Etiket: BBP – Büyük Birlik Partisi

  • BBP, yerel seçim kararını açıkladı

    BBP, yerel seçim kararını açıkladı



    Yerel seçimlere de partilerinin amblemi ve adaylarıyla katılacaklarının altını çizen Destici, “BBP, tüm hazırlığını buna göre yaptı. Aynı zamanda BBP, Cumhur İttifakı’nın bir parçasıdır. Cumhur İttifakı’nın ruhuna uygun olarak hareket edecektir. Elbette ki İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin ve Antalya başta olmak üzere PKK’nın uzantısı HDP’nin desteğiyle Millet İttifakı, özellikle CHP tarafından 2019 seçimlerinde kazanılmış olan bütün belediyelerin onların elinden alınarak, milli, yerli, İslami, inanç ve kültür bilincinden olan Cumhur İttifakı’na geçmesi için de BBP üzerine düşeni orada da yapacaktır” diye konuştu.

    Destici, yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını almanın önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

    Niye CHP’den İstanbul’u almak önemlidir veya neden gereklidir? Şunun için gerekli. Birincisi, ben daha önce de ‘Millet İttifakı’nın ya da CHP’nin HDP ile yani PKK ile işbirliğini görmek istiyorsanız İstanbul Belediyesi’ne bakın, orası bir laboratuvardır’ dedim. Ve birkaç gün önce Meral Akşener Hanımefendi itiraf etti. Ne dedi? ‘İstanbul Belediyesi’nden bizim iki genel müdürümüz var’ dedi. HDP’nin kaç genel müdürü var? HDP’nin de genel müdürleri var orada. İzmir’de de var. Adana’da, Antalya’da, Mersin’de de var. Birincisi terör örgütünden, onların musallatından kurtarmak için İstanbul başta olmak üzere HDP destekli belediyelerin kazanılması gerek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İYİ Parti, Yeniden Refah ve BBP hedef gösterdi: Sümela Manastırı’nda yapılacak ayin iptal edilsin!

    İYİ Parti, Yeniden Refah ve BBP hedef gösterdi: Sümela Manastırı’nda yapılacak ayin iptal edilsin!



    Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi’ndeki Karadağ’ın eteklerinde bulunan Türkiye’nin en önemli inanç merkezlerinden Sümela Manastırı’nda Hristiyan dünyasında “Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü” olarak kabul edilen ve kutsal sayılan 15 Ağustos’ta 10. kez ayin düzenlenecek. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da ayine katılarak yönetmesi bekleniyor.

    Ayinin iptali için emekli Tümamiral Cihat Yaycı tüm siyasi partilere mektup gönderip ayinin Lozan’a aykırı olduğu için iptal edilmesini istedi. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu ve Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin ise düzenlenen ayinin özellikle Trabzon’un fethi olarak kabul edilen 15 Ağustos’a denk getirildiğini öne sürdü.

    İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi’ndeki Karadağ’ın eteklerinde bulunan, Türkiye’nin en önemli inanç merkezlerinden Sümela Manastırı’nda 10. kez yapılacak Meryemana Yortusu Ayini’ni hedef göstererek iptal edilmesi çağrısında bulundu.

    https://twitter.com/zorlu77/status/1690770893797007360?s=20

    15 Ağustos 1461’de Trabzon’un Fatih Sultan Mehmet tarafından ‘fethedildiğini’ belirten Zorlu, “Türkiye karşıtı kesimler ise bunu adeta bir matem günü olarak görürler” dedi. Yetkilileri ‘uyarmak’ istediğini dile getiren Kürşad Zorlu, söz konusu ayinin ‘basit bir ibadet faaliyeti olarak görülmemesi gerektiğini dair güçlü tespitler bulunduğunu’ söyledi ve ayinin iptal edilmesini istedi.

    BURADAN ZORLAYARAK BİR SİYASET ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK OLDUKÇA ANLAMSIZ

    İYİ Partili Zorlu’nun tweetine tepkiler geldi. Akademisyen Burak Bilgehan Özpek, Zorlu’yu şu sözlerle eleştirdi:

    ”İYİ Parti’nin konuşması gereken tek bir konu var aslında ama bu konuyu konuşmaktan kaçtıkça böyle lüzumsuz işlere sarıyor. Bütünlüğü olmayan ve aynı anda birkaç şeyden bahseden bu metnin amacını anlamadım. Sorun olan Ayin’in tarihi mi, kilisenin ekümenlik iddiası mı yoksa Batı Trakya’daki Türklerin uğradığı haksızlıklar mı belli değil. Hepsi bir arada sunulmuş ve çorba olmuş. Üstelik, kendi vatandaşının hak ve özgürlüklerini bizzat korumak yerine, bu insanları yabancılaştırıp Yunan hükumetinin iradesine teslim etmenin de elbette açıklaması yok. Batı Trakya Türklerinin hakları elbette gözetilmeli ve Türk hükumeti bu konuda muhalefet tarafından denetlenmelidir ancak 15 Ağustos ayini üzerinden böyle büyük bir okuma yapmak ve buradan zorlayarak bir siyaset çıkarmaya çalışmak bana oldukça anlamsız geliyor.”

    YENİDEN REFAH PARTİSİ DE HEDEF ALMIŞTI

    Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin DE Sümela Manastırı’nda ayin yapılmasına karşı çıkmış ve söz konusunu ayninin Lozan Barış Anlaşması’nı ihlal ettiğini öne sürmüştü.

    Konuya ilişkin açıklama yapan Fener Rum Patriği Bartholomeos ise bu sene ayin için hâlâ kendilerine yazılı izin verilmediğini açıklamıştı. Patrik Bartholomeos, “Şimdiye kadar yazılı izin bize ulaşmadı, sadece sözlü mesajlar aldık. Bunun üzerine bir duyuru yaptık ve ayinin bu sene Sümela’da yapılacağını söyledik” demişti.

    Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici de Sümela Manastırı’nda düzenlenecek ayine tepki gösterdi. Destici, “Fener Rum Metropolitliği’nin (Patrikhane) Sümela Manastırı’nda, Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethettiği 15 Ağustos gününde ayin yapmasına verilen izin yeniden gözden geçirilmelidir. Türkiye toprakları, hiçbir inanç ve topluluk için,ibadetlerin ya da ibadethanelerin intikam ya da propagandaya dönüştürüldüğü bir zemin haline getirilmemelidir.” ifadelerini kullandı.

    “LOZAN BAŞKA ŞEYLER DE SÖYLÜYOR”

    Bekin’in ayine ‘Trabzon’un fethinin 562. yıl dönümünde düzenleneceği’ gerekçesiyle karşı çıkmasına ve ‘ekümenik’ sıfatı ile Lozan Anlaşması’nın ihlal edildiğini ileri sürmesine de tepki gösteren Patrik Bartholomeos, şu ifadeleri kullanmıştı:

    “Bu milletvekili söz konusu ayinin Lozan Anlaşması’nı ihlal ettiğini söyledi. Bu nasıl mümkün olabilir? Lozan başka şeyler de söylüyor. Benim vatanım İmroz için ve daha genel olarak bizim çıkarlarımız hakkında… Dini eğitim hakkımız hakkında… Heybeliada hâlâ kapalı. Lozan’da şu an sahip olmadığımız şeyler var, bunları bize vermediler. Ve bu milletvekili gelip bize Lozan Antlaşması’nı ihlal ettiğimizi söylüyor.”

    AYİN 1500 SENEDİR YAPILIYOR

    Ayinin iptalini isteyenlerin düşündüğünün aksine, ayin tarihi özellikle Trabzon’un fetih tarihi olan 15 Ağustos olarak seçilmedi. Çünkü “Meryem’in Göğe Alınışı Bayramı”nın geçmişi birinci yüzyıla kadar uzanıyor. Eski bir kilise geleneği olan ayin, 451 yılındaki Kalkedon yani Kadıköy Konsülü’nde resmi kabul gördü.

    İlk olarak 1961’de fethin 500’üncü yılında kutlanana Trabzon’nun fetih tarihi ise 2022 yılına kadar 26 Ekim kabul ediliyordu. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın kitabı esas alınarak belirlenen bu tarihe, yakın dönemde başka tarihçiler itiraz etmiş. Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, geçen yıl Türk Tarih Kurumu Başkanlığı’nca yapılan incelemeler sonrası Trabzon’un fetih tarihinin 15 Ağustos olarak değiştiğini duyurmuştu.

    https://www.dha.com.tr/gundem/trabzonun-fethi-tarihi-15-agustos-olarak-resmilesti-2094539

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Anayasa Mahkemesi’nden 7 siyasi partiye denetim

    Anayasa Mahkemesi’nden 7 siyasi partiye denetim



    Anayasa Mahkemesi 7 siyasi partiye denetim mali denetim yaptı. Denetime tabi tutulan partilerin kesin hesaplarının Siyasi Partiler Kanunu’na uygun olduğuna karar verildi.

    Anayasa Mahkemesinin 7 siyasi partinin mali denetimlerine ilişkin kararları, Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Kararlara göre, Genç Anadolu Partisi’nin 2016 ile 2017, Türkiye İşçi Partisi, Komünist Parti, Yeniden Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi, Adalet Partisi ve Anavatan Partisi’nin 2019’a ait mali denetimleri yapıldı.

    Yüksek Mahkemece, bu partilerin belirtilen yıllara ait kesin hesaplarının, eldeki bilgi ve belgelere göre doğru, denk ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na uygun olduğuna karar verildi.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar”

    Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar”


    Bugün Türkiye’de yaklaşık 2 milyon Boşnak’ın yaşadığı tahmin ediliyor. Türkiye’nin pek çok şehrinde yaşayan Boşnakların İstanbul’daki semtleri ise Bayrampaşa, Yıldırım Mahallesi olarak bilinir.

    Boşnaklar arasında ilk akla gelen basketbolcu Hidayet Türkoğlu, Emir Preldzic, Hüseyin Beşok gibi isimler. Yine eski futbolcu MHP Milletvekili Saffet Sancaklı, oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, yazar Ayşe Kulin, şarkıcı Cem Adrian gibi isimler de Boşnak asıllı.

    Ve daha pek çok bilindik isim… Ayrıca bugünlerde konuşulduğu üzere diğer isimlerden biri de Türkiye İşçi Partisi (TİP) Başkanı olan Erkan Baş.

    Yakın zamanda Büyük Birlik Partisi (BBP) lideri Mustafa Destici, katıldığı bir televizyon programında Baş hakkında “Yugoslavya’da komünist bir rejim vardı. Buradan geçiyorsun Almanya’ya. Tamamen sol örgütler içerisinde, belli ki Alman istihbaratlarının kontrolünde yetiştiriliyorsun, Türkiye’ye gönderiliyorsun” demişti.

    Destici ayrıca Baş’a hitaben, “Gerçek soyadın Jusoviç. Burada Baş’ı kullanıyorsun. Türk milletinin karşısına Jusoviç diye çıkabiliyor musun?” da demişti.

    Twitter hesabından konu hakkında bir paylaşım yapan Baş, “Bu şahsı ciddiye almam ama burada mesele ben değilim. Hakaret edilen ülkemizdeki milyonlarca Yugoslavya göçmenidir. Ajan diye itham edilen Almanya’da doğmuş milyonlarca işçi çocuğudur. İşte ırkçılık budur” ifadelerini kullanmıştı.

    Baş, yine aynı sözlerinin devamında şunları da yazdı:

    “‘Gizleniyor’ dediği bilgilere ise herkes kolaylıkla ulaşabilir. İlk görselde adıma açılmış Wikipedi sayfasını, ikincisinde ise kaleme aldığım Yaşamak İçin Sosyalizm kitabındaki satırları okuyabilirsiniz. Irkçılık komploculuktur, ırkçılık sahtekarlıktır. Bu da basit bir örneğidir.”

    Baş, için Wikipedi’de şunlar yazıyor:

    “14 Temmuz 1979’da Batı Berlin’de doğdu. Yugoslavya göçmeni Boşnak bir ailenin çocuğudur. Ailenin Yugoslavya’daki soyadı Jusović (Yusoviç) idi.”

    ‘DESTİCİ SAÇMALAMIŞ, BELLİ Kİ BİLMİYOR DA…’

    Bayrampaşa’da Yıldırım Mahallesindeyim. İşin aslı uzun bir süredir oturduğumuz kendi mahallemdeyim. Önce Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği’ne gidiyorum. Dernek yöneticilerinin çoğu iftar sofrası kurmak üzere deprem bölgesi olan Hatay’da.

    Dernek yöneticilerinden Nuri Koç, Boşnakların ad ve soyadları ile ilgili bilgi verme ihtiyacı duyuyor. Haliyle… Çünkü hakikaten önemli.

    Nuri Koç (Eski soyadı Kuçueş) “Gümrükte adımız değiştirildi. Adımızı soyadımızı memurlar verdi” diye anlatıyor. Şimdi 50’li yaşlarında olan Nuri Bey, yedi yaşında Türkiye’ye gelmiş:

    “Boşnakçada ‘koç’ pek uygun değil ama soyadımız Kuçueş, memur onu ‘koç’ yapıyor. O adam (Mustafa Destici) saçmaladı. Belli ki bilmiyor da… Orada Jusoviç, Yusufoğlu demek. İbroniç, İbrahim oğlu. Saffet Sancaklı, bir yakınımız. Onun soyadı da İsmailoviç yani İsmailoğlu demek. Bu ‘iç’ler orada ‘oğul’ olarak geçer.”

    Memurların vermiş olduğu Türkiye’deki adla Nuri Koç, sözlerine milliyetçi söylemi örseleyecek mizahi yanı da olan bir tespitle devam ediyor:

    “Osmanlı bizim oralara 1360’ta gelmiş. Trabzon’u alışı 1461. Trabzon’da da o zaman Müslüman yoktu. Osmanlı geldi Müslüman oldu. Bizde de öyle.  Orada bize Türk diyorlardı, buraya geldik Boşnak olduk. Anlatabiliyor muyum?”

    ‘ERKAN BAŞ’LA GURUR DUYUYORDUK ŞİMDİ DAHA FAZLA’

    Derneğin bir diğer üyesi ise Nafit Tarkan Bayraklı. O da benzer mazisini şöyle anlatıyor:

    “Babam Şensoviç, annem Hoccic. Yani Şemsioğlu, Hocaoğlu. Buraya geldiler, tipe baktılar, soyada ‘Bayraklı’ yazdılar. Ben dört yaşında geldim. Adam (Mustafa Destici’yi kast ediyor) bilgisiz bir insan. Onu bile bilmiyor. Erkan Baş için ‘kendisini saklıyor’ diyor, ne saklayacak canım? Erkan Baş, son derece kaliteli bir insan. Biz onla gurur duyuyorduk, şimdi daha da fazla. Şahsen benim oyum ona. Zaten onaydı.

    Senin memleketlin kimdi? Hani hoca… He Metin Lokumcu. Demokrat, sosyalist bir adamdı. Seviyoruz onları, yalan yok yani… Ben ırkçı bir insan değilim ama bundan 15 sene önce Türk basketbolu zirvede olduğunda milli takımdaki beş kişi bizim mahalledendi. Bu ölçü değil elbette. Ama ilk Kütahyalı (Rasim Ozan Kütahyalı’yı kast ediyor), şimdi bu. Ağır geliyor.”

    Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar" - Resim : 2

    ‘DERNEĞİMİZ KIZILAY’DAN AFAD’DAN DAHA FAZLA HİZMET VERİYOR’

    Yine mahalleden Selahattin Bilir’le dernekten çıkmak üzereyken konuşuyoruz. Sözlerine “Değerli arkadaşım, öncelikle hoş geldiniz” diye başlıyor. Öncesinde tanışmıyoruz ama hitaptaki seslenme resmî bir tonda:

    “Biz bu ülkenin en iyi dostlarıyız. Tövbeler olsun ne münasebet! Bizim derneğimiz Kızılay’dan, AFAD’dan bile daha faaldir. Hatay, İskenderun’da 102 tane konteynırı olan ‘Bosna- Sancak Mahallesi’ kurduk. Her yere gıda, kıyafet taşıdık. Geçen sene o küstah Kütahyalı konuştu, ne haddine! Şimdi bu… Türkiye’de kaç milyon yurttaşız. Hiç duydunuz mu? Bir Yugoslav göçmeni, bir Rumelili birine hakaret etmiş. Biz işimize bakarız. Erkan Baş’ı gıyabında tanıyoruz, bizim çocuğumuz.”

    ‘ERKAN BAŞ AİLEMİZDENDİR’

    Boşnakların kahvesine inerken Boşnak olan Burcu Deniz Baloto ile konuşuyoruz.

    Boşnak kadınlar, erkekler fiziksel olarak kendilerini belli eden milletten oldukları için çoğuna ‘Boşnak mısınız?’ sorusuna gerek kalmadan Destici’nin sözlerini sorabildim. Bebeğini parka götürdüğü için sohbetimiz kısa sürüyor.

    Deniz, şunları söylüyor:

    “Destici’nin özür dilemesini bekliyorum. Bir daha da Boşnakların adını ağzına almaması gerekir diye düşünüyorum. Bizde herkes herkesi tanır. Hepimiz aileyiz. Erkan Baş örnek aldığımız bir isimdir. Erkan Baş ailemizdendir.”

    Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar" - Resim : 3

    ‘SESSİZLİĞİMİZ YUTTUĞUMUZDAN DEĞİL’

    Son durağım olan Boşnaklar kahvesinde iki saate yakın oturuyorum. Mahalleden, memleket ahvalinden, oradan buradan konuşuyoruz… Sohbet koyu, müdavimleri eski tanışık olduğu için arada atışmalı, imâlı… Kahvedeyiz ama sanki arka fonda fasıl var gibi.

    Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar" - Resim : 4

    Sanko Bayraktar’ın oyu Erkan Baş’a. Destici’nin ettiği laflardan sonra mı alınmış bu karar? “Yok, zaten karar vermiştim” diye yanıtlıyor.

    Bayraktar, uzun lafın kısası, “ortalık zaten karışık, ondan ses etmiyoruz” diyerek anlatıyor:

    “Sanko yani Salih derler bizim Boşnakçada. Örneğin Hakkı’ya Hako derler, Mehmet’e Meho derler. Herkesin soyadını değiştirmişler. Bizim soyadımız Pepiç’ti. Erkan Baş’a edilen laf için büyük tepki var burada. Protesto edelim dedik ama seçim bilmem ne, ülke zaten kendi derdinde, bir dert de bizden yana olmasın dedik. Sessizliğimiz ondan, bilinçsizliğimizden ya da yuttuğumuzdan değil.

    Burada köy gibiyiz, insanlar burada çok mütevazi, memleketten bile dedelerimiz tanışır. Biz kaba insanlar değiliz. Onun yaptığı keşke gaf olsa ama bence bilinçli olarak yapıldı. Tito öldüğü zaman ülke parçalara bölünmüştü. Burayı düşün, bizde yedi bölge var, her birinin ülke olduğunu düşün. Hırvat kökenli bir adamdı ama herkesi bir arada tuttu. Tito’yu ne kadar biliyor? Yarın öbür gün biz Atatürk’ün artığı olacağız. Lafı oraya getiriyor. Bizde Atatürk’ün yeri başkadır. Bize edilen laf Atatürk’e yapılmış bir hakarettir. Bizi buraya getiren Atatürk, daha bunun ötesi var mı? Sen beni neyle sorguluyorsun?”

    ‘ERDOĞAN HAFTASONLARI BURADA TOP OYNARDI, BİZİ TANIR’

    Bayraktar, BBP Partisi’nin oylarını hatırlatıyor. En çok ‘yaz, unutma’ diye tembih ettiği şey ise kimi Boşnakların bugünlerdeki sessizliği. Biri Milletvekili Saffet Sancaklı, diğeri eski basketbolcu Hidayet Türkoğlu:

    “Yüzde 3’le konuşuyor. (Mustafa Destici) O da alırsa, sağdan soldan dolmayla alıyor o yüzde 3’ü. O kadar da yok, yani yüzde bir. Bizim iki tane milletvekilimiz var, onlardan hiç ses yok. Hesapta Boşnak ya… Onu da belirt, alt yazına ekle, unutma. Biri MHP Milletvekili Saffet Sancaklı, bir de Hidayet Türkoğlu. Babası burada oturuyor. Ona da bir altlık koy. Tık yok! Cumhurbaşkanı ile burada top oynayan bir sürü insan var. Boşnakları çok iyi bilir. Bizi biz kadar bilir. Hafta sonu buraya gelip top oynuyordu, Yıldırım Bosna ile beraber.

    Her şeyi not etmeyi severim. Sene 2000. Ben bir dönem suculuk yaptım. Onlar gelmeden evvel 11 tane damacanayla bir çeyrek altın alıyordum. Çeyrek altın 27 TL’ydi, damacana 2,5 TL’ydi. Her şey var, doğru ama vitrine bakıyorsun.

    Ben Polakça biliyorum, Sırpça biliyorum, yedi bölgenin tamamıyla anlaşabiliyorum. Rusça, Çekyaca, Macarca, Romence konuşabiliyorum. Her ay vergi veriyorum. Destici bir lira vermiyordur.”

    BİZDE VATANINA İHANET EDECEK İNSAN BULAMAZLAR

    Bayrampaşa’nın en tanınmış müzisyenlerinden biri olan Beşko Vişniç ise sıkı Cumhuriyet Halk Partili. 14 Mayıs sabahı, Kılıçdaroğlu kazanamadığı takdirde ülkeyi terk edeceğini anlatıyor. Bir de alkol fiyatlarını, bir de tutuculuğu, bir de Boğaz, İstanbul, rakı aşkını… Sahne insanı olduğu için konuşması tumturaklı, akıcı. Şu kadarını aktarayım:

    “O lafları söyletenlere bakacaksın. Bir kızım, bir oğlum var. Bir de çok güzel eşim var, bana göre… İnsan der ya, gözüm karardı, gözüme perde indi, bilmem ne oldu. Seçim pusulasında altı oktan kaydırdılar diyelim, hepsini bırakır giderim. Seçimde ters bir şey olursa evi satıyorum. Benim artık burada yobazlarla işim olmaz. 18 Mayıs benim doğum günüm. Kılıçdaroğlu kazanırsa, ben o günü artık doğum günüm olarak kutlayacağım. Biz ülkesine sadık, namuslu insanlarız. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar. Ben 5 bin defa sahne almış bir insanım. Eskiden çok güzeldi, kimse karışmazdı. Şimdi, ‘Ya baba diyor, gözünü seveyim gözükmesin.’ Neden diyorum. Düğün sahibi içki vermiyor. Ben genç bir çocuğa parayı veriyorum, kendi paramla içiyorum. Ne kadar ayıp bir şey, düğünde ne yapılır? Yemek yenilir, eğlenilir. Bunu benim elimden aldılar. Atatürk kahrından ölmüş, bu yobazlarla uğraşmaktan ölmüş. Altı oktan başkası yalan bu ülkede. Hiçbir şey yıkamaz bu ülkeyi, öyle bir sağlam yapmış.

    Biz soyadımızı nasıl almışız? İlk geldiğimizde tren Sakarya’ya gelmiş. Sene 1969. Rahmetli babamda Türkçe yok. Nüfus müdürlüğünde iki tane memur konuşuyormuş. ‘İsme bak baba, ne yazalım buna’ diye. Rahmetli babamın soyadı Vegav’mış. Yahu Bekir yazalım gitsin demişler. Bekir’i yapıştırdıktan sonra eee soyada geliyorlar. Visnıjice… Onu nasıl yapacağız demişler. Onu da Vişne yazmışlar. Babama demişler ki, tamam mı hemşerim? Babam da tamam demiş. Şimdi nam olsun diye tekrar soyadımı geri alacağım.

    Ruslar iki arkadaş birbiri ile konuşurken, ‘İstanbul’u deniz ayırıyor deniz!’ derler. Aşkla anlatırlar.  İstanbul’da bir aşk var, yücelik var. İstanbul’da rakı içmek bile bana göre yüce bir şey yani. Hepsini elimizden aldılar. Boğaz’da Yeniköy’de her yerde müzik tınısı duyardın. Ud, efendime söyleyeyim kanun, keman, şimdi yok. Cuma pazarından al balığı, otur evde, tüpte pişir, hanım bir de damda pişiriyor, kokmasın diye. Dünyanın en pahalı balığını niye yiyeyim ben? ‘Bana yarım kilo istavrit ver.’ Şu zavallılığa bakar mısın ya? Aşk yok, İstanbul beton oldu. Hatay’da insanlar niye öldü? O güzelim Hatay’da yaşayanların günahı neydi? Dizi filmi ihraç ediyorlarmış, Brezilya yıllar yılı dizi film ihraç etti, battılar, yeni yeni toparlanıyorlar. Bana ne abi diziden.

    Destici bey, dünyadan bir haber. Kaç kişiyiz burada? Urfalı gibi şarkı söyleyemeyiz. Allah vergisi bir gendir bu. Bunu bilmek lazım. Sen orda boş boş konuşuyorsun. Yok ‘artık’ falan… Sporculara bakıyorum, bu ülkede göçmenler olmasa senin sporcun olmaz… Bu ülkeye günah ya! Öyle güzel bir ülke ama kimlerle uğraşıyoruz. Geçen iki arkadaşla Amasya’ya gittik. Dedim ki, ‘Baba, üç tane denyo İstanbul’dan geldik, burada en çirkin giyinen adamız.’ Amasya halkı, erkeği, kadını o kadar güzel giyiniyor ki sana anlatamam ya. Bir fasıl gördüm orda. Venedik’ten daha güzel bir yer. Bu mahalle de güzeldir bak… Sırplarda bir laf vardır. (Sırpçasını söylüyor) Yani ‘Bu hayatın tekrarı yok.’

    Sırbistan’da Arandelovac Köyü’nde tek Müslümanım. (Yarı zamanlar Türkiye’de yarı zamanlar Sırbistan’da yaşıyor) Daire anahtarım yok. Haftasonu kulübe gidiyorum, 500 kişi var orda. Oturuyorum, çantamı unutmuşum öbür tarafta, üç saat sonra gidiyorum, her şey yerli yerinde. Burada selamün aleyküm diyorum, hemen parmaklarımı sayıyorum. Üzülerek söylüyorum bunu. Bu seviyeye indirdiler insanları, yazık günahtır ya.”

    KONUŞACAK ÇOK ŞEY VAR, SEN BİZİ EMEKLİLİĞİNE KADAR DİNLERSİN

    Kahvede bir başka Boşnak olan mahalleli ise şunları söylüyor:

    “Türkiye’de bizi ötekileştirdiler. Sen Gürcüsün, ben Boşnak, ne fark eder? Burada çal çırp kazan, gelsin de nasıl geldiyse gelsin. Allah belasını versin o zihniyetin. 45 tane çocuğu istismar ettiler. (Esasen tecavüz sözcüğünü kullanıyor. Düzelterek, doğru kullanış ifadesini yazıyorum.) Bildiğimiz 45… Araştırılması için oyluyorlar, içeriye atılması için değil. Biz bunu naklen izliyoruz. Ben öyle Müslüman değilim. Elhamdülillah Müslümanım ama öyle Müslüman değilim. O kadar çok konuşacak şey var ki, sen burada bizi emekliliğe kadar dinlersin. Ülke batmış gitmiş, biz cahil değiliz. Ekonomiyi de politikayı da biliyoruz. Bizim birinci ligde oynayan kaç çocuğumuz var. Şurada en cahilini al, Destici’yi on koyar. Cahil bir adam ama parti başkanı olmuş.”

    Yanımızdaki bir başka mahalleli ise nasıl oldu bilmiyorum ama konuyu İstanbul Sözleşmesi’ne 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a getiriyor:

    “Ölüm ani, dünya fani, dört karı helal. 6284’ten sonra… Olay bu. Çok konuşulacak şey var.”                

    Kahveden çıktıktan sonra mahallede yürürken Boşnak olduğunu bildiğim şimdilerde altı aylık hamile olan bir komşumla karşılaşıyoruz. Destici’nin sözleri için mahalleyi dolaştığımı anlatıyorum. Biraz sessizlik oluyor, gözleri doluyor, ‘Hamilelik Filiz, duygusalım’ diyor. Omuzlarına dokunuyorum, sözcük bulamayınca hep öyle yapılır. Güçle şunları söylüyor:

    “Her şeyimizi değiştirmişken… Kendi isimlerimiz vardı bizim. Hiç gerek yoktu ayrımcılığa. Duygusalım. Bunun yüzünden huzurumuzun kaçmasına da izin vermeyeceğiz. Burada doğduk büyüdük, annemler 10 yaşında gelmişler. Ben Türkçeyi ilkokula başlayınca öğrendim. Evimizde ailemiz dışında bir Atatürk’ün resmi vardır. Müslümanız. Hiç gerek yok bunlara.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Sözcüsü Öztrak’tan TİP lideri Baş’a ‘Tito artığı’ diyen Mustafa Destici’ye sert yanıt: Haddinizi bilin

    CHP Sözcüsü Öztrak’tan TİP lideri Baş’a ‘Tito artığı’ diyen Mustafa Destici’ye sert yanıt: Haddinizi bilin


    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş için “Adam Tito artığı. Belli ki Alman istihbaratlarının kontrolünde yetiştiriliyorsun; gönderiliyorsun Türkiye’ye” diyen Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici’ye, “Muhacirlerimize hakaret eden Cumhur İttifakı mensubu kim olduğunu sanıyor da isimlerini, dillerini, dinlerini korumak için mücadele verenleri ötekileştirmeye, hakaret etmeye kalkıyor? Haddinizi bilin!” yanıtını verdi.

    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici’nin katıldığı bir canlı yayın programında Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’a ilişkin söylemiş olduğu, “Adam Tito artığı. Jusovic gerçek soyadı. Sen şimdi Türk milletinin karşısına Jusovic olarak çıkabiliyor musun?” sözlerine ilişkin Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamayla tepki gösterdi.

    Öztrak’ın konuya ilişkin açıklaması şöyle:

    “Atamızın ‘Düşmanla sonuna kadar dövüşen çekilmek nedir bilmeyenler’ dediği muhacirlerimize hakaret eden Cumhur İttifakı mensubu Kim olduğunu sanıyor da isimlerini, dillerini, dinlerini korumak için mücadele verenleri ötekileştirmeye, hakaret etmeye kalkıyor? Haddinizi bilin!”

    NE OLMUŞTU?

    Destici bir televizyon kanalında katıldığı bir canlı yayın programında Baş hakkında şu sözleri söylemişti:

    “Adam Tito artığı. Yani biliyorsunuz Yugoslavya’da bir Tito rejimi vardı. Sovyet rejimi benzeri bir komünist rejim vardı. Buradan geçiyorsun Almanya’ya. Hep sol örgütlerin içerisinde. Belli ki Alman istihbaratlarının kontrolünde yetiştiriliyorsun; gönderiliyorsun Türkiye’ye. Senin gerçek soyadın ne? Jusovic. Burada neyi kullanıyorsun? Baş’ı kullanıyorsun. TİP’in başkanından bahsediyorum. Jusovic gerçek soyadı. Sen şimdi Türk milletinin karşısına Jusovic diye çıkabiliyor musun? Gerçeğin toplumdan gizlenmesini doğru bulmuyorum.”

    “HAKARET EDİLEN ÜLKEMİZDEKİ MİLYONLARCA YUGOSLAVYA GÖÇMENİDİR. AJAN DİYE İTHAM EDİLEN ALMANYA’DA DOĞMUŞ MİLYONLARCA İŞÇİ ÇOCUĞUDUR”

    Destici’nin bu sözlerine TİP Genel Başkanı Erkan Baş da sosyal medya hesabından yaptığı şu açıklamayla yanıt vermişti:

    “Bu şahsı ciddiye almam ama burada mesele ben değilim. Hakaret edilen ülkemizdeki milyonlarca Yugoslavya göçmenidir. Ajan diye itham edilen Almanya’da doğmuş milyonlarca işçi çocuğudur. İşte ırkçılık budur. Suyun öte tarafının, gurbetteki emekçilerin haysiyetine yenileceksiniz!

    ‘Gizleniyor’ dediği bilgilere ise herkes kolaylıkla ulaşabilir. İlk görselde adıma açılmış Wikipedi sayfasını, ikincisinde ise kaleme aldığım Yaşamak İçin Sosyalizm kitabındaki satırları okuyabilirsiniz. Irkçılık komploculuktur, ırkçılık sahtekarlıktır. Bu da basit bir örneğidir.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mustafa Destici’den eleştirilere yanıt: HÜDA-Par, Cumhur İttifakı içerisinde değil

    Mustafa Destici’den eleştirilere yanıt: HÜDA-Par, Cumhur İttifakı içerisinde değil


    Terör örgütü Hizbullah bağlantısıyla bilinen HÜDA-Par’ın AKP listelerinden seçime girecek olması hakkında kararın alınmasıyla başlayan tartışmalar sürüyor.

    Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, tv100’de yayınlanan Memleket programında açıklamalarda bulundu. Talat Atilla ile Tamer Korkmaz’ın sunduğu programda Destici’nin HÜDA PAR ile ilgili açıklamaları dikkat çekti. Destici, Yeniden Refah Partisi’nin Cumhur İttifakı’na katılma kararıyla ilgili de kendisinin dahili olup olmadığı sorusuna yanıt verdi.

    BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA,PAR yöneticilerinin ‘terör örgütü Hizbullah’ ile ilgili açıklamalarına tepki gösterdi. Destici “Cumhur İttifakı’nda değildir, AKP listelerinden seçime giren bir partidir” dedi.

    “FATİH BEYLE GÖRÜŞTÜM, CUMHUR İTTİFAKI’NA DESTEĞİ ÖNEMLİYDİ”

    Atilla’nın “Erbakan’ın dönüşünde aktif rol oynadığınıza dair bilgim var” sözleri üzerine Destici “Fatih Bey’le görüştüm. Bize göre makul bir karar, Yeniden Refah Partisi’nin Cumhur İttifakı’na dahil olmasından memnuniyet duyduğumuzu ifade ettim. Cumhur İttifakı’na desteği önemliydi” açıklaması yaptı.

    “KAĞIT ÜSTÜNDE ONLAR DAHA AVANTAJLI OLACAK GİBİ GÖZÜKÜYOR”

    Talat Atilla’nın “Ortak listeyi neden kabul etmediniz?” sorusuna Destici “Karşı ittifak bunu gerçekleştiriyor. DEVA, Gelecek, Saadet, Demokrat CHP listesinden, bazı seçim çevrelerinde ise İYİ Parti ile ortak listeden girme çalışmaları CHP-İYİ Parti Genel Merkezleri’nde sürüyor. Kağıt üstünde o zaman onlar daha avantajlı olacak gibi gözüküyor ama seçimde %50’yi geçtiğimizde Meclis’te çoğunluğu elde edeceğiz. Belki AK Parti’nin tek başına sayısı buna yetmeyebilir ama Milliyetçi Hareket Parti’mizin, Büyük Birlik Parti’mizin, Yeniden Refah Parti’mizin çıkaracağı milletvekilleriyle yine 300’ün üzerine geçileceğine inanıyorum. AK Parti, MHP kendi listeleriyle girmeyi tercih ettiler. Buna saygı duyuyorum. Bunun özel bir nedeni yok. Ben sadece matematik gerçeğini ortaya koydum.” diyerek yanıt verdi.

    “HÜDA-PAR Cumhur İttifakı İÇERİSİNDE DEĞİLDİR”

    Destici, HÜDA PAR eleştirilerine yanıt verdi:

    “HÜDA-Par’ın sözcülerinden birkaç tanesinin ‘Hizbullah’ı terör örgütü olarak görmüyoruz’ demesi kabul edilebilir bir şey değil. Doğru olan HÜDA PAR yöneticilerinin ‘Terörü kabul etmiyoruz’ derken Hizbullah’ın da terör eylemlerini reddettiğini söylemesidir. HÜDA-Par, Cumhur İttifakı içerisinde değildir. Sadece Cumhur İttifakı’nda yer alan partilerimizin listelerinden birkaç isim aday gösterilmiştir.”

     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***