Diyarbakır Havalimanı’nda ILS (Aletli İniş Sistemi) cihazının bulunmaması nedeniyle Ankara ve İstanbul’dan kente gelen uçakların Êlih’e yönlendirilmesi, yıllardır çözülemeyen sorunu yeniden gündeme getirdi:
Gazetemize konuşan Yeni Parti Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, yıllardır hem hava hem de kara ulaşımında sorunlar biriktiğini belirterek, ‘Ulaştırma Bakanı Amed’e karşı bu ayrımcı politikadan vazgeçilmeli’ dedi
Şirin Bayık
Amed’de ulaşım krizi yıllardır farklı boyutlarıyla sürüyor. Kent içi trafik yoğunluğunu azaltacak kavşak ve altyapı yatırımlarının yetersizliği nedeniyle kara yolu ulaşımında yaşanan sorunlar çözüme kavuşmazken, hava yolu ulaşımında da rötarlar, ertelenen seferler ve ILS (Aletli İniş Sistemi) cihazının bulunmaması nedeniyle uçakların başka kentlere yönlendirilmesi kriz yarattı. Özellikle kış aylarında kötü hava koşullarıyla birlikte bu tablo ağırlaşıyor. Yolcuların mağduriyeti yetkililer tarafından kayda alınmıyor. Havaalanı ana pistin bakıma alınacağı önceden bilinmesine rağmen yedek pistte uçakların kötü hava koşullarında güvenli inişini sağlayan ILS cihazının kurulmaması ve Ankara ile İstanbul’dan gelen uçakların Batman’a yönlendirilmesi, yıllardır çözülemeyen sorunları yeniden gündeme taşıdı. Yeni Parti Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, gazetemize yaptığı değerlendirmede, hava ve karayolu ulaşımındaki aksaklıkların plansızlık, koordinasyon eksikliği ve yetersiz yatırımlarla bağlantısına dikkat çekerek Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın Amed’e yönelik ayrımcı tutumunu eleştirdi.
Sivil havalimanı yok
Amed’in bölgenin merkezi konumunda olduğunu ve kentin ihtiyaçlarına uygun bir hava ulaşım altyapısının oluşturulması gerektiğini belirten Tanrıkulu, “Diyarbakır gibi bir kentte sivil bir havalimanının olmayışı büyük bir eksikliktir. Bu havalimanı aynı zamanda askeri nitelik taşıyor. İkinci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hava üssü olarak da kullanılıyor. Dolayısıyla yönetim ve idarede, yatırım konusunda bundan kaynaklı birçok sorun yaşanıyor. Diyarbakır gibi bölgenin merkezi olan bir kentin öncelikle sivil bir havalimanı olması lazım” dedi. Havalimanının mevcut niteliğine rağmen kentin konumuna uygun yatırım ve planlamanın yapılmadığını kaydeden Tanrıkulu, “Bu niteliğine rağmen gerekli koordinasyon sağlanarak Diyarbakır’ın sahip olduğu konuma uygun bir yatırım ve planlama yapılmıyor. Diyarbakır Havalimanı’nda iki pist var. Ana pist geçen yıl itibarıyla onarıma alındı ve hemen yanında bulunan yedek pist sivil uçuşlara açıldı” diye konuştu.
Hava koşulları gözetilmedi
Yedek pistin hizmete açılmasına rağmen kötü hava koşullarında güvenli inişi sağlayacak sistemin kurulmadığını belirten Tanrıkulu, “Açılan yedek pistte uçakların kötü hava koşullarında güvenli bir biçimde inişini sağlayan ILS cihazının olmadığı anlaşıldı. Yani ikinci pist devreye sokulurken Diyarbakır’daki hava koşulları dikkate alınmadan bir planlama yapılmış. Oysa büyük pistin iki yıl boyunca tadilatta kalacağı önceden planlanmış ve uygulamaya konulmuştu. Bu plan yürürlüğe sokulmadan önce ikinci pistte uçakların güvenli bir biçimde inişini sağlayacak gerekli altyapının oluşturulması gerekirdi” ifadelerini kullandı. ILS sisteminin kurulmasının yüksek maliyetli bir yatırım olmadığını dile getiren Tanrıkulu, “Bu, çok büyük maliyetli bir yatırım da değil. Geçen yıl bana böyle bir cihazın altyapısının kurulmasının yaklaşık 1 milyon dolar civarında olduğu ifade edilmişti. Bu sorun özensizlikten, plansızlıktan ve kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliğinden kaynaklanıyor. Tabii ki Diyarbakır’ın kendisinden de kaynaklanıyor. Eğer Diyarbakır, Sayın Bakan’ın daha fazla ilgi duyduğu bir kent olsaydı herhalde böyle davranmazdı” dedi.
Yüzlerce uçuş yönlendirildi
Geçen yıl kış boyunca benzer sorunların yaşandığını ve çok sayıda uçuşun başka kentlere yönlendirildiğini hatırlatan Tanrıkulu, “Geçen yıl bunları çok eleştirdik. Maalesef kötü hava koşullarında sivil uçaklar Diyarbakır’a inemedi. Yüzlerce uçuş Urfa, Mardin, Batman ve Elazığ gibi başka havalimanlarına yönlendirildi. Yurttaşlarımız bütün kış boyunca büyük bir mağduriyet yaşadı. Biz de eleştirilerimizi ve taleplerimizi ilettik” diye konuştu. Yaşanan soruna ilişkin ilgili Bakanlığa soru önergesi verdiğini hatırlatan Tanrıkulu, “Verdiğim soru önergesine geçen yıl Bakanlığın verdiği yanıtta, halen kullanılmakta olan ikinci piste ILS cihazının tesis edileceği ve bunun 2026 yılının ilk yarısında tamamlanacağı ifade edildi. Bunun cevabı ve metinleri benim sayfamda da var, sosyal medyada da paylaştım. Bakanlığın resmi cevabı bu yöndeydi. Takvime göre çalışma haziran ayında bitmeliydi. Ancak kasım ayına giriyoruz. Kötü hava koşulları da yeniden başladı. Bu kentin mevsimlerini değiştiremezsiniz. Diyarbakır’da hava koşullarının nasıl olacağı zaten belli” ifadelerini kullandı.
Bakanlığa çağrı
Bakanlığın verdiği takvime rağmen çalışmanın tamamlanmadığını belirten Tanrıkulu, “Çalışmanın hangi aşamada olduğu konusunda geçen hafta yeniden soru sordum ancak ona da yanıt vermediler. Nitekim geçen akşam İstanbul ve Ankara’dan Diyarbakır’a yapılması planlanan iki sivil uçuşta uçaklar Diyarbakır Havalimanı’nı kullanamadı ve Batman’a yönlendirildi. Öncelikle Ulaştırma Bakanlığı’nın bir açıklama yapmasını bekliyoruz. Bu çalışma neden uzadı? Başladı mı, başlamadı mı? Başladıysa ne zaman başladı? Ne zaman bitirilmesi planlanıyordu, neden gecikti ve ne zaman bitecek? Bu soruların cevaplarını Bakanlığın vermesi gerekiyor. Bir kez daha ifade ediyorum: Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Diyarbakır’a karşı son derece özensiz bir tutum içerisinde. Bu durum sadece kendi sorumluluğunda olan havalimanıyla ilgili değil. Karayolları konusunda da aynı şey söz konusu” dedi.
Raylı sisteme ne oldu?
Tanrıkulu, Bakan’ın en son seçim döneminde Amed’e raylı sistem sözü verdiğini hatırlatarak, “Verdiği demeçlerde, 31 Mart seçimlerinden sonra, nisan ayında Diyarbakır’a geleceğini ve raylı sistemin temelini atacağını ifade etmişti. Aradan iki buçuk yıl geçti. Diyarbakır’da raylı sistemin temeli atılmış değil” diye konuştu.
13 yıldır yatırım yok
Amed’in karayolu ulaşımında da ciddi sorunlar yaşadığını belirten Tanrıkulu, “Hem havayolu hem de karayolu ulaşımı bakımından Diyarbakır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın sorumluluğundaki alanlarda birçok sorun yaşıyor. Karayollarının kent içerisindeki son önemli yatırımları, 2010 yılında Selahattin Eyyubi Kavşağı’nda yapılan çok katlı kavşak çalışması ve Diyarbakır-Urfa yolu güzergâhındaki dört battı-çıktı düzenlemesiydi. Bunların ardından, 2013 yılından bu yana Diyarbakır’daki trafik yoğunluğunu dikkate alan ve trafiği rahatlatacak bir altyapı çalışması yapılmadı. Diyarbakır halkı bunu görüyor ve yaşıyor. Bakanlığın Diyarbakır’a karşı bu ayrımcı politikasından vazgeçmesi gerekiyor. Geçen yıl kar yağışı sırasında karayollarının sorumluluğundaki yollarda yaşadığımız sıkıntıları da unutmadık. O zamandan bu yana geçen sürede Elazığ yolu ve Urfa yolu üzerinde yapılması gereken düzenlemeler, yeni kavşaklar ve battı-çıktı olarak ifade edilen kavşak çalışmaları da yapılmadı. Diyarbakır’ın ulaşım sorunları yıllardır birikiyor. Hem havalimanındaki eksikliklerin giderilmesi hem de kent içi trafik yoğunluğunu azaltacak yatırımların yapılması gerekiyor. Bakanlığın öncelikle mevcut sorunlara ilişkin açıklama yapması ve çözüm için somut bir takvim ortaya koyması lazım” diye konuştu.
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































