Gezi Davası kapsamında cezaevinde tutulan Can Atalay, ‘çerçeve yasa’ teklifine ilişkin açıklama yaptı. Kürt sorununun silahların ve şiddetin gölgesi olmadan tartışılabilmesinin önemine işaret eden Atalay, barış sürecine destek verilmesi çağrısında bulundu
Gezi Davası kapsamında dört yıldan uzun süredir cezaevinde tutulan avukat Can Atalay, Meclis Genel Kurulu gündeminde yer alan “çerçeve yasa” teklifine ilişkin açıklama yaptı.
Atalay, Adalet Komisyonu’nda kabul edilen 12 maddelik yasa teklifinin “şiddetsiz siyaset” ortamının tesisi açısından taşıdığı öneme vurgu yaparak, 4 Mart 2025 tarihinde kaleme aldığı açıklamasını sosyal medya hesabı üzerinden yeniden paylaştı.
Sosyal medya hesabından yayımlanan metinde Atalay, şiddetsiz bir siyaset ortamının inşası için her yurttaşın ve her kurumun önemsemesi gereken güçlü bir çağrının yapıldığını belirtti. Kürt sorununun silahların ve şiddetin gölgesi olmadan tartışılabilmesinin önemine işaret eden Atalay, açıklamasında şu hususlara yer verdi:
“Şubat 2025’te ‘silahların bırakılması’ çağrısından hemen sonra ülkemizde; Anayasanın, yasaların, başta TBMM olmak üzere kurumların, kuralların askıda olduğunu dikkat merkezimizden kaçırmadan ama Kürt Sorunu’nda ‘silahlara veda çağrısı’nın başlatacağı yeni bir siyaset ortamını heba etmeden sürecin ülkemiz ve bölgemiz için önemli sonuçları olacağını açıkladım.
Bugün de ülkemizde demokratik siyaset ortamının bir yıl öncesine göre daha olumsuz olduğunun altını çizerek ‘şiddetsiz siyaset’ adımları önemlidir. 4 Mart 2025 tarihli açıklamamı tekrar paylaşıyorum.
‘Şiddetsiz bir siyaset ortamı oluşturmak için’ her yurttaşın, her kurumun önemsemesi gereken çok güçlü bir çağrı yapıldı. Bir an için Anayasa’nın askıda olduğunu unutalım. Bir an için hukukun en dipte, keyfiliğin dorukta olduğunu unutalım. Bir an için her türlü demokratik talep gibi Kürt yurttaşlarımızın demokratik taleplerinin demokratik bir ortam olmadan serpilip gelişemeyeceğini, atılan adımların güvenceye kavuşamayacağını, kalıcı olamayacağını da unutalım.
Şimdi, Kürt Sorunu’nun silahların gölgesi olmadan, şiddetsiz bir ortamda konuşulabilmesi için, ‘önce barış’ diyen, ‘şiddetsiz bir siyaset ortamı’ için yapılan çağrıya dikkat kesilelim. Yakılmaya çalışılan barış ateşinin, her yönden esen sert siyaset fırtınalarıyla sönmemesi için çevresini kuşatalım. Toplumsallaşması için sahip çıkalım.
‘Her ileri adım önemlidir’
Kürt Sorunu üzerinden şiddetin gölgesinin kaldırılması çabaları yeni toplumsal ve siyasal mutabakatlar için bir fırsat olabilir. Bu çabanın karşılığı verilmelidir. Barışçı bir ortamda bütün görüşlerin özgürce kendini ifade edebilmesi, derinlemesine konuşulup tartışılması ‘fiili durumlar’a, siyasetin hoşgörüsüne bırakılamaz. Önceki yılların ‘fiili durumlar’ının sonuçlarını yaşamaktayız. Şiddetin siyasetten dışlanması adımları siyasetten gelen demokratik adımlarla karşılık bulmalıdır.
Sorunun çözümü geniş bir toplumsal mutabakat gerektiriyor. Toplumsal ve siyasal desteği genişletmenin ilk adımı Meclis’i çözüm odağı olarak işlevli kılıp süreci şeffaflaştırmaktır. Acilen, önceki yıllarda yasal güvencelere bağlanmadan atılmış adımların ceremesini yaşayanları özgürleştirme, Kürt yurttaşlarımızın seçme iradesini yok eden kayyumluk vesayetine son vermektir. Her ileri adım önemlidir. Dikkate alınmayı hak eder. Ve şimdi başta ‘unutalım’ dediklerimizin hepsini yeniden hatırlayalım.
Cumhuriyetimizi demokratikleştirmek için; hukukun, yasaların, kurallı, kurumlu bir işleyişin kazanılması için, Kürt yurttaşlarımızın demokratik talepleri için, eşit ve özgür bir Türkiye için yürüyüşümüze devam edelim.”
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



































