Etiket: Anayasa Mahkemesi (AYM)

  • Gezi davasından tutuklu: Yargıtay, TİP Milletvekili Can Atalay’ın tahliye talebini reddetti



    Gezi davasından tutuklu: Yargıtay, TİP Milletvekili Can Atalay'ın tahliye talebini reddetti

    SERBEST GÖRÜŞ –

    Gezi Davası kapsamında geçtiğimiz sene 18 yıl hapis cezasına çarptırılan avukat Can Atalay, 14 Mayıs seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi (TİP)’nden Hatay Milletvekili seçilmişti. 

    Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” ifadeleri kapsamında milletvekili seçilen Atalay’ın serbest bırakılması gerekirken; yaklaşık 2 aydır tahliye edilmiyor. 

    YARGITAY’DAN KARAR

    Atalay’ın milletvekili seçilmesinin ardından Anayasa’nın 83. maddesi kapsamınca serbest bırakılması için Yargıtay’a başvurulmuştu. 

    Yargıtay, Can Atalay’ın tahliye edilmesi talebine ilişkin başvuruyu görüştü. 

    Yargıtay, Atalay’ın tahliye edilmesi talebini reddetti. 

    YARGITAY ANAYASA MAHKEMESİ’NE MEYDAN OKUDU 

    Yargıtay’ın karar metninde Anayasa Mahkemesi’nin Leyla Güven ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na ilişkin verdiği kararla değinilirken; şu ifadeler kullanıldı:

    “Anayasa’nın 148. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45 vd. maddeleri gözetildiğinde asli görevi norm denetimi olan Anayasa Mahkemesi’nin bir anayasa hükmüne yönelik inceleme ve denetleme yetkisinin şekil bakımından denetleme ile sınırlı olduğu ve tali nitelikteki bireysel başvuru yolu ile bir anayasa hükmünün yürürlükten kaldırılamayacağı veya uygulanmasının olanaksız hale getirilemeyeceği dikkate alındığında Anayasa Mahkemesi’nin meri anayasa normunu esastan iptal etme yetkisinin bulunmadığı, anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceleyip denetleyebildiği ve bireysel başvuru yoluyla meri anayasa normunun uygulanmasının ortadan kaldıracak ve işlevsiz hale getirecek şekilde bir karar vermesinin hukuken mümkün olmadığı cihetle, Anayasa Koyucunun 14 ünce maddede bilinçli olarak bıraktığı boşluğun maddede öngörülen faaliyetlerin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne ve insan haklarına dayanan, demokratik ve laik Cumhuriyete yönelen tehdidin ağırlığı ile orantılı olacak bir biçimde içtihatta süreklilik ve istikrar ilkeleri de gözetilerek yargı kararları ile doldurularak belirle hale getirilmesi ilgili anayasa normunun yürürlüğünün ve işlevinin korunması bakımından hukuk devletinin bir gereğidir.”

    TİP PM ÜYESİ AVUKAT ÖZGÜR URFA’DAN AÇIKLAMA

    Yargıtay kararının ardından Gerçek Gündem’e konuşan, TİP PM Üyesi Avukat Özgür Urfa, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi tahliye kararı vermemek için bu kararla birlikte Anayasayı ve Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımadığı açıkça ilan etti.

    Gerekçe diye yazılan satırlar arasında emsal Anayasa Mahkemesi kararları eleştirilerek, keyfi ve hukuksuz karara kılıf yaratma çabasına girişilmiş.

    Yargıtay Savcılığının siyasi komplo teorileriyle dolu tebliğnamesinin ardından, 3. Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesi kararlarını çiğnediklerini itiraf eden bu kararı, siyasi talimatın da ne yönde verildiğini göstermekte. Anayasaya aykırı şekilde 60 gündür sürdürülen siyasi esareti kabullenmeyeceğiz. Can Atalay’ı çıkartana kadar mücadele etmeye ve Hatay halkının iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Anayasa Mahkemesi’nden 7 siyasi partiye denetim

    Anayasa Mahkemesi’nden 7 siyasi partiye denetim



    Anayasa Mahkemesi 7 siyasi partiye denetim mali denetim yaptı. Denetime tabi tutulan partilerin kesin hesaplarının Siyasi Partiler Kanunu’na uygun olduğuna karar verildi.

    Anayasa Mahkemesinin 7 siyasi partinin mali denetimlerine ilişkin kararları, Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Kararlara göre, Genç Anadolu Partisi’nin 2016 ile 2017, Türkiye İşçi Partisi, Komünist Parti, Yeniden Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi, Adalet Partisi ve Anavatan Partisi’nin 2019’a ait mali denetimleri yapıldı.

    Yüksek Mahkemece, bu partilerin belirtilen yıllara ait kesin hesaplarının, eldeki bilgi ve belgelere göre doğru, denk ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na uygun olduğuna karar verildi.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yargıç Ahmet Çakmak’a ihraç istemi: Anayasa’ya direnene değil Erdoğan’ına adaylığına itiraz edene…

    Yargıç Ahmet Çakmak’a ihraç istemi: Anayasa’ya direnene değil Erdoğan’ına adaylığına itiraz edene…



    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez Cumhurbaşkanı adaylığını Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) taşıyan yargıç Ahmet Çakmak’a farklı gerekçelerle iki kez yer değiştirme cezası verildi. Çakmak’ın meslekten ihracı istendi.

    Çakmak’ın, ‘kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfusunu veya şahsi onur ve saygınlığını yitirmesine yol açtığı’ iddia edildi. Hukukçu Figen Çalıkuşu, kararı; yaptığı yazılı açıklama ile değerlendirdi.

    Çalıkuşu’nun açıklaması şöyle:

    “Erdoğan AB’ye tam üyelik sürecini canlandırmak istiyor ve hatta İsveç NATO üyeliği için AB şartını öne sürüyor; Önce Avrupa Birliği’nde Türkiye’nin önünü açın biz de İsveç’in önünü açalım” diyor. Hukuka dönmeden nasıl olacak bu iş? AB Anayasa’yı yok sayılan, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları uygulanmayan bir ülkeye tam müzakere yolunu açar mı hiç? Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararları uygulanmadığı için ihlal sürecinin başlatıldığı unutuldu mu acaba?

    “AB TAKİP ETMEZ Mİ SANILIYOR?”

    Avrupa Birliği, Anayasa emrini yok sayarak Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını AİHM kararlarını yerine getirilmediğini unutmaz ama… Türkiye’de Anayasanın emrine direnilerek Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan, AİHM kararlarını yerine getirmeyen hâkimler için Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından hiç soruşturma açılmadığını hatta ödüllendirildiklerini AB takip etmez mi sanılıyor?

    “AHMET ÇAKMAK’IN MESLEKTEN İHRACINI İSTEMEYE KADAR İŞİ GÖTÜREBİLİYOR”

    Ama aynı Hakimler ve Savcılar Kurulu anayasa emrine uyun diyerek itiraz eden hâkim Ahmet Çakmak için arka arkaya soruşturmalar açabiliyor, yer değiştirme cezaları vererek hâkim Ahmet Çakmak’ın meslekten ihracını istemeye kadar işi götürebiliyor. ‘Onur ve şerefim satılık değil, maaşım kadar hiç değil. Giydiğim cüppeye asla leke getirmedim. Alnım apaçık’ diyen Hâkim Ahmet Çakmak hakkını arayacağını ve AİHM’e süreci taşıyacağını söyledi.

    “ÇOK NET DEĞİL Mİ?”

    Şimdi ‘alın bizi’ dediğimiz AB mahkemelerin bağımsızlığı ve teminatı esasına göre kurulmuş Hakimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin hangi hakimleri koruduğunu görmez mi? Görülmeyecek gibi mi sizce? Çok net değil mi: Hakimler ve Savcılar Kurulu Anayasa’ya direnen hâkime soruşturma bile açmıyor ama Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığında Anayasaya uyun itirazını yapan hakim için ihraç süreci başlatıyor.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Can Atalay’ın avukatı Evren İşler: ‘‘Cezaevinde bulunduğu her dakika haksız alıkoyma niteliğinde’’


    Can Atalay’ın avukatı Evren İşler: ‘‘Cezaevinde bulunduğu her dakika haksız alıkoyma niteliğinde’’



    Can Atalay, Gezi Parkı’na AVM yapılması adına girişime karşı kurulan Taksim Dayanışması’nın avukatlığını üstlendi. Daha sonra Gezi Davası’nda sanık olarak davaya dahil edilerek gözaltına alındı. Atalay, yargılandığı iki davadan beraat etti. Ancak daha sonra tekrar açılan ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla yargılandığı davanın 25 Nisan 2022’de görülen duruşmasında 18 yıl hapis cezası aldı.

    MECLİS’TE YEMİN TÖRENİ YAPILACAK ATALAY HALA HAPİSTE

    Bugün Meclis’te, yeni seçilen milletvekillerinin yemin töreni yapılacak. Ancak Hatay TİP 1. sıradan aday gösterilen Can Atalay milletvekili seçildi. Milletvekili mazbatasını da alan Atalay’ın tahliye edilmesi için Yargıtay’a başvuru yapıldı ancak hala hapishanede tutuluyor.

    AVUKAT EVREN İŞLER: ‘‘CAN ATALAY’IN CEZAEVİNDE BULUNDUĞU HER DAKİKA HAKSIZ ALIKOYMA NİTELİĞİNDEDİR’’

    Gerçek Gündem’e konuşan Can Atalay’ın avukatı Evren İşler, müvekkilinin hapiste tutulmasının hem seçme hem de seçilme hakkı açısından hak ihlali olduğunu belirtti:

    ‘‘Mazbatanın alındığı gün, geçen hafta çarşamba itibarıyla Yargıtay’a başvurumuzu yaptık. Yargıtay’a yapmamızın sebebi dosyanın şu an Yargıtay’da olması. Hangi mahkeme önündeyse o mahkemeye başvuru yapılması gerekiyor. Durma kararı ve tahliye kararı verilmesi gerekir derhal. Bunun aksine davranış, net şekilde hukuka aykırıdır. Bu konuyla ilgili olarak daha önceden verilmiş Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi kararları var. Bütün kararların ortak noktası Milletvekilinin tutuklu olması halinin hem milletvekili açısından hem millet açısından hak ihlali olduğunu saptamış durumda.’’

    İşler, depremden çıkmış Hatay halkının ortaya koyduğu siyasi iradenin yok sayıldığını vurguladı. Atalay’ın ‘alıkonulduğunu’ anlatan İşler, şöyle konuştu:

    ‘‘Çünkü seçme seçilme hakkı birbiriyle bakışımlı, karşılıklı haklar. Seçilme hak olduğu kadar seçme de hak vardır. Şu haliyle depremden çıkmış Hatay halkının gösterdiği, ortaya koyduğu siyasi iradenin yok sayılması anlamına geliyor Can Atalay’ı tutuklu olmaya devam ettirilmesi. Anayasada açıkça düzenlenmiş milletvekili dokunulmazlığı açısından Can Atalay’ın cezaevinde bulunduğu her dakika haksız alıkoyma niteliğindedir.’’

    MECLİS’TE PROTESTO

    Atalay’ın tahliye edilmemesi üzerine, Meclis’te kendisine verilen odanın girişine Can Atalay’ın fotoğrafı asıldı.

    MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞI NEDİR?

    Milletvekili yasama dokunulmazlığı, seçimden sonra ya da önce bir suç işlediği iddia edilen milletvekilinin meclis kararı çıkmadıkça, sorguya çekilmemesi, tutuklanamaması ve yargılanamamasıdır.

    Yasama dokunulmazlığının temel amacı, milletvekilinin görevini her türlü kuşkudan uzak olarak yapmasını sağlamak ve suç işlediği düşüncesiyle görevinden geçici de olsa uzaklaşmasını önlemektir.

    1982 Anayasası kararına göre;

    “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Zorla kaybettirilmişti: AYM’den dikkat çeken ‘Nazım Babaoğlu’ kararı

    Zorla kaybettirilmişti: AYM’den dikkat çeken ‘Nazım Babaoğlu’ kararı


    Anayasa Mahkemesi, 29 yıl önce Siverek’te zorla kaybettirilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu ile ilgili bir başvuruyu karara bağladı. Yüksek mahkemenin verdiği kararda, Babaoğlu’nun akıbetiyle ilgili emniyet tarafından yürütülen soruşturmada nüfus kayıtlarına göre sağ olduğu bilgisine yer verildi.

    Gazete Pencere’den Hayri Demir’in haberine göre; Mart 1994’te kaybettirilen ve kendisinden bir daha haber alınamayan Babaoğlu’nun abisi Cemal Babaoğlu tarafından kardeşinin kaybettirilmesiyle ilgili etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkının ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan tazminat başvurusunun reddiyle ilgili de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla başvuruda bulundu.

    29 YILDIR BULUNMASI İÇİN ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYORMUŞ

    Kararda, Babaoğlu’nun kaybettirilmesiyle ilgili soruşturmanın detaylarına da yer verildi. Soruşturma kapsamında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Ekim 1994 tarihinde vermiş olduğu kararla kimliği meçhul olayın faillerine yönelik daimî arama kararı verildiği kaydedildi. Şanlıurfa’da açılan soruşturmanın daha sonra olayın Siverek ilçesi sınırlarında meydana geldiği gerekçesiyle yetkisizlik kararıyla dosyanın Siverek Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği aktarıldığı ancak Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tahkikat sonunda, Babaoğlu’nun Siverek ilçesine geldiğine ve öldürüldüğüne dair hiçbir bilgi ve kaydın bulunamadığı gerekçesiyle 9 Kasım 2001 tarihinde yetkisizlikle tekrar Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ifade edildi.

    Aynı yazıda Bababoğlu’nun bulunması için hala çalışmaların devam ettiği aktarıldı.

    KAYITLARDA YAŞIYOR GÖRÜNÜYOR

    Soruşturmayı yürüten Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’na 21 Aralık 2001 tarihinde bir yazı gönderen Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü’nün yazıda Babaoğlu hakkında Siverek Askerlik Şubesi Başkanlığınca askerî bakaya suçundan arandığı kaydı olduğu bilgisi aktarıldı.

    Emniyettin savcılığa ilettiği yazıda, Babaoğlu’nun “ölü olduğu ve herhangi bir örgüte katılıp katılmadığı yönünde arşivlerine intikal etmiş herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı” ve Siverek İlçe Nüfus Müdürlüğünden alınan kayıtlara göre sağ olarak gözüktüğü bildirildi. 

    OLAYIN “TERÖRLE MÜCADELE” KAPSAMINDA İŞLENDİĞİNE DAİR DELİL YOK

    5233 sayılı kanun kapsamında Şanlıurfa Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna yapılan başvuruyla ilgili, soruşturma kapsamında daimî arama durumunun devam ettiği, meydana gelen olayla ilgili olarak yapılan araştırmalar ve takip sonucunda olayın terör ve terörle mücadele kapsamında işlendiğine dair herhangi bir delile rastlanılmadığı belirtildi. Bu nedenle yapılan başvurunun reddedildiği aktarıldı.

    Yüksek mahkeme, komisyona 19 Temmuz 2005 tarihinde yapılan başvuruyla başlayan sürecin 28 Haziran 2018 tarihinde karar düzeltme talebinin reddi ile nihai olarak sonuçlanması nedeniyle 12 yıl 11 ay 9 günlük yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna vardı. Bu ihlalin ortadan kaldırılması için de 12 bin TL manevi tazminata hükmetti.

    BAŞVURU YOLLARI TÜKETİLMEDİĞİ GEREKÇESİYLE YAŞAM HAKKI İHLALİ YOK

    Yüksek mahkemeye, 2018 yılında yapılan başvuruyu Babaoğlu’nun kaybettirilip kendisinden bir daha haber alınamamasının üzerinden 29 yıl geçtikten sonra verilen kararda yaşam hakkı ihlali ile ilgili hala soruşturmanın devam ettiği gerekçesiyle, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Resmi Gazete’de yayımlandı: Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesini iptal etti

    Resmi Gazete’de yayımlandı: Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesini iptal etti


    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun “187. maddesini “eşitliğe” aykırı değerlendirmesi ve oyçokluğu ile iptal etti.

    Türk Medenî Kanunu’nun 187. maddesi şöyledir;

    “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir”

    “EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI”

    Yüksek Mahkeme, erkeklerin evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra tek başına kullanabilmesine karşın kadınların sadece kocasının soyadının önünde kullanabilmesinin cinsiyet temelinde farklı muamele olduğunu belirtti. İptal kararı dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.

    İstanbul 8. Aile Mahkemesi iptal kararı verilmesini, “Erkeğin doğumla kazandığı soyadını ömrü boyunca kullanması mümkünken, aynı hakkın kadına tanınmamasının eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığı…” gerekçesi ile istedi.

    Yüksek Mahkeme, şu değerlendirmeyi yaptı, “Erkek, evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra da tek başına kullanabildiği halde, kuralla kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra ancak kocasının soyadının önünde kullanabileceği öngörüldüğünden karşılaştırmaya müsait şekilde benzer durumda olan eşler arasında cinsiyet temelinde farklı muamelenin yapıldığı açıktır…… Ortak soyadının aile bağlarını korumanın zorunlu olduğunun, bu manada eşlerin ortak soyadı taşımamaları halinde aile bağlarının hiçbir şekilde korunamayacağının söylenmesi de zordur… Evlenmeden önceki soyadının, evlendikten sonra da tek başına kullanılması bağlamında kadın ve erkek arasında kuralla öngörülen farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanmaması sebebiyle eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.”

    Yüksek mahkeme, iptal kararının; Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hasan Tahsin Gökcan AYM Başkanvekilliği’ne yeniden seçildi

    Hasan Tahsin Gökcan AYM Başkanvekilliği’ne yeniden seçildi


    Mevcut başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan’ın dört yıllık görev süresinin dolması nedeniyle başkanvekilliği için Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca seçim yapıldı.

    Seçim sonucunda, Hasan Tahsin Gökcan, Anayasa Mahkemesi Başkanvekilliği’ne yeniden getirildi.

    HASAN TAHSİN GÖKCAN KİMDİR?

    Çorum’un İskilip ilçesinde 1965’te doğan Gökcan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra Ankara hakim adayı olarak mesleğe başladı.

    Sırasıyla Fındıklı, Tuzluca, Bozüyük hakimliği ve Yargıtay tetkik hakimliği görevlerinde bulunan Gökcan, 2011’de Yargıtay üyeliğine seçildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM’nin KHK ile kapatılan kurumlarda Hazine’ye verilen yetki için kararına Başkan Zühtü Arslan’dan muhalefet

    AYM’nin KHK ile kapatılan kurumlarda Hazine’ye verilen yetki için kararına Başkan Zühtü Arslan’dan muhalefet


    Anayasa Mahkemesi (AYM), olağanüstü hal (OHAL) döneminde Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) kapatılan kurumların mal varlıklarının Hazine’ye devrini düzenleyen kanun maddesinin Anayasa’ya uygun olduğuna hükmetti.

    AYM Başkanı Zühtü Arslan, karara muhalif kalarak, “Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün devredilen mal varlıklarının herhangi bir suçla bağlantılı olmadığı yönündeki iddiaları inceletme yönünden… öngörülen idari ve yargısal yolu, yeterli güvenceleri sağladığını söylemek zordur” dedi.

    CHP’DEN AYM’YE BAŞVURU

    CHP, Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’daki bazı hükümlerin iptali istemiyle AYM başvurmuştu. AYM, başvuruyu karara bağladı ve karar bugün Resmi Gazete’de yayınlandı.

    Kanunun ‘Kamu Personeline İlişkin Tedbirler’ başlığı altında, “terör örgütlerine, devletin güvenliğine karşı yapı, oluşum ve gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kamu personelinin, kamu görevinden hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılması” düzenleniyordu. AYM, kanundaki “üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti ve düzenlemedeki bu hükmü oybirliğiyle iptal etti.

    “PASAPORTLARINA EL KONULMASI ANAYASA’YA AYKIRI”

    Kanundaki ilgili hükme göre görevine son verilenlerin görev yaptıkları teşkilata yeniden dönememesini, özel güvenlik şirketlerinde yönetici olamamalarını, kamu görevindeyken kullandıkları hükümleri kullanamamasını ve kamu hizmetlerinde istihdam edilememesini düzenleyen hükümleri ise AYM, oybirliği Anayasa’ya ile uygun buldu. Bu kişilerin pasaportlarına el konulmasını düzenleyen cümlelerin ise Anayasa’ya aykırı olduğu değerlendirilerek iptaline karar verildi.

    AYM, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan, istifa eden veya başka bir sebeple ayrılanlardan emeklilik hakları ve rütbelerinin alınmasını düzenleyen maddedeki “üyeliği, mensubiyeti veya” ifadesi de Anayasa’ya aykırı bulurken bu kişilerin pasaportlarının iptalini düzenleyen cümledeki “ilgili pasaport birimlerince pasaportları” ifadesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti.

    AYM, kanunda, KHK ile kapatılan kurum ve kuruluşların mal varlığının Hazine’ye bedelsiz verilmesini düzenleyen maddedeki “her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak” ifadesinin ve “Bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazine’den bir hak ve talepte bulunulamaz” cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna oybirliği ile karar verdi. Söz konusu fıkradaki, “Devre ilişkin işlemler, ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir” cümlesinin Anayasa’ya uygun olduğuna oybirliği ile karar verilirken bu karara AYM Başkanı Zühtü Arslan, Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan ve üyeler Engin Yıldırım, Emin Kuz, Yusuf Şevki Hakyemez muhalif kaldı.

    AYM Başkanı Arslan, muhalefet şerhinde, iptal edilmeyen “Devre ilişkin işlemler, ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir” cümlesinin mülkiyet hakkına müdahaleye yönelik ölçüyü aştığını bildirerek, “Bunun yanında, Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün devredilen mal varlıklarının herhangi bir suçla bağlantılı olmadığı yönündeki iddiaları inceletme yönünden… öngörülen idari ve yargısal yolu, yeterli güvenceleri sağladığını söylemek zordur” dedi.

     

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bloke kaldırılmıştı: HDP’den AYM kararı sonrası açıklama

    Bloke kaldırılmıştı: HDP’den AYM kararı sonrası açıklama


    HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, HDP’nin kapatılması istemli davada partinin Hazine yardımı hesabına bloke konulduğunu anımsattı.

    Anayasa Mahkemesinin, söz konusu kararı kaldırdığını ifade eden Gergerlioğlu, “Olumlu bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

    Bursaspor-Amed Sportif Faaliyetler maçı ve sonrasında yaşanan olaylara ilişkin cezaları da yetersiz bulduğunu belirten Gergerlioğlu, şunları kaydetti:

    “Çok daha ağır cezalar verilmesi gerekiyordu. İnsanlar orada ölebilirdi. Şiddet içeren fiillere izin verilmemeli. Yargı da yanlı bir taraf ve tavır alıyorsa, birinin yaptığı şiddeti cezalandırıp öbürüne göz yumuyorsa bunlar kabul edilecek hadiseler değil. Adalet sağlanırsa, yeşil sahalardaki şiddet biter.”

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM’nin HDP kararında kim ne oy verdi? Erdoğan’ın atadığı Fidan ve İnce’nin oyu yetmedi

    AYM’nin HDP kararında kim ne oy verdi? Erdoğan’ın atadığı Fidan ve İnce’nin oyu yetmedi


    Anayasa Mahkemesi (AYM), HDP’ye açılan kapatma davası sürecinde partinin aldığı hazine yardımının durdurulmasına ilişkin kararın iptali başvurusunu görüştü.

    Yüksek mahkeme, oy çokluğuyla HDP’nin Hazine Yardımı ödenen hesaplarına geçici bloke konulmasına dair kararı kaldırdı.

    TARTIŞMALI İSİMLER KARŞI OY KULLANDI

    Gerçek Gündem’in edindiği bilgilere göre; Hazine yardımının durdurulmasına iptaline yönelik karar 8’e karşı 7 oyla çıktı. AYM Başkanı Zühtü Arslan, Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan gibi mahkeme üyeleri iptal yönünde oy kullanırken; mahkemenin tartışmalı isimleri İrfan Fidan ve Muhterem İnce’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi Hazine yardımının durdurulması yönünde oy verdi.

    HDP’ye Hazine yardımının kesilmesi yönünde oy kullanan üyeler şöyle:

    Kadir Özkaya, Muammer Topal, Recai Akyel, Basri Bağcı, İrfan Fidan, Kenan Yaşar, Muhterem İnce.

    FİDAN VE İNCE TARTIŞMASI

    İrfan Fidan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıyken, Yargıtay’da görevlendirilmiş, tek dosyaya dahi bakmadan Anayasa Mahkemesi Üyeliğine seçilmişti. Muhalefet Fidan’ın bu göreve getirilmesine büyük tepki göstermişti. İrfan Fidan, birçok tartışmalı davada da imza sahibi bir isim.

    Muhterem İnce de İçişleri Bakan Yardımcılığı görevini yürütürken önce Sayıştay’da görevlendirildi hemen ardından da AYM’ye üye yapıldı.

    Her iki isim de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atandı.

    Erdoğan döneminde AYM’ye atanan isimlerin çoğunun HDP aleyhine oy vermesi dikkat çekti.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***