Etiket: Adalet ve Kalkınma Partisi

  • Isparta’da Aksu belediyesi bir oy farkla seçildi

    Isparta’da Aksu belediyesi bir oy farkla seçildi



    Isparta’da Aksu belediyesi bir oy farkla seçildi

    Isparta’nın Aksu ilçesinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Belediye Başkan Adayı Veli Kahraman, sadece 1 oy farkla seçimi kazandı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı Mehmet Çetin’i sadece bir oy farkla geçen Veli Kahraman resmi olmayan sonuçlara göre, seçimin kazananı oldu. Aksu ilçesinde, AK Parti’nin adayı Veli Kahraman bin 293, CHP’nin adayı Mehmet Çetin ise bin 292 oy aldı.

    Aksu seçime katılım oranı: Yüzde 84,96

    Aksu’da toplam 3 bin 604 seçmenden 3 bin 62’si sandık başına gitti. Oyların 2 bin 985’i geçerli sayıldı. Toplam 23 sandıkta gerçekleşen oy verme işleminde seçime katılım yüzde 84,96 oldu.

    Aksu ilçesinde, Akesin olmayan sonuçlara göre AK Parti’nin adayı Veli Kahraman bin 293, CHP’nin adayı Mehmet Çetin bin 292, İYİ Parti’nin adayı 805, MHP’nin adayı 332, Zafer Partisi’nin adayı 4 ve Saadet Partisi’nin adayı ise 1 oy aldı.

    Isparta’da kayıtlı 330 bin 216 seçmenin 246 bin 877’si sandık başına gitti. Geçerli oy sayısı 138 bin 119 oldu. İl genelinde bin 155 sandıkta oy verme işlemi gerçekleştirilirken, katılım oranı yüzde 74,76 oldu.

    Yeni Arayış Haber


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar’da oy kullandı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar’da oy kullandı



    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar’da oy kullandı

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı  Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Üsküdar Saffet Çelebi Ortaokulu’da oyunu kullandı. Erdoğan, “Bu seçim yeni bir dönemin başlangıcı.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan oy kullanma işlemi sonrası yaptığı ilk açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Yerel yönetimler seçimini icra ediyoruz. Gerçekten arka arkaya bu kadar kısa sürede iki seçim milletimizi yordu. Sizleri de yordu. Çok yoğun bir kampanya geçirdik. Bugün bu seçimleri icra etmek suretiyle yerel seçimlerde hayırlı bir netice çıkar diye düşünüyorum. Bu seçimler yeni bir dönemin başlangıcına vesile olacak. Bir yandan milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı bir yanda yerel seçimler bunların yeni yüzyılın başlangıcına vesile olmasını diliyorum. Tüm sandık kurulu mensubu arkadaşlara çok teşekkür ediyorum”

    “Yerel yönetimler seçimini icra ediyoruz. Gerçekten arka arkaya bu kadar kısa sürede iki seçim milletimizi yordu. Sizleri de yordu. Çok yoğun bir kampanya geçirdik. Bugün bu seçimleri icra etmek suretiyle yerel seçimlerde hayırlı bir netice çıkar diye düşünüyorum. Bu seçimler yeni bir dönemin başlangıcına vesile olacak. Bir yandan milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı bir yanda yerel seçimler bunların yeni yüzyılın başlangıcına vesile olmasını diliyorum. Tüm sandık kurulu mensubu arkadaşlara çok teşekkür ediyorum”

    Devlet Bahçeli oyunu kullandı

     

    Yeni Arayış Haber


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünya basını 31 Mart yerel seçimlerini nasıl gördü?

    Dünya basını 31 Mart yerel seçimlerini nasıl gördü?


    Dünya basını 31 Mart yerel seçimlerine oldukça ilgi gösteriyor. Dünyanın önde gelen pek çok gazetesi 31 Mart yerel seçimleriyle ilgi değerlendirmesini paylaştı. 

    Seçimlerle ilgili analizler Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) başta İstanbul olmak üzere 2019’daki seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) geçen büyükşehirleri geri alması senaryosuna odaklanıyor. Dünya basını içinde, İstanbul için yarışın son ana kadar belirsizliğini koruyacağı konusunda görüş birliği var.

    The Economist: “Türkiye’de muhalefet yerel seçimlerle silkenip kendine gelmeyi umuyor”

    Dünya basını içinde önde gelen gazetelerden, İngiliz the Economist dergisi 31 Mart seçimleriyle ilgili muhalefetin durumunu analiz ettiği makalesinde, İYİ Parti’nin yüzde 20’ye yakın oy aldığı 2023 Genel Seçimlerinden bu yana “dağıldığını” söylüyor.

    Dünya basını

    Yerel seçimlerde “kaçınılmaz olarak” AKP’nin “ülkenin çoğunluğunda galip geleceğini” öngören makale, İstanbul’daki yarışın son ana kadar belirsizliğini koruyacağı tahmin ediyor ve şöyle devam ediyor: “Ne İYİ ne de ülkenin ana Kürt bloğu Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM) şehirde kazanma şansı yok. Ancak adaylarının alacağı birkaç puan, görevdeki belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kaybetmesine neden olabilir. CHP’li İmamoğlu anketlerin çoğunda önde ama küçük bir farkla.”

    “Seçimlerde önde gidecek olan AKP’nin kağıt üzerinde İstanbul’daki adayı eski Şehircilik Bakanı Murat Kurum olsa da kampanyasına güç veren kişi Erdoğan” diyen The Economist, Erdoğan’ın önündeki en büyük zorluğun ekonomi olduğu tespitine yer veriyor: “Seçim sezonu geleneği olarak, Türkiye’deki kıraathaneler, oylama sona erdiğinde TL’nin ne kadar düşük seviyelere gerileceğine dair sohbetlerle dolup taşıyor.

    “Türkiye’deki yerel seçimler, yağmur kanalları, otobüs seferleri ve iltimas ağlarıyla olduğu kadar ulusal siyasetle de ilgili” diyen The Economist, “İmamoğlu için ikinci bir belediye başkanlığı dönemi, yeni lideri Özgür Özel ile eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sadık partililer arasındaki iç çatışmalarla boğuşan CHP’nin yönetimi devralma yolunda bir basamak olacak. İmamoğlu 2028’de cumhurbaşkanı adayı olabilir” diye devam ediyor.

    Oylamanın Erdoğan’ın, “emeklilik planlarını” değiştirebileceğini söyleyen makale, İstanbul’da kazanması durumunda “kendisi için yeni bir dönemi garantileyecek” yeni anayasa planlarını cesaretle ilerletebileceğini belirtiyor.
    31 Mart seçimlerinde kötü bir performs göstermesinin İYİ Parti’de “liderlik mücadelesine ya da bölünmeye” zemin hazırlayabileceğini söyleyen The Economist, partiden ayrılanların MHP ya da AKP’ye katılabileceğini söylüyor.

    Makale partinin içinden bir kaynağın şu sözlerine yer veriyor: “Bu insanlar Erdoğan’la rahatlıkla el sıkışabilirler. Halkın desteğine sahip olmayı değil, güce sahip olmayı arzuluyorlar.”

    İYİ Parti’nin kıdemli üyelerinden Bilge Yılmaz’dan: “Muhalefetin yeniden yapılandırılması gerekiyor” diyor. Kendisi, Erdoğan’ın muhaliflerinin birçoğunun ulusal seçimleri kazanmaktan ziyade yerel düzeyde rant peşinde koştuğundan şikayetçi: “Herkesin gitmesi gerekiyor.”

    The Washington Post: “İstanbul’da Kürtler’in oyu belirleyici olabilir”

    Dünya basını içinde önde gelen gazetelerden, Amerikan Washington Post gazetesinin “Erdoğan’ın popülerliğini ölçecek Türkiye’deki yerel seçimlerle ilgili bilinmesi gerekenler” başlıklı makalesinde öne çıkarılan başlıklardan biri de Kürt nüfusun oyları.

    Dünya basını

    Suzan Fraser imzalı makalede, “Kürt seçmenler İstanbul’daki seçmenlerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor ve oyları belediye başkanlığı yarışında belirleyici olabilir” ifadelerine yer veriliyor: “Artık Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) olarak bilinen Türkiye’nin Kürt yanlısı partisi, 2019 belediye seçimlerinde İmamoğlu’nu desteklemeyi tercih ederek kazanmasına yardımcı olmuştu. Ancak bu sefer parti, oyları İmamoğlu’ndan uzaklaştırabilecek bir hamleyle kendi adaylarını öne çıkarıyor.

    “Yine de bazı gözlemciler, partinin mevcut belediye başkanını zımnen desteklemek amacıyla kasıtlı olarak iki düşük profilli aday seçtiğini söylüyor.” Başka dikkat edilmesi gerekn diğer nokta ise iktidar ve muhalefet arasında, “kampanyaların adaletsizliği”.

    Fraser şunları söylüyor: “Önceki seçimlerde olduğu gibi Erdoğan, görevde olmanın avantajlarını kullanıyor ve kampanyalarını yürütürken sıklıkla devlet kaynaklarından yararlanıyor… “Muhalefete göre, devlet yayın kuruluşu TRT kampanyanın ilk 40 gününde iktidar partisine 32 saat yayın süresi ayırırken, rakiplere 25 dakika ayırdı.

    “Kampanya sırasında Erdoğan, seçmenlere, eğer devletten hizmet almak istiyorlarsa, iktidar partisinin desteklediği adayları desteklemeleri yönünde üstü kapalı uyarılarda bulundu.
    “Hükümetinin yüksek enflasyonu kontrol altına alma çabalarına rağmen hane halkını bir miktar rahatlatmak için asgari ücreti yüzde 49 oranında artırdı.

    “Türk lider, kampanya mitinglerinde de ülkesinin savunma sanayisindeki başarısını sergilemeye devam etti…”

    Haaretz: “Türkiye’de her seçim yapıldığında ülke demokrasiden bir adım daha uzaklaşıyor”

    Dünya basını içinde önde gelen gazetelerden, İsrailli İngilizce yayın yapan Haaretz gazetesinde yerel seçimleri analiz eden The New Turkey and Its Discontents (Yeni Türkiye ve Hoşnutsuzlukları) kitabının yazarı Simon Waldman, “Türkiye’de her seçim yapıldığında ülke anlamlı bir demokrasi olmaktan bir adım daha uzaklaşıyor. Bu hafta sonu yapılacak yerel seçimler kasvetli gidişatı sürdürecek gibi görünüyor” ifadelerini kullanıyor.

    Dünya basını

    “Türkiye’de bir seçim daha Erdoğan’ın iktidarı ele geçirmesi anlamına geliyor” başlıklı makalede, Hamas’ın 7 Ekim saldırıları sonrasında Gazze’ye savaş açan İsrail’in Türkiye’de bütün siyasi kesimler tarafından sert bir dille eleştirildiği belirtiliyor.

    Waldman’a göre yerel seçimlerin ana konusu İsrail olmaktan uzak ve “asıl soru” ise şu: “Muhalefet, Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) dalkavuklarının 23 yıllık iktidarının ardından elde edebildiği azıcık siyasi gücü bile elinde tutabilecek mi?”

    CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun geçen haftaki mitingini izlediğini anatan Waldman, İmamoğlu’nun “sözlerini bir enerji ve soğukkanlılık dengesiyle kullanarak kalabalığı heyecanlandırma becerisini” fark ettiğini söylüyor.

    Buna karşın İmamoğlu’nu izlemeye gelenlerin sayısının 500 ile sınırlı olduğunu söyleyen Waldman, “bu seferki heyecan eksikliğinin” bir nedeninin, “İmamoğlu’nun Erdoğan’ın sönük seçimi eski Çevre Bakanı Murat Kurum’a karşı yarışıyor olması nedeniyle aşırı güven” duyulması olabileceğini belirtiyor.

    Waldman, AKP’nin aday stratejisi, Erdoğan’ın “merkezi yönetimle yerel yönetim el ele” vermesi gerektiği mesajları ve muhalefetteki bölünmüşlük gibi faktörlerin İmamoğlu’nun İstanbul’da kaybetmesiyle sonuçlanabileceğini öngörüyor.

    Son dönemde Türkiye’deki yüksek yargı krizini hatırlatan Haaretz makalesinde, Erdoğan’ın “son seçimim” sözlerinin anayasa reformunu gündeme getirmesine yer veriliyor.

    Waldman, analizini, “Erdoğan daha önce de birçok kez (2007, 2010 ve 2017) anayasayı değiştirmiş ve bağımsız yargının olduğu gerçek bir demokrasinin aksine Türkiye’de anayasanın kendisine tabi olduğunu vurgulamıştı.

    “Türkiye’de her seçim olduğunda ülke anlamlı bir demokrasi olmaktan bir adım daha uzaklaşıyor. Bu sefer de durum farklı değil” diye bitiriyor.

    Foreign Policy: “Yerel seçimler Türkiye’nin geleceğine karar verecek”

    Dünya basını içinde önde gelen yayınlarından, Amerikan Foreign Policy dergisinde yayımlanan Türkiye iç ve dış politika uzmanı Doç. Dr. Sinan Ciddi imzalı makale, “Erdoğan’ın partisi ülkenin en büyük şehirlerini geri kazanırsa, bunu Türk siyasetinde büyük değişimler izleyebilir” öngörüsünde bulunuyor.

    Dünya basını

    Erdoğan’ın görevine devam etmek için galip gelmesi durumunda “başka bir anayasa reformu daha gerçekleştirebilir” diyen makale şu tespitlerle devam ediyor: “Erdoğan’ın popülaritesinin temelinde uzun zamandır AKP’nin inşaat ruhsatı verme, imar kontrolleri ve partizan destekçilerine kentsel sosyal yardım hizmetleri sağlama becerisi yer alıyor.

    “Yerel seçimler Erdoğan için kritik öneme sahip çünkü bu seçimler ona, cumhurbaşkanının görev süresi sınırlamalarını ve yargı bağımsızlığının geri kalan unsurlarını ortadan kaldıracak yeni bir anayasa arayışına girme şansı verebilir.” Erdoğan’ın kazanma şansını sorgulayan makale, ekonomideki kötü gidişata vurgu yapıyor ancak “Erdoğan faktörünün” öne çıktığını söylüyor:

    “Türkiye’de günlük yaşam vatandaşların büyük çoğunluğu için çekilmez durumda. AKP, 2019’dan bu yana ana muhalefetteki CHP’nin yönettiği İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirleri geri kazanmayı başarabilirse, bu, AKP’nin belediye başkan adaylarının seçmenleri kendi partilerinin daha iyi hizmet sunabileceğine ikna etmesi sayesinde olmayacak.

    “Eğer durum böyle olsaydı beş yıl önce büyükşehirleri CHP’ye kaptırmazlardı. AKP kazanırsa bunun temel iki nedeni olacak: Muhalefet partilerinin beceriksizliği ve Erdoğan faktörü.”

    Erdoğan’ın pek tanınmamış da olsalar adaylarıyla sahneye çıkıp, Türkiye’nn uzay serüveni ya da savunma sektöründeki başarılarından konuşmasının seçmen üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor: “Bu girişimlerin hiçbiri halkın yaşadığı ekonomik zorlukları ortadan kaldırmıyor ancak Erdoğan’ın (ve buna bağlı olarak özenle seçtiği belediye başkan adaylarının) yalnızca küçük bir yerel makam için çekişen dağınık bir muhalefetten ziyade yönetişim meseleleriyle daha fazla ilgilendiğini gösteriyor.

    “Erdoğan bu mesajı satmayı başarabilirse, AKP de oy çoğunluğunu elde etmeyi başaracaktır ki tek yapması gereken de bu.”

    Ciddi, Erdoğan’ın seçimleri kazanması durumunda anayasal reform için destekçilerinin “laikliğin kapsamının, tanımın sınırlandırılması gibi uzun süredir arzu edilen hedeflere ulaşmak için güçlü bir ses isteyeceklerini varsaymak doğru olacaktır” diyor ve ekliyor: “Türkiye’nin Batılı müttefikleri, Erdoğan’ın ülkeyi 2028’e kadar yöneteceği gerçeğini çoktan kabullenmiş durumda. Ancak artık bu ay yapılacak yerel seçimlerden sonra Türkiye demokrasisinin tamamen sönme yoluna girebileceğini düşünmeleri gerekiyor.”

    Yeni Arayış Haber

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Seçim sonuçlarını çok hızlı alacağız

    Seçim sonuçlarını çok hızlı alacağız


    Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, yerel seçime saatler kala seçime dair açıklamalarda bulundu.

    Yavuz, “Şimdi yeni bir yarış başlıyor. Bu seçimde biraz daha kendimizle yarışacağız ve sonuçları çok hızlı bir şekilde alacağız. Sandık başında görevlilerimiz var. İlk sayım büyükşehir sayımlarıyla başlıyor. Daha sandık sonuçlarına bağlanmadan bizim arkadaşlarımız not alıyor ve Sonuç Alım Sistemi’ne (SAS) giriyor. 1 milyon aktif, 1 milyon da lojistiğini sağlayan arkadaşlarımızla bu işi gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

    İşte Ali İhsan Yavuz’un açıklamalarından satır başları: “Tek zarf ilkesinin önemli olduğunu ifade etmek isterim. Yine herkes ancak kendi sandığında oy kullanacak. Türkiye’de 61 milyon 441 bin 880 seçmen var. Herkes seçmen ama herkes kendi sandığında oy kullanmak zorunda. İlk kez oy kullanacak seçmenlerimiz de var.

    Toplam Türkiye’de kurulacak sandık sayısı 259 bin 903. Seçim günü çok önemli. Seçim günü akşamı da önemli. Onun için gözünüz kulağınız bizde olsun. Çünkü seçimi çok hızlı bir şekilde toplayan, sonuçlarını analiz edilen bir partiyiz.

    Herhangi bir manipülasyon olmasın diye açıklamaları hızlıca girmek istiyoruz. Buradaki merkez aracılığıyla 2023 seçimlerinde 18.30’da siyah ile gözükenler YSK’nın verileridir. Bizim Sonuç Alım Sistemi’nin (SAS) verileri. 19:30 itibari ve 20:30’a geldiğimizde sonuçlar netleşmiş görünüyor.

    Ali İhsan Yavuz: “Seçim sonuçlarını çok hızlı alacağız”

    Bu bizim kendimizle yarıştığımızın göstergesidir. Şimdi yeni bir yarış başlıyor. Bu seçimde biraz daha kendimizle yarışacağız ve sonuçları çok hızlı bir şekilde alacağız.

    Sandık başında görevlilerimiz var. İlk sayım büyükşehir sayımlarıyla başlıyor. Daha sandık sonuçlarına bağlanmadan bizim arkadaşlarımız not alıyor ve SAS’a giriyor.

    “1 milyon mensubumuz sahada, toplam 2 milyon kişi çalışacak”

    Onun için de biz Türkiye’de çok hızlı bir şekilde alıyoruz. 1 milyon aktif, 1 milyon da lojistiğini sağlayan arkadaşlarımızla bu işi gerçekleştiriyoruz. Bu işi sağlimen yürütebilmenin yolu 2 milyon aktif teşkilat üyesinin yapmasıyla gerçekleşiyor. Her seçim iddia ediyorum. Bu işi yürütmek kolay değildir. Yürütmek için böyle bir teşkilat yapısına sahip olması gerekir. Yine güçlü bir liderinin arkasında olması ve güçlü bir yazılımınızın olması lazım.

    Teşkilatçılıktan başka ne varsa yapmaya kalkıştıkları için o geceyi gerçek bilgilerle aydınlatmak yerine nasıl algı oluştururuz düşüncesiyle hareket ettikleri için CHP’den bugüne kadar olmadı, bugünden sonra da olmayacak.

    Kulağınız bizde olsun. Bizim dışarıya koyacağımız ekranlarla tabloları izlemeye devam edelim. Birtakım manipülasyonların önüne geçmek için duyarlı olalım. YSK da almış olduğu kararlarla bu işin şaibesiz ilerlemesini sağlıyor. Sonuçlar geldikçe de diğer partilerle paylaşıyor.

    Muhtar ve azaları sandıkta görev yapıp yapmaması sorundu. YSK dün aldığı kararla muhtar ve azalar sandıkta önceden adaylık olmadığı için, onların sandıkta olmasına bir engel görmedi. Kendilerine oy çıksa bile sandıkta görev almaya devam ederler. Yine dün verdiği kararla iftar olacak ya, sayım işleri iftara denk geldiği için YSK işlemlere ara vermeksizin devam edeceği kararını verdi. Ben tam bir demokrasi şöleninde geçecek bir seçim diliyorum.

    Ana ilke herkesin kendi sandığında oy kullanmasıdır. Sandık seçmen listesi görev yaptığı sandıkta oy kullanabilecek.

    Cumhurbaşkanımız İstanbul’dan beri sonuçların hızlı alınmasını önemsiyor. Sonuçların analiz edilmesine dönük bu süreçte yeni ilaveler yaptık. Cumhurbaşkanımız İstanbul’dan beri bu yaklaşımın daha da kökleşmesi için arkamızda durdu. Yine sonuçları bu sistem üzerinden izliyor ve yer yer talimatlar veriyor. SAS sistemimiz sonuçlar geldiği andan itibaren Cumhurbaşkanımızın önünde duruyor ve buradan takip ediyor.

    Sonuç Alım Sistemi bugün başladığınızda bir ajans bu sonuçları çok hızlı verme iddiasındaydı. Hatırlıyorsunuz Cihan Haber Ajansı’ydı. Biz de bu işi en iyi biz yaparız iddiasıyla ortaya çıktık ve biz bu işi devraldık. Sayım döküm sistemi üzerinden bilgi bize aktarılıyor. İmzalı tutanağı da aktarıyor. YSK’da verileri partilerle paylaştırdığı için onu da alarak 3 veriyi karşılaştırıp doğru bir değerlendirme yapıyoruz. Hangi sandıkta durumun kritik olduğunu yine SAS üzerinden alıyoruz. Sistemdeki bilgiler bize alarm vermiş oluyor. Biz de çok daha hızlı ve doğru bir ilerleme kaydediyoruz.”

    YSK Başkanı Yener: “İftar vaktinde oy sayımı devam edecek”

    Yeni Arayış Haber

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakanlarımız geliyor, gelecek. Sonuçta Cumhur İttifakı’nın bakanları

    Bakanlarımız geliyor, gelecek. Sonuçta Cumhur İttifakı’nın bakanları



    Murat Kurum: “Bakanlarımız geliyor, gelecek. Sonuçta Cumhur İttifakı’nın bakanları”

    Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, İstanbul’da seçim çalışmalarına katılarak kendisi için oy isteyen bakanlarla ilgili eleştirilere yanıt verdi.

    Kurum katıldığı A Haber canlı yayınında eleştirilere verdiği yanıtta şu ifadeleri kullandı:

    “Bakanlarımız geliyormuş, gelecek. Sonuçta cumhur ittifakının bakanları. Devletin projesini veya orada beraber çalıştığı çalışma arkadaşına ilişkin görüşlerini önerilerini paylaşmaktan niye rahatsız olur insan ya?” Sen 5 sene ona buna laf yetiştireceğine insanlarla iyi geçin, senin de varsa bir şeyin biz söylerdik yani”

    Yeni Arayış Haber


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu rakibi Kurum’un dokuz puan önünde

    İmamoğlu rakibi Kurum’un dokuz puan önünde


    MetroPOLL Araştırma’nın anketine göre mevcut İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, rakibi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) adayı Murat Kurum’un yaklaşık dokuz puan önünde.

    MetroPOLL Araştırma, İstanbul seçimlerine ilişkin son anketini yayımladı. Seçmene “31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nde İBB Başkanlığı için hangi partinin adayına oy verirsiniz?” diye soruldu.

    MetroPOLL’ün verilerine göre CHP’nin adayı ve mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yüzde 39,2 ile rakibi AK Parti’nin İBB Başkan adayı Murat Kurum’un yaklaşık 9 puan önünde. Seçmenin yüzde 30,4’ü ise Murat Kurum’a oy vereceğini söylüyor.

    MetroPOLL: “DEM Parti yüzde 3,2, Yeniden Refah yüzde 2,4”

    MetroPOLL Araştırma’nın anket sonuçlarına göre, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) adayı Meral Danış Beştaş yüzde 3,2, Yeniden Refah Partisi adayı Mehmet Altınöz yüzde 2,4, Zafer Partisi’nin adayı Azmi Karamahmutoğlu yüzde 2,0, İYİ Parti’nin adayı Buğra Kavuncu yüzde 1,6 oy alıyor.

    Kararsızların dağıtıldığı tabloda ise Murat Kurum’un oyu yüzde 37,2’te kalırken Ekrem İmamoğlu’nun oyu ise 47,9 ölçüldü.

    Yeni Arayış Haber


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Turgut Altınok diploma iddialarına yanıt verdi

    Turgut Altınok diploma iddialarına yanıt verdi



    Turgut Altınok diploma iddialarına yanıt verdi

    Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok, Antalya’da 600 daire hakkında belge paylaşacağını duyurdu. Altınok, ayrıca diplomasının da 33 günde aldığına yönelik iddialara da yanıt verdi.

    Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok, Keçiören’de gerçekleştirdiği otobüs turu sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Altınok “Antalya’da 600 konuta sahip olduğu” iddialarına ilişkin belge paylaşacağını bildirdi. “Birazdan size tapularla ilgili belgeleri verecekler” dedi. Altınok ”Üniversite diplomasını 33 günde aldığına yönelik iddialara da “Yalan ve iftira” şeklinde yanıt verdi.

    Yeni Arayış Haber


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 1994 yerel seçimleri 30 yıl sonra neden gündemde?

    1994 yerel seçimleri 30 yıl sonra neden gündemde?


    1994 seçimleri, yerel seçimlere az bir süre kala sıklıkla konuşuluyor. Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi, ‘1994 ruhunun’ mirasına sahip çıkma çağrıları yaparken, Erdoğan da 1994 seçimlerine atıf yaparak ‘yeni bir milat’ ifadelerini kullandı.

    BBC Türkçe, 1994 seçimlerine giden yolu derledi: “31 Mart 2024 yerel seçimleri, tıpkı 30 yıl önceki 1994 seçimleri gibi inşallah belediyecilikte yeni bir milat olacaktır.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bunları geçen Haziran ayındaki bir konuşmasında söyledi. Ve bugün geldiğimiz noktada üç siyasi parti 1994 ruhunun mirasçısı olarak kendi görüyor.

    Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) farklı kademelerinden yetkililer, son yıllarda ‘1994 ruhunu’ vurguluyor.

    Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi gibi Milli Görüş kökenli partiler de son dönemde ‘1994 ruhunun’ mirasına sahip çıkmaya çalışıyor. Saadet Partisi seçimler kampanyasında Milli Görüş belediyeciliğini öne çıkarttı, Yeniden Refah Partisi ise “94 ruhuyla yeniden başlıyoruz” sloganını kullanıyor.

    Refah’ın genişleyen tabanı ve büyüyen örgütlenme ağları

    1989 yerel seçimlerinde Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP), önemli bir başarı gösterdi ve aralarında İstanbul ile Ankara’nın da bulunduğu birçok büyükşehirde yönetimi devraldı. Ancak bazı SHP’li belediyeler, ciddi yolsuzluk ve kötü yönetim eleştirileriyle karşılaşınca partiye destek düşüşe geçti. Refah Partisi ise bu yıllarda farklı toplumsal kesimlere doğru genişlemeye başlamıştı.

    İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi, siyaset bilimci Doç. Dr. Işıl Arpacı, 1990’larda Refah’ın geleneksel destekçilerini aşacak şekilde dışarıya açılmaya başladığını, 1990’daki üçüncü kongrenin de bu anlamda bir ilk adım olduğunu savunuyor. Arpacı, Refah Partisi’nin bu dönemdeki tabanının “laik sistemden rahatsız dindarlar, devlet eliyle zengileşememiş Anadolu sanayicileri ve tüccarları, Türk ve Kürt milliyetçiliğinden rahatsız Kürtler ve kent yoksullarından oluştuğunu” belirtiyor.

    Burada özellikle gecekondulara dikkat çekiyor Arpacı. Arpacı ‘tespih modeli’ olarak tanımlanan bir modelden bahsediyor: “Tayyip Erdoğan’ın o dönem bağdaş kurup evlerde oturduğu resimler çokça görülür. Bu nebevi yani peygambere ilişkin bir yöntemdir. Yani yüz yüze, dokuna dokuna temas. Sokak sokak bir örgütlenme modeli bu. Nasıl tespih 33 tane boncuktan oluşuyorsa otuz üç tane sokak bir araya geliyor, bir birim oluşturuyor. Sonra 33 tane mahalle birimi bir araya gelip bir semt birimini oluşturuyor. Böyle aşağıdan yukarıya doğru giden bir sistem var.”

    1994 seçimlerinde ne oldu?

    1992’deki ara yerel seçimlerde, farklı toplumsal kesimlere mesaj veren bir kampanya yürüten Refah Partisi önemli bir oy artışı yakaladı ve iktidara geldiği belediyelerdeki uygulamalarıyla da dikkat çekti. 1994 yerel seçimlerine gelindiğinde, ana akım medyada Refah Partisi’nin büyükşehirleri almasına şans verilmiyordu. Ancak Refah Partisi, ülke çapında yüzde 19,1’le üçüncü parti oldu.

    Daha da önemlisi parti, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde iktidara geldi. Özellikle büyükşehirlerde merkez sağ ve merkez sol adaylar arasındaki rekabet de Refah’a büyük avantaj sağlamıştı.

    Doç. Dr. Işıl Arpacı 1994 ruhunu, “var olana bir reddiye, var olanın ortadan kaldırılması””olarak yorumluyor.

    Refah saflarındaki hakim duyguyu da şu sözlerle yorumluyor: “Buradaki insanlar sadece seçim için çalışmıyorlar, ‘Allah rızası için çalışıyorlar’, böyle olduğuna inanıyorlar. Dolayısıyla burada aslında yapılan şey, Necmettin Erbakan’a referansla söylüyorum, cihat ediyorlar. Bu anlamda Milli Görüş açısından baktığımız zaman bu zafer, ‘Allah yolunda kazanılmış çok önemli bir zaferdi”.

    Refah Partisi nasıl bir belediyecilik uyguladı?

    Selman Esmerer siyasete 1983’te Refah Partisi’nde İstanbul kurucu il yönetim kurulu üyeliğiyle başladı. Selman Esmerer, 1994 ruhunu hem seçim zaferi hem de ardından gelen belediyecilik anlayışla yorumluyor. “Bizim Milli Görüş belediyelerinde manevi dinamikler ortaya çıkıyor. Biz buna “1994 ruhu” diyoruz. İbadet aşkıyla sarılma, daha çok performans gösterme. Bir devrim niteliğindeki belediyecilik özellikle İstanbul’da başladı. Tabii başında olduğu için bu başarıların tümü Tayyip Bey’e yazıldı ama komple seferberlik gibiydi. Diyelim ki bir yerde bir su patlıyor. Hemen o bölgedeki bir teşkilat mensubu belediyeyi arıyor, olmadı, gidiyor, getirtiyor, yaptırıyor. Böyle bir fahri gönüllülük, yönetime katılım şeklinde bir farklılık, bir canlılık.” Esmerer bu dönemde belediyelere, Kuran-ı Kerim’deki bir hadise dayanarak “Rüşvet alan da veren de melundur” yazdırdıklarını ekliyor.

    Doç. Dr. Işıl Arpacı, “Milli Görüş’ün yerel yönetim modelinin teknik olarak paylaşımcı demokrasi, sosyal belediyecilik ve kaynak yaratma gibi üç ana eksen üzerinde şekillendiğini” savunuyor. Bu kapsamda, yerel yönetimlerde halk meclisleri, halk saati, halk günü, söz mahallede ve beyaz masa uygulamalarının getirildiğini, sosyal yardımların artırıldığını belirtiyor. Doç. Dr. Arpacı bu süreçte karşıt görüşlü insanlarda dahi “Bunlar çalmazlar” anlayışının oluştuğu görüşünde. Ayrıca İstanbul’da Haliç’in temizlenmesi, su kesintileri sorunun çözülmesi gibi uygulamaların çok büyük bir etki yarattığını belirtiyor.

    1994 seçimlerinin 1995 ve 2002 seçimlerine etkisi oldu mu?

    Doç. Dr. Arpacı, 1994’teki başarının 2002’de AK Parti’nin iktidara gelmesinin de doğrudan bir bağlantısı olduğu kanısında.
    Arpacı, 1994 yerel seçimleriyle AK Parti arasındaki ilişkiyi şöyle yorumluyor: “1994 seçimlerinin Türkiye için en önemli çıktılarından bir tanesi, yenilikçilerin yerel yönetimlerdeki başarısını ortaya koyup, siyasal sisteme aktarılmaları için ilk adımı vermiş olmasıydı.”

    2002’den sonra belediyecilik anlayışı değişti mi?

    2000’lerin başında Refah belediyelerinin çok büyük bir bölümü, Milli Görüş geleneğinin devamı olmadığını ifade etmeye başlayan başlayan AK Parti’ye geçti. Parti 2004 seçimlerinden itibaren yerel yönetimlerdeki gücünü artırmaya başladı. Aslında rant, yolsuzluk, kadrolaşma, adam kayırmacılık eleştirileri ve açılan çeşitli davalar, Refah belediyeciliği döneminde başlamıştı. Ancak AK Parti belediyelerinde bu eleştiriler arttı.

    Dönem dönem partinin genel merkezi, bazı belediye başkanlarından görevden ayrılmalarını istedi. Bu dönemki eleştirilerle ilgili en akılda kalan açıklamaları birini ise 2015 yılında, o dönem Başbakan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü olduğu dönemde Bülent Arınç yaptı ve eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek için Gülen yapılanmasını kast ederek şöyle konuştu; “Bu yapıya Ankara’yı parsel parsel satmıştır. Yurt yerleri vermiştir. Zengin iş adamlarına okullar yaptırmıştır. İmar planlarında değişiklikler yaptırmıştır, şunları yaptırmıştır bunları yaptırmıştır.”

    Doç. Dr. Işıl Arpacı Milli Görüş belediyeciliği anlayışından AK Parti belediyeciliği anlayışına keskin bir geçiş olmadığını, Refah dönemindeki bazı uygulamaların belli bir dönem AK Parti’de de devam ettiğini savunuyor. Bu dönemdeki yerel yönetim anlayışının değişiminin ekonomik yapının değişimiyle de bağlantılı olduğu görüşünde: “Devlet eliyle eliyle zenginleşememiş Anadolu sermayesi, AK Parti’nin iktidarıyla beraber kapitalizmin olanaklarından faydalanmaya başladı. Siyasal sisteme eklemlendikçe daha çok sermaye biriktirmeye başladı. Kentsel sermaye ve kentsel ranta da ortak olmaya başladılar.”

    1994 ruhu neden yeniden gündemde?

    AK Parti, 2019 yerel seçimlerinde yıllar sonra aralarında İstanbul ve Ankara’nın da bulunduğu birçok büyükşehiri kaybetti.

    Özellikle 2019’daki seçimlerden sonra 1994 ruhuna vurgular arttı. Bu süreç aynı zamanda AK Parti’nin, Milli Görüş çizgisindeki bazı isimleri yeniden bünyesine almaya başladığı dönem oldu. Örneğin, 2021 yılında partinin İstanbul İl Başkanlığı görevine seçilen Osman Nuri Kabaktepe bu isimlerden biriydi. Erdoğan, göreve geldiği il kongresinde Kabaktepe’yi, “1994 ruhuyla 2023 hedeflerimizi gerçekleştirecek bir arkadaşımız” diye tanıttı.

    31 Mart 2024 yerel seçimlerine doğru ise 1994 referansları iyiden iyiye arttı. 1994 vurgusuna sıklıkla başvuran Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi ise bu duruma tepki gösterdi.

    Doç. Dr. Işıl Arpacı, AK Parti’nin içinde 1994 ruhuna vurgunun artmasının parti oylarının düşmeye başlaması ardından geldiğini savunuyor. AK Parti’nin bununla geleneksel kodlara geri dönüş sinyali verdiği görüşünde Doç. Dr. Arpacı. “Ancak bu kadar büyük ve kitselleşmiş bir partinin 1994 ruhuna geri dönmesi çok zor” diye de ekliyor. Büyüklük dışında AK Parti’de 1994 Refah’ından farklı olarak ideolojik zeminin zayıf olmasının da buna engel olduğunu savunuyor.

    Selman Esmerer ise artan 1994 vurgularıyla ilgili, “O başarılar şimdi yok, olmadığı için çok başarılı dönem referans alınıyor. Üç tane parti 94 ruhunu sahipleniyor ama ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, icraatte görmek lazım” yorumunu yapıyor.

    

     

    Yeni Arayış Haber

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • KESK, okullardaki seçim propagandasına tepki gösterdi

    KESK, okullardaki seçim propagandasına tepki gösterdi


    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, Cumhur İttifakı ve AK Parti adaylarının okullarda seçim propagandası yapmasına tepki gösterdi.

    KESK adına açıklama yapan platform üyesi Ali Rıza Boz, eğitim kurumlarında herhangi bir partinin adayının yazılı ya da sözlü olarak siyasi propaganda yapmasının yasak olduğunu belirterek, “Okullarda siyasi propaganda yapanlar ve buna izin verenler suç işlemekte ve seçim yasaklarını çiğnemektedir” dedi.

    KESK İzmir Şubeler Platformu, Eğitim Sen İzmir 1 Nolu Şube’de okullarda seçim propagandası yapılmasına ilişkin basın toplantısı düzenledi. KESK İzmir Şubeler Platformu adına açıklamayı yapan Ali Rıza Boz, şunları söyledi:

    “31 Mart 2024 yerel seçimleri yaklaştıkça, kendilerini her şeyin üzerinde gören Cumhur İttifakı adayları, yasak olmasına rağmen okullarda serbestçe siyasi propaganda yapmaya devam etmektedir. Bu durumun son örnekleri, Seferihisar’da bir okulun yemekhanesinde Eğitim Bir Sen’in iftar yemeğinde İl Milli Eğitim Müdürü, İlçe Milli Eğitim Müdürü, İlçe Müftüsü ve Cumhur İttifakı belediye başkan adayı birlikte boy gösterebiliyor. Diğer taraftan Çiğli AKP Belediye Başkan adayı, İsmail Rahmi Karadavut İlkokulu önünde öğrencilere boyama kitabı ve velilere çanta dağıtarak seçim propagandasını yapabiliyor. Bunlara benzer onlarca yüzlerce örnek gösterilebilir.

    Türkiye’deki bütün kamu kurumlarında olduğu gibi, eğitim kurumlarında da herhangi bir partinin adayının yazılı ya da sözlü olarak siyasi propaganda yapması yasaktır. Bu açık yasağa rağmen sendikal-siyasal referanslar üzerinden yönetici olan ve iktidarı açıktan destekleyen tutumlar gösteren bazı idareciler, okullarda iktidar partisi adaylarının propagandasının yapılmasına izin vererek açıkça suç işlemektedir. Okullarda siyasi propaganda yapanlar ve buna izin verenler suç işlemekte ve seçim yasaklarını çiğnemektedir. Hukuk kuralları toplumun sadece belli bir kesimi için değil, siyasi iktidar bileşenleri dâhil, herkes için eşit derecede uyulması gereken kurallardır.”

    Seçim tutum belgesi

    Konfederasyonun kuruluşundan bugüne kadar sendikal hak ve özgürlükler mücadelesini ülkenin emek, demokrasi, eşitlik, laiklik, özgürlük ve barış mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden Boz, 31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki tutumlarını şöyle sıraladı:

    • Emekçilerin demokratik, ekonomik, sosyal ve özlük haklarına öncelik vererek çalışanları gözeten,
    • Başta toplu sözleşme ve grev hakkı olmak üzere emekçilerin sendikal hak ve özgürlüklerini tanıyan,
    • Tüm yönetim düzeylerinde kadınların eşit temsiliyetini esas alan,
    • Kentlerin toplumsal mülkiyeti olan kamusal alanları sermayenin değil, toplum ve halk yararına kullanan,
    • Barınma ihtiyacını karşılamak üzere başta öğrenciler olmak üzere engelliler, yaşlılar, kadınlar, işsizler vb. toplumun dezavantajlı kesimlerine yönelik konut ve sosyal alanların inşasına gerekli bütçeyi ayıran, depreme ve afetlere dirençli konut inşa eden,
    • Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla eksiksiz bir biçimde yaşama geçirilmesi gerektiğine inanan, yerel düzeyde bunun gereklerini yerine getiren, karar alma ve denetleme mekanizmalarında gerçek katılımcılığı ve şeffaflığı gözeterek, yönetimleri halkın katılımına açan ve ‘geri çağırma’ ilkesini kabul eden,
    • Eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaklaşım üzerinden çok kültürlü, çok dilli ve çok kimlikli yaşamı birer zenginlik olarak görerek birlikte yaşamı temel alan, kamusal hizmetleri herkes tarafından ulaşılabilir, nitelikli, eşit, parasız ve anadilinde sunan,
    • Yurttaşlar arasında kan bağı, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, din veya inanca dayalı hiçbir ayrımcılığa izin vermeyerek yerelleri eşitlik idealinin yaygınlaşma alanları olarak gören, yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocukların toplumsal yaşama katılımını artırmaya yönelik ücretsiz sosyal ve kültürel tesisler ile kreşler, bakımevleri ve eğitim merkezleri oluşturmayı hedefleyen,
    • Ulaşım, temiz su, alt yapı, ısınma, çöp gibi hizmetlerin halka doğrudan, sürekli, nitelikli ve ücretsiz ulaştırılmasını birincil görevi olarak gören,
    • Ormanları, mera ve yaylaları betonlaşmaya, talan ve ranta karşı imara kapatan,
    • Kentsel dönüşüm vb. uygulamaları rant ve talan aracı olarak değil, değişik kültürlerden insanların beraber yaşayabilecekleri bir kent algısı üzerinden ele alan,
    • Hayvanları ölüme terk eden her türlü barınağı, parkı vb. kapatan, hayvan haklarını savunup gereğini yapan,
    • Demokratik ve katılımcı bir yerel yönetim anlayışının öncelikle il genel ve belediye meclislerinde karşılık bulması gerektiğine inanan, gereğini yerine getiren,
    • Yerel yönetimleri birer şirket olarak değil, halka hizmet veren kurumlar olarak gören ve yerel hizmetlerin verilmesinde kar değil, toplumsal yararı esas alan,
    • Yerel hizmetlerin sunumunda özelleştirme ve taşeronlaştırmaya karşı çıkan,
    • Tarikat ve cemaat yapılarına karşı mücadelede yerel yönetimlerin önemini kavrayan ve bu ve benzeri yapılara karşı geleceğimiz olan çocuklarımızın hayatına sahip çıkmayı ve mücadele etmeyi önüne hedef olarak koyan,
    • Yerel yönetimlerin bütün plan ve uygulamalarını toplum merkezli, eşitlikçi ve demokratik bir biçimde hazırlamayı ve uygulamanın her aşamasında, sokak, mahalle ve kent meclislerine şeffaf bir şekilde hesap vermeyi taahhüt eden,
    • Bütçe hakkı kapsamında katılımcı, şeffaf, hesap verilebilir, toplumsal cinsiyete duyarlı ve ekolojik bütçe oluşturma süreçlerini işleten,
    • Üretimden tüketime kadar bütün toplumsal süreçlerin adil, eşit ve demokratik işleyişini savunan,
    • Yerel yönetimleri, doğa insan yabancılaşmasının aşılmasının temel alanı olarak kabul edip, her düzeyde “tavizsiz” bir şekilde ekolojik yerel yönetim anlayışını esas alan,
    • Yerellerde yaşayan halkı evrensel kültür ve gelişmelerle buluşturmaya yönelik sosyal ve kültürel katılım projeleri oluşturmayı hedefleyen,
    • Mülteci, sığınmacı ve göçmenlere yönelik ayrımcılığın son bulması ve haklarını kullanmaları önündeki engellerin kaldırılması için mücadele eden, anlayışı temsil eden adaylara oy verilmesini savunmaktadır.”
    Yeni Arayış Haber

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yozgat’ta AK Partili aday Şabettin Aksoy mikrofonu açık unuttu

    Yozgat’ta AK Partili aday Şabettin Aksoy mikrofonu açık unuttu


    Yozgat’ın Kadışehri ilçesinde AK Parti’den Belediye Başkan adayı olan Şabettin Aksoy ve Yozgat Milletvekili Abdulkadir Akgül’ün düzenlediği mitinge damga vuran anlar yaşandı.

    Yozgat’ta AK Parti Kadışehri Belediye Başkan adayı Şabettin Aksoy ve Yozgat Milletvekili Abdulkadir Akgül, miting düzenledi. Aksoy, “Oy için kimseye iftira atmayacağız, hakaret etmeyeceğiz” dedi.

    Bu sözlerden sadece birkaç dakika sonra mikrofonunun açık olduğunu unutan mitinge damga vuran anlara imza attı.

    Mikrofonunun açık olduğunu unutan Aksoy, “Seçimi kazanırsa AK Parti’ye geçeceğiz diyormuş g.vatlar” dedi.

    Bu sözleri Yeniden Refah Partisi adayına yönelik söylediği iddia edildi

    AK Partili aday Şabettin Aksoy, milletvekili Akgül’e eğilerek “Seçimi kazanırsa AK Parti’ye geçeceğiz diyormuş g.vatlar’ ifadelerini kullandı.

    O sözler hem tüm alanda hem de canlı yayında duyuldu.

    “Siz ondan daha adı ve şeref yoksunusunuz”

    Şabettin Aksoy’un o sözleri Yeniden Refah Partisi adayına yönelik söylediği iddia edildi. Yeniden Refah Partisi Manisa İl Sorumlusu Burhan Yıldırım, sosyal medya hesabından Aksoy’a tepki gösterdi.

    Yeniden Refah Partili adaya hakaret ettiğini dile getiren Yıldırım, şu paylaşımı yaptı: “Yeniden Refah Partili adayımıza ithafen kazanırsa akp ye geçecek miş Gav*at diyor. Bizim partiden seçildikten sonra AKP ya da başka partiye geçecek aday sadece ga*vat değil en adi bir mahlu*kat olur ama siz ondan daha adı ve şeref yoksunusunuz ki insanları elinizdeki Hükümet gücü ile tehdit etmekten çekinmiyor sunuz. Biz o belediyeleri kazandığımız zaman Allah’ın izniyle o vaatleri verilen hizmetlerin tamamını yapacağız ve Sizinde saltanatınıza son vereceğiz. Sizi gidi Yamyamlar sizi.”

    Yeni Arayış Haber


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***