) Makam Onayı ile 31 Aralık 2023 tarihine kadar uzatılmıştır. Bilgilerini ve gereğini rica ederim.”

    ÖZGÜR ÖZEL: MİLLİ EĞİTİM BAKANI İSTİFA ETMELİDİR

    Gerçek Gündem’e konuşan CHP Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, “Kovid salgını etkisini kaybetmesine rağmen tapu ve yapı kullanım izin belgesi şartı aranmayan binaların okul olarak kullanılmasına izin vermek çocuklarımızın hayatını hiçe saymaktır” diyerek Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’i istifaya çağırdı:

    “Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının (h) bendinde açıkça ifade edilmesine rağmen Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tapusuz ve yapı kullanım izin belgesi olmayan binaların okul olarak açılmasına izin vermiştir. Bu izne de kovid salgınını bahane etmiştir. Kovid salgını etkisini kaybetmesine rağmen tapu ve yapı kullanım izin belgesi şartı aranmayan binaların okul olarak kullanılmasına izin vermek çocuklarımızın hayatını hiçe saymaktır.

    Ayrıca tapusuz ve yapı kullanım izin belgesi olmayan kaç binaya izin verildiği araştırılmalı ve bu binalarda faaliyet gösteren okullar derhal kapatılmalıdır.

    Milli Eğitim Bakanı deprem bölgesinden mesajlar veriyor. Bakan bey öncelikle tapusu olmayan, yapı kullanım izni olmayan kaç binanın okul olmasına izin verdiğini açıklamalıdır. Çocuklarımızın yapı kullanım belgesi olmayan binalarda eğitim görmesine neden olan Milli Eğitim Bakanı derhal istifa etmelidir.”

    ÖZEL: BELGESİ OLMAYAN KAÇ BİNANIN OKUL OLARAK KULLANILMASINA İZİN VERİLDİ

    Özel, Milli Eğitim Bakanı Sayın Mahmut Özer tarafından yazılı olarak yanıtlanması üzerine soru önergesi de verdi:

    “30.12.2022 tarihli Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü imzalı resmi yazıda Bakanlık Makamından alınan 30/12/2022 tarihli Makam Onayı ile özetle ‘Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer alan özel öğretim kurumu açılışlarında zorunlu belgeler arasında bulunan kurum açılacak ‘binanın tapusu’ ile binanın ‘yapı kullanım izin belgesi’nin, yatırımcıların pandemi süreci nedeniyle yaşanan etkilerin devam etmesi nedeniyle belirtilen belgeleri temin etmekte yaşayacakları muhtemel sıkıntıların önüne geçilmesi amacıyla 31 Aralık 2023 tarihine kadar aranmamasının’ uygun görüldüğü hususu ilgili birimlere bildirilmiştir.

    İlgili yazıdan anlaşıldığı üzere benzer bir Makam Onayının daha önce 20/06/2022 tarihinde de verildiği görülmektedir.

    Bu bilgiler doğrultusunda;

    1-Kovid salgınının 2020 yılında başladığı dikkate alındığında salgının başladığı dönemden sonra ancak 20/06/2022 tarihinden önce de benzer şekilde bir kolaylık sağlanması yönünde Makam Onayı verilmiş midir?

    2- 2020 yılından bu yana tapusu veya yapı kullanım izin belgesi olmayan kaç binanın okul olarak kullanılmasına onay verilmiştir?

    3- Ülkemizin deprem bölgesi olduğu bilindiği halde tapusu veya yapı kullanım izin belgesi olmayan binaların okul olarak kullanılmasına izin verilmesinin gerekçeleri nelerdir?

    4- Tapusu veya yapı kullanım izin belgesi olmayan okullar hangileridir?”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Tanrıkulu’ndan AKP’ye: Biz de sizleri not ettik, hesap soracağız

    CHP’li Tanrıkulu’ndan AKP’ye: Biz de sizleri not ettik, hesap soracağız


    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP Diyarbakır İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında 6 Şubat depremlerinin ardından yaşanan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Tanrıkulu, AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in “Her ne kadar siyaset yapılmasın diyerekten o bölgeye gidenler neredeyse miting yaparcasına benzer kalıpta sözlerle bir şekilde, bir yıkım siyaseti gerçekleştirseler de bunların hepsine cevap vereceğimiz bir zaman var. Bunları not ediyoruz” sözlerine tepki gösterdi.

    Tanrıkulu, “Diyarbakır’dan not edenlere söylüyorum, defter açanlara söylüyorum. Biz de sizleri not ettik, günü geldiğinde hesap soracağız ama sizin yaptığınız gibi değil adil bir biçimde hesap soracağız. Siyasi hesabını sandıkta soracağız. Yargısal hesabını adil hale getireceğimiz mahkemelerde soracağız” dedi.

    “SİYASİ HESABINI SANDIKTA SORACAĞIZ”

    Tanrıkulu, şöyle konuştu:

    “Diyarbakır’ın acısını hem kendimiz yaşadık hem de dayanışmayla sağaltmaya çalıştık. 409 yurttaşımız maalesef 7 binada yaşamını yitirdi. Binden fazla yurttaşımız yaralandı. Halen yoğun bakımda olan hemşerilerimiz var. Yüzlerce ağır hasarlı acil yıkılması gereken bina var. Yine binlerce yurttaşımız kendi konutlarında kalamıyor Diyarbakır’da. Bu acı hepimizin acısı, Türkiye’nin acısı, binlerce insanımız bu depremde yaşamını yitirdi. Daha ne kadarı enkaz altında bilmiyoruz. Maraş, Adıyaman, Antakya, İskenderun, Elbistan, Pazarcık, Nurhak gibi kentlerimiz artık yok. İl başkanımızla birlikte, milletvekillerimizle birlikte aynı zamanda Adıyaman’a, Malatya’ya gittik oradaki acıları paylaştık. İçimiz yanıyor Diyarbakır’da, niye yanıyor? Deprem bu coğrafyanın kaderi, bu coğrafyayı değiştiremeyiz ama bu kaderi değiştirebilirdik.

    AKP, Türkiye’de 20 yıldır iktidar. İktidara geldikleri ilk günlerinde, ilk aylarında Bingöl’de deprem olmuştu, 5-6 ay sonra. O depremde Sayın Erdoğan’ın söylediği sözler hala kulağımızda, şunu söylemişti; ‘kırılan fay hattı değil aynı zamanda ar damarlarımızdır’ demişti. 20 yıl sonra onların ar damarlarının çatlamadığını gördük. Nasıl vicdansız hale geldiklerini gördük. Nasıl ahlaktan yoksun hale geldiklerini gördük. Nasıl yurttaşlarımıza küfreden, nasıl yurttaşlarımızı aşağılayan bir hale geldiklerini gördük. Nasıl tehdit ettiklerini gördük. Ben de buradan Diyarbakır’dan söylüyorum, not edenlere söylüyorum, defter açanlara söylüyorum. Diyarbakır’ın hafızası sizi unutmayacak. Hiçbir biçimde unutmayacak. Biz de sizleri not ettik, günü geldiğinde hesap soracağız ama sizin yaptığınız gibi değil adil bir biçimde hesap soracağız. Siyasi hesabını sandıkta soracağız. Yargısal hesabını adil hale getireceğimiz mahkemelerde soracağız. Buradan söylüyoruz, yurttaşlarımızı kefensiz gömdünüz. Toplu mezarlara gömdünüz, kefen bulamadınız. Kadınlarımız, yurttaşlarımız, insanlarımız gidecek tuvalet bulamıyorlar. Depremin 15’inci günü bugün. Böyle vicdansız hale geldiniz. Sadece Türkiye’yi bir ranta dönüştürdünüz. Geldiğiniz günleri çok iyi hatırlıyoruz. Parmağınızda sadece yüzüğünüz vardı ama şimdi Türkiye’nin her yerinde saraylarınız var. Uçamadığınız kadar uçaklarınız var ama yurttaşlarımız iki gün üç gün boyunca enkazın altında inlediler. Bir görevli görmediler bir görevli, ağladılar, sızladılar. İnleye inleye öldüler.

    “SADECE RANTI VE CEBİNİZİ DÜŞÜNDÜNÜZ”

    Devlet denen organizasyon bugünler için vardır, afet için vardır, eğitim için vardır, sağlık için vardır. Ne yaptınız? Çürüttünüz, çürüdünüz. Bu devletin bütün kurumlarını çürüttünüz, siz de çürüdünüz, yok ettiniz. Sadece rantı ve cebinizi düşündünüz. Etrafınıza bir bakın, kibrinizden kimse dolaşamıyor sağa sola, kimse size ulaşamıyor. Ne yaptınız? Biz kimden hesap soracağız? İnsanlarımızın burada, Diyarbakır’da ulaşabileceği bir seçilmiş siyasetçi yok. Tümüne kayyum atadınız tümüne, kime ulaşacak Diyarbakır’daki yurttaşlarımız, hangi seçilmiş siyasetçiye ulaşacak? Tek bir adam, Diyarbakır’da imar ona ait, bütçe ona ait, her şey ona ait, ne oldu? Diyarbakır’ın dayanışması harekete geçti. Diyarbakır’daki örneği ve dayanışmanın bütün Türkiye’ye örnek olması lazım. 84 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Diyarbakır Koruma ve Dayanışma Platformu (DKDP) devletten önce, AFAD’dan önce enkaz başındaydı. Sokakta olan insanlarımızın yanındaydı ama göremedik bir valiyi enkazın başında göremedik. AKP’den bunun hesabını siyasi olarak soracağız. Hesap verecekler, bu yağma düzenine, bu adil olmayan düzene son vereceğiz. Ben yaptım oldu demeden, ortak akılla beraber Türkiye’yi yeniden kuracağız. İkinci yüzyılda, 2023 yılında Türkiye’yi yaşanabilir, doğasıyla, çevresiyle yaşanabilir, adaletli, barışçıl bir Türkiye’yi hep beraber inşa edeceğiz.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li vekiller gülerken, CHP’li vekiller ağladı

    AKP’li vekiller gülerken, CHP’li vekiller ağladı


    Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7.7 ve 7.6’lık depremler, Türkiye’yi derinden sarstı. Felakette can kaybı, 1999 depreminde yaşamını yitirenlerin sayısını da aştı.

    Deprem bölgesinde bulunan bazı bakan ve iktidar yetkililerinin gülerken çekilmiş fotoğrafları ise tepki topladı.

    Vatandaşlar “Bu neyin kahkahası? Bu neyin sevinci? Bir tarafta bölgede millet için ağlayan, millete yardım için koşturan CHP’li vekiller varken diğer tarafta asrın hezimetinden sorumlu utanmadan gülen iktidar vekilleri var” diyerek tepkilerini dile getirdi.

    AKP’li isimlerin gülerken o anları kadraja yansırken, deprem bölgesine giden CHP’li vekillerin ise gözü yaşlı fotoğrafı dikkat çekti. Deprem bölgelerinde incelemelerde bulunan İzmir Milletvekili Mahir Polat ile Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Gaziantep Nurdağı ilçesinde depremzedelerin anlattıklarını dinlerken gözyaşlarına hakim olamadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Depremde refakatsiz kalan çocukları sordu: Konu Meclis gündeminde

    Depremde refakatsiz kalan çocukları sordu: Konu Meclis gündeminde


    CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, Kahramanmaraş merkezli ve 11 ili etkileyen depremden sonra hayatta kalan refakatsiz çocukların akıbetini Meclis gündemine taşıdı. Aydoğan, konu ile ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.

    Aydoğan, Yanık’a “Ebeveynlerine ulaşılamayan kaç çocuk bakanlığın ilgili kurumlarında koruma altına alınmıştır? Hastaneler dışında refakatsiz çocukların nasıl korunduğuna ilişkin kamuoyuna bilgi verecek misiniz? Bu konuda nasıl bir çalışmanız mevcuttur? Elinizde bir veri var mıdır” diye sordu. Aydoğan, “Çocukların en ufak bir hak kaybına, hak ihlaline uğraması ihtimaline kimsenin tahammülü yok. Bakanlık hızla konuyu araştırıp kamuoyunu bilgilendirsin” dedi.

    Aydoğan, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları ifade etti:

    “Nasıl ki savaşlarda en dezavantajlı gruplar kadınlar ve çocuklarsa yaşadığımız bu deprem felaketinde de yine kadınlar ve çocukların büyük zorluklar yaşadıklarına şahit olduk. Özellikle depremden sağ kurtulup aileleri bulunamayan refakatsiz çocuklar ile ilgili kamuoyu çok tedirgin. Bu çocukların akıbeti ne olacak? Onları nasıl bir süreç bekliyor? Şu an bulundukları ortam onlar için uygun mu? Psikolojik destek alabiliyorlar mı? Vatandaş bu sorulara yanıt ararken bir de çocukların tarikat yurtlarına verildiğine dair iddialar ve tanıklıklar olduğu konuşuluyor. Böyle bir tasarrufun yapılmış olabileceğine inanmamakla birlikte konu hakkında hepimizi tatmin edecek bir açıklama bekliyoruz.

    “BAKANLIK HIZLA KONUYU ARAŞTIRIP KAMUOYUNU BİLGİLENDİRSİN”

    Kayıp çocukların olduğu söyleniyor. Bakanlık bazı açıklamalar yaptı fakat güvenilirliklerini kaybettikleri için insanlar elbette tatmin olmadı. 300’e yakın çocuğun refakatsiz olduğu söylendi. Bu çocukların hangi koşullarda kaldıklarını, güvenilir bir ortamda olup olmadıkları vatandaş olarak elbette merak ediyoruz. O çocuklardan hepimiz sorumluyuz. Hastanelerde refakatsiz olan, bakanlığın kurumlarında refakatsiz olan tüm çocukların takipçisiyiz. Hakkında arama ilanı verilmiş çocuklar var. Bu takibi vatandaş da yapmak istiyor. İnsanlar endişeli. Çocukların en ufak bir hak kaybına, hak ihlaline uğraması ihtimaline kimsenin tahammülü yok. Bakanlık hızla konuyu araştırıp kamuoyunu bilgilendirsin. Bu konuda çok hassasım ve konunun çok yakın takipçisiyim.”

    Aydoğan, ayrıca şunları söyledi:

    “Depremin yarattığı ağır tablo, hepimizin canını yakıyor. Ama deprem sonrasında ortaya çıkan sorunları ve travmaları telafi etme yükümlülüğümüz de var. Bir gerçeği göz ardı edemeyiz. Savaşlar gibi depremler de en çok kadınları ve çocukları mağdur ediyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından sunulan verilere göre, 300’e yakın çocuğumuzun refakatçisiz kaldığı biliniyor ve canımızı yakıyor. Kamuoyu bu konuda infial halinde, herkes çocuklarımızı sahiplenmek istiyor. Duyarlılık gösteriyor. 300’e lakın çocuğumuzun hangi kurumlarda, ne şekilde barındırıldığı; bugününün ve geleceğinin ne şekilde çizileceği ile alakalı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na önerge ile durumu sordum. Konunun takipçisi olacağız. Uluslararası anlaşmalar, kanunlarımız ve en çok da vicdanımız çocuklarımızın bugününün ve geleceğinin tavizsiz olarak doğru çizilmesi için bize sorumluluklar yüklüyor. Konunun takipçisi olacağız. Bakanlığa da sesleniyorum: Her attığı adımı, şeffafça; kamuoyunun gündemine, sivil toplum örgütlerinin denetimine ve bizlerin takibine açık tutması gerekir. Ama her halükârda çocuklarımızın takipçisiyiz. Ayrıca; bize iletilen kayıp çocuklarımızın olduğu iddiasını da sonuna kadar takip edeceğiz.”

    Aydoğan’ın Bakan Yakın’a yönelttiği sorular şöyle:

    “BU KONUDA NASIL BİR ÇALIŞMANIZ MEVCUTTUR?”

    “Hastanelere ulaştırılan çocukların kaçı müdahale edildikten hemen sonra hastanelerin sosyal hizmet uzmanlarına, sosyal hizmet birimlerine bildirilmiştir? Böyle bir veri mevcut mudur? Bu süreçte kaç sosyal hizmet uzmanı refakatçisi olmayan çocuklara destek olmaktadır? Ebeveynlerine ulaşılamayan kaç çocuk bakanlığın ilgili kurumlarında koruma altına alınmıştır? Kaç çocuğun durumu netleşmiş ve uygun bir koruyucu aile veya gönüllü aileye teslim edilmiştir? Hastaneler dışında refakatsiz çocukların nasıl korunduğuna ilişkin kamuoyuna bilgi verecek misiniz? Bu konuda nasıl bir çalışmanız mevcuttur? Elinizde bir veri var mıdır? Doğal afetler sonucu korunma ihtiyacı olan çocuklara sunulan bakım ve destek hizmetleri yeterli midir? Ne gibi hizmetler mevcuttur? Doğal afetlerde çocukların korunmasına yönelik ulusal plan ve yerel programlar hazırlanması, çocuklara yönelik sosyal koruma hizmetleri güçlendirilerek gözetimsiz kalan çocukların hızlı tespit edilmesini sağlayacak bir ağ oluşturulması, hastane güvenliğinin sağlanması, farklı risk türlerini dikkate alan bir planlamayla risk haritası çıkarılması gibi tasarruflarınız var mıdır? Bunun için çalışmalar başlatılmış mıdır?”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Resmi Gazete’de yayımlanmıştı: Erdoğan’ın ölümlere sebep olan kararını paylaştı

    Resmi Gazete’de yayımlanmıştı: Erdoğan’ın ölümlere sebep olan kararını paylaştı


    CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, sosyal medya hesabından; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 5 Şubat 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Hatay’ın İskenderun ilçesi Meydan, Cumhuriyet, Modernevler, Numune, Pınarbaşı ve Esentepe mahallelerinde bulunan bazı alanların ‘riskli alan’ olmaktan çıkaran kararını hatırlattı.

    Antmen, Erdoğan’ın bazı mahalleleri 1 yıl önce ‘riskli alan’ olmaktan çıkardığını belirtti ve şunları ifade etti:

    “Bu Cumhurbaşkanlığı kararını her vatandaşa ulaştırın! Depremde binlerce insanımızı kaybettiğimiz Hatay İskenderun’da afet riski altında alan ilan edilen bölge kararının tam bir yıl önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaldırıldığı kararname. Demek ki deprem kader değilmiş. Çünkü deprem cinayetleri de politiktir!”

    Antmen, ayrıca yaptığı açıklamada da şunları belirtti:

    “5 Şubat 2022 tarihinde bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayınlanıyor. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İskenderun’da 6 Şubat Pazartesi günü depremde yıkılan bazı mahalleleri riskli afet bölgesi olmaktan çıkartıyor. Daha önce kendisi tarafından afet bölgesi riskli alan ilan edilen mahalleleri bir kararla, 2-3 satır yazıyla riskli bölge olmaktan çıkartıyor. Ne oldu? Bu mahalleler hemen hemen yerle bir. AKP Genel Başkanının bu yaptığını insanlarımız canı ve malıyla ödedi. Depremle, afetle, riskli alanlarla riskli bölgelerle, bilimle değil iki satırlık rant için yaptığınız yazılarla uğraşırsanız, bilimi ötelerseniz sonuç bu olur.”

    Kaynak: ANKA


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Davutoğlu ile Kılıçdaroğlu bir araya geldi

    Davutoğlu ile Kılıçdaroğlu bir araya geldi


    Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ziyarette bulundu.

    CHP’den yapılan açıklamada, Davutoğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret ederek bir süre görüştüğü belirtildi.

    MİLLET İTTİFAKI, 18 ŞUBAT’TA DEPREM GÜNDEMİYLE TOPLANIYOR 

    Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin genel başkanları, 13 Şubat Pazartesi günü Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde bir araya gelecekti. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen iki depremin ardından Millet İttifakı liderleri, deprem bölgesini ziyaret etti. 13 Şubat’taki toplantısı bu nedenle ertelendiği açıklanmıştı.

    Saadet Partisi, liderler zirvesinin, 18 Şubat 2023 Cumartesi günü deprem gündemi ile yapılacağını duyurdu.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Depremzedeler ve öğrenciler nasıl oy kullanacak? CHP’lli Muharrem Erkek’ten ‘kimse merak etmesin’ mesajı

    Depremzedeler ve öğrenciler nasıl oy kullanacak? CHP’lli Muharrem Erkek’ten ‘kimse merak etmesin’ mesajı


    CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda merkez üssü Kahramanmaraş olan depremler nedeniyle bölgede yaşayan seçmenlerin ve öğrencilerin cumhurbaşkanlığı ile milletvekili genel seçimlerinde nasıl oy kullanacağı yönünde açıklamalarda bulundu. 

    CHP’li Muharrem Erkek, seçim takvimi başlayıp da seçmen kütükleri askıya çıkana dek her an MERNİS’e kayıtlı adreslerin değiştirilebileceğini hatırlattı.

    Depremzede seçmenlerin oy kullanmasının güvence altına alınması için önerilerini oluşturduklarını aktaran Muharrem Erkek’in açıklamaları şöyle oldu:

    14 ŞUBAT SÖYLENTİSİ DOĞRU DEĞİL

    Yaşadığımız afet bazı soruları yeniden gündeme getiriyor. Özellikle öğrencilerimizin oy kullanabilmesi konusu şu aralar sıklıkla gelen başlıklardan. Hem öğrencilerimizin hem de diğer vatandaşlarımızın oy kullanmaları konusunda sorulan kimi soruların yanıtları:

    Öğrencilerimizin oy kullanabilmesi için 14 Şubat’a kadar adres kaydı yaptırması gerektiğine ilişkin bir söylenti dolaşıyordu, doğru değildir. Seçim takvimi başlayıp da seçmen kütükleri askıya çıkana dek her an MERNİS’e kayıtlı adresler değiştirilebilir.

    Seçim Kanunu’nda geçen yıl yapılan değişiklikle yerel seçimin başlangıcından 3 ay önceki seçmen kayıtlarının esas alınacağı hükme bağlandı. Bu kural milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimlerinde uygulanmaz!

    SEÇMEN LİSTELERİNİN ASKIDA KALIP İLAN EDİLECEĞİ SÜRE SONUNA KADAR ADRESLER GÜNCELLENEBİLİR

    Vatandaşlarımız YSK tarafından seçim takviminin yayınlandığı güne ve sonrasında seçmen listelerinin askıda kalıp ilan edileceği süre sonuna kadar oy kullanacakları yer adreslerini güncelleyebilirler.

    Adres güncellemeleri, nüfus müdürlüklerine bizzat başvuru veya e-devlet üzerinden yapılabilir. Askı süresinde bu işlemin dışında ayrıca ilçe seçim kurullarına başvuru gerekecektir. Bu başvurulara göre seçmen listeleri şekillenecektir.

    YURTLAR KAPALI OLDUĞUNDAN ADRES KAYIT SİSTEMİNDEKİ BİR ADRESİ İKAMET ADRESİ OLARAK GÖSTERMEK GEREKECEK

    Yurtta kalan öğrenciler seçmen kütüklerinin askıda olacağı 2 haftada, yurtlarından alacakları belge ve okullarından alacakları öğrenci belgesiyle; – önce nüfus müdürlüğüne, – oradan alacağı belgeyle ilçe seçim kurula başvurarak yurtlarının olduğu ilde oy kullanabilirler.

    Yurtlar kapalı olduğuna göre öğrenciler için de adres kayıt sistemindeki bir adresi ikamet adresi olarak göstermek gerekecek. Yeni düzenleme ile adresi kapandığı için adres kayıt sisteminde görünmeyenler, en son geçerli adreslerinde seçmen listelerine eklenecekler.

    YSK henüz, depremzedelerin oy kullanmasında nasıl bir yol izleyeceğine ilişkin karar almadı. Bu konuyu da yakından takip ediyor, seçmenlerin oy kullanmasının güvence altına alınması için önerilerimizi oluşturuyoruz.

    Kendi sandığından başka sandıkta görev yapan sandık kurulu başkan, üyeleri ve diğer görevlilerin kendi sandıklarında isimlerinin karşısına “oy kullanamaz” şerhi düşülür, görevli olduğu sandık seçmen listesine ismi eklenir. Böylece bunların mükerrer oy kullanmaları önlenir.

    HER BİR OYA SAHİP ÇIKACAĞIZ

    Ayrıca kısıtlı, hükümlü, kamu hizmetinden yasaklı, silah altında bulunan erler, onbaşılar, kıta çavuşları ve askeri öğrencilerin isimlerinin bulunduğu sandık seçmen listelerine de “oy kullanamaz” şerhleri düşülür.

    Hem seçim öncesi hem seçim esnası hem de seçim sonrasında her bir oya sahip çıkacağız. Kimse merak etmesin!

     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Şamil Tayyar’dan savcılıklara yıkım çağrısı: Yapanın yanına kâr kalmamalı

    AKP’li Şamil Tayyar’dan savcılıklara yıkım çağrısı: Yapanın yanına kâr kalmamalı


    Merkez üssü Kahramanmaraş olan depremler Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Malatya, Adıyaman, Adana, Kilis, Diyarbakır, Elazığ  ve Şanlıurfa’da yıkıma neden oldu. Depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısı 35 bin 418’e yükselirken enkazlarda kalan kişi sayısının tam olarak bilinememesi nedeniyle ölü sayısının artması yönünde endişeler yaşanıyor. Depremi afete dönüştüren ihmaller ve enkaz altında arama kurtarma çalışmasının günlerce geç başlaması tepkilere neden oldu.

    Depremlerin ardından ihmaller ve müteahhitler hakkında başlatılan soruşturmalarla ilgili savcılara çağrılar sürüyor. İhmaller hakkında bir açıklama da AKP Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Şamil Tayyar’dan geldi. 

    AKP’li eski vekil Şamil Tayyar, başlatılan soruşturmalarla ilgili savcılara çağrıda bulundu. Tayyar sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada; “Yıkılan binalarla ilgili soruşturmalar önemli. Yapanın yanına kâr kalmamalı. Sadece müteahhitler değil yapı denetim şirketleri gibi sorumluluk zincirindeki her kurum, hesap vermeli. Savcılarımızdan vatandaş olarak beklentimiz budur” diye yazdı. 

     

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yıkımlardan kim sorumlu? HDP’li Garo Paylan imar affı için ‘Meclis bu vebalin altına girmemeli’ diyerek uyarmıştı

    Yıkımlardan kim sorumlu? HDP’li Garo Paylan imar affı için ‘Meclis bu vebalin altına girmemeli’ diyerek uyarmıştı


    Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde yaklaşık 10 saat arayla meydana gelen depremler; Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Malatya, Adıyaman, Adana, Kilis, Diyarbakır, Elazığ  ve Şanlıurfa’da yıkıma neden oldu. Depremlerin afete dönmesine neden olan hatalar ve ihmaller Türkiye gündeminde yerini koruyor.

    Depremde meydana gelen yıkımlar 2018 yılında kaçak yapılara imar affı verilmesini de yeniden gündeme getirdi. Yıkımdan imar aflarını onaylayanların da sorumlu olduğu yorumları yapılırken akıllara Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Garo Paylan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) imar affına karşı yaptığı konuşma da yeniden hatırlandı.

    HDP’li Garo Paylan, “Meclis bu vebalin altına girmemelidir. Bir af getirilecekse bunun pek çok boyutlu olarak düşünülüp yapılması lazım. Düşünün ki siz o 10 katlı binayı affettiniz. O 10 katlı binada 100 vatandaşımız yaşıyor. Bir deprem oldu, o vatandaşlarımız o binanın altında kaldı. Kim bu vebali taşıyacak?” ifadelerini kullanmıştı. 

    2018 yılında imar affı ile kaçak yapıların beyanname verilmesi ve verginin ödenmesiyle, yapı denetimi gerçekleştirilmeden yasal hale getirilmesi mümkün olmuştu.

    HDP’li Garo Paylan’ın TBMM’deki konuşması şöyle olmuştu:

    35 YILLIK KANAYAN BİR YARA TORBA MADDEDE, YALAPŞAP GETİRİLİR Mİ?

    İnanın bu kadar rezil bir imar affı gelmemişti. Bir torba yasa içinde bir maddelik yalapşap bir imar affı. Kaç kişiyi ilgilendiriyor? 13 milyon iş yeri ve konutu yani yaklaşık 50 milyon vatandaşımızı ilgilendiren bir konu. Kanayan bir yara seçime kırk beş gün kala buraya Plan ve Bütçe Komisyonundan, Bayındırlık Komisyonundan değil Plan ve Bütçe Komisyonundan yalapşap, bir maddeyle getiriliyor arkadaşlar. Ya, olur mu böyle bir şey? Otuz beş yıllık kanayan bir yara böyle, bir torba maddede, yalapşap bir şekilde getirilir mi arkadaşlar? Hak mıdır bu?

    Bakın, ne tür arazlar var maddede? Diyor ki: “Arkadaş, ben imar affını getiriyorum.” E, nasıl gelecek bu imar affı? Özal’ın imar affında nasıldı, biliyor musunuz? Vatandaş proje çizdiriyordu, projesini teknikere götürüyordu, onaylatıyordu “Ya, bu bina sağlam mı, oturulabilir mi, şartlara uygun mu bu affettiğim yer?” diye. İmar affını böyle yapmıştı rahmetli Özal. Şimdiki imar affı ne diyor? “Vatandaş beyannamesini yazacak, benim şu kadar metrekarelik, şu kadar katlık beyanım var diye gidecek beyannamesini verecek ve yüzde 3 vergi verecek. Ben onu affediyorum.” diyor. Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar?

    Gelin, bilmeyenler varsa sizi İstanbul’da gezdireyim, herkesin şehrinde vardır. 2 katlı imarlı yere, 2 kata göre temel atılmış yere vatandaş 10 katlı bina yapmış, kolonu yok, deniz kumuyla yapılmış, bina üflesen yıkılacak, diyor ki: “Arkadaş, ben bu binanın “check up”ını yapmayacağım, denetlemeyeceğim, sen gel, bildir, bana da yüzde 3 para ver -para lazım, çok sıkışığız- ben senin 10 katlı binanı affediyorum.”

    MECLİS BU VEBALİN ALTINA GİRMEMELİDİR

    Arkadaşlar, bakın, bu, büyük bir vebaldir. Bu Meclis bu vebalin altına girmemelidir. Böyle, seçim arifesinde, vatandaşa -tırnak içinde söylüyorum- seçim rüşveti vererek bu iş olmaz. Bir af getirilecekse bunun pek çok boyutlu olarak düşünülüp yapılması lazım. Düşünün ki siz o 10 katlı binayı affettiniz. O 10 katlı binada 100 vatandaşımız yaşıyor. Bir deprem oldu -Allah korusun- o vatandaşlarımız o binanın altında kaldı. Kim bu vebali taşıyacak? Milyonlarca vatandaşımız çürük binalarda yaşıyor. O, o vatandaşlarımızın suçu değil, onlar barınma hakkı çerçevesinde yapmışlar, evet, rant çerçevesinde yapanlar da var ama bunu bu şekilde denetimsiz affetmek hak mıdır, olacak iş midir?

     
     
     
     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***