• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    İstanbul tüm hafta yağmurlu mu? İstanbul hava durumu nasıl, kaç derece olacak?

    İstanbul tüm hafta yağmurlu mu? İstanbul hava durumu nasıl, kaç derece olacak?

    Gözler yaşlanma hızını gösteriyor

    Gözler yaşlanma hızını gösteriyor

    Arón Piper kimdir, kaç yaşında? Oyuncu Arón Piper dizi ve filmleri

    Arón Piper kimdir, kaç yaşında? Oyuncu Arón Piper dizi ve filmleri

    OpenAI aracılığıyla Avustralya hükümetine ait internet sitesi hacklendi

    OpenAI, yapay zekanın güvenlik sınırlarını aşmasının ardından bilgilendiriyor

    Bazı yemekler neden iyi hissettirir? Comfort food’un sırrı

    Bazı yemekler neden iyi hissettirir? Comfort food’un sırrı

    OpenAI’dan ‘yapay zeka ajanları’ için fren: Yeni modellerin eğitimi durduruldu!

    OpenAI’dan ‘yapay zeka ajanları’ için fren: Yeni modellerin eğitimi durduruldu!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Önder Çakar: Kendimizi yıkıp yeniden inşa edelim

    Önder Çakar: Kendimizi yıkıp yeniden inşa edelim

    Tülay Hatimoğulları Gimgim’da JES nöbetini ziyaret etti

    Tülay Hatimoğulları Gimgim’da JES nöbetini ziyaret etti

    Cevdet Yılmaz: Kurulun ikinci toplantısı yapılacak

    Cevdet Yılmaz: Kurulun ikinci toplantısı yapılacak

    Amed kitap fuarı: Zeki Bayhan’ın kitapları imzalandı

    Amed kitap fuarı: Zeki Bayhan’ın kitapları imzalandı

    Mezopotamya Psikoloji Kongresi’nde ‘terapi ve anadil’ ele alındı

    Mezopotamya Psikoloji Kongresi’nde ‘terapi ve anadil’ ele alındı

    Yemen’de çatışmalar: ‘Suudi Arabistan’ın pazar yeri saldırısında 50 kişi öldü’

    Yemen’de çatışmalar: ‘Suudi Arabistan’ın pazar yeri saldırısında 50 kişi öldü’

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Kuyruğunu yiyen yılan ve fon skandalı

    Kuyruğunu yiyen yılan ve fon skandalı

    Adı ‘Hizmet Hareketi’ olan bir topluluk hatıralarla yaşayamaz!

    Adı ‘Hizmet Hareketi’ olan bir topluluk hatıralarla yaşayamaz!

    Kur’an’da Allah’ın mâlikiyeti ve hâkimiyeti

    Kur’an’da Allah’ın mâlikiyeti ve hâkimiyeti

    Trump’ın “Superintelligence” çıkışı ne anlama geliyor?

    Trump’ın “Superintelligence” çıkışı ne anlama geliyor?

    Babama mektup…

    Babama mektup…

    Evliliğe vesile olmak ne zamandır ‘terör’ faaliyeti?

    Evliliğe vesile olmak ne zamandır ‘terör’ faaliyeti?

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    İstanbul tüm hafta yağmurlu mu? İstanbul hava durumu nasıl, kaç derece olacak?

    İstanbul tüm hafta yağmurlu mu? İstanbul hava durumu nasıl, kaç derece olacak?

    Gözler yaşlanma hızını gösteriyor

    Gözler yaşlanma hızını gösteriyor

    Arón Piper kimdir, kaç yaşında? Oyuncu Arón Piper dizi ve filmleri

    Arón Piper kimdir, kaç yaşında? Oyuncu Arón Piper dizi ve filmleri

    OpenAI aracılığıyla Avustralya hükümetine ait internet sitesi hacklendi

    OpenAI, yapay zekanın güvenlik sınırlarını aşmasının ardından bilgilendiriyor

    Bazı yemekler neden iyi hissettirir? Comfort food’un sırrı

    Bazı yemekler neden iyi hissettirir? Comfort food’un sırrı

    OpenAI’dan ‘yapay zeka ajanları’ için fren: Yeni modellerin eğitimi durduruldu!

    OpenAI’dan ‘yapay zeka ajanları’ için fren: Yeni modellerin eğitimi durduruldu!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Önder Çakar: Kendimizi yıkıp yeniden inşa edelim

    Önder Çakar: Kendimizi yıkıp yeniden inşa edelim

    Tülay Hatimoğulları Gimgim’da JES nöbetini ziyaret etti

    Tülay Hatimoğulları Gimgim’da JES nöbetini ziyaret etti

    Cevdet Yılmaz: Kurulun ikinci toplantısı yapılacak

    Cevdet Yılmaz: Kurulun ikinci toplantısı yapılacak

    Amed kitap fuarı: Zeki Bayhan’ın kitapları imzalandı

    Amed kitap fuarı: Zeki Bayhan’ın kitapları imzalandı

    Mezopotamya Psikoloji Kongresi’nde ‘terapi ve anadil’ ele alındı

    Mezopotamya Psikoloji Kongresi’nde ‘terapi ve anadil’ ele alındı

    Yemen’de çatışmalar: ‘Suudi Arabistan’ın pazar yeri saldırısında 50 kişi öldü’

    Yemen’de çatışmalar: ‘Suudi Arabistan’ın pazar yeri saldırısında 50 kişi öldü’

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Kuyruğunu yiyen yılan ve fon skandalı

    Kuyruğunu yiyen yılan ve fon skandalı

    Adı ‘Hizmet Hareketi’ olan bir topluluk hatıralarla yaşayamaz!

    Adı ‘Hizmet Hareketi’ olan bir topluluk hatıralarla yaşayamaz!

    Kur’an’da Allah’ın mâlikiyeti ve hâkimiyeti

    Kur’an’da Allah’ın mâlikiyeti ve hâkimiyeti

    Trump’ın “Superintelligence” çıkışı ne anlama geliyor?

    Trump’ın “Superintelligence” çıkışı ne anlama geliyor?

    Babama mektup…

    Babama mektup…

    Evliliğe vesile olmak ne zamandır ‘terör’ faaliyeti?

    Evliliğe vesile olmak ne zamandır ‘terör’ faaliyeti?

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Kürt Meselesi

Önder Çakar: Kendimizi yıkıp yeniden inşa edelim

SG by SG
27 Eylül 2026
in Kürt Meselesi
0
Önder Çakar: Kendimizi yıkıp yeniden inşa edelim


Senarist ve yönetmen Önder Çakar ile süreci, Rojava’yı ve sanatı konuştuk:

  • Tabii ki Amed zindanında yaşananların bir de ulusal bir boyutu olduğu için, Kürt ulusunu yok etme güdüsüyle hareket ettikleri için oradaki işkence boyutlarını ancak okuyabildim. Ama şunu biliyorum. Amed zindanından daha rahat değildir Metris, Amed zindanından daha rahat değildi Davutpaşa, Selimiye… Amed zindanından beterdi Mamak
  • Önderlik Kürtler için yaptıklarının dışında beni özgürleştirdi. Başka yolların da olabileceğini, başka fikirlerin de devrimci olabileceğini, devrimci fikirlerde tek ve yegâne bir yoldan gidilemeyeceğini bana öğreterek beni özgürleştirdi. Kişisel bir şey bu. Beni özgürleştiren bir insana tabii ki çok saygı ve çok güven duyuyorum
  • Bu sahtekarlıktan, bu rezaletten kendi adıma, kendi kurtuluşumu sağlamak istedim. O yüzden Kobanê savaşına gittim. Orada elimden geleni yaptım. Bir sürü şehit arkadaşı toprağa gömdüm çünkü başka bir şey yapamıyordum. Orada insanları savundum, kendi hayatımı savundum

Nezahat Doğan

Gemide ve Takva filmlerinin senaristi Önder Çakar genç yaşta katıldığı sol hareketler içinde 12 Eylül’ün en ağır işkencelerini yaşamış ama yılmamış; üstelik bir Türk’ün Kürt’e göre işkencede bile ayrıcalığı olduğunu görerek Kürdün insan olarak, kimlik olarak görünmez olduğuna isyan etmiş vicdan sahibi bir sosyalist ve devrimci…

Hak ve insan temelli mücadelesi, insanlık suçlarına ve savaşa karşı Suruç’a yardımlar için yola çıkıp Kobanê’de yaşamı savunmaya kadar uzanıyor…

Önder Çakar aynı zamanda içinde yer aldığı Türkiye solunu da eleştirip dünyaya başka bir yerden bakılması gerektiği bilinciyle Kürtlerin mücadeleleri içinde Türk kökenli bir sanatçı olarak kendi özgürleşmesini, Abdullah Öcalan’ın fikirleri ve aydınlatmasıyla gerçekleştiren, Kobanê’de IŞİD’ın havan topu saldırısında ağır yaralanmasına rağmen halkı savunmak ve onlarla bir olmak için dönüşü değil kalmayı seçen ve direnişin parçası olan bir sanatçı…

Herkes kendi vicdanıyla hesaplaşmalı diyen Önder Çakar ile Rojava’nın Qamişlo kentinde buluştuk. Rojava’yı, sanatı, savaş sonrası yeni yaşamı, Türkiye solunu, sol sosyalist hareketleri, Türkiye’yi ve insan olmanın ne anlam ifade ettiğini konuştuk…

  • Suruç’ta olmanın ardından Kobanê direnişine katılmak ve sonrasında da Kürt Özgürlük Hareketi içerisinde yer almak nasıl bir kırılma ve dönüm notasıydı? O kırılma nasıl oldu?

Yaşadığım toplumda ben çok iyi bir anne ve babanın çocuğu olarak yaşadım. Annem babam iyi insanlar, demokrat hatta sosyalist insanlardı. İnsan haklarına, diğer kültürlere karşı son derece saygılıydılar. Mesela hiç çocuğum olmadı. Özellikle istemedim. Babam da böyle kinaye ile bana sordu, “niye çocuk yapmıyorsunuz” diye. Dedim ki babama “Baba ben senin kadar iyi bir baba olamam.”

Mesela siyah beyaz televizyon zamanı, televizyonda bir maç oynanıyorsa babam zayıf takımı tutardı. Bana da “güçlüleri değil zayıf takımları tutacaksın” derdi. Hep öyle bir eğitimden geçtim. Türk ve Sünni bir ailenin çocuğuyum. Babam Kürtlere, Alevilere çok pozitif bakardı, kardeşi gibi görürdü onları. Ben ilkokuldayken, ülkede Kürt, Alevi nedir bilinmezken biz ailemizde bunları öğrenmiştik. Babam idam edilen Yusuf Aslan’ın da kuzenidir. Oradan da geliyor belki bu mesele. Sonraki dönemde çok genç, 14-15 yaşımda sol bir örgütün üyesiydim, devrimcileştim. O dönem Kahramanmaraş katliamı oldu. Kahramanmaraş katliamına inanamadım lisedeki bir çocuk olarak. Sonra yetmedi, babam Çorum orijinli bir kişi, Kars’tan Çorum’a göç etmişler. Çorum’da olaylar oldu.

  • Türk devletinin şiddetini, işkencelerini nasıl yaşadınız?

Çok…12 Eylül’de, eşek görseydi adam olurdu derler ya, öyle işkenceler gördüm. Yaşım küçüktü, 16 yaşındaydım. Babam geliyordu. Babam bütün parasını beni hapisten kurtarmak için harcadı. Babama kızıyordum, “Baba ben devrimciyim, hapiste yatarım” diyordum, babam “Oğlum bunlar sizi asar,” diyordu. Ben 16 yaşındaydım ve babama gülüyordum. Suç işleme yaşı 18 falan ya Türkiye’de. Sonra baktım ki 12 Eylül’de hakikaten Erdal’ı astılar. Erdal da arkadaşımdı.

  • 12 Eylül askeri darbe ve cunta dönemi Kürt mücadelesinde bir kırılmadır. Amed zindanlarıyla bir kez daha yüzleşmek ve neler yaşandığını bir kez daha hatırlamanın önemi çok büyük. Sizce ne yaşandı o dönem?

Tabii ki Amed zindanında yaşananların bir de ulusal bir boyutu olduğu için, Kürt ulusunu yok etme güdüsüyle hareket ettikleri için oradaki işkence boyutlarını ancak okuyabildim. Ama şunu biliyorum. Amed zindanından daha rahat değildir Metris, Amed zindanından daha rahat değildi Davutpaşa, Selimiye… Amed zindanından beterdi Mamak. Ben 12 Eylül’de cezaevindeydim. Kalaslarla dövüyorlardı bizleri. O zaman yaşım da küçüktü, hiç unutmuyorum. Devrime bağlı kalmamın ana nedenlerinden biridir. Abilerim diyeyim, benden yaşı büyük olan abilerim, benim gibi yaşı küçük olan arkadaşların üstüne kapanırlar, dayağı kendileri yerdi. Bu çocuklar sakat kalmasın, bu çocuklara bir şey olmasın diye. Cezaevinde açlık grevleri, bu tek tip elbise direnişleri. Ben hepsine katıldım, hiç geri durmadım. O zamanlar yaşım küçüktü. Biraz da romantik bakıyordum.

  • Nasıl bir romantizm vardı?

Mesela şehit olma romantizmi. Şehit olmayı çok istiyordum. İşte “Önder Çakar ölümsüzdür” diye adımı yazsınlar duvarlara. Gelecek kuşaklar bizim sayemizde rahat etsin gibi şeyler. Bunları çocuk bilinciyle hep içimde, yüreğimde taşıdım. Sonra bunlar gerçek oldu. Tamam benim adım yazılmadı, ben şehit olmadım ama içeride yattığım bir sürü arkadaşım şehit düştü, işkencelerde öldüler. Mesela Kenan Bilgin kayboldu. Cumartesi Anneleri ve abisi hala peşinde. Uzun süre yattık, sonra Çanakkale Cezaevi’ne geldik. Çanakkale Cezaevi’ne girince de başka bir kırılma yaşadık.

Yavaş yavaş 12 Eylül’ün tesirleri bitiyordu. Özalizm başladı. Özal bize af çıkarttı. Ama o af Kürt devrimcileri kapsamıyordu. Kürtlerin yargılandığı eski ceza yasasına göre 128. maddeden yargılanan arkadaşlar hapiste kalacaklar. Biz 141, 142, 146, 163. maddelerden tahliye olabileceğiz ve olduk da zaten. Ben hemen bizim komünde sordum, “benimle eş değerde suç işleyen Kürt hapiste kalacak mı?” Devrimciyiz, yani biz tahliye olacağız. Arkadaşlar da sordular “Peki ne yapalım? Hapisten mi kalalım?”

  • Türkler, Türkiye solu serbest ama Kürtlere af yok öyle mi?

Evet. Çıkarken çok mutsuz çıktım çok kötü vedalaşmalar yaşadık. PKK’li arkadaşlar yoktu, daha gelmemişti Çanakkale Cezaevi’ne ama Kava gibi örgütler vardı.

  • Kürtlere bakışta bambaşka bir çifte standart ve keskinlik var, neden? Mesela Küba’yı, devrimleri, Zapatistaları Arnavutluk’u örnek almış, onun ezberleriyle büyüyen ve bunu kendine rol model edinmiş olan Türkiye solu tartışmalarına baktığımızda, bunlarla söz kuranlar bugün Kürtlerin gerilla mücadelesine ve özgürlük savaşına karşı neden aynı yerde duramıyor?

Çünkü o zaman da öyleydi. Ben bunları böyle içimde yaşadım ve içimde büyüttüm. Dışarıdaki devrimci mücadelede şehit düşenlerin anmasını yapıyorduk cezaevinde. Mesela Güngören’de MLSP’den arkadaşlar silahlı çatışmada şehit düşüyor. Ben o örgütten değilim. Türk solundan bütün örgütlerle onlar için saygı duruşunda bulunuyorduk. Sonra PKK başladı. 15 Ağustos’tan sonra çok sayıda gerilla ölüyor. Bunlar şehir gerillası da değil, dağa çıkmışlar, bütün hayallerimizi yapıyorlar. Sonra birileri dedi ki “Biz her gün anma mı yapacağız?” Gerekirse yaparız ama o kadar çok gerilla şehit düşüyordu ki. Yaşım da küçüktü, gençtim. Tabii örgüt disiplininin de içinde yaşıyordum. Arkadaşlar ne diyorsa kabul ediyorduk.

  • Hapisten çıktıktan sonra ne oldu?

Hapisten çıktıktan sonra hemen İnsan Hakları Derneği’nin kuruluşuna katıldım. Ben kurucu üyesiyim, çünkü 142’den, 141’den yargılandım ve onlar ceza yasasından düşünce ben sabıkasız oldum. Dolayısıyla bir derneğin kuruluşuna katılabiliyordum. Emil Galip Sandalcı devrimin beyefendisi bir adam, bizim abimizdi. Zaten dışarıdan da tanıyordum ve onun tedrisatından geçtim. Astım hastasıydı, arkadaşlarla kriz geldiğinde oksijen tüpünü bağlamak için evinde nöbet tutuyorduk. Öyle bir gecede benimle sohbet ederken şöyle bir anısını anlattı: “Beni Altan Öymen ile Deniz, Yusuf, Hüseyin için uçak kaçıracağız diye aldılar. Ben polislerden tek bir tokat yememişim. O zaman devrimciler tokat yemiyordu. İşkence 12 Eylül gibi değildi ama hücrelerde tutuyorlardı. Çok derinden bir insan sesi, bir böğürme, haykırma sesi duydum. O dönem, farklı sol kesimleri, TİP’lileri, bizleri dövmüyorlar, peki kimi dövüyorlar? Sorduk polislere. Polisler ‘Onlar sizden değil, boş ver’ dedi. İyi de kim onlar? Dedi ki İsmail Beşikçi, onu dövüyorlardı.” Sonra “Bu Kürtlere sahip çıkın,” dedi. Kürtler devrimci yapılar arasında bile ötekileştiriliyordu.

  • Peki o zaman günümüz paradigmasında Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu ve de orayı referans verdiği yeri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi o tabii büyük bir sıçrama, büyük bir şey. Ben hep içinde yer aldığım örgüte bağlı yaşadım. Çünkü seni işkenceye ve devlet faşizmine karşı ayakta o tutuyor. O olmazsa kendini yeniden inşa edemiyorsun. Bunun tabii ki tehlikeli yanları da var.

  • Nedir o tehlikeli yanlar?

Mesela fanatizm, mesela örgütçülük… O zamanlar argoda tekkecilik falan diyorlardı. Bu bende çok yoğun vardı. Benim dışımdaki örgütleri ve benim düşünce sistemim dışındaki kitapları okumuyordum bile. Sonra bunu atlattım. Önderlikle yazımsal olarak tanışmam onun savunmaları ile gelişti. Sonra tabii Kürt hareketine eklemlendim ama Önderliği okuyordum. Fikirleri aslında eski geldiğim örgütten çok farklı değildi. Marksist-Leninist bir dünyaydı ve dolayısıyla Önderlikle bağ kurarken çok yabancılık çekmiyordum ideolojik anlamda. Fakat Önderliğin savunmaları bambaşka bir şey yarattı.

  • Abdullah Öcalan savunmalarında ne söyledi size? Ne yarattı? Neler ile yüzleşildi?

Mesela kitaplarında, savunmalarında diyor ki “Devrimi beklemeyin, şimdi devrim yap, kendinde yap. Kendinde devrim yapamıyorsan toplumda nasıl devrim yapacaksın?” Sonra bu devrimi nasıl yapacağız? İşçi sınıfını nereye koyacağız? Emeğini parayla satan bir sınıfa insanlığın geleceği terk edilebilir mi? Mesela bu konuda “Gramsci, Bakunin, Bukşin güzel şeyler söylüyor” diyor. Geçmişte ben o kitapları yakardım ama o kitapları okumaya başladım. O kitapları okuduğumda şöyle hissettim. Önderlik Kürtler için yaptıklarının dışında beni özgürleştirdi. Başka yolların da olabileceğini, başka fikirlerin de devrimci olabileceğini, devrimci fikirlerde tek ve yegâne bir yoldan gidilemeyeceğini bana öğreterek beni özgürleştirdi. Kişisel bir şey bu. Beni özgürleştiren bir insana tabii ki çok saygı ve çok güven duyuyorum. Onun yazdıklarını okuduğum gibi onun referans verdiği şeyleri de okudum. Benim de bir beynim var, iyiyi kötüyü ayırabiliyorum. Yaşadığım tecrübeler var, yaşadığım toplum var.

  • Tam da burada Abdullah Öcalan reel sosyalizmle ilgili düşüncelerini 85’li yıllarda parti tarihinde yazmış. Sovyetler Birliği’ndeki sosyalist sorunlar ve buhranlarla ilgili değil mi? şimdi de yeni paradigma bunun üzerine oturuyor, nasıl bir çözümleme?

Önderlik paradigmasını İmralı’da böyle kendi kendine düşünüp de bulmuş değil. Bu yıllarca süren mücadelesinin içinden süzüle süzüle gelen bir birikim. Aslında 90’larda da düşünmüş. Sovyetler Birliği çökmeden önce de bunu görmüş. Çünkü oradaki sistem sosyalist değil. Mesela Çin’de şimdi 1 milyara yakın insanın günde 1 dolara çalıştırılması önümüzdeki yüzyıllarda en önemli insanlık suçlarından biri olarak görülecek. Önderlik buna Firavun sosyalizmi diyor. Bundan daha güzel bir tanımlama olabilir mi? Dolayısıyla bu tür şeyler ideolojik açılımlar.

  • Bu çözümlemeler ve ideoloji sizde ne yarattı?

Beni özgürleştirdi. Ve tabii sinemayla uğraştığım dönemde de yine çok canımı yakan bir soykırım meselesi vardı. Ermeni soykırımı ve Ermeni soykırımını bugün bile beynimden atamıyorum. Çünkü bir Türk’üm ve Türk olmaktan da gurur duymak istiyorum. Ben Türküm demek istiyorum. Türküm derken de Ermenilerden özür dileyerek Türk olabileceğimi, Kürtlerden özür dileyerek Türk olabileceğimi düşünüyorum. Çünkü sosyalistim, çünkü devrimciyim.

  • Nasıl bir samimiyet ve neyi sağlar?

Samimiyet suçu bile masumlaştırır. Eğer samimi değilseniz o gördüğünüz, baktığınız şeyi zaten bir önyargıyla, bir backgroundla, bir başka ön fikirle, bir başka hesapla bakıyorsunız demektir. Zaten göremezsiniz, görmüyorsunuzdur. Ama samimiyseniz, ne olduğunu algılamaya çalışırsanız, bir erkeğin bir kadına bakışına, bir kadının bir erkeğe bakışına, bir sanat eserinin eleştirisine, büyük toplumsal acılara; Ermeni meselesine, Kürt meselesine, Ortadoğu’da yaşanan bu acılara samimiyetle bakarsanız gerisi teferruattır, her şeyi görürsünüz. Mesela benim içimde bir yaradır. Yemen’de beş senede iki buçuk milyon insan öldü. Televizyona haber bile olamadılar. Allah’tan Kürtlerin başında Kürt Özgürlük Hareketi var hem sesini duyuruyor hem mücadele ediyor hem kavga ediyor ya da parlamentolarda çığlık çığlığa bağırıyor. Yemen’dekiler mahvoldu, oradakiler de insandı, onların da sevdikleri vardı, çocukları vardı, mezarlıkları vardı. Dünyanın umurunda bile değiliz. Paradigmaya da sürece de bir Türk’ün Kürt’e ya da Kürt’ün Türk’e bakışında da samimiyet çok önemli, gerisi teferruat.

  • Biraz geriye gidelim…Kobanê’de IŞİD’in saldırılarında bir havan topuyla çok ağır yaralandınız. Sizi oraya götüren neydi?

Ben böyle artık uzun süredir sinema sanatıyla uğraşıyordum ve radikal sol gruplarla arama mesafe koymuştum. Kürt hareketine yakınlığımla demokratik legal mücadelelerine omuz vermeye çalışıyordum. Sonra benim mesleğimle ilgili çok önemli bir durum ortaya çıktı. Emek Sineması devlet eliyle yıkıldı. O süreç içerisinde birtakım kolektiflerle, daha sivil otonomik inisiyatiflerle Emek Sineması’nın yıkılmasına karşı bir mücadele içinde olduk. Emek Sineması kendi kentimizin bir parçası. Ben Beyoğlu doğumluyum. Bir sürü filmimin galası Emek Sineması’nda oldu. Makinistine kadar tanıdığım bir sinema salonuydu. Birden devlet Costa Gavras’tan Erden Kral’a, Yavuz Özkan’dan Atıf Yılmaz’a üstümüze tomalarla saldırdı. Yahu bir sinema salonu diyoruzi bunu konuşamayacak ne var?

  • Özellikle 2013-2015’ten sonra her alan kapatılmayai toplum sindirilmeye, çok ciddi anti demokratik uygulamalarla karşı karşıya kalındı… Kobanê’deki savaş ile ne yapılmak istendi? Ne oldu?

Devlet koptu ve devlet çıldırdı. Kendine göre her türlü yanlış sesi tamamen yok etmek istiyordu. Emek Sineması’ndan sonra Gezi Parkı sorunu ortaya çıktı. Biz Direnen Sinema diye bir direniş çadırı kurduk. O çadıra 800 meslektaşım katıldı. Bundan çok gurur duydum, çok umutlandım. Üstelik de bizim sektörümüzün popüler bir iş alanları, dizide oynayanlar, meşhur olanlar, büyük para kazananlar vs. hepsi katıldı, haksızlık etmemek lazım. Gezi Parkı bir parkın savunmasıdır, devrim değil, bir park savunmasıydı. O süreçlerin sonuna doğru Kobanê savaşı çıktı. Bu umutla gittiğimiz yerlerde hepimiz “Kobanê düşerse İstanbul düşer,” diyorduk. Çünkü DAİŞ yani İslami radikalizm büyük bir hızla, tufan gibi geliyordu. O zaman Kobanê düşmemeli! Ben de şöyle düşündüm. Bu 800 kişinin yüzde 10’u gelse 80 sanatçı gideriz Suruç’a ve orada ne bileyim belki canlı kalkan gibi mi oluruz? Kobanê’deki bu şiddeti durdurabiliriz. İşte o duygularla gittim. Başka sinemacılar da vardı ama Türk yoktu.

  • Başka sinemacılar kimlerdi? Orada yer almak başka bir vicdanı da beraberinde mi getiriyordu?

Tabii ki vicdandır asıl olan ama hep Kürt sinemacılar geldi. Kimisi ışıkçıydı, kimisi set işçisiydi. Onlar tabii popüler değiller, kamera arkası insanları ama Kürt’tüler.

  • dönem bir savaş dönemiydi ve orada bir sessizlik vardı. Bugün bir demokratikleşme ve barışma süreci var ve yine sanat dünyası çok sessiz ve geride eleştirileri de var. Neden böyle?

O dönemle ilgili şunu da söylemek istiyorum. Başka demokratik kitle örgütleri de geldi. Sadece sinemacılar değil, DİSK, Eğitim-Sen ve diğerleri. Bir sürü örgüt, kadın örgütleri, Alevi örgütleri… Ama baktım hepsinin Kürt üyeleri geliyor. Bu beni çok rahatsız etti. Diğerleri teoride demeç veriyorlardı. Sonra bu çöplükten çıkmak istedim. Bu sahtekarlıktan, bu rezaletten kendi adıma, kendi kurtuluşumu sağlamak istedim. O yüzden Kobanê savaşına gittim. Orada elimden geleni yaptım. Bir sürü şehit arkadaşı toprağa gömdüm çünkü başka bir şey yapamıyordum. Orada insanları savundum, kendi hayatımı savundum. Ayrıca ben intihara gitmedim Kobanê’ye. Ben rezaletten kaçtım. Sonra bir süredir de buralardayım. Bu son süreçte karşılaştığımız nokta ne biliyor musun? Gerçekten hiçbir şeyi anlamıyorlar.

Mesela seninle şehitliğe gittik. “Bu barışı sevmeyenlere söyle. Bu insanların ölmesini istemiyoruz,” dedim. O şehitlikte benim en az birlikte çay içtiğim birçok arkadaşım var. Kobanê’de daha da fazla. Neden öldü bu insanlar? Tabii ki neden öldüklerini ideolojik olarak, politik olarak biliyorum. Fakat ölmek çare değil. Devrimi ölmek için yapmıyoruz, devrimi yaşamak için yapıyoruz, yaşatmak için yapıyoruz. Bunu Önderlik de söyledi, “Ölüm benim için bir kurtuluştu. Ama yaşamayı direnmek olarak seçtim ve yaşayarak yaşatıyorum sizi,” diyerek. Önderlik ölseydi başka bir şey olacaktı biliyorum.

  • Mazlum Doğan’ın söylediği gibi ‘direnmek yaşamaktır demeyip yaşamak direnmektir’ sözünü kurması mı?

Tam da öyle, yaşamak için direniyorlar. Önderliğin 2010’larda söylediği çok ağır bir laf var. Önderlik yanındaki bir arkadaşına diyor ki, “30 küsur senedir Kürt gençleri dağlarda ve şehirlerde ölürlerken, son nefeslerinde ‘Bijî Serok Apo’ diyorlar, O Apo benim. Bunu kaldıramıyorum artık.” Bu bir insana yapılabilecek en büyük işkence. İnsanın sevdiklerinin ölümünden de sorumlu hissetmesi eğer bir gücü varsa onları yaşatmaya sevk etmesi. Bunu anlayamamak için sadece insan olmamak gerekiyor. Bir devrimcinin de ilk kıstası insan olmaktır.

  • Şimdi çatışma döneminin kapandığı, demokratik siyaset yolunun açılması gerektiğini söylüyor. Rojava’ya da baktığımızda bunun nasıl anlaşılması lazım? Kültürel, sanatsal, yaşamsal, toplumsal her anlamda neler yapılmalı?

Bunu söylerken zorlanıyorum ama Rojava’da bunu eğer Türk devleti ve NATO istemezse pek mümkün görmüyorum. O yüzden endişeliyim. Burası Ortadoğu, burada bakkalda bile keleş var, biz ona vermiş değiliz ya da bir hareket ona vermiş değil. Adam hırsızdan kendini korumak zorunda. Karısı var, çocukları var, toprağı var, evi var, parkı var, parası var. Burada devlet yok, burada hukuk yok, burada adalet yok. Burada biri birini öldürür çöle atar, hesabı sorulmaz. Böyle bir güvensizlikle. Şimdi Fransa, İngiltere, Amerika bize ne diyor? Bir hakem de yok. Kim insan haklarına saygılı, kim kimin hukukunu hakimiyet altına alacak? Önderliğin bu söylediklerine katılmamak mümkün değil bir insan olarak. Fakat bu bir dilek gibi geliyor bana, Önderlik bunu diliyor.

  • Rojava’da bir tarafta savaş öte tarafta yaşam, bir tarafta halkın korunması ve kayıplar… Savaşın, ağır vahşetin ardından yeni bir yaşam mı inşa ediliyor? Çok güçlü sanatsal faaliyetler, sinema ve atölyeler de var. Rojava’da nasıl yürüyor sanat faaliyetleri bu kadar ağır savaşın ardından? Neler yaşadı, yaşıyor Rojava?

Güzel sanatlar dalında iki tane büyük üniversitemiz var. Resim, heykel, tiyatro, müzik ve sinema eğitimi veriyoruz. 130 kadar karma eğitim, 60 civarında da özgün eğitim alan öğrencimiz var. Her ikisi de ikinci sınıflarını geçtiler. Büyük bir katılım var fakat bazı sorunlarımız da var.

Burada savaş hiç bitmedi. Sovyetler Birliği’nde devrim oldu. Vietnam’da devrim oldu. Küba’da devrim oldu. Ertesi günü inşa yapabiliyorsun. Ama burada savaş bitmiyor. Tam bitti sanıyorsun insansız hava araçları çıkıyor, HTŞ çıkıyor, DAİŞ hortluyor. Burada iki yakamız bir araya gelmedi. Sanat yapalım da nasıl yapalım? Köy yangın yeri iken saçını tarayamazsın. Fakat buna rağmen büyük bir inatla biliyoruz ki biz fetih orduları değiliz. Biz devrimci bir gücüz, kazandığımız şeyleri, kazanımları ancak kültür ve sanatsal faaliyetlerle yaşatabiliriz. Silahla aldığın yerde kalıcı olabilmenin yolu budur. Bak biz Rakka’dan çekilmedik. Rakka’da bizi seven yüzbinlerce insan var, kadınlar var. Rakka’da biz senelerce çalıştık. Filmimizi gösterdik. Mesela Rakka’dan bir tiyatro topluluğu bundan 5- 6 sene önce Kobanê’ye geldi. Bir tiyatro festivalinde Arapça bir oyunu oynadık. Kobanê halkı ayakta alkışladı. Oysa Rakkalılar Kobanê’ye saldıran şehir değil. Bu demokratik ulus paradigması burada yeşeriyordu. Mesela biz diyoruz ki barış bizimle gelir. İyi de tanrılar barış istiyor mu?

  • Sinema adına ne tür faaliyetler gelişiyor?

Üç tane de sinema komünümüz var. Biri “Sine Jin”, özgün bir kadın sinema komünü, biri Rojava Film Komünü. Zaten çok iş yaptı, daha çok yapar umarım. Biri de Kürdistan Sinema Komünü var. Bir de “Hunergehan Welat” diye grup var ki müzikle görselliğin harmanlandığı işler yapıyor. Derik’te bir senaryo akademimiz var. Biz elimizden geleni yapıyoruz yani.

  • Türkiye’deki sanatla paylaşım ve eğitimler de söz konusu. Anladığım kadarıyla online olarak yürütülen eğitimler var. İllegal gibi görünen şey, bugün daha legalize olarak daha da güçlü bir ortaklaşmaya dönüşür mü?

Umuyoruz. Bunun için de büyük bir çaba sarf ediyoruz. Oradaki sanatçı dostlarımız hem ders verip bilgilerini aktarıyor hem de ortak işler yapmaya çalışıyoruz. Çünkü Kürtleri dört parçaya bölmüşler. Mesela diyelim ki ben buradan Avrupa’ya gitmiş mülteci bir Kürdün hikayesini çekeceğim. Diyelim ki buranın vatandaşıyım. Oyuncular da buranın vatandaşı. Türkiye’ye hangi pasaportla gideceğiz? Pasaport yok. Hadi Türkiye’de film çekeceğiz. Hadi Türkiye’ye gittik diyelim, Avrupa’ya nasıl çıkacağız? Ama biz böyle çok uluslu film yapmak zorundayız. Çünkü ülkemiz dörde bölünmüş. Dolayısıyla Irak’a gitmemiz lazım, İran’a gitmemiz lazım. Çünkü her yerde Kürt var. Bunların arasında bir harman, bir film yapmak için bile bu söylediğim entegrasyon ve barış sürecinin hayata geçmesi ve sınırların kalkması lazım.

  • Önder Çakar bu normalleşme diyebileceğimiz süreç geliştiğinde ilk ne yapmak istiyor?

Her yazar arkadaşın, senarist arkadaşın olduğu gibi aklımda projeler var tabii. Ama onları hayal etmiyorum. Rojava bana şunu öğretti: Gerçekçi ol, imkansızı iste. Che Guevara’nın o sloganına çok inanıyorum ve gerçekçiyim. Yapabileceğimiz şeyleri yaparak, hatta bir odada bile bir film çekerek dünyayı fethedebiliriz. Yani illa bana Türk devletinin müsamaha göstermesi gerekmiyor. Önderlik “Devrimi beklemeyin, devrimden sonra diye bir şeyi ertelemeyin, devrimi siz yapın,” diyor. “Ben her gün kırk kere kendimi yıkıp yeniden inşa ediyorum. Siz kırk günde bir yapın yeter,” diyor. Eğer Rojavalı gençlerle birlikte bir şey yapabilirsem en büyük hayalim odur. Onun dışındakiler benim için teferruat. Ama şunu da belirtmek istiyorum, sinemada da sanatta da siyasette de samimiyet çok önemli. Samimi olmayan, gizli planları olan hiçbir şey sanat eserine dönüşemiyor; çabuk tükeniyor, çabuk ölüyor. O yüzden samimi işler yapmanın peşindeyiz diyelim.

  • Türkiye’ye baktığınızda o sanatın, popülizmin içinden gelmiş biri olarak bugün oraya mesaj vermeniz gerekse ne dersiniz?

Derim ki kendinizi kurtarın, bu vicdan azabıyla yaşamayın. Bu vicdan azabı insanı insanlıktan çıkartır, insanı hesapçı, plancı, kendini düşünen, kendini kayıran, aslında hiçbir şey olamayan zavallı mahluklara dönüştürür. Gitgide de ona dönüşüyor. Ne güzel şairlerimiz ne güzel edebiyatçılarımız ne güzel oyuncularımız ne güzel yönetmenlerimiz vardı. Kaç senedir sanat eseri üretilemiyor Türkiye’de. Ya da doğru düzgün değil. Tabii ki büyük çaba var. Çok iyi romanlar da yazılıyor, takip etmeye çalışıyorum. Ama bir ülkenin şairi olmazsa -tabii ki Murathan Mungan’ları falan muaf tutarak söylüyorum- insanı olur mu? Bir ülkenin şairi olmazsa devrimcisi olur mu? Bizim onlara ihtiyacımız var. Herkes kendi vicdanıyla hesaplaşmalı ve herkes kendini kurtarmalı. Bu vicdan azabıyla yaşanamaz.

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

OpenAI, yapay zekanın güvenlik sınırlarını aşmasının ardından bilgilendiriyor

Next Post

Arón Piper kimdir, kaç yaşında? Oyuncu Arón Piper dizi ve filmleri

Related Posts

Tülay Hatimoğulları Gimgim’da JES nöbetini ziyaret etti
Kürt Meselesi

Tülay Hatimoğulları Gimgim’da JES nöbetini ziyaret etti

27 Eylül 2026
Cevdet Yılmaz: Kurulun ikinci toplantısı yapılacak
Kürt Meselesi

Cevdet Yılmaz: Kurulun ikinci toplantısı yapılacak

27 Eylül 2026
Amed kitap fuarı: Zeki Bayhan’ın kitapları imzalandı
Kürt Meselesi

Amed kitap fuarı: Zeki Bayhan’ın kitapları imzalandı

27 Eylül 2026
Mezopotamya Psikoloji Kongresi’nde ‘terapi ve anadil’ ele alındı
Kürt Meselesi

Mezopotamya Psikoloji Kongresi’nde ‘terapi ve anadil’ ele alındı

27 Eylül 2026
Yemen’de çatışmalar: ‘Suudi Arabistan’ın pazar yeri saldırısında 50 kişi öldü’
Kürt Meselesi

Yemen’de çatışmalar: ‘Suudi Arabistan’ın pazar yeri saldırısında 50 kişi öldü’

27 Eylül 2026
Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için anma düzenlendi
Kürt Meselesi

Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için anma düzenlendi

27 Eylül 2026
Next Post
Arón Piper kimdir, kaç yaşında? Oyuncu Arón Piper dizi ve filmleri

Arón Piper kimdir, kaç yaşında? Oyuncu Arón Piper dizi ve filmleri

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter