Etiket: ABD

  • ABD İstihbaratı: Covid-19’un ilk nerede ve nasıl çıktığını bilmiyoruz, 2 ihtimal var

    ABD İstihbaratı: Covid-19’un ilk nerede ve nasıl çıktığını bilmiyoruz, 2 ihtimal var


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI), Covid-19 virüsünün nerede ve nasıl ortaya çıktığını henüz bilmediklerini ancak iki muhtemel senaryo üzerinde çalıştıklarını bildirdi.

    ABD Başkanı Joe Biden çarşamba günü yaptığı yazılı açıklamada istihbarat servislerinden Covid-19’un kökenini araştırmalarını istemiş ve 90 gün süre vermişti.

    DNI Direktör Yardımcısı Amanda Schoch, yaptığı yazılı açıklamada, “ABD İstihbarat Topluluğu, iki muhtemel senaryo üzerinde birleşiyor. Bu virüs hayvanlardan insana geçmiş olabilir. Ya da bu bir laboratuvar kazasıydı.” ifadesine yer verdi.

    Schoch, ellerinde yeterli delil olmadığı için bu iki olasılıktan hiçbirinin ağır basmadığını da sözlerine ekledi.

    Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD istihbaratının bir raporuna dayandırdığı özel haberi, Covid-19 salgınının ilk kaynağının Çin’in Vuhan şehrindeki bir laboratuvar olabileceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirmişti.

    Haberde, ABD istihbaratının ilgili raporuna göre salgının kentte yayılmadan kısa süre önce Vuhan Laboratuvarı’nda çalışan 3 araştırmacının virüs ve mevsimsel grip belirtilerine benzer şikayetlerle hastalanıp hastaneye başvurduğu iddia edilmişti.

    Trump, Covid-19’a ‘Çin virüsü’ demişti

    ABD’nin eski Başkanı Donald Trump, pek çok kez virüsün yayılmasından dolayı Pekin’i suçlamış, Covid-19’a “Çin virüsü” demesi Pekin yönetiminin tepkisini çekmişti.

    Çin yönetimi söz konusu iddiaları kesin bir dille yalanlarken, Dünya Sağlık Örgütü’nden konuyu araştıran bir heyet de virüsün söz konusu laboratuvardan yayıldığı iddialarının gerçekçi olmadığı sonucuna ulaştıklarını açıklamıştı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’li şirketlere Türkiye’de daha fazla yatırım yapmaları çağrısında bulundu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’li şirketlere Türkiye’de daha fazla yatırım yapmaları çağrısında bulundu


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’li şirketlere Türkiye’de daha fazla yatırım yapmaları çağrısında bulundu.

    Erdoğan, ABD merkezli şirketlerin üst düzey yöneticileriyle düzenlenen çevrim içi toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin ortak yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi arzusunda olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD yönetiminden de daha yapıcı hareket etmesini beklediklerini ifade etti.

    Boeing, Amazon, Microsoft, Kellogg, PepsiCo, Cisco, Procter & Gamble, Johnson & Johnson gibi şirketlerin üst düzey yöneticileri video konferansa katılanlar arasında yer aldı.

    Erdoğan’ın konuşmasından satır başları kısaca şu şekilde:

    “Başkan Biden’ın 1915 olayları hakkında yaptığı açıklama, ilişkilerimize ilave yük getirse de Sayın Biden ile NATO zirvesinde gerçekleştireceğimiz görüşmenin yeni dönemin habercisi olacağına inanıyorum”

    “Çelik ve alüminyum sektöründeki ilave tarifeler, Türkiye’nin genelleştirilmiş tercihler sistemi dışında bırakılması, Türkiye menşeli ihraç ürünlerine yönelik anti-damping önlemleri gibi adımlar bize yakışmıyor. Bu konularda Amerika’dan daha yapıcı hareket etmesini bekliyoruz”

    “Şimdiye kadar karşılaştığımız çeşitli haksızlıklara rağmen siyasetin, yatırım ve ticari ilişkilerimize zarar vermemesi için azami hassasiyet gösterdik. Ülkemize yatırım yapan, istihdam oluşturan, ekonomik katkı sağlayan uluslararası şirketlere daima destek olduk”

    “(Covid-19’la mücadele) Haziran ayında yoğun bir aşılama kampanyası yürüterek ülkemiz genelinde normalleşmeyi temin etmeyi hedefliyoruz”

    “(ABD’ye) 2021 yılının ilk 4 ayında ihracatımız, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 4 milyar 272 milyon doları buldu”

    “(Covid-19) Salgının yol açtığı belirsizliklere rağmen Türkiye’ye olan yatırım talebinde de ciddi bir artış gözlemliyoruz”

    “100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için samimi, saygılı, ortak çıkarlara ve değerlere dayanan bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyoruz”

    “Türkiye Uluslararası Doğrudan Yatırım Stratejisi Belgesi) Yakında belgemizi milletimiz ve uluslararası yatırımcılarla paylaşacağız”

  • Biden’ın Hava Kuvvetleri Sekreteri adayı, F-35 parçalarının Türkiye’de üretimini durdurma sözü verdi

    Biden’ın Hava Kuvvetleri Sekreteri adayı, F-35 parçalarının Türkiye’de üretimini durdurma sözü verdi


    ABD Başkanı Joe Biden’ın Hava Kuvvetleri Sekreterliği için aday gösterdiği Frank Kendall, Türkiye’den F-35 parçalarının alımının durdurulması gerektiğini söyledi.

    Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nde konuşan Kendall, “Mevcut durumda F-35 parçalarını Türkiye’de yapmamamız gerektiğini düşünüyorum” ifadesini kullandı.

    Bu parçaların üretiminin “en kısa sürede” durdurulmasını sağlamak için mümkün olan her şeyi yapıp yapmayacağı sorulan Kendall, “Evet, yapacağım” dedi.

    Türkiye’nin ABD ve NATO’nun da tepki gösterdiği Rusya’nın S-400 füze sistemini satın almasıyla Washington ile Ankara arasında gerginlik yaşandı.

    Böyle bir sistemin ABD F-35 savaş uçağı hakkında veri toplamak için kullanılabileceğine dair endişeler dile getirildi ve NATO müttefikleri Rus silahlarının örgütle uyumsuz olduğunu açıkladı.

    Türkiye ile ABD arasında S-400 krizi çıktığından bu 6 uçak Türkiye’ye transfer edilmemiş ve 2020 Savunma Bütçesi kapsamında bunların ABD Hava Kuvvetleri için alınması kararlaştırılmıştı.

    Türkiye ayrıca uçak için 1005 parça üretiyordu. Türk firmalarının da bu üretime katılımı büyük oranda askıya alınmıştı. ABD’nin Aralık 2020 itibarıyla da 1005 parçanın tamamı için yeni tedarikçiler bulduğu ortaya çıkmıştı.

    Bu arada Biden ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki ay Brüksel ‘de yapılacak NATO zirvesinde görüşmesi bekleniyor.

  • ABD Başkanı Biden siyahi George Floyd’un öldürülmesinin birinci yıldönümünde Floyd ailesiyle görüştü

    ABD Başkanı Biden siyahi George Floyd’un öldürülmesinin birinci yıldönümünde Floyd ailesiyle görüştü


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 25 Mayıs 2020’de polis şiddeti sonucu yaşamını yitiren siyahi George Floyd’un ailesini Beyaz Saray’da ağırladı.

    George Floyd’un öldürülmesinin birinci yıldönümünde Floyd’un kızı Gianna, annesi Roxie Washington, erkek kardeşleri Philonise, Rodney, Terrence Floyd ve yeğeni Brandon Williams, Beyaz Saray’a geldi.

    Floyd ailesinin, ABD Başkanı Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris ile bir saat süren görüşmesi basına kapalı gerçekleşti.

    Görüşmenin ardından gazetecilerin karşısına çıkan Floyd ailesinin üyeleri görüşmeden onur duyduklarını belirtti. Philonise Floyd Biden’a ve Harris’e kendilerine bu fırsatı verdikleri için teşekkür etti.

    Beyaz Saray bahçesinde bulunanlar George Floyd’un kızı Gianna’nın “Adını söyleyin (Say his name)” sloganlarına “George Floyd” sloganları ile karşılık verdi.

    Biden: Güvenlik güçleri ve halk arasındaki güven de yeniden tahsis edilmeli

    ABD Başkanı Biden, görüşmenin ardından yaptığı yazılı açıklamada George Floyd’un ölümünün dünyayı değiştirdiğini dile getirerek, “George’u öldüren polis memurunun geçen ay suçlu bulunması adalet yönünde önemli bir adımdı ancak süreç burada bitmemeli” çağrısında bulundu.

    Gerçekten bir değişim yaratmak için görevini kötüye kullanan polis memurlarından hesap sorulması gerektiğini belirten Biden, güvenlik güçleri ve halk arasındaki güvenin de yeniden tahsis edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Floyd ailesinden “George Floyd Polis Yasası” kabul edilsin çağrısı

    Floyd ailesi daha sonra ABD Kongresi’nin bulunduğu Capitol Hill’e doğru hareket etti.

    Burada ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi ile görüşen aile bireyleri mecliste kabul edilip senatoda tartışılmakta olan ve George Floyd’un adını taşıyan adalet ve polis yasasının standart uygulamalarını hayata geçirebilmek adına Başkan Biden’ın masasına görmek istediklerini dile getirdi.

    Nancy Pelosi de Floyd’un kızı Gianini’nin “babam dünyayı değiştirecek” sözlerine atıfta bulunarak bu tahminin gerçek olmaya başladığını kaydetti.

    George Floyd’un öldürüldüğü Minneapolis kentinde silahlı çatışma

    Öte yandan öldürülmesinin birinci yıldönümü için düzenlenen tören öncesinde, George Floyd Meydanı olarak anılan sokağın 2 blok ötesinde silah seslerinin duyulduğu ve bir kişinin yaralandığı bildirildi.

    Bölgede bulunan Associated Press muhabirinin, 30 civarında silah sesi işittiği ve bölgedeki bir mağaza vitrininin camlarının kırıldığını gördüğü bilgisi paylaşıldı. Polisin ihbar üzerine olay yerine geldiği belirtildi.

    Meydanda bir dakikalık saygı duruşunun ardından “Ayağa kalk ve George’u hatırla” adlı sokak festivali düzenlendi.

    George Floyd ölümünün birinci yıldönümünde ABD’nin New York ve Los Angeles kentlerinin yanı sıra Yunanistan ve İspanya’daki ABD Büyükelçiliklerinde de anıldı.

    Almanya’nın başkenti Berlin’deki eski Tempelhof haavalanında Floyd adına bir gösteri düzenlendi. Katılımcılar ellerinde “Sessizlik eşittir şiddet” ve “Siyahi hayatlar önemlidir” yazılı pankartlar taşıdı.

    George Floyd’un ölümü

    Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde, siyahi Amerikalı 46 yaşındaki George Floyd, 25 Mayıs 2020’de dolandırıcılık şüphesiyle gözaltına alındığı sırada, 44 yaşındaki polis memuru Derek Chauvin’in 9 dakika 29 saniye boyunca diziyle boynuna bastırması nedeniyle dakikalarca “nefes alamıyorum” diye yalvarmış ve bir süre sonra hayatını kaybetmişti.​​​​​​​

    Minneapolis’teki Hennepin Bölge Mahkemesinde 4 hafta süren yargılamada 20 Nisan’da 12 kişilik jüri, Derek Chauvin’i ‘cinayet ve kasıtsız adam öldürmekten’ suçlu buldu. Amerikalı savcılar, George Floyd cinayeti davasında sanık Chauvin’i yargılayan hakimden ağırlaştırıcı faktörleri değerlendirmesini isteyerek daha büyük bir ceza talep etti.

  • Bildoard Müzik Ödülleri: The Weeknd 10 dalda ödül kazandı

    Bildoard Müzik Ödülleri: The Weeknd 10 dalda ödül kazandı


  • Vuhan laboratuvarı personelinin Covid-19 salgınından aylar önce hastalandığı iddialarına Çin’den ret

    Vuhan laboratuvarı personelinin Covid-19 salgınından aylar önce hastalandığı iddialarına Çin’den ret


    Koronavirüsün Çin’in Vuhan kentinde bir laboratuvardan yayıldığı iddilarıyla ilgili paylaşılan Amerikan istihbarat raporuna Çin’den yalanlama geldi.

    Rapora göre, Vuhan kentindeki bir viroloji laboratuvarındaki üç araştırmacı, Çin’in Covid-19 salgınını açıklamasından aylar önce Kasım 2019’da hastalanarak hastaneye başvurdu.

    Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, daha önce açıklanmamış bir ABD istihbarat raporuna atıfta bulundu.

    WSJ’ye konuşan bir yetkili, istihbaratın daha fazla araştırmaya ve onaylamaya ihtiyacı olduğunu söylerken; bir diğeri bilginin “çok kesin” olduğunu kaydetti. Ancak raporda araştırmacıların neden hastalandığı açıklanmadı.

    Etkilenen araştırmacıların sayısı, hastalıklarının zamanlaması ve hastane ziyaretleri hakkında yeni ayrıntılar sunan raporun koronavirüsün Çin laboratuvarından çıktığı iddialarıyla ilgili daha derin bir araştırma yapılması çağrılarını artırabileceği belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) uzman grubu bu yılın başlarında bunun “son derece olası olmadığını” söylemişti.

    Çin, bütün iddiaları kesin dille reddetti

    Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, Amerikan gazetesinin iddialarının “tamamen yanlış” olduğunu belirterek, “23 Mart’ta Wuhan Viroloji Enstitüsü, 30 Aralık 2019’dan önce hiçbir laboratuvar personelinin veya araştırmacının virüs ile teması olmadığını açıkladı” diye konuştu.

    Çinli yetkililere göre, o tarihte koronavirüs sadece inceleme için bu laboratuvara getirildi.

    Ulusal Güvenlik Konseyi: Ciddi sorularımız var

    Reuters’a konuşan bir Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü, rapor hakkında herhangi bir yorum yapmadı, ancak Biden yönetiminin “Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki kökenleri de dahil olmak üzere Covid-19 salgınının ilk günleri hakkında ciddi sorular sormaya” devam ettiğini söyledi.

    Sözcü, ABD hükümetinin, salgının kökeninin “müdahale veya siyasallaştırmadan arınmış” uzman odaklı değerlendirmesini desteklemek için DSÖ ve diğer üye devletlerle birlikte çalıştığını kaydetti.

    WSJ raporu, pandeminin kökenlerine ilişkin araştırmanın bir sonraki aşamasını ele alması beklenen bir DSÖ toplantısının öncesinde geldi.

    ABD, Norveç, Kanada, İngiltere’den çağrı

    Donald Trump’ın ocak ayında görevdeki son günlerinde yayınlanan ABD Dışişleri Bakanlığı bilgi formunda, Vuhan Viroloji Enstitüsü’ndeki birkaç araştırmacının 2019 sonbaharında hem Covid-19 hem de yaygın mevsimsel hastalıklarla uyumlu semptomlarla hastalandığı kaydedilmişti.

    DSÖ araştırmacıları, 2019’un sonlarında Huanan pazarında ilk koronavirüs salgınının tespit edildiği Vuhan’ı ziyaret ettikten sonra şubat ayında virüsün kökenleri hakkında kesin bir sonuca varamadı.

    Mart ayında ABD, Norveç, Kanada, İngiltere ve diğer ülkeler, DSÖ önderliğindeki Covid-19 kökenleri araştırmasıyla ilgili endişelerini dile getirdi ve daha fazla araştırma ve tüm ilgili insan, hayvan ve diğer verilere tam erişim için çağrıda bulundu.

  • AB, NATO ve ABD’den Belarus’a gazeteci Prataseviç tepkisi: Derhal serbest bırakın

    AB, NATO ve ABD’den Belarus’a gazeteci Prataseviç tepkisi: Derhal serbest bırakın


    Avrupa Birliği (AB), NATO ve ABD, Ryanair’e ait yolcu uçağının Belarus tarafından bomba ihbarı iddiasıyla Minsk’e indirilmesi ve muhalif gazeteci Raman Prataseviç’in gözaltına alınmasına sert tepki gösterdi.

    Brüksel, Belarus’un “bu eyleminin sonuçları” olacağını bildirdi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, yaptığı yazılı açıklamada, olayı güçlü şekilde kınadıklarını duyurdu. NATO da olayla ilgili uluslararası soruşturma açılmasını istedi.

    Letonya ve Litvanya, Belarus hava sahasının tehlikeli ilan edilmesi çağrısında bulunurken; Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, “Sivil yolcu uçağını kaçırmak benzeri görülmemiş bir devlet terörüdür, bu eylem cezasız kalmamalıdır” dedi.

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, dün Ryanair’e ait uçağa bomba ihbarı gerekçesiyle Belarus’un başkenti Minsk’e iniş yaptırıldığını ve yolculardan Belaruslu gazeteci Raman Prataseviç’in gözaltına alındığını hatırlattı.

    “Bu durum, Belarus makamlarının muhalif sesleri susturmak için yaptığı bir başka açık girişimdir.” diyen Borrell, Prataseviç’in derhal serbest bırakılmasını talep etti.

    Borrell, uluslararası havacılık kurallarının ihlalini tespit için olayla ilgili soruşturma açılması gerektiğini belirterek “Durum (bugünkü) AB Konseyi toplantısında gündeme getirilecek. AB, sorumlulara karşı tedbirler alınması dahil olmak üzere bu eylemin sonuçlarını değerlendirecek.” ifadesini kullandı.

    ABD: Güçlü şekilde kınıyoruz

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, yaptığı yazılı açıklamada, iki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke arasında sefer yapan bir yolcu uçağının zorla Minsk’e indirilmesi ve uçakta bulunan gazeteci Raman Pratasevich’in gözaltına alınması dolayısıyla Belarus yönetimini “güçlü şekilde kınadıklarını” ifade etti ve gazetecinin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Belarus yönetiminin uçağı zorla indirme eyleminin kapsamlı şekilde soruşturulması gerektiğini kaydeden Blinken, süreci yakından takip ettiklerini ve Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün konuyla ilgili en hızlı şekilde toplanmasını desteklediklerini belirtti.

    NATO uluslararası soruşturma istedi

    Uçağın indirilmesi hakkında NATO’dan da açıklama geldi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, uçağın indirilmesi ve muhalif Roman Protaseviç’in gözaltına alınmasıyla ilgili gelişmeleri yakından izlediklerini bildirdi.

    Stoltenberg, “Bu, uluslararası soruşturma gerektiren ciddi ve tehlikeli bir olay.” ifadesini kullandı.

    Belarus’ta, Yunanistan’dan Litvanya’ya giden uçağa bomba ihbarı gerekçesiyle acilen indirildikten sonra yolcular arasında terör olaylarına karıştığı gerekçesiyle aranan bir gazeteci gözaltına alınmıştı. Güvenlik nedeniyle Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun talimatıyla uçağa eşlik etmek üzere bir Mig-29 savaş uçağının kaldırıldığı açıklanmıştı.

    Aramalar sonucunda bomba ihbarının asılsız çıktığı kaydedilmiş, uçak Minsk havaalanından ayrılarak Vilnius’a gitmişti.

    AB, Belarus’a yaptırımlar uyguluyor

    AB ile Belarus arasındaki ilişkiler son dönemde gergin seyrediyor. Belarus’ta Ağustos 2020’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini mevcut Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko kazandıktan sonra “seçimlere hile karıştırıldığı” iddiasıyla protesto gösterileri başlamıştı.

    Lukaşenko’nun meşruiyetinin bulunmadığını savunan ve seçimin sonucunu tanımayan AB, sonucu protesto eden göstericilere şiddet ve muhalefete baskı uygulandığı gerekçesiyle Lukaşenko’nun da aralarında bulunduğu bazı Belaruslu üst düzey yetkililere ve firmalara karşı yaptırım kararları almıştı.

    Yolcu uçağı, bomba ihbarıyla Minsk’e indirildi

    Yunanistan’dan Litvanya’ya giden Ryanair’e ait 123 yolcu taşıyan uçak, bomba ihbarı yapıldığı iddiasıyla Belarus hava sahasındayken acil iniş yaptı. Belarus’un başkenti Minsk’e indirilen uçaktaki yolcular arasında bulunan ve terör olaylarına karıştığı gerekçesiyle aranan bir gazeteci gözaltına alındı.

    Belarus Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun talimatıyla uçağa eşlik etmek üzere bir Mig-29 savaş uçağının kaldırıldığı ifade edilmişti.

    Aramalar sonucunda bomba ihbarının asılsız çıktığı kaydedilmiş, uçak gerekli kontrollerin yapılmasının ardından Minsk Havaalanı’ndan ayrılarak Vilnius’e iniş yapmıştı.

  • ABD yaptırımları kaldırmadı, İran nükleer tesislerin faaliyet görüntü erişimini sonlandırdı

    ABD yaptırımları kaldırmadı, İran nükleer tesislerin faaliyet görüntü erişimini sonlandırdı


    İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) İran’daki nükleer tesislerin faaliyetlerini içeren görüntülere ulaşma hakkını yitirdiğini söyledi.

    Fars Haber Ajansına göre, İran Meclisinde ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları kaldırması için tanınan 3 aylık sürenin sonuna gelinmesi ve UAEA ile yapılan anlaşmaya göre bu süre zarfında yaptırımların kaldırılmaması durumunda İran’ın nükleer tesislerindeki faaliyetlerine dair görüntüleri UAEA’ya vermemesi konuları gündeme geldi.

    Yaptırımların Kaldırılması ve İran Ulusunun Çıkarlarının Korunması İçin Stratejik Eylem Planı’na işaret eden Kalibaf, “Stratejik eylem planı zamanında uygulanmalıdır. Bunun takipçisi olacağız.” dedi.

    Yaptırımların kaldırılması için verilen sürenin dün dolduğunu hatırlatan Kalibaf, şunları kaydetti:

    “Yaptırımların kaldırılmaması durumunda görüntülerin silineceğine dair 3 aylık süre dün sona erdi. UAEA, nükleer faaliyetlerimizle ilgili görüntülere ulaşma hakkına sahip değil.”

    İran’da hükümetin itirazlarına rağmen onaylanan “nükleer yasa”

    Muhafazakarların çoğunlukta olduğu İran Meclisi, nükleer bilimci Muhsin Fahrizade’nin 27 Kasım 2020’de öldürülmesinden kısa süre sonra nükleer faaliyetleri hızlandırmayı hedefleyen “Yaptırımların Kaldırılması ve İran Ulusunun Çıkarlarının Korunması İçin Stratejik Eylem Planı” yasasını 1 Aralık 2020’de çıkarmıştı.

    Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin başkanlığındaki hükümet, dış politikada ülkeyi zora sokacağı gerekçesiyle itiraz ettiği yasayı, Anayasayı Koruyucular Konseyinde nihai onayı almasının ardından uygulamak zorunda kalmıştı.

    İran Atom Enerjisi Kurumunun uranyumu en az yüzde 20 zenginleştirmeye başlamasını ve düşük düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stoklarını artırmasını zorunlu kılan yasa, nükleer anlaşmanın taraflarının iki ay içinde Tahran’ın bankacılık ilişkilerini ve petrol ihracatını normale döndürecek adımlar atmaması halinde, İran’ın NPT kapsamında 2016’dan bu yana gönüllü olarak uyguladığı Ek Protokol’den ayrılmasını gerektiriyordu.

    UAEA Başkanı Rafael Grossi, 21 Şubat’taki Tahran ziyaretinde yaptığı görüşmeler sonucunda geçici teknik uzlaşı sağlandığını ve bu kapsamda 3 ay daha UAEA’nın temel doğrulama ve izleme faaliyetlerinin “sınırsız” süreceğini açıklamıştı.

    İran Atom Enerjisi Kurumu ise konuyla ilgili açıklamasında, Güvenlik Denetimi Anlaşması dışında UAEA’ya başka bir denetleme imkanı tanınmayacağını ifade ederek, yalnızca 3 ay süreyle bazı nükleer faaliyetlerinin kaydedileceğini ancak belirtilen süre içinde yaptırımların kaldırılmaması halinde kayıtların UAEA’ya verilmeyeceğini belirtmişti.

    Avusturya’nın başkenti Viyana’da 6 Nisan’da başlayan ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan İran nükleer anlaşmasının tam uygulanması ve ABD’nin yaptırımları kaldırarak, anlaşmaya dönüşünün ele alındığı görüşmeler, taraf ülkelerin temsilcilerinin katılımıyla sürüyor.

  • Çinli askeri yetkili, ABD Savunma Bakanı Austin’in telefonlarına cevap vermiyor

    Çinli askeri yetkili, ABD Savunma Bakanı Austin’in telefonlarına cevap vermiyor


    Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı yetkilileri, Savunma Bakanı Lloyd Austin’in, Çin Merkez Askeri Komisyonu Başkan Yardımcısı ve politbüro üyesi General Xu Qiliang ile görüşmek için üç defa girişimde bulunduğunu ancak bu çabalarına karşılık alamadığını bildirdi.

    Konuya vakıf üç kaynak, Pekin tarafının ABD’nin görüşme taleplerini geri çevirdiğini dile getirdi.

    Dünyanın en büyük iki ekonomisine ve en büyük iki ordusuna sahip Amerika Birleşik Devletleri ile Çin, özellikle Doğu Türkistan ve Hong Kong’daki insan hakları ihlalleri ile Tayvan meselesi ve Güney Çin Denizi’ndeki askeri faaliyetler nedeniyle sık sık karşı karşıya geliyor. Bunun sonucu olarak askeri ilişkiler gün geçtikçe daha da gergin bir hal alıyor.

    Gerilimlere ve hararetli söylemlere rağmen, ABD’li askeri yetkililer, potansiyel alevlenmeleri hafifletmek ya da olası bir kazanın önünü alabilmek için uzun zamandır Çinli mevkidaşlarıyla açık iletişim hatlarına sahip olmak istediklerini belirtiyorlar.

    Adının açıklanmasını istemeyen Amerikalı bir savunma yetkilisi, “Askeri ilişkiler gergin, bunda şüphe yok. Bunun Çin’in uzlaşmazlığı olduğu kadar, bu gerginliği ne kadar yansıttığını kestirmek de zor.” sözleriyle iki ülke askeri ilişkilerinin seviyesini yorumladı.

    Aynı yetkili, “Ama (Çinlilerle) kesinlikle bir diyalog kurmak istiyoruz. Sadece uygun düzeyde bir diyalog kurduğumuzdan emin olmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.

    Bir başka ABD’li yetkili de, Joe Biden yönetimi içerisinde Savunma Bakanı Austin’in Çin’in Merkez Askeri Komisyonu Başkan Yardımcısı Xu Qiliang’la mı yoksa Çin Savunma Bakanı Wei Fenghe ile mi görüşmesi gerektiği konusunda bir tartışma olduğunu söyledi.

    Xu’nun hem askeri kanatta hem de siyasi arenada Çin Devlet Başkanı Şi Cinping kadar güç ve etkiye sahip olduğu biliniyor.

    Zira Xu Qiliang, Çin’in en kıdemli askeri konumunda.

    Biden yönetimi içerisinde Hint Pasifik bölgesinde artan gerilim nedeniyle Austin’in Xu ile konuşmasının önemli olduğu konusunda fikir birliği bulunuyor.

    Çin donanması ve hava kuvvetleri Tayvan yakınlarında daha yoğun askeri faaliyetler yürütürken, ABD ve Çin orduları, özellikle Güney Çin Denizi’nde giderek daha yakın temasa geçiyor.

    Askeri analistlere göre olası bir kaza an meselesi.

    Austin, ay sonu Singapur’da, bölgede ülkelerinin savunma bakanlarının katılacağı bir konferansta Wei ile görüşme imkanı yakalayabilecekti söz konusu ancak etkinlik Covid-19 salgını nedeniyle iptal edildi.

    Financial Times, Pentagon’un Çinli muhataplarına ulaşma konusundaki başarısız girişimini ABD’li bir savunma yetkilisinin, “Austin’in görüşme taleplerine Çin ordusu yanıt vermedi” sözleriyle aktardı.

    Bu arada geçen yılın sonlarında Çinli ve ABD’li üst düzey savunma yetkilileri kriz iletişimi üzerine görüşmeler gerçekleştirmişti.

    Ancak ocak ayında Biden’ın göreve gelmesinden bu yana üst düzey askeri görüşmeler gerçekleşmedi.

    İki ülkede dışişleri bakanları mart ayında Alaska’da bir araya gelmiş, görüşmelerde karşılıklı sert suçlamaların olduğu tartışmalar yaşanmış ve diplomatik ilerleme sağlanamamıştı.

    Ayrıca ABD ve Çin Genelkurmay Başkanları da Biden’ın göreve gelmesinin ardından birbirleriyle irtibat kurmadı.

  • Merkel, Biden’ı ikna etti: Kuzey Akımı 2 üzerindeki ABD yaptırımları kalktı

    Merkel, Biden’ı ikna etti: Kuzey Akımı 2 üzerindeki ABD yaptırımları kalktı


    Başbakan Angela Merkel perşembe günü yaptığı açıklamada, Biden yönetiminin Rusya’nın Nord Stream 2 (Kuzey Akımı 2) doğal gaz boru hattı projesinin arkasındaki şirkete yönelik yaptırımlardan feragat etmesi sonrasında Almanya ve ABD’nin ekonomik bağlarını yoğunlaştırma görüşmelerinde bulunduğunu söyledi.

    WDR’a verdiği röportajda Merkel, “Başkan Biden, başta farklı görüşlere sahip olduğumuz ancak şimdi Rusya ile ilgili gerekli ortak noktaların neler olduğu hakkında daha fazla konuşacağımız Kuzey Akımı 2 ihtilafı konusunda bize biraz daha yaklaştı” dedi ve ekledi:

    “Bir çok alanda birbirimizle görüşüyoruz … ikili görüşmelerde de bulunuyoruz, özellikle de ekonomik işbirliğimizi yoğunlaştırma konusunda”

    ABD, eski Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump döneminde kötüleşen ilişkilerin ardından Almanya ile bağları yeniden kurmaya çalışırken Biden yönetimi, bu hafta başlarında Kuzey Akımı 2 AG şirketi ve onun CEO’su üzerindeki yaptırımlardan vazgeçtiğini duyurdu.

    Gazprom ve Batılı ortakları, Baltık Denizi’nin altından doğal gaz göndermek için boru hattını bitirmek adına çalışmaya devam ediyor. Şu anda yaklaşık yüzde 95’i tamamlanan proje, Ukrayna’yı bay pas edecek ve bu ülkeyi karlı transit ücretlerinden mahrum bırakacak. Bu da Ukrayna’nın Rusya ile mücadelesini bir ölçüde baltalamış olacak.

    Zor bir ikilem

    Bu durum Batı için ciddi bir ikilem yaratıyor zira Avrupa’nın enerji güvenliği ile Rusya’ya karşı desteklenen Ukrayna’nın jeopolitik kartları arasında bir tercih yapılması gerekliliği ortaya çıkıyor. Eğer Rusya, gazını Avrupa’ya satmak için Ukrayna’ya ihtiyaç duymazsa o zaman Ukrayna’ya giden gazı kesebilir.