Milyarlık servet transferi iddiaları ve peşinden gelen istifa kararına rağmen eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkındaki adli sessizlik sürüyor. Fon vurgunu soruşturmasının üzerinden günler geçmesine rağmen, skandalın tam merkezinde yer alan Kaya çiftinin ‘şüpheli’ sıfatıyla dahi henüz ifadesi alınmıyor. Fatma Betül Sayan ya da eşi milletvekili değil; dokunulmazlık zırhları da yok ancak yargı her iki isimle ilgili işlem yapmamak için direniyor…
Fon soruşturması 5’inci dalga operasyonla 217 şüpheliye kadar genişledi. 58 kişi tutuklandı, çok sayıda şirket yöneticisi ve piyasa aktörü hakkında gözaltı, adli kontrol ve malvarlığı tedbiri kararları verildi. Ancak soruşturmanın en fazla tartışılan siyasi başlıklarından biri olan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkında henüz ifade alma işlemi yapılmış değil. Yargı ve idare bu konuda ciddi manada ayak sürüyor!
Kaya çifti milletvekili değil ve milletvekili dokunulmazlıkları bulunmuyor. Bu nedenle soruşturmanın geldiği aşamada temel soru giderek daha görünür hale geliyor: Kaya çiftinin Özata Denizcilik işlemleri kamuoyuna yansımışken, neden henüz şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmadı? Kaya çifti bu işlemleri yalnız yapamayacağına göre ‘tüyoyu’ kimden aldılar? Bu organize soygunun arkasında kimler ve nasıl bir yapılanma var?
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) manipülatif işlemler gerekçesiyle savcılığa sunduğu 37 kişilik resmi suç duyurusu listesinde de Kaya çiftinin ismi yer almamıştı. Bu durum, “Ayrıcalıklı sanıklar için idari koruma kalkanı mı devrede?” sorusunu akıllara getiriyor.
Parayı iade etti mi, etmedi mi?
Ayrıca önceki gün ekonomim gazetesinde yer alan, elde ettikleri öne sürülen 2,2 milyar liralık kazancı Hazineye iade ettiklerine dair iddialar da gazeteciler tarafından yalanlanıyor; nitekim bu konuda resmi bir doğrulama hiçbir zaman yapılmıyor. Yani kamuoyu çok basit bir sorunun cevabını bile bulamıyor; “Fatma Betül Kaya ve eşi yaptıkları vurgunla aldıkları parayı iade ettiler mi, etmediler mi?” gibi basit bir sorunun bile cevabı yok!
Bu konuda en son bilgi şu; gazeteci İsmail Saymaz, Sözcü TV’de İsmail Küçükkaya’nın programında, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın fon parasını ödemediğini kaydetti. Adalet Bakanlığı kaynaklarına da konuyu sorduğunu belirten İsmail Saymaz, “Ödenmediğini söylediler. Dediler ki biz mal varlığına tedbir koyduk.” ifadelerini aktardı. Gazeteci Nagehan Alçı da Fatma Betül Sayan Kaya’nın parayı iade ettiğine yönelik iddiaların yalanlandığını açıklamıştı. Alçı, “Güvendiğim bir iki kaynaktan bu haberin doğru olmadığı söylendi!” demişti.
Kamuoyu günlerdir şu soruların cevabını bekliyor…
- Özata Denizcilik (ÖZATD) hisselerinde yaşanan sarsıcı değer artışının tam kalbinde yer alan, 163 milyon TL’lik yatırımı doğrudan Tera Portföy fonlarına (yani küçük yatırımcının parasına) satarak 5 ayda 2,17 milyar TL nakit çektiği tescillenen bir ismin neden hala şüpheli sıfatıyla bile ifadesi alınmıyor?
- Çiftin bu meblağı tek başına, sıradan bir serbest piyasa öngörüsüyle kazanmadığı, arkada organize bir bilgi sızıntısı (insider trading) olduğu açık… Kilitlenme yaşanmadan hemen önce zirveden kaçmalarını sağlayan tüyoyu veren o “diğer odakların” kaçmayacağının veya delilleri karartmayacağının yasal garantisini kim veriyor?
- Adalet Bakanı Akın Gürlek, 42 gerçek kişinin mal varlığının dondurulduğunu açıklarken ve savcılık Kaya ailesinin hesaplarına ihtiyati tedbir talep ederken; bu isimlerin adliyeye dahi çağrılmaması, 455 bin mağdur yatırımcının hakkını korumakla yükümlü yargı bağımsızlığı ilkeleriyle nasıl bağdaşıyor?
- Hadi gözaltı gibi sert adli kolluk tedbirlerini geçtik; kamusal vicdanı ve adalete olan inancı korumak adına neden en azından bir resmi ifade tutanağı dahi düzenlenmiyor?
- Aynı vurgunu muhalif kanattan bir isim yapsaydı, yargının tavrı aynı mı olurdu?
Servet aktarımının en somut delili ortada dururken yürütülen bu idari çekingenlik, fon skandalının idari zafiyetini her geçen gün daha da derinleştiriyor.
Tedbir kararı jet hızıyla kaldırılıyor!
Sorun sadece Fatma Betül Sayan ve eşine uygulanan ayrıcalık da değil…
Soruşturma kapsamında dün AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın da mal varlığına tedbir konulmuştu. Ancak ne hikmetse bu karardan hemen sonra bir el devreye girdi ve Mustafa Yazıcı dahil 5 kişi hakkındaki mali tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı.
Savcılığın ve SPK’nın yürüttüğü bu seçici adli yaklaşım, toplumda “yukarıdakilerin korunduğu, faturanın ise en alttaki küçük tasarruf sahibine kesileceği” inancını güçlendiriyor. İfadelerin bile alınmadığı, alınan tedbirlerinin muhtemelen talimatla kaldırıldığı bir süreçten objektif ve adil bir sonuç beklemek rasyonel bir yaklaşım mı? Yani idarenin ve yargının ‘seçici’ davrandığı bir soruşturmadan adalet çıkar mı?
Kısacası; yargı piyonları ve aracı kurum yöneticilerini kelepçeleyerek kamuoyuna “operasyon yapılıyor” mesajı veriyor. Ancak asıl servet transferini gerçekleştiren siyasi imtiyaz sahiplerine dokunulmuyor! En azından şu ana kadar dokunulamadı!
Bu durum da fon krizini adli bir borsa soruşturması olmaktan çıkarıp, hukukun siyasi bir kalkan olarak kullanıldığı tam bir güç savaşına dönüştürüyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































