Etiket: ABD

  • Putin: ABD ile anlaşırsak siber suçluları karşılıklı iade etmeye hazırız

    Putin: ABD ile anlaşırsak siber suçluları karşılıklı iade etmeye hazırız


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Washington’un da aynı şekilde karşılık vermesi ve karşılıklı anlaşmaya varılması halinde Rusya’nın siber suçluları ABD’ye teslim etmeye hazır olduğunu söyledi.

    Rus lider, ABD Başkanı Joe Biden ile 16 Haziran’da yapacağı görüşme öncesinde verdiği bir röportajda ülkesi ile ABD arasındaki ilişkileri ve görüşme öncesi beklentilerini anlattı.

    Rusya-ABD ilişkilerinin son yılların en düşük seviyesinde olduğunu söyleyen Putin, Genevre’deki görüşmenin ikili diyalog kurmaya yardımcı olmasını beklediğini ve iki liderin gündeminde stratejik istikrar, Libya, Suriye ve çevre gibi konuların yer aldığını aktardı.

    Beyaz Saray, Biden’ın Putin’le yapacağı toplantında Rusya kaynaklı siber saldırıları gündeme getireceğini duyurmuştu.

    Röportajda Putin’e siber saldırıların arkasındaki suçluların yakalanmasına ilişkin sorular da yöneltildi. Rus lider, bu konuda ülkesinin tutumunun, Moskova ile Washington’ın resmi anlaşmaya varılmasına bağlı olduğunu ifade etti. Putin, “Her iki taraf da aynı yükümlülükleri yerine getirmeli” dedi.

    Putin, “Suçluları iade etmek için uzlaşırsak tabi ki Rusya gereğini yapar ancak bunu sadece karşı taraf, yani ABD de yerine getirip suçluları Rusya’ya teslim ederse yaparız” diye konuştu. Reuters’ın haberine göre Putin, “Siber güvenlik günümüzün en önemli meseleleri arasında zira herhangi bir sistemi devre dışı bırakmanın sonuçları çok kötü olabiliyor” dedi.

  • Çin’den G-7’ye uyarı: Küresel kararlar, küçük ülke grupları tarafından alınmıyor

    Çin’den G-7’ye uyarı: Küresel kararlar, küçük ülke grupları tarafından alınmıyor


    Çin, dünya ekonomisinin yüzde 40’ını temsil eden ülkeleri bir araya getiren G-7 Zirvesi’nde Pekin’e karşı yapılan planlara tepki gösterdi.

    Çin’in Londra Büyükelçiliği’nden bir sözcü, “Küresel kararların küçük bir grup ülke tarafından dikte edildiği günler çoktan geride kaldı” dedi.

    Sözcü, “Büyük-küçük, güçlü-zayıf, fakir-zengin, ülkelerin eşit olduğuna ve dünya meselelerinin tüm ülkelerle istişare yoluyla ele alınması gerektiğine her zaman inanıyoruz.” ifadesini kullandı.

    Soğuk Savaş’ı sona erdiren Sovyetler Birliği’nin 1991’deki dağılmasıyla birlikte, Çin’in önde gelen bir küresel güç olarak yeniden ortaya çıkması, son zamanların en önemli jeopolitik olaylarından biri olarak kabul ediliyor.

    İngiltere’de yapılan G-7 Zirvesi’nde Çin’in son 40 yıldaki ekonomik ve askeri yükselişine karşı atılabilecek adımlar konuşuluyor.

    Bu noktada G-7 liderleri, düşük ve orta gelirli ülkelerin daha iyi altyapı inşa etmeleri amacıyla Pekin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne rakip olacak bir yatırım planının oluşturulması konusunda uzlaşmaya vardı.

    Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun Çin’e karşı ortak politika geliştirmede öncülük ettiği belirtiliyor.

    Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa ve Japonya’dan oluşan G-7 ülkeleri Galler’deki sahil beldesi Carbis Bay’de toplantılara devam ediyor.

    Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda bulunan Çin, daha çok Batı ekonomik paktını temsil eden bu oluşumda hiç yer almadı.

    Trudeau, Çin’e uyumlu G-7 yaklaşımı çağrısında bulundu

    Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun yedi kişilik tartışmaya öncülük ettiği ve liderleri “Çin’in ortaya çıkardığı zorluklara birleşik bir yaklaşım getirmeye çağırdığı” belirtiliyor.

    Tartışmaların bilgisine sahip bir kaynak Reuters’e verdiği demeçte, birlikte yaklaşık 40 trilyon dolarlık ekonomik nüfuzu kontrol eden G7 liderlerinin Çin’e uyumlu bir yaklaşım oluşturma konusunda geniş bir anlaşmaya vardıklarını söyledi.

    Kaynak, “Trudeau’nun bugünkü mesajı, Çin’in hepimize sunduğu zorluklara birleşik bir yaklaşım üzerinde bir fikir birliği oluşturmak için gerçekten çalışmamız gerektiğiydi” dedi.

    G7’de Çin konusunda “genel bir uyum” olduğunu söyleyen kaynak, “Grup olarak dayanışma göstermeli ve grup olarak da eylem göstermeliyiz.” dedi.

    Kuşak ve Yol Girişimi’ne alternetif

    Çin’e rakip olmak isteyen G7 liderleri, daha iyi altyapı inşa etmede düşük ve orta gelirli ülkeleri desteklemek için bir yatırım planının üzerinde anlaştığı belirtildi.

    G7 ülkelerinden yapılan açıklamada, düşük ve orta gelirli ülkelerin daha iyi altyapı inşa etmeleri amacıyla Pekin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne rakip olacak bir yatırım planının oluşturulması konusunda uzlaşmaya varıldığı ifade edildi.

    Açıklamada, yatırım planına ilişin olarak G7 liderlerinin “değer odaklı, yüksek standartlı ve şeffaf” bir ortaklık teklif edilmesinin planlandığı kaydedildi.

    Son yıllarda Çin, özellikle Afrika ülkelerinde geniş çaplı altyapı projelerinin finansmanını sağlarken; bu ülkelerin borcunun artmasıyla etki alanını genişletmişti.

  • Rus lider Putin: Rusya-ABD ilişkileri son yılların en düşük seviyesinde

    Rus lider Putin: Rusya-ABD ilişkileri son yılların en düşük seviyesinde


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Joe Biden’ın eski Başkan Donald Trump’tan daha “öngörülebilir” biri olduğunu dile getirerek Rusya-ABD ilişkilerinin son yılların en düşük seviyesinde olduğunu söyledi.

    16 Haziran’da Biden ile yapacağı görüşme öncesinde Amerikan NBC kanalına bir röportaj veren Putin, ülkesi ile ABD arasındaki ilişkileri ve görüşme öncesi beklentilerini anlattı. Öte yandan Biden’ın bu görüşme sonrası tek başına basın açıklaması yapacağı bildirildi.

    Biden’ın Trump’tan daha “öngörülebilir” bir isim olduğunu ifade eden Rus lider Putin, “Trump, renkli bir kişi, hoşlanırsınız veya hoşlanmazsınız. Kendisi ABD müesses nizamından gelmedi, daha önce zor zamanların politikalarının da bir parçası değildi. Fakat Bay Trump, oldukça sıra dışı ve yetenekli biri yoksa zaten ABD Başkanı olamazdı.” değerlendirmesini yaptı. Putin, buna karşılık Biden’ın hayatının büyük bölümünü Washington siyaseti içinde geçirdiğini belirtti.

    Biden ile pek çok konu başlığını kapsamlı şekilde görüşeceklerini söyleyen Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin son yılların en düşük seviyesinde olduğuna dikkati çekti.

    Biden’ın daha önce kendisi hakkında “katil” ifadesini kullandığı hatırlatılan Putin, bu ifadeye takılmadığını, bu tür suçlamaların “Hollywood maçoluğu” olduğunu aktardı.

    “Rusya, İran’a uydu sistemleri satmaya hazırlanıyor” iddiasını yalanladı

    Putin, dün Washington Post gazetesinde yer alan ve “Moskova’nın Tahran’a uydu sistemleri satmaya hazırlandığı” yönündeki bir iddiayı içeren haberine tepki gösterdi. Putin, Rusya’nın İran’ın Orta Doğu’daki potansiyel askeri hedefleri izleyebilmesini sağlamak için İran’a gelişmiş uydu sistemleri tedarik etmeye hazırlandığı şeklindeki iddiayı, “Bunlar yalan haberler, en azından bununla ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Anlamsız ve çöp.” sözleriyle değerlendirdi.

    Beyaz Saray: Biden tek başına basın toplantısı düzenleyecek

    Diğer yandan Beyaz Saray, yazılı bir açıklama yaparak, 16 Haziran’daki Putin görüşmesinin ardından Biden’ın tek başına bir basın konferansı düzenleyeceğini ve görüşmeyi değerlendireceğini bildirdi.

    Biden ile Putin, 16 Haziran günü İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelecek ve iki ülke arasındaki ilişkileri kapsamlı şekilde ele alacak.

  • Rusya ile gerginlik yaşayan Ukrayna’ya ABD’den 150 milyon dolarlık askeri yardım

    Rusya ile gerginlik yaşayan Ukrayna’ya ABD’den 150 milyon dolarlık askeri yardım


    ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ukrayna Güvenlik Yardım İnisiyatifi (USAI) kapsamında Ukrayna ordusuna aralarında elektronik harp cihazlarının da bulunduğu 150 milyon dolarlık askeri yardım sağlandığını duyurdu.

    Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği Ukrayna’nın doğusunda Moskova yanlısı ayrılıkçıları ile ülke güvenlik güçleri arasında çatışmalar ateşkese karşın aralıklarla da devam ediyor.

    Pentagondan yapılan yazılı bir açıklamada, “Savunma Bakanlığı, USAI kapsamında Ukrayna kuvvetlerinin ülkenin toprak bütünlüğünü korumasına, sınırlarının güvenliğini sağlamasına ve NATO ile birlikte çalışabilirliği geliştirmesine yardımcı olmak için eğitim ve ekipman desteklerini içeren 150 milyon dolarlık yeni bir yardım paketi sağladı.” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamada, söz konusu 150 milyon doların ABD Kongresinin 2021 mali yılı savunma bütçesinden Ukrayna’ya verilmesi şart koşulan 250 milyon dolarlık yardımın parçası olduğu kaydedildi.

    Yardımın, Ukrayna ordusunun iletişim, komuta, kontrol ve savunma kabiliyetlerine katkı sağlayacağı ifade edilen açıklamada, yardım paketinde, topçu atışlarına karşı erken uyarı radarları, insansız hava araçlarına karşı elektronik harp cihazları, güvenli iletişim teçhizatı, sıhhi tahliye malzemeleri ve bunlarla ilgili eğitim desteğinin bulunduğu bilgisine yer verildi.

    Bakanlığın açıklamasında, bunun 1 Mart’ta Ukrayna’ya yapılan 125 milyon dolarlık yardımın devamı olduğu ifade edilirken ABD’nin Ukrayna ordusundan beklentilerine yönelik ise şu ifadelere yer verildi:

    “Bakanlık, Ukrayna’yı, savunma işleyişini NATO’nun temel ilkesi olan orduda demokratik sivil kontrolü ilkesi ile daha iyi uyumlu hale getirme; Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak, ülkenin ekonomik rekabet gücünü artıran ve kurumsal yönetişimi geliştiren bir savunma sanayi stratejisi benimseme; ulusal güvenlik çıkarlarına dayalı olarak doğrudan yabancı yatırım kontrollerini benimseme; savunma tedarik döngüsünde verimliliği ve şeffaflığı artırma ve Ukrayna Silahlı Kuvvetlerini batı tarzı bir kariyer yönetim sistemi ile uyumlu hale getirmek için insan kaynakları yönetimini geliştirmeye ilişkin reformlarını sürdürme konusunda teşvik ediyor.”

    ABD 1 Mart’ta Ukrayna’ya 125 milyon dolar yardım yapmıştı

    Pentagon, 1 Mart’ta, Ukrayna Güvenlik Yardım İnisiyatifi kapsamında Ukrayna ordusuna 125 milyon dolarlık yardım yapmıştı.

    Bu paketin içinde 2 “Mark IV” tipi devriye botları ve topçu radarları, taktik teçhizat ve birçok savunma ekipmanının yer aldığı açıklanmıştı.

  • Netanyahu’nun 12 yıllık iktidarının ardından İsrail’de yeni hükümetle birlikte neler değişecek?

    Netanyahu’nun 12 yıllık iktidarının ardından İsrail’de yeni hükümetle birlikte neler değişecek?


    İsrail’de 8 partinin, koalisyon hükümetinde anlaşmasının ardından 12 yıllık Başbakan Binyamin Netanyahu döneminde artık sona gelindi.

    Peki 8 partili koalisyon hükümeti İsrail’de neleri değiştirecek?

    Eğer her şey yolunda giderse yeni hükümet pazar günü işbaşı yapacak. Yeni hükümetin kurulmasıyla, son iki yılda dört kez seçime gidilen İsrail’de siyasi kriz bir anlamda sona erecek.

    Pazar günü yapılacak oylamada güven oyu alması halinde Netanyahu koltuğunu kaybedecek ve Yamina lideri Naftali Bennett, Ağustos 2023’e kadar ülkenin yeni başbakanı olacak.

    Yeni koalisyon ne kadar kırılgan ?

    Bennett, ülkedeki bölünmeleri ortadan kaldırma ve normalleşme adına bir yol haritası çizme sözü veriyor. Ancak Bennett’in farklı siyasi eğilimlerden 8 partinin iktidardaki uyumunu nasıl gerçekleştireceği sorusu, en önemli engel olarak görülüyor.

    Fazla sandalye sayısı olmayan Arap partisinin, koalisyona katılımı ülke siyaset tarihinde bir ilki teşkil ediyor. Bir partinin bile ortaklıktan çıkması koalisyon hükümetinin sonu anlamına gelecek. Bu yüzden, koalisyon ortaklarını önümüzdeki günler ve haftalarda oldukça zor günler bekliyor.

    Koalisyon hükümeti, 120 sandalyeli parlamentoda çok az bir farklı çoğunluğu sağlayabiliyor. Hükümette yer alacak 8 partinin imzasının ardından koalisyon anlaşması yasal sürenin sona ermesine saatlere kala cuma günü İsrail Meclisi’ne sundu.

    Farklı siyasi düşüncelere sahip bu 8 partinin tek ortak düşüncesi yolsuzluk suçlamaları yüzünden yargılanan Netehyahu’nun koltuğu bırakması.

    Bu partilerin, siyasi farklılıklarını bir tarafa bırakarak, bütün seçmenler tarafından kabul edilebilecek mütevazi bir yönetim politikası üzerinde uzlaşması bekleniyor.

    Bu partileri bekleyen en önemli sınav, bütçenin onaylanması. Ekonomik reformlar ve alt yapı yatırımları aha sonra gündeme gelecek.

    Yamina lideri Naftali Bennett, Ağustos 2023’e kadar ülkenin yeni başbakanı olacak. Bennett’in ardından başbakanlık koltuğuna Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid oturacak ve Kasım 2025’e kadar bu görevi sürdürecek.

    Görüş ayrılıkları yüzünden koalisyon çöker mi ?

    Aşırı milliyetçi Bennett, Filistin devletine karşı ve işgal altındaki topraklara yeni yerleşke inşatlarına tam destek verdi.

    Koalisyon hükümetini bir arada tutabilmek için Bennett’in bu konuda Netehyahu’dan farklı bir politika izlemesi beklenmiyor.

    Batı Şeria’yı ilhak etmek ve Gazze’yi işkal etmek gibi muhtemelen planlar masada olmayacak. Ancak Filistinlilere de fazla taviz verilmeyecek.

    Şu ana kadar bütün İsrail hükümetleri, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te Yahudi yerleşkelerin genişlemesine destek verdi. Yeni hükümetin de bunu Filistin ile barış görüşmelerinin yeniden canlandırılması için baskı yapan ABD’deki Joe Biden yönetimini kızdırmaktan kaçınarak, sakin bir şekilde yapması bekleniyor.

    İran konusunda nasıl bir politika izleyecek ?

    İran konusunda ise yeni hükümetin Netenyahu’nun sert politikalarını sürdürmesi ve Biden’in uluslararası nükleer enerji anlaşmasının canlandırmasına karşı çıkması bekleniyor.

    Bu arada yeni hükümetin Biden ile birlikte çalışarak Arap ülkeleriyle ilişkileri güçlendirme açılımına destek vereceği öngörülüyor.

    Toplum arasındaki görüş ayrılıkları nasıl giderilecek ?

    Bir önceki hükümete oranla yeni koalisyon hükümetindeki en önemli değişiklik belki de toplum içindeki farklılıklara yaklaşım tarzı olacak.

    Toplumdaki Yahudi, Arap, İsrailli laik ve ultra Ortodokslarla ilgili olarak Bennett, “hükümet, bütün İsrail halkıyla dindar, laik, ultra Ortodoks, Arap farkı gözetmeden ulusal sorumluluk anlayışıyla birlikte çalışacak ve ben bunu başaracağımıza inanıyorum.” diyerek herkese eşit mesafede yaklaşacakları mesajını verdi.

    Netenyahu geri gelir mi ?

    İktidarı bırakacak olan 71 yaşındaki Netanyahu’nun emekli olup, sessiz bir emeklilik hayatı yaşayacağına ise kimse inanmıyor.

    Netanyahu’nun, muhalefette iktidarı yıpratıp tekrar başbakanlık koltuğuna oturmak için mücadele edeceğine ise herkes kesin gözüyle bakıyor.

    Bununla birlikte yargılandığı davalar Netanyahu için şu anda en büyük baş ağrısı teşkil eden konuların başında geliyor. Netanyahu ayrıca partisi içinde yaşanan görüş ayrılıkları yüzünden başı dertte.

  • Dünyanın en yaşanabilir şehirleri sıralamasında Covid-19 depremi: Avrupa şehirleri geriledi

    Dünyanın en yaşanabilir şehirleri sıralamasında Covid-19 depremi: Avrupa şehirleri geriledi


    Dünyanın en yaşanabilir şehirleri listesinde Covid-19 nedeniyle büyük değişiklikler görüldü. Pandemiden ağır etkilenen ve tedbir almakta geciken şehirler sıralamada hızla gerilerken, hızlı tepki veren kentlerse yükseldi. 2018’den beri ilk sırada bulunan Avusturya’nın başkenti Viyana pandemi nedeni ile 12. sıraya kadar gerilerken, Yeni Zelanda’dan Auckland birinci, Japonya’dan Osaka ikinci ve Avustralya’dan Adelaide üçüncü sırayı aldı.

    İstikrar, sağlık hizmetleri, kültür, çevrecilik, eğitim ve altyapı kategorilerinde puanlandırılan şehirler arasında Avrupalı başkentlerin hiçbiri ilk 10’a giremedi. İsviçre’den Cenevre yedinci, Zürih ise sekizinci sırayı alabildi.

    Avrupa şehirlerinden en fazla gerileyeni 34 basamak kaybeden ve 47. sırayı alabilen Almanya’nın Hamburg şehri oldu. 46 basamak çıkarak en büyük yükselişi kaydeden şehir ise 14. sırayı alan ABD’ye bağlı Hawai’nin Honolulu şehri oldu.

    Pandemi depremi

    Her şehrin Covid-19 ile mücadele yöntemi, aşıların ne kadar hızlı kullanıma sunulduğu ve uygulanan sınır kısıtlamalarının düzeyi sıralamalarda büyük değişikliklere yol açtı.

    Anketin yapıldığı sıralarda vaka sayılarının arttığı Çek Cumhuriyeti’nden Prag, Yunanistan’dan Atina ve Endonezya’dan Jakarta önceki yıllara göre önemli ölçüde düşük puan aldı.

    Buna karşılık, İspanyol şehirleri Barselona ve Madrid, 2020’deki Covid-19’un ilk dalgasına kıyasla sağlık sistemlerinin daha az zorlanma yaşaması nedeniyle sağlık kategorisinde iyi bir performans göstererek neredeyse 25 puan kazandı.

    En büyük yükseliş gösteren 10 şehirden yedisi Amerika Birleşik Devletleri’nden geldi.

    Son sıralar değişmedi

    Zirvede çok büyük değişikliklerin yaşandığı listenin en alt sırasında ise değişikler yok denecek kadar az oldu.

    İç savaşın can almaya devam ettiği Suriye’nin başkenti Şam bir kez daha son sırada kaldı. Şam’ı Nijerya’nın Lagos, Papua Yeni Gine’nin Port Moresby ve Bangladeş’in Dakka şehirleri izledi.

    Bu şehirler, sağlık ve ekonomi sorunlarının yanı sıra devam eden sivil huzursuzluk ve askeri çatışmaların neden olduğu istikrarsızlık nedeniyle kötü performans sergilemeyi sürdürdü.

    Rapora göre bu şehirlerdeki yaşam koşulları son 12 ayda, özellikle Covid-19 nedeniyle daha da kötüleşti.

    2021 yılında dünyanın en yaşanabilir şehirleri

    1. Auckland, Yeni Zelanda

    2. Osaka, Japonya

    3. Adelaide, Avustralya

    4. Wellington, Yeni Zelanda

    4. Tokyo, Japonya

    6. Perth, Avustralya

    7. Zürih, İsviçre

    8. Cenevre, İsviçre

    8. Melbourne, Avustralya

    10. Brisbane, Avustralya

    2021 yılında dünyanın en zor yaşanabilen şehirleri

    1. Şam, Suriye

    2. Lagos, Nijerya

    3. Port Moresby, Papua Yeni Gine

    4. Dakka, Bangladeş

    5. Cezayir, Cezayir

    6. Trablus, Libya

    7. Karaçi, Pakistan

    8. Harare, Zimbabve

    9. Duala, Kamerun

    10. Karakas, Venezuela

  • ABD, aralarında Bezos ve Musk’ın da olduğu ‘az vergi ödeyen zenginler’ raporunu araştıracak

    ABD, aralarında Bezos ve Musk’ın da olduğu ‘az vergi ödeyen zenginler’ raporunu araştıracak


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazine Bakanlığı ülkenin en zenginlerinin az vergi verdiği ya da hiç vermediği hakkında medyada çıkan raporu incelemeye aldığını açıkladı.

    ABD’li medya organı ProPublica, dünyanın en zengin insanları arasında olan Amazon’un sahibi Jeff Bezos, Tesla’nın CEO’su Elon Musk, Mark Zuckerberg ve Warren Buffet gibi isimlerin bazı yıllarda hiç federal gelir vergisi ödemediğini iddia etmişti.

    Söz konusu haber üzerine harekete geçen Hazine Bakanlığı son yıllara yönelik vergi kayıtlarını incelemeye alırken bakanlık sözcüsü Lily Adams, konunun FBI, federal savcılar ve iki İç Hazine Departmanı gözlemcisine yönlendirildiğini söyledi.

    Adams söz konusu yetkililerin tümünün bağımsız soruşturma yetkisine sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

    Hazine Bakanlığı bünyesinde vergi toplamakla sorumlu olan ABD Gelir İdaresi Kurumu (IRS) Başkanı Komiseri Charles Rettig de bir soruşturmanın sürdüğünü doğrularken, Beyaz Saray Genel Sekreteri Jen Psaki konuyu “oldukça ciddiye aldıklarını” ancak vergi kayıtlarının gizli belgeler olduğunu söyledi. Psaki ayrıca dev şirket ve yüksek kazançlı bireylere düşen vergileri daha adil bir şekilde ödemelerini sağlamak için çalışma yapmaları gerektiğini de ekledi.

    ProPublica, yayımladığı raporda 15 seneden fazla bir süreyi kapsayan ülkede binlerce zenginin vergi beyannamelerinin bulunduğu bir veri tabanına ulaştığını duyurmuştu. Propublica söz konusu kayıtları “gizli” olarak nitelendirdi ve bunları nasıl elde ettiğini açıklamadı.

    ABD Başkanı Joe Biden altyapı çalışmaları ve sosyal projelere bütçe ayırmak amacıyla yılda en az 1 milyon dolar kazanan kişi ve kurumlar için en yüksek vergi oranını yıllık yüzde 37’den 39.6’ya çıkarmak için çalışma başlatmıştı.

  • ABD, Türkiye dahil 61 ülkeye Covid-19 nedeniyle uyguladığı seyahat kısıtlamasını gevşetti

    ABD, Türkiye dahil 61 ülkeye Covid-19 nedeniyle uyguladığı seyahat kısıtlamasını gevşetti


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Covid-19 nedeniyle aşılama kampanyalarının hızla devam etmesi sonrası Türkiye dahil 61 ülke için yaptığı seyahat kısıtlaması uygulamasını gevşetti.

    ABD Dışişleri Bakanlığı salgın koronavirüs salgını sebebiyle aralarında Türkiye, İtalya, İspanya, Fransa, Ukrayna, Macaristan, Rusya gibi Avrupa ülkelerinin de bulunduğu 61 ülke için “seyahat etmeyin” uyarısını bir basamak düşürerek “seyahatinizi gözden geçirin” olarak değiştirdi.

    Yapılan açıklamada en az iki doz aşı olan ABD vatandaşlarının söz konusu ülkelere seyahat edebileceği kaydedilirken aşılama kampanyasında İsrail’den sonra dünyada ikinci sırada bulunan İngiltere’ye uygulanan seyahat kısıtlamasının kaldırılmaması dikkat çekti.

    Bazı istisnalar haricinde İngiltere’den ABD’ye yapılacak seyahatlere uygulanan yasak devam edecek.

    ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca İngiltere’ye seyahat edecek kişilerin, o ülkede en az 10 gün süreyle karantina uygulaması gerektiğini duyurdu.

    ABD, her 100 binde görülen 100 vakayı 500’e çıkardı

    ABD geçtiğimiz mayıs ayında aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 90 ülke için 4’üncü seviyeye çıkardığı seyahat uyarısını 3’üncü seviyeye indirmişti.

    Washington yönetimi 23 Haziran’da başlayacak Tokyo Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacak Japonya’ya yönelik 4’üncü seviye seyahat uyarısını da 3’üncü seviyeye indirdi.

    Öte yandan ABD, bir ülke için “3’üncü seviye baremini her 100 bin kişide 500 vaka” olarak güncelledi. Daha önce bu oran her 100 bin kişide 100 vakaydı.

  • WSJ: ABD raporu Covid-19’un Vuhan laboratuvarından sızmış olabileceği sonucuna vardı

    WSJ: ABD raporu Covid-19’un Vuhan laboratuvarından sızmış olabileceği sonucuna vardı


    ABD hükümetinin, Covid-19’un kökenleri hakkında hazırlanan ve virüsün Çin’in Vuhan kentindeki bir laboratuvardan sızdığı yönündeki hipotezin yer aldığı raporu ‘makul bulduğu’ ortaya çıktı. Wall Street Journal haberine göre ABD ulusal laboratuvarı araştırmacıları, çalışmanın daha fazla araştırmayı hak ettiği sonucuna varmış.

    Habere göre çalışma, Mayıs 2020’de Kaliforniya’daki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı tarafından hazırlanmış. Donald Trump yönetiminin son aylarında pandeminin kökenleri hakkında yürütülen soruşturmada söz konusu çalışmaya sık sık atıfta bulunulmuştu.

    WSJ’nin konuştuğu kaynaklar, çalışmanın Lawrence Livermore’un istihbarat kolu olan “Z Birimi” tarafından hazırlandığını belirtiyor. Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı, biyolojik konularda önemli bir uzmanlığa sahip kurum olarak biliniyor. Çalışmayı yakından takip eden kaynaklar, değerlendirmelerin Covid-19’a neden olan SARS-COV-2 virüsünün genomik analizine dayandığını dile getirdi.

    Başkan Joe Biden, ABD istihbarat ajanslarına koronavirüsün kökenine ilişkin çalışma yapmaları ve 90 gün içerisinde kendisine bir rapor sunmaları talimatını vermişti.

    Biden, ABD istihbarat teşkilatlarının virüsün bir laboratuvar kazasından mı kaynaklandığı veya hayvandan insana mı bulaştığı yönündeki iki senaryo üzerinde çalıştıklarını ancak şu ana kadar herhangi bir sonuca varmadıklarını ifade etmişti.

    Covid-19’un kökenine ilişkin tartışmalar

    WSJ gazetesinin ABD istihbaratının bir raporuna dayandırdığı 23 Mayıs’ta çıkan özel haberi, Covid-19 salgınının ilk kaynağının Vuhan’daki laboratuvar olabileceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirmişti.

    Haberde, ABD istihbaratının ilgili raporuna göre salgının kentte yayılmadan kısa süre önce Vuhan Laboratuvarı’nda çalışan 3 araştırmacının virüs ve mevsimsel grip belirtilerine benzer şikayetlerle hastalanıp hastaneye başvurduğu iddia edilmişti.

    Joe Biden da 26 Mayıs’ta yaptığı açıklamada mart ayında istihbarattan Covid-19’un kökenini araştırmalarını istediğini ve bu raporu Mayıs ayı başında eline aldığını bildirmişti.

    Biden açıklamasında, “İstihbarat Topluluğundan, bizi kesin bir sonuca daha da yakınlaştıracak bilgileri toplama ve analiz etme çabalarını iki katına çıkarmalarını ve bunu bana 90 gün içinde rapor etmelerini istedim.” ifadesini kullanmıştı.

    Trump yönetimi, pek çok kez virüsün yayılmasından dolayı Pekin’i suçlamış, ABD istihbaratının geçen yılın sonunda yayınlanan raporunda virüsün Vuhan’daki laboratuvardan çıkmış olabileceğine ilişkin bulgulardan bahsedilmişti.

    Çin yönetimi söz konusu iddiaları kesin bir dille yalanlarken, Dünya Sağlık Örgütünden konuyu araştıran bir heyet de virüsün söz konusu laboratuvardan yayıldığı iddialarının gerçekçi olmadığı sonucuna ulaştıklarını açıklamıştı.

    Trump yönetimi ise DSÖ’yü pandemiyi ele alması itibarıyla Pekin’e yakın olmak ve Çin’in çıkarlarını gözetmekle suçlamıştı.

  • ABD 18 yıl sonra ilk kez bir Alzheimer ilacına onay verdi

    ABD 18 yıl sonra ilk kez bir Alzheimer ilacına onay verdi


    Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 20 yıl sonra ilk kez Alzheimer hastalığına karşı geliştirilen ‘tartışmalı’ bir ilaca onay verildi.

    ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) yapılan yazılı açıklamaya göre, deney aşamasında olan ve Biogen firması tarafından geliştirilen Aduhelm (aducanumab) isimli Alzheimer ilacının, erken safhalar için kullanımına izin çıktı. Açıklamada, beyindeki amiloid beta plakları azalttığı söylenen ilacın, ilk kez hastalığın kaynağını hedef alan bir tedavi yöntemi olduğu belirtildi.

    Söz konusu ilaç, Alzheimer hastalığının ilk safhalarında görünen hafif bilişsel bozuklukların ilerlemesini yavaşlatıyor. Uzmanlar, ilacın amacının hastalığın semptomlarını hafifletmekten ziyade ilerleyişini yavaşlatmak olduğunu vurguluyor.

    Bilim insanları ilacın etkinliği için “yeterli delil yok” demişti

    Söz konusu onay bilim insanları arasında tartışmaları da beraberinde getirdi. Bilim camiasında FDA’nın kararına temkinli yaklaşanlar da var.

    Biogen’in kullanım onayı için yaptığı başvuruyu inceleyen bağımsız heyet, aducanumabın etkinliğine ilişkin verilerin yetersiz olduğunu raporlamıştı.

    Alzheimer tedavisi için onaylanan tüm ilaçlar hastalığı engellemek yerine semptomlarının hafiflemesini sağlıyor. Dünya genelinde en az 50 milyondan fazla kişinin Alzheimer hastası olduğu tahmin ediliyor, sağlık problemi genelde 65 yaştan itibaren başlıyor.