Etiket: Almanya ekonomisi

  • Almanya, Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi oldu

    Almanya, Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi oldu


    Perşembe günü açıklanan resmi verilere göre, bir zamanlar dünyanın en büyük ekonomisi olacağı tahmin edilen Japonya, geçen yıl Almanya’nın gerisine düşerek dördüncü sıraya geriledi.

    REKLAM

    Rapora göre Hindistan’ın bu on yıl içinde hem Japonya hem de Almanya’yı geride bırakması bekleniyor.

    Resmi verilere göre Japonya’nın 2023 yılı gayrisafi yurtiçi hasılası dolar bazında yüzde 1,9 büyümesine rağmen 4,2 trilyon dolar olurken, Almanya’nın 4,5 trilyon dolar oldu.

    Ekonomistlere göre pozisyonlardaki değişim, 2023 yılında yüzde 0,3 daralan Alman ekonomisinin Japonya’dan daha iyi performans göstermesinden ziyade, Japon para birimi yenin dolar karşısındaki keskin düşüşünü yansıtıyor.

    Japon para birimi ABD para birimi karşısında 2022 ve 2023 yıllarında neredeyse beşte bir oranında, geçen yıl ise yaklaşık yüzde yedi oranında değer kaybetti.

    Bunun nedeni kısmen, yükselen enflasyonla mücadele etmek için borçlanma maliyetlerini artıran diğer büyük merkez bankalarının aksine, Japonya Merkez Bankası’nın fiyatları artırmak amacıyla negatif faiz oranlarını sürdürmesiydi.

    Almanya’nın büyük ölçüde ihracata bağımlı üreticileri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yükselen enerji fiyatlarından özellikle olumsuz etkilendi.

    Avrupa’nın en büyük ekonomisi, Avrupa Merkez Bankası’nın Euro Bölgesi’nde faiz oranlarını yükseltmesinin yanı sıra bütçe konusundaki belirsizlik ve kalifiye işgücündeki kronik sıkıntılar nedeniyle de sekteye uğradı.

    Japonya’nın azalan nüfusu

    Her ne kadar zayıf yen ihracatı daha ucuz hale getirse de Toyota gibi büyük firmaların Çin gibi kilit pazarlardaki zayıflığı dengelemesine yardımcı oldu.

    Ancak Japonya, nüfusunun azalması ve doğum oranlarının düşük kalması nedeniyle işçi açığı konusunda Almanya’dan daha fazla sıkıntı çekiyor ve ekonomistler iki ekonomi arasındaki farkın açılacağını öngörüyor.

    Perşembe günü açıklanan veriler Japonya ekonomisinin 2023’ün son üç ayında bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 oranında küçüldüğünü ve yüzde 0,2’lik büyüme beklentisinin altında kaldığını gösterdi.

    Üçüncü çeyrek büyümesi de aşağı yönlü revize edilerek negatif yüzde 0,8 olarak açıklandı ve bu da Japonya’nın 2023’ün ikinci yarısında teknik resesyonda olduğu anlamına geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya yıl sonunda Rus petrolüne bağımlılığı bitirmeyi hedefliyor

    Almanya yıl sonunda Rus petrolüne bağımlılığı bitirmeyi hedefliyor


    Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanı Robert Habeck, ülkesinin bu yılın sonuna kadar Rus petrolünden bağımsız hale gelmeyi hedeflediğini açıkladı.

    Bakan Habeck, Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung gazetesine verdiği röportajda, Alman hükümetinin enerjide Rusya’ya bağımlılığı ortadan kaldırmak için yoğun çalışmalar yaptığını belirtti.

    Bu yılın sonuna kadar Rus petrolünden bağımsız hale gelmeyi hedeflediklerini ifade eden Habeck, “Her gün, hatta her saat, Rusya’dan ithalata veda ediyoruz. Sonbahara kadar Rus kömüründen tamamen vazgeçmeyi planlıyoruz. Yıl sonuna kadar neredeyse Rus petrolünden bağımsız hale gelebiliriz. Ancak en zoru Rus gazını reddetmek.” dedi.

    Robert Habeck, Avrupa Birliği tarafından Rusya’dan enerji ithalatının tamamen yasaklanmasına karşı olduğunu, bunun gelecek kış arz kıtlığına yol açacağını ve enflasyonu artıracağını ifade etti.

    Yakında önemli sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatçıları Norveç ve Katar başta olmak üzere LNG ve hidrojen üreten ülkeleri ziyaret edeceğini bildiren Habeck, kısa vadede LNG, orta vadede ise hidrojen ithalat seçeneklerini genişleteceklerini belirtti.

    Rus doğal gazına bağımlılığı azaltmak için Almanya’da inşa edilecek iki LNG terminalinin 2 yıl içinde faaliyete geçmesi bekleniyor. Terminaller Brunsbüttel ve Wilhelmshaven kentlerinde inşa edilecek.

    Almanya, ihtiyacı olan doğal gazın yüzde 55’ini, ham petrolün yüzde 35’ini ve kömürün yüzde 45’ini Rusya’dan alıyor.

    Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığı verilerine göre, Rusya’nın Ukrayna’nın özerk yönetimi olan Kırım’ı yasa dışı ilhakından (2014) bu yana Almanya, Rusya’dan 170 milyar avroluk enerji ithalatı (doğal gaz, kömür ve petrol) yaptı.

    Rusya, Ukrayna’ya askeri müdahalesi nedeniyle ağır bir yaptırım dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Batı ülkeleri, Rusya’ya ağır ekonomik bedeller ödetmek için özellikle finans alanında çok sayıda yaptırımı yürürlüğe koydu. Bu yaptırımlardan dolayı Batılı şirketler için Rusya’da faaliyet göstermek giderek daha zor hale geldi.

    ABD ve İngiltere, 8 Mart’ta Rusya’dan petrol ithalatını durduracaklarını açıkladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da enflasyon aralık ayında yaklaşık son 30 yılın zirvesini gördü

    Almanya’da enflasyon aralık ayında yaklaşık son 30 yılın zirvesini gördü


    Almanya’da Kasım 2021’de yüzde 5,2 olan yıllık enflasyon, enerji fiyatları ve salgının etkisiyle Aralık 2021’de yüzde 5,3’e çıkarak, yaklaşık son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

    Almanya Federal İstatistik Ofisi’nin (Destatis) açıkladığı verilere göre, Kasım 2021’de yüzde 5,2 olan yıllık enflasyon, Aralık 2021’de piyasa beklentilerinin üstünde gerçekleşerek yüzde 5,3 oldu. Bu da Haziran 1992’den (yüzde 6,2) beri en yüksek enflasyon oranı olarak kayıtlara geçti.

    Enflasyona ilişkin beklenti kasımda yüzde 5,1’e inmesi yönündeydi.

    Ülkede enflasyon, aylık bazda ise yüzde 0,5 yükseldi.

    Enerji fiyatlarının yıllık bazda yüzde 18,3 artması dikkati çekerken yıllık artış gıda fiyatlarında yüzde 6 ve hizmetlerde yüzde 3,1 oldu.

    Almanya’da AB uyumlu öncü TÜFE, aralıkta bir önceki aya göre yüzde 0,3, yıllık yüzde 5,7 yükseldi.

    Destatis, 2021’de enflasyonun ortalama yüzde 3,1’e çıkarak 1993’ten beri en yüksek seviyesine ulaştığını da bildirdi.

    Bu arada, Covid-19 salgını öncesi 2019’da enflasyon yüzde 1,4 ve salgının ilk yılı 2020’de ise yüzde 0,5 olarak kayıtlara geçmişti.

    Uzmanlar, ülkede yıllık enflasyonun son 6 aydır yüksek kalmasında; KDV indirimlerinin sona ermesi, tedarik dar boğazları, ham madde ve enerji fiyatlarının artmasının etkili olduğunu belirtti.

    Analistler, fiyatların karşılaştırılmasında baz etkisi sona erdiği için gelecek aylarda Almanya’daki enflasyonun düşmesini bekliyor.

    Alman hükümetine ekonomik danışmanlık yapan Ekonomi Bilirkişi Kurulu (SVR), ortalama enflasyonun bu yıl yüzde 3,1, gelecek yıl yüzde 2,6 olarak gerçekleşmesini bekliyor.

    ING Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin değerlendirmesinde, 2021’de Almanya’da 1990’ların başından bu yana en yüksek enflasyon artışı görüldüğünü belirterek, “Bugünkü enflasyon rakamları, enflasyon oranlarında artışın zirvesini işaret ediyor. Ancak enflasyonun buradan düz bir çizgide aşağı inmesi pek mümkün değil.” ifadesini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da partiler saatlik 12 euro asgari ücret konusunda anlaştı

    Almanya’da partiler saatlik 12 euro asgari ücret konusunda anlaştı


    Almanya’da yeni koalisyon hükümetini kurmak için görüşmelerini sürdüren Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve Liberallerin üzerinde uzlaştığı anlaşmaya göre yeni vergi artışına gidilmeyecek, ülkede saatlik asgari ücret de 12 euroya çıkarılacak.

    Parti temsilcilerinin ön görüşmelerde üzerinde anlaştığı maddelerin partilerin karar organları tarafından da onaylanması gerekecek.

    Yeşiller Eş Başkanı Annalena Baerbock, Hür Demokratik Parti Lideri Christian Lindner ve SPD Genel Başkanı Olaf Schulz cuma günü yaptıkları açıklamada “sürdürülebilir bir koalisyon anlaşmasına varılabileceğine ikna olduklarını” söylemişti.

    Partilerin üzerinde uzlaştığı 12 sayfalık anlaşma metninde asgari ücretin saatlik 12 euroya çıkarılmasının yanı sıra, kömür santrallerinin 2030 yılına kadar kapatılması, yenilenebilir enerjiye geçiş dönemi için elektrik faturalarına eklenen ek vergilerin düşürülmesi, işsizlik parası olarak bilinen Hartz IV sistemi yerine ‘vatandaşlık parası’ verilmesi gibi maddeler içeriyor.

    İş dünyası asgari ücretin 12 euroya çıkarılmasına karşı

    Almanya’da İşverenler Birliği Başkanı Rainer Dulger, asgari ücretin saatlik 12 euroya çıkarılmasının ‘çok tehlikeli’ olduğunu belirterek, bunun toplu iş sözleşmelerine ilişkin müzakereler üzerinde olumsuz etkisi olacağını söyledi.

    Dulger, Funke gazetesine yaptığı açıklamada, 12 euroluk asgari ücret uygulamasının ekonomide öngörülemez zararlar doğurabileceğini ve bu durumun özellikle kalifiye olmayan çalışanlar için piyasa koşullarını zorlaştıracağı uyarısında bulundu.

    Saatlik 12 euro asgari ücret uygulaması Sosyal Demokrat Parti’nin ön koşullarından biriydi. Hür Demokratlar ise karşı çıkıyordu.

    Partilerin üzerinde uzlaştığı diğer maddeler şöyle:

    • Emeklilik sistemi güçlendirilecek.
    • Otobanlarda hız limiti olmayacak.
    • Devlet yeni bir borçlanma yapmayacak.
    • Vergi artışı olmayacak.
    • Bundestag ve Avrupa Parlamentosu milletvekilleri için seçilme yaşı 16’a düşecek.
    • Her yıl 400 bin yeni ev yapılacak. Bunun dörtte biri devlet tarafından sübvanse edilecek.

    Almanya’da hükümet kurulması için yapılan bu ön anlaşma büyük önem taşıyor fakat yine de koalisyonun oluşturulması haftalar sürebilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Araştırma: Avrupalılar artık AB’nin lokomotifi Almanya’nın ‘yıldızının söndüğünü’ düşünüyor

    Araştırma: Avrupalılar artık AB’nin lokomotifi Almanya’nın ‘yıldızının söndüğünü’ düşünüyor


    Avrupa’da yapılan bir anket yaşlı kıtada yaşayanların önemli bir kısmının, AB’nin lokomotifi olarak bilinen “Almanya’nın yıldızının artık söndüğü” inancını taşıdığını ortaya koydu.

    Düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi tarafından AB üyesi 12 ülkede düzenlenen bir anket, Angela Merkel’in başbakanlığı bırakacağı Almanya’nın geleceği için hem bu ülke hem de AB vatandaşlarının nabzını tuttu.

    Buna göre, AB vatandaşlarının yüzde 34’ü, Almanya için artık parlak günlerin geride kaldığı görüşünde.

    Araştırmanın diğer bir ilginç sonucu ise Almanların kendilerinin de, ülkenin potansiyeliyle ilgili artık kötümser düşüncelere kapılmaları. Almanların yüzde 52’si, ülkelerinin artık AB içinde önemli bir güç olmadığı görüşünü taşıyor.

    Avusturya, Macaristan, Polonya, İtalya, Hollanda, Fransa, Bulgaristan ve Danimarka’nın da içinde olduğu 8 ülkedeki vatandaşlar Almanya’nın artık eski gücünden çok uzak olduğu inancında.

    İspanyollar ise Almanya’nın şu an “altın dönemini” yaşadığını düşünüyor.

    Merkel olmadan Almanya, AB’de liderlik vasfını kaybedecek mi?

    Düşünce kuruluşu bu anket ile birlikte yayımladığı değerlendirmede, Angela Merkel’in Başbakanlık görevinden ayrılmasıyla birlikte, yeni hükümetin inandırıcı ve güven verici stratejiler ortaya koyamaması halinde Almanya’nın AB içindeki liderlik vasfının da zayıflama eğilimi göstereceği yorumunu yaptı.

    Araştırma sonucu olarak özetle şu görüşlere yer verildi: “Pek çok Avrupalı, Almanya’nın yıldızının sönmekte olduğuna inanıyorsa, bu onların Berlin’e olan güvenini sarsabilir. Bu kişilerin, Merkel’in Almanya’sına yönelik olumlu tutumları, Avrupa’daki zorlu ekonomik koşullara rağmen, son yirmi yılda bu ülkenin istikrarlı ekonomik büyümesi ve düşük işsizlik oranı yüzünden gerçekleşti.”

    Araştırmaya göre Almanlar, ülkelerinin AB içinde önemli konularda liderlik konumunu sürdürmesi konusunda ciddi tereddüt yaşıyor.

    Bununla birlikte Almanların üçte birinden fazlası, demokrasi ve insan hakları alanında ülkelerin liderlik vasfını sürdüreceğine inanıyor.

    Milliyetçi akımlar Almanya için tehdit olacak mı ?

    Ankete göre, Avrupalıların yüzde 37’si, Almanların ise yüzde 31’i ekonomi alanında Berlin’in güçlü performans sürdüreceği düşünürken, yine Avrupalıların yüzde 29’u, Almanların ise yüzde 21’i Berlin’in savunma ve güvenlik politikalarında hala güçlü görüyor.

    Bununla birlikte Almanların çoğunluğu ülkenin yeniden milliyetçi akımların istilasına uğramayacağını düşünürken, bu konunun ciddi bir risk olduğu korkusunu yaşayanların sadece yüzde 19 oranında olduğu ortaya çıktı.

    Avrupa’daki diğer 11 ülkede ise Almanya’da milliyetçiliğin zemin kazanacağını düşünenlerin oranı ise yüzde 27.

    AB vatandaşları Merkel’i Avrupa Başkanı olarak görmek istiyor

    Aynı ankette “Bir Avrupa başkanlığı seçimi olsaydı ve adaylar sadece Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Angela Merkel olsaydı, hangisine oy verirdiniz?” sorusu yöneltildi.

    Fransa dahil olmak üzere 12 ülkenin 11’inde ankete katılanların çoğunluğu tercihini Merkel’den yana kullandı. Sadece Bulgaristan’da “Merkel” ve “Macron” yanıtları yüzde 31 ile eşit kaldı.

    Merkel en fazla ilgiyi sırasıyla yüzde 58 ile Hollanda, yüzde 57 ile İspanya, yüzde 52 ile Portekiz, yüzde 46 ile Danimarka, yüzde 44 ile Macaristan’da gördü. Bu ülkelerde Macron’u tercih edeceklerin oranı yüzde 20 civarında kaldı. Almanya’da katılımcıların yüzde 42’si “Merkel”, yüzde 27’si “Macron” yanıtını verdi.

    Fransa’da ise Merkel tercihleri Macron’u geçti. Fransa’da ankete katılanların yüzde 32’si “Merkel” tercihini kullanırken, yüzde 26 Macron’u seçti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Soylu: Ekonomi öyle bir atağa kalkacak ki, Almanya’sı, Fransa’sı, ABD’si çatlayacak patlayacak

    Soylu: Ekonomi öyle bir atağa kalkacak ki, Almanya’sı, Fransa’sı, ABD’si çatlayacak patlayacak


    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, temmuz ayından itibaren Türkiye ekonomisinin atağa kalkacağını belirterek, “Öyle bir sıçrayacak ve büyüyecek ki etrafımızdaki Almanya’sı, Fransa’sı, İngiltere’si, İtalya’sı ve hele o her şeye burnunu sokan ABD’si de çatlayacak, patlayacak.” dedi.

    Soylu, Sinanpaşa ilçesi Güney beldesinde düzenlenen mitingde, beldede yarın yapılacak seçimde, AK Parti’nin adayı Erol Karabacak’a başarı diledi, destek istedi.

    Türkiye’nin her köşesinde huzur ve güven ortamının yaşandığına dikkati çeken Soylu, bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu destekle ve iradeyle gerçekleştiğini vurguladı.

    “Önümüzde güzel günler geliyor”

    Soylu, ülke olarak zor dönemden geçildiğine, Covid-19 ile mücadele sürecinde insanların yakınlarını kaybettiğine işaret ederek, şöyle konuştu:

    “Bir musibetten, salgınla ve hastalıkla karşı karşıya kaldık. Onu da atlatıyoruz ama sizin sabrınız, vakarınız ve metanetiniz sayesinde. Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde sokak olayları oldu, insanlar nümayiş yaptı ama Anadolu’nun bu asil ve güzel insanı, devleti ne dediyse yaptı. Uyumla, anlaşarak… Allah razı olsun, salgının atlatılmasında büyük fedakarlık yaptı. Anneler, öğretmenler, çocuklar, muhtarlar, esnaflar, iş insanları, çiftçiler herkes…. Dünyada maske korsanlığı yapıldı. Büyük ülkeler birbirlerinin maskelerini çaldı. Marketleri talan ettiler. Burada böyle bir şey olmadı. Bu, milletin asaletindendir. Bu, birbirine olan saygısından, sevgisindendir. Önümüzde güzel günler geliyor, hep birlikte sabrettik, inşallah bu salgını hep beraber azalttık. İnşallah salgını tamamen ortadan kaldırma konusunda aşılar da peyderpey geliyor. Size bir şey söyleyeyim, başkaları çok çatlayacak, kıskanacaklar. Görecekseniz temmuz ayından itibaren ülkemin ekonomisi öyle bir atağa kalkacak, öyle bir sıçrayacak ve büyüyecek ki etrafımızdaki Almanya’sı, Fransa’sı, İngiltere’si, İtalya’sı ve hele o her şeye burnunu sokan ABD’si de çatlayacak, patlayacak.”

    “Ülkemin büyümesini ve zenginleşmesini istemeyenleri 50 gramlık oy pusulasıyla yendiniz”

    Türkiye’nin 19 yıldır yönetiminde dünyayı, ülkesini ve milletini bilen, güçlü bir liderin olduğunu vurgulayan Soylu, şöyle devam etti:

    “Bu ülkenin başına çok dertler, sıkıntılar getirdiler. Yarın kullanacağınız oyu değersizleştirmek için, ‘siz kimsiniz de bu ülkeyi yöneteceksiniz’. ‘Halksınız, istediğimiz gibi değilsiniz, sizi beğenmiyoruz’ diyenlere Allah’a hamdolsun 50 gramlık oy pusulasıyla ders veriyorsunuz. 1960 darbesini, 1971 muhtırasını ve 1980 darbesini onunla yendiniz. 28 Şubat’ta inancımıza, kıyafetimize ve kimliğimize bulaşanları onla yendiniz. AK Parti kapatma davasında ayakta dimdik durdunuz. Korktular, ürktüler, sindiler, adım atamadılar. Sizin 50 gramlık oy pusulanız yendi. Güya çevreciymişler, Gezi olaylarını başlatıp Türkiye’nin faizi 4,5 iken ülkeyi daha fazla maliyetle karşı karşıya bırakması, bu ülkenin insanı huzur bulmasın, büyümesin ve zenginleşmesin güçlenmesin, büyük ve güçlü Türkiye olmasını, ülkemin büyümesini ve zenginleşmesini istemeyenleri 50 gramlık oy pusulasıyla yendiniz.”

    “Türkiye’de 15-20 bin civarında olan terörist sayısı 250’ye kadar düştü”

    Soylu, ülkede yürütülen terörle mücadeledeki başarıya dikkati çekerek, şunları kaydetti:

    “Buraya gelirken Jandarma Genel Komutanı aradı, Van Başkale’de 3 terörist daha gitti. Üreteceğiz, çocuklarımız okuyacak, meslek sahibi olacak. Ülkemizin her tarafında turist olacak. İnsanlar, topraklarını sürecek. Her şey olacak. Onlar da ürkütecekler, tehdit edecekler. Annelerin çocuklarını dağa götürecekler. 9 yaşındaki hafız olan çocukları annelerinden kopartıp dağa getirmişler. Bunun hesabını sormazsak bu dünyada da öteki dünyada da boynumuz bükük kalır. Nasıl Diyarbakır anneleri HDP’yi pes ettirdi. Onlar anaların yüreğinin ne olduğunu bilmiyorlar. Türkiye’de 15-20 bin civarında olan terörist sayısı 250’ye kadar düştü. Daha da düşecek. Terör örgütüne 1 yılda 5 bin 500 kişi katılıyordu. Şimdi 6 ay geçti, 4’ü yurt dışından 15 kişi. Hep beraber bunu sıfırlayacağız. Güzel Türkiye’mizin her tarafı huzur içerisinde oluyor.”

    İstikrar, güçlü liderlik ve hükümet anlayışıyla önemli başarılar elde edildiğini anlatan Soylu, “Şimdi Irak’ın kuzeyinde Hakurk’ta, Asiyan’da, Metina’da ve Zap’tayız. Ay yıldızlı bayrağımızla teröre aman vermiyoruz.” diye konuştu.

    “Uyuşturucudan şu anda içeride 88 bin kişi var”

    Soylu, uyuşturucuyla da güçlü şekilde mücadele ettiklerini belirterek, Cumhuriyet tarihinin en büyük yakalamalarını gerçekleştirdiklerini anımsattı.

    Çocukları zehirlemelerine müsaade etmeyeceklerinin ve uyuşturucuyla mücadelede aman vermeyeceklerinin altını çizen Soylu, “Uyuşturucudan şu anda içeride 88 bin kişi var. Büyük mücadele yapıyoruz. Her hafta 3 bin 500-4 bin kişiyi gözaltına alıyoruz. İçeridekilerin önemli bir bölümü satıcı. Çocuklarımıza musallat olmasın diye onları piyasadan itiyoruz. Ama birileri rahatsız oluyor.” ifadelerini kullandı.

  • IMF, Almanya’yı ‘mükemmel’ Covid-19 krizi yönetimi için övdü; ekonomik riskler konusunda uyardı

    IMF, Almanya’yı ‘mükemmel’ Covid-19 krizi yönetimi için övdü; ekonomik riskler konusunda uyardı


    Uluslararası Para Fonu (IMF) Almanya’nın Covid-19 salgınıyla mücadele etmek için alım gücünü “eşi görülmemiş” destek önlemleriyle “mükemmel bir şekilde kullandığını” açıkladı. Berlin’i teyakkuzda olmaya da çağıran para fonu, ekonomideki büyüme riskinin devam ettiğini ileri sürdü.

    Alman ekonomisi Covid-19’dan dolayı İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en büyük resesyona sahne olmuş ve 2020’de yüzde 4,8 daralmıştı. Bu dönemde hükümet, çalışan ve şirketler üzerindeki koronavirüs şokunu bertaraf etmek için kredi limitlerini katı bir şekilde sınırlayan bir dizi acil finansal önlemi uygulamaya soktu.

    Komşularına göre daha başarılı bir grafik sergileyen Avrupa’nın “lokomotif” ekonomisinde yeni bir enfeksiyon dalgası yaşanması riskini ve hastalığın yayılmasını engelleyen kısıtlamalar, bu yılın ilk çeyreğinde üretimi aşağı yönlü etkiledi.

    Bu riske dikkati çeken IMF’nin son ülke raporunda, “Toplu aşılama hızının arttığı fakat ekonomik iyileşmenin belirsizliğini koruduğu ve risklerle kuşatılmış durumda” olduğu ifade edildi.

    IMF ayrıca aşıların mutant varyantlar da dahil olmak üzere yeni enfeksiyonların önüne geçememesi durumunda, iyileşmeyi geciktirecek ve ekonomik hasarı artıracak kilitleme önlemlerini yetkililerin uzatmaya veya yeniden uygulamaya zorlanabileceği konusunda da uyardı.

    Almanya’da hükümet, bu yıl için daha önce yüzde 4,4 olarak açıklanan resmi büyüme beklentisini Covid-19’da ikinci dalga ve bununla gelen sert kısıtlamalardan dolayı aşağı yönlü revize ederek yüzde 3’e çekmişti.

    Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier, Alman ekonomisinin kriz öncesi seviyeye 2022’nin ikinci yarısında dönmesinin beklendiğini kaydetmişti.