Etiket: Alzheimer hastalığı

  • ABD 18 yıl sonra ilk kez bir Alzheimer ilacına onay verdi

    ABD 18 yıl sonra ilk kez bir Alzheimer ilacına onay verdi


    Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 20 yıl sonra ilk kez Alzheimer hastalığına karşı geliştirilen ‘tartışmalı’ bir ilaca onay verildi.

    ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) yapılan yazılı açıklamaya göre, deney aşamasında olan ve Biogen firması tarafından geliştirilen Aduhelm (aducanumab) isimli Alzheimer ilacının, erken safhalar için kullanımına izin çıktı. Açıklamada, beyindeki amiloid beta plakları azalttığı söylenen ilacın, ilk kez hastalığın kaynağını hedef alan bir tedavi yöntemi olduğu belirtildi.

    Söz konusu ilaç, Alzheimer hastalığının ilk safhalarında görünen hafif bilişsel bozuklukların ilerlemesini yavaşlatıyor. Uzmanlar, ilacın amacının hastalığın semptomlarını hafifletmekten ziyade ilerleyişini yavaşlatmak olduğunu vurguluyor.

    Bilim insanları ilacın etkinliği için “yeterli delil yok” demişti

    Söz konusu onay bilim insanları arasında tartışmaları da beraberinde getirdi. Bilim camiasında FDA’nın kararına temkinli yaklaşanlar da var.

    Biogen’in kullanım onayı için yaptığı başvuruyu inceleyen bağımsız heyet, aducanumabın etkinliğine ilişkin verilerin yetersiz olduğunu raporlamıştı.

    Alzheimer tedavisi için onaylanan tüm ilaçlar hastalığı engellemek yerine semptomlarının hafiflemesini sağlıyor. Dünya genelinde en az 50 milyondan fazla kişinin Alzheimer hastası olduğu tahmin ediliyor, sağlık problemi genelde 65 yaştan itibaren başlıyor.

  • Tip-1 diyabet hastalarında demans görülme olasılığı 6 kat fazla olabilir | Araştırma

    Tip-1 diyabet hastalarında demans görülme olasılığı 6 kat fazla olabilir | Araştırma


    Yeni yapılan bir araştırmaya göre Tip 1 diyabet, alzheimer hastalığı riskini altı kat artırabiliyor.

    Bilim insanları, kan şekerinin iyi kontrol edilmesinin, yıkıcı zihinsel bozukluğa karşı koruduğunu belirtiyor. Hem yüksek hem de düşük seviyeler için hastaneye yatırılan yaşlı hastalarda, demans (bunama) geliştirme olasılığı altı kattan fazla.

    Neurology dergisinde yayımlanan yeni araştırmanın sonuçları, obeziteyle bağlantılı olmayan Tip 1 diyabetli yaklaşık 3 bin yaşlı insan üzerinde yapılan araştırmaya dayanıyor.

    “Diyabet hastaları için hem aşırı yüksek hem de düşük kan şekeri seviyeleri (hiperglisemi – hipoglisemi) acil durumlardır ve her iki aşırılıktan da büyük ölçüde kaçınılabilir.” diyen California Üniversitesi’nden epidemioloji Profesörü Rachel Whitmer, “Ancak, ortaya çıktıklarında komaya, artan oranda hastaneye yatışa ve hatta ölüme yol açabilirler.” uyarısında bulunuyor.

    “Diyabet, beyne giden kan akışını azaltarak demansa zemin hazırlıyor”

    Halk arasında şeker hastalığı olarak da isimlendirilen diyabet, beyne giden kan akışını azaltarak demans (bunama) için bir risk faktörü olarak kabul ediliyor.

    Uzmanlar, basit yaşam tarzı değişiklikleriyle vakaların üçte birinin önlenebileceğini ifade ediyor.

    Prof. Whitmer, “Tip 1 diyabetli insanlar eskiye nazaran daha uzun yaşıyor ve bu da onları bunama gibi durumlar için risk altına sokabiliyor.” diyor ve ekliyor:

    “Kan şekeri seviyelerini kontrol ederek demans (bunama) riskini potansiyel olarak azaltabilirsek, bunun bireyler ve genel olarak halk sağlığı için yararlı etkileri olabilir.”

    İnsülin hormonlarının eksikliği sonucu ortaya çıkan Tip 1 diyabet kısaca, pankreasın yeterince glikozu kontrol eden hormon insülini üretemediği kronik bir durum olarak tanımlanıyor ve genellikle çocukluk ve dönemlerinde başlıyor.

    Bundan dolayı “Juvenil diyabet” olarak da isimlendiriliyor. Bir diğer deyişle, Tip 1 diyabeti olan kişilerde pankreas yeterli insülin üretemiyor. İnsülin eksikliği nedeniyle dolaşımdaki şeker hücre içine giremez ve enerjiye dönüştürülemez. Dolaşımdaki şekerin hücre içine girememesi kan şekerinin yükselmesine ve böbreklerden süzülerek idrarla atılmasına neden olur.

    Ortalama yaşı 56 olan 2 bin 821 katılımcı yedi yıl boyunca izlendi

    Yapılan araştırma, sırasıyla hastane acil durumları, hiperglisemi ve hipoglisemi ile sonuçlanan yüksek veya düşük kan şekeri vakalarını analiz etti. Buna göre sonraki bilinç kaybına, önceki ise kardiyovasküler hastalıklara ve körlüğe yol açabilir.

    Sonuçlar, her iki komplikasyon için bir noktada kabul edilen katılımcıların, yıllar sonra demans geliştirme olasılığının altı kat daha fazla olduğunu gösterdi.

    Yine ortaya konan sonuca göre aşırılıklardan (aşırı yüksek, aşırı düşük kan şekeri seviyesi) sadece birine maruz kalanlar Alzheimer’a daha yatkın.

    Araştırmacılar, ortalama yaşı 56 olan 2 bin 821 katılımcıyı yedi yıl boyunca izledi.

    Bunlardan 335’inin (yüzde 12 hiperglisemi) ve 398’inin (yüzde 14 hipoglisemi) düşük ve şiddetli yüksek kan şekeri ve 87’si (yüzde 3) her iki duruma haiz bir geçmişe sahipti.

    Bilim insanları araştırma sırasında, hastaların yüzde beşinde (153) bunama vakası teşhis etti. Yani ortalama 6.9 yıllık takip süresi boyunca 153 kişide (yüzde 5.4) demans gelişti.

    Risk, sırasıyla yüksek veya düşük kan şekeri olayları olanlarda ikiye katlanarak yüzde 75 artış gösterdi.

    Yaş, cinsiyet ve etnisite belirlendikten sonra risk, her ikisini de deneyimleyenler için, herhangi birini deneyimlemeyen akranlarına kıyasla altı kattan fazla arttı.

    Araştırmada, ‘tamamen düzeltilmiş modellemede, hipoglisemik durumu olan bireyler, hipoglisemik durumu olmayanlara göre yüzde 66 daha fazla demans riskine sahip’ sonucuna varıldı. (HR=1.66; 95% CI: 1.09, 2.53),

    Diğer yandan ‘hiperglisemik durumu olanlar hiperglisemik durumu olmayanlara göre 2 kat daha fazla riske sahip’ şeklinde değerlendirildi. (HR=2.11; 95% CI: 1.24, 3.59)

    “Hipoglisemisi hem de hiperglisemisi olanlar 6 kat fazla demans riskine sahip”

    Araştırmada şu ifadeler yer aldı: “Hem şiddetli hipoglisemisi hem de hiperglisemisi olan bireyler, ikisi de olmayanlara kıyasla 6 kat daha fazla demans riskine sahip.” (HR=6.20; %95 GA: 3.02, 12.70).

    Whitmer, “Bulgularımız, şiddetli glisemik vakalara maruz kalmanın beyin sağlığı üzerinde uzun vadeli sonuçları olabileceğini ve diyabetli kişilerin yaşamları boyunca ciddi glisemik olaylardan kaçınmaları için ilave motivasyon olarak düşünülmesi gerektiğini göstermektedir.” diye konuştu.

    Katılımcıların yalnızca teşhis konmuşsa bunama olarak sayıldığına dikkat çeken Whitmer, “Pek çok vaka teşhis edilmez, bu da risklerin daha da yüksek olabileceğini düşündürüyor.” uyarısında bulundu.

    Glisemik vakalar, sağlıksız diyet ve egzersiz eksikliğinden kaynaklanan ve sıklıkla Tip 2 formunda ortaya çıkan bir durumdur.

    Araştırma, ABD’li Prof Rachel A. Whitmer liderliğinde Paola Gilsanz, Charles P. Quesenberry, Andrew J. Karter, View ORCID ProfileMary E. Lacy tarafından 7 yıl süreyle gerçekleştirildi.