DEM Parti Îdir Milletvekili Yılmaz Hun, Meclis’e sunulan kanun teklifinin bir ilk adım olduğunu belirterek, ‘Türkiye’deki bütün sorunlar artık açık bir şekilde konuşulacak. Bu sorunların ikinci aşamada, ciddiyetle ele alınması gerekiyor. Gerekli demokratik adımların acilen atılması gerekiyor’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan ve bir buçuk yılı aşkın süredir devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında, 5 Ağustos’ta Meclis’e sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun Teklifi, bugün saat 11.00’de Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak. Kanun teklifinin olumlu yönleri ifade edilmekle birlikte, birçok kesim, söz konusu teklifin eksik yönlerini de tartışmaya devam ediyor.
Teklif, sürecin ilerletilmesi ve kalıcı bir barışın tesis edilmesi açısından atılan ilk adım olması itibarıyla olumlu karşılanırken, mevcut haliyle Kürt meselesinin çözümünü karşılamaktan uzak olduğu, bu yönüyle önemli eksiklikler barındırdığı ifade ediliyor. Kürt tarafı ise teklifin, kendileri açısından bundan sonraki sürecin mücadele gerekçesini oluşturduğunu özellikle vurguluyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Îdir Milletvekili Yılmaz Hun, kanun teklifinde birçok eksiklik bulunduğunu ve teklifin yalnızca bir tarafın hassasiyetlerine göre şekillendiğini söyledi. Yasa teklifinin negatif barış sürecinden pozitif barış sürecine geçişi açısından ilk adım olduğunu, bunun da değerli olduğunu kaydetti.
‘Türkiye’de bir kapı açılıyor’
Yılmaz Hun, “Bu koşullarda tüm eksikliklerine rağmen birçok pozitif yanları da vardır. Mesele, yasalar geçtikten sonra bunun uygulama biçimidir. Türkiye’de bir kapı açılıyor. İkinci aşamada da artık pozitif barışın başlaması gerekiyor” dedi.
‘Devlette zihniyet değişliği gerekiyor’
Yılmaz Hun, sürecin yalnızca yasa değişiklikleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini önemle belirtti. “Bundan sonra; hem bürokraside, hem adliyelerde, hem okullarda yani devletin tüm kurumlarında değişim dönüşüm olması gerekiyor. Bir zihinsel değişimin olması lazım” dedi. Türkiye’nin önünde bu anlamda uzun bir yol bulunduğunu kaydeden Hun, Abdullah Öcalan’ın “Bin kilometrelik yolun ilk adımı atıldı” şeklindeki değerlendirmesine atıfta bulunarak, , “Gerçekten ilk adım çok kıymetli ve önemlidir. Bunlar başarıyla atlatılırsa, Türkiye için büyük bir şans olacak. Türkiye halkları ve Ortadoğu barışı için büyük bir şanstır” şeklinde ifadeler kullandı.
‘Bu yasaya gerçekten iyi niyetlerle yaklaşılırsa birçok sorun çözülecektir’
Kanun teklifinin daha bütünlüklü olması gerektiğini belirten Yılmaz Hun, “Bu yasada örneğin kategorik ayrım olmasını istemiyorduk. Tümünün tek seferde çözülmesini istiyorduk. Yine bu yasanın, Kürt halkının hassasiyetlerini de göz önüne almasını istiyorduk. Fakat, yasalar kadar niyetler de önemlidir. Şu an Türkiye’de birçok yasa, kanun zaten uygulanmıyor. Bu yasaya gerçekten iyi niyetlerle yaklaşılırsa birçok sorun çözülecektir” dedi.
‘Bu eşitsizliklerin tümü artık çözülmelidir’
Kürt halkının kültürel hakları, dili, kimliği ve anadili konusundaki engellemelerin bu aşamadan sonra daha hızlı bir şekilde gündeme gelmesi gerektiğini belirten Hun, “Bu yasa, bunun önünü açıyor. Bu saatten sonra bu sorunlar sadece Kürt halkının değil, tüm Türkiye halkının sorunudur. Bu eşitsizliklerin tümü artık çözülmelidir” dedi.
‘Örtü kaldırıldıktan sonra tüm sorunlar açığa çıkacak’
İzleme Komisyonu’nun toplumun farklı kesimlerine ve sivil toplum örgütlerine açık olması gerektiğini belirten Yılmaz Hun, bunun yasanın uygulanmasını ve diğer sorunların doğru temelde tartışılmasını sağlayabileceğini söyledi. Hun, “Türkiye’de birçok sorun ‘terör’ parantezine alınarak halkların gözünde meşrulaştırılıyordu. Sorunların üstü örtülüyordu. Bu örtü, şimdi bu yasa ile kaldırılıyor. Örtü kaldırıldıktan sonra Türkiye’deki tüm sorunlar açığa çıkacak” diye belirtti.
‘Gerekli demokratik adımların acilen atılması gerekiyor’
Yasa çıktıktan sonra Türkiye’nin önüne büyük bir ödevler silsilesi çıkacağını söyleyen Yılmaz Hun, “Türkiye’deki bütün sorunlar artık açık bir şekilde konuşulacak. Demokrasi sorunu, ifade özgürlüğü meselesi, hapishanelerin doluluğu, kayyım politikaları görünür olacak. Bu sorunların ikinci aşamada, ciddiyetle ele alınması gerekiyor. Gerekli demokratik adımların acilen atılması gerekiyor. Bu kanun teklifi yasalaştıktan sonra Türkiye’nin en acil ihtiyacı budur” dedi.
‘Türkiye’de bir devrimin ön adımlarıdır’
Bu adımların halklar açısından süreci inandırıcı kılacağını ifade eden Yılmaz Hun, “Şu anda halkların 100 yıllık politikalardan kaynaklı bir inançsızlığı vardır. Halkın bu sürece inanması ve sürece katılımı açısından bu demokratik adımların atılması gerekiyor. Bu zihinsel dönüşüm, bir devrim politikasıdır. Türkiye’de bir devrimin ön adımlarıdır” diye konuştu.
Türkiye’de “güvenlik” politikalarının artık sürdürülemez hale geldiğini söyleyen Yılmaz Hun, “Bu politikalar artık kilitlenmiş bir mevzudur. Bu kilitlerin açılması gerekiyor. Halkın da devletin de iktidarın da bu pandoradan kurtulması gerekiyor. Türkiye’den 2016’dan beri hukuk bir tarafa bırakıldı. Halklar, kadınlar, gençler, muhalifler bir bütün olarak 10 yılımızı hukuksuz geçirdik” dedi.
Kürdistan kentlerine atanan kayyımların da 100 yıldır devam eden politikaların bir sonucu olduğuna dikkat çeken Hun, şunları söyledi:
“Kayyımlar atandığında da ilk yaptığı iş, kültürel ve politik olarak Kürt halkının kimliğini temsil eden bütün kurumları, Kürt dilinin geliştirilmesi, kimliğinin, kültürünün, dilinin gelişmesinin önündeki bütün kurumları kapatmak oldu. Aynı zamanda yayın organlarını, derneklerini kapattı. Kadınların kendini örgütlediği ve var olmaya çalıştığı dernekleri kapattı. Yani Türkiye tamamıyla güvenlikçi politikalarla zapturapt altına alındı. Bu artık tıkanmış bir süreçti. Türkiye’nin hem iç politikada hem dış politikada, bir tıkanmayı yaşadığı görüldü. Bu tıkanma artık sürdürülemez bir noktaya gelmişti.”
‘TCK ve TMK değiştirilmeli’
Sürecin bundan sonraki aşamasında atılması gereken adımlara da değinen Yılmaz Hun, “Öncelikle şu anda var olan TCK ve TMK acil bir şekilde değiştirilmeli. Ardından da bir anayasal değişiklik ihtiyaç var bu ülkede. 12 Eylül’ün eseri olan anayasanın artık sürdürülemez olduğunu herkes gördü. İktidar da bunu görüyor muhalefet de” dedi.
Sürecin toplumun örgütlü mücadelesiyle başarıya ulaştırılabileceğine dikkat çeken Hun, son olarak şunları söyledi:
“Süreci buraya kadar halkların direnişi getirdi. Dolayısıyla bundan sonra halklara daha çok görev düşüyor. İnsanların örgütlenme ortamı oluşma zorunda. Toplum üzerindeki o güvenlikçi politikalar ortadan kalkmak zorunda. 100 yıl boyunca uygulanan asimilasyon politikalarının ortadan kaldırılmasıyla beraber halklar, artık kendini örgütleyerek en büyük güç olacak. Bu tür süreçler, örgütlü toplum olmadığı sürece iktidarın insafına bırakılamaz. Özgür yaşamak isteyen, eşit yaşamak, adil yaşamak isteyen toplum örgütlemek zorundadır. Toplum örgütlenerek demokratik olanaklarını genişletmelidir.”
Haber: Sema Bingöl\MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



































