DEM Parti’nin başlattığı ‘Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe’ kampanyasında Sêrt’te konuşan bir kadın, ‘Türkiye bir tarım ülkesi. 4 mevsimi yaşayan bir ülkede yaşıyoruz. Ben Tarsusluyum. Çukurova bölgesini az çok arkadaşlar bilirler. Gerçekten elinizden tohum düşse yeşerecek bir o kadar bereketli bir topraktır ki ama maalesef orası da rantın kurbanı olmuş’ diyerek, yaşananlara tepkisi gösterdi
DEM Parti, 2027 bütçe görüşmeleri öncesinde 24 Ekim’de “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında yoksulluk ve geçinememe sorunlarına dikkat çekildi; asgari ücret ile emekli maaşları, vergide adaletsizlik eylemleri yapılıyor.
DEM Parti’nin başlattığı “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” kampanyası kapsamında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Sêrt’in Kurtalan ilçesinde yaptığı ziyarette, yurttaşlar yaşadıkların anlattı. Kampanya kapsamında düzenlenen buluşmada bir kadın yurttaş, söz alarak yaşadıklarını paylaştı.
Bakırhan da paylaştı
Tuncer Bakırhan, söz alıp yaşananları değerlendiren videoyu sanal medya X hebası şu sözlerle paylaştı: Dün başlattığımız Ekmek, Barış ve Adalet kampanyamızın Kurtalan’daki açılışında konuşan bir kadın arkadaşımızın birkaç dakikalık sözleri, bu ülkede milyonların neden ekmek, aş ve adalet istediğini anlatmaya yetti. Zaman ayırıp dinlemenizi isterim.”
Tuncer Bakırhan’ın sanal medya hesabında yaptığı paylaşımı birçok kez alıntılayarak, paylaştı.
Buluşmada söz alarak konuşan kadın şunları anlattı:
“Ya öncelikle bir hepimiz biliyoruz ki Türkiye bir tarım ülkesi. 4 mevsimi yaşayan bir ülkede yaşıyoruz. Kendimizi çok şanslı görsek de maalesef bu ülkenin nimetlerinden istemeyerek yararlanamıyoruz. İstesek de yararlanamıyoruz.
Elinizden tohum düşse yeşerecek
Ben Tarsusluyum. Çukurova bölgesini az çok arkadaşlar bilirler. Gerçekten elinizden tohum düşse yeşerecek bir o kadar bereketli bir topraktır ki ama maalesef orası da rantın kurbanı olmuş. Bir kilo altın çıkacak diye ya da bir iş merkezi olacak yok ediliyor.
Böyle bereketli topraklar var. Hani insan bu kadar haksızlığı kendi vatanına nasıl yapar? Yani korkunç bir şey. Yıllar önce ben daha çocukken bir tane mühendis gelmişti. ‘Bana sadece Çukurova’yı verin, ben dünyayı doyururum’ dedi.
Bizler çiftçilik yapmaya çalışıyoruz, yapamıyoruz
Bizler çiftçilik yapmaya çalışıyoruz, yapamıyoruz. Buğday ekmeye çalışıyoruz, buğday zamanı geldi. Mazot pahalı olduğu için biz buğdayımızı ekemiyoruz. İnanın bir tane ineğim vardı, yem alamadığım için kesime gönderdim. Bir tane ineğe bakamıyoruz. Yem çok pahalı. Samanı kendi üretmemize rağmen samanı da bıraktık. Ne saman alabiliyoruz, ne mazottan dolayı ekim yapabiliyoruz, hazır yem alamıyoruz.
Bu ülkenin halkı tembel değil
Yani kendi sütümüzü yoğurdumuzu yapan, kendi peynirimizi yapan insanlarız. Kendi sebzemizi yetiştiren insanlarız ama mazottan dolayı biz bunu yapamıyoruz. Yani bu ülkenin halkı tembel değil ama elinden başka bir şey gelmiyor.
15 günlük bir İŞKUR programı veriyorlar. 1 aylık, 15 gün gidiyor herkes, bölüşüyorlar onu. Ee hadi 14-15.000 liraya talim et. Bu ülkenin çocukları aç, aç! Herkes duysun. Bazıları bu ülkenin kaymağını yerken bu ülkenin halkı aç! Çocuklarımızın tırnakları kırılıyor. Tırnakları, saçları dökülüyor. Hepsi endokrine bir sıra bulamıyoruz. Kendi çocuğum da aynı şekilde.
Eşim kanser hastası
Benim eşim kanser hastası. Bir yevmiye gidiyor. Biz evde 6 kişiyiz. Kendi buğdayımızı ekelim diyoruz, ekemiyoruz. İneğimize bakalım diyoruz, ona da bakamıyoruz. Yani bir çocuk yoksulluğu var. Bir kadın yoksulluğu zaten var. E erkeklere de üzülüyoruz gerçekten. Yani bir evi geçindirmek, bir aileye bakmak yani onların da yükü çok ağır.
Tırlarca parayı ne yapacaksınız?
Ama yani bunun sorumlusu kim? Bu kaymağı yiyenler biraz da halka da verselerdi. Tırlarca parayı ne yapacaksınız? Ne zaman bitireceksiniz? Hiç mi Allah korkusu yok? Hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz? Nereye götüreceksiniz bu paraları? Ben çok merak ediyorum. İnsan bir düşünür. Yani nerede bu kadar parayı nasıl yiyeceksiniz? 150 yıl mı yaşayacaksınız? Siz Nuh Nebi misiniz ki 950 yıl ömür yapasınız?
Üç tarafı denizlerle kaplı bir ülkede yaşıyoruz ama balığa hasretiz. Gerçekten balığa hasretiz. Omega-3 sadece balıkta var. Bizi kandırmasınlar. Yok mercimekte varmış, yok şurada varmış, burada varmış. Siz yiyin kardeşim o zaman mercimeği fasulyeyi.”
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































