Etiket: CHP

  • Akşener’in açıklamaları sonrası Bülent Kuşoğlu, Mansur Yavaş ile görüşecek!

    Akşener’in açıklamaları sonrası Bülent Kuşoğlu, Mansur Yavaş ile görüşecek!


    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının konuşulduğu toplantının ardından partisinin Genel İdare Kurulu’nu topladı.

    Yaklaşık 1,5 saat süren kritik toplantının ardından açıklamalarda bulunan Akşener, Cumhurbaşkanı adaylığı için Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na çağrıda bulundu.

    KUŞOĞLU, YAVAŞ İLE GÖRÜŞECEK

    Halk TV’nin aktardığına göre, Akşener’in çağrısının ardından CHP Parti Meclisi Üyesi ve CHP İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile görüşecek.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi tutukluları: Bizim davamızdaki müştekiler, bugünkü depremin sorumlusudur

    Gezi tutukluları: Bizim davamızdaki müştekiler, bugünkü depremin sorumlusudur


    CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, Gezi Parkı davası kapsamında Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan mimar Mücella Yapıcı, film yapımcısı Çiğdem Mater ile belgeselci Mine Özerden’i bugün ziyaret etti.

    Ziyareti sonrasında cezaevi önünde ANKA Haber Ajansı’na açıklama yapan Karaca, tutukluların daha önceki ziyaretlerinde kendilerine hep moral verdiklerini, fakat bu sefer üzgün olduklarını dile getirdi.

    Karaca, “‘Bugünkü depremin sorumluları kim’ diye sorduğumda, ‘Bizim davamızdaki müştekiler, bugünkü depremin yıkıcılığı ve o enkazın altında can veren yurttaşların başlıca sorumlusudur’ ifadelerini kullandılar” dedi.

    Karaca, şunları söyledi:

    “Hep bize onlar için duyduğumuz kaygılar için ‘Hayır kaygı duymayın. Biz burada iyiyiz’ demişlerdi. İlk defa çok üzgünler. İlk defa 6 Şubat depremi sonrasında, deprem yaralarını sarabilmek ve orada olarak insanlara destek olabilmek olanağı olmadığı için; kapalı duvarlar, kapalı kapılar, kalın duvarlar arkasında olmaktan çok üzgün olduklarını ifade ettiler. Ayrıca bütün milletimize de hem başsağlığı hem de geçmiş olsun dileklerini ilettiler. Bugün, İstanbul’un deprem toplanma alanlarını beton ormanına dönüştürenlerle mücadele edenlerle, bugün neredeyse İstanbul merkezde bir tek deprem toplanma alanı, sahra hastanesi kurabilme, belki de helikopter inebilecek tek alan olarak kalan Gezi Parkı için mücadele eden ve o mücadelelerinden dolayı ve aynı zamanda tabii ki ranta ve betona karşı İstanbul’un hukukunu korudukları için içeride olan bu tutsakları ziyaret etmek anlamlıydı.

    DEPREMİN SORUMLULARININ, DAVALARINDAKİ MÜŞTEKİLERİN OLDUĞUNU SÖYLEDİLER

    ‘Bugünkü depremin sorumluları kim’ diye sorduğumda şunu söylediler: ‘Bizim davamızdaki müştekilerin bugünkü depremin yıkıcılığı ve o enkazın altında can veren yurttaşların başlıca sorumlusudur’ ifadesini kullandılar. Biz de içeriden, onların bu düşüncelerini sizlere aktarmak istedik. Mücella Yapıcı’nın da bir mesajı var. Sizlere onu okumak isterim. ‘Öncelikle tüm insanlarımızın acısını yürekten paylaşıyorum. Bütün meslek hayatını; bilimin, mesleğin ilkelerini esas alarak topluma aksettirmeye çalışan biri olarak, bu süreçte topluma derdimizi anlatmanın yolunu bulamadığımız, sesimizin boğulmasına izin verdiğimiz için ve şu anda bilgi ve birikimimizi ve dayanışma eylemimizi paylaşamadığım için çok üzgünüm, öfkeliyim ve özür diliyorum. Bilimin, tekniğin, kadim bilginin, etik, ahlaki ve toplumsal değerlerinin yeniden inşası ile hep birlikte daha sağlıklı, dayanıklı ve huzurlu hayatlara ve kentsel yapılara ve kırsal yerleşmeye olabilecek en kısa sürede erişmek üzere. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Hepimize kolay gelsin. Sevgiyle kalın’ diyor Mücella Hanım.

    ‘SORUMLUYUZ’ DİYEREK TEK İSTİFA GÖRMEDİĞİMİZ SÜRECİ YAŞIYORUZ’

    İçeride, hâlâ bir yurttaş olmanın ve aynı zamanda bu işin ehli olan bir yurttaş olarak, mesleği icra eden bir birey olarak yaşanan süreçten dolayı duyduğu hüznü, sorumluluk duygusuyla, bu milletten özür dileyecek erdeme sahip bir bilim insanının; bilimin, tekniğin bileşkesi olan ve kent suçlarıyla mücadeleye ömrünü adamış bir sorumlu birey anlayışının düşüncelerini sizlerle paylaştık. Ne yazık ki, o, içeride bu sorumlulukla milletten, bu enkazın, bu felaketin, bu depremin sorumluluğunu hissederek özür dileyebilme erdemini gösteriyor. Ama asıl sorumlular, bırakın özür dilemeyi, yurttaşlara hakaret ederek, daha depremin 25’inci gününde ‘Sorumluyuz’ diyerek, bir tek özür cümlesi duymadığımız, bir tek istifa görmediğimiz bir süreci yaşıyoruz. Bu nedenle işte erdemli insan olarak, sorumluluğunun bilincinde olanlar içerideyken özür diliyor, o yüzden içerideler. Özür dilemesini beceremeyen, özür dilemeyi kendilerine zül sayanlar, bugün bu ülkeyi yönetiyor.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Sümer: İktidar, beceriksizliği ile milleti ölüme terk etti

    CHP’li Sümer: İktidar, beceriksizliği ile milleti ölüme terk etti


    Adana Milletvekili ve TBMM Kit Komisyonu Üyesi Orhan Sümer “11 ili etkileyen ve on binlerce can kaybına neden olan depremler sonrasında, Meclis’te gerçekleştirdiği konuşmada yaşanan gcikmelerle ihmalleri eleştirdi.

    Orhan Sümer, “Cumhuriyet tarihi boyunca her iktidar elinden geldiğince memlekete hizmet etmek için çalışmıştır. Ancak hiçbir iktidar güç zehirlenmesi yaşayıp, her şey tek bir kişinin elinde olsun dememiştir. Bugün Türkiye’nin yaşadığı sorunların bir çoğu ucube başkanlık sisteminin memlekete etkisidir. Sorumluluk almaktan uzak, tüm yandaşlarını kamu kadrolarına atayarak, liyakatsizliğin tavan yaptığı başka bir dönem yaşanmamıştır. İktidarın iş bilmezliği milleti fakirleştiriyor, ekonomik olarak zora sokuyordu. Ancak yaşanan son olaylar gösterdi ki Saray iktidarı tamamen tükenmiş ve yozlaşmıştır. Türkiye’nin kader planında çok kısa bir zaman sonrasında artık Saray rejimi yer almayacaktır” dedi

    “İKTİDAR BECERİKSİZLİĞİ İLE MİLLETİ ÖLÜME TERK ETMİŞTİR”

    “İktidar, beceriksizliği ve koordinasyonsuzluğu nedeniyle milleti enkaz altında ölüme terk etmiştir” diyen Orhan Sümer, şunları ifade etti:

    “Türkiye kadroların doğru ellere teslim edilmezse nasıl bedeller ödeyeceğini çok acı bir şekilde tecrübe etmiştir. Koca koca Bakanlar çıkıp “ Cumhurbaşkanımızın Talimatıyla Hemen Deprem Bölgesine Hareket Ettik” diye açıklama yapıyorlar talimat almasa depremde yardıma dahi gidemeyecek bir düzenden bahsediyoruz. Vatandaş afetin ilk 3 günü bas bas yardım isterken birileri çadır satma derdindeymiş. Kızılay birilerinin aile şirketi duruma getirilmiş. AFAD’a başkanlık edenin konuyla alakası yok. Deprem sonrasında bile Mimarlık Fakültesi Dekanı olarak ilahiyatçı bir hoca atadılar. Bu kadar aymazlık daha önce görülmemiştir. Şu çok açık ve nettir. İktidar, beceriksizliği ve koordinasyonsuzluğu nedeniyle milleti enkaz altında ölüme terk etmiştir.

    HELALLİK İSTEME DEĞİL HESAP VERME ZAMANI

    Orhan Sümer, “Daha depremin yaraları sarılmamış, halen enkaz altından cenazesini alamayan vatandaşlarımız var. Birileri çıkıp helallik istiyor. Önce bir hesap verin. İlk 3 gün neredeydiniz. Neden bu kadar yanlışa imza attınız. Çadırları neden parayla sattınız. demokrasilerde helallik istenmez. Hesap verilir. Saray iktidarı o hesabı vermekten kaçsa da millet sandıkta mutlaka soracaktır” Dedi

    Orhan Sümer, “Hepinizin vicdanına sesleniyorum yakın zaman önce İçişleri Bakanı öncülüğünde “çök- kapan- tutun” tatbikatı yapıldı. Telefonlara mesaj geliyordu. Deprem için uyarı yapıyordu. Allah aşkına ne oldu bu sisteme?  Neden çalışmadı? Kimin telefonuna uyarı mesajı gitti. 600 Milletvekiline soruyorum hanginizin telefonuna mesaj geldi. Ben size söyleyeyim. Hiç kimsenin. Sözde milletin telefonuna mesaj gidecekti gördük ki millet enkaz altından devlete beni kurtarın diye mesaj atıyor. Saray iktidarı onu bile becerip vatandaşlarımızı kurtaramadı aradan 3 hafta geçti iktidarın kurtarmaya çalıştığı tek şeyin kendi itibarı olduğunu görüyoruz.

     

    ‘KIZILAY VE AFAD’I BİLE RANT DÜZENİNE ALIŞTIRDILAR’

    İki büyük deprem olmuş binlerce artçı deprem olmaya devam ediyor. Millet canının derdinde sağ çıkan vatandaşlarımızın acilen konaklama sorununun çözülmesi gerekiyor, bir bakıyoruz Kızılay elindeki çadırları ve konserveleri parayla satmış. Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nden bugünlere gelen  yurt içinde ve yurt dışında milyonlarca ihtiyaç sahibinin yarasına merhem olan Kızılay’ın geldiği nokta içler acısıdır. Rant iktidarı dediğimiz zaman birileri kızıyor ama AFAD’ı, Kızılay’ı bile rant düzenine alıştıranların, akrabalarını yönetim kuruluna hiç utanmadan üçer beşer atayanların bu millete verilecek hesabı vardır. 

    Tüm Türkiye Adana’nın afet durumunda  pilot şehre dönüştüğüne şahit oldu. Adıyaman, Maraş, Hatay ve çevre illerdeki havalimanları kullanılamaz durumdayken rant uğruna, ısrarla kapatılmak istenen Şakirpaşa Havalimanı’nı tüm devlet yetkilileri kullandı. Ne kadar önemli olduğu bir kez daha kanıtlandı. Buradan yetkilere de seslenmek istiyorum yıllardır – yıkıldı, yıkılacak- taşındı, söylemlerinin ne kadar yersiz olduğu orta çıkmıştır. Şakirpaşa Havalimanı ile ilgili olumsuz görüşlerin gözden geçirmesinin tam zamanıdır.

    ‘VATANDAŞ DA NOT TUTUYOR’

    Afet bölgelerinde para dağıtan siyasetçileri, can pazarı yaşanırken çadır satanları, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen vatandaşın internetini kesenleri, halkını soğukta donarak ölmeye mâhkum edenleri,  ilk fırsatta üniversiteleri gözden çıkarıp kapatanları, maçları seyircisiz oynatacağız diyenleri, en hayati kurumlara akrabalarını atayanları, vatandaşı sizi not ettik diye tehdit edenleri, borsayı kapatmayıp küçük yatırımcıyı soyanları, asla unutmayacağız ilk seçimden sonra devleti yeniden inşa edeceğiz. Türkiye’nin hak ettiği geleceği hep beraber kuracağız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İYİ Parti sözcüsünün açıklamasına dikkat çekti: Cumhurbaşkanı adayı yarın açıklanacak mı?

    İYİ Parti sözcüsünün açıklamasına dikkat çekti: Cumhurbaşkanı adayı yarın açıklanacak mı?


    Sözcü gazetesi yazarı Aytunç Erkin, “Kürşad Zorlu ne demek istedi?” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

    Erkin bugünkü yazısında, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının 2 Mart’ta açıklanacağına yönelik ifadeler üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Meral Akşener’in görüşmesine dikkat çekti.

    Erkin, İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu’nun açıklaması üzerine CHP ve İYİ Parti kulislerinde konuşulanları aktardı ve “Anladığım kadarıyla 2 Mart’ta aday konusu ve ismi masada konuşulacak ama kesin bir karar çıkmayabilir” dedi.

    Yazının ilgili kısmı şöyle:

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, İYİ Parti lideri Meral Akşener’i ziyareti de “adaylık” tartışmasını hızlandırdı. Kılıçdaroğlu’nun talebiyle gerçekleşen ve Akşener’in makamında gerçekleşen kahvaltılı sohbetle ilgili iki taraf da “susma” kararı aldı. Bildiğimiz, CHP liderinin yakın çevresine “Sorun yok, her şey yolunda” cümlesini kurduğu, İYİ Parti cenahında ise yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmenin ardından medyada yayılan “Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda uzlaşma sağlandı. Cumhurbaşkanlığı konusunda pazarlık yapılıyor” kulisine sert tepki gösterdiği!

    Öyle ki, Kılıçdaroğlu buluşmasının ardından Akşener, Divan üyeleri ve milletvekilleriyle toplantı yaptığı sırada, İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu açıklama yaparak (saat 18.48’de) bu iddiaları yalanlamak zorunda kaldı.

    Zorlu şunları kaydetti:

    “Bugün CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanımızı ziyaretleri sonrası, aday konusuna ilişkin asılsız haberler ve ‘pazarlık’ iddiaları asla gerçeği yansıtmamaktadır. Millet İttifakı 2 Mart toplantısına ilan edilen ilkeler çerçevesinde kararlı şekilde hazırlanmaktadır.”

    Biraz deşince… Kürşad Zorlu’nun “ilan edilen ilkeler çerçevesinde” cümlesinin önemli olduğu bilgisine ulaştım. Kulislerde, 26 Ocak’ta yapılan Altılı Masa toplantısı bildirisine atıfta bulunulduğu bilgisine ulaştım. Ne diyordu o açıklamada:

    “…Toplantımızda son olarak Millet İttifakı’nın seçeceği Cumhurbaşkanı adayını nasıl belirleyeceğimizi de konuştuk. Cumhurbaşkanı adayını belirleme konusunda altı siyasi partinin istişare, uzlaşı ve halkın tercihlerini yansıtacak şekilde çalıştığını buradan duyurmak isteriz. (26 Ocak 2023/Altılı Masa açıklaması/İYİ Parti Genel Merkezi)”

    İYİ Parti’nin “ilan edilen ilkeleri” şunlar: “İstişare, uzlaşı ve halkın tercihleri.” Kılıçdaroğlu-Akşener buluşmasından sonra yazılanların doğru olmadığı yani “CHP liderinin isminde uzlaşıldığı” bilgisinin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkınca kafalar iyice karıştı. Peki iki lider 1.5 saat ne konuştu? Bilinmiyor!

    KÜRŞAD ZORLU NE DEMEK İSTEDİ?

    Şimdi gelelim 2 Mart’a bir gün kala herkesin aklındaki aynı soruya: “Aday kim olacak? O gün açıklanacak mı?”

    Dün Kürşad Zorlu şu açıklamayı yaptı: “Gerçekleşen görüşme Millet İttifakı’nın paydaşlarının zaman zaman yaptığı periyodik görüşmelerden biridir. Yaklaşık 1.5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdiler. Toplantıya tüm paydaşlar hazırlanıyor. 2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek. Bu iradeyi gösterecek ve en kısa zamanda da bu iradenin ortaklaşmasıyla bunu milletimizle paylaşacağız. Biz İYİ Parti olarak milletimizin neyi istediğini, neyi beklediğini biliyoruz.” Bu açıklamanın ardından yazılı ve görsel medyada “Aday 2 Mart’ta açıklanacak” başlıklı tartışmalar başladı. Ben de İYİ Partili kaynaklara sordum. Zorlu’nun açıklamasına dair, “2 Mart’ta adayın kesin olarak belirleneceğinin değil aday isim üzerinde konuşulacağının vurgulandığını” ifade ettiler.

    Bir üst düzey yetkili şöyle dedi: “Dün sözcümüzün açıklamasındaki vurgu, millet ittifakının son bildirisinde de yer aldığı üzere adayın ve usulün konuşulacağına yönelik ortak iradenin bir yansımasıdır.” Anladığım kadarıyla 2 Mart’ta aday konusu ve ismi masada konuşulacak ama kesin bir karar çıkmayabilir. Ancak… Önümüzdeki bir hafta çok şeylere gebe.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu: Erdoğan’ın bu kararı alması, aday belirleme takvimimizi etkilemez

    Kılıçdaroğlu: Erdoğan’ın bu kararı alması, aday belirleme takvimimizi etkilemez


    Seçimlere üç aydan az bir süre kala kamuoyunda gözler, muhalefetin Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın karşısına çıkaracağı adaya çevrildi.

    Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, sandık gününün tarihiyle ilgili belirsizliğe değindiği yazısında AKP ve MHP kulislerinde tarihin 14 Mayıs olarak konuşulduğunu vurguladı; ayrıca ana muhalefet partisi lideriyle gerçekleştirdiği görüşmeyi de aktardı.

    Zeyrek, Kılıçdaroğlu’nun Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) bu tarihe “yetiştiremem, yapamam” gibi gerekçelerle itiraz etme hakkının olmadığına dikkati çekerek, böyle bir talep gelmesi durumunda kabul edilemeyeceğini ifade ettiğini paylaştı.

    “Kılıçdaroğlu’nun yaptığı tespiti AK Partili ve MHP’li yetkili isimler de teyit etti” diyen gazeteci, şöyle şöyle devam etti:

    “Ortak görüş şu: Cumhurbaşkanı veya TBMM seçimleri yenileme kararı alırsa YSK yasadaki takvime göre hazırlıklarını tamamlamak zorunda. Depremzedeler için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak da YSK’nın ödevi.”

    Buna göre Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının yarın yapılacak toplantıda belirlenebileceğini, ancak tarihin sonraya kalabileceğini söyleyen CHP lideri, “Nasıl ki ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metnini, Anayasa taslağımızı belirledik ve belirlediğimiz başka bir tarihte açıkladık, Cumhurbaşkanı adayını da belirledikten sonra başka bir tarihte açıklarız” diye konuştu. 

    Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın 10 Mart’ta parlamentoyu yenileme kararı almasının Millet İttifakı’nın aday belirleme takvimini etkilemeyeceğini ifade etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Depremde pahalı çorba satan işletme önünde CHP’nin ücretsiz çorba ikramı 22 gündür sürüyor

    Depremde pahalı çorba satan işletme önünde CHP’nin ücretsiz çorba ikramı 22 gündür sürüyor


    Depremden sonra Adana’nın Ceyhan ilçesi otoban girişi yakınlarında bulunan Mıstık Usta Tesislerinin depremzedelere fahiş fiyattan çorba satmasına karşı CHP’li Ceyhan Belediyesi’nin başlattığı işletme önünde yurttaşlara ücretsiz çorba ikramı devam ediyor.

    Vatandaşlar uygulamanın 22 gündür devam etmesinden memnun olduklarını dile getirirken, depremin ilk günlerinde çorba bile bulmakta zorlandıklarını belirtti. Belediyenin ikramından arama kurtarma çalışmalarına katılan kamu görevlileri de faydalanıyor.

    NE OLMUŞTU?

    Ceyhan Belediye Başkanı Hülya Erdem’in talimatıyla belediye tesis önüne ücretsiz çorba, yemek, içecek standı açmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu’ndan ‘Erbakan’ anması

    Kılıçdaroğlu’ndan ‘Erbakan’ anması


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendi sosyal medya hesabından Eski Başbakan Necmettin Erbakan’ı ölümünün 12. yılında yaptığı paylaşımla andı.

    Kılıçdaroğlu paylaşımında, “Yaşamını vakfettiği Milli Görüş hareketinin lideri, eski Başbakanlarımızdan değerli siyaset ve devlet insanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı vefatının 12. yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyorum” ifadelerini kullandı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’den depremzedeler için 9 maddelik kanun teklifi

    CHP’den depremzedeler için 9 maddelik kanun teklifi


    CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç tarafından hazırlanan, “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” bugün TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

    Toplam 9 maddelik kanun teklifi ile; hayatını kaybedenlerin hak sahiplerine prim ödeme ve çalışma süresi şartlarına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanması, işten çıkarma yasağına aykırı davrananlara idari para cezası uygulanması, en düşük kısa çalışma ödeneği ile işyeri kapanan veya işsiz kalan sigortalılara verilecek nakdi ücret desteğinin asgari ücret düzeyinde olması, deprem bölgesindeki sigortalı, emekli ve hak sahiplerinden tedavi ve ilaç katılım payı ile protez, ortez, araç ve gereç bedelleri için katılım payı alınmaması, deprem bölgesindeki sigortalıların, deprem öncesi sigorta borçları 3 yıl ertelenmesi öngörülüyor.

    Teklifin gerekçesinde ise şu değerlendirmelere yer verildi:

    “Ülkemiz 6 Şubat Pazartesi günü Kahramanmaraş merkezli depremler ile sarsılmış, Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adana, Osmaniye, Kilis ve Elazığ illeri ile Sivas’ın Gürün ilçesi doğal afetten etkilenmiş, 10 ili içeren olağanüstü hal ile Elazığ ve Sivas’ın Gürün ilçesinde mücbir sebep hali ilan edilmiştir. Resmi rakamlara göre 43 bin 556 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği deprem felaketinde, 12 bin 141 bina yıkılmış, 448 bin 18 vatandaşımız bu bölgeden tahliye edilmiştir.

    Depremin ilk 72 saati müdahale için çok kritik olmasına karşın, organizasyonsuzluk ve koordinasyonsuzluk nedeniyle arama kurtarma timleri bölgeye ulaşamamış, yardımlar bölgeye ulaşmasına karşın dağıtılamamıştır. Bu koordinasyonsuzluk hali nedeniyle ilk 72 saat içinde kurtarılabilecek çok sayıda yurttaşımız kurtarılamamış, depremin acı bilançosu katlanmıştır. Afetin yaşandığı bölgede önlem alınması ve devletin şefkatli elini bir an önce göstermesi gerekmektedir. Çalışma yaşamına yönelik alınması gereken önlemler bulunmaktadır. Hal böyleyken 22 Şubat Çarşamba günkü Resmi Gazete’de yayımlanan 125 sayılı OHAL Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yeterli değildir. 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden sonra 57. Cumhuriyet Hükümetinin aldığı önlemlerin gerisinde kalmıştır.

    “YETERSİZ VE EKSİK DÜZENLEMELERLE YARALARIN SARILMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    AKP iktidarı her alanda olduğu gibi kapsamlı ve kalıcı çözümler getirmek yerine depremde ağır kayıplar yaşayan yurttaşlarımız için günü kurtarmaya dönük ve istismara açık düzenlemeler yapma yoluna gitmiştir. Yetersiz ve eksik düzenlemelerle yaraların sarılması mümkün değildir. Deprem sonrasında devleti yanında görememekten yakınan vatandaşlarımıza, sosyal devlet ilkesi doğrultusunda kapsamlı bir sosyal güvence getirilmesi yerinde olacaktır. Depremden etkilenen bölgedeki yurttaşlarımıza verilecek protez, ortez, araç ve gereç bedelleri için katılım payı alınmaması, hayatını kaybedenlerin hak sahiplerine prim ödeme ve çalışma süresi koşulları aranmaksızın ölüm aylığı bağlanması gerekmektedir.

    Bu kanun teklifiyle kısmen duran veya bir süre çalışamayacak durumdaki işyerlerinde kısa çalışma ödeneği uygulamasına geçilmesine ve bu işyerlerinde çalışan tüm sigortalıların kısa çalışma ödeneğinden yararlanması için aranan ön koşulların bu bölgede kaldırılması ile en düşük kısa çalışma ödeneğinin aylık asgari ücret düzeyinde ödenmesine yönelik düzenleme yapılması ve depremler nedeniyle işyeri kapanan veya işsiz kalan tüm sigortalılara koşulsuz asgari ücret düzeyinde nakdi ücret desteği verilmesi öngörülmektedir.

    “EMEKÇİLERİN KORUNABİLMESİ MAKSADIYLA BU KANUN TEKLİFİ HAZIRLANMIŞTIR”

    Ayrıca, istihdamın korunması ve işçilerin çalışma haklarının korunabilmesi amacıyla haklı nedenli fesih hali haricinde işçilerin işten çıkarılmasının önlenmesi amaçlanmakta, sigortalılar ile emekliler ve hak sahiplerinin bir yıl süreyle ayakta ve yatarak tedavideki alınan katılım payları ile ayakta tedavideki ilaçlardan alınan katılım paylarından muaf tutulması amaçlanmıştır. Depremler sonucunda yaralanan veya engelli hâle gelenlere yönelik olarak bütün kamu hastaneleri ile özel hastanelerdeki tedavi süreçlerine ilişkin gerek ayakta gerekse yatarak tedavilerde ayrıca bir ilave ücret alınmamasına ilişkin düzenlenme yapılmaktadır. Yaşanan depremin ardından çalışma yaşamına ilişkin gerekli önlemlerin alınabilmesi ve emekçilerin korunabilmesi maksadıyla bu kanun teklifi hazırlanmıştır.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altılı Masa toplantısında Kılıçdaroğlu’na ‘tam yetki verilecek’ iddiası: ‘Bizim adayımız sizsiniz’

    Altılı Masa toplantısında Kılıçdaroğlu’na ‘tam yetki verilecek’ iddiası: ‘Bizim adayımız sizsiniz’


    Millet İttifakı 2 Mart Perşembe günü ortak cumhurbaşkanı adayını ve seçim stratejini konuşmak üzere bir kez daha Saadet Partisi ev sahipliğinde toplanacak.

    Toplantıda aday tespit yöntemine ilişkin yöntem değerlendirmelerinin sürmesi ve uzlaşılması halinde masaya aday önerilerinin de sunulması bekleniyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu toplantıya partisinin yetkili kurullarından tam yetki alarak katılacağı iddia edildi.

    “‘BİZİM ADAYIMIZ SİZSİNİZ’ DENİLECEK”

    Milliyet’te yer alan Mehtap Gökdemir imzalı habere göre; ortak aday alternatiflerinin başında gelen Kılıçdaroğlu, bu kritik toplantı öncesinde partisinin yetkili kurullarıyla bir araya gelecek. CHP lideri, Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yürütme Kurulu’ndan (MYK) alacağı tam yetki ile bu kritik toplantıya katılacak.

    CHP’li bir kaynak PM toplantısına ilişkin, “Millet İttifakı toplantısında cumhurbaşkanı adaylığı görüşmeleri için tam yetki verilecek. ‘Cumhurbaşkanı adayı belirleme konusunda tam yetkilisiniz, bizim adayımız sizsiniz’ denilecek” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Millet İttifakı hazırlıksız yakalandı: ‘Seçimlere hile karışabilir’ şüphesi

    Millet İttifakı hazırlıksız yakalandı: ‘Seçimlere hile karışabilir’ şüphesi


    AKP’nin seçimlerin yapılması konusunda 14 Mayıs’ta ısrarcı olması, depremzedelerin ikamet ve seçmen listesi sorunlarına yönelik tartışmaları da hızlandırdı. Muhalefet partilerinin YSK temsilcileri, depremzedelerin taşındıkları yerlerde sadece cumhurbaşkanı seçmek için oy kullanmalarına yasaların izin vermediğini ve bu uygulamanın seçime de hile karıştıracağı uyarısında bulundu.

    11 kenti derinden sarsan deprem felaketinin ardından depremzedelerin Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinde oy kullanma yöntemi de tartışılıyor. İktidar kulislerinden edinilen bilgiye göre, henüz Cumhurbaşkanı adayını belirlemeyen Millet İttifakı’nı hazırlıksız yakalamak isteyen Saray yönetimi, seçimi 14 Mayıs’ta yapma kararlılığında.

    BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, 10 Mart’a kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçim kararının alınması ve sürecin başlaması planlanıyor. Bu süreçte, depremzedelerin nerede ve ne şekilde oy kullanacağı da tartışılıyor. Mevcut koşullarda, farklı kentlere taşınan depremzedeler, ikametlerini o kente aldırmamaları durumunda bulundukları yerde oy kullanamayacaklar. Seçim Kanunu gereği, kişilerin seçmen listeleri belirlenirken bildirimde bulunmaları gerekiyor. İktidar cephesinden ise konuyla ilgili farklı değerlendirmeler yapılıyor. İktidar, seçmen kütüklerini taşımasalar bile depremzedelerin farklı kentlerde yalnızca cumhurbaşkanı için oy kullanabileceği değerlendirmesini yapıyor. Bu durumun yasaya aykırı olduğunu kaydeden CHP’nin YSK Temsilcisi Hadimi Yakupoğlu, “Depremzedeler taşındıkları yere kayıtlarını aldırmazlarsa maalesef dönüp kendi illerinde oy kullanmaları gerekecek. Sadece cumhurbaşkanına ya da milletvekiline oy verme gibi bir hak da tanımlı değil. İki seçim birlikte düşünülmeli” değerlendirmesini yaptı.

    İYİ Parti’nin YSK Temsilcisi Mustafa Tolga Öztürk de yasal düzenleme gerekliliğine işaret etti. Öztürk, “Kişi nerede yaşarsa yaşasın oy kullanacağı cumhurbaşkanı adayları aynı. Hakkâri’de de yaşasa Almanya’da da yaşasa aynı adaylardan birini seçecek. Ancak milletvekili seçimleri öyle değil. İki seçim için de partilerin bir araya gelip tartışması gerekiyor” dedi.

    MÜKERRER OY KULLANILABİLİR

    HDP’nin YSK Temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki de “İnsanlar bulundukları yerlerde ellerinde kimliklerle istedikleri sandıkta oy kullanamaz” diye konuştu. Tiryaki, seçmenlerin ikametgâhlarının bulunduğu yerde oy kullanabileceklerini anımsatarak, “Dolayısıyla adres kayıtlarını taşındıkları yere almazlarsa gittikleri yerde hiçbir şekilde oy kullanamayacaklar. Canı isteyenin, istediği sandıklarda tekrar tekrar oy kullanmalarına neden olabilir bu sistem. Cumhurbaşkanlığı için oy kullanacak kişinin oyu, nerede olursa olsun aynı kişiye gidecek ama bunun için ülkedeki tüm seçim sisteminin değişmesi gerekiyor. Bunun için de bir yıllık bekleme süresine ihtiyaç var. Yani pratikte böyle bir durumun olması mümkün değil” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***