Etiket: ABD

  • Macron ve Biden’ın görüşmesi sonrası Fransa’nın Washington Büyükelçisi görevine dönüyor

    Macron ve Biden’ın görüşmesi sonrası Fransa’nın Washington Büyükelçisi görevine dönüyor


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’ın yaptıkları telefon görüşmesi sonrası, Paris’in denizaltı anlaşması krizi sonrası istişareler için çağırdığı Washington Büyükelçisi gelecek hafta görevinin başına dönecek.

    Elysee Sarayı ve Beyaz Saray’dan yapılan ortak açıklamada, iki ülke liderinin gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, “Avustralya’nın Fransa ile imzaladığı denizaltı anlaşmasını iptal ederek ABD ve İngiltere ile ortaklık kurmasıyla yaşanan krizin ardından güveni garanti eden şartları oluşturmak ve ortak hedeflere ulaşmak için somut önlemler önermeyi amaçlayan derin istişare sürecini başlatmaya karar verildiği” bildirildi.

    Fransa ve ABD’den yapılan ortak yazılı açıklamada ayrıca, Biden’ın talebi üzerine, ikilinin denizaltı projesine ilişkin yapılan açıklamanın sonuçlarını ele almak üzere telefonda görüştüğü belirtildi.

    “Macron ve Biden, müttefiklerin arasında Fransa’nın ve Avrupalı ortakların stratejik çıkarlarına ilişkin meselelerde yapılan açık istişarelerin bu durumu önleyebileceği hususunda mutabık kaldılar.” ifadesi kullanılan açıklamada, Biden’ın bu konudaki kararlığını dile getirdiği belirtildi.

    Açıklamada, “İki devlet başkanı, güveni garanti eden şartları oluşturmak ve ortak hedeflere ulaşmak için somut önlemler önermeyi amaçlayan derin istişare sürecini başlatmaya karar verdi.” ifadesine yer verildi.

    Fransa’nın Washington Büyükelçisi geri dönecek

    Macron ve Biden’ın anlaşma noktalarına ulaşmak ve bu sürecin dinamik şekilde devamlılığını sağlamak için ekim sonunda Avrupa’da bir araya geleceği aktarılırken, Macron’un bu bağlamda Fransa’nın Washington Büyükelçisi’nin gelecek hafta ABD’deki görevine dönmesine karar verdiği kaydedildi.

    Açıklamada, ABD’nin, Fransa’nın ve Avrupa Birliği’nin Hint-Pasifik bölgesindeki angajmanının stratejik önem taşıdığını teyit ettiği belirtildi.

    ABD’nin transatlantik ile küresel güvenliğe olumlu katkıda bulunarak ve NATO’nun rolünü güçlendirerek “Avrupa’nın savunmasının” daha güçlü ve verimli olmasının gerekli olduğunu kabul ettiği ifade edilen açıklamada, ABD’nin terörle mücadele kapsamında Sahel bölgesinde Avrupa ülkelerinin yürüttüğü teröre karşı operasyonlara desteği güçlendirmeyi taahhüt ettiği kaydedildi.

    Avustralya, ABD ve İngiltere arasındaki AUKUS anlaşması

    Avustralya, ABD ve İngiltere tarafından 16 Eylül’de imzalan AUKUS anlaşmasının ardından, Avustralya’nın Fransız Naval Group’la vardığı 12 geleneksel dizel elektrikli denizaltı inşasını öngören 90 milyar Avustralya doları (66 milyar ABD doları) tutarındaki sözleşmenin iptal edildiği açıklanmıştı.

    Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, 16 Eylül’de “Gerçekten sırtımızdan vurulduk. Avustralya ile bir güven ilişkisi kurmuştuk ve bu güvene ihanet edildi.” açıklamasını yapmıştı.

    17 Eylül’de Macron’un talimatıyla Fransa’nın Canberra ve Washington Büyükelçilerini danışmak amacıyla acilen geri çağırma kararı aldıklarını açıklayan Le Drian, ABD’nin tutumunu “hayal kırıklığı” olarak nitelendirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cinsel saldırıya uğrayan kadınlarda bunama ve felç riski daha yüksek | Araştırma

    Cinsel saldırıya uğrayan kadınlarda bunama ve felç riski daha yüksek | Araştırma


    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yapılan yeni araştırma, cinsel saldırıya uğrayan kadınların bilişsel gerileme, bunama ve felç ile bağlantılı beyin hasarı geliştirme riskinin çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

    Uzmanlar, “Cinsel saldırı beynimizde de vücudumuzda olduğu kadar ayak izlerini bırakıyor” diyor.

    Amerika Menopoz Derneği’nin yıllık toplantısında sunulan çalışmada, cinsel saldırının beden ve zihin üzerindeki uzun vadeli etkisine ilişkin yeni bulgulardan bahsedildi.

    Araştırmaya öncülük edenlerden biri olan Pittsburgh Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü profesörü Rebecca Thurston yaptığı açıklamada, “Çocuklukta veya yetişkinlik dönemindeki cinsel saldırının muhtemelen ileri dönemde izlerinin görüldüğünün artık çok net” olduğunu dile getirdi.

    Önceki çalışmalarda depresyon, anksiyete ve uykusuzluk riskine değinilmişti

    Thurston, 2018’de yürüttüğü bir araştırmada daha önce cinsel saldırıya uğradığını bildiren kadınların, cinsel travma öyküsü olmayan kadınlara göre depresyon yaşama olasılığının üç kat, anksiyete ve uykusuzluk yaşama olasılığının iki kat daha fazla olduğu belirlenmişti.

    Ancak uzmanlar, Brain Imaging and Behavior dergisinde yakında yayınlanacak olan yeni çalışmada önceden kardiyovasküler hastalık, felç veya bunama geçirmemiş 145 orta yaştaki kadının beyin taramalarında beyaz cevher hiperintensiteleri belirtileri aradı.

    Katılımcıların yüzde 68’i travma geçirmişti. Bunların yüzde 23’ü için bu travma cinsel saldırıydı.

    Cinsel saldırıya uğrayanların beyninde beyaz cevher hiperintensiteleri daha fazla

    MR’larda küçük beyaz noktalar olarak görünen beyaz cevher hiperintensiteleri, beyinde hasar bırakan kan akışındaki bozulmaların belirteçleri olarak görülüyor.

    Thurston, “Beyin görüntülemeyi kullanarak, cinsel saldırı öyküsü olan kadınların beyinlerinde inme, bunama, bilişsel gerileme ve ölümle bağlantılı küçük damar hastalığının bir göstergesi olan beyaz cevher hiperintensitelerinin daha fazla olduğunu bulduk.” dedi.

    “Cinsel saldırı beynimizde de vücudumuzda olduğu kadar izlerini bırakıyor”

    “Cinsel saldırı aynı zamanda beynimizde de vücudumuzda olduğu kadar ayak izlerini bırakıyor” diyen Thurston, beyaz cevher hiperintensitelerindeki artışın “bu sübjektif sıkıntı semptomlarıyla açıklanmadığını” söyledi.

    ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, ABD’de her 3 kadından 1 yaşamı boyunca en az bir kez cinsel saldırıya maruz kalıyor.

    Araştırmaya katılan uzmanlar ayrıca cinsel travma geçirmiş kadınların bu durumu doktorlarıyla paylaşmalarını, doktorların ise hastaları yaşlandıkça kardiyovasküler riskini dikkatle izlemeleri tavsiyesinde bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Johnson & Johnson: Janssen aşısının iki dozlu versiyonu Covid-19’a karşı yüzde 94 etkili

    Johnson & Johnson: Janssen aşısının iki dozlu versiyonu Covid-19’a karşı yüzde 94 etkili


    Amerikalı ilaç devi Johnson & Johnson’ın Covid-19 aşısının iki dozluk bir versiyonunun semptomatik enfeksiyona karşı yüzde 94 koruma sağladığını ve iki dozluk Janssen aşı kullanımının Moderna’nın veya Pfizer’in iki dozluk aşı modeliyle karşılaştırılabilir hale getirdiğini söyledi.

    Ayrıca şirket, tek dozluk aşıya da takviye dozu eklemenin bağışıklığı daha da artırdığını, insanları enfeksiyona karşı güçlü bir şekilde ve uzun süre koruyabileceğini belirtti.

    Janssen aşısını farklı yönlerinden inceleyen üç çalışmanın detaylarını yayınlayan Janssen Araştırma ve Geliştirme Küresel Başkanı Dr. Mathai Mammen, “Gerçek dünyadaki geniş kanıtlarımız ve Faz 3 çalışmalarımız, tek dozluk Johnson & Johnson aşısının Covid-19 ile ilgili hastaneye yatışlara karşı güçlü ve uzun süreli koruma sağladığını doğrulamaktadır” dedi.

    ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Johnson & Johnson’ın tek doz aşısına 27 Şubat’ta acil kullanım izni verdi. Aşı yaklaşık 14,8 milyon Amerikalıya yapıldı.

    “Takviye aşısı antikor sayısını 12 kat artırıyor”

    Şirketin devam eden iki dozluk bir çalışmanın Faz 2 denemesi, iki doz arasında 56 gün bırakılarak aşılama yapıldığında ABD’de şiddetli Covid-19’a karşı yüzde 100, orta şiddetli Covid-19’a karşı yüzde 94 koruma sağladığını işaret etti. Küresel anlamda ise orta ila şiddetli Covid-19’a karşı etkinliğin yüzde 75’te bulunduğu ifade edildi.

    Yapılan ikinci araştırmada ise ilk aşıyı olanların 6 ay ya da daha uzun süre sonra oldukları takviye aşısı sayesinde antikor sayılarının 12 kat arttığı, bu sayının ikinci aşıyı iki ay sonra olanlarda 4 katla sınırlı kaldığı gösterildi.

    “Delta aşısına karşı da etkili”

    Johnson & Johnson’ın 390 bin Amerikalı üzerinde yaptığı üçüncü araştırmada ise Covid-19’a yakalananların yüzde 81’inin hastalığı hastaneye kaldırılmadan atlattıkları işaret edildi. Temmuz ayına kadar uzanan bu son araştırma Delta varyantını da kapsıyor ve tek doz aşının bu varyanta karşı da etkili olduğunu işaret ediyor.

    Ülkede Delta varyantının daha fazla görüldüğü bölgelerinde koruma oranı ülke ortalamasının da üzerine çıkarak yüzde 79 olarak belirtildi. Bu oran, Delta’nın hızla yayıldığı haziran ve temmuzda ise yüzde 78’e geriledi.

    Johnson & Johnson, araştırmalardan çıkan sonuçların FDA’ya en kısa sürede sunulacağını belirtti. Kuruma ayrıca takviye doz yapılması ve aşının iki dozlu versiyonu için de ek onay için talepte bulunulacağı açıklandı.

    Janssen aşısı, Moderna’nın ve Pfizer’ın aşılarından farklı bir teknoloji ile üretiliyor. Bu aşılar mRNA’yı doğrudan vücuda lipid adı verilen bileşiklere sarılmış olarak iletirken J&J’nin aşısı, hücrelere girebilmesi için tasarlanmış bir soğuk algınlığı virüsü olan bir adenovirüs kullanılarak bu işlemi yapıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çavuşoğlu-Blinken görüşmesinde Afganistan, Suriye ve Kafkaslar konuları ele alındı

    Çavuşoğlu-Blinken görüşmesinde Afganistan, Suriye ve Kafkaslar konuları ele alındı


    Birleşmiş Milletler 76’ncı Genel Kurulu toplantıları için Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York kentinde bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD’li mevkidaşı Antony Blinken bir araya geldi. Görüşmede Afganistan, Suriye ve Kafkaslar konuları öne çıktı.

    Görüşme sonrasında sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulunan Çavuşoğlu mevkidaşı Blinken ile Afganistan’daki son geliişmeler, Surie ve Kafkaslar konularını ele aldıklarını bildirdi ve ABD ile bölgesel konular ve ortak alanlardaki işbirliğini her düzeyde sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    ABD Dışişleri Bakanı Blinken ise toplantı sonrası sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda Türk mevkidaşı ile Türkiye ve ABD arasında, Afganistan da dahil, işbirliğinin bulunduğu birçok konunun görüşüldüğünü belirterek Türkiye’nin bölgesel sorunlarda NATO müttefiki olarak önemli bir rol üstlendiğine vurgu yaptı.

    Görüşme öncesinde gazetecilere kısa açıklamalarda bulunan iki bakan Afganistan konusunun öne çıkacağını belirtmiş, iki ülkenin bölgede birlikte çalışmaya devam edeceğinin altını çizmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, ABD ile yaşanan denizaltı krizinde Fransa’ya destek verdi

    AB, ABD ile yaşanan denizaltı krizinde Fransa’ya destek verdi


    Avrupa Birliği (AB), ABD ve Avustralya ile yaşadığı denizaltı ihalesi kriziyle ilgili olarak Fransa’ya destek vererek, Paris ile dayanışma içinde olduğunu duyurdu.

    Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda görüşme planı olmadığını söylerken, Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian ABD’nin tutumunu “hayal kırıklığı” olarak nitelendirerek, “Asıl konu müttefiklerin arasında güvenin kırılmasıdır.” dedi.

    Avustralya’nın ulusal çıkarları için yapması gerekeni yaptığını savunan Morrison, “Avustralya’nın yaptığı, bölgenin barış ve istikrarına katkıda bulunmaktır. Tüm ülkeler kendi çıkarları doğrultusunda kararlar almak zorundadır.” ifadelerini kullandı.

    AB’den Fransa’ya destek ve dayanışma mesajı

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, yaptıkları ayrı açıklamalarda Fransa’nın yanında oldukları mesajını verdi.

    Borrell, Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne’e, Avustralya’nın Fransa ile denizaltı anlaşmasını iptal ederek ABD ve İngiltere ile kurduğu ortaklıkta, Avrupa ülkelerinin bulunmamasından duyduğu üzüntüyü iletti.

    AB Dış İlişkiler Servisinden yapılan açıklamaya göre, Borrell ile Payne BM Genel Kurulu için bulundukları New York’ta bir araya gelerek, Avustralya’nın Fransa ile 66 milyar dolar tutarındaki denizaltı alım sözleşmesini iptal etmesini, ardından İngiltere ve ABD ile “AUKUS” adı verilen güvenlik ortaklığı kurmasını görüştü.

    Bu çerçevede AB-Avustralya ilişkilerinin de ele alındığı görüşmede Borrell, gelişmeler öncesinde kendileriyle konunun istişare edilmemesi hakkında muhatabından bilgi istedi.

    Borrell ayrıca, yeni oluşumda Pasifik’te “güçlü mevcudiyeti bulunan” Avrupalı ortaklara yer verilmemesinden üzüntü duyduklarını bildirdi.

    Açıklamada, “Bölgenin istikrarı karşısındaki sınamalar, benzer düşünen ortaklar arasında daha fazla iş birliği ve koordinasyon gerektirmektedir. Yüksek Temsilci Borrell, AB’nin bunu yansıtacağını ve konuyu hem kendi içinde hem de AB üyesi ülkelerle görüşeceği konusunda bilgi vermiştir.” ifadesi yer aldı.

    Avrupa Konseyi: ABD nereye geri döndü?

    Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, ABD, İngiltere ve Avustralya arasında imzalanan denizaltı anlaşmasının ardından ABD’yi sadakatsizlikle suçlayarak, “Joe Biden yönetimi, ‘Amerika geri döndü’ diyerek tarihi bir mesaj vermişti ama şu an bunu sorguluyoruz. Amerika geri döndü ne demek, ABD Amerika’ya mı başka bir yere mi döndü bilmiyoruz.” dedi.

    Michel, “Müttefikler için temel ilke şeffaflık ve güvendir ve bunlar bir arada olur. Peki biz ne görüyoruz? Net bir şekilde şeffaflık ve sadakat eksikliği gözlemliyoruz.” dedi.

    Denizaltı krizi nasıl ortaya çıktı ?

    Fransa, Avustralya’nın denizaltı anlaşmasını iptal etmesine sert tepki göstermiş, Avustralya ve ABD’deki büyükelçilerini Paris’e çağırmıştı.

    Fransa hükümeti ayrıca AB ile Avustralya arasında görüşmeleri süren ticaret anlaşmasını engelleyeceğinin sinyalini vermişti.

    Avustralya, ABD ve İngiltere arasındaki AUKUS anlaşması nedir?

    Avustralya, ABD ve İngiltere tarafından 16 Eylül’de imzalan AUKUS anlaşmasının ardından, Avustralya’nın Fransız Naval Group’la vardığı 12 geleneksel dizel elektrikli denizaltı inşasını öngören 90 milyar Avustralya doları (66 milyar ABD doları) tutarındaki sözleşmenin iptal edildiği açıklanmıştı.

    Anlaşmanın iptalini “ihanet” olarak değerlendiren Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ise “Sırtımızdan vurulduk.” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD merkezli ilaç devi Pfizer, sigara bırakma ilacını içindeki kanserojen madde nedeniyle toplatıyor

    ABD merkezli ilaç devi Pfizer, sigara bırakma ilacını içindeki kanserojen madde nedeniyle toplatıyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Salgınla ve küresel ısınmayla mücadelenin öncelikle ele alınacağı ‘hibrid’ BM Genel Kurulu başlıyor

    Salgınla ve küresel ısınmayla mücadelenin öncelikle ele alınacağı ‘hibrid’ BM Genel Kurulu başlıyor


    Covid-19 salgını ve küresel ısınmayla mücadelenin öncelikle ele alınacağı Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantıları bu hafta başlıyor

    Geçen yıl zirveye salgın yüzünden dünya liderleri sadece video mesajı göndermişti. 21 Eylül’de başlayacak bu yılki zirveye 193 ülke liderlerinin üçte biri yine video mesajı göndererek, diğerleri ise New York’a gelip Genel Kurul’da konuşma yapıp, ikili temaslarda bulunarak katılacak.

    Ev sahibi ABD, salgının hala etkisini sürdürmesi yüzünden üye ülke liderlerini New York’a gelme konusunda teşvik edici bir tutum sergilemedi. Toplantılara iştirak etmek isteyen ülke temsilcilerinin ise küçük heyetlerle New York’a gelmesi istendi.

    Covid-19 önlemleri kapsamında ayrıca BM binasına her ülke delegasyonundan 6 kişinin, liderlerin konuşmasını yaptığı genel kurul salonuna ise 4 kişinin girmesine izin verilecek. New York kenti de salgının yayılmasını engellemek için ABD’ye gelen ve aşı olmayan delegelere BM binası dışında aşı olma fırsatı sunacak ve delegeler isterse Covid-19 testi de yaptırabilecek.

    BM’de birçok toplantı sanal ortamda olacak

    BM Genel Kurul toplantılarına paralel düzenlenecek etkinlikler ise sanal ortamda gerçekleşecek.

    ABD Başkanı Joe Biden, ülkesinde göreve geldikten sonra ilk kez bir BM Genel Kurul toplantısına katılarak, liderlerle görüşmelerde bulunacak. Biden yönetimin bu yılki zirvede önceliği Covid-19 ile mücadele, iklim değişikliği ve insan hakları olacak.

    Covid-19 aşısının adaletsiz dağıtımı BM’yi endişelendiriyor

    Covid-19 aşılarının dünyada adaletsiz bir şekilde dağılımı BM’nin öncelikli gündemi olacak.

    Dünyada şu ana kadar uygulanan 5,7 milyar doz aşının sadece yüzde 2’sinin Afrika’da kıtasında uygulanması bu konudaki adaletsizliği en fazla ortaya koyan örnek olarak gösteriliyor.

    BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, bu konuyu toplantılarda öncelikle gündeme getirmesi bekleniyor.

    Afganistan ve İran mercek altına alınacak diğer önemli konular

    BM Genel Kurul oturumu sırasında Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesi bu ülkeyle ilişkiler ve İran ile nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması konusu diğer ele alınacak konuların başında geliyor.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl hibrit formatta düzenlenecek 76. BM Genel Kurulu için New York’a gelecek liderler arasında yer alıyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve öncesi BM Genel Merkezi’nin hemen karşısında yer alan Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği ile New York Başkonsolosluğunun yer alacağı Yeni Türkevi Binası’nın açılışını da yapacak.

    İngiltere’nin önceliği BM iklim konferansı

    Zirveye katılacak diğer bir lider de İngiltere Başbakanı Boris Johnson olacak. İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Barbara Wodward, zirvede önceliklerinin bu yıl kasım ayında İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) öncesi iklim değişikliği olacağını söyledi.

    Hindistan Başbakanı Narendra Modi de zirveye katılmak için bu yıl New York’a seyahat edecek.

    Zirveye gelmeyen dünya liderleri kim ?

    Zirveye Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise katılmayacak.

    Afganistan ve Myanmar’ı kim temsil edecek ?

    Zirvede bu yıl Myanmar ordusunun darbe ile yönetime el koyması ve Taliban’ın Afganistan’da kontrolü ele almasının ardından bu ülkeleri kimin temsil edeceği de merak ediliyor.

    Myanmar’ı BM’de hala darbeye karşı çıkan Büyükelçi Kyaw Moe Tun temsil etse de Myanmar ordusu örgüte kendi temsilcisini göndermek istiyor.

    Afganistan’ı da BM’de Taliban yönetimine karşı çıkan eski hükümetin BM Daimi Temsilcisi Ghulam Isaczai temsil ediyor ancak büyükelçinin zirvede konuşup konuşmayacağı bilinmiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, ‘denizaltı kriziyle’ ilgili Biden ile telefonda görüşecek, Washington’dan açıklama isteyecek

    Macron, ‘denizaltı kriziyle’ ilgili Biden ile telefonda görüşecek, Washington’dan açıklama isteyecek


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “denizaltı anlaşması kriziyle” ilgili olarak ABD Başkanı Joe Biden ile birkaç gün içinde telefonda görüşecek ve Washington’dan açıklama talep edecek.

    Avustralya’nın Fransa ile imzaladığı denizaltı projesini iptal ederek, ABD ile anlaşmasının ardından üç ülkenin arasını bozan krizle ilgili basının sorularını yanıtlayan Hükümet Sözcüsü Gabriel Attal, “Başkan Biden, Cumhurbaşkanı Macron ile telefonda görüşmek istediğini bildirdi. Birkaç gün içinde Başkan Biden ve Cumhurbaşkanı Macron arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşecek.” dedi.

    Attal, Fransa’nın denizaltı siparişinin iptal edilmesiyle ilgili açıklama isteyeceğini aktardı.

    Fransız Sözcü Attal, ihale sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin ve özellikle Fransa’ya ödenmesi gereken tazminatın görüşülmesinin gerektiğini söyledi.

    Avustralya: Fransa’ya karşı açık ve dürüst davrandık

    Bu arada Avustralya Savunma Bakanı Peter Dutton, Fransa ile yaptıkları denizaltı sözleşmesinin iptali konusunda, hükümetin bu ülkeye karşı ‘‘açık ve dürüst” davrandığını iddia etti.

    Bakan Dutton, ülkesinin Fransız Naval Grubu ile 2016 yılında yapılan 66 milyar ABD dolarlı değerindeki geleneksel denizaltı filosu inşa etme projesini sona erdirmelerine, Fransa’nın verdiği tepkiyle ilgili Avustralya Sky News’e açıklama yaptı.

    Fransızların neden üzgün olduğunu anladığını ancak Avustralya’nın aldığı iptal kararının, Fransa için sürpriz olmaması gerektiğini vurgulayan Dutton, anlaşmayla ilgili ‘‘Baştan beri açık ve dürüst olduk.’’ dedi.

    Dutton, “Bir inceleme yaptık zira birkaç yıldır sözleşme konusunda endişeliydik. İnceleme, bize çok açık bir şekilde nükleer enerjili denizaltının Avustralya’yı güvende tutmak için en iyi seçenek olduğunu gösterdi, aldığımız karar da bu.” diye konuştu.

    Fransa, ABD ve Avustralya’nın arasını açan kriz nasıl başladı ?

    Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Avustralya’nın anlaşmayla ilgili iptal planlarını Paris’e, Avustralya Başbakanı Scott Morrison’un, 16 Eylül’de ABD Başkanı Joe Biden ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile sanal ortamda açıklama yapmasından bir saat önce aktardığını söylemişti.

    Anlaşmanın iptalini “ihanet” olarak değerlendiren ve “sırtımızdan vurulduk” diyen Le Drian, France 2’ye yaptığı açıklamada “Gerçek bir ittifakta birbirinizle konuşursunuz, bir şeyleri saklamazsınız, karşı tarafa saygı duyarsınız ve bu yüzden bu, gerçek bir krizdir.” ifadelerini kullanmıştı.

    Avustralya’nın, ABD ve İngiliz teknolojisiyle en az sekiz nükleer enerjili denizaltı inşa etme planını açıklayarak Fransız Naval Grubu ile 2016’da yaptığı 90 milyar Avustralya doları (yaklaşık 66 milyar ABD doları) tutarındaki geleneksel denizaltı filosu inşasından vazgeçmesine sert tepki veren Fransa, Washington ve Canberra büyükelçilerini istişarede bulunmak üzere geri çağırmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Genelkurmay Başkanı, Çinli mevkidaşına verdiği ‘saldırmayacağız’ güvencesini savundu

    ABD Genelkurmay Başkanı, Çinli mevkidaşına verdiği ‘saldırmayacağız’ güvencesini savundu


    ABD Genel Kurmay Başkanı Mark Milley, eski Başkan Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki son günlerinde Çinli mevkidaşını arayarak ‘saldırmayacaklarına dair güvence vermesini’ savundu. General Milley, yaptığı görüşmelerin “tamamen görev ve sorumlulukları dahilinde” olduğunu söyledi.

    ABD Genel Kurmay Başkanı Mark Milley, görüşmelerle ilgili kamuoyuna yaptığı ilk açıklamada, bu tür görüşmelerin ‘rutin’ olduğunu ve ‘bu durumda stratejik istikrarı sağlamak için hem müttefiklere hem de düşmanlara güvence vermek için’ yapıldığını söyledi.

    Milley, Halk Kurtuluş Ordusu’ndan General Li Zuocheng’e, Amerika Birleşik Devletleri’nin aniden Çin’e saldırmayacağına dair güvence vermek için iki telefon görüşmesi yaptığına dair haberlerin çıkması üzerine sıkıntıya düşmüştü.

    Bu konu ilk olarak Washington Post gazetecileri Bob Woodward ve Robert Costa’nın yakında çıkacak olan “Tehlike” kitabından alıntılar da yer aldı. Kitap, Milley’nin Li’ye bir saldırı durumunda Li’yi uyaracağını söylediğini ileri sürüyor.

    Milley, “Bunu ABD ordusunu denetlemekle ilgili yasal sorumluluğu olan milletvekillerinin önünde yapana kadar kayıt hakkındaki yorumlarımı saklamamın en iyisi olduğunu düşünüyorum. Kongre’nin birkaç hafta içinde girmek istediği her türlü ayrıntıya gireceğim.” dedi.

    Senato’ya ifade verecek

    Milley ve ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, başlangıçta ABD ordusunun Afganistan’dan çekilmesi ve Amerikalıların, Afganların ve diğerlerinin kaotik tahliyesi hakkında gerçekleşecek bir duruşma için 28 Eylül’de Senato Silahlı Hizmetler Komitesi önünde ifade verecek.

    Ancak şimdi Milley’in, Trump’ın 2020 seçimlerinin sonuçlarına itiraz ettiği son aylarda görevdeki çalkantılı döneminde meydana gelen telefon görüşmelerine ilişkin olarak da zorlu bir sorgulama ile karşı karşıya kalması bekleniyor.

    Milley, 2019 yılında Trump tarafından Genelkurmay Başkanlığına atandı ve Biden yönetiminde de bu görevde kaldı. Milley, başkanın ve savunma bakanının en üst düzey askeri danışmanı pozisyonunda.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD, IŞİD’i hedef aldığı saldırıda 7’si çocuk 10 sivili öldürdüğünü kabul etti

    ABD, IŞİD’i hedef aldığı saldırıda 7’si çocuk 10 sivili öldürdüğünü kabul etti


    ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie, 29 Ağustos’ta Kabil Havalimanı yakınlarında düzenlenen hava saldırısında yaşamını yitiren 10 kişinin hepsinin sivil olduğunu belirterek özür diledi.

    McKenzie, ABD’nin 29 Eylül’de Kabil Havalimanı yakınında düzenlediği hava saldırısına ilişkin soruşturmanın sonucunu açıkladı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby’nin günlük basın toplantısına video konferans yöntemiyle bağlanan McKenzie, “Söz konusu saldırıda 7’si çocuk 10 kadar sivilin öldüğü sonucuna vardık. Dahası bu saldırının hedefindeki araçtakilerin ya da ölenlerin IŞİD-H ile bir bağlantısı yok ya da ABD güçlerine doğrudan bir tehlike arz etmiyor.” ifadesini kullandı.

    McKenzie, saldırıda yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek, “Bu saldırı, kuvvetlerimize ve tahliye ettiğimiz sivillere yönelik tehlikeyi anında engellemek içindi. Ben yürekten bir özür diliyorum. Komutan olarak bu saldırının tüm sorumluluğunu üstleniyorum.” dedi.

    Kabil havalimanına IŞİD-H’nin düzenlediği hava saldırı sonra başkentte tahliye devam ederken ABD kuvvetleri, bir aracı hedef almıştı. Saldırı sonrası IŞİD-H hedefinin vurulduğu açıklansa da ABD basını sivillerin vurulduğunu duyurmuştu.

    euronews vurulan Afgan ailenin evine gitti

    ABD’nin hava saldırısında aralarında 2 yaşındaki kızı dahil ailesinden 10 kişi öldürülen Emal Ahmedi, “Hepsi masumdu. ABD’nin buradaki sivilleri hedef alması büyük bir hataydı. Saldırının IŞİD’e yönelik olduğunu söylüyorlar ama (Kardeşim Zmaray) Amerikalılar’a çalışmıştı.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***