Etiket: Anayasa Mahkemesi (AYM)

  • ‘Terör suçları’ iddiası: İşte Yargıtay’ın bir sonraki AYM hamlesi

    ‘Terör suçları’ iddiası: İşte Yargıtay’ın bir sonraki AYM hamlesi



    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, tutuklu Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın başvurusu üzerine hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararına uymamasının ardından yargı krizi patlak verdi.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, hak ihlali veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda da bulunurken, bir sonraki hamlenin ne olacağını 12 Punto yazarı Müyesser Yıldız anlattı.

    Yargı kulislerinde, Başsavcılığı’nın söz konusu suç duyurusuyla ilgili “görevsizlik” kararı verip, dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçlarına göndereceğinin konuşulmaya başlandığı aktarıldı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Akça’nın, şimdilik bir hafta izne ayrıldığı ifade edildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akşener: Bu bir devlet krizi, Erdoğan’ın aklını başına alması lazım

    Akşener: Bu bir devlet krizi, Erdoğan’ın aklını başına alması lazım



    Ankara’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, gündemdeki ‘yargı krizi’ hakkında konuştu. Akşener, Erdoğan’ın aklını başına alması gerektiğini söyledi, “Bu kurumların kavgasını çok ciddiye alıyorum” diyen Akşener, “Bunun bir devlet krizi, Anayasa krizi olduğuna inanıyorum” ifadesini de kullandı.

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün Ankara’da, Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Maziden Atiye Milli Yükseliş” programına katıldı. Akşener, programın ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

    Akşener, AYM’nin yetkisinin daraltılacağı ve Anayasa değişikliğine ilişkin soruyu şöyle cevapladı:

    “Yargının bünyesinde hukukun üstünlüğünü uygulamakla yükümlü olan bu kurumların kavgasını çok ciddiye alıyorum. Bunun bir devlet krizi, anayasa krizi olduğuna inanıyorum. Nitekim böyle inandığımız için de ilk defa bizim partimiz bu konuda tavır koydu ve benim imzamla da bir büyük, üç sayfayı geçen önerilerimizin de içinde yer aldığı bir açıklama yaptık. Ayrıca bu krize sebep olan kurumların mensupları hakkında da biz suç duyurusunda bulunduk, takip ediyoruz. TBMM’yi de çok zor durumda bırakan, milletvekillerinin kıymet-i harbiyesini düşüren, buna karşılık hukukun üstünlüğü konusu zaten tartışma konusuydu Türkiye’de. O konuyu tamamen gerçek haline getiren ve hukukun, adaletin uygulanmasını ortadan kaldıran, kim güçlüyse onun hukukunun ve hakkının önde olduğu bir Türkiye’yi gösteriyor bu. Bunu çok tehlikeli buluyoruz. Bu bir devlet krizi. Sayın Erdoğan bir anayasa değişikliği için şayet böyle bir kavga üzerinden altyapı hazırlamakla ilgili adımlar atmışsa, onun bu konuda yol vermesi söz konusuysa bu çok tehlikeli, son derece yanlış bir konu.

    Kendisinin ve bu konuda ona akıl verenlerin aklını başına almaları lazım. Birincisi bu. İkincisi anayasa değişikliği yapılabilir bu ülkede. Onunla ilgili çeşitli öneriler ortaya konur, kabul görürse de milletimiz kabul ederse de o anayasa değişiklikleri olur. Ama şu anda var olan Anayasa’yı eğer siz askıya alırsanız, var olan Anayasa’nın hükümlerini yok kabul ederseniz, maddelerine itiraz ederseniz, ama şu anda geçerli olandan bahsediyorum, o zaman o ülkede hukuk kalmaz, anayasa çiğnenmiş olur. Son derece yanlış bir durumdur. Sayın Erdoğan bu konuda taraf olmak yerine derhal anayasamızın kendisine vermiş olduğu hakemlik, uzlaştırma görevini ve hukukun üstünlüğünü zedeleyen kavganın derhal ortadan kaldırılmasını ortaya koymak, bu konuda bir tavır koymak zorundadır.

    İYİ Parti bu konuda hukukun yanındadır. Devlet kurumlarının ve aynı zamanda hukuk uygulamakla görevli kurumların kavgasının birbirine düşmesinin önüne geçilmesi lazım. Bunu gerçekten çok önemli buluyorum. Hatta bugün bir internet sitesinde, OdaTV’de bir yazı okudum. Yani okunmasını tavsiye ederim. Kayhan Uygur Beyefendi’nin yazdığı yazıyı da herkese okuması için tavsiye ediyorum. Sayın Erdoğan başta olmak üzere. Bir tarihçi olarak o gözle baktığımda yani umarım tarih tekerrür etmez ülkemizde. Zaten etrafımız ateş çemberi. Pek çok sorun yaşadığımız bir dönemde Türkiye sakinliğini iç bünyesindeki düzenini muhafaza etmek zorunda. Şayet anayasa değiştirilecekse onlar önerilir. Onlar üzerinde tartışılır bu başka bir şey. Bunu derhal bugün itibariyle herkes aklını başına alıp düzeltmek zorundadır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özgür Özel’den Erdoğan’a “Anayasa” yanıtı: Bizde AYM’yi zayıflatacak bir anayasa değişikliğine geçit verecek göz yok

    Özgür Özel’den Erdoğan’a “Anayasa” yanıtı: Bizde AYM’yi zayıflatacak bir anayasa değişikliğine geçit verecek göz yok



    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Hatay’ın Dörtyol ilçesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Özel, bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini sınırlandırması sinyali ve anayasa değişikliğine ilişkin sorusuna şöyle yanıt verdi:

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine uçakta tamamen saçmalamış. Çünkü söylediği sözlerin iler tutar tarafı yok. AYM’nin yetkisini yasa çıkararak sınırlayamazsınız. Zaten kendi de diyor ki ‘Yasayı çıkarırız ama yine AYM bozabilir.’ Anayasa değişikliğine lafı getirmeye çalışıyor. Ama onlarda Anayasa’yı değiştirecek çoğunluk yok. Bizde de Erdoğan ile birlikte oturup AYM’de bireysel başvurunun önünü tıkayan, AYM kararlarının uygulanma zorunluluğunu ortadan kaldıracak ya da AYM’yi zayıflatacak bir anayasa değişikliğine geçit verecek göz yok. Asla ve asla ne yaparlarsa yapsınlar CHP’nin bu konuda en ufak bir esnemesinin olması mümkün değildir. Aksine çok açık yazmasına rağmen bu Anayasa’yı tanımayan, Anayasa’yı çiğneyen zihniyet hangi anayasa maddesi olursa olsun onunla uyuşamaz, bağdaşamaz.

    “ŞU AN YAPMAYA ÇALIŞTIĞI ANAYASA’YI ORTADAN KALDIRMAK İÇİN BİR DARBE GİRİŞİMİDİR. BU DÜPEDÜZ SİVİL DARBEDİR. DEVLETİN TEPESİNDE CUMHURBAŞKANI’NIN KRİZ ÇIKARDIĞI NEREDE GÖRÜLMÜŞ”

    Çünkü anayasalar tek adamların yetkilerini sınırlarlar. Ama bizim başımızdaki tek adam yetkilerini sınırlayan herkesi düşman ilan ediyor. Bugün AYM ile kavga ediyorlar ya, bu AYM’nin üyelerinin 7 tanesini Erdoğan atadı. 3’ü de Meclis’ten AK Parti’nin çoğunluk oylarıyla seçildi. Yani 15 üyenin 10’unu sadece kendisi, geri kalan 5’ini de partisi atadı zaten. Ahmet Necdet Sezer’den kalan AYM üyesi yok. Onlarla da çatışmaya başladı. Çünkü gemi azıya aldı, dur durak bilmiyor, Anayasa tanımıyor. Bundan sonraki süreçte bu ülkenin adına demokrasi demezler. Şu an yapmaya çalıştığı Anayasa’yı ortadan kaldırmak için bir darbe girişimidir. Darbe, topla, tüfekle yapılıyorsa askeri darbedir. Bu da düpedüz sivil darbedir. Devletin tepesinde Cumhurbaşkanı’nın kriz çıkardığı nerede görülmüş? Cumhurbaşkanı kriz çözmek için var. Ama bir partinin genel başkanı olduğu için kriz çözmek yerine kriz çıkarıyor. Yeni krizlerden de kendisine fırsat çıkarmaya çalışıyor. Biz böyle bir şeye izin vermeyeceğiz. Buna Meclis’te direniyoruz, sokaklarda, meydanlarda direneceğiz. Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sanki dikensiz bir gül bahçesinde bu işleri yapacağı gibi düşünmesine kesinlikle geçit vermiyoruz. Aklını başına alsın. Biz buradayız, CHP burada. Diri bir muhalefetle dimdik karşısındayız.”

    Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 130 bin bireysel başvuru yapılan AYM’nin yavaş çalıştığı açıklamasının anımsatılması üzerine şöyle konuştu:

    “KAPATTIĞI MEYDANLARI, YASAKLADIĞI SOKAKLARI ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ”

    “AYM’deki 130 bin başvuru geçtiğimiz günlere kadar övünç mevzusuydu. ‘AYM’ye başvuru hakkını biz getirdik’ diyordu. Şimdi ondan şikâyet ediyor. Gezi olaylarına kadar ‘Taksim’de 1 Mayıs kutlamasını biz yaptık. Taksim’i halka açtık’ diyordu. Şimdi Taksim’de kuş uçurtmuyorlar. Taksim’e 1 Mayıs günü güvercin kondurtmuyorlar, değil işçiler. İstiklal Caddesi 8 Mart’ta kadınlara kapalı. Galatasaray Meydanı Cumartesi Anneleri’ne kapalı. Bu memleketin adına da demokrasi demeye çalışıyor. Böyle bir aşırı baskı, böyle bir kısıtlama bundan sonraki süreçte bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Ayağını bundan sonra denk alsın. Bundan sonraki süreçte onun bu milletin üstüne kapadığı zincirleri teker teker açacağız, kıracağız. Kapattığı meydanları, yasakladığı sokakları özgürleştireceğiz.”

    Özel, “Yargıtay, MHP ile iş birliği içinde. Onların görüşlerini alarak böyle bir şey yaptığını düşünüyor musunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:

    “ERDOĞAN KENDİ ÇIKARAMADIĞI KRİZİ YARGITAY’A ÇIKARTTI”

    “Erdoğan, AYM üyelerinin 10 tanesini kendisi ve tamamı kendi iktidarı döneminde atandığı için Erdoğan kendi çıkaramadığı krizi Yargıtay’a çıkarttı. Taşeron kullanıyor. Yargıtay 3. Ceza Dairesi alt işveren olarak Erdoğan’ın talimatıyla devletin tepesinde yargı krizi çıkarmıştır. Kriz çıkarmak için taşeron kullanıyor. Çıkan krizin ve darbe girişiminin lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

    Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklama yapana kadar konuyla ilgili bazı medya organlarının hiçbir şey yazmadığının anımsatılması üzerine de şu değerlendirmeyi yaptı:

    “CUMHURBAŞKANI’NIN AĞZINDAN CÜMLE ÇIKANA KADAR HABER YAPAMAYANLARIN GAZETECİLİKLE NE İLGİSİ VAR”

    “Türkiye’de havuz medyasının neye hizmet ettiği ortada. Pozisyon alacak, Cumhurbaşkanı ne diyecek? Yargıtay’ı desteklerse Yargıtay’ı destekleyecek. AYM’yi desteklerse AYM’yi. Bir de bu arkadaşlar Erdoğan konuşana kadar bekliyorlar. Sonra da kendilerine gazeteci diyorlar. Lütfen meslek onurlarına uygun şekilde gazetecilik yapsınlar. Cumhurbaşkanı’nın ağzından cümle çıkana kadar pozisyon almayı bırakın, haber yapamayanların gazetecilikle ne ilgisi var?”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP İstanbul İl Başkanlığı Yargıtay üyelerine Anayasa kitapçığı gönderdi

    CHP İstanbul İl Başkanlığı Yargıtay üyelerine Anayasa kitapçığı gönderdi



    CHP İstanbul İl Başkanlığı, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına karşı Yargıtay üyelerine, Sirkeci PTT’den posta yoluyla Anayasa kitapçığı gönderdi. İl Başkanı Özgür Çelik, “2023 yılında, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında hukukun üstünlüğünü tesis etmiş, örnek bir demokrasi olduğumuz ile gururlanmamız gerekirken hâlâ yüksek yargı organlarına Anayasa’yı hatırlatma ihtiyacı hissetmemiz, bugün dünden çok daha gerideyiz demektir” dedi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili, Gezi Parkı davası tutuklusu avukat Can Atalay hakkında AYM “hak ihlali” kararı vermişti. AYM’nin dosyayı gönderdiği İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ise dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne sevk etmişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise Atalay hakkında “hak ihlali” kararı verilmesi yönünde oy kullanan AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bu kararına karşı muhalefet partilerin tepkisi sürüyor. CHP İstanbul İl Başkanlığı da Yargıtay üyelerine ulaştırılmak üzere dün Sirkeci PTT’den posta yoluyla Anayasa kitapçığı gönderdi. Örgütle birlikte Sirkeci PTT önünde bugün açıklama yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa’yı tanımadığını vurguladı.

    “YARGITAY BAŞKANLIĞI, AKIL ALMAZ KARARI BENİMSEDİ”

    Çelik, şunları söyledi:

    “Yargıtay Başkanlığı, son yayınladığı bildiriyle hukuktan, Anayasa’dan yana tavır almak yerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin akıl almaz kararından yana bir tavrı benimsedi. Ülkemizde halkın yüzde 69’u adalet sistemine güvenmiyor. Türkiye, hukukun üstünlüğü endeksinde 173 ülke arasında 148’inci sırada. Birileri, ‘Can Atalay’ı nasıl tahliye etmeyiz, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımamak için nasıl gerekçeler buluruz’ konusunda kendilerine dert edinmek yerine toplumda adalet sistemine güvenmeme oranının yüzde 69’lara çıkmasını, hukukun üstünlüğü endeksinin 173 ülke arasında 148’inci sırada olmasını kendilerine dert etsinler. Posta yoluyla Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı’na ve üyelerine tanımadıkları, ihlal ettikleri Anayasa kitabını gönderdik. Onlara Anayasamızı hatırlatma ihtiyacı duyduk.

    “HÂLEN ANAYASA’YI SAVUNMAK ZORUNDA KALIŞIMIZ NE ACI”

    2023 yılında, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında hukukun üstünlüğünü tesis etmiş, örnek bir demokrasi olduğumuz ile gururlanmamız gerekirken hâlâ yüksek yargı organlarına Anayasa’yı hatırlatma ihtiyacı hissetmemiz, bugün dünden çok daha gerideyiz demektir. Şu an Sirkeci Postanesi’nin önündeyiz. Bu postane, Kurtuluş Savaşı’nın kaderini belirledi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, telgraflarını bu postaneden gönderdi. 147 yıl önce buradan 500 metre ilerideki Bab-ı Ali’de bu toprakların ilk anayasası olan Kanuni Esasi ilan edildi. 147 yıl sonra burada hâlen anayasayı savunmak zorunda kalışımız ne kadar acıdır… Ülkemizin 147 yıllık anayasa birikimini, hukuk devleti idealini birilerinin dar iktidar kavgalarına kurban etmeyeceğimizi herkesin bilmesini istiyoruz.

    “DEMOKRATİK MÜCADELE YOLLARINI KULLANACAĞIZ”

    Anayasa’yı fiilen ortadan kaldırmak isteyenler; bizleri, Anayasa’yı, hukukun üstünlüğünü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığı görevle her ahval ve şeriat içerisinde koruyacağımızı, bunun için de her şeyi göze alarak demokratik mücadele yollarını kullanacağımızı bilmelerini isteriz. Türkiye sınırları cetvelle çizilmiş bir ülke değildir. Türkiye, yabancı devletler tarafından anayasası yapılmış bir ülke değildir. Türkiye bir muz cumhuriyeti değildir. Türkiye’nin böyle bir ülke olduğunu zannedenlere ülkemizin 147 yıllık anayasa tecrübesini 100 yıllık bir Cumhuriyet olduğunu her ortamda hatırlatacağız. Burada Yargıtay üyelerine Anayasa kitapçığını gönderdik. Pazartesi günü Çağlayan Adliyesi’nin önünde saat 14.00’te bir oturma eylemi gerçekleştireceğiz. Adalet arayışımız devam edecek. Demokrasi arayışımız devam edecek. Cumhuriyetimizin kurumlarını korumaya devam edeceğiz. Yaşasın adalet diyoruz. Yaşasın özgürlük diyoruz. Yaşasın tam bağımsız Türkiye diyoruz.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’nin TBMM’deki ‘adalet nöbeti’ sürüyor

    CHP’nin TBMM’deki ‘adalet nöbeti’ sürüyor



    CHP TBMM Grubu’nun; Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından TBMM Genel Kurul salonunda başlattığı “Adalet Nöbeti” sürüyor.

    “ANAYASAYA KARŞI BU DARBEYİ BOŞA ÇIKARACAĞIZ”

    CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, nöbet sürürken, açıklama yaptı.

    Tanrıkulu şunları söyledi:

    “Adalet Nöbeti’mizin ikinci günündeyiz. CHP Grubu olarak parlamentoda 24 saattir Adalet Nöbeti tutuyoruz. Dün itibarıyla bu nöbete başladık. Yargıtay, verdiği kararla; Türkiye’de anayasal düzene karşı bir darbe girişiminde bulundu. Bu darbe girişimi, mevcut anayasaya karşıydı. Bununla ilgili hem kamuoyu oluşturmak hem de parlamento özelinde bu işin çözülmesi noktasında adım atmak amacıyla milletvekilleri olarak buradayız.

    Her gün 20-25 milletvekili burada nöbet tutacağız. Salı gününe kadar nöbetlerimiz planlanmış durumda.

    Bu darbe girişiminin amacı, Can Atalay’ın dokunulmazlığından çok daha ötedir. Yargı içinde öteden beri çeşitli organizasyonlar var. Suç örgütleri ile ilişkili olan yargı mensupları var. Onlar içinden bu kararla birlikte AKP’ye verilen mesaj da var: Biz sizi iktidarda tuttuk. İktidarınızı bize borçlusunuz. Dolayısıyla bizim içimizdeki unsurlara gelemezsiniz. Gelirseniz böyle anayasal kriz de çıkartırız, devlet krizi de çıkartırız.

    Biz, CHP olarak; bu anayasayı koruyacağız. Halkın egemenliği için buradayız. Halkımız ile birlikte olacağız. Anayasaya karşı bu darbeyi, mutlaka ve mutlaka boşa çıkartacağız.””

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Meral Akşener’den AYM çıkışı: ‘Hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz’

    Meral Akşener’den AYM çıkışı: ‘Hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz’



    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Yargıtay-Anayasa Mahkemesi krizine ilişkin bir açıklama yaptı.

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan Akşener, “Ülkemizde yaşanan son gelişmeler, maalesef Anayasal Devlet kavramını hedef alan ciddi bir kriz tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET NİZAMINI SAVUNUYORUZ”

    Akşener, “Anayasa’nın, Anayasa Mahkemesine verdiği yetki ve görevlerin yapılamaz hâle gelmesini sağlayan hukuk yolu dışı fiili durumlar; bir hukuk devletinde kabul edilemez. Biz İYİ Parti olarak ilk günden beri bu krizin karşısında; Cumhuriyetimizin, anayasa ve kanunlarla öngörülmüş devlet nizamını savunuyoruz. Hukuk devletine, hukukun üstünlüğüne ve demokrasimize aynı kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, bir anayasal devlet krizine sürüklenmesine asla izin vermeyeceğiz” diye yazdı.

    Akşener’in yayınladığı açıklama şöyle:

    Meral Akşener'den AYM çıkışı: 'Hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz' - Resim : 1

    Meral Akşener'den AYM çıkışı: 'Hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz' - Resim : 2

    Meral Akşener'den AYM çıkışı: 'Hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz' - Resim : 3

    Meral Akşener'den AYM çıkışı: 'Hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz' - Resim : 4

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yargıtay Başkanlığı: ‘AYM değişikliğinde katkı vereceğiz’

    Yargıtay Başkanlığı: ‘AYM değişikliğinde katkı vereceğiz’



    Anayasa Mahkemesi’nin tutuklu bulunan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’a ilişkin hak ihlali kararı vermiş, Yargıtay kararı uygulamayacağını belirterek; AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    KRİZ BÜYÜYOR

    Yargıtay ve AYM arasında yaşanan kriz sürüyor.

    Yargıtay Başkanlığı konuya ilişkin yeni bir açıklama yaptı.

    Açıklama şöyle:

    “Kamuoyunun gündemini meşgul eden Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Şerafettin Can Atalay hakkındaki kararları ile ilgili olarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamaya ihtiyaç duyulmuştur.

    Bilindiği üzere, Anayasamızın 146, 154 ve 155’inci maddelerinde yüksek mahkemeler; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay olarak düzenlenmiş olup, birbirlerine üstünlük sıralaması öngörülmemiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında olduğu gibi kesinleşmiş tüm mahkeme kararları herkes için bağlayıcıdır.

    Yargıtay 6 Mart 1868 tarihinde kurulmuş, 155 yıllık köklü bir geçmişe sahip, adli yargının en üst temyiz mercii olup üyelerinin tamamı alanlarında uzman ve deneyimli yüksek hakimlerden oluşmaktadır.

    Anayasa’nın m.154/1’e göre, “Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.” Anayasa’nın 154’üncü ve Yargıtay Kanunu’nun 13’üncü maddesine göre, Yargıtay’ın adli yargı alanında hukukun ülkede eşit şekilde uygulanmasını sağlama görevi bulunmaktadır. Hukukun objektif, belirli ve öngörülebilir olması, eşitlik ve hukuki güvenliğin ve özellikle de adil yargılanma hakkının teminatıdır.

    Anayasa’nın 148. maddesinde ise Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri tanımlanmış, bu görevler arasına 07.05.2010 tarih ve 5982 sayılı Anayasa değişikliği ile “bireysel başvuru” da eklenmiş, 2012 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır.

    Bireysel başvuru incelemelerinde Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için “olağan kanun yollarının tüketilmesi” şarttır. Yine Anayasa’nın 148/5 hükmüne göre, “Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.” şeklindeki hüküm ile bireysel başvurunun yargısal sınırı çizilmiştir.

    Bu haliyle bireysel başvuru; temel hak ve özgürlüklere yönelik hukuka aykırı müdahalelerin kanun yollarında giderilememesi halinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Olağan veya olağanüstü kanun yolu değildir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi adli ve idari mahkemelerce verilen kararları bozan bir mahkeme olmadığı gibi istinaf ve temyiz mercii olarak davaları yeniden incelemeye yetkili bir makam da değildir.

    Buna karşın, Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru incelemelerinde zaman zaman anayasal ve yasal sınırları aşarak Yargıtay ve Danıştay uzman dairelerince geliştirilen yerleşik içtihatları ters yüz edecek, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alması, kesin hüküm etkisini tamamen devre dışı bırakılmasına neden olmaktadır.

    Diğer taraftan, bir kısım kamuoyunun gündemini meşgul eden davalar üzerinden uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut anayasal düzen bir kenara bırakılarak Anayasa Mahkemesinin “süper temyiz mahkemesi” olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmuştur.

    Temel hak ve özgürlüklerin korunması, yalnızca Anayasa Mahkemesinin değil, tüm yargı organlarının görevidir.

    Türk yargı sisteminin gerçekten mevcut olan yapısal sorunlarının çözümü için elverişli bir araç olması ümit edilen bireysel başvurunun, mecrasından çıkması, yargı sistemini zayıflatan sistemsel bir sorun haline gelmiştir.

    Bireysel başvuru sisteminin faaliyete geçmesinden itibaren yukarıda özetlenen sorunlar Anayasa Mahkemesi üyelerinin de bulunduğu bilimsel toplantılarda defaatle ifade edilmesine, Yargıtay Başkanı’nın adli yıl açış konuşması ile yıl sonu basın değerlendirme toplantılarında ve Danıştay Başkanı tarafından Danıştayın kuruluş yıldönümü toplantısında gündeme getirilmesine karşın, Anayasa Mahkemesinin kararlarındaki anayasal ve yasal yetki aşımı olarak değerlendirilen benzer uygulamalar artarak devam etmiştir.

    Bizatihi Anayasayı korumak amacıyla kurulan Anayasa Mahkemesi, tartışmalara konu olan davada, anayasa koyucunun iradesini yok sayarak Anayasa’nın 83’üncü maddesindeki atıf nedeniyle somut olaya uygulanması gereken 14’üncü maddesini işlevsiz bırakmıştır.

    Anayasal düzene uymayan bu bakış açısının etkisi ile bazı kararlarda yüksek mahkeme olan Yargıtay ve Danıştay’ın derece mahkemesi olarak nitelendirilmesi, tartışmalara konu olan Şerafettin Can Atalay dosyasında olduğu gibi terör suçlarına bakan ve tamamen yargısal bir görev ifa eden Yargıtay 3. Ceza Dairesinin “88. Anayasa Mahkemesince tespit edilen ihlalin altında yatan sorunları giderme yönünde kamu gücünü kullanan makamlar genel bir yükümlülüğe sahip olmasına karşın Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi içtihadına aykırı davranmış, benzer ihlalleri önleme yükümlülüğünü yerine getirmemiş; aksine başvurucunun anayasal haklarını -Anayasa’nın parlamentoya verdiği bir yetkiyi kullanarak- daraltıcı bir şekilde yorumlamak suretiyle ihlal etmiştir.” biçimindeki sözlerle anayasayı ihlal suçunu işlediği ithamında bulunularak hedef gösterilmesi gibi son derece vahim, kabul edilemez hukuki hatalar, bireysel başvuru kararlarının vazgeçilmez dili olmuştur.

    Yukarıda örneklenerek değinilen Anayasa Mahkemesinin uygulamalarının doğurduğu hukuki sonuçlar gözetilmeksizin, bir yüksek mahkeme olan Yargıtay ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin yargısal görev ve yetkisi kapsamında verdiği kararlara yönelik yüksek yargı kurumlarının saygınlığını zedeleyen ve eleştiri sınırlarını aşan haksız tepkiler üzüntüyle karşılanmaktadır.

    Hukuki güvenliğin, toplumsal barışın ve hukuki öngörülebilirliğin sağlanması bakımından Anayasa’dan aldığı yetkiyle Yargıtay, bireysel başvurunun mevcut haliyle uygulanmasının doğurduğu sorunların giderilmesi ve karşılaştırmalı hukukta kabul edilen standartlara göre geliştirilmesi konusunda ihtiyaç duyulan, anayasal ve yasal çalışmalarda gerekli desteği sağlamaya her zaman hazırdır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Barolar Yargıtay’ın AYM kararına karşı eyleme geçiyor: Anayasanın tasfiyesine karşı Yargıtay’a yürüyoruz

    Barolar Yargıtay’ın AYM kararına karşı eyleme geçiyor: Anayasanın tasfiyesine karşı Yargıtay’a yürüyoruz



    Geçtiğimiz gün Yargıtay 3. Dairesi’nin verdiği karar, tüm muhalif ve demokrat kesimlerde tepkiye neden oldu.

    Muhalefetin “Yargı darbesi” olarak nitelendirdiği olayda Yargıtay 3. Dairesi, Gezi tutsağı TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın 18 yıllık cezasını hak ihali olarak değerlendiren AYM’nin kararına uymadı ve bu kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    MHP’li olduğu bilinen Yargıtay 3. Dairesi üyelerine tepkiler yağarken, Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği’nden Yargıtay’a yürüyüş çağrısı geldi.

    Ankara Barosu’nun paylaştığı programa göre, saat 9.05’te Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde Atatürk’ü ölüm yıl dönümünde anacak. Ardından 9:30’da yürüşe geçecekler. Son olarak Ahlatlıbel Yargıtay Başkanlığı binası önünde basın açıklaması yapacaklar.

    Türkiye Barolar Birliği’nin çağrısı şöyle:

    “Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasal düzeni açıkça ihlal eden kararı karşısında hukuk devletine sahip çıkıyor; tüm meslektaşlarımızı basın açıklamasına ve Ahlatlıbel Atatürk Parkı’ndan Yargıtay’a yapacağımız “Hukukun Üstünlüğü” yürüyüşünde buluşmaya davet ediyoruz.”

    Ankara Barosu’nun çağrısı:

    “Yargıtay’ın, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını Tasfiye Etme Girişimine Karşı YARGITAY’A YÜRÜYORUZ! Tüm meslektaşlarımızı ellerinde Anayasa ve sırtlarında cübbeleri ile yürüyüşe davet ediyoruz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TTB’den Yargıtay 3. Dairesi hakkında çağrı: Üyeleri hakkında gereğinin yapılmasını talep ediyoruz

    TTB’den Yargıtay 3. Dairesi hakkında çağrı: Üyeleri hakkında gereğinin yapılmasını talep ediyoruz



    Yargıtay 3. Dairesi, Gezi tutsağı TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın 18 yıllık cezasını hak ihali olarak değerlendiren AYM’nin kararını hiçe saymış, bu kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    MHP’li oldukları bilinen Yargıtay üyelerine karşı tepkiler yükselirken bir tepki de Türk Tabipleri Birliği’nden geldi.

    TTB, yaptığı duyuruda Yargıtay üyelerine karşı gerekenin yapılmasını talep etti.

    Yapılan açıklama şöyle:

    “Türkiye’nin Hukuksuzlaştırılmasını ve Anayasasızlaştırılmasını Kabul Etmiyoruz! Yıllardır adalet ve özgürlüklerin ortadan kaldırılmasına dönük adımlar, kalan kırıntıları da yok etme yönünde ilerlerken; otoriterleşen sistem, halkın iradesiyle seçilmiş milletvekilinin Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararını uygulamamak için, Yargıtay 3. Dairesi eliyle hukuk darbesi gerçekleştirmiş, Anayasa’nın 153. maddesini yok sayan bir karara ve girişime imza atmıştır. Uzun zamandır belirsizlik yaratma kapasitesinin güçlenmesine tanıklık ettiğimiz bir dönemde Yargıtay’ın kararı Anayasa’nın ilgasına işaret etmektedir ve artık cevap vermesi gereken yasama organıdır. Ancak yasama organı fiilen ortadan kaldırıldığı, yasama ve yürütme özdeşleştiği için normatif sistemin dayanağı da kalmamıştır. Bu hukuksuzlaştırma ve anayasasızlaştırma müdahalesinin derhal sonlandırılmasını ve karara imza atan Yargıtay 3. Dairesi üyeleri hakkında gereğinin yapılmasını talep ediyoruz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Birçok AYM üyesini atayan isimdi: Abdullah Gül, Yargıtay’ın AYM kararını uygulamamasına ne dedi?

    Birçok AYM üyesini atayan isimdi: Abdullah Gül, Yargıtay’ın AYM kararını uygulamamasına ne dedi?

    Yargıtay Anayasa Mahkemesi’nin(AYM) Can Atalay kararını uygulamayarak, ‘hak ihlali’ yönünde oy kullanan AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Yargıtay’ın kararının ardından söz konusu gelişme ‘yargı darbesi girişimi’ olarak nitelendirilirken kamuoyu adeta ayağa kaldı.

    T24 yazarı Murat Sabuncu, başta Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Aslan, Başkanvekili Hasan Tahsin Gürcan, üyeler Muhammed Emin Kuz, Muammer Topal, Engin Yıldırım’ı da Cumhurbaşkanı olarak yüksek mahkemeye atayan isim olan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Yargıtay’ın AYM’ye karşı açtığı ‘bayrağı’ sordu.

    Gül, Sabuncu’ya verdiği yanıtta, Yargıtay’ın AYM’yi hedef haline getirmesinin yanlış olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Yüksek yargı organlarının yetki ve sorumlulukları Anayasamızda sarih bir şekilde belirtilmiş olmasına rağmen Yargıtay’ın dün aldığı kararın izahı mümkün değildir.

    Vaktiyle Anayasa Mahkemesi’nin özgürlük karşıtı vesayetçi kararlarını tenkit ve reddetmiş ama Anayasa’ya uyarak gereğini yerine getirmiştik. Anayasa Mahkemesi’nin İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun özgürlükçü kararlarını ve bu kararı alan üyelerini Yargıtay’ın hedef yapması çok yanlış olmuştur.

    Hukuk sistemi ve adalete olan güvenin kaybolmaması hayati derecede önemlidir. Ayrıca ekonomi ve dış politika uygulamalarında Türkiye’nin itibarını zedeleyecek ve hükümeti zor duruma sokacak bu hukuk kaosunun hızlı bir şekilde, olgun bir demokrasi anlayışı ve anayasal çerçevede çözümü bir zarurettir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***