Etiket: Bankacılık

  • ABD’nin en büyük ikinci banka iflası: Silikon Vadisi Bankası nasıl battı? Neler yaşandı?

    ABD’nin en büyük ikinci banka iflası: Silikon Vadisi Bankası nasıl battı? Neler yaşandı?


    Teknoloji startuplarının bankası olarak bilinen Silikon Vadisi Bankası’nın iflası, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın (FED) faiz oranlarını arttırma eğilimi ve bu durumun yatırımcıların risk iştahını azaltmasıyla ilişkilendiriliyor. 

    ABD Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), cuma günü Silikon Vadisi Bankasına (SVB) kayyum atandığını duyurdu. SVB’de yaşanan, toplam varlık açısından ABD’de kayıtlara geçen en büyük ikinci banka iflası olarak nitelendirildi. 

    Peki banka neden battı ve bu iflas en çok kimleri etkiledi? SVB’nin iflası, ABD ve dünya bankacılık sisteminde nasıl bir yankı bulacak?

    FED’in faiz oranı kararları

    FED, enflasyonla başa çıkabilmek için geçtiğimiz yıldan bu yana agresif bir faiz artırımı politikası uyguluyor. 

    Ellerindeki para yüksek faiz oranları nedeniyle pahalılaşan yatırımcıların risk iştahı da azaldı.

    Bu durum, Silikon Vadisi Bankası’nın başlıca müşterileri olan teknoloji girişimlerini olumsuz etkiledi çünkü yatırımcıları riskten kaçınır hale geldi.

    Banka son birkaç yıl içinde, tipik bir bankanın normalde yapacağı gibi müşterilerin mevduatlarını kullanarak milyarlarca dolar değerinde tahvil satın aldı.

    Bu tür yatırımlar genellikle güvenli olarak görülür ancak tahvillerin değeri yükselen faiz oranlarıyla birlikte düştü. Bugünün yüksek faiz ortamında ihraç edilen benzer bir tahvilin ödeyeceğinden daha düşük faiz oranları ödendi. 

    Bu normalde büyük bir sorun teşkil etmez çünkü bankalar acil bir durumda satmak zorunda kalmadıkları sürece bunları uzun süre ellerinde tutarlar.

    Müşterilerin para çekme talepleri arttı

    Ancak SVB müşterilerinin büyük çoğunluğu, geçtiğimiz yıl nakit ihtiyaçları artan startuplar ve diğer teknoloji şirketleriydi. 

    Yüksek faiz oranları birçok startup için ilk halka arz piyasasının kapanmasına ve özel kaynak yaratmanın daha maliyetli hale gelmesine neden olunca, bazı SVB müşterileri likidite ihtiyaçlarını karşılamak için para çekmeye başladı.

    Risk sermayesi fonları kuruyordu, şirketler kârlı olmayan işler için ek finansman alamıyordu ve bu nedenle genellikle Silikon Vadisi Bankası’na yatırılan mevcut fonlarını kullanmak zorunda kalıyorlardı.

    Başlangıçta bu büyük bir sorun değildi ancak daha sonra bankanın, müşterilerinin para çekme taleplerini karşılamak için kendi varlıklarını satmaya başlamasına neden oldu. 

    Bu durum, SVB’nin bu hafta müşterilerinin para çekme taleplerini karşılamanın yollarını aramasıyla sonuçlandı.

    Tahviller zararına satıldı

    SVB, çarşamba günü çoğunluğu ABD Hazine tahvillerinden oluşan 21 milyar dolarlık bir tahvil portföyü sattı.

    Portföy ortalama yüzde 1.79’lik bir getiri sağlıyordu ve bu oran 10 yıllık Hazine tahvillerinin getirisi olan yüzde 3.9’un çok altındaydı. Bu durum SVB’yi, sermaye artırımı yoluyla doldurması gereken 1.8 milyar dolarlık bir zararı kabul etmeye zorladı.

    Güvenli tahviller zararına satılmak zorunda kaldı ve banka, dış yatırımcılar aracılığıyla ek sermaye sağlamaya çalıştı ancak bulamadı.

    SVB perşembe günü yaptığı açıklamada fon açığını kapatmak için 2 milyar doların üzerinde hisse senedi satacağını duyurdu. Ve bu duyurunun ardından bankanın hisse fiyatı yüzde 60’ın üzerinde değer kaybetti. 

    Teknoloji odaklı bu gösterişli banka, bir bankayı kesinlikle batırabilecek birkaç yöntemden biri tarafından çökertildi: Bankaya hücum edildi. 

    Bazı girişim sermayesi yatırımcılarının şirketlere paralarını bankadan çekmelerini tavsiye etmesi sonrası bankanın vadeli piyasada da kayıplarının sürmesiyle işlemleri askıya alındı. 

    Banka düzenleyicilerinin, bankada kalan varlıkları ve mevduatları korumak için SVB’nin varlıklarına el koymaktan başka çaresi kalmadı.

    SVB cuma günü, şirketin satışı gibi bir alternatif finansman yolu bulmak için çabaladı. Ancak aynı gün Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), bankaya kayyum atandığını duyurdu. 

    Şimdi ne olacak?

    Uzmanlar şu an için bankacılık sektörünün geneline yayılan herhangi bir sorun yaşanmasını beklemiyor.

    Silikon Vadisi Bankası büyük bir bankaydı ancak neredeyse sadece teknoloji dünyasına ve girişim sermayesi destekli şirketlere hizmet veriyordu. Özellikle geçtiğimiz yıl, ekonominin ağır darbe alan bölümüyle çalışıyordu. 

    Diğer bankalarsa farklı sektörler, müşteri tabanları ve coğrafyalar arasında çok daha geniş bir çeşitliliğe sahip.

    Öte yandan, Silikon Vadisi Bankası’nda kalan mevduatların hızlı bir şekilde serbest bırakılamaması halinde, özellikle ABD teknoloji startup dünyasında ekonomik dalgalanmalar yaşanabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • SWIFT nedir, Rusya’nın SWIFT’ten çıkarılması ekonomisini nasıl etkiler?

    SWIFT nedir, Rusya’nın SWIFT’ten çıkarılması ekonomisini nasıl etkiler?


    Rusya’nın Ukrayna’yı işgali Moskova’ya yönelik daha sıkı ekonomik yaptırım baskılarını arttırdı. Yeni ekonomik yaptırım seçenekleri arasında Rusya’nın belirlenen bazı bankalarının dünyanın ana ödeme ağı olan SWIFT’ten çıkarılması da var.

    SWIFT yaptırımının Rus ticaretini vuracağı ve Rus şirketlerinin iş yapmasının önüne büyük engel oluşturacağı belirtiliyor.

    SWIFT nedir, SWIFT yasağı Rusya’yı nasıl etkiler, Batılı ülkelerin harekete geçmesini zorlaştıran ne?

    SWIFT nedir?

    SWIFT yani “Dünya Bankalararası Finansal İletişim Topluluğu” sınır ötesi ödemeleri hızlandıran ve böylece uluslararası ticareti kolaylaştıran bir mesajlaşma sistemi. SWIFT sistemine bağlı bankalar sistem içindeki diğer bankalarla ödemeler için ilişki kurabiliyor. Mesajların güvenli olması sayesinde ödeme talimatları genellikle sorgulanmadan yerine getiriliyor.

    Bankalara yüksek hacimde işlemi hızla yapmasına imkan veren bu sistem uluslararası ticaretin finansmanının ana mekanizması haline geldi. SWIFT’in yıllık değerlendirmesine göre platform üzerinde 2020 yılında her gün 38 milyon “SWIFT FIN mesajı” gönderildi. Her yıl trilyonlarca dolar sistem üzerinden aktarıldı.

    SWIFT kime ait?

    SWIFT 1970’lerde servis kullanıcısı binlerce üyenin işbirliği ile kuruldu. Merkezi Belçika’da bulunan SWIFT yıllık değerlendirmesine göre 2020’de 36 milyon euroluk mütavazı bir kar elde etti. Platform kar amacından çok bir hizmet olarak işletiliyor.

    200’den fazla ülkede 11 binden fazla mali kurum tarafından kullanıln SWIFT’in 25 üyeli yönetim kurulunda Rusya Merkezi Takas Kurumu Başkanı Rus ekonomist ve uzman Eddie Astanin de yer alıyor.

    SWIFT yasağının neden ciddi sonuçları olabilir?

    Rus bankaları SWIFT’ten çıkarılırsa bu ülkenin dünya finans piyasalarına erişimi kısıtlanacak.

    Rus bankaları ödemeler için telefonlar, mesajlaşma uygulamaları ya da elektronik postalar gibi diğer kanallarla ödeme yapabilir. Bunlar Rus bankalarına yaptırım uygulamayan diğer ülke bankalarına ödeme yapma imkanı tanıyabilir ancak alternatiflerin daha az etkin ve güvenli olması sebebiyle işlem hacmi düşebilir ve maliyeti artabilir.

    Rusya’ya getirilecek SWIFT yasağı diğer ülkeleri nasıl etkiler?

    • Eğer Rus bankaları SWIFT’ten çıkarılırsa ihracatçılar Rusya’ya mal göndermeyi daha riskli ve daha pahalı bulabilir.
    • Rusya imal ürünlerin en büyük alıcı pazarlarından biri. Dünya Bankası verilerine göre Hollanda ve Almanya Rusya’nın ikinci ve üçüncü en büyük ticaret ortakları. Ancak Rusya’nın her iki ülke için en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke listesinde bulunmadığına dikkat çekiliyor.
    • Bu yasak Rus ürünlerini satın alan yabancı alıcıları potansiyel olarak alternatif tedarikçi arayışına yöneltebilir. Ancak Rus doğal gazı ve petrolü söz konusu olduğunda yabancı alıcıların alternatif bulması güçleşebilir.
    • Avrupa Komisyonu’na göre Rusya Avrupa Birliği’nin en büyük ham petrol, doğal gaz ve katı fosil yakıt tedarikçisi. Bu nedenle AB kaynaklarına göre bu aşamada Rusya’nın sistemden çıkarılmasının kabul edilmesinin önünde güçlükler bulunuyor.

    SWIFT ne yapabilir?

    Geçmişte SWIFT belirli ülkelere yasak getirilmesine karşı çıkmıştı. Kendini tarafsız olarak tanımlayan platform siyasi baskılar sonucu kurumların sistemden çıkarılması kararı almayacağını belirtiyor.

    SWIFT ekonomik yaptırımlara bağlı mı?

    SWIFT’in Belçika merkezli olması platfomu ekonomik yaptırımlar da dahil Belçika ve AB kurallarına bağlı hale getiriyor.

    SWIFT’in internet sitesinde “Yaptırımlar dünyadaki farklı yargı yetkisi altında bağımsız olarak dayatılıyorken SWIFT hangi yargı yetkisinin uyguladığı yaptırım rejimini takip edeceğini keyfi olarak seçemez” deniliyor.

    Mart 2012’de AB SWIFT’i Tahran’ın nükleer programıyla bağlantılı olarak uygulanan yaptırımlar kapsamındaki İranlı şirketlere ve bireylere hizmet vermesini engellemişti. Bu listede merkez bankası ve başka büyük bankalar da bulunuyordu.

    SWIFT’in Rusya’ya karşı alınabilecek yaptırımlar karşısında nasıl bir tavır takınacağı henüz bilinmiyor.

    Rusya’nın SWIFT’e erişiminin engellenmesi çağrıları Rusya 2014 yılında Kırım’ı ilhak ettiğinde de dile getirilmiş ancak hayata geçirilmemişti. Öte yandan Rusya SWIFT’e alternatif bir mesajlaşma sistemi olan SPFS’yi geliştirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna krizi: ABD ve müttefikleri Rusya’ya karşı ekonomik yaptırım seçenekleri neler?

    Ukrayna krizi: ABD ve müttefikleri Rusya’ya karşı ekonomik yaptırım seçenekleri neler?


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna sınırları içindeki Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanımasının ardından bölgeye “barış gücü” adı altında asker göndermek için yaptığı hamlelerin Amerika Birleşik Devletleri ve Batılı müttefiklerin Moskova’yı hedef alan ağır yaptırımları tetiklemesi bekleniyor.

    Rusya’nın diyalog ve dioplomasi yerine askeri çözümü tercih ettiği bu atmosferde Batılı ülkelerin elindeki en büyük kozlardan birini ekonomik yaptırımlar oluşturuyor, ancak yaptırımların içeriği tam olarak bilinmiyor. ABD, AB ve NATO ülkeleri işbirliği içinde atılacak adımları değerlendiriyor.

    ABD Başkanı Joe Biden hazırladıkları yaptırımların Rusya için “felaket” olacağını açıklamış ve “daha önce hiç karşılaşmadığı kadar ağır ekonomik sonuçlarla karşılaşacağını” belirtmişti.

    Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen da Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya’ya çok ağır ekonomik ve mali yaptırımlar uygulayacaklarını söylemişti.

    Bu kapsamda ilk somut adım Almanya’dan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesiyle ilgili geldi. Almanya Başbakanı Olaf Scholz Rusya’dan Almanya’ya Baltık Denizi üzerinden doğal gaz taşımak amacıyla tamamlanan ancak henüz faaliyete geçmeyen projenin onay sürecini durdurduklarını açıkladı.

    Rusya, Batılı ülkeler tarafından hangi ağır bir ekonomik yanıtla karşılaşabilir? Rusya’yı bekleyen ekonomik yaptırımlar neleri içeriyor? Bugüne kadar görülen en ağır yaptırımlar olarak tanımlanan ekonomik tehdit ne kadar etkili olabilir?

    Döviz transferinde SWIFT sisteminden çıkarılması

    Önerilen en ağır mali yaptırımlardan biri Rusya’nın küresel SWIFT yani Dünya Bankalararası Finansal İletişim Topluluğu mesajlaşma sisteminden çıkarılması.

    SWIFT 200’den fazla ülkede 11 binden fazla mali kurum tarafından kullanılıyor. Belçika merkezli topluluğun 25 üyeli yönetim kurulunda Rusya Merkezi Takas Kurumu Başkanı Eddie Astanin de yer alıyor.

    Rusya’nın SWIFT’e erişiminin engellenmesi çağrıları Rusya 2014 yılında Kırım’ı ilhak ettiğinde de dile getirilmiş ancak hayata geçirilmemişti. Öte yandan Rusya SWIFT’e alternatif bir mesajlaşma sistemi olan SPFS’yi geliştirmişti.

    İran örneğinden farkı ne olur?

    Bu uygulamanın daha önce bir örneği İran için yaşandı. İran’a karşı nükleer programı nedeniyle sıkılaştırılan uluslararası yaptırımlar kapsamında 2012 Mart’ında SWIFT İran bankalarıyla bağlantıyı kesmişti.

    Düşünce kuruluşu Carnegie Moskova Merkezi’ne göre bu adım İran’ın petrol ihracat gelirinin yarısını ve dış ticaret gelirinin ise yüzde 30’unu kaybetmesine neden oldu.

    Carnegie Moskova uzmanları İran ekonomisinin Rusya ekonomisine kıyasla küçük ve uluslararası bağlantısının daha az olduğunu belirtiyor. Rusya ise Batı ile karşılıklı bağlantı kurarak bunu bir kalkan olarak kullanıyor.

    Hangi ülkeler en çok etkilenir?

    Uzmanlar ABD ve Almanya’daki bankaların Rus bankaları ile SWIFT’i en fazla kullanması sebebiyle en fazla kayba uğrayacak ülkeler olacağına dikkat çekiyor.

    SWIFT’ten çıkmak Rusya’nın ticaretini çökertir mi?

    Rusya Merkez Bankası’nın 2020 verilerine göre ülkede SWIFT’in alternatifi olarak geliştirilen SPFS ile yapılan mesajlaşma sayısı 2 milyon civarında gerçekleşti. Bu Rus iç trafiğinin beşte birine denk geliyor. Merkez bankasına göre Rusya 2023 yılı için SPFS kullanımını yüzde 30 arttırmayı hedefliyor.

    Ancak çok uluslu mali ürün ve yatırım şirketi Shaniga’nın 2021 raporuna göre SPFS sisteminin mesaj sınırı bulunuyor, yalnızca hafta içi operasyonel olan sistem ayrıca yabancı üye bulmakta zorlanıyor.

    Düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nden Brian O’Toole Rusya’nın SWIFT’ten çıkarılmasının ilk etapta işleyişi bozacağını ancak etkisinin zaman içinde azalacağı görüşünde. O’Toole’a göre bazı ödemeler gecikebilir ya da maliyetleri artabilir ancak genel olarak bunun Rus ticaretinin yasal kalması ya da yaptırıma tabi olmaması halinde büyük bir çöküş yaratma ihtimali zayıf.

    Çip satışının kısıtlanması

    Rusya’ya uygulanacak ekonomik yaptırımlardan birinin Rusya’ya çip satışının sınırlandırılması yönünde. Reuters haber ajansının çeşitli kaynaklardan edindiği bilgiye göre Beyaz Saray, Amerikan çip üreticilerine Moskova’nın Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya’ya yönelik ihracatlarına getirilebilecek yeni kısıtlamalara hazır olmalarını bildirdi.

    Benzer bir önlem Soğuk Savaş döneminde yaşanmış, ABD ve diğer Batılı uluslar Sosyetler Birliği’ne karşı ağır teknolojik yaptırımlar uygulayarak teknolojisinin geri kalmasını ve ekonomisinin zor duruma girmesini amaçlamıştı.

    Tahvil piyasasına erişimin sınırlandırılması

    Planlanan bir diğer ekonomik yaptırımın Rus tahvil piyasasına erişimin daha da kısıtlanması ve ikincil piyasaya katılımın da sıkılaştırılması olacağı belirtildi.

    ABD Başkanı Joe Biden Nisan 2021’de Rusya’nın Amerikan seçimlerine müdahalesine karşılık olarak yaptırımlar getirmiş ve bu kapsamda Amerikan yatırımcıların yeni Rus rublesi tahvil bonosu satın almasını yasaklamıştı.

    2015 yılında uygulanan yaptırımlarda ise bazı Amerikan yatırımcıların Rus dolar borcuna yatırım yapması kısıtlanmıştı. Bu önlemler Rusya’nın 2014 yılı başında 733 milyar dolar olan dış borcunu 2021’in üçüncü çeyreğinde 489 milyar dolar sindirerek yüzde 33 azalttı. Düşük borç bir ülkenin görünüşteki bilançosunu iyileştiriyor, ancak ülkede ekonomik büyüme ve gelişime katkı verecek olan mali kaynaklara erişimden yoksun bırakıyor.

    Enerji şirketleri ve Kuzey Akım 2’nin hedef alınması

    ABD ve AB Rusya’nın enerji ve savunma sektörüne karşı zaten çeşitli yaptırımlar uyguluyor. Bu yaptırımlar Rusya’nın devlete ait gaz devi Gazprom’u, petrol devi Gazpromneft’i ve petrol üreticisi Lukoil, Rosneft ve Surgutneftegaz’ın ithalat/ihracatının kısıtlanması ve borçlanmanın artırılması gibi çeşitli seçenekleri kapsıyor.

    Yeni atılacak adımlarda bu yaptırımların kapsamının genilşletilmesi ve derinleştirilmesi, örneğin şirketlerin ABD doları kullanmasının önlenmesi söz konusu olabilir.

    Bir diğer seçenek olan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesinin durdurulması ise Almanya tarafından hayata geçirildi.

    Şirketlere doğrudan yaptırım

    ABD ve Avrupa Birliği halen Rus enerji, finansal ve savunma sektörlerine yönelik yaptırımlar uyguluyor. Bu kapsamda Beyaz Saray Rusya’nın en büyük bankalarına yönelik kısıtlamalar ve Mosova’nın rubleyi dolar ve diğer para birimlerine çevirme kabiliyetini hedefleyen önlemler uyguluyor. Washington’ın buna ilaveten devlet destekli Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’nu da hedef alabileceği belirtiliyor.

    Reuters’a yaptığı değerlendirmede bulunan uzmanlar bireysel şirketlere yönelik yaptırımların sektör çapında sıkıntıya neden olduğuna dikkat çekiyor.

    Atlantik Konseyi’nden Brian O’Toole ise Rus bankalarının bütün işlemlerine yaptırım getirmenin ve varlıklarını dondurmanın SWIFT’e erişimin durudurulmasından daha etkili ve hedefe yönelik olduğu görüşünü dile getiriyor.

    Bireylere doğrudan yaptırım

    ABD, AB ve İngiltere’nin halen bir dizi Rus vatandaşı üzerine uyguladığı kişisel değerlerin dondurulması ve seyahat yasağı gibi araçlar sıklıkla gündeme geliyor.

    AB dün Kırım’da Eylül 2021’de yapılan Rus parlamentosu seçimleriyle bağlantılı beş kişiye yaptırım uygulamaya başladığını duyurdu.

    ABD ise geçmişte oligarkları hedef alan yaptırımlar uygulamış, ancak 2018’deki yaptırımların ardından Rusya’dan gelen ham aluminyum fiyatlarının tavana çıkması sonucu Washington geri adım atmıştı.

    Ocak ayında ABD Senatosu’na sunulan yaptırımlarla ilgili yasa tasarısında Putin de dahil Rus hükümetinin ve ordusunun üst düzey isimlerin hedef alındığı belirtiliyor. Benzer şekilde İngiltere de yeni yaptırım planının Rus mali kurumlarını, enerji şirketlerini ve Kremlin’e yakın oligarkları kapsayacağını bildirdi. İngiltere ayrıca “Rusya’nın para aklama başkenti” olarak tanımlanan Londra’daki kişisel servet ve gayrımenkullerin de hedef alınacaını açıkladı.

    Moskova ise Putin’e yönelik yaptırımların kendisine kişisel olarak zarar veremeyeceğini vurgulamış, ancak bu tür hamlelerin “siyasi açından yıkıcı” olacağı uyarısında bulunmuştu

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Suisse Sırları: Devlet başkanları, iş insanları ve generallerin İsviçre bankasındaki hesapları sızdı

    Suisse Sırları: Devlet başkanları, iş insanları ve generallerin İsviçre bankasındaki hesapları sızdı


    İsviçre’nin köklü bankası Credit Suisse’den sızdırılan veriler, bankanın devlet başkanları, istihbarat yetkilileri ve yaptırıma tabi iş insanlarına ait milyarlarca doları hesaplarında tuttuğunu ortaya çıkardı.

    İsviçre bankaları, müşterilerine ait bilgileri büyük bir sır olarak saklamakla biliniyor. Ancak kimliğini açıklamayan bir kişi, toplamda 100 milyar dolardan fazla bir paraya denk gelen 18 binden fazla banka hesabına ilişkin verileri Alman Süddeutsche Zeitung gazetesine sızdırdı.

    Veriler, Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi (OCCRP) ile dünyanın farklı noktalarındaki 48 haber kuruluşuyla paylaşıldı.

    “Suisse Secrets” nedir?

    Dünyanın en zengin ve en köklü bankalarından biri olan Credit Suisse bankasına yönelik bu araştırmaya “Suisse Secrets” (İsviçre Sırları) adı verildi.

    39 ülkede 48 medya kuruluşundan 163 gazetecinin katıldığı araştırmada, İsviçre’nin en büyük yatırım bankalarıdan Credit Suisse’den sızdırılan banka hesap bilgileri aylarca analiz edildi. Bugüne kadar bir İsviçre bankasından ilk kez gazetecilere bu denli büyük bir sızıntı oluyor.

    İncelemede, hesap sahipleri arasında yolsuzlukla suçlanan hükümet yetkilileri, insan hakları ihlali ile suçlananlar ve kriminal sabıkası olanların da bulunduğu saptandı.

    Sızdırılan verilerde ne var?

    Sızan veriler, 18 binden fazla Credit Suisse hesabı hakkında bilgi içeriyor. Bazı müşteriler birden fazla hesaba sahip.

    Her hesapla ilgili bilgilerde hesap numarası, sahibinin kimlik bilgileri ve hesapta bulunan tutar yer alıyor.

    Bazıları gerçek, bazıları ise tüzel kişilerden oluşan hesap sahiplerinin uyruğu ise 160’tan fazla milleti temsil ediyor.

    Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi raporuna göre bazı hesaplar yıllar önce kapanmış.

    Sızıntıda kimlere ait hesaplar var?

    Araştırma sonuçlarının ilkinde, tüm hesap sahiplerinin kimlik bilgileri yer almıyor.

    Credit Suisse hesaplarında milyonlarca dolar değerinde para bulunduran kişiler arasında Ürdün Kralı II. Abdullah, Mısır’ın devrik lideri Hüsnü Mübarek’in iki oğlu, Pakistan istihbarat şefi General Akhtar Abdurrahman’ın oğulları, Venezuelalı hükümet yetkilileri, İtalya’nın en büyük mafya organizasyonlarından Ndrangheta’ya yakın isimlerden Antonio Velardo gibi isimler var.

    Tunus, Libya, Suriye ve Yemen gibi ülkelerden üst düzey hükümet yetkililerinin de özellikle ‘Arap Baharı’ döneminde ellerindeki paraları İsviçre bankasındaki hesaplarına aktardıkları dikkat çekiyor.

    Ayrıca Kazakistan’da Nazarbayev’in yerine geçen Devlet Başkanı Cömert Tokayev, Nahcivan lideri Vasif Talibov’un oğulları Rıza ve Seymur Talibov, ocak ayında istifa eden Ermenistan eski Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Sırp uyuşturucu baronu Rodoljub Raduloviç ve Cezayir eski Devlet Başkanı Abdulaziz Buteflika’nın da Credit Suisse bankasında hesap açtığı ortaya çıktı.

    Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi, Kazakistan Devlet Başkanı Tokayev’in oğlu Timur Tokayev için Credit Suisse bankasında geçmiş yıllarda hesap açtığı ve oğlunun adına İsviçre’nin Cenevre, Versoix ve Saint Prex şehirlerinde üç ayrı villa satın aldığını yazdı.

    Bankada hesabı olan kişilerin, daha çok bankacılık bilgilerini İsviçre vergi makamlarıyla paylaşma anlaşması olmayan ülkelerden olduğu dikkat çekiyor.

    Credit Suisse veri sızıntısı ile ilgili ne dedi?

    Banka sözcüsü Candice Sun iddiaları şiddetle reddettiklerini belirterek, elde edilen hesapların birçoğunun finansal yasaların farklı işlediği onlarca yıl öncesine dayandığını söyledi.

    Sözcü Sun, sızdırılan veri tabanındaki hesapların çoğunun zaten kapatıldığını, kalan aktif hesaplarla ilgili gerekli adımların atıldığı konusunda bir sorun bulunmadığını dile getirdi.

    Candice Sun ayrıca, sızıntıyı bankaya yönelik “itibarsızlaştırma çabası” olarak yorumladı.

    Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ), geçen yılın ekim ayında 12 milyona yakın dosyadaki verilere dayanarak dünya liderlerine, siyasetçilere ve ünlülere ait gizli finansal bilgileri kamuoyuyla paylaşmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna krizi: ABD ve müttefikleri Rusya’ya karşı hangi ekonomik yaptırımları uygulayabilir?

    Ukrayna krizi: ABD ve müttefikleri Rusya’ya karşı hangi ekonomik yaptırımları uygulayabilir?


    Rusya’nın Ukrayna’ya saldırma ihtimali nedeniyle yaşanan gerilim artarak devam ediyor. Bir yandan diplomatik görüşmeler sürerken, diğer yandan tehdit ve uyarılarla taraflar birbirini askeri bir adım atmaktan caydırmaya çalışıyor.

    Bu atmosfer içinde Batılı ülkelerin elindeki en büyük kozlardan birini ekonomik yaptırımlar oluşturuyor.

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceğini düşündüğünü ancak bunun sonucunun Rusya için “felaket” olacağını açıkladı ve “daha önce hiç karşılaşmadığı kadar ağır ekonomik sonuçlarla karşılaşacağını” belirtti.

    Avrupa Birliği (AB)Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen da Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya’ya çok ağır ekonomik ve mali yaptırımlar uygulayacaklarını söyledi.

    ABD Senatosu geçtiğimiz günlerde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bulunduğu üst düzey yöneticilere ve Rus bankacılık kurumlarına karşı bir dizi yaptırımın önünü açan yasa tasarısı sundu. Tasarı Beyaz Saray tarafından da destekleniyor.

    Beyaz Saray sözcüsü “Rusya Ukrayna’da toprak kazanmak için asker kullanırsa ağır bir ekonomik yanıtla karşılaşır” ifadesinde kastettiği ekonomik yaptırımlar neleri içeriyor? Bugüne kadar görülen en ağır yaptırımlar olarak tanımlanan ekonomik tehdit ne kadar etkili olabilir?

    Döviz transferinde SWIFT sisteminden çıkarılması

    Önerilen en ağır mali yaptırımlardan biri Rusya’nın küresel SWIFT yani Dünya Bankalararası Finansal İletişim Topluluğu mesajlaşma sisteminden çıkarılması.

    SWIFT 200’den fazla ülkede 11 binden fazla mali kurum tarafından kullanılıyor. Belçika merkezli topluluğun 25 üyeli yönetim kurulunda Rusya Merkezi Takas Kurumu Başkanı Eddie Astanin de yer alıyor.

    Rusya’nın SWIFT’e erişiminin engellenmesi çağrıları Rusya 2014 yılında Kırım’ı ilhak ettiğinde de dile getirilmiş ancak hayata geçirilmemişti. Öte yandan Rusya SWIFT’e alternatif bir mesajlaşma sistemi olan SPFS’yi geliştirmişti.

    İran örneğinden farkı ne olur?

    Bu uygulamanın daha önce bir örneği İran için yaşandı. İran’a karşı nükleer programı nedeniyle sıkılaştırılan uluslararası yaptırımlar kapsamında 2012 Mart’ında SWIFT İran bankalarıyla bağlantıyı kesmişti.

    Düşünce kuruluşu Carnegie Moskova Merkezi’ne göre bu adım İran’ın petrol ihracat gelirinin yarısını ve dış ticaret gelirinin ise yüzde 30’unu kaybetmesine neden oldu.

    Carnegie Moskova uzmanları İran ekonomisinin Rusya ekonomisine kıyasla küçük ve uluslararası bağlantısının daha az olduğunu belirtiyor. Rusya ise Batı ile karşılıklı bağlantı kurarak bunu bir kalkan olarak kullanıyor.

    Hangi ülkeler en çok etkilenir?

    Uzmanlar ABD ve Almanya’daki bankaların Rus bankaları ile SWIFT’i en fazla kullanması sebebiyle en fazla kayba uğrayacak ülkeler olacağına dikkat çekiyor.

    SWIFT’ten çıkmak Rusya’nın ticaretini çökertir mi?

    Rusya Merkez Bankası’nın 2020 verilerine göre ülkede SWIFT’in alternatifi olarak geliştirilen SPFS ile yapılan mesajlaşma sayısı 2 milyon civarında gerçekleşti. Bu Rus iç trafiğinin beşte birine denk geliyor. Merkez bankasına göre Rusya 2023 yılı için SPFS kullanımını yüzde 30 arttırmayı hedefliyor.

    Ancak çok uluslu mali ürün ve yatırım şirketi Shaniga’nın 2021 raporuna göre SPFS sisteminin mesaj sınırı bulunuyor, yalnızca hafta içi operasyonel olan sistem ayrıca yabancı üye bulmakta zorlanıyor.

    Düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nden Brian O’Toole Rusya’nın SWIFT’ten çıkarılmasının ilk etapta işleyişi bozacağını ancak etkisinin zaman içinde azalacağı görüşünde. O’Toole’a göre bazı ödemeler gecikebilir ya da maliyetleri artabilir ancak genel olarak bunun Rus ticaretinin yasal kalması ya da yaptırıma tabi olmaması halinde büyük bir çöküş yaratma ihtimali zayıf.

    Çip satışının kısıtlanması

    Rusya’ya uygulanacak ekonomik yaptırımlardan birinin Rusya’ya çip satışının sınırlandırılması yönünde. Reuters haber ajansının çeşitli kaynaklardan edindiği bilgiye göre Beyaz Saray, Amerikan çip üreticilerine Moskova’nın Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya’ya yönelik ihracatlarına getirilebilecek yeni kısıtlamalara hazır olmalarını bildirdi.

    Benzer bir önlem Soğuk Savaş döneminde yaşanmış, ABD ve diğer Batılı uluslar Sosyetler Birliği’ne karşı ağır teknolojik yaptırımlar uygulayarak teknolojisinin geri kalmasını ve ekonomisinin zor duruma girmesini amaçlamıştı.

    Tahvil piyasasına erişimin sınırlandırılması

    Planlanan bir diğer ekonomik yaptırımın Rus tahvil piyasasına erişimin daha da kısıtlanması ve ikincil piyasaya katılımın da sıkılaştırılması olacağı belirtildi.

    ABD Başkanı Joe Biden Nisan 2021’de Rusya’nın Amerikan seçimlerine müdahalesine karşılık olarak yaptırımlar getirmiş ve bu kapsamda Amerikan yatırımcıların yeni Rus rublesi tahvil bonosu satın almasını yasaklamıştı.

    2015 yılında uygulanan yaptırımlarda ise bazı Amerikan yatırımcıların Rus dolar borcuna yatırım yapması kısıtlanmıştı. Bu önlemler Rusya’nın 2014 yılı başında 733 milyar dolar olan dış borcunu 2021’in üçüncü çeyreğinde 489 milyar dolar sindirerek yüzde 33 azalttı. Düşük borç bir ülkenin görünüşteki bilançosunu iyileştiriyor, ancak ülkede ekonomik büyüme ve gelişime katkı verecek olan mali kaynaklara erişimden yoksun bırakıyor.

    Şirketlere doğrudan yaptırım

    ABD ve Avrupa Birliği halen Rus enerji, finansal ve savunma sektörlerine yönelik yaptırımlar uyguluyor. Bu kapsamda Beyaz Saray Rusya’nın en büyük bankalarına yönelik kısıtlamalar ve Mosova’nın rubleyi dolar ve diğer para birimlerine çevirme kabiliyetini hedefleyen önlemler uyguluyor. Washington’ın buna ilaveten devlet destekli Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’nu da hedef alabileceği belirtiliyor.

    Reuters’a yaptığı değerlendirmede bulunan uzmanlar bireysel şirketlere yönelik yaptırımların sektör çapında sıkıntıya neden olduğuna dikkat çekiyor.

    Atlantik Konseyi’nden Brian O’Toole ise Rus bankalarının bütün işlemlerine yaptırım getirmenin ve varlıklarını dondurmanın SWIFT’e erişimin durudurulmasından daha etkili ve hedefe yönelik olduğu görüşünü dile getiriyor.

    Yapırım tehditleriyle karşı karşıya kalan Rusya ise geri adım atmayacağı mesajını veriyor ve ABD’den “NATO’nun Ukrayna’yı üye olarak kabul etmeyeceği garantisi” talebini sürdürüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de Covid-19 salgınının ekonomiye etkisi: Devlet bankalarına acil sermaye enjeksiyonu gerekli

    Türkiye’de Covid-19 salgınının ekonomiye etkisi: Devlet bankalarına acil sermaye enjeksiyonu gerekli


    Covid-19 salgınıyla mücadelede 720 milyar dolarlık Türkiye ekonomisine (Açtığı kredi miktarını yaklaşık ikiye katlayarak) büyük destek sağlayan devlet bankalarına sermaye aktarımı yapılması gündemde. Ancak uzmanlar devlet bankalarının süregelen borçlarının kapatılması için bir plana ihtiyaç olduğu uyarısında bulunuyor.

    Türkiye’de özel bankaların daha temkinli kaldığı pandemi sürecinde devlet bankalarına ait borçlar geçen yıldan bu yana neredeyse ikiye katlandı.

    Reuters haber ajansı Türkiye’deki bankacılık sektörü ve hükümet içindeki kaynaklara dayandırdığı haberinde devlet bankalarına yeni bir sermaye enjeksiyonunun yapılması düşünüldüğünü aktardı. Buna göre yetkililer borç verenlerden bu yıl ya da önümüzdeki yıl müteahhit ve diğer borçlanıcıların bekleyen talebini karşılamak üzere yeni bir kredi hamlesine hazırlanmasını istedi.

    Ancak tükenmiş sermayenin desteğe ihtiyacı var. Özellikle eylül ayı sonunda salgından büyük darbe alan hizmet sektörünün borçlarının da tahsili gecikmiş borç (NPL) hanesine yazılması sonucu artacak olan borç yüküne karşı önlem ihtiyacı da dikkate alındığında bu ihtiyaç daha da net ortaya çıkıyor.

    “Devlet bankaları kaynakları aşırı kullandı”

    Ajansa adlarının gizli kalması koşuluyla konuşan kaynaklardan biri devlet bankalarının geçen yıl büyük projeleri finanse ederek sınırını aştığını belirtti. Bu durumu kaynakların aşırı kullanılması olarak tanımlayan yetkili bankaların sermaye desteği ile güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. yetkili ayrıca bazı geçmiş borçlar ödendikçe gelecek yıl için ekonominin çeşitli sektörlerinde kredi büyümesi ihtiyacının ortaya çıkacağına dikkat çekti.

    Reuters’a konuşan kaynaklar sermaye enjeksiyonuyla ya da tahsili gecikmiş borçlarla ilgili henüz kesin bir kararın alınmadığını belirtti.

    Değerlendirmede bulunan bir başka kaynak tahsili ödenmemiş borçların bir menkul kıymet şirketinden diğerine aktarılabileceği ya da “sorunlu banka” olarak kalmaya devam edilebileceği görüşünde.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı’dan da bu konuda yorum yapılmadığı bildirildi.

    Özel bankalar kar ederken devlet bankaları zararda

    Türkiye Varlık Fonu’dan (TVF) bir yetkili ise bankaların sermaye yeterliliği standart oranının halihazırda iyi seviyede olduğunu belirtti ve fonun ihtiyaç durumunda her zaman bankaları desteklemeye hazır olduğunu vurguladı.

    TVF 2020’nin başında Ziraat Bank, Halk Bank ve Vakıfbank’a pandemiden kaynaklanan sıkıntıları hafifletmek için düzenlenen düşük faizli borçlarında etkisiyle borçlanma seviyesinin yüzde 90 oranında artmasının hemen öncesinde 21 milyar lira değerinde sermaye enjekte etmişti.

    Devlet bankaları yüksek maliyetler ve Merkez Bankası’nın yüzde 19’luk faiz oranı ve benzer oranda enflasyon karşısında zarar ediyor.

    Yılın ilk çeyreğindeki rakamlar iki büyük devlet bankasının net fazi gelirinin kırmızıya düştüğünü gösterirken, özel bankalardan Garanti Bankası, İşbank, Akbank ve Yapı Kredi Bankası’nın siyahta yer aldığını gösteriyor.

    Halkbank’ın net karı geçen yıldan bu yana yılın ilk çeyreğinde yüzde 93 azalırken, Vakıfbank’ın yüzde 56, Ziraatbank’ın ise yüzde 49 düştü.

    Reuters’a konuşan üst düzey bir bankacı bu bankaların bu yıl ya da gelecek yıl kredi büyümesi yaratabilmesi için acil sermayeye ihtiyaç duyduğunu belirtti. Bu durumun sermaye yeterliliği standart oranı ya da likidite ihtiyacıyla değil, büyüme için yeni borç yaratma kabiliyetiyle ilgisi olduğunu ve bu nedenle devlet bankalarının acil sermayeye gereksinim duyduğu yorumunu yaptı.

    Tahsili gecikmiş borçların durumu

    Türkiye’nin yıl sonu büyüme beklentisini yüzde 6,7’den yüzde 6,3’e düşüren Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings hızlı borç büyümesi ile turizm ve otelcilik gibi sektörlerin karşı karşıya kaldığı riskin yüksek kaldığına ve bu durumun kötü durumdaki inşaat ve enerji borcu nedeniyle zor durumdaki bankaların riskini arttırabileceğine dikkat çekti.

    2018 yılında yaşanan mali kriz Türkiye’nin dayandığı ucuz yabancı krediyi açığa çıkarması ve bu yılın ilk çeyreğindeki yüzde 7’lik büyümeye kadar ekonomik büyümeye sert şekilde frenledi. Ekonomideki yükselişe ve yüzde 3,7 olarak seyreden sektörel tahsili gecikmiş kredi oranının düşüklüğüne rağmen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) borç ödeme süresini 30 Eylül’e uzatma kararı aldı. Bu tarihten sonraki borçlar tahsili gecikmiş borç (NPL) kategorisine alınacak.

    BDDK verileri geçen yıl sonu itibarıyla gözetim altındaki borçların yüzde 23 artarak 370 milyona ulaştığını gösteriyor.

    Konunun uzmanları BDDK’nın belirlediği tarihin sermaye enjeksiyonunu daha da acil hale getirdiği görüşünde.

  • Korsanların fidye talepleri değişti: Bitcoin artık dolardan fazla rağbet görüyor

    Korsanların fidye talepleri değişti: Bitcoin artık dolardan fazla rağbet görüyor


    Uluslararası bilgisayar korsanlarının fidye taleplerinde artık Amerikan Doları yerine Bitcoin istemesi, dijital para biriminin kalıcı olarak hayatımıza girdiğine dair bir gösterge olarak yorumlanıyor.

    En son geçtiğimiz hafta bilgisayarları hacklenen petrol taşımacılığı şirketi Colonial Pipeline, tüm operasyonlarını durdurmak ve Bloomberg’in haberine göre bilgisayar korsanlarına 5 milyon dolar değerinde Bitcoin’i fidye olarak ödemek zorunda kalmıştı.

    Siber güvenlik firması PurpleSec’e göre, 2018’den bu yana bilgisayar korsanlığı olaylarının yarısından çoğunda Bitcoin olarak fidye ödemesi talep ediliyor.

    Bitcoin’in en güçlü ve en tehlikeli özelliği: Denetlenememesi

    Bitcoin transfer işlemlerinin kolay, hızlı ve daha az maliyetli olmasının arkasında kimlik doğrulamaya ihtiyaç doğurmaması geliyor. İki ‘Bitcoin cüzdanı’ arasında dijital paranın aktarılması için sadece bir ‘cüzdan adresine’ ihtiyaç duyuluyor ve işlem en fazla birkaç dakika sürüyor.

    Bu, aynı zamanda devletlerin düzenleme kurumları açısından en çok endişeye neden olan özellik.

    Bitcoin’in denetlenmeye elverişli olmaması, terörizmin finansmanında ve kara para aklama işlemlerinde kolayca kullanılabilmesi anlamına geliyor. Bu nedenle örneğin Binance gibi dev kripto para piyasaları, ABD’de inceleme altında tutuluyor.

    Günlük hayattaki kullanımı artıyor

    Bitcoin ve diğer dijital para birimlerinin günlük hayattaki kullanımları ise yaygınlaşıyor. Amerikan Futbolu oyuncusu Russell Okung, geçtiğimiz yıl maaşının bir kısmını Bitcoin ile alarak bu konuda bir ilke imza atmıştı.

    Gelişmekte olan ve ekonomileri kırılgan ülkelerde de dijital paralar, fiyatlarındaki aşırı dalgalanmalara rağmen daha güvenli bir yatırım ve alışveriş aracı olarak görülüyor.

    Örneğin Arjantin’de her geçen gün daha fazla ev sahibi, evlerini dijital paralara karşılık satışa sunuyor.

    Türkiye’de ise Merkez Bankası’nın nisanda yayımladığı yönetmelikle, kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı olarak kullanılması yasaklanmıştı.