Yazar: SG

  • Açık Radyo bugün susuyor: “Kapatma kararına itiraz ettik, yeni lisans başvuruları yapacağız”

    Açık Radyo bugün susuyor: “Kapatma kararına itiraz ettik, yeni lisans başvuruları yapacağız”


    Açık Radyo bugün Radyo Televizyon Kurulu (RTÜK) kararıyla kapatılıyor.

    Kasım ayında yayıncılıkta 30. yılına başlayacak olan Açık Radyo bu süre zarfında 16 bin programcı ile aralarında Noam Chomsky’den Robert Fisk’e 26 bin konuğun katıldığı yayıncılık faaliyeti yürüttü.

    Daha önce yürütme durdurma kararı veren Ankara 21. İdare Mahkemesi’nin bir üyesinin değiştirilmesi sonrası RTÜK’ün yeni başvurusunda yürütmeyi durdurma talebini reddedince üst kurul 11 Ekim Cuma günü “beş gün içinde yayının durdurulması” kararını Açık Radyo’ya tebliğ etmişti.

    “Kainatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine açık radyo” mottosuyla 95.0 FM frekansından yayıncılık yapan Açık Radyo, bu sabah yayınladığı açıklamada saat 13.00’te yaklaşık 30 yıldır kesintisiz devam eden radyo yayının kesileceğini ilan etti.

    Açık Radyo gazetecileri, dinleyicileri ve programcıları radyo binasına davet etti

    Açık Radyo’nun kurucusu ve en bilinen programı Açık Gazete’nin programcılarından Ömer Madra gazetecileri, dinleyicileri ve programcıları kurumun sürece dair görüşlerini ve yeni yol haritasını aktarmak üzere 17.30’da Tophane’deki radyo binası önünde yapacağı basın açıklamasına davet etti.

    Açık Gazete programcılarından Özdeş Özbal da programın kapanışında Alman şair ve tiyatro yazarı Bertolt Brecht’ün “Mücadele edenler her zaman kazanamayabilir ancak kazananlar hep mücadele edenlerdir” sözüne atıfta bulunarak, “kendileri hakkında verilen haksız “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” kararıyla mücadele edeceklerini” söyledi.

    Ömer Madra da Özbal’a katılarak Açık Radyo’nun kurulduğu günden beri “kin, nefret, şiddet, milliyetçilik ve düşmanlık karşıtı” bir yayıncılık faaliyeti yürüttüğü söyledi.

    Gençtürk: “En kısa sürede izin süreçleri için de yasal başvuruları yapacağız; yayınları bir şekilde sürdüreceğiz”

    VOA Türkçe’nin dün ulaştığı Açık Radyo Yayın Koordinatörü Didem Gençtürk karara uymak zorunda olduklarını ama hukuki itirazlarını da yaptıklarını söyledi.

    Gençtürk, “Dijital alanda, birçok farklı mecradan yayın yapmak mümkün; hepsinin kendi içinde olumlu ve olumsuz tarafları bulunuyor. Bunları teknik olarak değerlendiriyoruz. Ancak, yasal olarak internet yayıncılığı için de lisans alınması gerekiyor. Bunları da değerlendiriyoruz; en kısa sürede izin süreçleri için de yasal başvuruları yapacağız. Yayıncı olarak başvurma hakkımızın olduğu farklı lisans biçimleri var. Bunlardan birisiyle yayınımızı karasal ortamda olmasa bile sürdürmeyi umuyoruz. Açık Radyo’yu, yayınları bir şekilde sürdüreceğiz” dedi.

    RTÜK üyesi Taşçı: “30 yıla yakın bir süredir bütün kuralları yerine getirmiş bir radyonun kapatılması kabul edilemez”

    Radyo Televizyon Üst Kurulu ise süreçle ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

    VOA Türkçe’nin konuyla ilgili ulaştığı RTÜK üyesi İlhan Taşçı, “Radyonun önünde iç hukuk yolları tükenmiş değil. Bölge İdare Mahkemesi’ne konuya taşıyabilir. Aslında bu karar sonrası radyonun durumu kesinleşecek. Hukuki durum bu olsa bile hem vicdani hem insani açıdan hem de yayıncıyı desteklemek bakımından 30 yıla yakın bir süredir bütün kuralları yerine getirmiş bir radyonun insani bir hatayla kapatılması kabul edilemez. Üstelik yayıncı iki aşamalı cezasının birinci aşamasını tebligat yapılır yapılmaz yerine getirmiş. Kötü niyetli olsa onu da yerine getirmez, idari para cezasını ödemezdi. Açık Radyo’nun bu tutumunu iyi niyet olarak değerlendirmek gerekir. Başka türlü düşünmek Türkiye’yi çok sesli hale getirmez” diye konuştu.

    Ne olmuştu? Açık Radyo neden kapatılıyor?

    Açık Radyo’nun sabah programı Açık Gazete’ye 24 Nisan 2024’te katılan bir programcı “Ermeni soykırımı” ifadesini kullandı.

    RTÜK 22 Mayıs tarihindeki toplantısında “… yayına katılan konuğun ‘…Ermeni, yani Osmanlı topraklarında gerçekleşen tehcir ve katliamların, soykırım olarak adlandırılan katliamların 109. Yıldönümü, sene-i devriyesi. Bu yıl da yasaklandı biliyorsunuz Ermeni soykırım anması’ şeklindeki ifadeleriyle ilgili olarak programcıların, bir düzeltme girişiminde bulunmamasının kamusal sorumluluk ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla bağdaşmadığı gibi toplumu kin ve düşmanlığa tahrik eden ve toplumda nefret duyguları oluşturabilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır” görüşüne vararak, beş gün program durdurma ve üst sınırdan para cezası verdi.

    Açık Radyo para cezasının ilk taksitini ödedi ancak program durdurma kararını yerine getirmedi. Radyo yöneticileri bu durumu “Elektronik tebligat sisteminin yazılımsal bir hatasından dolayı kapatma günlerinin belirtildiği yazı açılamadı; dolayısıyla, haberdar olmamamız sebebiyle de karar uygulanamadı” diye bir dilekçe ile açıklasa da RTÜK 3 Temmuz’da yayın lisansının iptaline karar verdi.

    Radyo avukatlarının itirazlarını değerlendiren Ankara 21. İdare Mahkemesi 8 Temmuz’da yürütmenin durdurulması kararını verdi. Mahkeme RTÜK’ün itirazını da 10 Temmuz’da reddetti ve Açık Radyo yayınlarının durdurulması engellendi.

    Ancak idare mahkemesinin bir üyesinin değişmesi sonrası RTÜK yeniden yaptığı başvuruyu 8 Ekim’de oy birliği ile kabul etti.

    Açık Radyo ise hem idare mahkemesinin kararına üst mahkemede itiraz etti hem RTÜK kararına karşı yürütmenin durdurulması istemli dava açtı. İki dava da henüz sonuçlanmadı.

  • Garip Dede Cemevi’ne saldırıp Atatürk büstünü de kıran şahsın uyuşturucu ve tehdit suçlarından kaydı ortaya çıktı

    Garip Dede Cemevi’ne saldırıp Atatürk büstünü de kıran şahsın uyuşturucu ve tehdit suçlarından kaydı ortaya çıktı


    Serbest Görüş Haber Merkezi

    Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’ne girerek sağ sola saldıran ve Atatürk büstünü kıran M.D. isimli şahsın uyuşturucu madde kullanımı ve tehdit suçlarından kaydı, “devletin egemenlik alametlerini aşağılama” suçundan firari olduğu ortaya çıktı.

    Garip Dede Cemevi’ne dün M.D. adlı kişi tarafından bir saldırı gerçekleştirildi. Cemevine girip tahrik edici davranışlarda bulunan M.D., cemevi yaşam alanında sağa sola saldırıp Atatürk büstünü kırdı. Cemevindeki vatandaşların müdahalesiyle yakalanan M.D., olay yerine gelen polis tarafından gözaltına alındı.

    “Bu iğrenç saldırıları kınıyoruz”

    Olaya ilişkin Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu ve Türkiye Alevi Federasyonu bir açıklama yaptı. Garip Dede Dergahı Cemevi’nin Alevi toplumunun inanç merkezi olduğu anımsatılan açıklamada, “O kapıdan giren hiç kimseye, inancı, milliyeti sorulmaz. Alevi misin Sünni misin diye sorulmaz. Garip Dede, garipleri, fakiri fukarayı, hoşgörü, barış ve sevgi ile tüm toplumu eşitlikçi dengede tutarak her canı mihman kabul eder” denildi. Açıklamada, saldırıya ilişkin şu bilgiler verildi:

    “Bugün bilgisi, düşüncesi ve ideolojisi kirli olan bir şahıs Cemevimize gelmiş, ısrarla namaz kılmak, abdest almak istemiş kısacası bir takım tahrik edici hareketlerde bulunmuştur. Kirli fikirlerine bahane arayan bu karanlık zihniyetli şahsa, canlarımız tepki vermiş bunun üzerine bu şahıs daha da ileri giderek, Dergahımızın yaşam alanı içinde sağa sola saldırmış ve Atatürk büstüne zarar vermiştir. Bu iğrenç saldırıları kınıyoruz.

    “Bu saldırı provokasyondur”

    Alevi toplumunun düşünce, kanaat ve adaletin taşıyıcısı olan Cemevlerimizde sadece Aleviler Cem yapar, yeryüzündeki farklı farklı inançtaki insanların kendi ritüel ve ibadet şekillerini kendi inandıkları mekanlarda yapması samimiyettir diyoruz. Hiç kimse bir başkasına nasıl ibadet yapabileceğini dayatamaz. Kendisi gidip benim gibi ibadet edeceksiniz diye tehdit edemez. Kimsenin kendi inancını bize dayatmasına asla izin vermeyiz. Bu saldırı bir provokasyondur. Tüm canlarımızı bu konuda sağ duyuya çağırıyoruz.”

    Uyuşturucu ve tehditten suç kaydı ortaya çıktı

    Olaya ilişkin İstanbul Emniyet Müdürlüğü de bir açıklama yaptı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “15.10. 2024, 16.50 sıralarında Küçükçekmece İlçesi Fatih Mahallesi’nde meydana gelen Atatürk Büstü ne zarar verilmesi olayı ile ilgili olarak; İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerince derhal olay yerine intikal edilmiştir.

    Yapılan kontrolde; bir şahsın Atatürk Büstü’ne zarar verdiği, büstün kırıldığı ve tahrip olduğu anlaşılmış, M.D.(26) isimli şüpheli şahıs olay yerinde yakalanmıştır. Şüpheli şahsın yapılan sorgulamasında; uyuşturucu madde kullanımı ve tehdit suçlarından kaydının olduğu ayrıca 13.10.2024 tarihinde Bursa ili Orhangazi ilçesinde meydana gelen “Devletin egemenlik alametlerini aşağılama” suçundan firar olduğu tespit edilmiştir. Konu ile ilgili yakalanan şüpheli şahıs 5816 SKM suçundan hakkında yürütülen tahkikat işlemlerinin ardından 16.10.2024 tarihinde adli makamlara sevk edilecektir.” (ANKA)

     

     

  • İngiltere enflasyonunda 3,5 yıl sonra ilk

    İngiltere enflasyonunda 3,5 yıl sonra ilk


    Serbest Görüş Ekonomi

    İngiltere’de eylülde beklentilerin altında gerçekleşen enflasyon, Nisan 2021’den beri görülen en düşük seviyede ölçüldü. Böylece enflasyon 3,5 yılın ardından ilk kez yüzde 2’lik hedefin altına indi.

    İngiltere’de yıllık enflasyon eylülde yüzde 1,7 ile yaklaşık 3,5 yılın ardından ilk kez hedeflenen yüzde 2 seviyesinin altında gerçekleşti.

    İngiliz Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarını açıkladı.

    Buna göre, TÜFE eylülde yıllık bazda yüzde 1,7 artış gösterdi. Beklenti, enflasyonun eylülde yüzde 1,9 olacağı yönündeydi. İngiltere’de yıllık enflasyon ağustosta ise 2,2 olarak ölçülmüştü.

    Hedefin altına düştü

    Böylece yıllık enflasyon eylülde 3,5 yılın ardından ilk kez İngiltere Merkez Bankasının (BoE) hedefi olan yüzde 2 seviyesinin altında ölçüldü ve Nisan 2021’den beri görülen en düşük seviyeye geriledi.

    Enerji ve gıda fiyatlarının hariç tutulduğu çekirdek enflasyon ise yıllık bazda yüzde 3,2 oldu. Çekirdek enflasyon ağustosta yüzde 3,6 olarak açıklanmıştı.

    BoE’nin para politikası kararları açısından yakından takip ettiği hizmet sektörü enflasyonu ise eylülde yıllık bazda yüzde 4,9 oldu. Hizmet sektörü enflasyonu ağustosta yüzde 5,6 ölçülmüştü.

    ONS Başekonomisti Grant Fitzner, verilere ilişkin değerlendirmesinde, TÜFE’nin üç yıldan uzun süre sonra ilk kez en düşük seviyesine gerilediğini belirterek, “Düşük uçak bileti fiyatları ve benzin fiyatları bu gerilemede en etkili faktörler oldu. Öte yandan, bu düşüş gıda ve içecek fiyatlarındaki artışla dengelendi. Eylülde ham petrol fiyatlarındaki gerilemeye bağlı olarak, ham madde fiyatlarında da düşüş gözlemledik” ifadelerini kullandı.

     

     

  • 2024 PEN Pinter Ödülü’nü kazanan Arundhati Roy: Yeryüzündeki hiçbir propaganda Filistin’in yarasını gizleyemez

    2024 PEN Pinter Ödülü’nü kazanan Arundhati Roy: Yeryüzündeki hiçbir propaganda Filistin’in yarasını gizleyemez


    Hindistanlı yazar ve aktivist Arundhati Roy, oyun yazarı Harold Pinter anısına verilen 2024 PEN Pinter Ödülü’nün sahibi oldu. Roy, ödül parasını Filistinli Çocuklara Yardım Fonu’na bağışlayacağını açıklarken, yapılan propagandaların Filistin’de yaşananları gizleyemeyeceğini söyledi.

    Arundhati Roy, İngiltere ve Mısır çifte vatandaşı yazar Alaa Abd el-Fattah’ı bu yılın PEN cesaret yazarı olarak seçti. 42 yaşındaki Abd el-Fattah “yalan haber yaymak” iddiasıyla aldığı beş yıllık hapis cezasını tamamlamış olmasına rağmen halen Mısır’da cezaevinde bulunuyor.

    Her yıl PEN Pinter ödülünü kazanan kişi, insan hakları örgütü English PEN tarafından belirlenen ve ifade özgürlüğünü aktif olarak savunan uluslararası yazarlardan oluşan kısa listeden seçilen cesur bir yazarla ödülünü paylaşıyor. Arundhati Roy, 2024 ödülünün sahibi olarak Abd el-Fattah’ı seçti.

    Arundhati’nin Filistin’deki soykırıma merkezine yerleştirdiği konuşmasından bazı kesitler şöyle: 

    “(…) Ve işte, bunca yıl sonra, bir başka soykırımın üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmişken buradayız. ABD ve İsrail’in sömürgeci bir işgali ve Apartheid devletini savunmak için Gazze’de ve şimdi de Lübnan’da gözünü kırpmadan sürdürdüğü ve televizyonlarda yayınlanan soykırım. Şu ana kadar ölenlerin sayısı resmi olarak 42 bin ve bunların çoğu kadın ve çocuk. Bu sayıya binaların, mahallelerin, tüm şehirlerin enkazı altında çığlık atarak ölenler ve cesetlerine henüz ulaşılamayanlar dahil değildir. Oxfam tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, İsrail’in Gazze’de son 20 yıldaki herhangi bir savaşın eşdeğer döneminden daha fazla çocuğu öldürdüğünü söylüyor.”

    “Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa, bir soykırıma (Nazilerin milyonlarca Avrupalı Yahudi’yi yok etmesi) karşı ilk yıllardaki kayıtsızlıklarından dolayı duydukları kolektif suçluluk duygusunu yatıştırmak için başka bir soykırıma zemin hazırladılar.
    Tarihte etnik temizlik ve soykırım yapan her devlet gibi, İsrail’deki Siyonistler de -kendilerinin “seçilmiş halk” olduğuna inananlar- Filistinlileri topraklarından sürüp öldürmeden önce onları insanlıktan çıkararak işe başladılar.”

    “Başbakan Menachem Begin Filistinlileri ‘iki ayaklı canavarlar’, Yitzhak Rabin ‘ezilebilecek’ ‘çekirgeler’ olarak adlandırdı ve Golda Meir ‘Filistinliler diye bir şey yoktur’ dedi. Faşizme karşı ünlü savaşçı Winston Churchill, ‘Yemlikteki köpeğin yemlik üzerinde nihai hakkı olduğunu kabul etmiyorum, orada çok uzun süre yatmış olsa bile’ demiş ve ardından ‘daha yüksek bir ırkın’ yemlik üzerinde nihai hakkı olduğunu ilan etmiştir. Bu iki ayaklı hayvanlar, çekirgeler, köpekler ve var olmayan insanlar öldürüldükten, etnik olarak temizlendikten ve gettolaştırıldıktan sonra yeni bir ülke doğdu. Bu ülke ‘topraksız insanlar için halksız bir toprak’ olarak kutlandı. Nükleer silahlı İsrail devleti, ABD ve Avrupa için askeri bir ileri karakol ve Ortadoğu’nun doğal zenginlik ve kaynaklarına açılan bir kapı görevi görecekti. Amaç ve hedeflerin hoş bir tesadüfü.”

    Yeni devlet, işlediği suçlar ne olursa olsun tereddütsüz ve fütursuzca desteklendi, silahlandırıldı, finanse edildi, şımartıldı ve alkışlandı. Varlıklı bir evde, vahşet üstüne vahşet işlerken ebeveynleri gururla gülümseyen korunaklı bir çocuk gibi büyüdü. Bugün soykırım işlemekle açıkça övünme özgürlüğüne sahip olmasına şaşmamalı. İsrail askerlerinin tüm ahlak anlayışlarını kaybetmiş görünmelerine şaşmamalı.”

    “İsrail’in yaptıklarını haklı çıkaracak ne olabilir? İsrail ve müttefiklerinin yanı sıra Batı medyasına göre cevap, Hamas’ın geçen yıl 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırıdır. İsrailli sivillerin öldürülmesi ve İsrailli rehinelerin alınması. Onlara göre tarih sadece bir yıl önce başladı. İşte konuşmamın bu bölümünde kendimi, ‘tarafsızlığımı’, entelektüel duruşumu korumak için ikircikli davranmam bekleniyor. Bu bölümde ahlaki eşdeğerliliğe düşmem ve Hamas’ı, Gazze’deki diğer militan grupları ve Lübnan’daki müttefikleri Hizbullah’ı sivilleri öldürdükleri ve insanları rehin aldıkları için kınamam gerekiyor. Ve Hamas’ın saldırısını kutlayan Gazze halkını kınamak. Bu yapıldıktan sonra her şey kolaylaşıyor, değil mi? Neyse. Herkes korkunç, ne yapabiliriz ki? Onun yerine alışverişe gidelim…”

    “Kınama oyununu oynamayı reddediyorum. Kendimi açıkça ifade edeyim. Ben ezilen insanlara baskıya nasıl direneceklerini ya da müttefiklerinin kim olması gerektiğini söylemiyorum.”

    “Olduğum gibi bir yazar, olduğum gibi bir gayrimüslim ve olduğum gibi bir kadın olarak Hamas, Hizbullah veya İran rejiminin yönetimi altında uzun süre hayatta kalmamın çok zor, belki de imkansız olacağının son derece farkındayım. Ancak buradaki mesele bu değil. Mesele, kendimizi bu örgütlerin tarihi ve hangi koşullar altında var oldukları konusunda eğitmektir. Mesele şu anda devam etmekte olan bir soykırıma karşı savaşıyor olmalarıdır. Önemli olan liberal, seküler bir savaş gücünün soykırımcı bir savaş makinesine karşı koyup koyamayacağını kendimize sormaktır.”

    “Hizbullah ve İran rejiminin kendi ülkelerinde, bazıları hapishanelerde çürüyen ya da çok daha kötü sonuçlarla karşı karşıya kalan muhalifleri olduğunun farkındayım. Bazı eylemlerinin – sivillerin öldürülmesi ve 7 Ekim’de Hamas tarafından rehin alınması – savaş suçu teşkil ettiğinin de farkındayım. Ancak, İsrail ve ABD’nin Gazze’de, Batı Şeria’da ve şimdi de Lübnan’da yaptıklarıyla bunlar arasında bir denklik kurulamaz. İsrail’in Filistin topraklarını işgali ve Filistin halkına boyun eğdirmesi, 7 Ekim şiddeti de dahil olmak üzere tüm şiddetin temelini oluşturmaktadır. Tarih 7 Ekim 2023’te başlamadı.”

    “İsrail bir meşru müdafaa savaşı vermiyor. Bir saldırı savaşı veriyor. Daha fazla toprak işgal etmek, Apartheid aygıtını güçlendirmek ve Filistin halkı ve bölge üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmak için bir savaş.”

    “İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana, öldürdüğü on binlerce insanın yanı sıra, Gazze nüfusunun büyük çoğunluğunu defalarca yerinden etti. Hastaneleri bombaladı. Doktorları, yardım görevlilerini ve gazetecileri kasıtlı olarak hedef aldı ve öldürdü. Bütün bir nüfus açlığa mahkum ediliyor, tarihleri silinmeye çalışılıyor. Tüm bunlar dünyanın en zengin, en güçlü hükümetleri tarafından hem maddi hem de manevi olarak destekleniyor. Ve onların medyası tarafından. (Burada İsrail’e silah ve binlerce işçi sağlayan ülkem Hindistan’ı da dahil ediyorum). Sadece geçtiğimiz yıl ABD İsrail’e 17.9 milyar dolar askeri yardımda bulunmuştur. Dolayısıyla, ABD’nin bir arabulucu, dizginleyici bir etki olduğu ya da Alexandria Ocasio-Cortez’in ifade ettiği gibi ‘ateşkes için yorulmadan çalıştığı’ yalanını bir kenara bırakalım. Soykırımın bir tarafı arabulucu olamaz.”

    “Yeryüzündeki tüm güç ve para, tüm silahlar ve propaganda artık Filistin’in yarasını gizleyemez. İsrail de dahil olmak üzere tüm dünyanın kanadığı yarayı. Anketler, hükümetleri İsrail soykırımına izin veren ülkelerdeki vatandaşların çoğunluğunun bunu kabul etmediğini açıkça ortaya koyduğunu gösteriyor. Kullanılmaktan, yalan söylenmesinden bıkmış genç bir Yahudi nesli de dahil olmak üzere yüz binlerce insanın yürüyüşlerini izledik. Alman polisinin İsrail ve Siyonizm’i protesto ettikleri için Yahudi vatandaşları tutuklayacağı ve onları antisemitizmle suçlayacağı günü göreceğimizi kim hayal edebilirdi? ABD hükümetinin, İsrail devletinin hizmetinde, Filistin yanlısı sloganları yasaklayarak temel ilkesi olan İfade Özgürlüğünü baltalayacağını kim düşünebilirdi? Batı demokrasilerinin sözde ahlaki mimarisi – birkaç onurlu istisna dışında – dünyanın geri kalanında acımasız bir alay konusu haline gelmiştir.”

    “Benjamin Netanyahu, Filistin’in silindiği ve İsrail’in nehirden denize kadar uzandığı bir Ortadoğu haritası gösterdiğinde, bir Yahudi vatanı hayalini gerçekleştirmek için çalışan bir vizyoner olarak alkışlanıyor. Ancak Filistinliler ve destekçileri ‘Nehirden denize, Filistin özgür olacak’ sloganını attıklarında, açıkça Yahudilerin soykırıma uğramasını istemekle suçlanıyorlar.”

    “Şu anda başlamış olan savaş korkunç olacak. Ama eninde sonunda İsrail Apartheid’ını ortadan kaldıracak. Tüm dünya – Yahudiler de dahil olmak üzere – herkes için çok daha güvenli ve çok daha adil olacaktır. Bu, yaralı kalbimizden bir ok çekmek gibi olacaktır. Eğer ABD hükümeti İsrail’den desteğini çekerse, savaş bugün durabilir. Çatışmalar şu anda sona erebilir. İsrailli rehineler serbest bırakılabilir, Filistinli mahkumlar serbest bırakılabilir. Hamas ve diğer Filistinli paydaşlarla kaçınılmaz olarak savaşı takip etmesi gereken müzakereler şimdi gerçekleşebilir ve milyonlarca insanın acı çekmesi önlenebilir. Çoğu insanın bunu naif ve gülünç bir öneri olarak görmesi ne kadar üzücü.”

    Hintli yazar ödülünü Abd el-Fattah ile paylaşmak istediğini söyledi: “Mısırlı yetkililerin geçen ay onu serbest bırakmak yerine iki yıl daha hapiste tutmayı tercih etmeleriyle aynı nedenden dolayı. Çünkü onun sesi tehlikeli olduğu kadar güzel de. Çünkü bugün karşı karşıya olduğumuz şeylere dair anlayışı bir hançerin ucu kadar keskin.”
    Mısır’ın eski diktatörü Hüsnü Mübarek’i deviren 2011 ayaklanmasının önde gelen isimlerinden biri olan Abd el-Fettah, Mısır’ın en önde gelen siyasi mahkumlarından biri ve son on yılın büyük bir bölümünü tutuklu olarak geçirdi. En son 2019 yılında tutuklandı ve Aralık 2021’de hüküm giydi. Mısırlı yetkililer, uluslararası hukuk normlarına ve Mısır’ın ceza hukukuna aykırı olarak, yargılama öncesi tutuklulukta geçirdiği iki yılı saymadıkları için, beş yıllık cezasının dolduğu 29 Eylül’de onu serbest bırakmayı reddetti.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Barış Anneleri ve 3 gazeteci gözaltına alındı

    Barış Anneleri ve 3 gazeteci gözaltına alındı


    HABER MERKEZİ – Silopiya’daki “Savaşa hayır barış hemen şimdi” eylemine saldıran askerler, 3 gazeteci ve çok sayıda Barış Annesini gözaltına aldı. 

     

    Barış Anneleri Meclisi üyeleri, Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesine bağlı Tilqebîn (Başverimli) Beldesi’nde “Savaşa hayır barış hemen şimdi” talebiye bir araya geldi. Amed, Wan, Êlîh, Mêrdîn, Colemêrg, Riha, Sêrt ve Mersin’den çok sayıda Barış Annesi eyleme katıldı. Askerler, annelerin eylemine saldırdı. 

     

    Askerler, eylemi takip eden Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Zeynep Durgut ve Mahmut Altıntaş, JINNEWS muhabiri Derya Ren ile çok sayıda Barış Annesi ile yurttaşı gözaltına aldı. Gözaltı alınanların darp edildiği öğrenildi. 

     

    Cizîr Belediye Eşbaşkanı Abdurrahim Durmuş ile çok sayıda DEM Partili yönetisici de gözaltına alınanlar arasında olduğu öğrenildi. 

     

     

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yine adrese teslim: Sinop Bakır Maden Sahası ihalesi de Cengiz Holding’e…

    Yine adrese teslim: Sinop Bakır Maden Sahası ihalesi de Cengiz Holding’e…


    Sinop’un Boyabat ilçesi Karaburun bölgesindeki 3.5 milyarlık maden ihalesi, şartnamesindeki ‘bakır zenginleştirme tesisleri’ şartını sağlayan tek firma olan Cengiz Holding’e verildi.

    “Adrese teslim ihale” denilerek tepki gösterilen ihale gerçekleştirildi ve Boyabat Bakır Maden Sahası, kamuoyunda ‘Beşli Çete’ diye anılan Cengiz Holding’e ait Eti Bakır A.Ş.’nin oldu.

    Maden Tetkik ve Arama’nın (MTA) rakamlarına göre bölgede 79 milyon 800 bin ton maden rezervi bulunuyor. Rezervde üretilebilir durumda 1 milyon 220 bin ton bakır, 177 bin ons altın, 279 bin ton da çinko var.

    Yine MTA’ya göre rezervin mali değeri 13.3 milyar dolar yani 456 milyar lira. İhalenin bedeli ise 3.5 milyar lira.

    CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla ihaleye tepki gösterdi. Yavuzyılmaz şöyle yazdı:

    “Adrese teslim ihale dediğimiz gibi sonuçlandı! Bir AK Parti tezgahıyla, bugün yapılan Sinop Boyabat Bakır Maden Sahası ihalesi Cengiz Holding’e ait Eti Bakır A.Ş.’ye verildi.

    İhale tutarı: 3,686 Milyar Lira

    Rezervin güncel değeri: 456 Milyar Lira

    Aradaki fark 123 kat. Bunun adı peşkeştir!

    İhaleye karşı yürütmeyi durdurma talepli iptal davamızı açtık. Mücadeleyi sürdürüyoruz.”

    Yavuzyılmaz ihale öncesi de, “Şartnamedeki ‘izabe tesisi’ şartını mevcutta sağlayan tek bir firma var. O da Türkiye’deki tek izabe tesisinin sahibi olan Cengiz Holding. Şartnameye göre, ihaleye tek firma katılsa bile, yani rekabet oluşmasa bile maden sahasının ihalesi bu firmaya verilecek. İhale bu şartlarla yapılırsa MTA’nın şirketin yıllık cirosundan alacağı pay yüzde 1. Oysa ihale rekabete açık hale getirilip, devlet payının açık artırması usulüyle yapılırsa devletin yıllık cirodan alacağı pay yüzde 25” diyerek tepki göstermişti.

    CENGİZ HOLDİNG İZABE TESİSİNİ ÖZELLEŞTİRMEYLE ALMIŞTI
    CHP’li Yavuzyılmaz, Cengiz Holding’in Türkiye’deki tek izabe tesisi olan (Bakır uç ürün üretim tesisi) Samsun’daki tesisi, 2004’te AKP marifetiyle 33 milyon dolar gibi cüzi bir tutarla devletten özelleştirmeyle devraldığını ve böylece sektörde doğal tekel olduğunu hatırlattı.

    ÖZGÜR ÖZEL’DEN SERT TEPKİ
    CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in TBMM’de, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamanın öne çıkan başlıkları ise şu şekilde:

    “Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Daron Acemoğlu’nu yürekten kutluyorum. Cumhurbaşkanı da aramış bunu da çok önemli buluyorum.

    AK Parti iktidarı önlem almadığı için ölümlü işçi kazalarında maalesef Türkiye birinci ülke. Amasra maden faciası bir katliamdır bugün yıldönümüdür. Sayın Erdoğan o zaman, biz kader planına inanmış insanlarız dedi. Sayıştay raporlarına baktığımızda, aklı ve vicdanı olan bir iktidarın bunu önleyebileceğini görüyoruz.”

    “AMASRA MADEN FACİASI BİR FELAKETTİR”
    Havalandırma vantilatörünün 53 kez ikaz ve yüzlerce kez alarm verdiği bir felakettir Amasra maden faciası. Bu mesleğin fıtratında bu var diyorlar ama Almanya’da yüz yıldır ölümlü kaza olmuyorsa, kader planında bu var, demek sorumluluğun üzerini örtmek demektir.

    “BU İKTİDARIN GİTMESİ DE BU ÜLKENİN KADER PLANINDA”
    Bu iktidarın gitmesi de bu ülkenin kader planında vardır. TTK, Meclis’te yaptığı sunuşta neredeyse sorumluluğu ölen madencilerin üzerine attı. Suçluları aklayan bir süreç hiçbirimize yabancı bir süreç değildir. Suçlular, cezalarını alana kadar Amasra davasını takip etmeye devam edeceğiz. Soma’da yakınlarını kaybedenler de bilsin çok geçmeden o davalar bir daha açılacak ve anaların yüreğine su serpilecek.

    Her-Nas’ın patronu hak yiyor ve bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dayandırıyor. O işçilerin kılına zarar gelirse bunun da sorumlusu Sayın Erdoğan’dır.

    “ADRESE TESLİM İHALE VAR”
    Adrese teslim bir ihale var. Öyle bir şartname yapmışlar ki ihale bakır madeni ihalesi. Sabah ihale yapıldı ve Cengiz Holding’e ait şirket ihaleyi aldılar. Sahada 80 milyon ton cevher var. 3.5 milyara ihaleyi almışlar cevherin değeri ise bunun 123 katı. Değeri 456 milyar TL. Tayyip bey bunu 3.5 milyar TL veren yandaşına veriyor.

    Serbest Görüş:

    AK Partililer, MHP’liler siz bu yüzden mi bunlara oy verdiniz. Bunu unutmayacağız. Biz bunun peşini bırakmayız, ihalenin iptali için gereğini yapacağız. Nasıl bir yapıymış da Cengiz Holding’e bu veriliyor. Bu hak değildir, vicdani değildir. Yapılan iş ne dine ne imana ne ahlaka sığar. Bu soygundur, soyan Cengiz Holding’dir, soyulansa hepimiziz.

    “CANLARIMIZI ÖLDÜRDÜLER, HEPİMİZİ MAHVETTİLER”
    Barınak yapmak için 2028’e kadar süre vermişlerdi son olarak. Gebze’de, Ümraniye’de canlarımızı öldürdüler hepimizi mahvettiler. Biz bu katliam yasasını uygulamadık, uygulamayacağız, asla da uygulatmayacağız. Ama kendi belediyeleri örtülü mesajı alanlar canlara kıyıyor. Bizim belediye başkanlarımız da vekillerimizde canlarımıza kıymayacağımızı söyledik.

    Derhal bu kanun değişmelidir. Grup başkanvekillerimiz bu konuyu Meclis’e dile getirip çağrıda bulunacaklar. Ama bir çağrımda Anayasa Mahkemesi’nin üyelerine. Biz Yüce Mahkeme’ye bunu taşıdık ve bir an önce iptal etmelidir. Bir an önce AYM bu yasanın düzeltilmesini sağlamalıdır.

    “KAPALI OTURUMA ERDOĞAN GELMEDİ”
    3 hafta önce Sayın Şimşek ekonominin iyiye gittiğini yeni vergiler getirmediklerini söylemişti. Ama Meclis’e AK Parti grubu 12 maddelik bir teklif getirdi. 1 Ekim’de Sayın Erdoğan, TBMM’nin açılışında yaptığı konuşmada, İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye’dir dedi. Buna anlam veremedik. Bu işte bir bit yeniği var dedik. Yönetimdeki beceriksizliğini örtmek için İsrail’i ortaya atıyor dedik. Dışişleri Bakanı gizemli laflar edecekti. Milli Savunma Bakanı, kahraman ordumuza rağmen bir şey diyemeyecekti düşüncesiyle, kapalı oturum istedik.

    Kendisi gelmedi, iki bakanını gönderdi. Kapalı oturumda konuşulanı 10 yıl söyleyemezsiniz ama söylenmeyecek bir bilgiyi Meclis’e verse kimse söylemez. Kapalı oturumda sizin bilmediğiniz 1 tek kelime söyleyemediler. İsrail’in Türkiye’ye saldıracağının kanıtını ortaya koyamadılar. Sayın Bahçeli siz de oradaydınız. Çıkın söyleyin ben bakanları dinledim ve İsrail’in Türkiye’ye saldıracağına ikna oldum, deyin. Meğerse ipteki cambaza bak deyip vatandaşın cebine el atacaklarmış.

    “22 YIL ÖNCE DEPREM NEDENİYLE ALINAN VERGİLERE İTİRAZ ETMİŞLERDİ”
    Kredi kartından, kol saatine, motordan drona kadar her şeyden para toplamak istediler. Akşam tv’de konuşmasının nedeni hepimizden para almakmış. 22 yıl önce deprem nedeniyle alınan vergilere itiraz ederek kendileri iktidara gelmişlerdi. Vergi, kazanandan alınır. Türkiye’nin en büyük kâr elde eden bankalarından değil, kredi kartı borcuyla ayakta durmaya çalışan vatandaştan para almaya çalışıyor.

    “DELİ DUMRUL’A SESLENİYORUM”
    Deli Dumrul’a sesleniyorum. Bu parayı alamazsın, onu o taslaktan öyle ya da böyle çıkaracaksın. O kredi kartıyla çocuğuna ilaç alan, bebek bezi alan, alışveriş yapan, doğalgaz parası ödeyen garibanın yakasından düşeceksin.

    Kara Harp Okulu’nun mezuniyet töreninde teğmenlerimizin Atatürk’e bağlılığını gösteren teğmenlerimize soruşturma açmışlardı dikkatle takip ediyoruz. Oradaki subayları sorumlu tutup 30-40 tanesini farklı yerlere tayin etmişler. O subaylar 15 Temmuz’da mücadele etmiş ve ülkesine hizmet etmiş. Bu haksızlıktır, esas mesele Sayın Erdoğan hiç rahatsız olacak bir şey yok, ne demiş teğmenler, Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Kimin olacak?

    O teğmenler Mustafa Kemal’in tarafında, fesli deli Kadir’in dirisine sen gittin ölüsüne 5 bakan gönderdin. Biz Mustafa Kemal’in tarafıyız, fesli deli Kadir, ‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyordu. Bu teğmenler cezalandırılırsa sen de tarafını göstereceksin. Bu millet genç teğmenlerin yanında, devleti de teğmenlerin karşısına dikenlerden ilk seçimde hesap soracak.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bir Kadın Cinayeti Daha! ‘Huzurum’ Dediği Sevgilisi Katili Oldu

    Bir Kadın Cinayeti Daha! ‘Huzurum’ Dediği Sevgilisi Katili Oldu


    Olay, 14 Ekim günü Çukurova ilçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda meydana geldi. Oto lastik ticareti yapan Emre Naynal, evli olmasına rağmen birlikte yaşadığı sevgilisi Ayşegül Sefer ile otomobille Seyhan Baraj Gölü kıyısına gitti. Naynal, burada tabancayla Ayşegül Sefer’i başından vurup, aynı silahla intihar etti. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi.

    Polisin kıyıda yaptığı araştırmada, lüks otomobilde Naynal ile Sefer’in cansız bedenini buldu. Bu sırada çiftin cep telefonlarının sürekli çaldığı görüldü. Adana Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsilerinin ardından yakınları tarafından teslim alınan çiftin cenazeleri, toprağa verildi.

    Bir Kadın Cinayeti Daha! 'Huzurum' Dediği Sevgilisi Katili Oldu - Resim : 2

    ‘SIRTIMI DAYADIĞIM DAĞIM’

    Ayşegül Sefer’in, katili Emre Naynal ile fotoğraflarını ‘Huzurum’ ve ‘Sırtımı dayadığım dağım’ notuyla sosyal medya hesabında paylaştığı ortaya çıktı. Soruşturmayı yürüten Cinayet Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki güvenlik kamerası görüntülerinden, Naynal ile Sefer’in saat 05.00 sıralarında olay yerine geldiklerini, cesetlerin bulunduğu saate kadar da başka kimsenin bölgeye gitmediğini saptadı. Öte yandan çiftin, 2 yaşında ikiz çocuklarının olduğu belirtildi.

    Bir Kadın Cinayeti Daha! 'Huzurum' Dediği Sevgilisi Katili Oldu - Resim : 3

    Polisin, bilgilerine başvurduğu yakınlarının, çiftin arasında herhangi bir sorun olmadığını ifade ettiği bildirildi. Olayın nedeninin belirlenmesi için polisin soruşturması sürüyor.

    Kaynak: DHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Arjantinli Yıldız Lionel Messi Bir Rekoru Daha Kırdı

    Arjantinli Yıldız Lionel Messi Bir Rekoru Daha Kırdı


    Güney Amerika Dünya Kupası Elemeleri’nde Arjantin, Bolivya’yı 6-0’lık skorla mağlup ettiği karşılaşma dünyanın en iyi futbolcusu olarak görülen Lionel Messi bir rekora daha imza attı. Karşılaşmada 3 gol 2 asiste imza atan yıldız oyuncu, maça damga vuran isim oldu.

    Güney Amerika Dünya Kupası Elemeleri’nde Arjantin, Bolivya ile karşı karşıya geldi. Arjantin’in golleri 19, 84 ve 86’da Lionel Messi, 43’te Lautaro Martinez, 45’te Julian Alvarez ve 70. dakikada Thiago Almada’dan geldi. Tangocular grupta puanını 22’ye yükseltti. Bolivya ise 12 puanda kaldı.

    Karşılaşmada hat-trick yapan Lionel Messi, uluslararası maçlarda bu başarıyı en fazla (10) gösteren oyuncu oldu.

    Arjantinli Yıldız Lionel Messi Bir Rekoru Daha Kırdı - Resim : 2

    ‘ÇOCUK GİBİ HİSSEDİYORUM’

    Karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulunan 37 yaşındaki Messi, geleceğine ilişkin, “Geleceğimle ilgili herhangi bir tarih belirlemedim sadece tüm bunların tadını çıkartmak istiyorum. Burada olmak ve insanların sevgisini, desteğini hissetmek beni her zamankinden daha çok etkiliyor çünkü bunların son maçlarım olabileceğini biliyorum. Bunlar beni motive ediyor. Bulunduğum yerde olmanın tadını çıkartıyorum. Yaşıma rağmen burada kendimi çocuk gibi hissediyorum çünkü bu takımda çok rahatım” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TFF başkanı, eski yönetimi yolsuzluk ve usulsüzlükle suçladı

    TFF başkanı, eski yönetimi yolsuzluk ve usulsüzlükle suçladı


    Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, eski yönetimi yolsuzluk ve usulsüzlükle suçladı.

    TFF, Mehmet Büyükekşi’nin başkanlığı dönemindeki 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’na (Euro 2024) Almanya’ya bir uçakta toplam 197 görevli ve misafir götürüldüğünü duyurmuştu.

    Ekol TV’de Candaş Tolga Işık’ın ‘Az Önce Konuştum’ programına katılan Hacıosmanoğlu TFF’nin misafir ağırlanmasıyla ilgili “4 milyon 681 bin Euro misafir ağırlanmasına harcanmış. Bazı arkadaşlar şampiyona bittikten sonra hala iki, üç gün lüks otellerde kalmış ve ekstra 70 bin avro masraf çıkmış. Şampiyona bitmiş hala niye orada kalıyorsunuz” dedi.

    NTVSpor‘un aktardığına göre Hacıosmanoğlu suç duyurusunda bulunacaklarını belirterek şöyle konuştu:

    “5 milyon lira artıda görünen TFF’nin mali bilançosu 272 milyon TL ekside görünüyor. Serbest denetim raporuyla bu düzeltilecek ve ondan sonra suç duyurusunda bulunacağız gerekli makamlara.

    Genel kurul üyelerine yapılan saygısızlık adına bu suç duyurusunda bulunacağız.

    Tabloda kalem oynaması yapmışlar, rapor ortaya çıktığı zaman detayları siz de duyarsınız.“

    Hacıosmanoğlu, TFF’nin Puma markasıyla top sponsorluğu ücretinin başka bir kulübe gönderilmesinin istendiğini belirterek şunları söyledi:

    ”Bizim Puma ile top sponsorluğumuz var. Belli bir rakamda top var ve ekstra 200 bin euro veriyorlar. Rakam konusunda anlaşıyorlar. Üç senelik sözleşme yapıyorlar ve bir sefere mahsus 200 bin euro alıyorlar. Bu parayı bir kulübe gönderilmesi isteniyor.

    Ben bunu yapamam, benim sözleşmem TFF’yle diyorlar. Biz şimdi başka bir markayla anlaşma yapıyoruz. Topların yanı sıra 550 bin euro alacağız ve üç sene boyunca her sene alacağız.

    11’inci ayda Kayseri’de milli maçımız var. Kulüp başkanlarını davet edeceğiz, ağırlayacağız ama TFF’ye yansıtmadan yönetim kurulu olarak kendimiz ödeyeceğiz.

    Avrupa Şampiyonası’nda 16 milyon avro para kazanılmış, 4 milyon avrosu misafir ağırlamaya harcanmış. O parayı futbolculara prim olarak dağıtsalardı da Hollanda’yı yenseydik.”

    Hacıosmanoğlu, TFF yönetim kurulu üyesi Cengiz Gökay’ın Euro 2024’te başından geçen bir olayı da şöyle anlattı:

    “Cengiz Gökay Avrupa Şampiyonası’na katılıyor, kendi bilet parasını ödemek istiyor.

    Federasyon bir IBAN iletiyor. Sonra parayı attığı IBAN’ı kontrol ettiriyor, öyle bir IBAN yok.

    İlettikleri IBAN Kırklareli’de bir berberin IBAN’ıymış.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’dan bir ‘İsrail’ çıkışı daha: “Yaklaşan tehlikeyi görüyor, her türlü tedbiri alıyoruz”

    Erdoğan’dan bir ‘İsrail’ çıkışı daha: “Yaklaşan tehlikeyi görüyor, her türlü tedbiri alıyoruz”


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Konferans Salonu’nda, Dış İlişkiler Başkanlığı ve İnsan Hakları Başkanlıkları tarafından düzenlenen Filistin’in Geleceği Konferansı’nda konuştu. Erdoğan, “Giderek şımaran, giderek azgınlaşan İsrail’in durdurulmadığı takdirde yayılmacılığının nereye uzanacağını tahmin ediyoruz. Ülkemizde yaklaşan tehlikeyi göremeyen şahsiyetler varsa da biz riski görüyor, her türlü tedbiri alıyoruz.” dedi.

    Tayyip Erdoğan, Netanyahu’nun kabine üyelerinin asıl gayelerinin nere olduğunu, gözlerini nereye diktiklerini, yaptıkları her yeni açıklama ile deşifre ettiklerini’ iddia etti. Erdoğan, şunları söyledi:

    • Geçen yıl 7 Ekim’de İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları Filistin meselesini tekrar insanlığın gündemine taşıdı. Gazze’de çoğu çocuk ve kadın yaklaşık 50 bin masumun hayatına mal olan katliamlar Filistin halkına yönelik zulmü bir kez daha tüm dünyanın gündemine getirdi.
    • İnsanı insanlığından utandıran nice sahne gözlerimizin önünde yaşandı. Canlı yayında gazeteciler kurşunlandı. Camiler, okullar, kiliseler vuruldu. Siviller üzerine bombalar yağdırıldı. Siyasetçiler, doktorlar, insani yardım gönüllüleri katledildi.
    • 360 kilometrekarelik daracık alana sıkıştırdıkları 2 milyon insana her türlü zulmü reva gördüler. Her ne kadar dünya İsrail vahşetine 7 Ekim’den sonra gözlerini açmış olsa da Filistin halkı bu zulmü on yıllardır yaşıyor. İsrail’in işgal, yıkım ve infaz politikası tam 76 yıldır aralıksız devam ediyor.
    • İsrail, Filistin topraklarının yüzde 85’ini işgal etmiş durumdadır. İsrail, milyonlarca Filistinliyi göçe zorlamıştır. Sadece Nekbe’de sürgün edilen Filistinli sayısı 1 milyona yaklaşıyor. Bugün dünya genelinde evlerine dönmeyi hasretle bekleyen, hatta zorla çıkarıldıkları evlerinin anahtarını saklayan 6 milyonu aşkın Filistinli mülteci bulunuyor. İllegal yerleşimcilerin sayısı, gasp ettikleri Filistin toprağı her yıl katlanarak büyüyor. Milyonlarca Filistinli ayrım duvarı nedeniyle birçok bölgeye gidemiyor.
    • İsrail’in ırkçı-faşizan politikalarının mağduru sadece Filistin halkı değildir. Afrika kökenli Museviler de Apertheid uygulamaları ile karşılaştı. Bugün BM üyesi olup da resmi sınırları netleşmemiş tek devlet, adı devlet, İsrail’dir.
    • İsrailli yöneticiler Gazze soykırımıyla birlikte yeni haritalar paylaşmayı sürdürdüler. Biz bu haritaları göstermeye devam edeceğiz. Gazze’yi işgalle yetinmeyeceklerini, Lübnan’a saldırarak gösterdiler. Netanyahu’nun kabine üyeleri asıl gayelerinin nere olduğunu, gözlerini nereye diktiklerini, yaptıkları her yeni açıklama ile deşifre ediyor.
    • Giderek şımaran, giderek azgınlaşan İsrail, durdurulmadığı takdirde yayılmacılığın nereye uzanacağını tahmin ediyoruz. Ülkemizde yaklaşan tehlikeyi göremeyen şahsiyetler varsa da biz riski görüyor, her türlü tedbiri alıyoruz.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    ÖNCEKİ YAZI18 gündür aranıyordu; Rojin Kabaiş’in cansız bedeni bulunduSONRAKİ YAZITBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’den ‘çözüm süreci’ açıklaması: “Kuyu derin, ip kısa!”

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***