Etiket: ABD

  • Eski asistanından Marilyn Manson’a cinsel saldırı ve darp suçlaması

    Eski asistanından Marilyn Manson’a cinsel saldırı ve darp suçlaması


  • ABD, yolsuzluk yapmakla suçladığı Arnavutluk eski cumhurbaşkanına ülkeye giriş yasağı getirdi

    ABD, yolsuzluk yapmakla suçladığı Arnavutluk eski cumhurbaşkanına ülkeye giriş yasağı getirdi


    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, hakkındaki “yolsuzluk ve yetki suistimali” suçlamaları nedeniyle Arnavutluk’un eski cumhurbaşkanı ve başbakanı Sali Berişa ile ailesinin ABD’ye girişine yasak getirildiğini açıkladı.

    Bilinken yaptığı açıklamada, Berişha’nın, “siyasi gücünü kendi çıkarları için kullandığı, siyasi müttefikleri ve aile üyelerini zenginleştirmek de dahil olmak üzere, kamu fonlarının kötüye kullanılması ve kamu süreçlerine müdahale gibi yolsuzluk eylemlerine karıştığı” suçlamasında bulundu.

    Blinken, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Berişha’nın Arnavutluk’ta demokrasiye zarar verdiği görüşünü dile getirerek, Berişha ve ailesinin, ABD’ye girişini yasak getirdiğini duyurdu.

    Berişha hakkında şu anda ülkesinde bir soruşturma bulunmuyor.

    Berişha, ülkesinde 1992 ile 1997 yılları arasında cumhurbaşkanı, 2005 ile 2013 yılları arasında başbakan olarak görev yapmıştı. Arnavutluk, 2014 yılında AB’ye tam üyeliğine aday ülke olmuştu.

  • AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Cumhurbaşkanımızı antisemitizmle suçlamak mantıksız ve yalandır

    AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Cumhurbaşkanımızı antisemitizmle suçlamak mantıksız ve yalandır


    AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Netanyahu hükümetinin zulmüne destek verenlerin kendi vicdan açıklarını Cumhurbaşkanı’mız hakkında yalan söyleyerek kapatması mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.

    Çelik, sosyal medya hesabından, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’ın sözlerine ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedef alınmasını şiddetle kınayan Çelik, şöyle devam etti:

    “Cumhurbaşkanı’mızı antisemitizmle suçlamak mantıksız ve doğru olmayan bir yaklaşımdır. Bu, Cumhurbaşkanı’mız hakkında söylenmiş bir yalandır. Cumhurbaşkanı’mız antisemitizme karşı çok güçlü mesajlar vermiştir ve vermeye devam etmektedir. Antisemitizmi ve İslam düşmanlığını mücadele edilmesi gereken nefret suçlarının başına koymaktadır. Netanyahu hükümetinin zulmüne destek verenlerin kendi vicdan açıklarını Cumhurbaşkanı’mız hakkında yalan söyleyerek kapatması mümkün değildir. ABD Dışişleri, bu açıklamasıyla Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Yahudilere karşı sözler sarf ettiği şeklinde yalan bir beyanda bulunmuştur. Bu tavır ABD’nin İsrail’e verdiği orantısız ve haksız desteğin sonuçlarıyla yüzleşmekten kaçtığını ortaya koymuştur.”

    ABD Dışişleri Bakanlığı: Erdoğan’ın Yahudi karşıtı ifadelerini kınıyoruz

    Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yahudi karşıtı ifadeler kullandığını belirterek Erdoğan’ın söz konusu açıklamalarını kınadıklarını belirtti.

    Bakanlıktan yapılan Ned Price imzalı yazılı açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yahudi halkı hakkındaki son antisemitik yorumlarını şiddetle kınıyor ve bunu kınanması gereken durum olarak görüyor.” ifadeleri kullanıldı.

  • ABD Dışişleri Bakanlığı: Erdoğan’ın Yahudi karşıtı ifadelerini kınıyoruz

    ABD Dışişleri Bakanlığı: Erdoğan’ın Yahudi karşıtı ifadelerini kınıyoruz


    Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yahudi karşıtı ifadeler kullandığını belirterek Erdoğan’ın söz konusu açıklamalarını kınadıklarını belirtti.

    Bakanlıktan yapılan Ned Price imzalı yazılı açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yahudi halkı hakkındaki son antisemitik yorumlarını şiddetle kınıyor ve bunu kınanması gereken durum olarak görüyor.” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamanın devamında, İsrail ile Filistin arasındaki çatışmaya atıfta bulunularak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve diğer Türk liderleri, şiddeti daha fazla teşvik edebilecek sözlerden kaçınmaya ve Türkiye’yi, çatışmanın sonlandırılması için ABD ile birlikte hareket etmeye çağırıyoruz” denildi.

    ABD Dışişleri Bakanlığı anti-Semitik dilin hiçbir yerde hiçbir şekilde kabul edilmediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

    “Anti-Semitik dile hiçbir durumda yer yok. Amerika Birleşik Devletleri, tüm biçimleriyle anti-Semitizmle mücadele etme konusunda derinden kararlıdır. ABD antisemitizmin her türlü biçimiyle mücadelede son derece kararlıdır. Yahudi karşıtlığının beraberinde getirdiği şiddeti ve onu güçlendiren tehlikeli yalanları ciddiye alıyoruz. Yalanlara her zaman gerçeklerle karşı koymalıyız ve nefret suçlarına adaletle cevap vermeliyiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki günkü açıklamasında ABD Başkanı Joe Biden’a yönelik “Kanlı ellerinizle bir tarih yazıyorsunuz” demişti.

    Erdoğan ayrıca “ABD’nin ve onu takip eden ülkelerin 2017 sonunda Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmeleri, bu katil devletin kan dökme iştahını artırmıştır” ifadelerini kullanmıştı.

  • İsrail ile Filistinli direniş grupları arasında ateşkes sağlanması için kim ne yapıyor ?

    İsrail ile Filistinli direniş grupları arasında ateşkes sağlanması için kim ne yapıyor ?


    İsrail ile Filistinli direniş grupları arasındaki çatışmalarda kayıp sayısı giderek artarken, taraflarla yakın ilişki içinde bulunan Mısır, Ürdün, Fransa ve Almanya’nın başını çektiği bir grup ülke ateşkes için çalışmalarını hızlandırdı.

    Mısır’dan bir heyetin bölgede olduğu ve taraflarla görüşmelerini birkaç gündür sürdüğü biliniyor.

    ABD’de iktidardaki Demokrat Parti üyelerinin de İsrail’e karşı “sessiz kaldığı” gerekçesiyle tepkisini çeken Joe Biden yönetiminin ise sessiz diplomasiyle, kapalı kapılar ardından taraflar arasında ateşkes için çalıştığı bildirildi

    ABD yönetiminin, Mısır, Katar ve Tunus üzerinden ateşkes çalışmalarında etkili olmaya çalıştığı belirtiliyor.

    AB ülkelerinin ne tür ateşkes çabası var ?

    Avrupa Birliği’nin (AB) önemli ülkelerinden Almanya, AB dışişleri bakanlarının konu ile ilgili yapacakları acil görüşmelerden önce ateşkes çağrısını yinelerken, Filistin’e daha fazla maddi yardım sözü verdi.

    Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, ilk etapta Gazze’ye 40 milyon Euro tutarında mali yardım sözü verdi.

    Bu arada AB ülkelerinin İsrail ve Filistin sorunu karşısında yaşadıkları ciddi görüş ayrılıkları yüzünden Brüksel’in başta ekonomik yaptırım olmak üzere İsrail aleyhine sert bir karar vermesi beklenmiyor.

    AB içinde Lüksemburg, Belçika, İrlanda, Malta ve Finlandiya Filistin’e daha fazla destek veren ülkeler olarak ön plana çıkarken AB’nin Filistin’e daha fazla yardım etmesini istiyor.

    Macaristan, Avusturya, Yunanistan, Polonya ve Çekya, Kıbrıs Rum Kesimi ise İsrail’e daha fazla destek veren ülkeler olarak biliniyor.

    Fransa, Mısır ve Ürdün’ün ateşkes çabaları

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Elysee Sarayı’nda yaptığı görüşmede ülkesinin Mısır ve Ürdün ile birlikte İsrail ile Filistin arasında somut bir ateşkes planı ve taraflar arasında müzakereleri başlatabilmek için olası bir yol üzerinde çalışacağını söyledi.

    Macron, “Acil olarak en kısa zamanda ateşkes sürecinin başlatılması ve taraflar arasında müzakerelerin başlaması için olası bir yol bulunması ihtiyacı var. Mısır Cumhurbaşkanı ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte ne tür bir somut öneri getirebileceğimiz görüşme kararı aldık.” ifadesini kullandı.

    Avrupa’da en faz Müslümanın yaşadığı ülke olan (6 milyon) ve İsrail ile de iyi ilişkilerde bulunan Fransa’da iktidarlar için İsrail-Filistin sorunu dış politikada en hassas konuların başında geliyor.

    ABD’den ateşkes için sessiz diplomasi

    ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede bölgede bir ateşkesin sağlanmasını desteklediğini bildirdi. Ancak, Netanyahu’dan Biden’e olumlu bir yanıt gelmedi.

    Netanyahu, yaptığı telefon görüşmesinde, Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonun devam etmesi konusunda kararlı olduğunu belirtti.

    Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, ülkesinin ateşkesin sağlanması için kapalı kapılar ardından sessiz diplomasi yürüttüğünü belirterek, “Bizim şu andaki değerlendirmelerimize göre, kapalı kapılar ardından görüşmeler, çok daha etkili bir yaklaşım ve biz de bunu yapıyoruz” diyerek ülkesinin tutumunu özetledi.

    Mısır heyeti ateşkes için görüşüyor

    Ekonomik ve siyasi açıdan zor günler geçiren Mısır ise son krizde ateşkes çabalarında arabuluculuk rolü oynama konusunda en hevesli ülkelerin başında geliyor. Kahire, bu şekilde bölgede ve dünyada istikrarın sağlanması için önemli bir aktör olarak öne çıkma arzusunu gizlemiyor.

    2014 yılındaki ateşkeste önemli rol oynayan Mısır, son olarak Filistin’in inşası için 500 milyon dolar yardım vaadinde bulundu. Hem Filistin hem de İsrail ile iyi ilişkileri bulunan Mısır’ın, Fransa ve ABD’nin de verdiği destek sayesinden ateşkes çalışmalarında en etkili olabilecek ülkelerin başında gösteriliyor.

    Mısırlı bir heyetin, alanda hem İsrail hem de Filistinlilerle görüşmelerde bulunduğu biliniyor.

  • ABD her yıl İsrail’e ne kadar askeri yardımda bulunuyor?

    ABD her yıl İsrail’e ne kadar askeri yardımda bulunuyor?


    İsrail’in Gazze’ye yönelik devam eden ve gün geçtikçe sivil kayıpların arttığı operasyonları, ABD’nin bu ülkeye yaptığı askeri yardımları yeniden gündeme getirdi.

    Amerika Birleşik Devletleri, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1948’de kurulan İsrail’e 2020 yılı sonu itibarıyla 146 milyar dolar net askeri yardım yaptı.

    Cari veya 2018 enflasyon rakamları göz önüne alındığında yardımın miktarı 236 milyar dolar seviyesine çıkıyor. Bu da İsrail’i, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD yardımının en büyük kümülatif alıcısı haline getiriyor.

    ABD Kongresi içerisinde kamu politikaları araştırma enstitüsü olarak faaliyet gösteren Kongre Araştırma Servisi’nin verilerine göre Washington, 1971’den bu yana İsrail’e önemli ekonomik yardımlar da yaptı.

    ABD, 1946’dan 2018’e kadar İsrail’e 97 milyar 907 milyon 700 bin dolar askeri yardım yaptı.

    Bu tarihlerde yapılan ekonomik yardım 34 milyar 326 milyon doları buldu.

    Füze savunma sistemlerine yapılan yardım ise 6 milyar 411 milyon 409 bin.

    İsrail’e 2019 yılında 3 milyar 300 milyon dolar değerinde askeri yardım yapılırken füze ve hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi için 500 milyon dolarlık tahsisat sağlandı.

    ABD’nin 2019’da İsrail’e vermiş olduğu yardım 3 milyar 800 milyon doları buldu.

    Aynı rakamlar 2020 boyunca da devam etti. Washington, İsrail’e 2020 yılında 3 milyar 300 milyon dolarlık askeri yardımda bulunurken, füze savunma iş birliğine 500 milyon dolarlık kaynak aktarıldı.

    Böylece ABD’nin 1946’dan 2020’ye kadar geçen 74 yıllık süre zarfında İsrail’e yapmış olduğu doğrudan askeri destek 104 milyar 507 milyon 700 bin doları, ekonomik yardım 34 milyar 326 milyon doları ve hava ve füze savunma sistemlerine olan yardımı da 7 milyar 411 milyon 409 bin doları buldu.

    ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Denizaşırı Krediler ve Hibeler Birimi (Greenbook) ve ABD Füze Savunma Ajansı’nın paylaştığı rakamlara göre 2020 (enflasyon hesaba katılmadan) yılı sonu itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri’nden İsrail’e yapılan yardımlar 146 milyar 245 milyon 109 bin dolara ulaştı.

    USAID Data hizmetleri biriminin Mart 2020 itibariyle paylaştığı araştırma sonuçlarına göre, (2018 ABD doları cinsinden / enflasyona göre düzeltilmiş), toplam ABD yardımları 1946-2018 yılları arasında 236 milyar dolar oldu.

    ABD yönetimi uzun yıllardır İsrail’e 10 yıllık anlaşma kapsamında askeri destek sağlıyor. İki ülke arasındaki son anlaşma 2016’da imzalanmış ve ABD, 10 yıl içinde İsrail’e 38 milyar dolarlık askeri yardımda bulunmayı taahhüt etmişti. 2018’de sona eren daha önceki anlaşma kapsamında İsrail’e ödenen miktar yıllık 3,1 milyar dolardı. Bu miktar, 2016’da imzalanan anlaşma ile 3,8 milyar dolara çıkmıştı.

    İki ülke arasında ilk olarak 2007’de George W. Bush’un başkanlığı döneminde 10 yıllık bir yardım paketi anlaşması yapılmıştı. Toplamda 30 milyar dolarlık bu anlaşma 2009-2018 dönemini kapsıyordu.

  • Biden’ın İsrail’e silah satışına onay vermesi kendi partisi içinde tartışmalara yol açtı

    Biden’ın İsrail’e silah satışına onay vermesi kendi partisi içinde tartışmalara yol açtı


    Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan Joe Biden yönetiminin İsrail’e 735 milyon dolar değerinde silah satışı kendi partisi içinde de görüş ayrılıklarına neden oldu. Biden, silah satışıyla ilgili 5 Mayıs’ta Kongre’ye bildirimde bulunmuştu. Söz konusu gelişme İsrail ile Gazze merkezli silahlı grupların çatışmalarının başlamasından 5 gün önce yapıldı. Biden yönetimi onaylamış olsa da Kongre’nin kararı değerlendirip kararını vermesi için 15 gün süresi bulunuyor.

    İsrail’in 10 Mayıs’ta başlattığı hava, kara ve denizden gerçekleştirdiği saldırılarda Gazze’de şu ana kadar 61’i çocuk, 36’sı kadın 212 Filistinli öldürüldü. 1400’ün üzerinde yaralı bulunuyor. İsrail’de ise Hamas’ın roket atışları sonucu en az 10 kişi hayatını kaybetti.

    Kongre’de konuyla ilgili sert tartışmalar yaşanıyor. Özellikle Biden yönetiminin İsrail’e karşı ‘hoşgörülü’ bir tutum sergilemesi ve ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ yönündeki açıklamaları sol görüşlü Demokratlar arasında rahatsızlıklara neden oluyor.

    İsrail, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD dış yardımının en büyük alıcısı oldu ve bu satış, genel ABD askeri desteğinin küçük bir parçası.

    ABD, 2016’da iki ülke arasında imzalanan anlaşma kapsamında, 2019’dan 2028’e kadar İsrail’e 38 milyar dolarlık askeri yardım sağlama sözü verdi.

    Biden yönetiminin kabul ettiği anlaşmanın nihai şeklini alması ve güdümlü füzeler dahil hassas silahların satışı için Kongre’nin onay vermesi gerekiyor.

    CNN’in Kongre kaynaklarına dayandırdığı ve Washington Post’un ilk defa duyurduğu satışla ilgili haberde, silah satışının Kongre tarafından engellenmesinin pek de mümkün görünmediği yer aldı.

    Zira bu satış da İsrail’e yapılan diğer tüm silah satışlarında olduğu gibi hızlandırılmış bir Kongre inceleme sürecinden geçiyor. Yani Kongre’ye olağan 30 günlük gözden geçirme süresi yerine söz konusu kararı durdurmak adına harekete geçmesi için sadece 15 günlük bir zaman aralığı tanınıyor.

    Adı açıklanmayan bir kaynağa göre, gözden geçirme sürecinin bitimine sadece üç gün kaldı ve yargı komitelerinin tasarıyı bloke etmek için harekete geçme zorunluluğu bulunuyor. Ancak aynı kaynağa göre şimdiye kadar gerçekleşmedi ve kalan süre içerisinde gerçekleşme şansı da neredeyse imkansız.

    Pentagon’a göre, İsrail’in dışında NATO üyesi ülkelerle Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya yönelik silah satışları için de hızlandırılmış inceleme süreci uygulanıyor.

    Satışa aşina iki kaynak, İsrail’in geçmişte de ABD’den hassas güdümlü silahlar satın aldığını ve bunların Gazze’deki mevcut askeri harekatta kullanıldığına inanıldığını belirtti. Kaynaklar, söz konusu satışın İsrail’e verilen rutin desteğin bir parçası olduğunu ve bölgede son zamanlarda tırmanan gerilim nedeni ile gerçekleşmediğini dile getirdi.

    Amerikan medyası, Senatör Bernie Sanders, Vekil Alexandria Ocasio-Cortez ve Demokrat Partili Vekil İlhan Omar’ın dışında Biden yönetimine, İsrail’e sağlanan destek nedeniyle itiraz edenlerin sayısının gün geçtikçe arttığını aktarıyor.

    İlhan Omar, Biden yönetiminin İsrail’e silah satışı sağlamasını Gazze’de sivillerin hayatını kaybettiği savaşın devamına ‘yeşil ışık’ olarak tanımlarken askeri yardımın şartlandırılmasının ciddi şekilde konuşulması gerektiğini dile getirdi. Sanders ise Biden yönetimini, “ABD yardımlarını insan hakları ihlallerini desteklemek için kullanmak yasa dışıdır.” sözleriyle eleştirdi.

    İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırıları devam ederken özellikle progresif kanatta yer alan Demokrat Kongre üyeleri, Biden yönetiminin İsrail politikalarına tepkilerini dile getiriyor.

    Washington Post: Biden’ın duruşuna rağmen ABD’nin İsrail tartışmasının yönü değişiyor

    Bu arada Washington Post’ta yayımlanan bir analizde, Biden yönetiminin İsrail’e “koşulsuz desteğini” sürdürmesine rağmen, Washington siyasetinde Filistin’e destek veren seslerin çoğaldığına dikkat çekildi.

    Başkan Joe Biden’ın son dönemde Filistin ve İsrail’de yaşanan gerilimi ele alma şeklinin tüm taraflardan tepki çektiği vurgulanan analizde, Biden yönetiminin dış politikasının böyle bir gerginliğe hazır olmadığı belirtildi.

    Demokrat Parti içindeki “çatlağın” büyüdüğünün altı çizilen analizde, ABD’nin önde gelen Müslüman-Amerikan kuruluşlarının da Biden’ın dün düzenlediği “Ramazan Bayramı” programını boykot ettiği anımsatıldı.

    Biden’ın açıklamalarında, bir taraftan gerginliği azaltma çağrısı yaparken bir taraftan da “meşru müdafaa” hakkı diyerek İsrail’i savunduğu belirtilen analizde, ABD’nin BM Güvenlik Konseyindeki ateşkes çağrısını da veto ettiği hatırlatıldı.

    Filistin’de yaşananların “dünya sahnesinde insan hakları savunucusu” olmaya soyunan ABD yönetimi için de önemli bir sınav olduğu vurgulanan analizde, Biden yönetiminin bu konuda köşeye sıkışabileceği belirtildi.

    Bu arada ABD Başkanı Biden, İsrail Başbakanı Netanyahu ile telefon görüşmesinde, bölgede ateşkes sağlanmasını desteklediğini bildirdi. Ancak Biden saldırıların hemen sonlandırılması yönünde bir çağrıda bulunmadı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da, Biden’la yaptığı telefon görüşmesinde, Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonun devam etmesi konusunda kararlı olduğunu belirtti.

  • AB ve ABD, çelik ve alüminyum vergilerinde kısmi ateşkes sağladı, Çin’e karşı ortak hareket edilecek

    AB ve ABD, çelik ve alüminyum vergilerinde kısmi ateşkes sağladı, Çin’e karşı ortak hareket edilecek


    Avrupa Birliği (AB), çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uyguladığı gerekçesiyle çeşitli ABD ürünlerine yönelik planlanan yeni vergilerin kısmi olarak askıya alındığını duyurdu.

    AB ve ABD, 2018 yılından beri devam eden çelik ve alüminyum gümrük vergisi anlaşmazlığı hakkında ortak açıklama yaptı.

    Açıklamada, tarafların çelik ve alüminyumda küresel kapasite sorununu çözmek için görüşmeye başladıklarına işaret edilerek, fazla kapasiteden kaynaklanan pazar bozulmasının AB ve ABD’deki sektör ve çalışanları ciddi biçimde tehdit ettiği belirtildi.

    ABD ve AB üyesi ülkelerin, benzer ulusal güvenlik çıkarları, piyasa ekonomileri ve demokrasileri bulunan müttefikler oldukları aktarılan açıklamada, Çin gibi ticareti bozucu politikaları destekleyen ülkelere karşı birlikte hareket edileceği bildirildi.

    AB ve ABD’nin, kapasite sorunu görüşmelerine yapıcı bir ortam sağlamak için ikili ticareti olumsuz etkileyen konularda adım atmama konusunda uzlaştıkları belirtilen açıklamada, yıl bitiminden önce bu konularda çözüm sağlamaya çabalanacağı kaydedildi.

    “İlave gümrük vergisi uygulamama kararı, anlaşmazlığa çözüm bulmaya katkı sağlayacak”

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “AB, ABD’nin çelik ve alüminyum gümrük vergilerine karşı yeniden dengeleme önlemlerindeki artışı geçici olarak askıya alacak.” ifadesini kullandı.

    Atlantik ötesi ilişkileri yeniden canlandırmanın önemine işaret eden Dombrovskis, ilave gümrük vergisi uygulamama kararının anlaşmazlığa çözüm bulmaya katkı sağlayacağını vurguladı.

    ABD, 2018 yılında “ulusal güvenlik” gerekçesiyle başladığı ithal çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uygulama kararına AB ülkelerini de dahil etmişti.

    Yoğun görüşmelere rağmen AB tarafı, ABD’yi çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10’luk gümrük vergisi uygulama kararından vazgeçiremedi.

    ABD’ye karşı ticari misilleme olarak dengeleyici tedbirler alan AB, bu ülkeden ithal edilen mısır, barbunya, pirinç, mısır gevreği, fıstık ezmesi, yaban mersini, portakal suyu, viski, puro, sigara, tütün, ruj, kot pantolon, nevresim, ayakkabı, lavabo, merdiven, vantilatör, motosiklet, yat, tekne, tüp ve çelik gibi yüzlerce farklı ürüne yüzde 25 oranında gümrük vergisi yürürlüğe koydu.

    AB tarafı, 1 Haziran’da bazı ABD ürünlerine uygulanan gümrük vergisini yüzde 50’ye çıkarmayı planlıyordu.

  • İsrail’le ilişkilerde normalleşmeye giden Arap ülkeleri çatışmalar sonrası nasıl bir tavır alacak?

    İsrail’le ilişkilerde normalleşmeye giden Arap ülkeleri çatışmalar sonrası nasıl bir tavır alacak?


    İsrail ile ilişkilerinde normalleşme yolunda adımlar atan Arap ülkeleri Filistin ile yaşanan son çatışmaların ardından ne tür adımlar atacak? İsrail ile ilişkilerin yeniden askıya alınması mümkün mü?

    İsrail ve Filistin grupları arasında son dönem tırmanan gerginlikten en fazla rahatsız olan ülkelerin başında Yahudi devletiyle son dönemde ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atan Arap ülkeleri geliyor.

    Ramazan bayramı sırasında gerçekleşen saldırılar ve akan kanı, İsrail’in ‘yeni Arap dostları’ kınamakta gecikmedi, ancak son gelişmelerin normalleşme yolundaki gelişmeleri yavaşlatması veya bazı ülkelerde tamamen sekteye uğratması da gündemde.

    Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail’e karşı daha ılımlı

    Bir yıldan daha kısa bir süre içinde İsrail ile ilişkileri normalleştirme yolunda imzalar atan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Sudan ve Fas, Yahudi devletini yeniden eleştirmeye başladı.

    Düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu (Crisis Group) araştırmacılarından Elham Fakhro’ya göre, bu Arap ülkelerinden gelen açıklamalar daha çok Filistin’e her zaman yoğun destek veren içerideki ve diğer Arap ülkelerindeki kamu oyununu yatıştırmaya yönelik bir “halkla ilişkiler” girişimi.

    Elham Fakhro, AFP’ye yaptığı açıklamada, İsrail’in bazı Arap ülkeleriyle yaptığı ve “Abraham Anlaşmaları” olarak bilinen yeni uzlaşmanın, Filistinlilerin topraklarının işgal edilmesi ve askeri işgal konuları gibi konulara hiç bir zaman atıfta bulunma niyetinde olmadığına dikkati çekti.

    Bu anlaşmalar, Filistinli liderler tarafından, kendilerine yönelik bir “ihanet olarak” değerlendirilmişti.

    Filistinlilere yönelik son saldırılar İsrail ile anlaşma yapan Bahreyn’de halkın Yahudi devletini protesto için sokağa dökülmesine yol açtı.

    BAE’de yine halkın sosyal medya aracığıyla İsrail’e sert bir şekilde tepki gösterdiği gözleniyor.

    Merkezi Londra’da bulunan bir diğer düşünce kuruluşu Avrupa Dış ilişkiler Konseyi’nde çalışan araştırmacı Hugh Lovatt, bu son kriz uzun zamandır İsrail ile ilişkileri geliştirmeyi planlayan BAE için gerçek bir “sınav” teşkil ettiği görüşünde.

    Lovatt, “Netanyahu’nun bakış açısından, Abraham Anlaşmaları, İsrail’in komşu devletlerle bağlarını geliştirdikçe Filistinlilerin etkin bir şekilde dışlanacağına dair uzun süredir devam eden inancını doğruladı. BAE, İsrail ile ilişkilerini Filistinlilerin iyiliği için riske atmaya hazır mı? Cevap şu anda ‘hayır’ gibi görünüyor.” diyerek, BAE’nin ABD ile teknoloji ortaklığı ve askeri alanda yazılım donanıma erişim gibi avantajları göz ardı edemeyeceği görüşünü dile getirdi.

    Lovatt, İsrail ve BAE için normalleşmenin temelini oluşturan ikili çıkarlar göz önüne alındığında, Filistin’deki gerginliğin tırmanışının, sıkıntı yaratsa bile ortaklığa darbe vurmayacağını iddia etti.

    Suudi Arabistan nasıl tepki verdi?

    Abraham Anlaşmaları geçen eylül ayında imzalandıktan sonra bütün gözler bölgede petrol rezervleri dolayısıyla ekonomik açıdan önemli bir rol oynama potansiyeline sahip Suudi Arabistan’a dönmüştü.

    Suudi Arabistan, Filistin sorunu çözülmeden İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine sıcak bakmadığını ifade etmişti. Riyad son olarak İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını şiddetle kınayan ülkeler içinde yer adı.

    BAE’de İsrail’e yönelik kamuoyundan gelen eleştiriler bir şekilde susturulurken, İsrail ile yakınlaşan diğer Arap ülkelerinde yönetimler kamuoyu baskısıyla zor günler geçiriyor.

    Fas hükümetine, kamuoyundan yoğun baskı geliyor

    İsrail ile normalleşme yolunda adımlar atan Fas için bu karar, ABD’nin Batı Sahra’da tartışmalı bölgedeki egemenliğini kabul edebilmesi için stratejik bir tercih oldu.

    Kuzey Afrika ülkesindeki yönetim de, ciddi bir kamuoyu baskısı yüzünden normalleşme yolunda adımlar atsa da İsrail’i kınamakta gecikmedi.

    Rabat Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Tacettin Hüseyni ise bu konudaki görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “Fas, arabulucu rolü oynamalı. Eğer bunu başaramadığı takdirde ilişkileri tamamen koparma yoluna gitmeden normalleştirme sürecinden uzaklaşması tercih edilmeli.”

    Sudan’ın ABD’de çıkmazı

    İsrail ile normalleşme yolunda adım atan Sudan, bunun karşılığını ABD’nin kendisini “terörü destekleyen devletler” listesinden çıkartmasıyla almıştı.

    Sudan, gelişmelerin ardından İsrail’i kınamakta gecikmedi.

    Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğretim görevlisi Vali Nasr, sosyal paylaşım hesabından yaptığı açıklamada, “İsrail için Abraham Anlaşmalarının en önemli stratejisi Filistin konusunun artık geçerli olmamasıydı. Bir takım İsrail’in hataları yüzünden Filistin konusunun yeniden gündeme gelmesi zorunlu oldu” diyerek görüşlerini özetledi.

  • Rusya için casusluk yapan özel birliklerde görev yapmış Amerikan subayına 15,5 yıl hapis cezası

    Rusya için casusluk yapan özel birliklerde görev yapmış Amerikan subayına 15,5 yıl hapis cezası


    ABD’de özel birliklerde görev yapmış bir emekli subay, Rusya için casusluk yapmak suçundan 15,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    Peter Rafael Dzibinski Debbins isimli 46 yaşındaki eski ‘yeşil bereli’ komando subayı, kasım ayındaki duruşmada Rus istihbarat görevlilerine, “ulusal güvenlik bilgileri sağladığı” suçlamasını kabul etmişti.

    Savcılık, ABD’de doğan Rus kökenli Rafael Dzibinski Debbins’in orduya katılmadan önce Rusya tarafından 1996 yılında Washington aleyhine casusluk yapmak için görevlendirildiği suçlamasında bulunmuştu.

    1998 ila 2005 yılları arasında ABD ordusunun kimyasal birimlerinde görev yapan Rafael Dzibinski Debbins daha sonra özel birliklere katılmış ve burada yüzbaşı rütbesine kadar yükselmişti.

    Soruşturma sırasında Debbins’in Rusya’ya ABD ordusunun kimyasal birimleri ve özel birlikler hakkında bilgi aktardığı ortaya saptanmıştı.

    Rusya adına casusluk yapan ve 2008 yılında ordudan ayrılan casus subayın Almanya ve Azerbaycan’da da görev yaptığı bildirildi.

    Debbins, tutuklanmadan önce Washington’da savunma sanayi şirketlerinde çalışmış ve ulusal güvenlik ve istihbarat alanında eğitim veren bir yüksel okulda eğitim görmüştü.