Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yaşamını yitiren Tahir ve Fatih Yaviç’i anlatan aileleri, çocuklarının Kürdistan için şehit olduklarını belirterek, ‘Serok Apo’nun başlattığı barış sürecine hazırız. Bu sorun çözülürse, en azından şehit çocuklarımızın acısı diner’ dedi
Kürdistan’da 1990’lı yıllarda yaşanan baskı, katliam ve saldırılar Yaviç ailesinin yaşamında da derin izler bıraktı. Baskı ve direnişin iç içe geçtiği yıllarda dünyaya gelen Agir Adar (Tahir Yaviç) ile Fatih Yaviç’in yaşamı, çocukluklarından itibaren yurtseverlik bilinciyle şekillendi. Aynı mücadele çizgisinde buluşan iki kardeşten Tahir Yaviç, Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplo sürecine tepki olarak yüzünü gerillaya döndü. Fatih Yaviç de abisinden kısa bir süre sonra gerilla saflarına katılarak mücadeleye yöneldi.
Tahir Yaviç, 2007’de Erzincan’da, Fatih Yaviç ise 2017’de Xakurkê’de şehit düştü. Kürdistan’da yaşanan baskıların gölgesinde büyüyen iki kardeşin hikayesi, ailenin tanıklığında direniş ve mücadeleyle iç içe geçen bir yaşamın izlerini taşıdı. Baba Kudret Yaviç, İstanbul’a gelişlerini ve ailesinin hikayesini şöyle anlattı:
“1997 yılında İstanbul’a geldik. Ağrı’dan çıktığımızda 10 yaşındaydım. Devletin zulmünden dolayı çıktık; bizi köyümüzden, arazilerimizden çıkardılar. Beş defa göç etmek zorunda kaldık. Her seferinde farklı köylere gidiyorduk. Babam beş yıl boyunca eziyet çekti, biz çocuktuk. Sekiz erkek, dört kız kardeştik. Babam bizi okuttu. Yurtsever ve yoksulduk. ‘Gördüğümüz zulme karşı mücadele edeceğiz’ dedik. Çocuklarım da kendi istekleriyle gitti. Biz İstanbul’daydık, çocuklarım buradan gitti. Burada çalışıyorlardı ama parti hep akıllarındaydı. Hepimiz partinin içindeydik. Ben kendim tanıyordum, zaten başka bir yola gideceklerine ihtimal vermiyordum. Yurtsever oldular, topraklarını, ülkelerini sevdiler. Benim zorlamamla değil, kendileri bilinçlendi.”
‘Cennet Kobanê’dir’
Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplo sürecinde Tahir Yaviç’in 1999 yılında gerillaya katıldığını aktaran baba Yaviç, oğlunun “hayalinin peşinden gittiğini” söyledi. Tahir’in ardından kardeşi Fatih Yaviç’in de aynı yolu tercih ettiğini belirten Yaviç, şöyle konuştu:
“Hayallerinin peşinden gitti. Fatih’in de hayalleri buydu. Biz ‘Gitme’ falan demedik, ‘Okulunu oku’ dedik. Annesi de ‘Oku’ dedi. Fatih, annesine gideceğini söylemiş. Bir keresinde annesine, ‘Cennet annelerin ayakları altında ama sen Kobanê’yi görmüyor musun? Cennet oradadır’ dedi.”
Fatih Yaviç’in 23 Temmuz 2017’de Xakurkê’de şehit düştüğünü belirten baba Yaviç, Fatih’in de abisi Tahir gibi Agir Adar adını aldığını söyledi.
‘Serok Apo’nun başlattığı barış sürecine hazırız’
Tahir’in Erzincan’da şehit düştüğünü, cenazesini ise Trabzon’da teslim aldıklarını belirten baba Yaviç, barış sürecine ilişkin mesaj vererek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Serok Apo’nun başlattığı barış sürecine hazırız. Halktan da rica ediyoruz; onlar da hazır olsunlar, onun elini güçlendirsinler. Bu mesele sonuçlansın. Bu sorun çözülürse, en azından şehit çocuklarımızın acısı diner.”
‘Irak’a gittiğini söylediği an katılım sağladığını anladım’
Fatih ve Tahir’in annesi Sena Yaviç ise, Fatih’in en son arkadaşını görmeye gideceğini söylediğini ve ardından günlerce haber alamadığını belirterek, “Diğer oğlum geldi ve ‘Anne, Fatih Irak’ta. Bana telefon etti, anneme söyle, hakkını helal etsin, dedi. Ben de ‘Keşke telefonu bana verseydin oğlum’ dedim. Telefonun yabancı birine ait olduğunu, konuşmanın ardından da hemen kesildiğini söyledi. Irak’a gittiğini söylediği anda, katılım sağladığını anladım. Sonrasında bir daha hiç haber alamadık” diye anlattı.
Çocuklarının Kürdistan için şehit düştüğünü belirten Sena Yaviç, onların doğru bir yolda mücadele ettiğine inandığını ifade etti.
‘Şehitlerin amaçları için mücadelemize devam edeceğiz’
Tahir ve Fatih’in abi Cevdet Yaviç de iki şehit kardeşin ağabeyi olmaktan onur duyduğunu belirterek, onların anılarına bağlı kalacaklarını vurguladı. Abi Yaviç, aile adına Özgürlük Hareketi’ne bağlılık mesajı verirken, şehitlerin çizgisinin korunması ve sahiplenilmesi gerektiğini ekledi. Cevdet Yaviç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İki şehit abisi olarak, şehitlerimiz şahsında tüm şehitleri saygı, sevgi ve minnetle anıyorum. Anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Onlara verdiğimiz sözü bugünden sonra da yerine getireceğiz. Şehitlerin amaçları için mücadelemize devam edeceğiz. Fatih, açıklamasında da bahsetmişti; PKK’yi henüz çocuk yaşta tanıdık. Aile adına öncelikle Serok Apo’ya ve Özgürlük Hareketi’ne başsağlığı diliyoruz. Önderliğimizle gurur duyuyoruz. Özgürlük Hareketi’ne bağlıyız, Hareket’le gurur duyuyoruz. Aile olarak üzerimize düşen görev ve sorumlulukları bundan sonra daha fazla yerine getireceğiz.
Şehitler çizgisini ve şehitler gerçeğini zaten Önderlik de Özgürlük Hareketi yönetimi de yaptıkları açıklamalarla belirtti. Özgürlük Hareketi de şehitlerden dolayı üzgün. Onların üzüntüsü, bizim üzüntümüz ve halkımızın üzüntüsü özgürlüğe vesile olsun. Önderliğin ve Cemal arkadaşın açıklamaları üzerine fazla bir şey eklememize gerek yok. Bize düşen görev ve sorumlulukları, şehitlerin, Önderliğin ve Hareket’in çizgisinde yerine getirmeye çalışacağız.
Bu süreçte bize düşen görev ve sorumluluklar var. Önderlik gerçekliği, PKK çizgisi ve şehitler çizgisi birbiriyle bağlantılıdır. Bir aile olarak, yurtsever Kürt bir aile olarak, bu iki şehidin kardeşi olarak Özgürlük Hareketi’nden bir talebim var. Bakur’da Hareket’ten, arkadaşlardan talebimiz şu: Zaten bu bizim görevimiz de. Bakur’da Önderlik çizgisi, Hareket ve şehitlerin çizgisi kurumlarımızda, alanlarımızda, halkımızda, sokaklarda, köylerde ve şehirlerde yer edinmelidir. Önderlik çizgisi ve şehitlerin çizgisi korunmadığı, halk içerisinde bu çizgiyi iyi bir şekilde temsil etmediğimiz sürece sorunlar çıkacaktır. Bu çizgiye sahip çıkmamız lazım.
Eğer bugün şehitlerimiz için üzülüyorsak, bu üzüntüyü ancak onların çizgisini hayata geçirerek dindirebiliriz. Önderliğimiz 50-60 yıldır bu halka ve Hareket’e emek verdi. Bu şehitler Önderliğin şehitleridir, bu şehitler PKK’nin şehitleridir, partinin şehitleridir. Zaten Önderlik de ‘PKK şehitler partisidir’ diyor.
Önderlik bugün bu mücadeleye, bu şehitlere ve şehitlerin mücadelesine bağlı olarak Ortadoğu’da, Kürdistan’ın dört parçasında ve bütün dünyada büyük bir güç yarattı. Bu yüzden Önderlik, biz Kürtler için, hatta sadece biz Kürtler için değil, bütün Ortadoğu halkları ve hatta bütün dünya halkları için stratejik bir akıldır. Önderliğin stratejisinin, felsefesinin ve paradigmasının halk arasında hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunu hayata geçirirsek özgür olacağız; eğer Önderliğimize sahip çıkarsak…
Zaten Önderliğimiz de şehitler için üzgündür. Cemal arkadaş da çok üzgündü. Şehitlerin özellikleri ve mücadelesi hakkında Stêrk TV’de bir saatten fazla konuştu.”
Kaynak: ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































