Etiket: ABD

  • ABD, Pfizer/BioNTech aşısının 12-15 yaş çocuklarda kullanımına onay verdi

    ABD, Pfizer/BioNTech aşısının 12-15 yaş çocuklarda kullanımına onay verdi


    ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Amerikan şirketi Pfizer ile Alman biyoteknoloji firması BioNTech’in ürettiği Covid-19 aşısının 12-15 yaş aralığındaki çocuklarda kullanımına onay verdi.

    FDA Komiseri Vekili Dr.Janet Woodcock, yaptığı açıklamada, Pfizer/BioNTech Covid-19 aşısı verilerinin çok sıkı denetimden geçtiğine belirterek, “Aşılama yaşının genişletilmesi salgının bitirilerek, bizi hayatın normale dönülmesine yaklaştıracak.” ifadesini kullandı.

    Woodcock, onay sürecinin tamamlanmasından sonra eyaletlerin sonbaharda okullar açılmadan ortaokul öğrencilerine aşı yapmaya başlayabileceğini belirtti.

    ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) aşılama tavsiye komitesinin de yarın toplanarak, Pfizer/BioNTech aşısının çocuklara uygunluğunu değerlendireceği ve onaylaması halinde bir kaç gün içinde aşı dozlarının dağıtımına başlanabileceği kaydedildi.

    ABD ilaç şirketi Pfizer, Alman ortağı BioNTech ile 25 Mart’ta yaptığı açıklamada, 6 ay ile 11 yaş aralığındaki çocuklarda Covid-19 aşı denemelerine de başlandığını bildirmişti.

    Bundan bir süre önce de Pfizer/BioNTech, ABD’de 12 ila 15 yaş grubundaki 2 bin 260 kişi üzerinde yaptığı klinik çalışmanın yüzde 100 etkinlik gösterdiğini duyurmuştu

  • Kasım Süleymani’ye yönelik suikastte İsrail teknik istihbarat, Iraklı Kürtler alan desteği sağlamış

    Kasım Süleymani’ye yönelik suikastte İsrail teknik istihbarat, Iraklı Kürtler alan desteği sağlamış


    İsrail ve Iraklı Kürtlerin, İranlı General Kasım Süleymani’nin 3 Ocak 2020’de ABD saldırısında öldürülmesinde önemli rol oynadığı ortaya çıktı.

    İsrail’in İranlı General Kasım Süleymani’nin kullandığı telefon numaralarına erişim sağladığı ve bunları suikasttan saatler önce ABD istihbaratına aktararak Süleymani’nin yerinin tespit edilmesine olanak sağladığı savunuldu.

    ABD’nin destek verdiği ve askeri alanda yetiştirdiği Iraklı Kürt özel birliklerin de alanda operasyona destek verdiği ortaya çıktı.

    Yahoo News’in ABD’li askeri bir yetkiliye dayandırdığı habere göre, İran Devrim Muhafızları Ordusunun ülke dışındaki askeri-istihbarat operasyonlarını yöneten Kudüs Gücü’nün eski komutanı Süleymani’ye yönelik düzenlenen suikastta İsrail’in esas kilit rol oynadığı belirlendi.

    Söz konusu ABD’li yetkili, Süleymani’nin kullandığı üç telefon numarasına erişim sağlayan İsrail’in, bu bilgiyi Amerikalılara aktararak suikasttan önce Süleymani’nin yerinin bulunmasını sağladığını söyledi.

    Suikast gecesi Şam’dan Bağdat’a geçen Süleymani’nin uçağa binmeden 6 saat önce telefonunu üç kez değiştirdiğinin tespit edildiğini aktaran ABD’li yetkili, “O sırada ABD Müşterek Özel Harekat Komutanlığı irtibat görevlileri, Tel Aviv’de İsrailli mevkidaşlarıyla Süleymani’nin cep telefonunu tespit etmeye çalışıyordu. Süleymani’nin telefon numaralarına erişim sağlayan İsrailliler, bu bilgiyi Amerikalılara iletti.” ifadelerini kullandı.

    O sırada ABD’ye ait ikisi silahlı üç insansız hava aracının (İHA) Bağdat Havalimanı’nın üzerinde uçmaya başladığını aktaran ABD’li yetkili, Havalimanı’ndan birkaç yüz metre ötede de Amerikan keskin nişancılarının hava saldırısının başarısız olma ihtimaline karşı konuşlandığını bildirdi.

    Iraklı Kürtlerin operasyona desteği

    Yine aynı habere göre, 2019 yılından itibaren Bağdat Havaalanı’na kademeli bir şekilde sızdırılan Iraklı Kürt özel birliklere bağlı kişiler, kıyafet değiştirerek havaalanında Süleymani’nin uçağının inmesinin ardından yaşanan gelişmeleri dakikası dakikasına Amerikan yetkilileri iletti.

    Uçak alana indikten sonra park etmesini sağlayan kılık değiştirmiş bir Iraklı Kürt, pist görevlisi olarak, yine kılık değiştirmiş diğer Iraklı Kürtler bagaj görevlisi olarak uçaktan inen kişinin Süleymani olduğunu teyit ederek, bunu Amerikalılara teyit etti.

    ABD’li yetkili, cep telefonu sinyallerinden İranlı generalin Bağdat’a indiği anlaşılınca da Süleymani’nin bulunduğu araç konvoyu yola çıktığı sırada ABD’ye ait İHA’lardan Süleymani’nin bulunduğu araca iki füze fırlatıldığını ifade etti.

    Bu füzelerin atılmasını ardından yine bir Kürt, Iraklı polis kıyafetiyle olay yerine gelip, bombalanan araçların enkazını ve Süleymani’nin fotoğrafını çekip, cesetten DNA örneği alıp Amerikalılara iletti.

    İranlı General Kasım Süleymani’nin öldürülmesi

    ABD, 3 Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı’nda Kudüs Gücü Komutanı Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in araç konvoyuna hava saldırısı düzenlemişti.

    Saldırıda her iki komutanla Irak ve İranlı askeri yetkililerden toplam 10 kişi hayatını kaybetmişti. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump, ABD’ye tehdit oluşturduğu gerekçesiyle Süleymani’yi öldürme talimatını kendisinin verdiğini duyurmuştu.

    Bunun ardından İran da 8 Ocak’ta ABD’nin Irak’taki iki üssünü balistik füzelerle vurmuştu. Saldırıda ABD askerlerinden ölen olmamış ancak daha sonra 109 askerin saldırı sonrasında travmatik beyin hasarına uğradığı açıklanmıştı.

  • Çin: BM bünyesinde Uygur Müslümanları için etkinlik düzenlemek, Pekin’e hakaret

    Çin: BM bünyesinde Uygur Müslümanları için etkinlik düzenlemek, Pekin’e hakaret


    Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde Sincan Uygur Özerk Bölgesiyle ilgili bir etkinlik düzenlenmesinin Pekin’e hakaret anlamına geldiğini söyledi.

    Konu ile ilgili açıklama yapan Hua Chunying, Almanya, ABD ve İngiltere’nin girişimiyle BM bünyesinde çarşamba günü gerçekleşecek sanal etkinliği düzenleyenlerin insan hakları konusunu Çin’in içişlerine karışmak için “baskı aracı” olarak kullanmak istediklerini iddia etti.

    Çinli sözcü, diğer ülkelerin bu etkinliğe katılmamaları çağrısında bulundu.

    Almanya, ABD ve İngiltere öncülüğünde düzenlenmesi planlanan etkinlikte, “Doğu Türkistan’daki Uygurlar ve diğer toplumlara yönelik baskılar ile buralarda insan haklarının nasıl savunulacağı” konusunun ele alınacağı açıklanmıştı.

    Çin’den BM üyelerine, “etkinliğe katılmayın” uyarısı

    Çin’in Birleşmiş Milletler delegasyonu, geçen hafta üye ülkelere gönderdiği notta “Bu siyasi amaçlı bir etkinliktir. Delegasyonumuz, Çin karşıtı bu üye ülkelerin etkinliğe katılmamasını rica ediyoruz.” ifadesini yer verilmişti.

    Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İngiltere’nin BM Büyükelçileri, İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Direktörü Ken Roth ve Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard ile birlikte çarşamba günü sanal bir Birleşmiş Milletler etkinliğinde konuşma yapacak.

    Diğer üye ülkelere ve katılımcılara gönderilen davetiyeye göre etkinlikte, “Birleşmiş Milletler sistemi, üye devletler ve sivil toplum Sincan’daki (Doğu Türkistan) etnik toplumlarının insan haklarını nasıl destekleyebilir ve savunabilir?” konuları tartışılacak.

    Batılı devletler ve insan hakları örgütleri, Çinli yetkilileri, Uygurları toplama kamplarda tutmak ve işkence etmekle suçluyor. Söz konusu durumu ABD dahil Batılı bazı ülkeler soykırım olarak tanımlıyor.

    Washington, son olarak ocak ayında zoraki çalıştırma suçlamaları nedeniyle Doğu Türkistan’dan pamuk ve domates ürünleri ithalatını yasaklamıştı.

    Pekin suçlamaları reddediyor ve toplama kamplarını ‘dini aşırı akımlarla mücadele için mesleki eğitim merkezleri’ olarak tanımlıyor.

  • ABD’li şirket, para karşılığında ‘şekerleme’ yapacak denekler arıyor

    ABD’li şirket, para karşılığında ‘şekerleme’ yapacak denekler arıyor



    ABD’li şirket, para karşılığında ‘şekerleme’ yapacak denekler arıyor

  • ABD ülkedeki petrol borularına yapılan siber saldırı sonrası acil durum ilan etti

    ABD ülkedeki petrol borularına yapılan siber saldırı sonrası acil durum ilan etti


    ABD yönetimi ülkedeki en büyük yakıt boru hattı sisteminin iki gün önce siber saldırıya uğradığının fark edilmesinin ardından işlevini kaybetmesi sonucunda pazar günü bölgesel acil durum ilan etti.

    Colonial Pipeline Company, 50 milyon tüketiciye hizmet veren 8 bin 850 kilometrelik boru hattı aracılığıyla Teksas Körfezi’nden ülkenin doğu kıyısına yakıtı gönderiyor ve 50 milyon tüketicinin ihtiyacını görüyordu.

    Şirketten yapılan açıklamada fidye yazılımı olan ransomware virüsünün kullanıldığı ve sistemsel verilerin yeniden çalışabilmesi için para talep edildiği belirtildi.

    Otobanlar kullanılacak

    Ulaşım Bakanlığından yapılan acil durum bildirisinde amacın benzin, motorin, jet yakıtı ve diğer rafine edilmiş petrol ürünlerinin derhal taşınması ihtiyacını karşılayarak gerekli rahatlamayı sağlamak olduğu kaydedildi.

    Buna göre yüksek miktarda yanıcı ve tehlikeli yakıt otobanlar kullanılarak Alabama, Arkansas, Columbia, Delaware, Florida, Georgia, Kentucky, Louisiana, Maryland, Mississippi, New Jersey, New York, Kuzey Carolina, Pennsylvania, Güney Carolina, Tennessee, Teksas ve Virginia gibi durumdan kötü etkilenen eyaletlere taşınabilecek.

    Bu eylem planı ile ayrıca özel şirketlere ait ticari araçlar da bu acil durum kullanılacak.

    Colonial’ın depoları Georgia eyaletinin güneyinde yer alıyor ve ABD’deki en yüksek hacimli boru hattının işletmecisi konumunda. Günde 2,5 milyon varil benzin, dizel ve jet yakıtı transfer edilmesini sağlayan şirketin durum güvenli hale gelmeden sistemlerini çalıştırmayacağı belirtiliyor.

    Yaşanan gelişmeler sonrası Pazartesi günü petrol fiyatları yüzde 1’lik artış yaşadı.

    Biden yönetimi devraldığından bu yana üçüncü büyük saldırı

    Başkan Joe Biden göreve geldiğinden bu yana ABD yoğun bir siber saldırı altında. Kısa süre önce de önce güneş panelleri sistemleri hacklenmiş ardından da binlerce federal kurum ve özel sektör bilgisayarının bağlı bulunduğu ağlara virüs bulaştırılmıştı. Bu saldırılar için Rusya sorumlu tutulmuş ve karşılık verileceği duyurulmuştu.

    Son boru hattı saldırılarının ise Çin’den geldiği öne sürülüyor.

  • ABD’de en büyük petrol boru hatlarından biri siber saldırı nedeniyle geçici olarak kapatıldı

    ABD’de en büyük petrol boru hatlarından biri siber saldırı nedeniyle geçici olarak kapatıldı


    ABD’nin en büyük petrol boru hatlarından biri, siber saldırı nedeniyle geçici olarak kapandı.

    Houston’dan New York Limanı’na günlük 100 milyondan fazla galon benzin ve diğer yakıt taşıyan Colonial Pipeline boru hattının faaliyetleri siber saldırı nedeniyle geçici olarak durduruldu.

    Şirketten yapılan açıklamada, faaliyetlerin geçici olarak durmasına neden olan ve birtakım bilgi teknolojilerinin sistemlerini etkileyen tehdidi kontrol altına almak için belirli sistemlerin çevrim dışı bırakıldığı belirtildi.

    Açıklamada ayrıca şirketin soruşturma için bir siber güvenlik firmasıyla anlaştığı ve federal kurumlarla temasa geçtiği ifade edildi.

    Beyaz Saray, Georgia merkezli firma ile iletişim halinde olduklarını bildirdi.

    Ayrıca kapanma nedeniyle petrol arzının düşmeyeceği ya da hükümetin çeşitli senaryolar planladığı ve olası arz sorunlarını hafifletme tedbirleri üzerinde eyalet ve yerel makamlarla birlikte çalışıldığı belirtildi.

    Bu arada saldırıya uğrayan Colonial Pipeline kendilerinden neyin talep edildiğini veya talebi kimin yaptığını açıklamadı.

    Bu tarz fidye yazılımı saldırıları genellikle büyük meblağlarda ödeme talep eden kriminal bilgisayar korsanları tarafından gerçekleştiriliyor.

    ABD’de daha önce de ülkenin resmi kuruluşlarının hedef alındığı “SolarWinds” siber saldırısından Rusya sorumlu tutulmuştu.

    Microsoft üzerinden 30 bin kuruluşun bilgilerine erişim sağlandığı tahmin edilen siber saldırıyı ise Çin’in yaptığı iddia edilmişti.

  • Pfizer/BioNTech’in Covid-19 aşısının tam onayı için ABD’de başvuru yapıldı

    Pfizer/BioNTech’in Covid-19 aşısının tam onayı için ABD’de başvuru yapıldı


  • Covid-19 aşı patentinin kaldırılmasını kim istiyor, kim istemiyor?

    Covid-19 aşı patentinin kaldırılmasını kim istiyor, kim istemiyor?


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Rusya’nın, koronavirüse karşı geliştirilen aşıların üretim kapasitesini artırmak için bu alanda fikri mülkiyet hakkının kaldırılmasını önermesi, aşı patentleri konusunda son sözü söyleyecek Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bünyesinde başlatılan tartışmayı giderek alevlendiriyor.

    Avrupa Birliği (AB), Portekiz’de düzenlenecek zirvede konunun en üst düzeyde ele alınacağını belirtirken, başta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler’in (BM) Bilim Eğitim ve Kültür Kuruluşu UNESCO gibi çeşitli uluslararası kurumlar aşı adaletsizliğini ortadan kaldıracağı gerekçesiyle Washington ve Moskova’nı getirdiği öneriye destek verdiklerini açıkladı.

    Aşıyı geliştiren şirketler ise kendi buluşlarının, patent hakkının kaldırılarak başka ilaç firmaları tarafından üretilmesine, bu alandaki inovasyon çalışmalarına zarar vereceği ve yaptıkları çalışmaların zor ve karışık bir süreç içerdiği için güvenlik gerekçesiyle karşı çıkıyor.

    Patentin kaldırılmasına kim karşı, kim değil?

    Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeleri, Güney Afrika ve Hindistan tarafından teklif edilen, ‘gelişmekte olan ülkelerde aşı arzını arttırmak ve Covid-19 aşılarına ilişkin patent haklarından feragat etme’ önerisini Cenevre’deki toplantılarda görüşmeye başladı.

    ABD, Rusya ve Fransa başta olmak üzere birçok ülke liderinin patent hakkından feragat etme önerisine rağmen DSÖ’de kapalı oturumda son aylarda gerçekleşen görüşmeler, bu konunun çözümünün hiç de kolay olmadığını ortaya koyuyor.

    Pfizer, Johnson & Johnson ve AstraZeneca şirketleri, şu ana kadar tavırlarını net bir şekilde açıklamadı. Moderna ise uzun zamandır salgın sırasında patent ihlallerini takip etmeyeceğini duyurmuştu.

    DTÖ’de geçtiğimiz aylardaki görüşmelerde, Avustralya, İngiltere, Kanada, AB, ABD, Japonya, Norveç ve Singapur, patentlerin askıya alınmasına karşı çıkmıştı.

    Hindistan ve Güney Afrika’nın önerisinin çoğu gelişmekte olan 80’e yakın üye ülkenin tam desteğini aldığı biliniyor. DTÖ’de gelişmekte olan ülkeler içinde sadece Brezilya bu öneriyi desteklemediğini açıkladı.

    Moskova’nın dünkü açıklamasına rağmen Covid-19 aşısı geliştiren Rusya ile birlikte Çin şu ana kadar görüşmelerde kesin bir tavır içine girmedi. Fransa, aşı patentinin kalkması için DTÖ’deki müzakerelerde bastırırken, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 27 üye ülkenin, bu konuyu gözden geçirmeye hazır olduğunu söylemekle yetindi.

    AB’nin bugün başlayan ve yarın da devam edecek zirvede, bu konuda daha net bir tavır belirlemesi bekleniyor.

    Uluslararası İlaç Üreticileri Federasyonu: Patentin kaldırılması sonunu çözmez

    Uluslararası İlaç Üreticileri Federasyonu ise yaptığı açıklamada, “patent hakkının kaldırılması basit ancak karışık sorun için yanlış bir yanıt, patent hakkının kaldırılması üretimi artırmayacak, küresel soruna pratik çözüm getirmeyecek” diyerek bu konuya sıcak bakmadığını dile getirdi.

    Nüfusu 1,3 milyarı bulan Afrika kıtasında sadece 20 milyon doz aşı vurulması ise uluslararası sivil toplum kuruluşlarının en fazla tepkiyle karşıladığı konuların başında geliyor.

  • Araştırma: Covid-19 solunum değil, damar hastalığı

    Araştırma: Covid-19 solunum değil, damar hastalığı


    ABD’de San Diego Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, dünyayı sarsan Covid-19 salgının solunum değil, damar hastalığı olduğu sonucuna varıldı.

    San Diego Üniversitesi’ne bağlı Salk Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen araştırma sonucunda, Covid-19 virüsünün kan damarlarını kaplayan endotel hücrelerine ayrıntılı bir şekilde nasıl zarar verdiği ortaya konuldu.

    Araştırmada, virüsün damar ve dolaşım sistemine saldırma yöntem ve biçimi özellikle ayrıntılı bir şekilde mercek altına alındı.

    Buna göre, virüsün hücrelere tutunmasını sağlayan “S” proteini, “ACE2” reseptörüne bağlanırken, bu durum kan damarlarını kaplayan endotelde hasar yaratıyor.

    Araştırmayı yapanlar özellikle, virüsteki “S” proteinin rolü ve mekanizmasını daha ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkardıkları görüşünü savunuyor.

    Şu anda kullanımda olan bütün Covid-19 aşılarında, hastalığa karşı bağışıklığı geliştirmek için bu proteinin kopyalandığı biliniyor.

    Yine aynı araştırma sonucuna göre, solunum sisteminin bozulması da, akciğerlerdeki vasküler doku iltihabının sonucu meydana geliyor.

    Araştırmayı yöneten Profesör Uri Manor, “Bir çok kişi, Covid-19’un solunum hastalığı olduğunu düşünüyor, ama bu gerçekten damar hastalığı” diyerek çalışmalarını özetledi.

  • Yönetmen Elia Kazan’ın Kayseri’deki evi harabeye döndü

    Yönetmen Elia Kazan’ın Kayseri’deki evi harabeye döndü