Etiket: Bahreyn

  • Bahreyn, 10 yıl sonra Suriye’ye yeniden büyükelçi atadı

    Bahreyn, 10 yıl sonra Suriye’ye yeniden büyükelçi atadı


    Bahreyn, 2012’de büyükelçisini geri çağırarak diplomatik ilişkilerinin seviyesini düşürdüğü Suriye’ye 10 yıl aradan sonra yeniden büyükelçi atadı.

    Bahreyn’de Kral Hamed bin İsa Al Halife yayımladığı kararnameyle, Vahid Mubarek Seyyar’ı Bahreyn’in Suriye’deki diplomatik misyonunun başına “Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçi” unvanıyla atadı.

    Suriye’de Devlet Başkanı Beşar Esad yönetiminin 2011’de ülkedeki barışçıl gösterilerde orantısız güç kullanmasının ardından 2012’de Bahreyn ve Umman büyükelçilerini geri çağırarak diplomatik temsil seviyelerini düşürmüştü. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ve Kuveyt de elçilerini geri çekerek diplomatik ilişkilerini tamamıyla kesmişti.

    BAE, 27 Aralık 2018’de Suriye’deki diplomatik temsilciliğini maslahatgüzar seviyesinde yeniden açtığını, Umman da 5 Ekim 2020’de Suriye’ye büyükelçi gönderdiğini duyurdu.

    BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan, 9 Kasım’da Suriye’de iç savaşın başlamasından bu yana Şam’a gerçekleştirdiği ilk ziyaretinde, Suriye lideri Beşar Esad ile bir araya geldi.

    Temmuz ayından bu yana Ürdün, BAE ve Mısır başta olmak üzere Arap ülkeleri Esad yönetimi ile normalleşme adımlarını hızlandırdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere ile 6 Körfez ülkesi ‘serbest ticaret anlaşması’ için müzakerelere başladı

    İngiltere ile 6 Körfez ülkesi ‘serbest ticaret anlaşması’ için müzakerelere başladı


    İngiltere ile “Körfez İş birliği Konseyi”ne üye 6 Arap ülkesi, serbest ticaret antlaşması yapmak amacıyla müzakerelere başladığını duyurdu.

    Brexit sonrası Avrupa Birliği’nden ayrılan, Covid-19 pandemisinin etkisi ve kamyon şoförlerinin vize sorunu yaşaması akabinde akaryakıt ve temel gıda ürünlerinin temini konusunda zor günler yaşayan İngiltere’den, ticari ilişkilerini geliştirmek amacıyla farklı bir adım geldi.

    Londra hükümeti Körfez İş birliği Konseyi’ne üye (GCC) Suudi Arabistan, Bilreşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Umman ile halihazırda güçlü olan ticari ilişkilerini daha da geliştimek adına farklı uygulama ve kapsamlı bir mevzuat için çalışma yapacağını duyurdu.

    İngiltere Uluslararası Ticaret Bakanı Anne-Marie Trevelyan söz konusu adımın ülkenin bölgedeki stratejik çıkarları açısından oldukça önemli olduğunu belirterek, “GCC ülkeleriyle olan ticari ilişkilerimizi daha da liberal hale getirmek ve büyüyen İngiliz pazarıyla Körfez ülkeleri arasındaki bağları derinleştirmek istiyoruz.” diye konuştu.

    Bahreyn Endüstri Bakanı Zayed bin Rashid al-Zayani de, İngiltere ile GCC ülkeleri arasında başlayan serbest ticaret antlaşması müzakereleri sebebiyle büyük memnuniyet duyduklarını ifade ederek, “Arap ülkeri bu yolla toplu bir şekilde ticarette yeni bir dönem başlatabilir. Özellikle endüstri, turizm ve diğer alanlarda yatırım ve ortaklılar yaparak önümüzdeki 10 sene içerisinde ticari ilişkileri mizi geliştirmek istiyoruz.” dedi.

    Londra hükümetinin verilerine göre İngiltere 2020 yılında, Körfez ülkeleriyle 41 milyar dolarlık ticaret hacmine erişti.

    İngiltere temel tüketim maddelerinin temini konusunda zorluk yaşıyor

    İngiltere, geçtiğimiz günlerde tedarik zinciri sorunlarını gerekçe göstererek Avrupa Birliği’nden (AB) gelen mallar üzerindeki tam kapsamlı gümrük kontrollerini 2022 ortasına kadar erteleyeceğini duyurmuştu.

    Brexit sonrası AB vatandaşlarını işe almayı zorlaştıran kurallar, nakliye şirketlerini ciddi bir kamyon şoförü sıkıntısıyla karşı karşıya bıraktığından, İngiltere’deki mağazalar birçok temel gıda maddesinin teslimi konusunda sıkıntı yaşıyor.

    Covid-19 kısıtlamaları ve çalışma izinleri

    Karantina sırasında İngiltere’den ülkelerine dönen birçok AB vatandaşı hem Covid-19 hem de yeni çalışma iznine ilişkin bürokrasi süreci nedeniyle ülkeye geri dönemedi. Son tahminlere göre, Birleşik Krallık şu anda yaklaşık 100 bin kamyon şoförü sıkıntısı ile karşı karşıya.

    İngiltere’de son olarak yaşanan akaryakıt krizi sonrası Avrupa’daki kamyon şoförleri için geçici vize programı başlatacağını duyurmuş, ancak Başbakan Boris Johnson bu programa yalnızca 127 tanker şoförünün başvuru yaptığını açıklamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail basını: Bahreyn de İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için anlaştı, kararı Trump duyuracak

    İsrail basını: Bahreyn de İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için anlaştı, kararı Trump duyuracak


    Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ardından bir diğer Körfez ülkesi Bahreyn’in de İsrail ile ilişkileri normalleştirme anlaşmasına vardığı, kararı ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün duyuracağı bildirildi.

    İsrail basınında yer alan haberlere göre, Bahreyn de İsrail ile ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalamaya karar verdi.

    Times of Israel gazetesindeki habere göre, iki ülke arasında varılan anlaşmanın Trump tarafından bugün açıklanacak.

    İsrail basını daha önce de BAE’nin ardından Bahreyn’in Tel Aviv ile ilişkileri normalleştirmek istediğini yazmıştı.

    Trump, 13 Ağustos’ta İsrail ile BAE’nin “ilişkilerini tamamen normalleştirmek” için anlaşmaya vardıklarını duyurmuştu.

    BAE, 1979’da Mısır’ın, 1994’te de Ürdün’ün ardından İsrail ile normalleşme anlaşmasına varan üçüncü Arap ülkesi oldu.

    İsrail ile BAE arasındaki anlaşmanın imza töreni, 15 Eylül’de Beyaz Saray’da yapılacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail’le ilişkilerde normalleşmeye giden Arap ülkeleri çatışmalar sonrası nasıl bir tavır alacak?

    İsrail’le ilişkilerde normalleşmeye giden Arap ülkeleri çatışmalar sonrası nasıl bir tavır alacak?


    İsrail ile ilişkilerinde normalleşme yolunda adımlar atan Arap ülkeleri Filistin ile yaşanan son çatışmaların ardından ne tür adımlar atacak? İsrail ile ilişkilerin yeniden askıya alınması mümkün mü?

    İsrail ve Filistin grupları arasında son dönem tırmanan gerginlikten en fazla rahatsız olan ülkelerin başında Yahudi devletiyle son dönemde ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atan Arap ülkeleri geliyor.

    Ramazan bayramı sırasında gerçekleşen saldırılar ve akan kanı, İsrail’in ‘yeni Arap dostları’ kınamakta gecikmedi, ancak son gelişmelerin normalleşme yolundaki gelişmeleri yavaşlatması veya bazı ülkelerde tamamen sekteye uğratması da gündemde.

    Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail’e karşı daha ılımlı

    Bir yıldan daha kısa bir süre içinde İsrail ile ilişkileri normalleştirme yolunda imzalar atan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Sudan ve Fas, Yahudi devletini yeniden eleştirmeye başladı.

    Düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu (Crisis Group) araştırmacılarından Elham Fakhro’ya göre, bu Arap ülkelerinden gelen açıklamalar daha çok Filistin’e her zaman yoğun destek veren içerideki ve diğer Arap ülkelerindeki kamu oyununu yatıştırmaya yönelik bir “halkla ilişkiler” girişimi.

    Elham Fakhro, AFP’ye yaptığı açıklamada, İsrail’in bazı Arap ülkeleriyle yaptığı ve “Abraham Anlaşmaları” olarak bilinen yeni uzlaşmanın, Filistinlilerin topraklarının işgal edilmesi ve askeri işgal konuları gibi konulara hiç bir zaman atıfta bulunma niyetinde olmadığına dikkati çekti.

    Bu anlaşmalar, Filistinli liderler tarafından, kendilerine yönelik bir “ihanet olarak” değerlendirilmişti.

    Filistinlilere yönelik son saldırılar İsrail ile anlaşma yapan Bahreyn’de halkın Yahudi devletini protesto için sokağa dökülmesine yol açtı.

    BAE’de yine halkın sosyal medya aracığıyla İsrail’e sert bir şekilde tepki gösterdiği gözleniyor.

    Merkezi Londra’da bulunan bir diğer düşünce kuruluşu Avrupa Dış ilişkiler Konseyi’nde çalışan araştırmacı Hugh Lovatt, bu son kriz uzun zamandır İsrail ile ilişkileri geliştirmeyi planlayan BAE için gerçek bir “sınav” teşkil ettiği görüşünde.

    Lovatt, “Netanyahu’nun bakış açısından, Abraham Anlaşmaları, İsrail’in komşu devletlerle bağlarını geliştirdikçe Filistinlilerin etkin bir şekilde dışlanacağına dair uzun süredir devam eden inancını doğruladı. BAE, İsrail ile ilişkilerini Filistinlilerin iyiliği için riske atmaya hazır mı? Cevap şu anda ‘hayır’ gibi görünüyor.” diyerek, BAE’nin ABD ile teknoloji ortaklığı ve askeri alanda yazılım donanıma erişim gibi avantajları göz ardı edemeyeceği görüşünü dile getirdi.

    Lovatt, İsrail ve BAE için normalleşmenin temelini oluşturan ikili çıkarlar göz önüne alındığında, Filistin’deki gerginliğin tırmanışının, sıkıntı yaratsa bile ortaklığa darbe vurmayacağını iddia etti.

    Suudi Arabistan nasıl tepki verdi?

    Abraham Anlaşmaları geçen eylül ayında imzalandıktan sonra bütün gözler bölgede petrol rezervleri dolayısıyla ekonomik açıdan önemli bir rol oynama potansiyeline sahip Suudi Arabistan’a dönmüştü.

    Suudi Arabistan, Filistin sorunu çözülmeden İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine sıcak bakmadığını ifade etmişti. Riyad son olarak İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını şiddetle kınayan ülkeler içinde yer adı.

    BAE’de İsrail’e yönelik kamuoyundan gelen eleştiriler bir şekilde susturulurken, İsrail ile yakınlaşan diğer Arap ülkelerinde yönetimler kamuoyu baskısıyla zor günler geçiriyor.

    Fas hükümetine, kamuoyundan yoğun baskı geliyor

    İsrail ile normalleşme yolunda adımlar atan Fas için bu karar, ABD’nin Batı Sahra’da tartışmalı bölgedeki egemenliğini kabul edebilmesi için stratejik bir tercih oldu.

    Kuzey Afrika ülkesindeki yönetim de, ciddi bir kamuoyu baskısı yüzünden normalleşme yolunda adımlar atsa da İsrail’i kınamakta gecikmedi.

    Rabat Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Tacettin Hüseyni ise bu konudaki görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “Fas, arabulucu rolü oynamalı. Eğer bunu başaramadığı takdirde ilişkileri tamamen koparma yoluna gitmeden normalleştirme sürecinden uzaklaşması tercih edilmeli.”

    Sudan’ın ABD’de çıkmazı

    İsrail ile normalleşme yolunda adım atan Sudan, bunun karşılığını ABD’nin kendisini “terörü destekleyen devletler” listesinden çıkartmasıyla almıştı.

    Sudan, gelişmelerin ardından İsrail’i kınamakta gecikmedi.

    Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğretim görevlisi Vali Nasr, sosyal paylaşım hesabından yaptığı açıklamada, “İsrail için Abraham Anlaşmalarının en önemli stratejisi Filistin konusunun artık geçerli olmamasıydı. Bir takım İsrail’in hataları yüzünden Filistin konusunun yeniden gündeme gelmesi zorunlu oldu” diyerek görüşlerini özetledi.