Etiket: Bylock

  • AİHM kararı sonrası İsmaillerin, Barışların, Timurların ölüm sessizliği

    AİHM kararı sonrası İsmaillerin, Barışların, Timurların ölüm sessizliği

    Aslında, Fransa’nın Strazburg kentindeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) yargılanan Erdoğan’ın 17–25 Aralık sonrasında hukuku bilerek ve isteyerek ayaklar altına aldığı tek adam rejimiydi.

    ByLock, Bank Asya, dernek üyeliği gibi gerekçelerle insanların terör örgütü üyesi olmayacağını hukuka giriş bilgisi almış her insan bilir. Ancak Türkiye’nin anlı şanlı yargıçları ByLock kullanıcılarının nasıl terörist olduğunu ekranlarda ve gazete köşelerinde yıllarca anlattılar. AİHM’in en yüksek organı Büyük Daire ise ByLock kullanmanın, Bank Asya’ya para yatırmanın ve dernek üyesi olmanın suç olmadığını ‘Bilal’in anlayacağı ifadelerle kararında açıkladı.

    ÖLÜM SESSİZLİĞİ…

    Benim en çok dikkatimi çeken, karar sonrasında yandaşların, Ergenekoncuların, ulusalcıların, ünlü avukat ve ceza hukuku hocalarının, her konuda bir sözü olan gazetecilerin; meselâ İsmailgillerin, Barışların, Timurların ölüm sessizliğiydi.

    Sadece onlar mı? Kendisine ana muhalefet partisi diyen CHP’den, merkez sağ partisi olduğunu iddia eden İYİ Parti’ye kadar karara ilişkin kurumsal bir ses çıkmadı. Binlerce üyesi, eski genel başkanları ve çok sayıda eski vekili cezaevinde olan siyasi geleneğin temsilcisi Yeşil Sol’dan ses çıkmaması da ayrıca çok anlamlı. Yüz binleri doğrudan ilgilendiren hukuksuzluğun tespiti karşısında kendini siyasetin solunda gören partinin söyleyecek sözünün olmaması gerçekten çok ilginç. Başkalarının hak mücadelesini görmezden gelerek mi adalet ve hukuk mücadelesi yapacaklar?

    Cumhurbaşkanı ve AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın Gülen cemaatine yönelik kimilerine göre ‘soykırım’ kimilerine göre ise ‘kırım’ını görmezden gelenlerden birisi de adil düzenin temsilcisi olduğunu iddia eden Milli Görüş geleneğinden gelen Saadet Partisi ile Fatih Erbakan’ın Yeniden Refah Partileri. Erdoğan’ın ‘kırım’ söylemini baştan kabul ettiler. Kendilerini muhalefet partisi olarak kabul etseler de AKP’den hak, hukuk, adalet, insan hakları konusunda ayrıldıkları siyasi görüş farklılığı yok.

    CHP, İYİ PARTİ VE YEŞİL SOL’DAN SES ÇIKMADI

    Haklarını yememek lazım. Baştan beri yapılan uygulamaların hukuksuz olduğun savunan DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu dışında yorum yapan olmadı. Karardan sonra Gelecek Partili İsa Mesih Şahin’den ikinci gün bir açıklama geldi. CHP eski Milletvekili Ünal Çeviköz, KHK’lı bir diplomatın sosyal paylaşımına cevap olarak, “AİHM kararını haklı bulduğunu” söylemek zorunda kaldı. Kendisi de KHK’lı olan Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun ayrı bir yere koyuyorum. Gergerlioğlu, hukuksuz süreçle mücadele ettiği için hukuksuz bir şekilde cezaevine konulmuş bir isim.

    Bu süreçte iktidarın uygulamalarına akıl hocalığı yapan bir öğretim üyesi olan, ünlü ceza hukuku hocası Prof. Dr. İzzet Özgenç’ten bir yorum görmedik. Televizyon ekranlarında her konuda yorum yapabilen ünlü ceza hukuku hocası Erşan Şen de sükût orucunu ifa edenlerden.

    AİHM kararına ilk itiraz Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan geldi. Tunç, açıklamasında AİHM’in yetkisini aştığı iddiasının ötesinde bir şey söylemedi. Bundan sonra ne yapacaklarıyla ilgili bir ipucu vermedi. Kararı eleştiren isimlerden biri de iktidarın ‘küçük’ ortağı MHP’li Feti Yıldız oldu. Yıldız, Adalet Bakanı Tunç’un açıklamalarına benzer bir değerlendirmede bulundu.

    ÜNLÜ YOUTUBER GAZETECİLER DE GÖRMEZDEN GELDİ…

    Her sabah kendilerine ait YouTube kanalından her şeye yorum yapan büyük gazetecilerin gündemine de AİHM kararı giremedi. Fatih Portakallar, Fatih Altaylılar ve diğerleri ne zaman ülke gündeminde seçiciliği bırakacaksınız?

    İki milyona yakın insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir karar karşısında muhalif olduğunu öne süren medyanın ve siyasetçilerin durumuna bakıldığında ülkenin geleceği için iyimser olmak mümkün değil.

    Ülkede 2 milyon insanın hayatını alt üst eden kararların uluslararası yargı organı tarafından ‘sistematik’ olarak işlenen kanunsuzluk kabul edilmesini gündem yapamayan muhalefetin ülkeye vereceği bir şey yok.

    SÜLEYMAN ÖZKAYA
    28 Eylül 2023 HABER ANALİZ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan yeni anayasa çağrısı yaptı, AİHM ve AB’yi eleştirdi

    Erdoğan yeni anayasa çağrısı yaptı, AİHM ve AB’yi eleştirdi


    Erdoğan TBMM’nin yeni yasama yılının açılışı dolayısıyla yaptığı konuşma Ankara’da gerçekleşen terör saldırısı, Antalya Film Festivali’nin iptali ve AİHM’in ByLock davasında verdiği karara ilişkin açıklamalar yaptı.

    REKLAM

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni anayasa çağrısı yaparak, bu sayede sistem tartışmalarının biteceğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de 28. Dönem 2. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’nda Genel Kurula hitap etti.

    Erdoğan konuşmasında bugün siyasi ve ekonomik konuların dışında Ankara’da gerçekleşen terör saldırısı, Antalya Film Festivali’nin iptali ve AİHM’in ByLock davasına ilişkin verdiği karara ilişkin de açıklamalar yaptı.

    “Yeni anayasayı geciktirmeyelim”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz’da darbecilerin silahlarına meydan okuyan millet, demokrasi mücadelesini sivil anayasayla taçlandırmayı hak ediyor. Bu özlemi geciktirmeyelim.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deprem konutlarının hak sahiplerine teslimine başlıyoruz. Ek bütçeyle bölgeye 762 milyar lira tahsis etmiştik, 2024’te bu rakam 1 trilyon lirayı geçecek.” ifadelerini kullandı.

    Ankara’daki terör saldırısı

    Erdoğan, “Bu sabah, emniyet birimlerimizin vakitli müdahalesi neticesinde iki caninin etkisiz hale getirildiği eylem, terörün son çırpınışlarıdır. Vatandaşın huzuruna ve güvenliğine kast eden alçaklar, emellerine ulaşamamıştır, asla da ulaşamayacaktır. Operasyonlarımız neticesinde adeta can çekişen terör örgütlerine siyasi hesaplarla moral aşılamanın vebali çok ağır olacaktır.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “(AB’ye) Vize başta olmak üzere haksızlıklarından dönerlerse, yanlışlarını düzeltmiş olurlar. Yapmazlarsa, bizden bir beklentiye girme hakkını kaybederler.” şeklinde konuştu.

    Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    Şimdi önümüzde yeni bir görev ve yeni bir fırsat var. Bu da ülkemizi cumhuriyetin ilk yıllarının ardından tekrar yeni ve sivil bir anayasaya kavuşturmaktır”

    “Şahsım ve Cumhur İttifakı partileri olarak grubu olsun olmasın tüm partileri tüm milletvekillerini tüm toplumsal kesimleri bu konuda sözü ve teklifi olan herkesi yapıcı bir anlayışla yeni anayasa çağrımıza katılmaya davet ediyoruz”

    “Türkiye milletimizin hayali olan böyle bir anayasayı hak ediyor. Yeni anayasa ile birlikte yönetim sistemi tartışmalarını sona erdirme imkanı bulacağız”

    “Bu vesile ile cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk döneminde tecrübelerin ışığında ortaya çıkan iyileştirme ihtiyacını da yeni anayasa çalışmaları kapsamında değerlendirebiliriz”

    “Yeni anayasa ile birlikte yönetim sistemi tartışmalarını sona erdirme imkanı bulacağız”

    Altın Portakal Film Festivali

    “Ne devletimiz ne milletimiz ne de siyaset kurumu böyle bir durumun ortaya çıkmasına izin vermeyecektir”

    “Operasyonlarımız neticesinde adeta can çekişen terör örgütlerine siyasi hesaplarla moral aşılamanın vebali çok ağır olacaktır”

    “Özellikle sanat öne sürülerek milli iradeye kast edenlerin propagandasının yapılmasını kabul edemeyiz”

    “Kültür sanat gibi insanı yücelten ortak değerlerin insanlık ve demokrasi düşmanların istismar alanı haline dönüşmesine sorumluluk makamında olan bizlerin karşı çıkması hayati öneme sahiptir”

    “AİHM’in son kararı bardağı taşıran damla”

    “Avrupa Konseyi’nin bir kurumu olan AİHM’nin verdiği son kararlar adeta bardağı taşıran damla olmuştur”

    “Bu karardan cesaret alan terör örgütü mensupları ve yandaşları beyhude yere heveslenmesinler mahşeri vicdanda zaten mahkum olan FETÖ’cü alçaklara bu karardan ekmek çıkmaz”

    REKLAM

    “Bir kez ihanet eden unutmayın her zaman ihanet eder. Milletimiz bir kere ısırıldığı delikten ikinci kez ısırılmayacak kadar feraset sahibidir”

    “Bizim de terör örgütleriyle aynı hizada sıralanan kurumların kararlarına ne saygı duymamız ne de onların dediklerine kulak asmamız mümkün değildir”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ANALİZ: AİHM’in ‘Yalçınkaya davası’nda Türkiye’yi mahkum etmesi hangi sonuçları doğurabilir?

    ANALİZ: AİHM’in ‘Yalçınkaya davası’nda Türkiye’yi mahkum etmesi hangi sonuçları doğurabilir?


    Euronews’e konuşan hukukçular, AİHM’in kararının diğer davalara emsal olması itibarıyla önemli buluyor.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ByLock kullanmak, Bank Asya’da hesabı olmak ve gizli bir tanığın ifadesiyle mahkum olan öğretmen Yüksel Yalçınkaya’nın açtığı davada Türkiye’yi mahkum etmesi bu suçlardan yerel mahkemelerde mahkumiyet alanları da “emsal” oluşturma ihtimali yüzünden yakından ilgilendiriyor.

    REKLAM

    AİHM’in açıklamasına göre Strasbourg Mahkemesi’ne bu konuda 8 bin 500’e yakın başvuru yapıldı.

    Türk yetkililerin ByLock kullananların sayısının 100 bin civarında olduğu açıklaması gözönüne alındığında AİHM’e başvuru yapanları da sayısının artması bekleniyor.

    Euronews’e konuşan hukukçular ise, bugünkü kararın diğer davalara emsal olacak olması itibarıyla önemli buluyor.

    Davacının avukatı: AİHM’in bunun sadece Yalçınkaya ile ilgili değil, tüm Türk adalet sistemiyle ilgili bir durum olduğunu ortaya koydu

    Davacının avukatı Johan Heymans, AİHM’in bunun sadece Yalçınkaya ile ilgili değil, tüm Türk adalet sistemiyle ilgili bir durum olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

    Binlerce insan bu durumdan muzdarip olduğunu ve mahkeme önünde hala 8 bin 500 civarında Bylock dosyası bulunduğunu belirten Heymans, yüz binlerce insanın bu ihlalden mağdur olduğuna dikkat çekti.

    Heymans, bu kararın ayrıca, Türk adalet sisteminin gerektiği gibi çalışmadığı ve bu sorunu ele alması gerektiği saptamasından bulunduğunu bildirdi.

    “Bu karar, Türkiye’de mevcut davaların yeniden görülmesi konusunda bazı yeni gelişmeler sunuyor”

    Bu karar, Türkiye’de mevcut davaların yeniden görülmesi konusunda bazı yeni gelişmeler sunuyor

    Heymans, kararla ilgili şu görüşleri dile getirdi

    “AİHM, bu kadar uzun süren bu davada ilk kez Türkiye’nin bu konuyu ele alması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye bu karara karşı direnecektir ancak AİHM’in kararı bu şekilde kalmayacak. Bu karar Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından da denetlenecek. Bu karar Türkiye’de bu durumdan muzdarip olanlar için de bazı imkanlar sunuyor. Mahkemeye göre Bylock uygulamasını indirmenin doğrudan bir suç teşkil ettiği varsayımı da kabul edilemez. Bu karar, Türkiye’de mevcut davaların yeniden görülmesi konusunda bazı yeni gelişmeler sunuyor. Yani AİHM bu konuda çok açık bir tutum sergiledi.”

    TODAM Başkan: Bu karar kesinlikle bağlayıcı

    Ankara Barosu Toplumsal Dava ve Hukuk Araştırmaları Merkezi (TODAM) Başkanı Avukat Doğan Erkan ise  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 46. maddesine göre bu kararın kesinlikle bağlayıcı olduğunu belirterek, “Bireysel başvurularda karar, hakları ihlal edilen birey üzerinden verilmiş görünse de, kanunilik ve adil yargılanma hakkı ihlali tespitleri benzer davalarda emsal ve uygulanır olmaldır. yerel mahkemelerin ve Yargıtayın bir fiili direnişi olması durumunda yurttaşlar Anayasa Mahkemesine pilot başvuru yapabilirler.” dedi.

    “Türkiyenin Osman Kavala veya Selahattin Demirtaş kararı gibi buna da uymaması gündeme gelebilir mi? AİHM’nin Kavala ve Demirtaş kararları ile bu karar arasında fark var mı?” şeklindeki soru üzerine Erkan şunları söyledi: 

    REKLAM

     “Aslında Kavala ve Demirtaş kararları da bağlayıcı elbette. AİHS’i en üst mahkeme olarak kabul etmiş oluyoruz ve bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesi’nin bile üstünde kabul etmiş oluyoruz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine imza atarak ve Anayasa 90. maddeyi yürürlüğe sokarak. Fakat uygulamada Ceza Muhakemesi Kanunu 311. maddesi de “kesinleşmiş hükümlere karşı AİHM’in verdiği karar yeniden yargılama sebebidir” dendiğinden ne yazık ki bu hükmü dar ve sınırlı yorumlayan kimi mahkemeler, siyasilerin de kapı açmasıyla, sanki AİHM’in süren bir davada verdiği diğer ihlal kararlarını uygulamak zorunda değilmişler gibi niyetli bir yorum yaptılar. Oysa AİHM Kavala ve Demirtaş’da özgürlük ve Güvenlik hakkı ihlal kararı verdi. Yani bu yargılamanın bitmesini gerektirir bir proses değil. bu haklarının ‘tutukluluk hali’ ile ihlal edildiğine karar verdi. Üstelik Demirtaş’da 18. madde ihlali, yani sözleşmenin amacı dışında bir sınırlama olduğuna da hükmetti. bu nedenle bu karar da açıkça bağlayıcıdır. Ceza Muhakemesi Kanunundan kaynaklanan bir usul farkı var gibi görünse de, üst norm olan AİHS’e göre tüm AİHM kararları bağlayıcıdır. ve Fakat bu kez Yalçınkaya kararı, kesinleşmiş hüküm hakkında olduğundan, CMK’ya göre de bağlayıcıdır. Yerel mahkemenin karara uymama hak ve yetkisi yoktur.”

    DEVA Partisi kurucusu Yeneroğlu: AİHM, artık hukuka dönün ve hukuksuz şekilde yapılan yargılamalara son verin diyor

    DEVA Partisi kurucusu hukukçu kökenli milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise AİHM’in mesajının gayet açık olduğunu belirterek, “AİHM, artık hukuka dönün ve hukuksuz şekilde yapılan yargılamalara son verin diyor” dedi.

    Yeneroğlu, konuyla ilgili şunları söyledi:  

    “Bugün açıklanan AİHM’in Yalçınkaya Büyük Daire kararı; Bylock kullanımı, Bank Asya hesabının olması ve sendika üyeliği gibi gerekçelerle yapılan silahlı terör örgütü yargılamasında adil yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ile toplantı ve dernek kurma hakkının ihlal edildiğine hükmedilmesi bakımından oldukça önemlidir. Kararla yıllardır dile getirdiğimiz büyük hukuksuzluklar adeta özetlenmiş ve bu hukuksuzlukları devam ettirmekte direten hükümete hukuk devletinin en temel ilkeleri tekrar hatırlatılmıştır.  AİHM’in mesajı gayet açıktır: Artık hukuka dönün ve hukuksuz şekilde yapılan yargılamalara son verin.”

    Mahkemeye göre, terör mevzuatı kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçunun tanımı özel bilgi ve kasıt gerektirmekte olduğunu kaydeden Yeneroğlu, “Özellikle, “Bir bireyin faaliyetlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğuna dayalı olarak” örgütle “organik bir bağ” olduğu kanıtlanmalı ve “bir kişi … örgütün suç işleyen [veya] suç işlemeyi amaçlayan bir örgüt olduğunu bilmeli” ve “bu amacın gerçekleştirilmesi için özel bir kasta sahip olmalıdır”. Ayrıca, silahlı terör örgütüne üyelikten mahkûmiyet ancak sanığın “örgütün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiğinin ve örgütün amaçlarını benimsediğinin” kanıtlanması halinde söz konusu olabilir.” ifadesini kullandı.

    REKLAM

    “İktidarı bu hukuksuzluklara son vermeye davet ettim”

    Yeneroğlu, 2021 yılında yayımladığı “Hukuksuzluğun Sıradanlaşması: Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Yargılamaları” raporu ile bu hususları ayrıntılı olarak incelediğini ve, mahkemenin kararında belirttiği hukuksuzluklara dikkat çektiğini ve iktidarı bu hukuksuzluklara son vermeye davet ettiğini söyledi.

    DEVA kurucusu. “Bu sözler iktidar tarafından duyulmadığı için hem AİHM kararını beklememiz hem de 7 yıl gibi uzun bir süre bu hukuksuzlukların devam ettirilmesi gerçekten kahredici. Siyasi baskının bir tezahürü olarak mahkemeler de aslında herkesçe malum olan ceza hukukunun temel ilkelerini yıllardır göz ardı etti. İlk derece mahkemeleri, Yargıtay ve AYM arasında dahi delillerle ilgili henüz bir içtihat birliği bulunmuyor.” dedi.

    Yeneroğlu açıklamasını şu şekilde sürdürdü: 

    “Öte yandan karar, AİHM tarafından ülkemizdeki ceza mevzuatı tersyüz edilerek yürütülen silahlı terör örgütü üyeliği yargılamalarında AİHS’nin 7. madde konusundaki ilk kararı olması açısından da önemlidir. Ayrıca kararla AİHM, aynı konuda önünde bekleyen 8.500 karar olduğunu belirterek Türkiye’yi Bylock kullanımına dayalı yargılamalarda sistematik bir sorun olduğunu görmeye ve bu konuda kararlılıkla çözüm bulmaya davet etmektedir.

    Diğer taraftan ise ihlal kararı, CMK 311. maddesinin f fıkrası gereğince doğrudan yeniden yargılama yolunu diğer haksızlığa uğrayan kişilere açmayacaktır. İç hukukta yerel mahkemelerin Yalçınkaya kararına uygun davranmasını elbette ümit ediyorum. Ancak asıl olması gereken artık iktidarın bu konuda somut bir tutum değişikliğine giderek kendi oluşturduğu mağduriyetlerle yüzleşmesi ve samimi şekilde bu hukuksuzluklara son vermek için adımlar atmasıdır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’den sığınmak için gittikleri Yunanistan’da çıplak arandı, tacize uğradı, geri gönderildiler

    Türkiye’den sığınmak için gittikleri Yunanistan’da çıplak arandı, tacize uğradı, geri gönderildiler


    15 Temmuz sonrası ‘Bylock’ kullandığı iddiasıyla yargılandı ve bir yıl cezaevinde kaldı E.K. Bir yıllık hapis sürecinin sonunda şartlı tahliye edildi, Yargıtay süreci başladı. Bylock kullanmadığını ve cihazında suç unsuru herhangi bir içeriğin olmadığını mahkemeye sundu ama kısa süre önce cezası onandı. İkinci kez cezaevine girmek istemediği için başka bir ülkede yeni bir yaşamın arayışına düştü. Yunanistan’a ayak bastığında ise diğer göçmenlerle birlikte tacize uğradı, çıplak arandı, darp edildi ve geri gönderildi… Adının açıklanmasını istemeyen E.K, euronews’e o yolculuğu ve sonrasını anlattı.

    ‘Yunanistan’a girişimizde göçmen kadınlar çıplak arandı’

    Eşi ve çocuğuyla Yunanistan’a, oradan da bir başka Avrupa ülkesine gitmek istedi. Legal yollardan ülke dışına çıkması mümkün olmadığı için insan kaçakçılarıyla anlaştı, bir gece yarısı yola koyuldu. 4 kişilik bota, 3’ü çocuk olmak üzere 11 kişi bindiler ve zorlu bir yolculuğun sonunda Yunanistan topraklarına ulaştılar.

    Yaklaşık dört saatlik bir yürüyüşün ardından Yunan polisi ile karşılaşınca umutlandılar. Çünkü hem hastane ihtiyaçlarını giderebilecekleri hem de sığınma talep edebilecekleri yetkili bir merci vardı karşılarında. Ama Yunan polisi telefon ve kimliklerine el koyduktan sonra, onları yüzleri kar maskeli ve ellerinde silahları olan iki kişiye teslim etti. O kişilerin sayısı kısa sürede ikiden dörde çıktı.

    11 göçmen araçla önce karakola, daha sonra ormanlık bir alana götürüldü. Burada E.K.’nin eşi U.K ile diğer kadınlar çıplak aramaya maruz kaldı. E.K’nin eşi U.K’nin aktarımlarına göre kadınlara yapılan bu arama taciz boyutundaydı.

    U.K, arama sırasında eşi A.K.’nin iltica etmek istediklerini söylediğini ancak kimsenin umursamadığını ifade ediyor. Yapılan aramaların sonrasında bekleyişleri çok uzun sürmemiş. Başka göçmenlerin de olduğu bir araca bindirilen E.K., eşi U.K. ve çocuğu, yine Afgan kaçakçılar aracılığıyla Türkiye’ye geri gönderilmiş. Daha önce cezası onanan E.K ise Edirne İpsala Karakolu’nda bir kez daha tutuklandı. Eşi U.K ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

    U.K., Yunan polisleri tarafından maruz kaldıkları muameleye tepkili; ‘’Yunanistan’da gördüklerimiz hiç bir insana yakışmayacak bir muameledir. İnsan haklarına aykırıdır. Biz zaten ölümü göze alan zavallı insanlarız, ayrı bir travmayı da onlar yaşatıyor ki biz sığınma talebinde bulunuyoruz. Bir Avrupa ülkesi olan Yunanistan’ın bu kadar barbarca davranmaması gerekiyordu.’’

    Yaşadıklarını hala üzerinden atamayan aile toparlanmaya çalışıyor ama artık her şeyden çok güvende ve özgür yaşayacakları bir ülke istiyor.