Tetwan Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenen panelde, Kürt kültürü üzerindeki sembolik ve kültürel şiddet tartışıldı
Bedlîs’in Tetwan (Tatvan) ilçesinde, “Tetwan’da kültür var, sanat var, biz varız” şiarıyla düzenlenen 58’inci Kültür ve Sanat Festivali’nin 4’üncü gününde belediye konservatuvarında panel düzenlendi.
Panelin “Görünmeyen kültürel şiddet” konulu başlığında Kadın Kültür ve Sanat Derneği (KASED) Başkanı Saliha Ayata, “Kültürel yeniden inşa yöntemler” başlığında ise yazar Dilawer Zeraq konuşmacı olarak yer aldı.
Saliha Ayata, 3 Ağustos 2014 tarihinde DAİŞ tarafından Şengal’de Ezidî toplumuna yönelik gerçekleştirilen Şengal Katliamı’nı kınayarak sözlerine şöyle devam etti: “Festivaller kültür üzerine düzenlenir. Bizim kültürümüz de yıllardır soykırım tehdidi altında. Bu kırım kimi zaman sembolik şiddetle, kimi zaman da kültürel şiddetle yürütülüyor. Kültür meselesi Kürtler için çok önemli ve derin bir meseledir; son yüzyıldır kültür, Kuzey Kürdistan’da Kürtler için kendini ifade etme ve koruma alanıdır. Elbette devlet de bu savunmaya karşı bir savaş yürütmüştür. Kürtler sadece fiziksel şiddetle karşılaşmıyor, açık bir şekilde sembolik ve kültürel şiddete de maruz kalıyorlar.”
‘Halkın düşünüş biçimi de o halkın kültürüdür’
Daha sonra konuşan Dîlawer Zeraq, kültür ve mekân ilişkisinin önemli olduğunu ifade etti. Zeraq, “Kültür bir mekân üzerinde inşa edilir, somut bir şeydir. Kültür bir mekân üzerinde kendini var eder; bu mekân da bizim için Kürdistan’dır. Oturup kalkmamız, örf ve adetlerimiz, müziğimiz ve halayımız bizim kültürümüzdür. Fakat Kürt kültürü sadece müzik ve halaydan ibaret değildir. Bir halkın düşünüş biçimi de o halkın kültürüdür” şeklinde konuşt
Kürt kültürünün çok heybetli ve büyük olduğunu kaydeden Zeraq, egemenlerin köklü ve derin Kürt kültürü seviyesine ulaşamadığını ve bu nedenle saldırılarla yok etmeye çalıştıklarını belirtti. Zereq, “Demokratik bir zihniyet olmadığında insan kendi dışındaki kültürleri inkâr eder. Bu da beraberinde kültürel faşizmi getirir. Kemalizm başlangıçta bizi politik, akıl sahibi bireyler ve bir halk olarak kabul etmedi. On yıl önce biri ‘Kürtler kendi dillerinde ninnilerini söyleyebilirler’ diyordu. Bu zihniyet, bir kültürelleştirme, kültürel alana hapsetme zihniyetidir” diye konuştu.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































