Etiket: Afgan mülteciler

  • AB iltica reformu konusunda ‘tarihi’ anlaşmaya vardı

    AB iltica reformu konusunda ‘tarihi’ anlaşmaya vardı


    Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser konunun önemine vurgu yaparak “Bunlar masanın etrafındaki herkes için kolay kararlar değil, ancak tarihi kararlar” dedi.

    Avrupa Birliği (AB), özellikle İtalya ve Yunanistan’ın itiraz ettiği ortak göç ve iltica kuralları üzerinde yıllar süren tıkanmanın ardından anlaşmaya vardı.

    AB Dönem Başkanı İsveç’in Göç Bakanı Maria Malmer Stenergard, “Bugün, uzun yıllar süren müzakerelerin ardından tarihi bir adım attık.” dedi. Bakanların AB’nin iltica sistemi reformunun iki ana ayağında anlaşmaya vardıklarını ifade eden Stenergard, üye ülkeler arasında sığınmacıların dağıtımı için “sorumluluk” ile “dayanışma” arasında iyi bir denge kurulduğunu söyledi.

    Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser de konunun önemine vurgu yaparak “Bunlar masanın etrafındaki herkes için kolay kararlar değil, ancak tarihi kararlar” dedi.

    Bu yeşil ışık, reformun Haziran 2024’te yapılacak Avrupa seçimlerinden önce kabul edilmesi amacıyla Avrupa Parlamentosu ile yapılacak görüşmelerin önünü açıyor.

    Ülkeler hangi dayanışma mekanizmaları arasında seçim yapabilecek?

    Stenergard, “Kurduğumuz zorunlu dayanışma mekanizması, göç baskısına en çok maruz kalan üye ülkelere destek sağlayacak. Üye ülkeler, farklı dayanışma katkıları arasında seçim yapma olanağına sahip olacak.” diye konuştu.

    İsveçli Bakan bu katkıları şöyle sıraladı: 

    • Sığınmacıları kabul etmeyen üye ülkeler her kişi başına, ev sahipliği yapan ülkelere 20 bin euro ödeyecek

    • Yılda ilk etapta en fazla 30 bin sığınmacı kabul edilecek

    • Bir sığınmacının başvurusunun değerlendirilmesi için üst sınır 6 ay olacak

    • 20 bin euroluk katkılar Komisyon tarafından yönetilen ve göç yönetimiyle bağlantılı projeleri finanse etmeyi amaçlayan bir fona ödenecek. Ardından ev sahibi ülkeye aktarılacak.

    • Güvenli ülke kavramına üye ülkelerin kendi değerlendirmeleri neticesinde karar verilecek.

    • Sığınma başvurusu yapanların aile fertlerinin bulunup bulunmadığı veya kendisinin o ülkede yerleşmiş olup olmadığı gibi faktörler dikkate alınacak.

    • Sınır prosedürleri, kabul alma oranları düşük kişiler tarafından dış sınırda yapılan sığınma taleplerinin hızlı bir şekilde değerlendirilmesini sağlayacak. Böylece, nitelikli olmayanların hızla geri gönderilmesine yardımcı olunacak ve sığınma sisteminin suistimali önlenecek. 

    • İstatistiksel olarak mülteci statüsü kazanma şansı en az olan göçmenlerin sığınma başvurularının incelenmesi için sınırlarda bulunan merkezlerde en fazla 12 hafta süreyle hızlandırılmış bir prosedür uygulama yükümlülüğü getirilecek.

    • Uluslararası koruma için uygun olmayan sığınmacıların sayısı azaltılacak

    İsveçli Bakan, yalnızca Polonya ve Macaristan’ın anlaşmaya karşı çıktığını, Bulgaristan, Malta, Litvanya ve Slovakya’nın ise çekimser kaldığını ifade etti. 

    Tüm üye ülkeler için geçerli olacak

    Daha önce aralarında İtalya ve Yunanistan’ın da bulunduğu yaklaşık on üye devlet masadaki önerilere karşı olduklarını ya da çekincelerini dile getirmişlerdi. Bunun üzerine, başta göçmenlerin AB’ye ulaştığı Akdeniz ülkeleri olmak üzere, mümkün olduğunca çok sayıda üye desteğini kazanmak amacıyla yeni bir uzlaşma mevzuatı hazırlandı.

    AB Komisyonunun içişlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson da yeni mevzuatın yürürlüğe girdikten sonra tüm üye devletler için geçerli olacağına işaret ederek, “Günün sonunda, mevzuatın uygulanmasını sağlayacak, anlaşmanın koruyucusu olan kurum, Komisyon’dur. Ancak bugün Konsey’de, uygulamanın sorunsuz ve etkili bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak için bazı özel eylemler de oluşturuldu.” diye konuştu.

    İtalyan İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ise “tüm önerilerinin” kabul edilmiş olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek “İtalya ve ilk giriş yapan tüm üye devletlerin düzensiz göçmenleri kendi topraklarında tutmak için para ödeyeceği varsayımını ortadan kaldırdık. İtalya, Avrupa adına göçmenlerin kabul merkezi olmayacak” açıklamasında bulundu.

    2022, “AB’nin göç krizinden bu yana görülmemiş düzeyde düzensiz göç aldığı yıl” olarak kayıtlara geçmişti. AB’ye 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 64’lük artışa karşılık gelen 330 bin düzensiz giriş yapılmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB ülkelerine şubat ayında yapılan iltica başvuruları 76 bini aştı

    AB ülkelerine şubat ayında yapılan iltica başvuruları 76 bini aştı


    Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) bugün yayımladığı verilere göre, AB ülkelerine şubat ayında yapılan iltica başvuruları 76 bini geçti. Başvurularda ilk sırayı iç savaşın devam ettiği Suriyeliler alırken ikinci sırada Afganlar bulunuyor.

    Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) yayımladığı rapora göre, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde uluslararası koruma (sığınma) talep eden kişilerin sayısı bu yılın şubat ayında 76 bin 505 kişiye ulaştı. 

    Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41’lik artış anlamına geliyor. 

    Şubat 2022’de, AB ülkelerinde sığınma talebinde bulunanların sayısı 54 bin 370 kişiydi.

    Eurostat tarafından bugün yayınlanan aylık iltica verilerine göre, başvurularda ilk sırayı Suriyeliler aldı. Onları Afganlar, Kolombiyalılar ve Venezuelalılar takip etti.

    Kurum verileri, başvuruların dörtte üçünden fazlasının (yüzde 77) Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya’ya olduğunu ortaya koyuyor. 

    Başvurulardan 2 bin 745’i refakatsiz çocuklarca yapıldı. Çocuklardan bin 25’inin Afganistan, 675’inin de Suriye’den geldiği bilgisine yer verildi. 

    Ukrayna ve Suriye gibi ülkelerde devam eden savaş ve işgallerin yanı sıra, siyasi baskı ve iklim değişikliğinin etkileri çok sayıda insanın kendi ülkesini terk etmesine neden oluyor.

    Buna bağlı olarak hem yasal hem de yasa dışı göç, birçok Avrupa hükümetinin gündeminde üst sıralarda yer alıyor.

    Bu arada önceki aylarda olduğu gibi, Şubat 2023’te de Suriyeliler (9 bin 885 ilk kez başvuran) sığınma talebinde bulunan en büyük grup oldu.

    Suriyelileri, 9 bin 310 kişi ile Afganlar, 5 bin 160 kişi ile Kolombiyalılar ve Venezuelalılar (5 bin 115) takip etti.

    AB tarafından geçici koruma statüsü verilen Ukraynalılar ise hesaplamanın içerisinde yer almıyor. 

    Ukrayna’yı işgal eden Rusya’dan kaçarak AB ülkelerinde sığınma talebinde bulunan Rus vatandaşları ise 2 bin 385 başvuru ile 8. sırada yer aldı.

    Yasal sığınma taleplerinin yanı sıra Avrupa bu yıl rekor sayıda yasa dışı giriş girişimiyle de karşı karşıya. 

    AB Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı Frontex, bu ay başında yaptığı açıklamada, 2016’dan bu yana en yüksek sayıda izinsiz geliş olduğunu bildirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 14 Mayıs’ta oy kullanacak yurt dışı doğumlu seçmen sayısı kaç?

    14 Mayıs’ta oy kullanacak yurt dışı doğumlu seçmen sayısı kaç?


    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçmen listeleri ve detaylarını siyasi partilerle paylaşmaya devam ediyor. Bunlar arasında seçmenlerin doğum yerleri de dahil olmak üzere birçok bilgiye erişilebiliyor.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel geçtiğimiz günlerde Suriyeliler başta olmak üzere yurt dışı doğumlu seçmen verilerine dair ayrıntıları gündeme getirdi.

    Zaman zaman Suriyeliler başta olmak üzere yabancı kökenli seçmen sayısı tartışma konusu oluyor. 

    Peki, resmi veriler ne diyor? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Suriyeli seçmen sayısı kaç? Yurt dışında kaç seçmen oy kullanacak?

    Adıgüzel’in yaptığı açıklamaya göre yurt dışı doğumlu seçmen sayısı yaklaşık 1 milyon 325 bin. Bunların 168 bini Suriye kökenli. İlk sırada 348 bin ile Bulgaristan doğumlular yer alıyor. 209 bin Almanya doğumlu seçmen 14 Mayıs’ta oy kullanabilecek. 24 bin Afganistan doğumlu; 22 bin İran doğumlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı seçmen listesinde yer alıyor. 16 bin Irak kökenli, 6 bin de Libya doğumlu kişi listelerde yer alıyor.

    Suriye, Afganistan, İran, Irak ve Libya doğumlu toplam yurtdışı seçmen sayısı 235 bin 701.

    100 seçmenden ikisi yurt dışında doğdu

    24 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlanan bilgiye göre yurt içinde 60 milyon 904 bin; yurt dışında 3 milyon 287 bin seçmen oy kullanabilecek. Buna göre toplam seçmen sayısı 64 milyon 191 bin 285. Ancak seçmen listeleri 2 Nisan’a kadar güncellenebildiğinden bu sayıda çok az değişiklik olabilir.

    Mevcut bilgilere göre toplam seçmenin yüzde 2’si yurtdışında doğdu.

    100 seçmenden 5’i yurt dışında oy kullanacak

    Yurt dışındaki seçmenler 14 Mayıs 2023 seçimlerinde özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli rol oynayabilir. Çünkü 3 milyon 287 bin seçmen yurtdışında oy kullanabilir. Bu da toplam seçmen sayısının yüzde 5’ine karşılık geliyor.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü de 2 Aralık 2022 tarihinde yaptığı açıklamada bulunarak toplam 221 bin 671 Suriyelinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kazandığını, 18 yaş ve üzeri nüfusun ise 163 bin 44 kişi olduğunu bildirmişti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’ye iltica başvuruları Covid-19 salgını öncesi seviyeyi geçti, en fazla başvuruyu Afganlar yaptı

    AB’ye iltica başvuruları Covid-19 salgını öncesi seviyeyi geçti, en fazla başvuruyu Afganlar yaptı


    Avrupa Birliği’ne iltica başvurusu yapanların sayısı Covid-19 salgını öncesi seviyeyi geçti. En fazla başvuruyu Taliban’ın ağustos ayında yeniden kontrolü ele geçirdiği Afganistan vatandaşları yaptı.

    AB’nin İstatistik Ofisi Eurostat’ın verilerine göre, Eylül 2021’de geçen senenin aynı dönemine oranla yüzde 58’lik artışla 60 bin 800 kişi ilk kez sığınma başvurusu yaptı.

    Bu, Ağustos 2021’e kıyasla yüzde 21 artış anlamına geliyor.

    Eylül 2021, aynı zamanda salgın başlamadan önceki Şubat 2020’de alınan ilk başvuru sayısının (55 bin 700) da aşıldığı ay oldu.

    Söz konusu ayda ilk başvurusu reddedilmesine rağmen 2. kez başvuranların sayısı 8 bin 600 oldu ve bu da konuyla ilgili ilk verinin kaydedildiği Ağustos 2021’ye oranla yüzde 31’lik artışa denk geldi.

    İlk kez sığınma başvurusunda bulunanların çoğu Afganistan’dan

    Eylül 2021’de 13 bin 800 Afgan, AB’ye sığınma başvurusu yaptı.

    Afganları, 8 bin 700’le Suriyeliler takip etti.

    Diğer başvuru yapanların 2 bin 700’ü Irak ve Bangladeş, 2 bin 500’ü Türk ve 2 bin 400’ü Pakistan vatandaşıydı.

    Afganlar tarafından yapılan uluslararası koruma başvurularının sayısı Ağustos 2021’e kıyasla yüzde 63 arttı ve Eylül 2021’de AB’deki tüm ilk sığınma başvurularının neredeyse dörtte birini oluşturdu.

    En çok başvuru Almanya ve Fransa’ya

    İlk kez başvuranların yüzde 23’ü (13 bin 800 kişi) Almanya ve 12 bin 800 kişi ile (yüzde 21) Fransa’ya yöneldi.

    Bu iki ülkeyi, yüzde 10 ile İtalya (6 bin 300 kişi) ve İspanya (6 bin 200 kişi) onları izledi.

    Dört ülke birlikte, AB’ye ilk kez başvuranların neredeyse üçte ikisini oluşturdu.

    Litvanya, Polonya ve İtalya, Eylül 2021’de ilk kez sığınma talebinde bulunmalarda Eylül 2020’ye kıyasla en büyük nispi artışları kaydetti ve bu artışlar sırasıyla yüzde 1011, yüzde 772 ve yüzde 493 olarak gerçekleşti.

    Refakatçisi olmayan çocuklar

    Eylül 2021’de refakatçisi olmayan 2 bin 800 çocuk iltica başvurusunda bulundu. Bir önceki ay ile aynı seviyesinde kaldı.

    Avusturya (660), Belçika (390) ve Hollanda (300), Eylül 2021’de en fazla refakatsiz çocuğun sığınma başvurusunda bulunduğu üç AB üye ülke oldu.

    Ancak, sayı Ocak 2021’den (1 300) bu yana iki katından fazla artış gösterdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, Türkiye’deki mültecilere 325 milyon euro ilave insanı yardım sağlayacak

    AB, Türkiye’deki mültecilere 325 milyon euro ilave insanı yardım sağlayacak


    Avrupa Birliği (AB), Türkiye’de, Sosyal Uyum Yardımı (SUY) programının 2023 yılı başına kadar uzatılması amacıyla ilave 325 milyon euro tahsis etti.

    SUY kapsamında Türkiye’deki 1,5 milyonu aşkın mülteciye, temel ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla aylık nakit transferi yapılıyor. AB’nin bugüne kadarki en büyük insani yardım programı olan SUY, dünyanın da en büyük nakit yardım programı olma özelliğini taşıyor.

    Ankara’ya yaptığı bugünkü ziyaret sırasında konu ile ilgili açıklamalarda bulunan AB Komisyonu’nun Kriz Yönetiminden sorumlu üyesi Janez Lenarcic şunları söyledi:

    “Türkiye’de bulunan hassas durumdaki mülteciler beş yılı aşkın bir süredir insani yardımlarımıza güvenerek hayatlarını sürdürüyor, onları hayal kırıklığına uğratmayacağız. Bugün açıklanan fonlar sayesinde AB 2023 yılı başına kadar SUY programını devam ettirecektir. Bu fonlar, birçoğu özellikle koronavirüs pandemisinden çok ciddi etkilenmiş olan yüz binlerce aileyi hayata bağlayan kritik bir destek sağlıyor. Nakit desteği bu ailelerin en acil ihtiyaçlarının ne olduğuna kendilerinin karar vermesine imkan vererek aynı zamanda Türk ekonomisine de katkıda bulunuyor. Bu AB için, insani yardım alanındaki ortaklarımız ve Türk Hükümeti için önemli bir başarıdır.”

    SUY programı ne içeriyor?

    SUY programı kayıt altında bulunan hassas durumdaki mültecilere bir elektronik karta yüklenmiş şekilde aylık nakit transferi sağlamakta.

    Bugün açıklanan fon, 25 Haziran 2021 tarihli AB Konseyi’nin ardından Başkan von der Leyen tarafından açıklanan ve Türkiye’deki mültecileri desteklemeyi amaçlayan 3 milyar euroluk paketin bir parçasını oluşturuyor.

    Ziyaret sırasında Komisyon Üyesi Lenarcic, IFRC Genel Sekreteri Jagan Chapagain ile birlikte, Türk Kızılay’ı temsilcileri ve SUY programından doğrudan faydalanan mültecilerle bir araya gelecek. Komisyon ayrıca Türk temsilciler ile görüşecek.

    Türkiye’deki mültecilerin durumu

    Türkiye, 4 milyon kişi ile dünya çapında en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda. Bu kişilerin yaklaşık 3,7 milyonunu ülkelerinde süregelen çatışmalardan kaçan Suriyeliler oluşturuyor.

    Türkiye’deki mültecilerin büyük bir çoğunluğu kampların dışında yaşıyor. AB, savunmasız mültecilerin ve ev sahibi toplulukların koruma hizmetleri, özel sağlık hizmetleri ve eğitime erişim dâhil olmak üzere, ihtiyaç duydukları desteği almalarına yardımcı olmak için Türkiye’de insani yardım projelerini finanse ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Yeşil gözlü Afgan kızı’ Şarbat Gula, Afganistan’dan tahliye edildi

    ‘Yeşil gözlü Afgan kızı’ Şarbat Gula, Afganistan’dan tahliye edildi


    İtalya, tüm dünyanın ‘yeşil gözlü Afgan kızı’ olarak tanıdığı Şarbat Gula’nın Afganistan’dan tahliye edildiğini açıkladı.

    National Geographic kapağındaki fotoğrafı ile dikkat çeken Afgan kadın Şarbat Gula, artık Roma’da.

    Afganistan’da görev alan yardım kuruluşları Gula’nın ülkeyi terk etmesi konusundaki talebi İtalya hükümetine iletmişti. Bu talebe olumlu yanıt verdiklerini belirten Roma, geniş çaplı bir tahliye programı kapsamında Gula’nın İtalya’ya getirildiğini duyurdu.

    1985 yılında Amerikalı fotoğrafçı Steve McCurry’nin Pakistan’daki bir mülteci kampında çektiği fotoğraf National Geographic dergisinin kapağında yayınlanmasının ardından Gula dünyanın en ünlü Afgan mültecisine dönüşmüştü.

    Şarbat Gula, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı 1979’da işgalinden birkaç sene sonra Pakistan’a göçen milyonlarca Afgan’dan biriydi.

    Bombardımanda ailesini kaybeden kızın fotoğrafa yansıyan yüzündeki tedirginlik ve gözlerindeki savaş trajedisini anlatan derin bakışları tüm dünyanın dikkatini Afganistan’da yaşanan olaylara çevirmişti.

    Fotoğraftaki kızın kim olduğu uzun süre bulunamamış, 2002’de McCurry’nin de aralarında bulunduğu bir National Geographic ekibi, Gula’yı bulabilmek için Afganistan’a gitmişti. Ekip, Afganistan’ın ücra bir bölgesinde Gula’ya ulaşmayı başarmıştı.

    2016’da sahte kimlikle yakalanan Gula, Pakistan’dan sınır dışı edilerek Afganistan’a gönderilmişti.

    Ağustos ayında Taliban’ın Afganistan’da kontrolü ele geçirmesinin ardından eylül başlarında İtalya bir tahliye programı başlatmış, beş bin kişi İtalya’ya getirilmişti.

    Roma bu ayın başında Afganistan’ın ilk kadın baş savcısı Maria Başir’e İtalyan vatandaşlığı verdiğini açıkladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çavuşoğlu: İran’a yönelik tek taraflı yaptırımların kalkması gerekiyor

    Çavuşoğlu: İran’a yönelik tek taraflı yaptırımların kalkması gerekiyor


    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, resmi ziyaret kapsamında bulunduğu Tahran’da, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile ortak basın toplantısı düzenledi.

    Ziyareti sırasında Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi 7. Toplantısı’nın hazırlıklarını gözden geçirdiklerini aktaran Çavuşoğlu, “İran’ın teklifi üzerine uzun vadeli kapsamlı bir iş birliği için yol haritası belirlemek üzere heyetlerimiz çalışacak. Yetiştirebilirsek bu zirve marjında bunları imzalamak istiyoruz.” ifadesini kullandı.

    Çavuşoğlu, İranlı mevkidaşıyla terör, göç, insan kaçakçılığı gibi güvenlik konularını ele aldıklarını ve bu konudaki dayanışmayı artırmak istediklerini aktardı.

    “İran’a yönelik tek taraflı yaptırımların da kalkması gerekiyor”

    İkili ticaret hacminin koronavirüs sürecinde düştüğünü ancak bu yıl, geçen yıla göre, ilk 9 ayda görülen yüzde 71 artışın sevindirici olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, buna rağmen iki ülkenin hedeflerinin çok gerisinde olduğunu dile getirdi.

    Çavuşoğlu, hedeflere ulaşmak için daha çok çalışmak gerektiğinin altını çizerek “Özellikle tercihli ticaret anlaşmasının kapsamının genişletilmesi konusunda 6 yıldır müzakere yapıyoruz. Bunu da artık tamamlamak istiyoruz ki, ticaretimiz daha da artsın.” değerlendirmesinde bulundu.

    Türkiye’nin, İran’a yönelik tek taraflı yaptırımların yanlış olduğunu tüm platformlarda dile getirdiğine işaret eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

    “Bu vesileyle Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) yeniden işler hale gelmesi için tüm tarafların gerekli adımları atması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle bu anlaşmadan çekilenlerin gerekli adımları atması gerekiyor. İran’a yönelik tek taraflı yaptırımların da kalkması gerekiyor. Viyana’da görüşmelerin tekrar başlayacak olmasından da mutluluk duyduğumuzu vurgulamak isterim. Bu görüşmelerin olumlu neticelenmesi sadece ekonomik ilişkilerimiz bakımından değil bölgenin istikrarı bakımından da önemli olacaktır.”

    Çavuşoğlu, iki ülkenin bölgesinde önemli gelişmeler olduğunu belirterek bölgesel konularda diyalog ve iş birliğinin sürdürülmesinin her zamankinden daha fazla önem arz ettiğini söyledi.

    Ülkenin güneyindeki Hürmüzgan eyaletindeki depremde yaşamını kaybedenler için başsağlığı dileğinde bulunan Çavuşoğlu, Türkiye’nin İran’a gereken desteği vermeye hazır olduğunu söyledi.

    Abdullahiyan: Türkiye ile uzun vadeli iş birliği için yol haritası hazırlayacağız

    Ortak basın toplantısında konuşan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da, Türkiye ile İran arasında uzun vadeli iş birliği için yol haritası hazırlanması konusunda anlaştıklarını söyledi.

    İki ülke ilişkilerini hızlandırmak için ortak mekanizmalar kuracaklarını dile getiren Abdullahiyan, “Türkiye ve İran arasında uzun vadeli iş birliği için yol haritası hazırlama konusunda anlaştık. Bu konuda diplomatik müzakereleri başlatacağız. Sayın Erdoğan’ın Tahran’a yapacağı ziyarette bunu sonuca ulaştıracağız ve mutabakat zaptı iki cumhurbaşkanının katılımıyla imzalanacak.” dedi.

    Çavuşoğlu ile ilişkilerin önündeki engellerin bertaraf edilmesi konusuna vurgu yaptıklarını aktaran İranlı Bakan, “İki ülkenin ilişkileri tarihi ve dostanedir. Biz buna özel önem veriyoruz. Ticari, ekonomik, enerji, sınır ve konsolosluk alanında iş birliğine vurgu yaptık. İlişkileri hızlandırmak için ciddi bir engel görmüyoruz. İki ülkenin geniş bir potansiyeli var. İş adamlarının önündeki engeller tespit edildi bu konudaki pürüzlerin giderilmesi için kısa sürede adımlar atılacak.” ifadelerini kullandı.

    İlişkilerin son 2 yılda Covid-19 salgınından etkilendiğine işaret eden Abdullahiyan, iklim konuları ve çevresel tehditlere karşı mücadelenin de Ankara ve Tahran’ın gündeminde olduğunu kaydetti.

    İran Dışişleri Bakanı, “Birçok bölgesel meselede görüş birliği içindeyiz. Bölgesel ve uluslararası konularda faydalı görüşme yaptık. Afganistan konusuna da yoğunlaşıyoruz. Batı Asya’daki huzur ve istikrar bizim için önemli. Ankara ve Tahran yönetimleri bu konuda aktifler.” diye konuştu.

    Birleşik Arap Emirlikleri, İran ile Türkiye arasındaki transit yolla ilgili de hem ikili hem de çoklu ticari iş birliğine önem verdiklerini belirten Abdullahiyan, imzalanacak mutabakat zaptında bu hususların da yer alacağını söyledi.

    Abdullahiyan, ayrıca, Yemen’deki savaşın sona ermesi ve Afganistan’da geniş katılımlı hükümetin kurulması temennisinde bulundu.

    Reisi: Terörizmle mücadele, Tahran-Ankara iş birliğinin eksenini oluşturabilir

    İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, terörizm ve organize suçlarla mücadelenin Tahran-Ankara iş birliğinin eksenini oluşturabileceğini söyledi. İran Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Reisi, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu kabul etti.

    İran ve Türkiye’nin, ilişkileri mevcut seviyeden çok yönlü iş birliğine yükseltmeye hazır olması gerektiğini belirten Reisi, uzun vadeli iş birliği mutabakat zaptının hazırlanmasıyla ikili ilişkilerin uluslararası seviyeye çıkartılabileceğini dile getirdi.

    Ankara ile Tahran arasındaki yakın ilişkilerin bölgede barış ve istikrara hizmet edeceğini söyleyen Reisi, “İki ülke arasındaki bölgesel iş birliği, küresel alanda iş birliğine dönüşmelidir. Terörizm ve organize suçlarla mücadele, Tahran ve Ankara iş birliğinin eksenini oluşturabilir. İran, bu alandaki iş birliği seviyesini yükseltmeye hazırdır.” diye konuştu.

    Ticari ve ekonomik iş birliğinin artmasının halkların çıkarına olduğunu kaydeden Reisi, Türkiye ve İran’ın iş birliğini geliştirerek dünyadaki dengeleri etkileyebileceklerini belirtti.

    Reisi, “İran, Türkiye ve Azerbaycan ile komşuluk ilişkilerinin ötesinde derin inanç ve kültürel bağlara sahiptir.” dedi.

    Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da İran ile iş birliğini geliştirmek istediklerini belirterek, “İran’ın yeni hükümetini netice alıcı bir hükümet olarak görüyoruz. Tahran ile iş birliği düzeyini mümkün olduğu kadar artırmaya kararlıyız.” dedi

    Kafkaslarda ticari ilişkilerin ve istikrarın artması için İran ile olan iş birliğini genişletmeyi hedeflediklerini söyleyen Çavuşoğlu, terörizmle mücadelede İran ile iş birliğinin önemine vurgu yaptı.

    Çavuşoğlu, Twitter hesabından yaptığı açıklamada ise, “İran Cumhurbaşkanı Reisi’yle ticaret, yatırımlar ve terörle mücadele dahil ikili ilişkilerimiz ile bölgemizdeki son gelişmeleri ele aldık. İlişkilerimizi daha da geliştirme yönündeki karşılıklı irademizi teyit ettik.” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Uluslararası Af Örgütü: Polonya, sığınmacıları yasa dışı bir şekilde Belarus’a geri itti

    Uluslararası Af Örgütü: Polonya, sığınmacıları yasa dışı bir şekilde Belarus’a geri itti


    Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Polonya’yı sığınmacıları yasa dışı bir şekilde Belarus’a geri göndermekle suçladı.

    Amnesty’ye göre, Polonyalı yetkililer ağustos ayı sonlarında aralarında 15 yaşında bir kız çocuğunun da bulunduğu 32 Afgan sığınmacıdan oluşan bir grubu zorla geri itti.

    Sığınmacı grubun ülkeye 8 Ağustos’ta girdiği bilgisi paylaşıldı.

    Örgütten yapılan açıklamada, uydu görüntülerinin ve fotoğrafların, grubun 18 Ağustos’ta sınırın Polonya tarafında olduğunu gösterdiği ancak ‘bir gecede Belarus tarafına itildikleri’ kaydedildi.

    Açıklamada, “Uluslararası Af Örgütü, bu durum Polonya silahlı sınır muhafızlarının sığınmacıların kaldığı geçici mülteci kampını kuşatırken meydana geldiği için, bu adımın yasa dışı bir geri itmenin kanıtı olabileceğine inanıyor” ifadelerine yer verildi.

    Ayrıca açıklamada, 20 Ağustos’ta 32 Afganistan vatandaşının avukatları aracılığıyla sığınma talebinde bulunduğu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de 5 gün sonra Polonya’ya sığınmacılara yiyecek, su, giyecek, yeterli tıbbi bakım ve mümkünse barınma dahil olmak üzere yardım sağlaması talimatını verdiği belirtildi.

    Ancak buna rağmen Varşova’nın bir aydan fazla bir süre sonra mahkemenin emrettiği geçici önlemleri uygulamadığına yer verildi.

    Grup sınırda mahsur kaldı.

    Uluslararası Af Örgütü Avrupa Kurumları Direktörü Eve Geddie, “Polonya bu insan grubunu haftalardır içler acısı koşullarda sınırda tutuyor. Analizimiz, yerlerinin 18 Ağustos’ta bir gecede Polonya’dan Belarus’a değiştirildiğini ve bu nedenle muhtemelen yasa dışı geri itmenin kurbanı olduklarını kesin olarak kanıtlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    Olağanüstü hal ve bakanlık kararnamesi

    Varşova, yasa dışı yollardan geçen göçmen sayısının artmasının ardından eylül başlarında Belarus sınırında olağanüstü hal ilan etti.

    Belarus’la sınırdaş olan AB üyesi Litvanya ve Letonya da olağanüstü hal ilan etmişlerdi. Belarus’ta 2020 ağustosta yapılan seçimlerin ardından Brüksel, Minsk’i yaptırımlara misilleme olarak topraklarından yasa dışı göçü kolaylaştırmakla suçlamıştı.

    Af Örgütü, Polonya’daki olağanüstü hal uygulamasının, gazeteciler ve STK’lar için sınır bölgesine erişimi kısıtlayarak, “olası insan hakları ihlallerini izlemeyi zorlaştırdığını” bildirdi.

    İlaveten olağanüstü halden önce çıkarılan bir bakanlık kararnamesi, görevlilerin gözaltına aldıkları kişileri sınıra geri göndermesine olanak tanıyor.

    Örgüt, Polonya’nın çıkardığı bakanlık kararnamesine yönelik açıklamasında, “Kararname, sığınmacıların uluslararası koruma başvurusunda bulunmaları için gerekli olan Polonya topraklarına erişimini sınırladığı için, Polonya’nın mülteci hukuku kapsamındaki yükümlülükleriyle çelişmektedir. Keza sığınmacıların ‘suç işlememe’ ilkesiyle de çelişmektedir. Yani koruma arayan kişiler, ülkeye yasa dışı girişleri veya ülkede bulunmaları nedeniyle cezalandırılmamalıdır.” ifadelerine yer verdi.

    ‘Geri dönüşü olmayan trajedi’ korkusu

    Polonya-Belarus sınırında ay başlarında bir hafta içinde beş göçmen hayatını kaybetti. Sınırda mahsur kalan Afgan grupla temas halinde olan Fundacja Ocalenie (Kurtuluş Vakfı) isimli sivil toplum kuruluşu ise sığınmacıların şu anda içinde bulunduğu koşullar nedeniyle can kaybının artmasından endişe duyduğunu bildirdi.

    Göçmenlerden biri 11 Eylül’de STK ile irtibatı sırasında, “Usnarz’da alıkonulan kişiler, tüketilen gıda miktarının az olması nedeniyle biyolojik ihtiyaçlarını ancak 4-5 günde bir karşılıyor.” dedi.

    Bu temastan dört gün sonra bir başka mesajda, “Belarus askerleri bizi dört bir yandan dikenli tellerle sardı, artık hiçbir yere gidemiyoruz.” bilgisini verdi.

    STK, 21 Eylül’deki telefon görüşmesinde ise, (son iletişim), temasları “konuşamayacak kadar zayıftı.” açıklamasında bulundu.

    Fundacja Ocalenie, “Usnarz’da insanların tutulduğu koşullar sağlıklarını ve yaşamlarını tehlikeye atıyor. Polonya makamlarını, geri dönüşü olmayan başka bir trajedi yaşanmadan önce, Usnarz’da veya sınırın başka yerlerinde bulunan ve ihtiyacı olan sığınmacılara, derhal gerekli yardımı sağlamaya çağırıyoruz.” çağrısında bulundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere Afganistan’dan tahliyeleri tamamladı | Euronews

    İngiltere Afganistan’dan tahliyeleri tamamladı | Euronews


    İngiltere, Afganistan’dan yaptığı tahliyeleri cumartesi akşamı saat 21.25’te Kabil Havalimanı’ndan gerçekleşen son uçuşla tamamladı.

    Savunma Bakanı Ben Wallace, Twitter’dan yaptığı açıklamada, tahliye operasyonunda son uçuşun dün gerçekleştiğini duyurarak, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu gece (28 Ağustos) 21.25’te son Kraliyet Hava Kuvvetleri uçağı Kabil Havalimanı’ndan ayrıldı ve askeri ve Afgan personelin tahliyesine son verildi. 14 gün içinde 165’ten fazla uçuşta 15 binden fazla kişi uçakla taşındı. Silahlı kuvvetlerimizle gurur duymalı, daha iyi bir yaşam için gelenleri ağırlamalı ve geride kalanlara üzülmeliyiz. Onlara olan borcumuz ayrılmamızla bitmiyor. Alınacak çok ders olacak ama son 20 yılda inanılmaz başarıların, cesaretin ve kurulan dostlukların sonsuz örnekleri de var. Hayatını kaybedenleri unutmayacağız.”

    İngiltere’nin Afganistan’daki 20 yıllık askeri varlığı sona erdi

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, tahliye operasyonlarına ilişkin yaptığı açıklamada, 20 yıl önce, 11 Eylül saldırılarının ardından tüm insanlar için daha parlak bir gelecek yaratmak amacıyla ilk İngiliz askerinin Afgan topraklarına ayak bastığını söyleyerek, şunları kaydetti:

    “Son İngiliz askerlerinin ülkeden ayrılması, son 20 yılda feda ettiğimiz her şeyi ve elde ettiğimiz her şeyi derinlemesine düşünmek için bir an. Afganistan’daki angajmanımızın doğası değişmiş olabilir ancak ülke için hedeflerimiz değişmedi. Son 20 yılın kazanımlarını korumak ve Afgan halkına hak ettikleri geleceği vermek için şimdi elimizdeki tüm diplomatik ve insani araçları kullanacağız.”

    Dışişleri Bakanı Dominic Raab da ekiplerin 15 binden fazla kişiyi tahliye etmek için gece gündüz çalıştığını belirterek, “Geri çekilmeden sonra, yerleştirmeye uygun olanları (Afganları) üçüncü ülkeler veya güvenli hale getirilirse Kabil Havalimanı aracılığıyla yerleştirmeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

    İngiltere’nin Kabil’deki büyükelçiliği, Afganistan’da diplomatik bir varlık yeniden kurulana kadar geçici olarak Katar’a taşınacak.

    Ülke basınında yer alan haberlere göre, tahliye edilenler arasında, en küçüğü sadece 1 günlük yaklaşık 2 bin 200 çocuk bulunuyor.

    Afganistan’dan yapılan tahliyeler, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana İngiltere’nin en büyük askeri tahliyesi olarak kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünya Sağlık Örgütü, insani yardım için kuzey Afganistan’a hava köprüsü kurmayı planlıyor

    Dünya Sağlık Örgütü, insani yardım için kuzey Afganistan’a hava köprüsü kurmayı planlıyor


    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tıbbi malzemelerin günler içinde tükeneceği uyarısı yaptığı Afganistan’a insani yardım için bir hava köprüsü kurulabileceğini duyurdu.

    DSÖ Bölgesel Acil Durum Direktörü Rick Brennan, malzemelerin Pakistan’ın yardımıyla kuzeydeki Mezar-ı Şerif kentine ulaştırılmasının gündemde olduğunu kaydetti.

    İhtiyaçları “muazzam ve büyüyen” olarak nitelendiren Brennan, hastaneler için travma kitleri ve acil durum malzemelerinin yanı sıra çocuklar arasında kronik yetersiz beslenmeyi tedavi etmek için kullanılan ilaçların öncelikli olduğunu söyledi.

    Cenevre’deki bir BM brifingine Mısır’ın başkenti Kahire’den katılan Brennan, “Şu anda güvenlik endişeleri ve diğer bazı operasyonel hususlar nedeniyle, Kabil havaalanı en azından önümüzdeki hafta için bir seçenek olmayacak” ifadesini kullandı.

    Brennan, “Şu anda Afganistan’da yaşadığımız sorunlardan biri, işleyen bir sivil havacılık otoritesinin olmaması ama Pakistan ile özellikle Mezar-ı Şerif havaalanı bağlamında çalışıyoruz. Bir kargo uçağını indirmek için adımlar atılabilir” diye konuştu.

    Afganistan’a uçmak için sigorta fiyatlarının “daha önce hiç görmediğimiz şekilde fırladığını” belirten Brennan, “Umarım önümüzdeki 48 ila 72 saat içinde havalanacağız.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***