Avukat Mesut Beştaş, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kalıcı bir sonuca ulaşabilmesi için güvenlikçi yaklaşımın ötesine geçilmesi ve toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini belirterek, ‘Amaç gerçekten barışı toplumsallaştırmaksa toplumu temsil eden kesimler de süreçte yer almalı’ dedi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunu 8 Meclis’te kabul edilmesinin ardından 18 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlandı. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, ilk toplantısını dün gerçekleştirdi.
Avukat Mesut Beştaş, kanuna dair değerlendirmelerde bulundu.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin almış olduğu fesih ve silahsızlanma kararına rağmen, hükümetin bugüne kadar belirgin bir adım atmadığını belirten Mesut Beştaş, “Ancak bu yasayla şu ortaya çıktı ki; artık hükümetin veya devletin bir adım atmak zorunda kaldığı bir süreçle karşı karşıyayız” dedi.
‘Hükümet yasayı pazarlık konusu yapıyor’
PKK’nin kendisini feshetmesiyle sürece pazarlık zemininde yaklaşmadığının ortaya konduğunu belirten Mesut Beştaş, yasanının çıkış yönteminde hükümetin pazarlık içerisinde olduğunu ifade etti.
Mesut Beştaş şunları belirtti:
“Bu sonuca nasıl ulaşıyoruz; Aslında Türk hukuk sisteminde çok da görülmemiş bir yöntem uygulanıyor. Yasa yürürlüğe giriyor ama hayata geçirilmiyor. İkincisi birkaç boyutuyla belli bir kesimi kapsam dışında tutuyor. Yani, ‘Ben adım attım’ demek için çıkarılan bir yasaya benziyor. Aynı zamanda bu yasanın uygulanmasının önüne ‘Milli Güvenlik Kurulu (MGK) karar alacak’ ön koşulu ileri sürülüyor. MGK’nin kararı da yetmiyor. Cumhurbaşkanı Resmi Gazete de PKK’yi ‘terör’ listesinden çıkarma kararı verecek. Ondan sonra bu yasa uygulanacak. Bu bir miktar dürüst olmadıklarını ortaya koyuyor. Bu yönüyle bütün uygulamaları idari merciler kararına bırakarak ne kadar güçlü bir pazarlık yaptığını da ortaya koymuş oluyor.”
‘İlk olarak yöneticiler yararlanmalıydı’
Bunun “yasa hiçbir anlama gelmiyor” anlamına gelmediğini belirten Mesut Beştaş, Kürtlerin veya PKK’nin bir taraf olarak kabul edilip bu doğrultuda Meclis’ten bir yasanın çıkarılmasının çok önemli olduğunu söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ve 2005 öncesi dosyaların yasanın dışında bırakılmasının, 200 yöneticinin yasadan yararlanmayacak olmasının, süreçte aksamalara yol açacağına dikkat çeken Mesut Beştaş, “Bana kalırsa bu sürecin sonlandırılması için ilk bu yöneticilerin yararlanması gerekiyor. Eğer siz sonuç almak istiyorsanız, ‘Buyurun gelin önünüz açık. Ovaya inin’ diyeceksiniz. Onlar ovaya indiğinde zaten yönlendirdikleri insanlar da hayli hayli ovaya inecektir. Yani bakıyoruz hükümet tam tersi bir yaklaşım içerisinde. Bu da açıkçası insanlarda sürece ilişkin hükümetin duruşu ile ilgili kuşku uyandırıyor” diye belirtti.
Devletin ve diğer tüm kesimlerin, sürecin dış müdahalelere açık bir pozisyonu olduğunu söylediğini belirten Mesut Beştaş, “Yöneticileri, Başkanını (Abdullah Öcalan), kurucu başkanını, bu hareketin zihniyetini elinizin altında esir olarak tutup veya sınırlandırıp aynı zamanda yöneticilerine de, ‘Şimdi gelmeyin’ derseniz olmaz. Bu noktada bence hükümetin, devletin kendi yaklaşımını gözden geçirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Toplumu temsil edenler yer almalı’
Yasa kapsamında kurulacak güvenlik bürokrasisinin içerisinde yer alacağı kurula işaret eden Mesut Beştaş, “Devlet açısından ve aynı zamanda devletin karşısında yer alanlar açısından da bir güvenlik meselesidir. O yüzden böylesi süreçlerde güvenlik mensuplarının süreçte yer alması yadsınamaz. Ama eğer amaç gerçekten barışı toplumsallaştırmaksa o zaman güvenliği temsil eden insanların yanına toplumu temsil eden kesimlerin de yer alması gerekiyor. Bunun olmazsa olmaz olduğunu da söyleyebilirim. Çünkü bu güvenlikçi mantıkla bakan insanların tek başına bu işlerle ilgilenmesi veya bu sorunun çözümüyle görevlendirilmeleri, özgürlük ve güvenlik dengesini mutlak bir şekilde bozabilecek potansiyele sahip olduğunu ortaya koyar. Bu şartlar barışın kurulmasını geciktirecek şartlar değil tam tersine bir an önce barışın sağlanmasına hizmet etmeli” şeklinde konuştu.
Haber: Rukiye Payiz Adıgüzel / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































