Etiket: Avrupa Biriliği Konseyi

  • AB, üyelik olmadan Türkiye ile ‘yeni bir sayfa açmak’ istiyor

    AB, üyelik olmadan Türkiye ile ‘yeni bir sayfa açmak’ istiyor


    Türkiye, 1999’dan bu yana AB’ye katılmaya aday. Ancak Ankara ile müzakereler 2018’den bu yana donmuş durumda.

    REKLAM

    Ankara ile Brüksel arasındaki ilişkilerde yaşanan ‘çıkmazı’ gündemine alan Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye ile diyalog ve işbirliğini geliştirmeyi ve yeni bir başlangıç yapmayı tavsiye eden bir rapor hazırladı. 

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi, 27 üyeli bloğun Ankara ile diyaloğu yeniden başlatması, göç, enerji, ticaret ve Türk vatandaşlarına vize verilmesi gibi “ortak çıkar” konularında işbirliğinin geliştirmesini önerdi. 

    Ankara ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret hacminin 200 milyar euroya ulaştığı ve bunun bir “rekor” olduğunun altı çizildi.

    “AB-Türkiye Siyasi, Ekonomik ve Ticari İlişkilerinin Durumu” raporunda neler var?

    Amacı, hızla değişen jeopolitik ve güvenlik ortamında AB-Türkiye ilişkilerini geliştirecek unsurları ortaya koymak olan raporda, ilişkilerdeki son durumun yapıcı adımlara olanak sağladığına işaret ediliyor. Raporda, olumlu çabaların sürdürülmesi ve AB’nin kaygılarının ele alınması koşuluyla ilerleyecek alanlar olduğu kaydediliyor. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandıran dinamikleri durdurmak için çaba sarf ettiği belirtilen raporda, aynı zamanda çeşitli AB üye ülkeleriyle ikili ilişkilerde yapıcı tutum sergilediği aktarılıyor. 

    Avrupa Komisyonu, Türkiye ile ilişkilerde son durumun yapıcı adımların atılmasına imkan tanıdığını belirterek, olası tüm işbirliği alanlarında gelişme sağlanması amacıyla Yüksek Düzeyli Diyalog toplantılarına ağırlık verilmesi tavsiyesinde bulunuyor. 

    Vize serbestisi ve süreçlerin hızlandırılması

    Raporda, vize serbestisi alanında, Türkiye’nin kriterleri henüz tamamlamadığı anımsatılarak, “AB Konseyi ve Komisyon, kalan koşulların karşılanması için Türkiye’ye teknik yardım sunmaya devam ediyor.” bilgisi verildi.

    Özellikle iş insanları, öğrenciler, AB’de aileleri olan Türk vatandaşları için vize süreçlerinin kolaylaştırılması hedefiyle üye ülkelerle olasılıkların araştırılacağı belirtilen raporda, “Bu aynı zamanda, uzun geçerliliğe sahip çok girişli vizelerin verilmesine olanak sağlamak amacıyla Vize Kanunu’nun esnekliklerinden tam olarak faydalanmayı da içermelidir.” ifadesi kullanıldı.

    Düzensiz göç ve terörle mücadele

    Raporda, Türkiye’nin işbirliğiyle düzensiz göçte bir süredir gözlemlenen düşüşü temel alarak, suç kaçakçılığı ağlarını ortadan kaldırma, sınır korumasını güçlendirme yollarıyla Türkiye’nin, AB’ye düzensiz göç akışını durdurmaya yönelik çabalarını hızlandırma tavsiyesinde bulunuldu.

    Raporda ayrıca AB ile Türkiye’nin göç ve kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi, Türkiye’deki mültecilere ve ev sahibi topluluklara verilen desteğin sürdürülmesi, en hassas mülteci gruplarına yönelik AB üye ülkelerine kabullerin hızlandırılması, diğer yandan menşe ülkelere güvenli, onurlu ve gönüllü dönüşlerin desteklenmesi gerekliliğine değinildi.

    “Gerektiğinde Türkiye Dışişleri Bakanı’nı, AB Dışişleri bakanlarının gayriresmi toplantısı veya toplantılarına davet etme” önerisinde bulunulan raporda, Türkiye’nin AB’nin ortak savunma ve dış politikası misyonu ve operasyonlarına katkılarını artırmasının teşvik edilmesi konuları yer aldı.

    Eleştiriler

    Raporda, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin “kırılgan olmaya devam ettiği” belirtilerek, şu tespitlere yer verildi:

    “Türkiye’nin Kıbrıs meselesindeki tutumu ve Ada için ‘iki devletli çözüm’ü yüksek sesle desteklemesi büyük bir zorluk teşkil ediyor. Türkiye’nin bölgesel çatışmalarda askeri yollarla verdiği destek ve Hamas’a ilişkin görüşleri, AB’nin tutumuyla çelişiyor. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması da dahil olmak üzere, iç hukuktaki insan hakları ve hukukun üstünlüğüne ilişkin mevcut durum nedeniyle, AB-Türkiye ilişkilerinde aşılması gereken pek çok engel olduğu açıktır.”

    Hukukun üstünlüğü ve temel haklara ilişkin diyaloğun, AB-Türkiye ilişkilerinin ayrılmaz parçası olduğu kaydedilen raporda, “Tek taraflı eylemlerden kaçınarak, Kıbrıs meselesi de dahil olmak üzere diyaloğu iyi niyetle sürdürmek, daha işbirlikçi ve karşılıklı yarara dayalı bir ilişkinin gelişmesine imkan verebilir.” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Raporda, “AB’nin, Türkiye ile olası tüm alanlarda, özellikle de daha geniş jeopolitik değişimlerin olduğu bir ortamda, güvene ve fikir birliği kültürüne dayalı bir ilişki geliştirme konusunda stratejik çıkarı olduğu açıktır. Ankara ile temel görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik çabalar devam etmelidir.” ifadeleri kullanıldı.

    Ekonomi başlıkları

    AB’nin gelişen ilişkileri doğrultusunda 2021-2027 dönemi Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA III) kapsamında Türkiye’ye destek sağladığı anımsatılan raporda, “AB, 2022’de Türkiye’ye 221 milyon euro tahsis etti.” ifadesi yer aldı.

    Raporda, Komisyon’un, geçen yıl Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu (EFSD+) kapsamında, Türkiye’deki özel ve kamu yatırımlarını desteklemek amacıyla AB garantileri sağlayacak bir Türkiye Yatırım Platformu kurduğu kaydedildi.

    Platformun 2023 başında 14 programa 317 milyon euro garanti sağladığı anımsatılan raporda, yatırım hacminin 2 milyar euroya kadar çıkmasının beklendiği ifade edildi.

    REKLAM

    Raporda, Avrupa Yatırım Bankasının (AYB) 2019’da alınan karar doğrultusunda Türkiye’deki faaliyetlerini gözden geçirmek amacıyla ülkedeki tüm yeni operasyonlarını durdurduğu anımsatılarak, depremin ardından kurumun Türkiye’ye 400 milyon euroluk bir çerçeve kredisi sağladığı belirtildi.

    Gümrük Birliği’nin güncellenmesi

    “Komisyon tarafından o dönemde hazırlanan etki değerlendirmesinde, Gümrük Birliği güncellemesinin önemli ölçüde olumlu etki yaratacağı ve hem Türkiye hem de AB’ye ekonomik faydalar sağlayacağı belirtiliyordu. Bu değerlendirmenin temel unsurları bugün hala geçerlidir.” ifadesine yer verilen raporda, AB Konseyinin, bozulan AB-Türkiye ilişkileri bağlamında 2017’de bu konudaki müzakerelerine son verdiği hatırlatıldı.

    Raporda, Türkiye’nin mevcut Gümrük Birliği’ni bütün üye ülkelere etkin biçimde uygulamamasının ciddi sorun olmaya devam ettiği belirtilerek, “Türkiye’nin son zamanlarda somut sorunları ele alma yönündeki çabaları, özellikle 9 engelde kaydedilen ilerleme ve 5 engelin daha kaldırılması veya aşamalı olarak kaldırılacak olması taahhüdü, daha yakın bir katılımın temelini oluşturuyor.” değerlendirmesi yapıldı.

    “Hızla gelişen küresel bağlamda, AB’nin yeşil ve dijital dönüşümleri ve dayanıklı tedarik zincirlerine duyulan ihtiyaçla birleştiğinde, ticaret konularında ilerleme ortak çıkarımızadır.” ifadesi kullanılan raporda, “Mevcut Gümrük Birliği’nin sınırları göz önüne alındığında, etkili bir anlaşmazlık çözümü mekanizması ve güvenceler de dahil olmak üzere kapsamlı modernizasyonu, AB-Türkiye ekonomik ilişkisinin tam potansiyelinden yararlanılmasına olanak tanıyacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Raporda, Türkiye’nin, AB ile Gümrük Birliği içinde bulunan bir aday ülke olmasına rağmen AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına uymamayı tercih ettiği hatırlatıldı.

    REKLAM

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Üyelik müzakereli donmuş kalacak’: AB’den Türkiye’ye AİHM kararlarına uy çağrısı

    ‘Üyelik müzakereli donmuş kalacak’: AB’den Türkiye’ye AİHM kararlarına uy çağrısı


    Avrupa Birliği (AB), insan hakları, ifade özgürlüğü ve demokrasi gibi konularda gerilemenin ‘endişe verici’ olduğunu açıklayarak, Türkiye’den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AIHM) kararlarını uygulaması için çağrı yaptı. Türkiye’nin AB’den giderek daha fazla uzaklaştığı not edilirken, üyelik müzakerelerinde yeni bir fasıl açılması ya da mevcut bir faslın kapatılmasının da söz konusu olmadığı ifade edildi.

    Üye ülkelerin AB işleriyle ilgili bakanları, yılın son Genel İşler Konseyi toplantısı için Brüksel’de bir araya geldi.

    16 Aralık’ta düzenlenecek AB Liderler Zirvesi öncesinde AB’nin 2022 gündem maddelerini ele alan AB Konseyi AB’nin genişlemesiyle ilgili son durumu değerlendirdi. Toplantı sonrasında yayımlanan sonuç bildirisinde diğer aday ülkelerle birlikte Türkiye ile ilgili değerlendirmeler de yer aldı.

    AB’nin Türkiye ile iş birliğine ve karşılıklı faydaya dayalı bir ilişki geliştirmeyi istediğinin hatırlatıldığı bildiride, “Türkiye, aday ülke statüsünü koruyor ve birçok ortak ilgi alanında kilit ortak olmaya devam ediyor” denildi.

    Göç, halk sağlığı, iklim, terörle mücadele ve bölgesel meselelerde işbirliği mesajı

    Bildiride, AB Konseyi’nin Doğu Akdeniz’de tansiyonun düşürülmesinden duyduğu memnuniyet ifade edilirken, bunun sürdürülmesinin önemine değinildi ve AB’nin Türkiye ile ortak çıkar alanlarında aşamalı, orantılı ve tersine çevrilebilir ilişki kurmaya hazır olduğu anımsatıldı.

    Bildiride konseyin “açık ve samimi bir diyalog sürdürmeye, ortak sorunları ele almaya ve göç, halk sağlığı, iklim, terörle mücadele ve bölgesel meseleler gibi ortak çıkar alanlarında iş birliği yapmaya kararlı” olduğu ifade edildi.

    Bu alanlardan bazılarında yakın zamanda başlatılan Yüksek Düzeyli Diyaloglardan ve Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı onaylamasından duyulan memnuniyetin ifade edildiği bildiride şunlar aktarıldı:

    “Konsey, Türkiye’nin yaklaşık 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapma ve ihtiyaçlarını karşılama konusundaki süregelen önemli çabalarını takdir ediyor. Mültecilere ve ev sahibi topluluklara taahhüt edilen AB yardımları zamanında sağlanacaktır.”

    Bildiride, AB-Türkiye göç mutabakatının sonuç vermeye devam ettiği belirtilirken, Türkiye’ye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni de kapsayacak şekilde mutabakatı eksiksiz ve ayrım gözetmeksizin uygulanmasını sağlama çağrısında bulundu.

    Temel haklarda gerileme endişe verici

    Bildiride Türkiye’de demokrasi, hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğünün de yer aldığı temel haklar noktasında gerilemenin ve yargı bağımsızlığındaki eksikliğin endişe verici olduğu belirtildi.

    “OHAL sırasında alınan kısıtlayıcı önlemlerin hukuka entegre edilmesi Türk halkı üzerinde derin olumsuz etkiler yaratmaktadır” denilen bildiride gazeteciler, akademisyenler, milletvekilleri, siyasi parti mensupları, avukatlar, inan hakkı savunucuları, sosyal medya kullanıcıları ve diğer temel hak ve özgürlüklerini kullanan kişilere karşı süregelen kısıtlama, gözaltı, hapse atma ve diğer uygulamalara göz yumulamayacağı kaydedildi.

    Hukuka ve seçim sürecinin bütünlüğüne saygıya da vurgu yapan bildiride Türkiye’ye uluslararası standartlara ve taahhüt ettiği yükümlülüklere uyum çağrısı yapıldı. Türkiye’nin Avrupa Konseyi ve diğer ilgili kurumlarla iş birliği arttırması gerektiğine işaret edilen bildiride, Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi’ni tam olarak uygulaması ve AİHM kararlarına riayet etmesi gerektiğini kaydedildi.

    “Konsey Türkiye’nin AB’den giderek uzaklaşmaya devam etiğini üzüntüyle kaydeder” denilen bildiride Türkiye’nin katılım müzakerelerinin durma noktasına geldiği hatırlatılarak yeni bir faslın açılma ya da kapanmasının söz konusu olmadığının altı çizildi.

    “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı” vurgusu

    Türkiye’de pazar ekonomisinin işleyişindeki ciddi sorunların devam ettiğine dikkat çekilen bildiride kurumsal ve politika zayıflıklarının yetkililerin hareketlerinin güvenilirliğini ve etkinliğini zedelediğine, dengesizlikleri arttırdığına ve sonuç olarak finans piyasalarında istikrarsızlığa, emek piyasasında derin olumsuz etkiye ve yüksek oranda yoksulluğa yol açtığı tespiti yapıldı ve “Merkez Bankası gibi düzenleyici kurumların bağımsızlığı özellikle önemlidir” ifadesine yer verildi.

    Gümrük Birliği ile ilgili olarak da “Konsey, Türkiye’nin AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki yükümlülüklerinden sürekli olarak sapmalarını esefle karşılar ve buna uygun olmayan ticaret engellerinin gecikmeksizin kaldırılması gerektiğini hatırlatır” denildi.

    “Maraş’ta atılan adımların tümü geri alınsın”

    Türkiye’nin dış politikada, özellikle de Libya konusunda AB’nin ortak dış politika ve güvenlik politikasının öncelikleriyle çatıştığı belirtilen bildiride, AB Konseyi’nin Türkiye’den ve diğer bütün aktörlerden bölgedeki krizlerin çözümüne olumlu katkıda bulunmasını beklediği dile getirildi.

    Bildiride Türkiye’den tartışmasız olarak komşularıyla iyi ilişkiler kurması, uluslararası anlaşmalara uyması ve anlaşmazlıkların barışçıl şekilde çözülmesi ve bunun için gerekirse Uluslararası Adalet Divanı’na başvurulması beklentilerinin devam ettiği belirtildi.

    Bu kapsamda Türkiye’nin bütün üye devletleri tanımasının esas olduğu ve komşularına yönelik tehdit ve eylemlerini durdurması gerektiğine vurgu yapılan bildiride Kıbrıs’la ilişkilerin normalleştirilmesi ve üye devletlerin kara, deniz ve havada egemenliğinin tanınması, doğal kaynakları arama ve çıkarma hakkına saygı göstermesi istendi.

    Maraş konusuna da değinilen bildiride şu ifadeler yer aldı:

    “Konsey, Türkiye’nin Maraş ile ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi Kararlarına aykırı olan tek taraflı eylemlerini kınar. Maraş’ın statüsünün önemini ve BM Güvenlik Konseyi’nin özellikle 550, 789 ve 1251 sayılı kararlarına tam saygı gösterilmesi gerektiğini hatırlatır. Konsey, bu eylemlerin ve Ekim 2020’den bu yana Maraş’ta atılan tüm adımların geri alınmasını talep etmektedir”

    AB Komisyonu ve AB Dış İlişkiler Servisi, Maraş konusunda Türkiye’ye karşı atılacak adımlarla ilgili bir “seçenekler belgesi” hazırlamıştı ancak üst düzey bir AB yetkilisi, konuyla ilgili gazetecilere bilgi verirken “Hangi seçeneğe ağırlık verileceğine veya belki de hiçbirine gerek olmadığına bakanlar karar verecek. Sürecin nasıl ilerleyeceğini bakanların toplantısından sonra göreceğiz” demişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İnsan hakları, Gümrük Birliği, Kıbrıs…AB Zirvesi’nde Ankara’ya hangi mesajlar verildi?

    İnsan hakları, Gümrük Birliği, Kıbrıs…AB Zirvesi’nde Ankara’ya hangi mesajlar verildi?


    AB liderleri Türkiye’de siyasi partilerin, insan hakları savunucularının ve medyanın hedef alınmasının insan hakları için büyük bir geri adım olduğunu ve Türkiye’nin yükümlülüklerine ters düştüğünü belirtti.

    Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi sonuç bildirgesininTürkiye ile ilgili maddelerinde Türkiye’nin demokrasi, hukukun üstünlüğü ve kadın haklarıyla ilgili yükümlülüklerine vurgu yapıldı. Bildirgede ayrıca gümrük birliğinin güncellenmesi ve Suriyeli mültecilere yardım konuları öne çıktı.

    Bildirgede AB liderlerinin Ankara ile işbirliğinin ortak çıkarların bulunduğu alanlarda daha önce belirlenen koşullarda aşamalı, orantılı ve geri dönülebilir şekilde geliştirmeye hazırlıklı olduğu vurgulandı.

    Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ile ilgili teknik çalışmaların başlatılmasına olumlu baktığını belirten liderler, Avrupa Komisyonu’na Türkiye’deki Suriyeliler için sağlanacak finansmanla ilgili resmi teklifi gecikmeksizin sunması çağrısında bulundu.

    Bildirgede hukukun üstünlüğü ve insan haklarının kaygı yaratan temel konular olmaya devam ettiğinin altı çizildi.

    Sonuç bildirgesinden Türkiye ile ilgili satır başları

    Doğu Akdeniz

    Doğu Akdeniz’de güvenli ve istikrarlı bir çevrenin ve Türkiye ile işbirliği içinde ve karşılıklı fayda sunan ilişkiler geliştirilmesinin AB’nin stratejik çıkarına olduğu vurgulandı. Doğu Akdeniz’de gerginliğin azaltılmasının olumlu karşılandığı ve bunun sürdürülmesi gerektiği belirtildi.

    Gümrük Birliği

    Türkiye ile AB arasında 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi konusunda yeşil ışık yakan AB liderleri bu bildirgede yetkilendirmeye yönelik teknik düzeyde çalışmaların başlamasının not edildiğini bildirdi, ancak mevcut anlaşmanın uygulanmasında yaşanan sıkıntıların giderilmesi ve bunun bütün AB üyesi ülkelerde etkin biçimde uygulanması gerektiğinin altı çizdi.

    Mart ayında yapılan zirvede AB liderleri Türkiye ile işbirliğinin geliştirilmesini Doğu Akdeniz’deki gerilimin azaltılması ve Türkiye’nin yapıcı ilişkiler kurması şartına vurgu yapılmıştı.

    Taraflar arasında işbirliği

    AB liderleri göç, sağlık, iklim, terörle mücadele ve bölgesel meseleler gibi karşılıklı çıkara dayalı konularda Türkiye ile yüksek düzeyli diyalog hazırlıklarını not ettiğini vurguladı.

    Suriyeli mülteciler

    Bildirgede “AB Konseyi, AB Komisyonu’na Türkiye, Ürdün, Lübnan ve bölgenin diğer bölümlerindeki Suriyeli mülteciler ve ev sahibi topluluklara sağlanacak finansmanın devamı için resmi teklifi gecikmeksizin sunması çağrısını yapmaktadır” denildi.

    Buna göre AB Komisyonu insani yardım programı kapsamında yıl sonuna kadar 530 milyon euro vermesi öngörülüyor. Türkiye ayrıca AB ile imzalanan göçmen anlaşması kapsamında 1,9 milyar euro daha aktarması bekleniyor.

    Sonuç bildirgesinde Türkiye ile ilgili maddelerde Ürdün, Lübnan ve bölgedeki diğer ortakların eklenmesine ilişkin yorumlarda Türkiye’nin Suriye’deki mültecilerin yükünü yalnızca Türkiye’nin taşımadığına dair siyasi bir anlam taşıdığı belirtiliyor.

    Kıbrıs

    Kıbrıs konusunda kapsamlı çözümün Birleşmiş Milletler Güvenlk Konseyi’nin ilgili kararları doğrultusunda siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu, iki bölgeli federasyon temelinde sağlanabileceği yönündeki AB tezine dikkat çekilen bildirgede, AB liderlerinin Maraş’ın statüsünün önemine vurgu yaptığı, BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması için çağrıda bulunduğu ifade edildi.

    AB Konseyi, İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılan Kıbrıs konulu görüşmelerin, resmi müzakerelerin başlamasını sağlamamasından üzüntü duyulduğunu, AB’nin süreci desteklemede aktif rol oynamayı sürdüreceğini kaydetti.

    İnsan hakları

    Bildirgede Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve temel haklarla ilgili gelişmelerin endişe kaynağı olduğunu vurgulanarak siyasi partilerin, insan hakları savunucularının ve medyanın hedef alınmasının insan hakları için büyük bir geri adım olduğu ve Türkiye’nin demokrasi, hukukun üstünlüğü ve kadın hakları konundaki yükümlülükleriyle ters düştüğü belirtildi. Metinde ayrıca bu konularda diyaloğun devam etmesinin Türkiye-AB ilişkilerinin ayrılmaz bir parçası olduğunun altı çizildi.

    Bölgesel barış ve istikrar

    Bölgesel barış ve istikrarda Türkiye ve AB’nin ortak çıkarları doğrultusunda Türkiye ve tüm aktörlerin bölgesel krizlerin çözümüne olumlu katkı yapmasının beklendiği ifade edildi.