Yazar: SG

  • Esarette kamp hayatı!

    Esarette kamp hayatı!


    YORUM | M. NEDİM HAZAR

    Bediüzzaman Said Nursi, özellikle esaret yıllarına dair bir eser kaleme almamış olsa da, başka bağlamlar ile zaman zaman esaret günlerine atıflarda bulunmuştur. Örneğin Şualar’da: 

    “Eski Harb-i Umumîde Rusya’nın şimalinde doksan zabitimizle beraber bir uzun koğuşta esir olarak bulunuyorduk. O zatların bana karşı haddimden çok ziyade teveccühleri bulunmasından nasihatla gürültülere meydan vermezdim. Fakat birden asabiyet ve sıkıntıdan gelen bir titizlik, şiddetli münakaşalara sebebiyet vermeye başladı. Ben de üç dört adama dedim: ‘Siz nerede gürültü işitseniz, gidiniz haksıza yardım ediniz.’ “Onlar dahi öyle yaptılar, zararlı münakaşalar kalktı. Benden sordular: ‘Neden bu haksız tedbiri yaptın?’ Dedim: ‘Haklı adam insaflı olur, bir dirhem hakkını istirahat-ı umumînin yüz dirhem menfaatına feda eder. Haksız ise ekseriyetle enaniyetli olur, feda etmez, gürültü çoğalır.” (13. Şua)

    Savaşın uzaması ve Rusya’daki iç karışıklıklar giderek yaygın hale gelince bu gerilim toplama kamplarına da yansımıştı. Rus komutanlar kendi ordularını zor komuta ederken, özellikle askeri esir kamplarında her an bir isyanın çıkmasından endişe ediyorlardı. 

    Özellikle Osmanlı/Türk esirler yerel halk ile de (çoğu Müslüman Tatar idi) iyi ilişkiler kurmasından dolayı bu paranoyaları artık zirve yapmıştı. Bu önyargıdan Bediüzzaman da nasibini alacaktı. Okuyalım: 

    “Rusya’da Kosturma’da doksan esir zabitimizle beraber bir koğuşta idik. Ben, o zabitlerimize ara sıra ders veriyordum. Bir gün Rus kumandanı geldi, gördü, dedi: “‘Bu Kürt gönüllü alay kumandanı olup, çok askerimizi kesmiş. Şimdi de burada siyasî ders veriyor. Ben yasak ediyorum, ders vermesin.’ İki gün sonra geldi, dedi: ‘Madem dersiniz siyasî değil, belki dinîdir, ahlakîdir; dersine devam eyle.” (Lem’alar, s370)

    Bediüzzaman gibi alfa karakterler nerede olursa olsun, bir şekilde idari olmaksızın odak noktası olurlar, nitekim esir kampında da öyle olmuştu. Esir kampındaki sıradan erden en yüksek rütbeli komutana kadar, onun yanına geliyor ders dinliyordu. 

    Nitekim bir keresinde sorulduğunda, “Rusya’da esaretteyken hâkimiyet-i manevîye kurmuştum!” demişti. 

    Peki bu esir kamplarında günler nasıl geçiyordu. 

    Bunun için tekrar Rus kaynaklara müracaat etmemiz gerekiyor. Çünkü çok enteresan gelişmeler oluyor!

    Boris Yegalov (Doktor astronot ile karıştırılmasın) Rusya Beyond’da kaleme aldığı bir yazıda ülkesini temize çıkarma gayretiyle, “Rusya’nın Savaş Esirlerine yönelik muamelesi o dönem için ileri düzeyde kabul edilse de binlerce erkeğin açlıktan ve hastalıktan ölmesini engelleyemedi.” itirafını yapar. 

    Önce de belirttiğimiz gibi Rusya büyük cihan harbinde yaklaşık 2,5 milyon esiri kendi ülkesine götürmüştü. Yine daha önce belirttiğimiz gibi, bu esirlere bir tür “canlı ganimet” olarak bakıyorlardı. 

    Ancak ülkenin içinde bulunduğu siyasi kargaşa ve ekonomik sıkıntı bir yana, esirleri barındıracak uygun yerler bile yoktu. 

    Rusya’nın bu esirleri uhdesine aldığı dönem (1914-1922) ülke tarihinin en çalkantılı dönemiydi aynı zamanda. 

    Esaret günlerini en iyi anlatan isimlerden biri de Kızılhaç adına orada bulunan İsveçli bir aktivist ve hemşire olan (İsveç’in Rusya büyükelçisinin kızı) Elsa Brandstörm’dü. Hatıralarını anlattığı iki ciltlik; “Feindeshand” (Düşmaneli) isimli kitap da yayınlayan Bayan Brandstörm, Ruslardan biraz daha farklı bir esaret ortamı tasvir eder.

    Sibirya Meleği olarak da anılan hemşire Elsa Brandstörm.

    Almanlar için insanüstü bir karakterdi Hemşire Elsa, binlerce Alman askerinin hayatını etkilediği biliniyor. Bugün Almanya’da pek çok caddeye onun ismi verilmiş, onun adına dispanserler, kütüphaneler, okullar var.

    Tarihçiler savaş esirlerinin yakalandıktan sonra, hapsedilecekleri yere varmadan önce bir ila üç ay seyahat ettiğini, ardından sorguya çekildiklerini, eğer insaflı bir komutana denk gelindiyse, yaralı ve hastaların tedavi için bir süre tutulduğunu, geri kalanların ise trenlerle Kiev (Darnitsa) ve Moskova’daki (Ugrezhskaia ve Kozhukhovo) ana toplanma istasyonlarına götürdüğünü yazıyor. 

    Buralarda kayıt altına alınan esirler, daha sonra sayıları 400’ü bulan toplama kamplarına dağıtılıyor.

    Kamplar genellikle Rusların ‘’Voyenni Gorodok’’ (yani askeri şehircik) dedikleri bölgeler oluşturularak inşa ediliyordu. 

    Aslında işkence daha esirler taşınırken yapılmaya başlıyordu. Rus tarihçilerin “sıcak vagonlar” dediği perişan mekanlarda, köhne ahşap ranzalar, aynı ortamda açık tuvaletler (genellikle pis bir kova oluyordu) ve bir yanmayan ocak bulunuyordu. 

    Erzak… Rusların dağıttığı tek erzak su idi!

    Esirlerin çıkarılan yasaya göre günlük bir ödeme alması gerekiyordu ama, henüz kimsenin böyle bir parayı aldığı kayda girmemişti. 

    Bu sebeple esirlerin çoğu dilenmek zorunda kalıyordu.

    Esirler bedava işgücü olarak madenlerde, inşaatlarda, tren ve kara yolunda işçi olarak çok ağır şartlarda çalıştırılıyordu.

    Hz. Bediüzzaman, esir koğuşlarındaki boş muhabbetlerden kısa süre içerisinde fena sıkıldı ve bir çözüm üretti… Yazıyı okumaya devam edelim…

    Kosturma’nın hemen yanıbaşındaki Sharya’da (aynı isimli demiryolu şirketine) bedava hizmet veren esir askerler.
    Yemek diye dağıtılan lapayı alan bir esir.

    Rusya esir alma işine o kadar hazırlıksız girmiş ve sevkiyatı o kadar bilinçsizce yapıyordu ki, pek çok bölgeye yerleşen esirlerin nüfusu yerel halkı çoktan geçmişti. 

    Kamplar eğer resmi bir daireden dönüştürülmediyse, genellikle iptidai barakalardan oluşuyordu. Rus askerler buna Zemlianki (Yere kazınmış kulübe) diyordu. Yine hemşire Elsa’ya göre, hiçbir esir koğuşunda kapasiteye göre esir tutulmuyordu. En az yüzde 50 daha fazlaydı. 

    Bu son derece ağır şartlara rağmen Ruslara göre sorun yoktu, hatta General Rachamimov’a göre, esirler pek çok yerel haktan daha konforlu bir hayat sürüyordu!

    Bura rağmen savaşta ölen esirlerin anısına 2014 yılında Kosturma’ya bir anıt dikildi.

    Günümüz Kosturma’nın uydu görünüşü.
    Son derece kıymetli iki eser…

    Fakat çok da haksızlık etmeme adına, bazı kamp personeli esirlerle bire bir ilişki kurabiliyor ve hatta kayıt dışı olarak onları kamp dışına çıkarıyor, yakındaki yerleşim yerlerini geziyorlar, Tatar ailelere misafir oluyorlar, günlük, haftalık gazete dergileri toplayıp kampa tekrar geri dönüyorlardı. 

    Tıpkı Bediüzzaman gibi bu zorlu esareti yaşayıp, daha sonra firar eden Hüsamettin Tuğaç, günlük kamp hayatını şöyle anlatıyor: 

    “Şehrin dışında çok esaslı, sağlam yapılmış bir askeri şehir var ki, üçer katlı yan yana sıralanmış büyük binalardan kurulmuştu. Bu büyük kışlalardan birinde 50 – 60 kadar katlı Alman subay bulunuyordu. Biz 5 Türk subayı da bu pavyonda bir odaya verdiler. Alman esirlerinden bir er, bizim oturduğumuz katta Alman subaylarına yemek pişiriyordu. Biz de bu Alman mutfağına katıldık. Şu var ki Alman yemek porsiyonu bizden iki arkadaşı doyuruyordu. Şamlı Hakkı, ara sıra canının istediği yemeklerden yapıyor biz de onun Türk yemeklerini lezzetle yiyorduk. Kamp komutanı yaklaşık olarak 60 yaşlarında ufak yapılı bir emekli yarbay idi. Bize ara sıra sıcak giyecek, çorap gibi şeyler satardı. Bana da kalın iyi bir kışlık palto sattı. Pek az Fransızca biliyordu.

    Şu kısım çok ilginç: 

    “Maraşlı Hakkı isimli bir subayımız vardı. Bir süre sonra onu kıskanmaya başlamıştır. Zira kamp komutanı ile arası çok iyi idi. İstediği zaman muhafızsız şehre gider gelir, bazen de otellerde yatardı. Güzel bir sivil elbise, mükemmel bir palto herkesin dikkatini çekerdi. Hakkı’nın nasıl olup da öğle serbest dolaşmasına ve özel bir muamele görmesine akıl erdiremedik. Kendisine sorduğumuz zaman “Herifleri kafese koydum, dizlerimde romatizma var diye hastaneye tedaviye gidiyorum ve bazen de otellerde kalıyorum” diyordu. Fakat biz Hakkı’nın bu halinden utanç duyuyorduk. Almanlar da iyi gözle bakmıyorlardı. Onu aramızda fazla konuşturmazdık, ileri giderse işin sarpa saracağını ve dayak yiyeceğini anlamıştı. Bir süre sonra kamp komutanı Hakkı’yı bizden ayırdı. Şehirde bir otelde kalıyordu. Hakkı’nın karakterinin bozukluğuna ve biraz da açıkgöz ve becerikli oluşuna veriyorduk…”

    Sakın uzatmaya çabalıyorum gibi anlaşılmasın. Başta ben pek çok yeni şey öğreniyorum. 

    Said Nursi’nin bireysel menkıbesine daha yakından göz atacağız.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kamboçya’da beklenen seçim ‘zaferi’

    Kamboçya’da beklenen seçim ‘zaferi’


    – Güney Asya ülkesi Kamboçya’da iktidardaki Kamboçya Halk Partisi’nin neredeyse rakipsiz yarıştığı dün düzenlenen genel seçimleri kazandığı açıklandı. ABD ise seçimleri ‘ne özgür, ne de adil’ diye niteledi.

    Kamboçya Ulusal Seçim Komitesi genel seçimin resmi olmayan sonuçlarını ve Ulusal Meclis’teki 125 koltuğun dağılımını açıkladı. Buna göre, iktidardaki Kamboçya Halk Partisi (CPP) meclisteki 120 koltuğu, muhalefetteki Bağımsız, Tarafsız, Barışçıl ve İşbirlikçi bir Kamboçya için Milli Birlik Cephesi (FUNCINPEC) ise 5 koltuk kazandı.

    BAŞBAKAN HUN SEN İKTİDARI OĞLUNA DEVREDECEK

    Sonuçlara göre Kamboçya Halk Partisi (CPP), 125 sandalyeden 120’sini kazanarak Başbakan Hun Sen’in oğlu Hun Manet’e olası iktidar devri öncesinde ülkenin siyasi manzarası üzerindeki hakimiyetini pekiştirdi. CPP sözcüsü Sok Eysan, “Seçimi sadece kazanmakla kalmadık, aynı zamanda ezici bir çoğunlukla kazandık. Halka mutlulukla hizmet etmeye devam etmekten başka seçeneğimiz yok” dedi.

    70 yaşındaki Hun Sen yaklaşık 40 yıldır Kamboçya’yı yönetiyor ve son yıllarda muhalefeti neredeyse tamamen ortadan kaldıran, giderek ağırlaşan bir yönetimi var. Seçim öncesinde, tek anlamlı etkili muhalif siyasi parti Mum Işığı Partisi teknik bir gerekçeyle yarıştan diskalifiye edilmiş ve ayrıca seçimi boykot eden herkes cezalarla tehdit edilmişti.

    Geçen hafta Hun Sen, Batı eğitimli askeri general oğlu Hun Manet’in önümüzdeki ay başbakan “olabileceği” sinyalini vermişti. CPP’ye göre, ilk kez aday olan Hun Manet, ulusal mecliste başkent Punom Pen’i temsil eden bir sandalye kazandı.

    Dün düzenlenen genel seçimde resmi açıklamaya göre yaklaşık 8.1 milyon kişi oy kullandı ve katılım oranı yüzde 84 oldu. Ulusal Seçim Komitesi, resmi seçim sonuçlarını 9 Ağustos ila 4 Eylül arasında açıklayacak.

    ABD: SEÇİM ÖZGÜR VE ADİL DEĞİLDİ

    Pazar günkü seçimlerin ardından Amerika Birleşik Devletleri bazı dış yardım programlarını durdurduğunu açıkladı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller yaptığı açıklamada Washington’ın, Başbakan Hun Sen’in CPP’sinin “hiçbir geçerli rakiple karşılaşmadığı seçimlerin özgür ve adi olmamasından rahatsızlık duyduğunu” açıkladı. Miller, oylama öncesinde Kamboçyalı yetkililerin siyasi muhalefete, medyaya ve sivil topluma yönelik tehdit ve tacizlerde bulunduğunu söyledi. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı “genel seçimlerin özgür ve adil doğasına halel getirdikleri” gerekçesiyle Kamboçyalı bazı yetkililere “vize kısıtlaması” uygulanacağını da duyurdu. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 30 yıllık tutuklu tahliye edilmedi

    30 yıllık tutuklu tahliye edilmedi


    ANKARA – Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 30 yıllık tutuklu Abdulaziz Ok, kendisine hiçbir gerekçe veya karar ibraz edilmeden tahliye edilmedi.

     

    Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve verilen 30 yıllık cezayı 19 Temmuz’da tamamlayan Abdulaziz Ok, hiçbir gerekçe gösterilmeden tahliye edilmedi.  Ok, 1993 yıllında İstanbul’da gözaltına alındı. Buradan Amed’e götürülen ve Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılanan Ok’a, “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla “Müebbet hapis cezası” verildi.

     

    19 TEMMUZ’DA TAHLİYE OLACAKTI

     

    Sırasıyla Amed, Bartın, Kandıra, Bolu, Şirnex, Wan ve son olarak Patnos Cezaevi’ne tutulan Ok, tahliyesinden bir gün önce yani 18 Temmuz’da cezaevi psikoloğu tarafından odasına çağrıldı. Psikolog, burada Ok’a, “Tahliye olduktan sonra ne yapacaksın?” diye sordu. Ok da daha önce de köyde yaşadığını ve tahliye olduktan sonra da köyde yaşamını sürdüreceğini söyledi. Bunun yanı sıra psikolog, Ok’a, “Pişman mısın?” diye sordu. Ok da, işlediği bir suç olmadığını ve bu nedenle herhangi bir pişmanlık duymadığının altını çizdi. Ok, tahliye günü olan 19 Temmuz’da tahliye edilmedi.

     

    RESMİ EVRAK VERİLMEDİ

     

    Tahliye günü cezaevinin önüne giden aile bireylerine herhangi bir bilgi verilmedi. Ailenin, savcı ile görüşme talebi reddedildi. Ok’un tahliye edilmemesine dair hiçbir yanıt alamayan abla İnayet Ok, daha sonra cezaevi ile yaptığı görüşmede, cezaevinin kendisine kardeşinin, “Pişman olmadığı için tahliyesi ertelendi” şeklinde yanıt verdi. Ancak abla Ok, idarenin bu doğrultuda kendilerine resmi bir evrak ibrazında bulunmadığını aynı zamanda tutuklu kardeşine de herhangi bir evrak verilmediğini ve bu nedenle kardeşinin dilekçe ile tahliye edilmemesine dair başvurusunda bulunduğunu ifade etti. 

     

    MECLİS’E TAŞINDI

     

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed Milletvekili Serhat Eren Ok’un durumunu Meclis gündemine taşıdı. Eren, Meclis Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, Ok’un hangi gerekçeler ile tahliye edilmediğini sordu.

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas, Ankara’ya geldi

    Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas, Ankara’ya geldi


    Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Ankara’ya geldi. Abbas’ı, Esenboğa Havalimanı’nda Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa ve çok sayıda yetkili karşıladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Abbas arasında yarın yapılacak resmi görüşmelerde, Türkiye-Filistin ilişkileri, İsrail-Filistin ihtilafı bağlamındaki son gelişmeler ile diğer güncel, bölgesel ve uluslararası konuların ele alınması bekleniyor.

    NETANYAHU’NUN ZİYARETİ ERTELENMİŞTİ

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da Abbas’tan dört gün sonra, 28 Temmuz’da Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyordu. Ancak Netanyahu’nun geçirdiği ameliyat nedeniyle Türkiye’ye yapacağı resmi ziyaret ertelenmişti. Pazar gecesi kalp pili takılan Netanyahu bu sabah taburcu edilmişti. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’den göç edenlerin sayısı yüzde 62,3 arttı; 466 binden fazla kişi ülkeyi terk etti

    Türkiye’den göç edenlerin sayısı yüzde 62,3 arttı; 466 binden fazla kişi ülkeyi terk etti


    Uluslararası göç istatistikleri 2022 sonuçları açıklandı. Verilere göre, Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2022’de 2021’e göre yüzde 62,3 artışla 466 bin 914 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında ise en fazla göçün yüzde 15,8 ile yine 25-29 yaş grubunda olduğu belirlendi.

    Türkiye İstatistik Kurumu, 2022 yılına ilişkin “uluslararası göç istatistikleri”ni yayımladı.

    Buna göre, Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 33,2 azalarak 494 bin 52 kişi oldu. Bunların yüzde 52,9’unu erkekler, yüzde 47,1’ini ise kadınlar oluşturdu. Türkiye’ye yurt dışından gelenlerin 94 bin 409’u Türk vatandaşları, 399 bin 643’ü ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

    Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2022’de 2021’e göre yüzde 62,3 artışla 466 bin 914 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,7’si erkekler, yüzde 44,3’ü ise kadınlardan oluştu. Türkiye’den yurt dışına giden nüfusun 139 bin 531’inin Türk vatandaşıyken, 327 bin 383’ünün ise yabancı uyruklu olduğu belirlendi.

    Türkiye’ye 2022’de göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 12,2 ile 25-29 yaş grubu olduğu görüldü. Bunu yüzde 11,7 ile 20-24 ve yüzde 11,3 ile 30-34 yaş grubundakiler izledi.

    GENÇ NÜFUS TÜRKİYE’Yİ TERK EDİYOR

    Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında ise en fazla göçün yüzde 15,8 ile yine 25-29 yaş grubunda olduğu belirlendi. Bunu yüzde 13,4 ile 30-34 ve yüzde 12,8 ile 20-24 yaş grubu takip etti.

    EN FAZLA GÖÇÜ İSTANBUL ALDI

    Türkiye’ye 2022 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 35,4 ile en fazla göç alan il İstanbul oldu. İstanbul’u yüzde 14,8 ile Antalya, yüzde 5,4 ile Ankara, yüzde 3,9 ile Bursa ve yüzde 3,8 ile Mersin izledi.

    Türkiye’den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 39,5 ile İstanbul’un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul’u yüzde 9,8 ile Ankara, yüzde 6,7 ile Antalya, yüzde 3,4 ile Samsun ve yüzde 3 ile İzmir takip etti.

    EN ÇOK RUSYA VATANDAŞI GELDİ

    Türkiye’ye 2022’de gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 25 ile Rusya vatandaşları aldı. Bu ülkenin ardından, yüzde 8,1 ile Ukrayna, yüzde 6,5 ile İran, yüzde 5,4 ile Afganistan ve yüzde 4,8 ile Irak geldi.

    Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı ise yüzde 20 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 10,6 ile İran, yüzde 7 ile Özbekistan, yüzde 6 ile Afganistan ve yüzde 4,8 ile Türkmenistan izledi.

     

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan’daki yangınlar: Rodos adasında şimdiye kadarki en büyük tahliye gerçekleştiriliyor

    Yunanistan’daki yangınlar: Rodos adasında şimdiye kadarki en büyük tahliye gerçekleştiriliyor


    ENSAR NUR, TR724 HABER

    Yunanistan, orman yangınlarının yedinci gününe girdiği Rodos adasında bugüne kadarki en büyük tahliyesini gerçekleştirdi. Çoğunluğunu turistlerin oluşturduğu yaklaşık 19 bin kişiden otellerini ve evlerini terk etmeleri istendi.

    Yunanistan adaları yüksek sıcaklıktan kaynaklı olarak çıkan geniş çaplı yangınlarla mücadele ediyor. Turizm sezonunun en yoğun olduğu dönemde bu hafta sonu yaklaşık 30 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kalırken, Rodos adası yangınlardan en çok etkilenen yer oldu.

    Rüzgar ve 40 dereceyi aşan sıcaklıklar nedeniyle yangın henüz kontrol altına alınamadı. 250’den fazla itfaiyeci yangınları durdurmak için seferber edilmiş durumda. 49 itfaiye aracının yanı sıra 10 Canadair ve 8 helikopter bölgede faaliyet gösteriyor.

    Bir polis sözcüsü, şiddetli yangının altıncı gününe girdiği Rodos adasında kurtarma ekiplerinin “Yunanistan’da bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük tahliye operasyonunu” gerçekleştirdiğini söyledi.

    Evlerini ve otellerini terk etmek zorunda kalan 30 bin kadar insan gece boyunca spor salonlarına, okullara ya da konferans merkezlerine sığındı.

    VIDEO: Wildfires continue to rage on Greek island of Rhodes after thousands flee.

    Wildfires that prompted thousands of tourists to flee continue to rage on the Greek island of Rhodes. Firefighters tackled blazes that erupted in peak tourism season, sparking the country’s… pic.twitter.com/g8qobkAw4s

    — AFP News Agency (@AFP) July 24, 2023

    MİÇOTAKİS: YUNANİSTAN’IN YANGINLARLA SAVAŞ HALİNDE

    Dışişleri Bakanlığı, yabancı turistlerin ülkelerine geri dönüşlerini kolaylaştırmak için Atina’da bir kriz birimi kurdu. Nüfusu 100 binin üzerinde olan Rodos adası Yunanistan’ın en popüler turizm merkezlerinden biri olarak tatil yapmak isteyenlerin uğrak yeri olma özelliğini taşıyor.

    İngiltere’de Jet2 da Pazar günü Rodos’a yapılması planlanan tüm uçuşları ve tatilleri iptal ettiğini, ancak müşterilerini tahliye etmek için 5 boş uçağı oraya göndermeyi planladığını duyurdu.

    Atina Ulusal Gözlemevi’ne göre, ülkenin merkezinde ve Mora yarımadasında Pazar günü öğleden sonra 45 ile 46.4 derece arasında sıcaklıklar kaydedildi.

    Bir başka Yunan adası olan Korfu’da da yangınların şiddetlenmesi üzerine tahliye emri çıkarıldı. Yaklaşık 2 bin 500 kişi adadan tahliye edildi.

    Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis Pazartesi günü yaptığı açıklamada Yunanistan’ın yangınlarla “savaş halinde” olduğunu söyledi. Ülkesinde yangınlarla geçen bir haftanın ardından Yunanistan Başbakanı Pazartesi günü önümüzdeki üç günün de zor geçeceğini ifade etti.

    İngiliz The Guardian gazetesine göre şu anda ülkede çeşitli yoğunluklarda 82 yangın devam ediyor ve bunların 64’ü yaz başından bu yana ülkede kaydedilen en sıcak gün olan Pazar günü başladı.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇


    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Trabzonspor’dan 1959 öncesi için şampiyonluk talebi

    Trabzonspor’dan 1959 öncesi için şampiyonluk talebi

    Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan, 1959 yılı öncesi şampiyonlukların değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Futbol Federasyonunun oluşturduğu komisyona kanıtlar ve örnekler eşliğinde başvuruda bulunacaklarını bildirdi.

    Doğan, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Futbol Federasyonunun 1959 yılı öncesine dair şampiyonlukların araştırılması için komisyon kurma kararı öncesinde sadece İstanbul, Ankara ve İzmir takımları arasında yapılan, seçilmiş ve bölgesel bir dönem ligini esas almasının birçok tartışmayı beraberinde getireceğini belirtti.

    Türkiye’nin bütününü temsil etmeyen ve sadece 3 il takımı arasında oynanan mahalli liglerin esas alınması halinde Trabzonspor Kulübü olarak başarıları ve kültürüyle gurur duydukları geçmişlerini ve mahalli ligde 20 şampiyonluklarının bulunduğu gerçeğinin hatırlatılmasının zaruri bir hal aldığını vurgulayan Doğan, şöyle devam etti:

    “Bu kapsamda kurucu kulüplerimizden 1959 öncesi dönemde İdmanocağı’nın 12, İdmangücü’nün ise 8 şampiyonluğu ile devam ettiği süreci birleşmenin ardından Trabzonspor adı ile birlikte TFF’nin kabulüne göre 7, aslen 8 şampiyonluk daha ekleyerek taçlandırdık. Geçmişi tarihi başarılar ile dolu olan İstanbul hegemonyasını yıkan kulübümüz, yalnızca şampiyonluklar ile sınırlı kalmamıştır.”

    Doğan, kurucu kulüplerden İdmanocağı’nın, Türkiye Amatör Futbol Şampiyonası’nda 3 kez kupa sahibi olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

    “Kulübümüzün, kurucu kulüplerimiz ile birlikte elde ettiği tertemiz şampiyonluklar ve başarılar için Türkiye Futbol Federasyonunun oluşturduğu komisyona kanıtlar ve örnekler eşliğinde başvuru yapacağını camiamızın ve kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız. Oluşturulan komisyonda, 1959 yılı öncesi şampiyonlukların değerlendirilmeye alınması halinde, kurucu kulüplerimizin şampiyonluklarının tescillenmesi de zorunlu hale gelecektir. Türkiye Futbol Federasyonunun tarafsızlık ilkesi gereği adaleti yalnızca bir kulüp özelinde uygulamaya kalkmayacağına, konu hakkında adil ve doğru kararı vereceğine inancımızı korumakla birlikte, tüm sürecin yakından takipçisi olacağımızı bildiririz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Depremde yıkılan Galeria soruşturmasında 7 kişi tahliye oldu

    Depremde yıkılan Galeria soruşturmasında 7 kişi tahliye oldu


    Artı Gerçek – Maraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremde 89 kişinin öldüğü Diyarbakır’da yıkılan Galeria soruşturması kapsamında tutuklananların 7 kişi tahliye edildi.

    Diyarbakır 2’nci Sulh Ceza Hakimliği şüphelilerin tutukluluk süreleri ile bilirkişi raporlarını gerekçe göstererek Bahattin Yıldırım, Ender Tazgel, Mehmet Tazgel, Muhammed Aziz Kadri Özyıldız, Nihat Yıdırım, Rojhat Şenyiğit ve Selahattin Özyıldız’ın tahliyesine karar verdi.

    Aynı dosya kapsamında 12 Nisan’da tutuklanan Galeria’nın müteahhidi Sedat Eser ise halen tutuklu bulunuyor. 20 kişi hakkında açılan soruşturma kapsamında kaç kişinin tutuklu bulunduğu bilinmiyor. (MA)

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tayvan’da ‘gizli’ operasyon başarısız oldu: Polisin ‘yem’ olarak kullandığı çocuk cinsel saldırıya uğradı

    Tayvan’da ‘gizli’ operasyon başarısız oldu: Polisin ‘yem’ olarak kullandığı çocuk cinsel saldırıya uğradı


    – Tayvan’da uygulama üzerinden tanıştığı 13 yaşındaki çocukla cinsel ilişkiye girmek isteyen adamı yakalamak için çocuğu yem olarak kullanan iki polis, çocuğun cinsel saldırıya uğramasına engel olamayınca haklarında soruşturma açıldı.

    ‘GÖREVİ İHMALDEN’ SORUŞTURMA AÇILDI

    Başarısızlıkla sonuçlanan ‘gizli’ operasyon, çocuğun kendisini tehdit eden adamı polise şikayet etmesi üzerine kasım 2020’de yaşandı. Wu Chien-ming ve Chen Chao-ching adlı polisler, çocuğu, çıplak fotoğraflarını yayınlamakla tehdit eden adamı yakalamak için yem olarak kullandı. Gizli operasyon, çocuğun cinsel saldırıya uğramasıyla başarısız oldu. Yerel basında yer alan haberlere göre, Zhongli bölgesinde görevli iki polis, görevi ihmal de dahil olmak üzere çeşitli ihlallerden dolayı soruşturma altında.

    CHANG SOYADLI ERKEK 8 YIL HAPSE MAHKUM EDİLDİ

    Olayın yaşandığı Taouyan şehri Emniyet Müdürlüğü, “Çocuğun uğradığı saldırının ancak duruşma sırasında Taoyuan Bölge Mahkemesi’ne saldırganın kendisine neler yaptığını anlattığında ortaya çıktığını” söyledi. Chang soyadlı erkek cinsel saldırıdan suçlu bulundu ve sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    POLİSİN İŞBİRLİĞİ TEKLİFİNİ KABUL ETTİ, CİNSEL SALDIRIYA UĞRADI

    Mahkeme belgelerine dayandırılan haberlere göre Chang, çocuğa yaklaşık 160 dolar (yaklaşık 4 bin 300 Türk Lirası) teklif ederek kendisiyle cinsel ilişkiye girmesini talep etti. İsmi açıklanmayan erkek, 13 yaşındaki çocuğu isteklerini yerine getirmemesi hâlinde çıplak fotoğraflarını internette paylaşmakla tehdit etti. 13 yaşındaki çocuk, durumu polise ihbar ettikten sonra polisler tarafından ‘gizli’ operasyona dahil edildi. Bunun üzerine küçük çocuk Chang ile bir McDonald’s’da buluşmayı kabul etti. Polis kaynakları, memurların talimatlarına rağmen kızın “aniden” Chang’in arabasına bindiğini iddia ediyor. Arabasıyla onu 300 metre uzaktaki otoparka götüren erkek, çocuğu kendisine oral seks yapmaya zorladı.

    ANCAK GERİ DÖNDÜĞÜNDE SALDIRGANI YAKALAYABİLDİLER

    Wu Chien-ming ve Chen Chao-ching adlı polisler çocuğa cinsel saldırıda bulunan erkeği ancak restorana geri döndüğünde gözaltına alabildi. Zhongli Karakolundan bir sözcü perşembe günü yaptığı açıklamada, çocuğa defalarca adamın arabasına binmemesinin ve polislerin görüş alanı içinde kalmasının söylendiğini belirtti. Uyarılara rağmen çocuğun aniden arabaya bindiğini öne süren sözcü, iki polisin başlangıçta koşarak arabayı durdurmaya çalıştığını ancak yeterince hızlı olmadıklarını sözlerine ekledi.

    Soruşturma devam ederken açığa alınmayan iki polis memuruna sadece idari görevler veriliyor. Olayla ilgili aralarında dönemin bölge polis müdürü ve soruşturma müfettişinin de bulunduğu iki üst rütbeli memur ise disiplin cezasına çarptırıldı. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kredi kartı nakit kullanımı ile KMH’a uygulanan aylık faiz oranı 2,89’a yükseltildi

    Kredi kartı nakit kullanımı ile KMH’a uygulanan aylık faiz oranı 2,89’a yükseltildi


    Kredi kartı nakit kullanımlarına ve kredili mevduat hesaplarına uygulanan aylık azami faiz oranı yüzde 2,89’a yükseltildi. Kredi kartı gecikme faizi ise yüzde 2,13 oldu.

    Alınan kararlar, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu oran, 25 Temmuz’da Merkez Bankası’nın resmi internet sitesinde yayımlanarak 1 Ağustos 2023’ten itibaren geçerli olacak.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma adımları kapsamında yeni düzenlemeleri, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Buna göre, ihracat ve yatırım kredileri ile deprem bölgesine yönelik krediler, Merkez Bankası’nın kredileri sınırlandırıcı tüm tedbirlerinin dışında tutuldu.

    Sıkılaşma sürecini destekleyen adımları tamamlayıcı olarak, kredi büyümesine göre menkul kıymet tesisi kapsamında yüzde 3 olan TL ticari krediler için aylık büyüme sınırının yüzde 2,5 olarak belirlenmesine karar verildi.

    İhracat, yatırım, tarım ve esnaf kredileri, bu sınırlandırmanın dışında tutuldu.

    Piyasa mekanizmasının işlevselliğini artırmak için faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması sadeleştirildi. Buna göre, ihracat ve yatırım kredileri hariç TL ticari kredilerde birinci kademe kaldırılarak faiz sınırı tek kademe olarak uygulanacak.

    Buna göre, ihracat ve yatırım kredileri ile deprem bölgesine yönelik krediler, Merkez Bankası’nın kredileri sınırlandırıcı tüm tedbirlerinin dışında tutuldu. Kredi büyümesine göre menkul kıymet tesisi kapsamında yüzde 3 olan TL ticari krediler için aylık büyüme sınırının yüzde 2,5 olarak belirlenmesine karar verildi.

    İhracat, yatırım, tarım ve esnaf kredileri, bu sınırlandırmanın dışında tutuldu.Piyasa mekanizmasının işlevselliğini artırmak için faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması sadeleştirildi. Buna göre, ihracat ve yatırım kredileri hariç TL ticari kredilerde birinci kademe kaldırılarak faiz sınırı tek kademe olarak uygulanacak. (AA)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***