NECİP F. BAHADIR | YORUM
Yargı hedef şaşırdı… Fatma Betül Sayan’a gideceğine Mersin’e gitti. CHP’li Belediye Başkanı Vahap Seçer’i yaklaşık 50 kişiyle birlikte gözaltına aldı. AKP, Sayan’a dokunmayacak mı? En azından ifadesini almayacak mı? Adalet Bakanı Gürlek’in sabah sabah, “Haksız kazancın sonuna kadar izi sürülecek!” mesajını okudum. O ayak iz Sayan ailesinin evine kadar gitmiyor mu? Erdoğan da “Gittiği yere kadar…” demişti.
Bu soru sadece sokaktaki vatandaşın değil, AKP mahallesinde de sorulmakta. Belki de ilk kez AKP medyası gözünü kararttı ve ‘kelle istemekte…’ Fatma Betül Sayan ve eşi ‘suçüstü’ yakalandılar.
Savunulacak tarafı yok. Erdoğan da sahip çıkmadı. 17-25 Aralık’ta olduğu gibi, “Bize darbe…!” demedi. Sayan’ın siyasete ve AKP’ye darbesi daha ağır… Sayan’ın partideki görevlerinden ayrılmış olmasının pek anlamı yok. Sonuçta kendisini ve partisini ilgilendirir.
Kamu zararı nasıl telafi edilecek ve yapanın yanına nasıl kar kalmayacak?
Sayan eşiyle birlikte 4 ayda haksız yere kazandığı ‘2 milyarı’ iade etti mi? Herkes bir gazetenin haberini referans aldı. Doğru muydu? Sayan’dan ‘çıt’ yok. Maliye Bakanlığı veya devletin ilgili kurumları da ne ‘teyit’ etti ne de yalanladı. Fatma Betül Sayan söz konusu olğunda Ankara’daki derin bir sessizlik dikkat çekici…
Sayan’ın niye konuşmadığını anlamak zor. Ortalık yıkılıyor… Günlerdir ekranlarda ve manşetlerde o var. Tek söyleyebildiği hacca fonunun uçağıyla değil, THY’nin tarifeli uçuşuyla gittiği… Gerçi o tezi de çöktü ya… Tarihler arasında ‘uyumsuzluk’ kendisini ele verdi.
Fon vurgunuyla ilgili söyleyecek bir şeyi yok mu Allah aşkına? “Yanlış yaptım, dostlarımı üzdüm, özür dilerim!” diyebilir. Normal bir insanın bu kadar iddiaya sessiz kalması anlaşılabilir bir şey değil. Acaba diyorum konuşması istenmedi mi? “Sus!” talimatı mı aldı? Sükut etmesi her iddiayı kabullenmenin diğer adı.
Bir gazeteci, “Yakında konuşacak!” demiş. Fon işine kendisini kimin çektiğini anlatacakmış. Ah keşke… Tüm gerçeği olduğu gibi çıkıp anlatsa… Doğruyu söylesin gerekirse gökyüzü delinsin… Tabii bu ‘birilerini yakarım’ demek. Kim tek başına yanmak ister ki… Varsa ‘suç ortaklarını’ dile getirir. Yargının uzaktan izlemesi sükutunun şartlarından mı?
Ankara konuşmasını istemez. Sıradan biri değil o çünkü. Partinin vitrinindeki isim… AKP’nin ‘altın kızı…’
Ya kendisi ya da ilgili kurumlar en azından ‘2 milyar’ parayı iade edip etmediğini açıklasa… Sayan’ın ağzı mühürlendi, bakanlığa veya kurumlara ne oluyor? Onlar neden sessiz? Birkaç gündür tüm yorum ve analizler ‘iade ettiği’ üzerine seslendirildi. Tabii bu memlekette ‘gazeteciliğin’ de bittiğinin ilanı… Neredeyse hiçbir gazeteci iddianın doğruluğunu sorgulamadı. Olduğu gibi kabullendi. Eski Türkiye’de böyle olmazdı.
Fon AKP’yi fena vurdu. Tavan da taban da şaşkınlık içinde. Parti baştan aşağı ‘panik atak’ yaşıyor sanki. Erdoğan belki de ilk kez süreci yönetmekte aciz kaldı. Çığ öylesine büyük ki… Belki elinden gelen bir şey yok. Partisi suçüstü yakalanmış, ne yapsın… Evet, çığ devasa boyutta, dağ gibi ama en azından önüne almak için bir çaba harcayabilirdi. Ben uzaktan bir panik, bir şaşkınlık ve bir telaş seziyorum. Erdoğan fena halde aciz görüntü içinde…
Mustafa Yazıcı’ya uzanan soruşturma…
Gece yarısı bir haber düştü… Bomba gibi patladı. Savcılık mal varlığı dondurulan isimleri duyurdu. 40 küsur kişi… Ve aralarında ‘Mustafa Yazıcı’ diye bir isim gözden kaçmadı, dikkat çekti. Ve anında deşifre aldı. Erdoğan’ın en yakın kurmaylarından Hayati Yazıcı’nın oğlu… Yazıcı AKP’nin kuruluşundan beri yanında… Hem avukatı, hem de siyaset arkadaşı… İlişkileri defalarca sınandı. Ve bugüne kadar geldi. Kısa süre önce Mustafa Yazıcı ‘banka kurma’ lisansı aldı. Yetenekli ve becerikli biri olabilir. Fakat babasının gölgesinin de düşmemesi mümkün değil.
Sayan kadar büyük bombaydı bu… Musafa Yazıcı’nın ifadeye çağrıldığı da ortaya çıktı. Fon skandalının içinde… Ne kadar para koydu, kazancı ne oldu? Bilmiyoruz. Yakında çıkar ortaya… İfade sonrası yargı sadece ‘yurtdışı yasağı’ yönünde adli tedbir uyguladı ve Yazıcı geldiği gibi Çağlayan Adliyesi’nden ayrıldı. ‘Mal varlığını dondurma’ ise ilerleyen saatlerde gerçekleşti. Ve skandalın ucu Hayati Yazıcı’ya dayandı.
Bir savcı tek başına böyle bir karar alabilir mi? Karşısında Hayati Yazıcı gibi AKP’nin dev ismi var. ‘Yürek yemiş olması’ lazım, ki AKP Türkiyesi’nde bu mümkün değil. Parti her yere tek hakim… AKP mi devlet partisi oldu, devlet mi AKP oldu? Her ikisi de galiba… Siyasi tarih bu dönemi ‘parti devleti’ diye yazacak. Özellikle yargıda bir ‘kontrol dışı’ hamle veya bir ‘kaçak’ olacağı kanaatinde değilim. Savcı pimini çekti ve attı. Bomba büyük gürültüyle patladı. Sosyal medya yıkıldı.
AKP artık iflah olmaz!
Kısa süre sonra kara revize edildi. O ‘yarım saat’ yetti. Hayati Yazıcı oğluyla birlikte kendisini fon vurgununun ortasında buldu. Ufak sıyrıklarla falan atlatmış değil, ‘ölümcül yara’ aldı. Artık bir daha iflah etmez. Savcılık yeniden değerlendirme yaptı ve Mustafa Yazıcı’nın da aralarında bulunduğu 5 kişinin mal varlığını dondurma kararını kaldırdı.
O dakikalar sürene zaman diliminde neler yaşandı? Hayati Yazıcı ne tür restler çekti? Eşi Selma Hanım nasıl kıyameti kopardı? Keşke kulis haberciliği ölmeseydi. Belki biraz detay öğrenebilirdik.
Selma Yazıcı’nın sakin biri olmadığını AKP’de herkes bilir. Hayati Yazıcı kabine dışı kaldığında tepkisini ve öfkesini sosyal medyadan paylaşmıştı…”Bazılarının vazgeçilmezliğinin sırrı ne!!!” diye sormuş ve “Kabine hayırlı olsun diyemeyeceğim!” diye yazmıştı. Oğlunun malvarlığının dondurulmasına, eşinin itibarının beş paralık edilmesine ‘sessiz kalabilir’ mi? Vakit çok geçti. Hayati Yazıcı oğlu ile birlikte ‘kurtlar sofrasına’ atıldı. Kurtlar da aç ve ağzını açmış bekliyordu.
Yazıcı’dan önce AKP’li Nihat Zeybekçi’nin adı karıştı fona… Ama o vurguncu değil fon mağduru imiş. Çıktı, kendisini savundu. Bu AKP tayfası ticarete ne kadar yatkın… Siyaset ile ticaretin bir arada yürümesi her zaman sorun çıkarır. Zeybekçi ucuz mu yırttı? Henüz bilmiyoruz. ‘Fon depremi’ tüm şiddetiyle sürmekte…
Zeybekçi ‘ilgili kurumların tüm işlemleri saniye saniye izlediğini’ söyledi. Göz mü yumuldu? Vurgunun bir de Ankara tarafı var. Ve bu bürokrasiyle sınırlı değil. Siyasi boyutu da söz konusu… Sonuçta bürokratları atayan siyasi irade…
Sayan, Yazıcı, Zeybekçi… Ve ismini bilmediğimiz daha niceleri… Pasifik’ten Fatih Erdoğan’ı ve diğer yeğeni de unutmamak lazım. Fon skandalı AKP’yi ve Erdoğan’ı fena vurdu. Yara ‘ölümcül…’ Pansumanla geçiştirilecek türden değil. Belki de o yüzden Erdoğan ilk kez acz içinde… 25 yılın tecrübesinden eser yok. Normal şartlarda ‘surda gedik açtırmazdı’ ve fakat hale bakın ki kale düştü!
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































