Yazar: SG

  • Rusya dost olmayan ülkelerden şarap ithalatında vergiyi artırdı, deniz ürünleri ithalatını da yasakladı

    Rusya dost olmayan ülkelerden şarap ithalatında vergiyi artırdı, deniz ürünleri ithalatını da yasakladı


    Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Batılı ülkelerin yaptırımlarına yönelik ilave karşı adımlar atıldığı duyuruldu. Bu çerçevede “dost olmayan” ülkelerden hazır balık ve deniz ürünlerinin ithalatının yasaklandığı bilgisine yer verildi. Açıklamada, AB, ABD ve Norveç’ten söz konusu ürünlerin ithalatının durdurulmasıyla yerli üreticilerin pazarda yaşanacak boşluğu dolduracakları vurgulandı.

    DOST OLMAYAN ÜLKELERDEN ŞARAP İTHALATINDA VERGİ YÜZDE 20’YE ÇIKARILDI

    Açıklamada, söz konusu ülkelerden şarap ithalatındaki gümrük vergisinin de yüzde 12,5’ten yüzde 20’ye çıkartılmasına karar verildiği duyuruldu. Hükümet açıklamasında Rus üreticilerin üretimlerini artırdığını ve tüketicilerin giderek daha fazla Rus şarabını tercih ettiğini söyleyerek “Yerli üretim ve dost ülkelerden yapılan ithalat iç talebi tam olarak karşılayacaktır” ifadelerini kullandı. Hükümet, Şili’den şarap ithalatının geçen yıl değer bazında yüzde 9 arttığını, Ermenistan’dan şarap ithalatının ise yüzde 161 arttığını söylerken, Güney Afrika’dan şarap ithalatında da önemli bir artış beklendiğini söyledi. Ukrayna’ya saldırıları nedeniyle Moskova’ya yaptırım uygulayan ülkelerden Rusya’nın ithalatı 2022’de düştü ve ithal alkolün fiyatı önemli ölçüde artmıştı. Bazı Batılı üreticiler Rusya’ya satış yapmayı bırakmıştı.

    Rusya’nın ayrıca yerli firmaların rekabet gücünü artırmak için gıda, kişisel bakım ve ilaç endüstrilerinde kullanılan saflaştırılmış gliserin ithalat vergisini yüzde 5’ten yüzde 35’e çıkaracağı belirtildi. Kontrplak için yüzde 50 ithalat vergisi uygulanacak. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sınırda yoğun ambulans hareketliliği

    Sınırda yoğun ambulans hareketliliği


    COLEMÊRG – Avaşîn, Zap ve Metîna alanlarında şiddetli çatışmaların ardından, Colemêrg’teki Dağ ve Komando Tugayı’nda yoğun ambulans trafiği yaşandı. 

     

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) KDP işbirliğiyle Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Avaşin ve Metîna alanlarına yönelik başlattığı saldırılar devam ediyor. TSK’nin kış mevsiminde çekildiği Kurojaro, Girê Ortê, Girê Cûdî ve Metîna’nın Girê Ortê alanlarına 21 Temmuz’da yeni bir saldırı başlatıldı.  Saldırıların yaşandığı bölgede şiddetli çatışmaların yaşandığı ifade edildi. 

     

    YOĞUN AMBULANS HAREKETLİLİĞİ

     

    Operasyonun yürütüldüğü Colemêrg sınır hattında ise yoğun askeri hareketlilik sürüyor. Birçok köyde askeri operasyonlar yapılırken, sınır ötesine TSK tarafından askeri yığınak yapılmaya devam ediliyor.  

     

    Şiddetli çatışmalar ve yoğun hava hareketliliğinin devam ettiği sıralarda Colemêrg’te bulunan Fatih Bülbül Askeri Kışlası’ndaki Dağ ve Komando Tugayı’nda dün akşam saat 01.00 ve 02.00 saatleri arasında yoğun helikopter hareketliliği yaşandı. Dağ ve Komando Tugayına gelen helikopterlerin iniş yapmalarıyla birlikte, askeri kışlaya çok sayıda ambulansın geldiği de görüntülere yansıdı. Yaşamını yitiren ve yaralı olan askerlerin ambulanslara taşındıktan sonra helikopterlerin kışladan uzaklaştığı görüldü.

     

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Crystal Palace Teknik Direktörü Hodgson: Zaha gibi takımın simgesi bir oyuncunun ayrılmasına çok üzüldüm

    Crystal Palace Teknik Direktörü Hodgson: Zaha gibi takımın simgesi bir oyuncunun ayrılmasına çok üzüldüm


    Crystal Palace Teknik Direktörü Roy Hodgson, hücum oyuncuları Wilfried Zaha’nın Galatasaray’a transferinin ardından yaptığı ilk açıklamada “Wilf’in takımdan ayrılmaya ve kariyerinde yeni bir sayfa açmaya karar vermesi nedeniyle gerçekten üzgünüm” dedi.

    Kanat ve forvet pozisyonlarında oynayan Zaha, kulübüyle sözleşmesinin bitmesinin ardından sarı kırmızılılarla yıllık 4,35 milyon euro maaş ve 2,35 milyon euroluk imza parası karşılığında anlaşmıştı.

    Hodgson “Kulüp simge bir futbolcusunu kaybediyor” dedi ve ekledi:

    “Wilfried’i takımda kalmak için ikna edemediğimize pişman olsak da, ona ve ailesine bol şans diliyoruz.”

    Crystal Palace’la bugüne kadar 458 maçta 90 gol atan ve 73 asist yapan Fildişi Sahilli Zaha, kulüp tarihinde formayı en fazla giyen 3. futbolcu olmuştu.

    Takımın yöneticisi Steve Parish de Zaha’nın ardından “O bizim tılsımımız, en iyi oyuncumuzdu” diye konuştu:

    “Wilfried akademimizdeki gençlere ilham vermeye devam edecek.

    “O olmasaydı bugünkü konumumuza gelemezdik.”

    12 yaşında takımın altyapısına giren Zaha, beş yıl sonra kulübün A takımıyla ilk maçına çıkmıştı.

    Üç yıl sonra, 2013’te takımının Premier Lig’e çıkmasında büyük katkısı olmuştu.

    Aynı yıl Manchester United’a transfer olan Zaha bir yıl sonra eski kulübüne kiralanmış ve daha sonra Crystal Palace eski oyuncusunun bonservisini geri almıştı.

    Zaha o günden sonra 30 yaşına kadar da aynı formayı giymişti.

    Wilfried Zaha’nın hem İngiltere hem de doğduğu Fildişi Sahilleri’nin formasını giyme hakkı vardı. 19 ve 21 yaş altı milli takımlarda İngiltere formasını giyen oyuncu, 2016’da Fildişi Sahillerini temsil etmeyi seçti.

    Zaha 2019’da da Everton ve Arsenal’in transfer listesindeydi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yerine kayyım atanmıştı! Suruç Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çevik beraat etti

    Yerine kayyım atanmıştı! Suruç Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çevik beraat etti


    İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılarak yerine kayyım atanan Suruç Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çevik, yargılandığı dosyadan beraat etti.

    Ankara Gar katliamında kızını ve kızının halasını kaybeden ve yerel seçimde oyların yüzde 59,36’sını alarak seçilen HDP’li Hatice Çevik, 15 Kasım 2019’da “Örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiaları ile gözaltına alındı. Bir gün sonra Suruç Kaymakamı Kenan Aktaş belediyeye kayyım olarak atandı. Çevik, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Çevik, hakkında 9 Ocak 2020 tarihinde Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı. “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt propagandası yapmak” suçlaması ile hazırlanan iddianamede, Çevik hakkında 20 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamenin içeriğinde ise delil olarak Çevik’in medya kuruluşlarına verdiği demeçler gösterildi. Çevik’in İçişleri Bakanlığı’nın kararı ile 22 Kasım 2016’da kapatılan Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği (MEYA-DER) ile irtibatlı hareket ettiği öne sürüldü.

    İddianamede ayrıca 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra Suruç Belediye Başkanlığı’na, birimlerine ve bağlı şirketlerine işe alınan kişilerin tespitine yönelik yapılan araştırmada, 29 kişiden 10 kişi hakkında, “örgüte üye olma”, “örgüt propagandası yapma” iddiası ile işlem yapıldığı, işe alınan 11 kişinin “değer ailesi” olduğu öne sürüldü. Çevik’in Ağustos 2019 yılında Mardin ve Dİyarbakır’da yapılan kayyım protestolarına katılması, açlık grevlerine destek vermesi ve verdiği bir demeçte “Savaş yıkımdır, acıdır, gözyaşıdır ve kimseye faydası yoktur” sözleri suç olarak değerlendirildi.

    İKİNCİ DURUŞMADA TAHLİYE OLDU

    İddianame Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Çevik, 23 Haziran 2020’de görülen davanın ikinci duruşmasında tahliye oldu. Yapılan yargılamalar sonucunda Çevik, 13 Haziran 2023 tarihinde yapılan 13. duruşmada tüm suçlamalardan beraat etti.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre açıklanan gerekçeli kararda yüklenen suçun Çevik tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Çevik üzerine yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı belirtildi. Dosya savcısı karara itiraz etti. Gerekçeli kararın açıklanması ile Çevik’in avukatları, İsmail Bülbül ve Ahmet Ceylan, önümüzdeki günlerde kararı İdare Mahkemesi’ne bildireceklerini ve Çevik’in göreve iade edilmesi talebinde bulunacaklarını belirti.

    HATİCE ÇEVİK: İDDİANAME SİYASİ SAİKLERLE HAZIRLANDI

    Kararı değerlendiren Çevik iddianamenin siyasi saiklerle hazırlandığını belirterek şöyle dedi: “Kayyım atanması en başından beri hukuksuzluktu. Sadece Suruç’a değil bütün belediyelere atanması hukuksuzluktu. Birçok belediyemize siyasi bir karar ile kayyım atandı. Başından sonuna kadar hukuksuzdu. Suruç’a halkın iradesine 15 Kasım 2019 tarihinde kayyım atandı. Halkın yüzde 59 oyunu alan bir kişinin yerine kayyım atamak halkın iradesine kayyım atamaktır. Kayyım atandıktan sonra tutuklandım ve 7 ayı aşkın süre cezaevinde tutuldum. Şimdi de beraat ile sonuçlandı. Savcı beraat kararına itiraz etmiş. İtiraz nedeniyle dosya şu an İstinaf’ta. Bekleyip hukuksuzluğun sonucunu göreceğiz”

    HDP’nin kapatma davasında siyasi yasak istenen siyasetçiler içinde olduğunu belirten Çevik, şöyle devam etti: “Şu an siyasi bir yasak yok. Yeniden göreve dönmem önünde bir engel yok. Suruç’ta farklı bir yönelim var. Yerime atanan kayyımın (Kenan Aktaş) yerine de kayyım atandı (mevcut kayyım İbrahim Güneş). İki kayyımda Suruç’a hizmet yapmadı. Bizim yapacağımız hizmetleri engellediler. Maksatları halka hizmet gitmesin, Suruç gelişmesin. Kayyım halkın cezalandırılmasıdır.”

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gazeteci Evrim Deniz de gözaltına alındı

    Gazeteci Evrim Deniz de gözaltına alındı


    Artı Gerçek – Gazeteci Evrim Deniz, Diyarbakır merkezli soruşturma kapsamında ifade için çağrıldığı Diyarbakır Huzur Polis Merkezi Amirliği’nde gözaltına alındı. Böylece aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan gazeteci sayısı 5’e çıktı.

    GÖZALTINDAKİ GAZETECİLER

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Ankara, İstanbul ve İzmir’de yapılan ev baskınlarında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Delal Akyüz ve Fırat Can Arslan ile T24 editörü Sibel Yükler ve Bianet editörü Evrim Kepenek gözaltına alındı.

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altın fiyatları Fed öncesi hız kesti: Çeyrek altın günü 2 bin 800 liradan kapattı

    Altın fiyatları Fed öncesi hız kesti: Çeyrek altın günü 2 bin 800 liradan kapattı


    ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararını açıklayacak. Fed’in 25 baz puan faiz artırımına gideceği beklentisiyle toplantı öncesi altın fiyatları hız kesti.

    Türkiye’de çeyrek altın düne göre 2 bin 812 liradan 2 bin 800 liraya, gram altın ise 1721 liradan 1715 liraya geriledi.

    Uluslararası piyasada altının ons fiyatı 1959 dolara düştü.

    Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası’nda (KMKTP) standart altının kilogramı da 1 milyon 706 bin liraya geriledi.

    Altın piyasasında, en düşük 1 milyon 680 bin lira, en yüksek 1 milyon 715 bin lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,5 azalarak 1 milyon 706 bin liradan tamamladı.

    KMKTP’de, altında gerçekleşen toplam işlem hacmi 8 milyar 647 milyon 186 bin lira, işlem miktarı ise 5 bin 118 kilogram oldu.

    TOPLAM İŞLEM HACİM 8,6 MİLYAR LİRA

    Tüm metallerdeki toplam işlem hacmi de 8 milyar 665 milyon 810 bin lira düzeyinde gerçekleşti.

    Altın borsasında bugün en fazla işlem gerçekleştiren kurumlar Ahlatçı Döviz ve Kıymetli Madenler, Ahlatcı Metal Rafineri, NMGlobal Kıymetli Madenler, Uğuras Kıymetli Madenler ve İstanbul Altın Rafinerisi şeklinde sıralandı. (EKONOMİ SERVİSİ/AA)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Emlak devi iflas etti.. Sahibi, dünya tarihinin en borçlu adamı oldu!

    Emlak devi iflas etti.. Sahibi, dünya tarihinin en borçlu adamı oldu!


    Dünyanın en büyük emlak ve gayrimenkul şirketi China Evergrande, 114 milyar dolar zarar açıkladı. İflas başvurusu yapan şirketin sahibi Xie Jiayin, toplam 338 milyar dolarlık borcuyla dünya tarihinin en borçlu insanı oldu.

    TGRThaber.com.tr’de aktarılanlara göre; Dünyanın bütçe bakımından en büyük emlak şirketi China Evergrandeiflas başvurusu yaptı. 2021 ve 2022 mali tablolarını açıklayan şirket son iki yılda toplam 812 milyar Çin Yuanı (RMB) yani yaklaşık 114 milyar dolar zarar ettiğini açıkladı.

    Böylece China Evergrande’nin toplal borç ve yükümlülükleri 2.4376 trilyon yuana ( yaklaşık 338 milyar dolar) yükselirken, Caixin Media’nın Başkanı Xie Jinhebu, bu meblağın şirketin sahibi Xu Jiayin’ni “dünya tarihinin en borçlu adamı” haline getirdiğini açıkladı.

    SAVAŞTAKİ RUSYA KADAR BORCU VAR


    iask.ca’da yer alan haberde, Xie Jinhe’nin konuya ilişkin kalema aldığı makaleye yer verildi. Yazıda, Evergrande’nin borçlarının ne kadar büyük olduğunu göstermek için karşılaştırmalar kullandı. Jiayin’in borcunu bazı ülkelerin dış borcu ile kıyaslayan Jinhe, “Yaklaşık 3 milyar ABD doları döviz rezervine sahip olan Arjantin’in 275.093 milyar ABD doları, yani yaklaşık 1.986 trilyon yuan dış borcu var ki bu Evergrande’den daha az. Karşılaştırma için Rusya’yı ele alalım. Rusya Ukrayna’yı işgal ettikten sonra dış borcu 357.9 milyar ABD dolarına (yaklaşık 2.584 trilyon yuan) düştü ve şimdiden Evergrande ile aynı seviyede” dedi.

    “JAPONYA’DAN DAHA KÖTÜ HALE GELECEK”

    Xie Jinhe, Evergrande krizini dört yıl önce tahmin ettiğini belirterek Temmuz 2021’de yaptığı bildiriyle karşılaştırıldığında, durumda herhangi bir iyileşme olmadığını hatta daha da kötüleştiğini söyledi. Çin, Japonya’nın balon ekonomisine doğru ilerlediğni belirten Jinhe, “Aslında gelecekteki durum Japonya’nınkinden daha zor olacak gibi görünüyor! Dünyanın en çok borcu olan adam Xu Jiayin’in bugüne kadar Çin’in sisteminden nasıl istifade ettiğine bir bakın? Bu, Çin’in emlak balonunun en somut örneğidir” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • SES, TİS taleplerini açıkladı

    SES, TİS taleplerini açıkladı


    İZMİR – TİS görüşmelerine ilişkin taleplerini açıklayan SES İzmir Şubesi, yoksulluk sınırının üstünde bir maaş, grevli, toplu sözleşmeli bir sendika yasası ve sağlıkta şiddeti caydırıcı yasalar çıkarılması gibi taleplerde bulundu.

     

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubesi, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecinde taleplerine ilişkin Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimlik önünde basın açıklaması düzenledi. “Grevli sendika hakkı, gerçek toplu sözleşme. İnsanca ve demokratik çalışma yaşamı” pankartının açıldığı açıklamada, “Her yıl memura iki ikramiye verilsin” ve “Hastanelere 7/24 ücretsiz kreş sağlansın” dövizleri taşındı. Açıklamaya KESK Eş Başkanı Şükran Kablan Yeşil ve SES MYK üyelerinin yanı sıra çok sayıda sağlıkçı da katıldı.

     

    Açıklamada konuşan SES İzmir Şubesi Erkan Batmaz, Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yetki almalarına karşın yetkilerinin gasp edildiğini söyledi. Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin uzun zamandan beri liyakatsiz yöneticilerin kanuna ve mevzuata aykırı işlemleri ile karşı karşıya kaldığını vurgulayan Batmaz, “Emekleri yok sayılan, meslek itibarları değersizleştirilen, insanca yaşamaya yetecek bir ücret istedikçe performansla teşvikle daha fazla çalıştırılarak ücretleri artırılan, uzun çalışma süreleriyle, mesai dışı çalışmalarla dinlenme hakları gasp edilen, angaryaya zorlanan, sistematik yıldırmalarla disiplin sopasıyla sürülen, şiddet üreten sağlık sisteminin önüne atılan, cezalandırılan özcesi modern köleler haline getirilenler olarak SES çatısı altında örgütleniyor ve duvardaki delikleri büyütmeye çalışıyoruz” dedi.

     

    EKONOMİK KRİZ

     

    Ekonomik krizin gün geçtikte kendisini ağır bir şekilde hissettirdiğini kaydeden Batmaz, “İşte bu sıcak günlerde bizim için önemli bir dönemeçteyiz. Bu yoksulluğu azaltacak, üretimden gelen gücümüzü hissettirecek, çalışma yaşamımızı güvenlikli ve güvenceli bir hale getirmenin en etkili yolu Toplu İş Sözleşme masasına götürülecek taleplerimiz ve taleplerimizi gerçekleştirme kararlılığımızdır. Temel mücadelemiz olan yeni bir sağlık sistemi inşa etme amacımızı gerçekleştirinceye kadar TİS süreci boyunca ve sonrasında da taleplerimize ilişkin mücadeleye devam edeceğiz” diye belirtti.

     

    TALEPLER

     

    Batmaz, sağlık emekçilerinin taleplerini ise şöyle sıraladı:

     

    “* Performans, ek ödeme, taban, teşvik değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret istiyoruz. * Grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasası çıkarılsın,

     

    * Sağlık hizmetleri ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. Fiili hizmet süresi (yıpranma payı) yıllık 90 gün üzerinden tam olarak tüm emekçilere ödensin ve geçmiş yılları da kapsasın

     

    * Nöbet, icap ve fazla çalışma ücretleri 2 kat arttırılsın

     

    * Üniversite hastanelerinde de çalışanlara tayin hakkı verilsin,

     

    * Sağlık emekçilerine yönelik şiddetin son bulması için “şiddet üreten sağlık sistemi” değişsin,

     

    * Sağlık ve sosyal hizmetler alanında OECD ortalamasında kadrolu güvenceli personel istihdam edilerek, sözleşmeli tüm çalışanlar 657 4/a kapsamına alınsın.

     

    * Kamu sağlık hizmeti verilen ASM’lerde her türlü giderler devlet tarafından karşılansın,

     

    * Haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan ihraç sağlık ve sosyal hizmet emekçileri derhal göreve başlatılsın.

     

    * 0-3 yaş çocukları da kapsayacak şekilde ücretsiz, 7/24 hizmet veren, nitelikli ve anadilinde çocuk bakım merkezleri ve kreşlerin oluşturulması güvence altına alınmalıdır.

     

    * Ücretli doğum izni artırılmalıdır, kadınlar için doğumdan önce 8 hafta, doğumdan sonra altı ay ücretli doğum izni verilmelidir.”

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu: Erdoğan tasarrufa vatandaştan değil, Saray’dan başlasın

    Kılıçdaroğlu: Erdoğan tasarrufa vatandaştan değil, Saray’dan başlasın


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Roma’yı yakan İmparator Neron’a benzetti. AKP yönetiminin ekonomi politikalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Tasarruf yapacaksan vatandaştan değil, Saray’dan başlayacaksın. Neron, Roma’yı yakmıştı; Erdoğan da Türkiye’yi yakıyor” dedi.

    Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP yönetiminin ekonomi politikalarını eleştirerek Erdoğan için “Tasarruf yapacaksan vatandaştan değil, Saray’dan başlayacaksın. Neron, Roma’yı yakmıştı; Erdoğan da Türkiye’yi yakıyor” benzetmesi yaptı.

    AKP’nin ekonomi politikalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Türk Lirası’na tamamen güven kaybolmuş vaziyette. Yani ticari çöküş. Öyle bir noktaya geldik ki, burayı dinlemenizi isterim. Türkiye’nin hangi noktaya geldiğini ifade edeceğiz. Diyor ki Türkiye: Ana parayı ödemek için bana borç ver. Aldığım borcun faizini de ödeyemiyorum, bana borç para ver. Bütçede açığım var, bunu kapatmak için de bana para ver” dedi.

    Kılıçdaroğlu, “Vatandaş icra dairelerinde. 1 Ocak ile 22 Temmuz arasında, geçen yıl aynı döneme baktığınızda icra dosyalarındaki artış yüzde 63. İcralık olan vatandaş adres değiştiriyor. Hükümet kuruldu, tek kişilik hükümet yetkiyi aldı. Bu tabloyu değiştirmek istiyor. ‘Ne yapmam lazım? Yeni vergiler getirmem lazım’ diyor. Biz AYM’ye başvurduk, umarım kısa süre içinde karar verirler. Vergi ve zam… Onun dışında bir şey yapılmadı. TBMM’ye ek bütçe getirdiler. 1.1 trilyon liralık bir bütçe” diye konuştu.

    Kılıçdaroğlu, “Artık devletin yönetilmediğini Mısır’daki sağır sultanlar biliyor. Bize borç vermek isteyen de biliyor. O yüzden diyorlar ki bana limanları ver ben çalıştırayım. Bu devletin yönetilmediğinin açık net gösterir” diye ekledi.

    YAPILANLAR EKONOMİK SOYKIRIMDIR

    Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılan ekonomik soykırımdır. 85 milyon zamlar ve vergilerle perişan ediliyor. Akaryakıt zamları vatandaşın cebinden çalınan paradır. Bu gerçeği hiç kimsenin unutmaması lazım. Kimse biriktirdiği ve çaldığı servetin esiri olmamalıdır. Esiriyseniz siz bir ülkeyi yönetemezsiniz. Soru şu: Bütün bunların karşılığına baktınız zaman Erdoğan hükümeti kimlere hizmet ediyor? Vatandaşa hizmet etmediği açık. Dolarla ihale alanlara hizmet ediyor. Dolarda fiyat garantisi alanlara hizmet ediyor. Başkasının kefaletini Hazine’nin sırtına yıkıyorsunuz. İki farklı Türkiye var. Saray’ın Türkiye’si ve vatandaşın Türkiye’si. En başat aktör Erdoğan ve ailesi. Saray’ın Türkiyesi’nde beşli çete var, rüşvet alanlar var. Mutfak masrafı diye bir şey yok, eğitim masrafı yok. İşsizlik yok. Bir avuca 85 milyon çalışıyor. Saray’ın Türkiye’sinde oturanlar vatandaşın kanına ekmek doğrayanlardır. Devletin hazinesini düzeltmek istiyorsanız soygun düzenine son vereceksiniz, dolarla verdiğin garantileri TL’ye çevireceksin. Köprüden niye dolarla geçiyorsun ya? Bahçeli’ye bir gönderme yapalım, benim bildiğim milliyetçiler TL der, dolarla yine oluyor bunlar? Tasarruf yapacaksan vatandaştan değil, Saray’dan başlayacaksın. Neron, Roma’yı yakmıştı; Erdoğan da Türkiye’yi yakıyor.”

  • Zafer Partisi’nden Gelecek Partisi’ne protokol yanıtı: Yüzde 1’den az oyla grup kurmak ne kadar ahlâki?

    Zafer Partisi’nden Gelecek Partisi’ne protokol yanıtı: Yüzde 1’den az oyla grup kurmak ne kadar ahlâki?


    Zafer Partisi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasında yapılan protokolle ilgili, “siyasi ve ahlâki değeri yok” açıklamasını yapan Gelecek Partisi’ne, “Yüzde 1’den az oy potansiyeline rağmen, Meclis’e girerek grup kurmak ne kadar ahlâkidir?” yanıtını verdi.

    Gelecek Partisi’nden, Kılıçdaroğlu ile Özdağ arasında yapılan mutabakat ile ilgili yazılı açıklama yapıldı. Özdağ’a biri İçişleri Bakanlığı dahil üç bakanlık ve MİT Başkanlığı’nın verildiği mutabakata tepki gösterilen açıklamada“Bilgimiz ve onayımız dışında kişiler arasında mahfuz tutulan herhangi bir protokolün bizim açımızdan siyasi ve ahlaki değeri yoktur” denildi.

    Zafer Partisi’nden yapılan açıklamada ise Gelecek Partisi ve Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na sert eleştiriler yöneltilirken, “Davutoğlu’nun hangi yüzle hâlâ siyaset yapabildiği de anlaşılamamaktadır” ifadeleri kullanıldı.

    Gelecek Partisi’nin “halk nezdinde karşılığı olmadığı ve kendi başına seçime girme cesaretinin bulunmadığı”nın savunulduğu açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Gelecek Partisi tarafından, 24 Temmuz 2023’te, bir bildiri yayınlanmıştır. Bu bildiride, Zafer Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi arasında, 24 Mayıs 2023’te imzalanan protokol hedef alınarak, çeşitli ithamlarda bulunulmuştur.

    Öncelikle ifade etmek gerekir ki; Zafer Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tur oylamasında, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun desteklenmesine dair iş birliği esaslarını içeren bir protokolü ortaklaşa hazırlamış ve kamuoyuna duyurmuştur. İlgili tüm tarafların, üçüncü şahıslar da dahil, anılan protokolün içeriği hakkında bilgisi vardır. Bu protokol; “Altılı Masa” olarak ifade edilen siyasi yapının protokolünde yer almayan “Atatürk İlke ve Devrimleri”, “Terörle Etkin Mücadele” ve “Ulus Devlet-Üniter Devlet” vurguları ile Türk siyasetinde bir denge sağlamıştır.

    Halk nezdinde bir karşılığı olmayan ve kendi başına seçimlere girme cesareti gösteremeyen, Atatürk ve Cumhuriyet ile sorunlu Siyasal İslamcı yapıların, terörle etkin mücadele, sığınmacı ve kaçakların ülkelerine gönderilmesi, lâiklik ve millî devlet vurguları içeren bir protokolden rahatsız olmalarını anlamak güç değil. Diğer yandan, AKP karşısında siyasi olarak yenilmiş Altılı Masa ittifakında, yüzde 1’den az oy potansiyeline rağmen, Meclis’e girerek grup kurmak; çağdaş demokrasi, siyasi hakkaniyet, ulus egemenliği ve halk iradesinin adilce Mecliste temsili bakımından ne kadar ahlâkidir?

    Altılı Masa’da bir yıldan uzunca bir süre, devlet kadroları üzerinde pazarlıklar yapan, Cumhurbaşkanlığı Yardımcılıkları paylaşan, bedavadan milletvekillikleri alıp, Bakanlıkları tapulamaya kalkışan bu yapının stratejik derinlik(!) sahibi liderinin, hangi cesaretle mezkûr bildiriyi yayınladığı, tarafımızca şaşkınlıkla karşılanmıştır. Bu şahıs siyasette “kurusıkı” atmasıyla tanınan biridir. Konuşursam “insan içine çıkamazlar” dediği eski lideri için, ne zaman cesaretini toplayıp konuşacağı, hala merak konusudur. Diğer yandan Davutoğlu’nun hangi yüzle hâlâ siyaset yapabildiği de anlaşılamamaktadır. Dışişleri Bakanlığı döneminde, o derin dehasıyla(!) ve aslında hesapsız kitapsızca yaptığı hatalarla, Türkiye (değerli) yalnızlığa itilmiş, 13 milyon sığınmacı ve kaçak memlekete girmiş, Mavi Vatan ve Ege adalarında ciddi kayıplar yaşanmıştır.

    Bu derin(!) şahsiyetin, tarihi mirasımız Süleyman Paşa Türbesi sandukalarının, bir gece yarısı apar topar Türkiye’ye getirilmesi operasyonundaki üstün başarısı(!) hala hafızalardadır. Rus uçağının vurulmasını sahiplenmeye çalışan Davutoğlu’nun, konunun FETÖ bağlantısı ortaya çıkınca derin bir sessizliğe bürünmesi de bilinmektedir. Yine hafızalarda taze olan diğer bir konu, Dışişleri Bakanı olarak, Suriye’deki sancılı sürecin çok uzun sürmeyeceği, bu süreci artık yıllarla değil, aylarla ve hatta haftalarla ifade etmek gerektiği yönündeki dehşet öngörüsüdür. Davutoğlu’nun bu sözleri söylediği tarih: 24 Ağustos 2012’dir. O tarihten bu yana, kaç hafta geçtiğini acaba saymış mıdır? Ya da memlekete dolan milyonlarca sığınmacı ve kaçaktan dolayı, pişmanlık ve üzüntü duymakta mıdır?

    Aziz milletimiz,

    Zafer Partisi, her türlü Siyasal İslamcı ve Kürtçü ayrılıkçı yapılara karşı, “Atatürk İlkeleri” temelinde mücadele etmek, devlet ve milletimizin esenlik, güvenlik ve ekonomik refahını sağlamak için kurulmuş bir siyasi partidir. Henüz iki yaşını doldurmamış olmakla birlikte, Genel Seçimlere katılmış ve artık Türk Siyasetinde bir “alan” oluşturmuştur. “Atatürk Çizgisinde Türk Milliyetçiliği” temelinde, sığınmacı ve kaçakların tamamını hukuka uygun biçimde göndermek, AKP’nin çökerttiği devletimizi ve ekonomimizi onarmak ve Türk Milletinin birlik ve beraberliğini sağlamak için, siyasette yer almaktadır. Bu yapısı ve konumu ile Zafer Partisi, Türkiye’yi yıkıma sürüklemiş AKP karşısındaki tek ve sahici muhalefet partisidir. Zafer Partisi, sadece AKP değil, AKP’nin Siyasal İslamcı döküntüleri ve etnik ayrımcı/Kürtçü yapılarla mücadele etmeye devam edecektir. Bu yapıların partimize yönelik saldırıları, göğsümüzde bir şeref madalyası olarak yerini alacaktır.

    Yolumuz Atatürk yolu, hedefimiz bilim, birlik ve barıştır!” 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***